Giriş
Hazine Müsteşarlığından:
14.05.2008
5684 SAYILI SİGORTACILIK KANUNA İSTİNADEN ÇIKARILAN; SERMAYE
YETERLİLİĞİ, TEKNİK KARŞILIKLAR VE FİNANSAL RAPORLAMAYA
İLİŞKİN YÖNETMELİKLER İLE İLGİLİ SORULARA İLİŞKİN SEKTÖR
DUYURUSU
(2008/24)
Madde 1
1. Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Teknik Karşılıklarına ve
Bu Karşılıkların Yatırılacağı Varlıklara İlişkin Yönetmelik (Teknik
Karşılıklar Yönetmeliği) Hakkındaki Sorular
1.1. Yönetmeliğin “Kazanılmamış Primler Karşılığı” başlıklı 5 inci maddesinin
beşinci fıkrasında yer alan “üretim gider payı”nın açıklanmasına ihtiyaç
duyulmaktadır.
Bilindiği üzere; Yönetmeliğin 5 inci maddesinin beşinci fıkrası “Aracılara ödenen komisyonlar,
reasüröre devredilen primler nedeniyle alınan komisyonlar, üretim gider payları ile bölüşmesiz
reasürans anlaşmaları için ödenen tutarların gelecek dönem veya dönemlere isabet eden kısmı
ertelenmiş gelirler ve ertelenmiş giderler hesapları ile diğer ilgili hesaplar altında
muhasebeleştirilir.” hükmünü amirdir. Söz konusu fıkrada bahsedilen “üretim gider payı”ndan;
tarifelerin hazırlanması, sigorta poliçelerinin düzenlenmesi, tarife primlerinin tahsil edilmesi,
personel ve ilgili diğer giderler için hesaplanan miktar anlaşılmalıdır. Bununla birlikte; yalnızca
kazanılmamış primler karşılığı ayrılan yıllık yenilenen sigorta teminatı içeren bir yıldan uzun
süreli sigorta sözleşmeleri için “üretim gider payı” ertelemesi yapılacaktır.
1.2. Yönetmeliğin 5 inci maddesinin beşinci fıkrası ile ilgili olarak; reasürans
anlaşmalarında yer alan “kar komisyonu”nun ertelenmiş gelir ve gider
hesaplamaları karşısındaki durumunun açıklanmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Reasürans anlaşmalarında yer alan “kar komisyonu”, Yönetmeliğin 5 inci maddesinin beşinci
fıkrası gereği aracılara ödenen komisyonlar, reasüröre devredilen primler nedeniyle alınan
komisyonlar, üretim gider payları ile bölüşmesiz reasürans anlaşmaları gibi ertelenebilir.
1.3. 2007 ve öncesinde tanzim edilmiş olmakla beraber 2008 ve sonraki yıllarda yeni
prim tahakkuku yapılacak uzun süreli poliçeler için KPK hesaplamasının eski
yönteme göre mi yoksa yeni Yönetmelik hükmüne göre mi yapılması gerektiği
konusunda tereddüt hasıl olmuştur.
2007 ve öncesinde tanzim edilmiş olmakla beraber 2008 ve sonraki yıllarda yeni prim tahakkuku
yapılacak uzun süreli poliçelerin bu primleri için yapılacak KPK hesaplamasında yeni
Yönetmelik hükmü dikkate alınacaktır. Böylece, 2008 yılı sonuna gelindiğinde tüm poliçeler için
yeni sistemin uygulanıyor olması gerekmektedir.
1.4. 5 inci maddenin beşinci fıkrası bazı giderlerin ertelenmesine imkan
sağlamaktadır. KPK düzenlemesini içeren bu maddeden sadece KPK’ya tabi
poliçelere ait giderlerin ertelenebileceği ancak sadece matematik karşılık ayrılan
poliçeler için ise bu tip bir ertelemeye imkan bulunmadığı izlenimi
edinilmektedir.
Bilindiği üzere, uygulamada yıllık yenilenen sigorta teminatı içeren bir yıldan uzun süreli sigorta
sözleşmelerinde KPK uygulaması söz konusu olduğundan 5 inci maddenin beşinci fıkrası
içerisinde düzenlenen gider ertelemesi yapılabilmektedir. Bir yıldan uzun süreli sağlık, hayat,
ferdi kaza poliçelerinde ise bu aşamada gider ertelemesine imkan bulunmamaktadır. Bununla
birlikte, bu konu ile ilgili olarak çalışmalar Müsteşarlıkça başlatılmış olup durum daha sonra
tekrar değerlendirilecektir.
1.5. Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde düzenlenmiş olan devam eden riskler karşılığının
hesaplanmasında sadece KPK uygulamasına konu poliçelerin dahil olacağı
düşünülmektedir. Aksi halde, birikimli hayat sigortaları ile ilgili vade gelimi
ödemeleri oranın pay bölümünü artıracağından yanlış bir hesaplamaya neden
olacaktır. Konuya açıklık getirilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.
Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde düzenlenmiş olan devam eden riskler karşılığının
hesaplanmasında sadece KPK uygulamasına konu poliçeler dahil olacaktır.
1.6. Madde 6(2) çerçevesinde yapılacak yeterlilik testinde kullanılacak hasar prim
oranının ara dönemlerde son 12 aylık dönem için nasıl hesaplanacağı hususunda
tereddüt hasıl olduğu görülmektedir. Sayısal örnekleme ile konunun açıklanması
faydalı olacaktır.
Bilindiği üzere; Yönetmeliğin 6 ncı maddesi devam eden riskler karşılığını düzenlemektedir.
Yönetmeliğin 2 nci fıkrasında ise devam eden riskler karşılığı yeterlilik testinden
bahsedilmektedir. Yeterlilik testi ile ilgili sayısal örnek aşağıda yer almaktadır:
30/06/2008 tarihi itibarıyla hazırlanacak tablolarda;
*Muallak Tazminatlar Karşılığı (net) (30/06/2008 itibarıyla)...............600 YTL
*Ödenen Tazminatlar (net) (01/07/2007-30/06/2008 dönemi)..............800 YTL
*Devreden Muallak Tazminatlar Karşılığı (net)
(01/07/2007 Devreden Muallak Tazminatlar Karşılığı rakamı alınır) .........200 YTL
*Yazılan Primler (net) (01/07/2007-30/06/2008 dönemi)......................900 YTL
*Devreden KPK (net) (01/07/2007 Devreden KPK rakamı alınır).........600 YTL
*KPK (net) (30/06/2008 itibarıyla).........................................................500 YTL
Beklenen Net Hasar Prim Oranı = (600+800-200) / (900+600-500)
= %120
Beklenen H/P oranının %95’in üzerinde olması durumunda :
Fark * Dönem KPK = Devam Eden Riskler Karşılığı
Fark = %120 - %95 = %25
30/06/2008 itibarıyla ayrılması gereken devam eden riskler karşılığı : %25 * 500 =125 YTL
1.7. Yönetmeliğin 7 nci maddesi ile ilgili olarak aşağıda değinilen hesaplamaların
sayısal örneklerle açıklanmasının sektörde uygulama birliği sağlanması açısından
çok önemli olduğu düşünülmektedir.
