Giriş
TÜRK TİCARET KANUNU1
Kanun Numarası
: 6102
Kabul Tarihi
: 13/1/2011
Yayımlandığı Resmî Gazete : Tarih : 14/2/2011
Yayımlandığı Düstur
: Tertip : 5
Sayı : 27846
Cilt : 50
BAŞLANGIÇ
A) Kanunun uygulama alanı
Madde 1I - Ticari hükümler
MADDE 1- (1) Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî
Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu Kanundaki hükümlerle, bir ticari işletmeyi ilgilendiren
işlem ve fiillere ilişkin diğer kanunlarda yazılı özel hükümler, ticari hükümlerdir.
(2) Mahkeme, hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari işlerde, ticari örf ve âdete,
bu da yoksa genel hükümlere göre karar verir.
Madde 2II - Ticari örf ve âdet
MADDE 2- (1) Kanunda aksine bir hüküm yoksa, ticari örf ve âdet olarak kabul edildiği
belirlenmedikçe, teamül, mahkemenin yargısına esas olamaz. Ancak, irade açıklamalarının
yorumunda teamüller de dikkate alınır.
(2) Bir bölgeye veya bir ticaret dalına özgü ticari örf ve âdetler genel olanlara üstün
tutulur. İlgililer aynı bölgede değillerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe, ifa
yerindeki ticari örf ve âdet uygulanır.
(3) Ticari örf ve âdet, tacir sıfatını haiz bulunmayanlar hakkında ancak onlar
tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği takdirde uygulanır.
Madde 3III - Ticari işler
MADDE 3- (1) Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren
bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, bu Kanunda yer alan;
1)“Sanayi ve Ticaret Bakanlığı”, “Sanayi ve Ticaret Bakanlığının”, “Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca”,
“Sanayi ve Ticaret Bakanlığından”, “Sanayi ve Ticaret Bakanlığına” ibareleri sırasıyla “Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı”, “Gümrük ve Ticaret Bakanlığının”, “Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca”, “Gümrük
ve Ticaret Bakanlığından”, “Gümrük ve Ticaret Bakanlığına”,
2)“Ulaştırma Bakanlığınca” ibareleri “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca”,
3)“Denizcilik Müsteşarlığı”, “Denizcilik Müsteşarlığının”, “Denizcilik Müsteşarlığınca”, “Denizcilik
Müsteşarlığına”, “Denizcilik Müsteşarlığından” ibareleri sırasıyla “Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanlığı”, “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının”, “Ulaştırma, Denizcilik
ve Haberleşme Bakanlığınca”, “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına”, “Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından”,
şeklinde değiştirilmiştir.
IV – Ticari davalar, çekişmesiz yargı işleri ve delilleri2
Madde 41. Genel olarak
1 atıf
MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk
davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar
hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin
devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet
yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini
düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari
vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555
ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin
özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme
işlerine ilişkin düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve
ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen
havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.3
(2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların
sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir;
miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü
uygulanır. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/30 md.) Bu fıkrada belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı
Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır.45
Madde 52. Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler6
MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya
tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki
Bu üst başlık “IV - Ticari davalar ve delilleri” iken, 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 1 inci
maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan
“doğan hukuk davaları” ibarelerinden sonra gelmek üzere “ve çekişmesiz yargı işleri” ibareleri ve “ticari
dava” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi” ibaresi eklenmiştir.
22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yüz bin” ibaresi
“beş yüz bin” şeklinde değiştirilmiştir.
28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “beş yüz bin”
ibaresi “bir milyon” şeklinde değiştirilmiştir.
Bu madde başlığı “2. Ticari davaların görüleceği mahkemeler” iken, 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı
Kanunun 2 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.7
(2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde
bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret
mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret
davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı
yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya
birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz
sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.
(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/2 md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk
mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda
göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.
(4) (Değişik: 26/6/2012-6335/2 md.) Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı
çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı
verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder.
Madde 5/A3. Dava şartı olarak arabuluculuk
MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.)
(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan,
konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat
davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.8
(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde
sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.
B) Çeşitli hükümler
Madde 6I - Zamanaşımı
MADDE 6- (1) Ticari hükümler koyan kanunlarda öngörülen zamanaşımı süreleri,
Kanunda aksine düzenleme yoksa, sözleşme ile değiştirilemez.
Madde 7II - Teselsül karinesi
MADDE 7- (1) İki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari
niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda
veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar. Ancak, kefil ve kefillere,
taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi
yürütülemez.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “davalara” ibaresi
ise “davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine” şeklinde değiştirilmiştir.