1.7.1. Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında, muallak tazminat karşılığına
ilişkin hesaplamalarda rücu, sovtaj ve benzeri gelir kalemlerinin tenzil edilmesi
esası:
Mart 2008 tarihi itibarıyla yapılacak hesaplama için;
T1 : Mart 03 itibariyle muallak olan tazminat tutarlarından, Nisan 03-Mart 08 tarihleri arasında
tahsil edilmiş olan rücu sovtaj ve benzeri gelir kalemleri.
T2 : Mart 04 itibariyle muallak olan tazminat tutarlarından, Nisan 04-Mart 08 tarihleri arasında
tahsil edilmiş olan rücu sovtaj ve benzeri gelir kalemleri.
T3 : Mart 05 itibariyle muallak olan tazminat tutarlarından, Nisan 05-Mart 08 tarihleri arasında
tahsil edilmiş olan rücu sovtaj ve benzeri gelir kalemleri.
T4 : Mart 06 itibariyle muallak olan tazminat tutarlarından, Nisan 06-Mart 08 tarihleri arasında
tahsil edilmiş olan rücu sovtaj ve benzeri gelir kalemleri.
T5 : Mart 07 itibariyle muallak olan tazminat tutarlarından, Nisan 07-Mart 08 tarihleri arasında
tahsil edilmiş olan rücu sovtaj ve benzeri gelir kalemleri.
M1: Mart 03 itibariyle muallak tazminat tutarı
M2: Mart 04 itibariyle muallak tazminat tutarı
M3: Mart 05 itibariyle muallak tazminat tutarı
M4: Mart 06 itibariyle muallak tazminat tutarı
M5: Mart 07 itibariyle muallak tazminat tutarı
Ağırlıklı ortalama : (T1 + T2 + T3 + T4 + T5) / (M1 + M2 + M3 + M4 + M5) = %xx
Mart 2008 tarihi itibarıyla tenzil edilecek rücu, sovtaj ve benzeri gelir rakamı =
(Mart 2008 Tahakkuk Etmiş Muallak Tazminat Karşılığı * %xx)
1.7.2. Üçüncü fıkrada belirtilen gerçekleşmiş ancak rapor edilmemiş tazminat
bedellerinin hesaplanması esası. Maddede geçen prim, hayat sigortaları için
birikim primi ve masraf payı dahil brüt prim üretimi mi yoksa risk primi
üretimi midir?
Maddede geçen prim, hayat sigortaları için birikim primi ve masraf payı dahil brüt prim
üretimidir.
1.7.3. Yeterlilik testi hesaplama esası
Muallak tazminat karşılığı yeterlilik testi; Müsteşarlığımız tarafından hazırlanarak her hesap yılı
sonunda Sigortacılık Gözetim Sistemi aracılığıyla şirketlere gönderilecek muallak tazminat
karşılığı yeterlilik tablosu ile otomatik olarak hesaplattırılacaktır.
1.8. 7 nci maddeye göre muallak tazminat karşılığı;
a) Tahakkuk etmiş ve hesaben tespit edilmiş ancak daha önceki hesap
dönemlerinde veya cari hesap döneminde fiilen ödenmemiş tazminat bedelleri
veya bu bedel hesaplanamamış ise tahmini bedelleri,
b) Gerçekleşmiş ancak rapor edilmemiş tazminat bedelleri (önceki Yönetmelikte de
vardır),
c) Hesaplanmış veya tahmin edilmiş eksper, bilirkişi, danışman, dava ve
haberleşme giderleri de dahil olmak üzere tazminat dosyalarının tekemmülü için
gerekli tüm gider payları
sonucu bulunan tutarların toplamı olacaktır. Yönetmeliğe göre, bu hesaplamalarda
rücu, sovtaj ve benzeri gelir kalemleri tenzil edilmiş olarak dikkate alınacaktır.
Yönetmeliğin 7 nci maddesi uyarınca muallak tazminat karşılığı (a), (b) ve (c) maddelerinin
toplamından oluşur. Daha sonra, Yönetmeliğin 6 ncı maddesi uyarınca (a)+(b)+(c) toplamı
aktüeryal zincirleme merdiven metodu ile bulunan tutar ile karşılaştırılır. Büyük olan rakam
dönem muallak tazminatlar karşılığı olarak her hesap dönemi (3’er aylık dönemler) sonu
itibarıyla bilançoda yer alır.
Ayrıca, son olarak, Yönetmeliğin 7 ile 8 inci maddelleri uyarınca her hesap yılı sonu itibarıyla
muallak tazminat yeterlilik testi uygulanır.
1.9. 7 nci maddenin 19 uncu fıkrası ile ilgili olarak, dava aşamasında olan bütün
dosyalar için kaybetme ve kazanma ihtimali değerlendirilmeden tüm dosyalar için mi
karşılık ayrılmalıdır?
Yönetmeliğin 7 nci maddesinin 19 uncu fıkrası ile ilgili olarak, dava aşamasında olan bütün
dosyalar için kaybetme ve kazanma ihtimali değerlendirilmeden karşılık ayrılmalıdır.
1.10. 19 uncu fıkrada, “dava değerine rağmen bilirkişi raporu, fatura gibi kesin
kanıtlara dayanılarak tespit edilen tazminat tutarına dönem sonuna kadar işlemiş
gecikme faizi, avukatlık ücreti gibi masrafları da ilave ederek muallak tazminat
karşılık tutarı belirlenir.” ibaresi yer almaktadır. “gibi kesin kanıtlar” ifadesinin
eksper raporunu da içerip içermediğine açıklık getirilmesi faydalı olacaktır.
Muallak tazminat tutarı hesaplanırken; bilirkişi atanana kadar eksperin belirlemiş olduğu tutar
dikkate alınır. Bilirkişi atandıktan sonra karşılık tutarı; bilirkişinin hazırlamış olduğu rapora göre
revize edilir.
1.11. Yönetmeliğin 9 uncu maddesinde düzenlenen dengeleme karşılığı
hesaplamasında sadece yangın ve mühendislik branşlarında değil, kasko ve ferdi
kazada verilen deprem teminatlarının da dikkate alınacağı düşünülmekle
beraber bu hususun açıklanması faydalı olacaktır.
Bilindiği üzere; Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrası;”Takip eden hesap dönemlerinde
meydana gelebilecek tazminat oranlarındaki dalgalanmaları dengelemek ve katastrofik riskleri
karşılamak üzere kredi ve deprem teminatları için ayrılan karşılıktır.” hükmünü amirdir. Bu
kapsamda; Yönetmeliğin 9 uncu maddesinde düzenlenen dengeleme karşılığı hesaplamasında
sadece yangın ve mühendislik branşları ile verilen deprem teminatları değil, tüm branşlar ile
verilen deprem ve/veya kredi teminatları dikkate alınacaktır.
Dengeleme karşılığının serbest bırakılmasına ilişkin açıklama getirilmesi de uygun
olacaktır.
Şirketlerin yıllar itibarıyla ayırdıkları dengeleme karşılıkları, son beş yılın en yüksek tutarlı prim
üretimi rakamının %150’sine ulaşana kadar Yönetmelik kapsamında teknik karşılıkları
karşılayan varlıklara yatırılarak değerlendirilir. Daha sonra; prim üretimine bağlı olarak karşılık
(dengeleme karşılığı) rakamının bir önceki yıla göre daha düşük çıkması durumunda, aradaki
fark özsermayeye aktarılır. Özsermayeye aktarılan bu tutar, yedek olarak tutulabileceği gibi kâr
dağıtımına ya da sermaye artımına konu olabilir.
1.12. 11 inci maddenin 5 inci fıkrasında sayılan yatırım araçlarının teknik karşılıkları
karşılayan varlık olarak kabul edilip edilmediği konusuna açıklık getirilmesi
faydalı olacaktır.
Yönetmeliğin 11 inci maddesinin 5 inci fıkrası; “Şirketler portföylerinde bulundurdukları
varlıkların döviz, faiz ve piyasa riskleri gibi risklere karşı korunması amacıyla, Sermaye Piyasası
Kurulu’nun görüşü alınarak Müsteşarlıkça belirlenen esaslar çerçevesinde; opsiyon sözleşmeleri,
forward, finansal vadeli işlemler ve vadeli işlemlere dayalı opsiyon işlemlerine taraf olabilir.”
hükmünü amirdir. Buna göre; şirketler isterlerse serbest varlıkları ile söz konusu işlemlere taraf
olabilir. Bununla birlikte; bahse konu varlıklar teknik karşılıkları karşılayan varlık olarak kabul
edilemez.
1.13. Madde 13’te yer alan 1(h), (g) ve (ğ) ile
verilerek açıklanması faydalı olacaktır.
(3) nolu fıkraların sayısal örnek
1.13.1. Madde 13, 1(g) fıkrası için:
13 üncü maddenin (g) bendinden yer alan “Bankalarca sigorta sözleşmesi tutarının tamamına
ilişkin olarak sigorta sözleşmesinin düzenlenmesi aşamasında ödeme garantisi verilen kredi kartı
hesapları hariç ve alacaklar için teminat olarak verilmiş hazine bonosu, devlet tahvili, mevduat,
nakit ve dövizler tenzil edilmiş olmak üzere bir aracıdan olan alacak” tutarı şu şekilde
hesaplanabilir. Şirketin 270 YTL alacaklı olduğu bir acente, borçlarına karşılık 50 YTL
değerinde hazine bonosu, devlet tahvili, mevduat, nakit veya dövizi teminat olarak şirkete vermiş
olsun ve alacaklarının 70 YTL’lik kısmı da ödeme garantisi verilen kredi kartı kullanılarak
gerçekleştirilen taksitli üretimden kaynaklanıyor olsun. Bu durumda, (g) bendinde bahsedilen
alacak tutarı 270-70-50=150 YTL olarak bulunur. Şirketin 900 YTL brüt teknik karşılığı
bulunuyorsa, acentenin alacaklarının teknik karşılıkların %5’i olan 900*%5=45 YTL’lik kısmı
teknik karşılıkları karşılayan varlıklarda gösterilebilir, kalan 150-45= 105 YTL’sini teknik
karşılıkları karşılayan varlıklarda gösterilemez.
Aynı şekilde, şirketin 450 YTL alacaklı olduğu bir aracılık yapan banka, borçlarına karşılık
hiçbir varlığı teminat göstermemiş ve alacaklarının 150 YTL’lik kısmı da ödeme garantisi
verilen kredi kartı kullanılarak gerçekleştirilen taksitli üretimden kaynaklanıyor olsun. Bu
durumda, (g) bendinde bahsedilen alacak tutarı banka için 450-150-0=300 YTL olarak bulunur.
Banka alacaklarının teknik karşılıkların %20’si olan 900*%20=180 YTL’lik kısmı teknik
karşılıkları karşılayan varlıklarda gösterilebilir, kalan 300-180= 120 YTL’sini teknik karşılıkları
karşılayan varlıklarda gösterilemez.
1.13.2. Madde 13, 1(ğ) fıkrası için:
(ğ) bendi için de yukarıdaki rakamlar kullanılacak olursa ve ilave olarak aracılardan alacaklar
hariç diğer esas faaliyetlerden alacaklar toplamının da 90 YTL olduğu kabul edilirse, (tanım
gereği burada aracılık yapan bankalar düşünülmeyecektir) buna göre “bankalarca sigorta
sözleşmesi tutarının tamamına ilişkin olarak sigorta sözleşmesinin düzenlenmesi aşamasında
ödeme garantisi verilen kredi kartı hesapları hariç ve alacaklar için teminat olarak verilmiş
hazine bonosu, devlet tahvili, mevduat, nakit ve dövizler tenzil edilmiş olmak üzere, aracılık
yapan bankalardan olan alacaklar hariç, esas faaliyetlerden alacaklar” tutarı yukarıdaki
tanımlamamız çerçevesinde 150 (yukarıda hesaplanmıştı)+90=240 YTL olarak bulunur. Bu tutar
ise teknik karşılıkların %25’i olan 900*%25=225 YTL tutarından 15 YTL büyüktür. Buna göre
şirket esas faaliyetlerden alacaklardan aracılık yapan banka alacaklarının düşülmesinden sonra
kalan 240 YTL’nin 225 YTL’sini teknik karşılıkları karşılayan varlıklarda gösterilebilirken, 15
YTL’sini teknik karşılıkları karşılayan varlıklarda gösteremez.