28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi
olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi
tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.
(2) Ticari borçlara kefalet hâlinde, hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki
ilişkilerde de birinci fıkra hükmü geçerli olur.
III - Ticari işlerde faiz
Madde 81. Oran serbestisi ve bileşik faizin şartları
MADDE 8- (1) Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.
(2) Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz
yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç
sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz.
(3) Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır.
(4) Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırı olarak işletilen faiz yok hükmündedir.
Madde 92. Uygulanacak hükümler
MADDE 9- (1) Ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında, ilgili
mevzuat hükümleri uygulanır.
Madde 103. Faizin başlangıcı
MADDE 10- (1) Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve
belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar.
BİRİNCİ KİTAP
Ticari İşletme
BİRİNCİ KISIM
Tacir
A) Ticari işletme
Madde 111. Bütünlük ilkesi
MADDE 11- (1) Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde
gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.9
(3) Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf
işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer
hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını,
işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli
olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir
sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak
yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir.
2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada yer
alan “Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir” ibaresi “Cumhurbaşkanı kararıyla
belirlenir” şeklinde değiştirilmiştir.
B) Tacir
I - Gerçek kişiler
Madde 121. Genel olarak
MADDE 12- (1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir
denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan
araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş
olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne
suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde
bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.
Madde 132. Küçük ve kısıtlılar
MADDE 13- (1) Küçük ve kısıtlılara ait ticari işletmeyi bunların adına işleten yasal
temsilci, tacir sayılmaz. Tacir sıfatı, temsil edilene aittir. Ancak, yasal temsilci ceza hükümlerinin
uygulanması yönünden tacir gibi sorumlu olur.
Madde 143. Ticaret yapmaktan menedilenler
MADDE 14- (1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut
meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı
bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin
veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır.
(2) Birinci fıkraya aykırı hareketin doğurduğu hukuki, cezai ve disipline ilişkin sorumluluk
saklıdır.
Madde 154. Esnaf
MADDE 15- (1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli
yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına
dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen
sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53
üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara
da uygulanır.
Madde 16II - Tüzel kişiler
MADDE 16- (1) Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten
vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre
yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile
diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.
(2) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu
yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere
harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine
göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar.
Madde 17III - Donatma iştiraki
MADDE 17- (1) Tacire ilişkin hükümler donatma iştirakine de aynen uygulanır.
C) Tacir olmanın hükümleri
Madde 18I - Genel olarak
MADDE 18- (1) Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir
ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri
uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür.
(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket
etmesi gerekir.
(3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden
dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya
güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.
(4) Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler saklıdır.
II - Özel olarak
Madde 191. Ticari iş karinesi
MADDE 19- (1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan
bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça
bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.
(2) Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine
hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.
Madde 202. Ücret isteme hakkı
MADDE 20- (1) Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş
veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve
yaptığı giderler için, ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır.
Madde 213. Fatura ve teyit mektubu
MADDE 21- (1) Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş
veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli
ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.
(2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği
hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
(3) Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik
araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir
yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz
konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş
sayılır.
Madde 224. Ücret ve sözleşme cezasının indirilmesi
MADDE 22- (1) Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci
maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde
yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme
cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.
Madde 235. Ticari satış ve mal değişimi
MADDE 23- (1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler
arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal
değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
a) Sözleşmenin niteliğine, tarafların amacına ve malın cinsine göre, satış sözleşmesinin
kısım kısım yerine getirilmesi mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı,
çekince ileri sürmeksizin kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının yerine
getirilmemesi durumunda alıcı haklarını sadece teslim edilmemiş olan kısım hakkında
kullanabilir. Ancak, o kısmın teslim edilmemesi dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın elde
edilmesi veya izlenen amaca ulaşılması imkânı ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da
durumdan ve şartlardan, sözleşmenin kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği
anlaşılıyorsa alıcı sözleşmeyi feshedebilir.
b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden
isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi
aracılığıyla yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak
malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra
artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve
banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir.
c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu
satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde
incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa,
haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda,
Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.
İKİNCİ KISIM
Ticaret Sicili
A) Kuruluş
Madde 24I - Genel olarak1011
MADDE 24- (1) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/162 md.; Aynen kabul: 1/2/20187078/157 md.) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından il merkezindeki ticaret ve sanayi
odaları ile ticaret odalarında faaliyet gösterecek şekilde ticaret sicili müdürlükleri kurulur.