1.13.3. Madde 13, 1(h) fıkrası için:
(h) bendinden yer alan “Kur riski olmayan şirketlerde döviz cinsinden yatırımların brüt teknik
karşılıkların % 30’unu aşan kısmı” ifadesine ilişkin ise öncelikle 4 üncü maddedeki tanımlara
göre kur riskinin “Şirketlerin döviz yükümlülükleri nedeniyle döviz kurlarında meydana
gelebilecek değişiklikler sonucu maruz kalabilecekleri zarar olasılığını” ifade ettiğini
hatırlamakta yarar bulunmaktadır. Buna göre döviz cinsinden yükümlülüğü bulunmayan şirketler
“Kur riski olmayan şirketler” olarak anlaşılmalıdır. Bu şirketlerin döviz cinsinden varlıklarının
(dövize endeksli tahvil ve bonolar, döviz cari, mevduat ve katılma hesapları gibi) teknik
karşılıkların %30’unu aşan kısmı teknik karşılıkları karşılayan varlıklarda gösterilemez. Döviz
cinsinden varlıklarının 300 YTL ve brüt teknik karşılıkları 900YTL olan bir şirket, bu tür
varlıklarının sadece 900*%30=270 YTL’lik kısmını teknik karşılıkları karşılayan varlıklarda
gösterilebilirken, bu tutarı aşan 30 YTL’lik kısmını teknik karşılıkları karşılayan varlıklarda
gösteremez.
1.13.4. Madde 13, üçüncü fıkra için:
Üçüncü fıkra için ise öncelikle Yabancı para yükümlülük kur riski oranının tanımı
hatırlanmalıdır. 4 üncü maddedeki tanımlara göre bu oran, “Şirketlerin yabancı para veya
yabancı paraya endeksli varlıkları toplamının, yabancı paraya endeksli yükümlülükleri toplamına
oranıdır. Buna göre aşağıdaki tablodan, oran ve orana göre yapılması gereken işlemler takip
edilebilecektir.
Yabancı para
yabancı Yabancı
veya yabancı
paraya para
paraya
endeksli yükümlülü
endeksli yükümlülükl k kur riski
varlıkları
eri toplamı oranını
toplamı
(YTL) (B) (%) (A/B)
(YTL) (A)
Oran %130’dan büyük olduğu için şirket
yabancı para veya yabancı paraya endeksli
varlıklarının ancak 70*%130=91 YTL’lik
kısmını teknik karşılıkları karşılayan varlıklarda
142,9 gösterilebilir.
Oran %70’den küçük olduğu için şirket bu oranı
artırıcı tedbirler almalıdır. (Bu tedbirler yabancı
para veya yabancı paraya endeksli varlıklarını
66,7 artırmak şeklinde olacaktır)
Oran %130’dan küçük, %70’den büyük olduğu
için şirketin pozisyonu Yönetmeliğe uygun olup
250 YTL’lik yabancı para veya yabancı paraya
endeksli
varlıklarının
tamamını
teknik
karşılıkları
karşılayan
varlıklarda
gösterilebilir.
83,3
1.14. Madde 13 çerçevesinde bir varlık birden fazla sınırlamaya konu ediliyorsa,
örneğin f bendinde banka hesabı aynı zamanda topluluk bankası ise, hangi
sınırlama geçerli olacaktır.
Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin (f) bendi “Bir bankada değerlendirilen mevduat, cari hesap ve
katılma hesaplarının brüt teknik karşılıkların %40’ını geçen kısmı ile şirketle aynı finansal
topluluk içerisinde bulunan bankada değerlendirilen mevduat, cari hesap ve katılma hesaplarının
brüt teknik karşılıkların %20’sini aşan kısmı teknik karşılıklara karşılık olarak gösterilemez.”
hükmünü amirdir. Buna göre; mevduat, cari hesap ve katılma hesapları şirketle aynı topluluk
içinde bulunan bankada değerlendiriliyorsa %20 kısıtı uygulanır. “Şirketle aynı finansal
topluluk içerisinde bulunan banka” ile kasıt; sigorta şirketinin de içinde bulunduğu topluluğa ait
banka’dır.
1.15. Yabancı ülke finansal varlıklarının teknik karşılıkları karşılayan varlık olarak
gösterilmesine ilişkin Tebliğ yayımlanana kadar, teknik karşılıkları karşılayan
varlıkların dışında kalan fonların yurtdışı yatırımlarda değerlendirilip
değerlendirilemeyeceğinin açıklanması faydalı olacaktır.
Teknik karşılıkları karşılayan varlıkların dışında kalan fonların yurtdışı yatırımlarda
değerlendirilmesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Teknik karşılıkları karşılayan
varlıkların yurtdışı yatırımlarda değerlendirilmesi ise ancak Yönetmeliğin 11 inci maddesinin
altıncı fıkrasında belirtildiği üzere; Müsteşarlıkça çıkarılacak Tebliğ’den sonra mümkün
olabilecektir.
1.16. KPK hesaplamasında uygulanacak olan Reasürans Komisyonu oranı yöntemi
01/01/2008 tarihinden itibaren düzenlenecek poliçeler için mi geçerli olacak
yoksa 2007 yılından 2008 yılına sarkan poliçeler için de yeni yöntem uygulanacak
mı?
KPK hesaplamasında uygulanacak olan Reasürans Komisyonu oranı yöntemi 01/01/2008
tarihinden itibaren düzenlenecek poliçeler için geçerli olacaktır. Bununla birlikte; 2007 yılında
tanzim edilmiş poliçeler için 2008 yılında zeyil yapıldığında bu zeyiller için de yeni yöntem
geçerli olacaktır.
1.17. 18/07/2007 tarihinde yayımlanan Hayat Sigortaları Yönetmeliği gereği aracıya
ödenen komisyonlar, sigortalıdan kesilenden farklı olabilmektedir. Bu durumda;
“aracıya ödenen komisyonlar” için hangi değer dikkate alınmalıdır?
Bu durumda; “aracıya ödenen komisyonlar” için sigortalıdan kesilen değer değil, gerçekten
aracıya ödenen komisyon dikkate alınacaktır.
1.18. KPK tahakkuk üzerinden hesaplanmaktadır. Aracıya ödenen komisyonlarda
“ödenen” dendiği için, hangi değerin alınacağı hususunda tereddüte
düşülmüştür.
Bilindiği üzere; muhasebe kayıtlarının tamamı tahakkuk üzerinden hesaplanmaktadır. Bu
kapsamda, adı “ödenen” olmasına karşın “Aracıya Ödenen Komisyonlar” hesabı fiilen ödenen
tutarlar üzerinden değil, tahakkuk eden değerler üzerinden hesaplanacaktır.
1.19. Kazanılmamış primler karşılığı ayrılmayıp, aktüeryal matematik karşılık
ayırdığımız poliçeler için de KPK ile ilgili hesaplamalar yapılacak mıdır? İlgili
açıklama, Teknik Karşılıklar Hakkında Yönetmeliğin KPK ile ilgili maddesinde
tanımlandığı için bu hususta tereddüt oluşmuştur.
Teknik Karşılıklar Yönetmeliği’nin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere;
şirketler matematik karşılık ayrılan sigorta sözleşmeleri hariç diğer sözleşmeler için
kazanılmamış primler karşılığı ayırmak zorundadır. Bu kapsamda, aktüeryal matematik karşılık
ayrılan poliçeler için KPK ile ilgili hesaplamalar yapılmayacaktır.
1.20. Yönetmeliğin muallak tazminat karşılığı ile ilgili 7 nci maddesinin 16 ncı
fıkrasında; “Dövize endeksli sigorta sözleşmelerine ilişkin tazminatlar öncelikle
sözleşmede yazılı olan kurdan değerlenir. Sözleşmede ödeme tarihindeki kurdan
ödenmesi kararlaştırılmış ise tazminatlar Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankasının Resmî Gazete’de ilan ettiği döviz satış kurlarına göre değerlenir”
ifadesi yer almaktadır.
Portföyümüzde yer alan dövize endeksli hayat sigortaları tarife teknik
esaslarında, tüm ödemelerin ödeme tarihindeki TCMB döviz alış kurundan
yapılacağı belirtilmektedir. Yönetmelikte yer alan ifadeden, ürünlerimizde
“ödeme tarihindeki kur” kullanıldığı için muallak tazminat karşılığı ayırırken
TCMB döviz satış kuru kullanılması gerektiği anlaşılmaktadır. Ancak, bu
konuda sektörde farklı görüşler oluştuğu öğrenilmiştir.
Yönetmeliğin ilgili fıkrasından anlaşıldığı üzere; dövize endeksli sigorta sözleşmelerine ilişkin
tazminatlar öncelikle sözleşmede / tarife teknik esaslarında yazılı olan kurdan değerlenir.
Sözleşmelerinizde “tüm ödemelerin ödeme tarihindeki TCMB döviz alış kurundan yapılacağı”
belirtilmekte ise, tazminatlar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Resmî Gazete’de ilan
ettiği döviz alış kurlarına göre değerlenir.
Madde 2
1 atıf
2. Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Sermaye Yeterliliklerinin
Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik Hakkındaki Sorular
2.1. 4 üncü maddede yer alan “ana şirket” ile ne kastedildiğinin açıklanması faydalı
olacaktır.
Anılan maddede yer alan “ana şirket” ifadesi ile bu yönetmeliğe göre Sermaye Yeterliliği
Tablosunu doldurmakla yükümlü olan Sigorta, Reasürans veya Emeklilik Şirketleri
kastedilmektedir.
2.2. 4 üncü maddede belirtilen özsermaye tanımının içinde yer alan iştirakler, bağlı
ortaklıklar ile ilgili öngörülen indirim formülasyonu ve amacı (finansal
varlıkların değerlemesini içerip içermediği, ödenmiş sermayenin endekslenmiş
halde olup olmadığı) daha net ve sayısal örnekleme yolu ile açıklanması faydalı
olacaktır.
X A.Ş. Tabloyu doldurmakla yükümlü sigorta, reasürans veya emeklilik şirketini
Y A.Ş. %r oranında hissesine X A.Ş.’nin sahip olduğu sigorta, reasürans veya emeklilik
şirketini
CY
Y şirketinin bilançosunda yer alan ödenmiş sermayesini göstersin.
Bu durumda X şirketi sermaye yeterliliğini hesaplarken özsermayesinden CY*%r tutarını
indirmelidir. Örnek sayısallaştırılırsa; X şirketi Y şirketinde %60 (r=60) oranında hisseye sahip
olduğunu ve Y şirketinin ödenmiş sermayesinin de 50.000.000 YTL (CY =50.000.000 YTL)
olduğunu kabul edelim. Bu durumda X şirketinin özsermayesinden düşeceği tutar (CY*%r)
50.000.000 YTL*%60 = 30.000.000 YTL olarak bulunur.
Söz konusu indirim, yukarıda ifade edildiği üzere sadece Y şirketinin sigorta, reasürans veya
emeklilik şirketi olması durumunda uygulanacaktır. Aslında Y şirketi de belirtilen özelliği
nedeniyle tabloyu doldurmakla yükümlüdür ve bu yükümlülük gereğince sermayesinin yeterliliği
değerlendirilmektedir. İndirim uygulanmaması halinde ise, zaten yeterliliği değerlendirilen Y
şirketinin sermayesinin, X şirketinin sermaye yeterliliği hesaplanırken ikinci defa dikkate
alınması durumu ortaya çıkacaktır. Bu itibarla, söz konusu şekilde mükerrer sayımın önüne
geçilmesi için X şirketinin özsermayesinden Y şirketinin sermayesinden X’in payına düşen
kısmın (30.000.000 YTL) düşülmesi gerekmektedir.
2.3. Yönetmelikten, 3 üncü maddesindeki “muallak tazminatlar karşılığı” tanımı ile
Teknik Karşılıklar Yönetmeliğindeki “muallak tazminat karşılığı”nın aynı tutar
olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bazı şirketlerden gelen yazılardan, Sermaye
Yeterliliği Yönetmeliğindeki “muallak tazminat karşılığı riski” hesabında
dikkate alınan muallak tazminat karşılığı tutarının Teknik Karşılıklar
Yönetmeliğinde belirtilen rücu, sovtaj ve benzeri gelir kalemlerinin
düşülmesinden sonra ulaşılan tutar olduğu konusunda tereddüt olduğu
anlaşılmaktadır. Konuya açıklık getirilmesi faydalı olacaktır.
Birliğe gelen yazılardan, Teknik Karşılıklar Yönetmeliğinde muallak
hasarlardan tenzil edilecek rücu, sovtaj vb. gelir kalemleri ile Müsteşarlıklarının
Birliğe muhatap 03.02.2005 tarih ve 6715 sayılı yazılarında belirtilen tazminat
ödendikten sonra rücu ihtimali olduğundan aktif hesaplara dahil edilen ve
(12)’li hesaplarda “rücu ve sovtaj yoluyla tahsil edilecek alacaklar”da takip
edilen tutarların birbiri ile karıştırıldığı anlaşılmaktadır.
İki kalemin farkının bir kere de Müsteşarlıkları tarafından ortaya konmasının
faydalı olacağı düşünülmektedir.
Soruda belirtildiği gibi, iki yönetmelikte de bahsi geçen “muallak tazminat karşılığı” tutarları
aynı olup, söz konusu karşılığa ilişkin hesaplamalarda (bu hesaplamalara sermaye yeterliliği
kapsamında yapılan hesaplamalar da dahildir) rücu, sovtaj, ve benzeri diğer gelir kalemleri
indirilerek dikkate alınmalıdır.