Bakanlık il merkezleri dışındaki odalarda ticaret sicili müdürlükleri kurabileceği gibi
müdürlüklere bağlı şubeler de kurabilir.
(2) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/162 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/157 md.) Ticaret
sicili, Bakanlığın gözetim ve denetiminde ticaret sicili müdürlükleri ve şubeleri tarafından
tutulur.
(3) Ticaret sicili kayıtlarının elektronik ortamda tutulmasına ilişkin usul ve esaslar
Kanunun 26 ncı maddesine göre çıkarılacak yönetmelikte gösterilir. Bu kayıtlar ile tescil ve ilan
edilmesi gereken içeriklerin düzenli olarak depolandığı ve elektronik ortamda sunulabilen
merkezi ortak veri tabanı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
nezdinde oluşturulur.
(4) Ticaret sicili müdürlüğünün kurulmasında aranacak şartlar ve odalar arasında sicil
işlemleri ile ilgili olarak varlığı gerekli işbirliğinin sağlanmasına ilişkin esaslar, Gümrük ve
Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak bir tebliğle düzenlenir.10
(5) (Ek: 26/6/2012-6335/3 md.) Ticaret sicili kayıt işlemlerinin elektronik ortamda
yapılması için toplanması ve işlenmesi gerekli olan kişisel veriler, kişisel verilerin korunması
ve bilgi güvenliğinin sağlanmasına ilişkin mevzuata uygun bir şekilde korunur.
Madde 25II - Yönetim
MADDE 25- (1) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/163 md.; Aynen kabul: 1/2/20187078/158 md.) Ticaret sicili, ticaret sicili müdürü tarafından yönetilir. Ticaret sicili müdürü,
26 ncı maddeye göre çıkarılan yönetmelikte belirlenen nitelikleri haiz kişiler arasından odanın
teklifi üzerine veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının uyarısına rağmen otuz gün içerisinde
teklif edilmemesi halinde resen Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca atanır ve aynı usulle
görevden alınabilir. Aynı usulle ticaret sicili müdürlüğünün iş hacmine göre, yeteri kadar
müdür yardımcısı görevlendirilir. Ticaret sicili müdürlüklerinde çalışacak personelin tavan ve
taban ücreti her yıl Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin görüşü alınarak Gümrük ve Ticaret
Bakanlığınca belirlenir.
(2) Ticaret sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet ve ilgili oda
müteselsilen sorumludur. Devlet ve sicil görevlilerini atamaya yetkili kurum zararın
doğmasında kusuru bulunanlara rücu eder. Ticaret sicili müdürü ve yardımcıları ile diğer
personeli, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı kamu görevlisi olarak cezalandırılır ve bunlara
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu maddenin ikinci fıkrasında yer alan
“tüzükle” ibaresi “Kanunun 26 ncı maddesine göre çıkarılacak yönetmelikte”, üçüncü fıkrasında yer
alan “yönetmelikle” ibaresi “tebliğle” şeklinde değiştirilmiştir.
15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 162 nci maddesiyle, bu maddeye birinci fıkrasından sonra
gelmek üzere ikinci fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, daha sonra bu hüküm
1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 157 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
karşı işlenmiş suçlar kamu görevlisine karşı işlenmiş sayılır.
(3) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, ticaret sicili müdürlüklerinin faaliyetlerini her
zaman denetlemeye ve gerekli önlemleri almaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri, adı
geçen Bakanlıkça alınan önlemlere ve verilen talimatlara uymakla yükümlüdür. (Ek cümle:
15/8/2017-KHK-694/163 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/158 md.) Odalar tarafından
ticaret sicili müdürü ve müdür yardımcıları ile ticaret sicil işlemlerinde görevli personele
görevleri dışında başka bir görev verilemez.
Madde 26III – Yönetmelik12
MADDE 26- (1) Ticaret sicili müdürlüğünün kurulması, sicil defterlerinin tutulması,
tescil zorunluluğunun yerine getirilmesine ilişkin usul ve esaslar, sicil müdürlerinin kararlarına
karşı itiraz yolları, sicil müdür ve yardımcıları ile diğer personelde aranacak nitelikler, (…)13 ile
bu konuyla ilgili diğer esas ve usuller Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.14
B) Tescil
I - Şartları
Madde 271. İstem
MADDE 27- (1) Ticaret siciline tescil, kural olarak istem üzerine yapılır. Resen veya
yetkili kurum veya kuruluşun bildirmesi üzerine yapılacak tescillere ilişkin hükümler saklıdır.
Harca tabi işlerde, tescil anının saptanmasında harç makbuzunun tarihi belirleyicidir. 34 üncü
madde hükümleri saklıdır.
(2) Ticaret sicili müdürlükleri, kurumlar vergisi mükellefi olup da bu madde uyarınca
tescil için başvuran mükelleflerin başvuru evrakının birer suretini ilgili vergi dairesine intikal
ettirir. Bu mükelleflerin işe başlamayı bildirme yükümlülükleri yerine getirilmiş sayılır.15
Madde 282. İlgililer
MADDE 28- (1) Tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından
yetkili sicil müdürlüğüne yapılır.
(2) Bir hususun tescilini istemeye birden çok kimse zorunlu ve yetkili olduğu takdirde,
kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescil tümü
tarafından istenmiş sayılır.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu maddenin başlığında yer alan
“Tüzük” ibaresi “Yönetmelik”, birinci fıkrasında yer alan “bir tüzükle” ibaresi “Gümrük ve Ticaret
Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.: 2024/208, K.: 2025/122 sayılı Kararı ile bu maddede
yer alan “…disiplin işleri…” ibaresi iptal edilmiştir.
2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan
“Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca”
şeklinde değiştirilmiştir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “memurlukları” ibaresi
“müdürlükleri”, “evraklarının” ibaresi “evrakının” ve “bir” ibaresi “birer” şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 293. İstemin şekli
MADDE 29- (1) Tescil istemi dilekçe ile yapılır.
(2) Dilekçe sahibi kimliğini ispat etmek zorundadır. Dilekçedeki imza noterlikçe
onaylanmışsa, ayrıca kimliğin ispatlanmasına gerek yoktur.
Madde 304. Süre
MADDE 30- (1) Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, tescili isteme süresi onbeş
gündür.
(2) Bu süre, tescili gerekli işlemin veya olgunun gerçekleştiği; tamamlanması bir senet
veya belgenin düzenlenmesine bağlı olan durumlarda, bu senet veya belgenin düzenlendiği
tarihten başlar.
(3) Ticaret sicili müdürlüğünün yetki çevresi dışında oturanlar için bu süre bir aydır.
Madde 315. Değişiklikler
MADDE 31- (1) Tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik de
tescil olunur.
(2) Tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da
ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da kısmen yahut tamamen silinir.
(3) Her iki hâlde 27 ilâ 30 uncu madde hükümleri geçerlidir.
II - Sicil müdürünün görevleri
Madde 321. İnceleme görevi ve geçici tescil
MADDE 32- (1) Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını
incelemekle yükümlüdür.
(2) Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı
olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü
hükümleri içerip içermediği incelenir.
(3) Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış
izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.
(4) Çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin
olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunur.
Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat
etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan
hükmün sonucuna göre işlem yapılır.
Madde 332. Tescile davet ve ceza
MADDE 33- (1) Tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili
istenmemiş olan veya 32 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber
alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine
getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır.
(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/4 md.) Sicil müdürünce verilen süre içinde tescil isteminde
bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, sicil müdürünün teklifi üzerine mahallin
en büyük mülki amiri tarafından bin (22.194) Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır.16
(3) Süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari
davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili
gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder,
aksi takdirde tescil istemini reddeder. Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma
sebeplerini bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün
uygulanmasına engel oluşturmaz.
Madde 343. İtiraz
MADDE 34- (1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil
müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin
bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz
edebilirler.
(2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil
müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine
aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse
dosya üzerinden karar verilir.
Madde 35III - Açıklık
MADDE 35- (1) Tescil işleminin dayanakları olan dilekçe, beyanname, senetler,
belgeler ve ilanları içeren gazeteler, üzerlerine sicil defterinin tarih ve numaraları yazılarak
sicil müdürlüğünce saklanır.
(2) Herkes ticaret sicilinin içeriğini ve müdürlükte saklanan tüm senet ve belgeleri
inceleyebileceği gibi giderini ödeyerek bunların onaylı suretlerini de alabilir. Bir hususun
sicilde kayıtlı olup olmadığına dair onaylı belge de istenebilir.
(3) Tescil edilen hususlar, kanun veya Kanunun 26 ncı maddesine göre çıkarılacak
yönetmelikte aksine bir hüküm bulunmadıkça ilan olunur.17
(4) İlan, Türkiye genelinde sicil kayıtlarının ilanına özgü Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi
ile yapılır.