Diğer taraftan, 03/02/2005 tarih ve 6715 sayılı Genelgemizde, ödenen dosyalarla ilgili rücu
alacaklarının hangi durumlarda gelir kaydedileceğine ilişkin esaslar açıklanmaktadır. Ödenen
dosyalarla ilgili rücu ve sovtaj gelirlerinin muallak tazminat karşılığından düşülmesinin mümkün
olmadığı aşikardır. Muallak tazminat karşılığından düşülecek rücu, sovtaj ve benzeri gelir
kalemleri ise, Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Teknik Karşılıklarına ve Bu
Karşılıkların Yatırılacağı Varlıklara İlişkin Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında
belirtilen esaslara göre tenzil edilmelidir.
2.4. 8 2(m) maddesinde teminatlar içerisinde banka teminat mektupları
belirtilmemiştir. Banka teminat mektupları karşılığı tutarlar banka tarafından
garanti edildiğinden alacaklar için bir risk bulunmamaktadır. Bu bakımdan,
banka teminat mektuplarının da Yönetmelikte sayılan nakit, mevduat ve
bankalarca garanti edilen kredi kartı ödemeleri gibi alacaklardan düşülmesi
uygun olacaktır. Konuya ilişkin açıklama yapılması önem arz etmektedir.
Bilindiği gibi, kredi kartları bankalar tarafından belirli bir sözleşme ile şahıslara verilmekte olup,
kredi kartı kullanılarak yapılan ödemeler bankalarca garanti edilmektedir. Daha açık ifadesiyle,
bir mal veya hizmet karşılığında kredi kartı kullanarak ödeme yapılması halinde, banka söz
konusu mal veya hizmetin karşılığı tutarı, alıcı tarafından bankaya bir ödeme yapılıp
yapılmamasına bakmaksızın, satıcıya öder. Kısaca, kredi kartı kullanılan bir alışverişte, alacaktan
kaynaklanan risk satıcıdan bankaya transfer edilmiş olmaktadır.
Bankalarca garanti edilen kredi kartı ödemeleri ile “banka teminat mektupları”nın her ikisi de
birinci paragrafta belirtilen özellikleri taşımaktadır. Bankalar gerçek veya tüzel kişilere
yükümlülüklerine karşılık belli bir sözleşme çerçevesinde teminat mektubu verir. Bu kişilerin
sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirememesi halinde, ödeme banka
tarafından yapılır. Yani, alacaklı için edimin yerine getirilememesi ihtimalinden kaynaklanan
risk ortadan kalkmaktadır.
Bu ititbarla, “banka teminat mektuplarının”, “bankalarca garanti edilen kredi kartı ödemeleri”
gibi değerlendirilmesi gerekmektedir.
2.5. 2008/5 sayılı Genelge ekindeki tablo ile ilgili olarak;
2.5.1. Alacaklardan nakit, ipotek gibi teminatlar düşüldükten sonra (C17) hücre
sonucuna ulaşılmaktadır. Bu tutarlar toplam alacak tutarından (kümülden)
düşüldüğü için 25-29 (vadeye kalan gün) satırlarında nasıl yer alacağı
konusunda tereddüt oluşmaktadır. Teminatlar 25-29 satırlarından
hangisinden düşülmelidir?
Görüşümüz, söz konusu teminatların
alacaklardan düşülmesine en riskli gruptan başlanması yönündedir.
Vadeye kalan sürelerden kaynaklanan gerekli özsermaye tutarları hesaplanırken, alacak karşılığı
alınan teminatlar alacağın tahsil edilememesi durumunda işleme konulduğundan ve bu durumun
en erken, vadeye kalan süresi en kısa olan alacaklarda ortaya çıkması muhtemel olduğundan,
teminatların öncelikle vadeye 1-90 gün kalan alacaklardan düşülmesi gerekmektedir.
Uygulamanın belirtilen şekilde yapılması, ayrıca muhasebenin ihtiyatlılık prensibine de uygun
düşmektedir.
2.5.2. C.5 maddede, tüm alacaklar için senede bağlı olma şartı aranmaksızın UFRS
39 kapsamında değerleme yapılarak reeskont ayrılacağı hükmü yer
almaktadır.
Bazı şirketlerden gelen sorgularda 2007 sonu itibariyle alacak reeskontu
yapılmadığı ve dolayısıyla Genelge’de yer alan hükmüm karşısında tereddüt
oluştuğu ifade edilmektedir.
Görüşümüz, Finansal Raporlama Yönetmeliğinin 01.01.2008 tarihinde
yürürlüğe girmiş olmasından dolayı 2007 yılı hesapları için reeskont yapma
zorunluluğu olmadığından, Genelge hükmünün 2008 yılı ve sonrasında
yapılacak olan sermaye yeterliliği hesaplamasında dikkate alınması gerektiği
yönündedir. Konu ile ilgili Müsteşarlık açıklamasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Soruda ifade edildiği gibi, 2007 yılında alacaklara reeskont uygulanması zorunluluğu
bulunmamaktadır. Alacaklar için reeskont uygulanmayan ve bilançoda bu şekilde gösteren
şirketler tarafından Sermaye Yeterliliği Tablosunun doldurulması esnasında da reeskont
uygulanmaması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile 31/12/2007 tarihli Sermaye Yeterliliği
Tablosu ile bilançoda yer alan alacak tutarlarının aynı olması gerekmektedir. Buna göre, 2007
yılında alacaklarına reeskont uygulayan şirketlerin bu tutar üzerinden sermaye yetrliliği
tablosunu oluşturması gerekmektedir.
2.6. Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin (d) bendinde “Net: Reasüröre isabet eden
kısmının düşülmesi sonucu kalan tutarı” ifadesi yer almaktadır.
8 inci maddenin beşinci fıkrasında yer alan muallak tazminat karşılığı riski
hesaplamasında net muallak tazminat karşılığından bahsedilmektedir. Net
muallak tazminat tanımından bölüşmesiz reasürans hisselerinin de dikkate
alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Yazım riski ve reasürans riskinde ise sadece
bölüşmeli anlaşmalardan bahsedilmektedir.
Net tanımının bölüşmeli ve bölüşmesiz reasürans tanımlarının her ikisini de
içerip içermediği hususuna açıklık getirilmesi faydalı olacaktır.
“Net” ifadesi bölüşmeli ve bölüşmesiz reasürans tanımlarının hepsini içermektedir. Ancak,
Yönetmeliğin 8 inci maddesinin üçüncü ve altıncı fıkralarında, reasürans ve yazım riskinden
bahsedilirken sadece bölüşmeli reasürans anlaşmalarında reasüröre devredilen primlerin
düşülmesi hususu belirtilmektedir.