IV - Sonuçları
Madde 361. Tescil ve ilanın üçüncü kişilere etkisi
MADDE 36- (1) Ticaret sicili kayıtları nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü
17/12/2025 tarihli ve 33110 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığının 6102 Sayılı
Türk Ticaret Kanununa Göre 2026 Yılında Uygulanacak Olan İdari Para Cezalarına İlişkin Tebliği
ile bu fıkradaki 1/1/2026 ile 31/12/2026 tarihleri arasında uygulanacak idari para cezası miktarı
metne parantez içinde siyah puntolarla işlenmiştir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tüzükte” ibaresi
“Kanunun 26 ncı maddesine göre çıkarılacak yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.
kişiler hakkında, tescilin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği; ilanın tamamı aynı
nüshada yayımlanmamış ise, son kısmının yayımlandığı günü izleyen iş gününden itibaren
hukuki sonuçlarını doğurur. Bu günler, tescilin ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlayacak
olan sürelere de başlangıç olur.
(2) Bir hususun tescil ile beraber derhâl üçüncü kişiler hakkında sonuç doğuracağına
veya sürelerin derhâl işleyeceğine ilişkin özel hükümler saklıdır.
(3) Üçüncü kişilerin, kendilerine karşı sonuç doğurmaya başlayan sicil kayıtlarını
bilmediklerine ilişkin iddiaları dinlenmez.
(4) Tescili zorunlu olduğu hâlde tescil edilmemiş veya tescil edilip de ilanı zorunlu
iken ilan olunmamış bir husus, ancak bunu bildikleri veya bilmeleri gerektiği ispat edildiği
takdirde, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.
Madde 372. Görünüşe güven
MADDE 37- (1) Tescil kaydı ile ilan edilen durum arasında aykırılık bulunması
hâlinde, tescil edilmiş olan gerçek durumu bildikleri ispat edilmediği sürece, üçüncü kişilerin
ilan edilen duruma güvenleri korunur.
Madde 383. Sorumluluk
MADDE 38- (1) (Değişik birinci cümle: 26/6/2012-6335/5 md.) Tescil ve kayıt için
gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar, ikibin (44.443) Türk Lirası idari para cezasıyla
cezalandırılır. Gerçeğe aykırı tescilden dolayı zarar görenlerin tazminat hakları saklıdır. 18
(2) Kayıtların 32 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümlerine uymadığını öğrendikleri
hâlde düzeltilmesini istemeyenler ve tescil olunan bir hususun değişmesi, sona ermesi veya
kaldırılması dolayısıyla, kaydın değiştirilmesini veya silinmesini istemeye ya da yeniden
tescili gereken bir hususu tescil ettirmeye zorunlu olup da bunu yapmayanlar, bu kusurları
nedeniyle üçüncü kişilerin uğradıkları zararları tazmin ile yükümlüdürler.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Ticaret Unvanı ve İşletme Adı
A) Ticaret unvanı
I - Kullanma zorunluluğu
Madde 391. Genel olarak
MADDE 39- (1) Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve
işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır.
(2) (Değişik birinci cümle: 26/6/2012-6335/6 md.) Tescil edilen ticaret unvanı, ticari
işletmenin görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılır. Tacirin işletmesiyle ilgili
17/12/2025 tarihli ve 33110 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığının 6102 Sayılı
Türk Ticaret Kanununa Göre 2026 Yılında Uygulanacak Olan İdari Para Cezalarına İlişkin Tebliği
ile bu fıkradaki 1/1/2026 ile 31/12/2026 tarihleri arasında uygulanacak idari para cezası miktarı
metne parantez içinde siyah puntolarla işlenmiştir.
olarak düzenlediği ticari mektuplarda ve ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı
belgelerde tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi ile tacir internet sitesi
oluşturma yükümlülüğüne tabi ise tescil edilen internet sitesinin adresi de gösterilir. Tüm bu
bilgiler şirketin internet sitesinde de yayımlanır. Bu sitede ayrıca, anonim şirketlerde yönetim
kurulu başkan ve üyelerinin adları ve soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarı,
limited şirketlerde müdürlerin adları ve soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen sermaye
miktarı, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde yöneticilerin adları ve soyadları ile
taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarı yayımlanır.
Madde 402. Tescil
MADDE 40- (1) Her tacir, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren onbeş gün içinde,
ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını, işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline
tescil ve ilan ettirir.
(2) (Değişik:28/1/2021-7263/22 md.) Gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir adına imzaya
yetkili olanların imzaları, kamu kurum ve kuruluşlarınca veri tabanlarında tutulan imza
verilerinden elektronik ortamda temin edilerek merkezi ortak veri tabanındaki sicil dosyasına
kaydedilir. Kamu kurum ve kuruluşlarının veri tabanlarında imza kaydının bulunmaması
halinde, imzaya yetkili kişilerin imza beyanlarının ticaret sicili müdürlüğüne verilmesinin usul
ve esasları ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Ticaret Bakanlığınca
çıkarılacak tebliğ ile belirlenir.
(3) Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin
ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Ticaret unvanına ve imza örneklerine ilişkin birinci ve
ikinci fıkra hükümleri bu işletmelere de uygulanır. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça
merkezin bağlı olduğu sicile geçirilen kayıtlar şubenin bağlı bulunduğu sicile de tescil olunur.
Ancak, bu hususta şubenin bulunduğu yer sicil müdürlüğünün ayrı bir inceleme zorunluluğu
yoktur.
(4) Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri, kendi
ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, yerli ticari
işletmeler gibi tescil olunur. Bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir
ticari mümessil atanır. Ticari işletmenin birden çok şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra
açılacak şubeler yerli ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur.
II - Ticaret unvanının şekli
Madde 411. Gerçek kişiler
MADDE 41- (1) Gerçek kişi olan tacirin ticaret unvanı 46 ncı maddeye uygun olarak
yapabileceği ekler ile kısaltılmadan yazılacak adı ve soyadından oluşur.
2. Tüzel kişiler
Madde 42a) Kollektif ve komandit şirketler
MADDE 42- (1) Kollektif şirketin ticaret unvanı, bütün ortakların veya ortaklardan en
az birinin adı ve soyadıyla şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi içerir.
(2) Adi veya sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin ticaret unvanı,
komandite ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi
içerir. Bu şirketlerin ticaret unvanlarında komanditer ortakların adları ve soyadları veya ticaret
unvanları bulunamaz.
Madde 43b) Anonim, limited ve kooperatif şirketler
MADDE 43- (1) Anonim, limited ve kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek
ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler.
(2) Ticaret unvanlarında, “anonim şirket”, “limited şirket” ve “kooperatif” kelimelerinin
bulunması şarttır. Bu şirketlerin ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı
takdirde, şirket türünü gösteren ibareler, baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak
yazılamaz.
Madde 44c) Tacir sayılan diğer tüzel kişiler ve donatma iştiraki
MADDE 44- (1) Ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin
ticaret unvanları, adlarıdır.
(2) Donatma iştirakinin ticaret unvanı, ortak donatanlardan en az birinin adı ve
soyadını veya deniz ticaretinde kullanılan geminin adını içerir. Soyadları ve gemi adı
kısaltılamaz. Ticaret unvanında ayrıca donatma iştirakini gösterecek bir ibare de bulunur.
Madde 45d) Ortak hükümler
MADDE 45- (1) Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha
önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek
yapılır.
Madde 463. Ekler
MADDE 46- (1) Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu
hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak,
gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin
özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî
adlardan ibaret olan ekler yapılabilir.
(2) Tek başlarına ticaret yapan gerçek kişiler ticaret unvanlarına bir şirketin var olduğu
izlenimini uyandıracak ekler yapamazlar.
(3) “Türk”, “Türkiye”, “Cumhuriyet” ve “Millî” kelimeleri bir ticaret unvanına ancak
Cumhurbaşkanı kararıyla konabilir.19
4. Ticaret unvanının devamı
2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada yer
alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 47
MADDE 47- (1) Ticari işletme sahibinin veya bir ortağın ticaret unvanında yer alan
adı kanunen değişir veya yetkili makamlar tarafından değiştirilirse unvan olduğu gibi
kalabilir.
(2) Kollektif veya komandit şirkete ya da donatma iştirakine yeni ortakların girmesi
hâlinde ticaret unvanı değiştirilmeksizin olduğu gibi kalabilir. Bu şirketlerden birinin ticaret
unvanına adı dâhil olan bir ortağın ölümü üzerine mirasçıları onun yerine geçerek şirketin
devamını kabul eder veya şirkete girmemekle beraber bu hususta izinlerini yazılı şekilde
bildirirlerse şirket unvanı olduğu gibi bırakılabilir. Şirketten ayrılan ortağın adı da yazılı izni
alınmak şartıyla şirket unvanında kalabilir.