Bu itibarla, reasürans riski ile yazım riski hesaplanırken sadece bölüşmeli reasürans anlaşmaları
dikkate alınmalıdır. Ancak, Yönetmeliğin 8 inci maddesinin beşinci fıkrası çerçevesinde,
muallak tazminat karşılığı riski hesaplanırken, “net” tanımını gereğince, bölüşmeli ve bölüşmesiz
reasürans anlaşmalarının hepsi dikkate alınmalıdır.
Madde 3
3. Sigorta ve Reasürans Şirketleri ile Emeklilik Şirketlerinin Finansal
Raporlamaları Hakkında Yönetmelik Hakkındaki Sorular
3.1 Türkiye Muhasebe Standartlarına geçişte açılış bilançosunda, önceki yıllardan
kaynaklanan kıdem tazminatı karşılığı, izin ücret karşılığı vb. olumlu ya da
olumsuz farkların hangi muhasebe hesabında takip edileceği ve bu farkların ne
şekilde kullanılacağının açıklanması faydalı olacaktır.
Bilindiği üzere, bir işletmenin açılış UFRS bilançosunda kullandığı muhasebe politikaları,
UFRS’ye geçmeden önceki muhasebe ilkelerine göre sunulmuş aynı tarihli bilançosunda
kullandığı muhasebe politikalarından farklı olabilir. UFRS’ye geçiş tarihinden önceki olay ve
işlemler, düzeltme kayıtlarının yapılmasını gerektirir. Bu çerçevede, önceki yıllardan
kaynaklanan kıdem tazminatı karşılığı, izin ücret karşılığı vb. olumlu ya da olumsuz farkları
geçmiş yıllar karları/ zararları hesabında muhasebeleştirilmelidir.
3.2 Sektörde, 11. ve 14. maddeler çerçevesinde şirketlerin tüm ara dönem mali
tablolarının bağımsız denetimden geçirilmesi gerekip gerekmediği konusunda
tereddür hasıl olduğu anlaşılmıştır. Görüşümüz sadece ikinci üç aylık ve yılsonu
mali tablolarının bağımsız denetime tabi olduğu birinci ve üçüncü üç aylık mali
tabloların ise bu işleme tabi olmadığı yönündedir. Konunun bir kez de
Müsteşarlıklarınca açıklanmasında fayda görülmektedir.
Şirketler, yalnızca ikinci üç aylık finansal tabloları ile yıl sonu finansal tablolarını bağımsız
denetimden geçirmek zorundadır.
3.3 Yönetmeliğin ‘‘Belgelerin saklanması’’ başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrasında,
şirketlerin, sigortalılarından ve resmi ya da özel kurum ve kuruluşlardan aldıkları
mektup, telgraf, elektronik posta mesajı, ilam ve tebligatlar ile diğer yazıların
asıllarını veya kopyalarını 10 yıl süre ile saklamaları hüküm altına alınmıştır.
İkinci fıkrada yer alan hükümden ise; bu belgelerin mikrofilm, mikrofiş olarak
veya elektronik, manyetik veya benzeri ortamlara alınmış hallerinin de saklanma
işlemi olarak geçerli olacağı anlaşılmaktadır. Durumun teyidi faydalı olacaktır.
Diğer taraftan, madde ile elektronik posta mesajları da saklanması gerekenler
arasında yer almaktadır. Ancak, şirkete ve çalışanlara şirket faaliyetleri ile ilgili
her gün yüzlerce elektronik posta mesajı gelmekte ve şirket çalışanları tarafından
bu tip elektronik posta mesajları gönderilmektedir. Tüm bu mesajların şirket
gelen evrak veya giden evrak kaydına girilmesi ve takibinin yapılması mümkün
görülmemektedir.
Mektup, telgraf ve tebligatlar mevcut durumda da kayıt altına alınmaktadır.
Ancak, yukarıda da ifade edildiği üzere personelin elektronik posta mesajlarının
da bu kategoriye dahil edilmesi sağlıklı uygulamalar yapılmasını engelleyecektir.
Konunun tekrar değerlendirilmesinin ve uygulanabilecek bir sistem
yaratılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.
Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Finansal Raporlamaları Hakkında Yönetmeliğin
18. maddesinin ikinci fıkrasına göre şirketler, diğer kanunlar ile getirilen sınırlamalar saklı
kalmak kaydıyla, yasal defterler dışındaki belgeleri, Müsteşarlıkça yapılacak denetimlerde veya
istenmesi halinde ibraz edilebilecek şekilde mikrofilm, mikrofiş olarak veya elektronik, manyetik
veya benzeri ortamlarda saklayabilirler.
Belgelerin saklanabilmesi için, öncelikle şirketlerin iletişim araçları ile ilgili kuralları açık ve net
bir şekilde tanımlaması gerekmektedir. E-posta yolu ile iletişimde ise en önemli husus,
şeffaflığın temini ve kuralların belirlenmesidir. E-postalara evrak giriş tarih ve sayısı
verilmesinin çok zor olduğu ve böyle bir uygulamanın maliyetini de karşılayamayacağı aşikardır.
Ancak, anılan durum e-postaların evrak olarak değerlendirilmesinin ve saklanmasının önünde bir
engel olarak da görülmemektedir. Bunun için de, aşağıdaki yöntem gibi değişik yöntemlerin
uygulanması mümkün görülmektedir.
Bu yöntemde, şirketin hangi e-posta adreslerine gelen ve hangi e-posta adreslerinden çıkan
iletilerin şirket adına olduğunu belirlemesi gerekmektedir. Bu amaç doğrultusunda, kurumsal eposta adresleri tanımlanması bir yöntem olarak kullanılabilir (Hasar iş ve işlemleri için
hasar@xsigorta.com.tr, mali işler için mali@xsigorta.com.tr gibi). Bu durumda adres
tanımlaması şirketin büyüklüğüne, faaliyetlerine ve organizasyon yapısına göre değişiklik
gösterebilecektir. Personelin de şirket faaliyetleri ile ilgili olarak bu e-postaları kullanması için
yazılımsal önlemler de dahil olmak üzere değişik önlemler de alınması kayıp ve hata ihtimalini
azaltacaktır. Kurumsal e-posta tanımlama yöntemi şeffaflığı sağlayacağı gibi, kurumsal yapının
kuvvetlenmesini de sağlayacaktır. Ayrıca, e-postaları konularına göre farklı klasörlere kaydetme
hususunda kurallar da oluşturulabilir. (Hasarla ilgili e-postaların, posta kutusunda açılacak
“hasar” klasöründe saklanacağı şeklinde)
Yukarıdaki belirtildiği gibi kurallar oluşturulduktan sonra, ilave tedbir olarak, e-postaların
üzerinde tutulduğunda sunucuların düzenli olarak yedeklenmesi değişik sebeplerden ötürü epostaların kaybolmasının önüne geçecektir. Yedeklerin sıkıştırma teknolojileri kullanılarak
saklanması da sağlanarak fazla hafıza kullanımının önüne geçilmesi de mümkün bulunmaktadır.