Madde 485. Şubeler
MADDE 48- (1) Her şube, kendi merkezinin ticaret unvanını, şube olduğunu
belirterek kullanmak zorundadır. Bu unvana şube ile ilgili ekler yapılabilir.
(2) 41 ve 45 inci maddeler şubenin ticaret unvanı hakkında da uygulanır.
(3) Merkezi yabancı ülkede bulunan bir işletmenin Türkiye’deki şubesinin ticaret
unvanında, merkezin ve şubenin bulunduğu yerlerin ve şube olduğunun gösterilmesi şarttır.
Madde 496. Ticaret unvanının devri
MADDE 49- (1) Ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak başkasına devredilemez.
(2) Bir işletmenin devri, aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça, unvanın da devri
sonucunu doğurur. Devir hâlinde devralan, unvanı aynen kullanma hakkına sahiptir.
III - Ticaret unvanının korunması
Madde 501. İlke
MADDE 50- (1) Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı
sadece sahibine aittir.
Madde 512. Bildirim ve ceza
MADDE 51- (1) Bütün mahkemeler, memurlar, ticaret ve sanayi odaları, noterler ve
Türk Patent Enstitüsü görevlerini yaparlarken bir ticaret unvanının tescil edilmediğini, kanun
hükümlerine aykırı olarak tescil edildiğini veya kullanıldığını öğrenirlerse durumu yetkili
makamlara bildirmek zorundadırlar.20
(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/7 md.) 39 ilâ 45 inci veya 48 inci maddeleri ihlal
edenler, ikibin (44.443) Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır.21
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ticaret sicili
müdürüne ve Cumhuriyet savcılığına” ibaresi “makamlara” şeklinde değiştirilmiştir.
17/12/2025 tarihli ve 33110 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığının 6102 Sayılı
Türk Ticaret Kanununa Göre 2026 Yılında Uygulanacak Olan İdari Para Cezalarına İlişkin Tebliği
ile bu bentteki 1/1/2026 ile 31/12/2026 tarihleri arasında uygulanacak idari para cezası miktarı metne
parantez içinde siyah puntolarla işlenmiştir.
(3) (Ek: 26/6/2012-6335/7 md.) 46 ncı maddeyi ihlal edenler veya 49 uncu maddeye
aykırı olarak ticaret unvanını devredenlerle devralan ve kullananlar, üç aydan iki yıla kadar
hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.
Madde 523. Unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları
MADDE 52- (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası
tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan
ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini,
tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili
malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat
isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi
mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen
kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.
Madde 53B) İşletme adı
MADDE 53- (1) İşletme sahibi ile ilgili olmaksızın doğrudan doğruya işletmeyi
tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırt etmek için kullanılan adların da sahipleri tarafından
tescil ettirilmesi gerekir. Tescil edilen işletme adları hakkında da 38, 45, 47, 50, 51 ve 52 nci
maddeler uygulanır.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Haksız Rekabet
A) Genel olarak
Madde 54I - Amaç ve ilke
MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün
katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen
aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar
haksız ve hukuka aykırıdır.
Madde 55II - Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar
MADDE 55- (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı
davranışlar ve özellikle;
1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari
işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,
2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları,
stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı
açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek,
3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek
müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru
olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak,
4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan
önlemler almak,
5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı,
rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak
şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi
benzer yollardan öne geçirmek,
6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının
altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde
müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış
fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında
uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul
olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur,
7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak,
8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak,
9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını,
yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak,
10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya
yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle
satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek,
11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek
veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık
beyanlarda bulunmamak,
12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi
sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları,
sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme
hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak.
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle;
1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış
oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek,
2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri
ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar
sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak,
3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin
üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek,
4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış
veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden
caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine
yöneltmek.
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle;
1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz
yararlanmak,
2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine
yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak,
3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma
ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak.
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz
olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş
sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur.
e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş
olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe
aykırı davranmış olur.
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde
diğer taraf aleyhine;
1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde
ayrılan, veya
2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören,
önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.
B) Hukuki sorumluluk
Madde 56I - Çeşitli davalar
MADDE 56- (1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari
faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek
olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet
yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün
önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların
imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi
tazminat verilmesini,
isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız
rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar
verebilir.
(2) Ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler de
birinci fıkradaki davaları açabilirler, ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler.
(3) Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin
ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile
tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla
kamusal nitelikteki kurumlar da birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları
açabilirler.