Madde 4
4. Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Mali Bünyelerine
İlişkin Yönetmelik Hakkındaki Sorular
4.1 17 nci maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendinde yer alan ‘‘risk grubu’’ ifadesinin
tanımlanması uygun olacaktır.
Bir gerçek kişi ile eşi ve çocukları, bunların yönetim kurulu üyesi veya genel müdürü oldukları
veya bunların ya da bir tüzel kişinin birlikte veya tek başlarına, doğrudan ya da dolaylı olarak
kontrol ettikleri ya da sınırsız sorumlulukla katıldıkları ortaklıklar bir risk grubunu oluşturur.
Bir sigorta, reasürans, emeklilik şirketi ile bu şirketin nitelikli pay sahipleri, yönetim kurulu
üyeleri ve genel müdürü, bunların birlikte veya tek başına, doğrudan ya da dolaylı olarak kontrol
ettikleri ya da bunların sınırsız sorumlulukla katıldıkları veya yönetim kurulu üyesi ya da genel
müdürü oldukları ortaklıklar şirketin dahil olduğu risk grubunu oluşturur.
Yukarıda belirtilen risk gruplarının belirlenmesinde birlikte kontrol edilen ortaklıklar, bu
ortaklıkların kontrolünü birlikte sağlayan her bir hissedarın risk grubuna dahil edilir. Bu
maddenin uygulanmasında aralarında birinin ödeme güçlüğüne düşmesinin diğer bir veya
birkaçının ödeme güçlüğüne düşmesi sonucunu doğuracak boyutta kefalet, garanti veya benzeri
ilişkiler bulunan gerçek ve tüzel kişiler ilgili risk gruplarına dahil edilir.
Diğer taraftan, şirketin dahil olduğu risk grubu ile yaptığı işlemlere ilişkin bilgiler her türlü alım,
satım, devir, kefalet, garanti ve karşılıklı sorumluluk doğuracak işlemleri içermelidir.
Madde 5
5. Diğer
5.1 Sigortacılık Tek Düzen Hesap Planı Çerçevesinde Hazırlanmakta Olan Finansal
Tablolarda Kullanılan Anahtarların Usul ve Esaslarına İlişkin Genelge’nin
(Genelge No:1) 1 inci maddesinin (a) bendinin ilk paragrafına ilişkin bir örnek
verilmesinde fayda görülmektedir.
Bilindiği üzere; Sigortacılık Tek Düzen Hesap Planı Çerçevesinde Hazırlanmakta Olan Finansal
Tablolarda Kullanılan Anahtarların Usul ve Esaslarına İlişkin Genelge’nin 1 inci maddesinin (a)
bendinin ilk paragrafı “Şirketler tarafından hayat dışı teknik karşılıkları karşılayan varlıkların
yatırıma yönlendirmesinden elde tüm gelirler; teknik olmayan bölümden teknik bölüme aktarılır.
Şirketlerin elde etmiş oldukları diğer yatırım gelirleri ise teknik olmayan bölüm içerisinde
bırakılır.” hükmünü amirdir. Bu kapsamda; konunun daha iyi anlaşılmasını teminen aşağıdaki
örnek verilebilir:
A Şirketinin 31/12/2007 tarihi itibarıyla teknik karşılık rakamları toplamı 50 milyon YTL’dir.
(Hesap planındaki 35 + 45 nolu hesaplar alınır.) A Şirketinin; Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik
Şirketlerinin Teknik Karşılıklarına ve Bu Karşılıkların Yatırılacağı Varlıklara İlişkin
Yönetmeliğin 11 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında sayılan varlıklarının toplamı (teknik
karşılığa isabet eden tutar + serbest varlıklar) 80 milyon YTL kadardır. Bu varlıkların yatırıma
yönlendirilmesi sonucu elde ettiği toplam yatırım geliri 5 milyon YTL’dir. 5 Milyon YTL’nin ne
kadarlık kısmının teknik bölüme aktarılacağının bulunabilmesi için Şirketin teknik karşılık
rakamı ile yatırıma yönlendirilen tutar karşılaştırılır. 5 milyon YTL bu oran nispetinde dağıtılır.
Bu durumda teknik bölüme aktarılan tutar ; (50/80) * 5 = 3,125 milyon YTL, teknik olmayan
kısımda kalan tutar ise, 5 – 3,125 = 1,875 milyon YTL olacaktır. Yatırıma yönlendirilen
varlıkların değeri teknik karşılıklar rakamından düşükse, elde edilen mali gelirlerin tamamı
teknik kısma aktarılır.
5.2 Sigortacılık Tek Düzen Hesap Planı Çerçevesinde Hazırlanmakta Olan Finansal
Tablolarda Kullanılan Anahtarların Usul ve Esaslarına İlişkin Genelge’nin
(Genelge No:1) 3 üncü maddesinin (a) bendinde belirtilen kriterlerden poliçe
sayısı “grup poliçelerinde” nasıl hesaplanacaktır?
Bilindiği üzere; Genelgenin 3 üncü maddesinin (a) bendi “Teknik bölüm faaliyet giderleri
öncelikle Emeklilik ve Sigorta bölümlerine son 3 yılda üretilen ortalama emeklilik sözleşme
sayısı ve poliçe sayıları oranında paylaştırılır ((emeklilik gideri = (3 yıllık emeklilik sözleşmesi
sayısı / 3 yıllık emeklilik sözleşmesi sayısı + 3 yıllık poliçe sayısı )) . Sigorta bölümüne dağıtılan
giderler; hayat ve hayat dışı bölümlerine ise her bir bölüm için son 3 yılda üretilen poliçe sayısı,
brüt yazılan prim miktarı ile hasar ihbar adedinin toplam üretilen poliçe sayısı, brüt yazılan prim
miktarına ve hasar ihbar adedine oranlanmasıyla bulunan 3 oranın ortalamasına göre dağıtılır.”
hükmünü amirdir. Bahse konu bentte belirtilen poliçe sayısı; grup poliçelerinde sigortalanan kişi
sayısı olarak alınmalıdır. Örneğin; sağlık branşında yapılan bir grup sözleşmesiyle 1000 kişi
sigortalanmışsa, dağıtım anahtarı kapsamında poliçe sayısı 1000 alınmalıdır.