(4) Bir kimse aleyhine birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri gereğince verilmiş olan
hüküm, haksız rekabete konu malları, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla
elde etmiş olan kişiler hakkında da icra olunur.
Madde 57II - Çalıştıranın sorumluluğu
MADDE 57- (1) Haksız rekabet fiili, hizmetlerini veya işlerini gördükleri sırada
çalışanlar veya işçiler tarafından işlenmiş olursa, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve
(c) bentlerinde yazılı davalar, çalıştıranlara karşı da açılabilir.
(2) 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yazılı davalar hakkında
Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
Madde 58III - Basın, yayın, iletişim ve bilişim kuruluşlarının sorumluluğu
MADDE 58- (1) Haksız rekabet, her türlü basın, yayın, iletişim ve bilişim
işletmeleriyle, ileride gerçekleşecek teknik gelişmeler sonucunda faaliyete geçecek kuruluşlar
aracılığıyla işlenmişse, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı
davalar, ancak, basında yayımlanan şeyin, programın; ekranda, bilişim aracında veya benzeri
ortamlarda görüntülenenin; ses olarak yayımlananın veya herhangi bir şekilde iletilenin
sahipleri ile ilan veren kişiler aleyhine açılabilir; ancak;
a) Yazılı basında yayımlanan şey, program, içerik, görüntü, ses veya ileti, bunların
sahiplerinin veya ilan verenin haberi olmaksızın ya da onayına aykırı olarak yayımlanmışsa,
b) Yazılı basında yayımlanan şeyin, programın, görüntünün, ses veya iletinin sahibinin
veya ilan verenin kim olduğunun bildirilmesinden kaçınılırsa,
c) Başka sebepler dolayısıyla yazılı basında yayımlanan şeyin, programın, görüntünün,
sesin, iletinin sahibinin veya ilan verenin meydana çıkarılması veya bunlara karşı bir Türk
mahkemesinde dava açılması mümkün olmazsa,
yukarıda anılan davalar, yazı işleri müdürü, genel yayın yönetmeni, program
yapımcısı, görüntüyü, sesi, iletiyi, yayın, iletişim ve bilişim aracına koyan veya koyduran kişi
ve ilan servisi şefi; bunlar gösterilemiyorsa, işletme veya kuruluş sahibi aleyhine açılabilir.
(2) Birinci fıkrada öngörülen hâller dışında, aynı fıkrada sayılan kişilerden birinin
kusuru hâlinde sıraya bakılmaksızın dava açılabilir.
(3) 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yazılı davalarda Türk
Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
(4) Haksız rekabet fiilinin iletimini başlatmamış, iletimin alıcısını veya fiili oluşturan
içeriği seçmemiş veya fiili gerçekleştirecek şekilde değiştirmemişse, bu maddenin birinci
fıkrasındaki davalar hizmet sağlayıcısı aleyhine açılamaz; tedbir kararı verilemez. Mahkeme
haksız rekabet eyleminin olumsuz sonuçlarının kapsamlı veya vereceği zararın büyük olacağı
durumlarda ilgili hizmet sağlayıcısını da dinleyerek, haksız rekabet fiilinin sona erdirilmesini
veya önlenmesine ilişkin tedbir kararını hizmet sağlayıcı aleyhine de verebilir veya içeriğin
geçici olarak kaldırılması dâhil somut olaya uyan uygulanabilir başka tedbirler alabilir.
Madde 59IV - Kararın ilanı
MADDE 59- (1) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemiyle, gideri haksız çıkan
taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilan edilmesine de karar verebilir.
İlanın şeklini ve kapsamını mahkeme belirler.
Madde 60V - Zamanaşımı
MADDE 60- (1) 56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların
doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl
geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004
tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi
olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur.
Madde 61VI - İhtiyati tedbirler
MADDE 61- (1) Dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme,
mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c)
bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan
kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve
diğer tedbirlere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine
göre karar verebilir.
(2) Ayrıca, hak sahibinin yetkilerine tecavüz oluşturması hâlinde cezayı gerektiren
haksız rekabet konusu mallara, ithalat veya ihracat sırasında hak sahibinin talebi üzerine,
gümrük idareleri tarafından ihtiyati tedbir niteliğinde el konulabilir.
(3) El koyma ile ilgili uygulama bu konudaki mevzuata tabidir.
(4) Gümrük idarelerindeki tedbir veya el koyma kararının tebliğinden itibaren on gün
içinde, esas hakkında ilgili mahkemede dava açılmaz veya mahkemeden tedbir niteliğinde
karar alınmazsa idarenin el koyma kararı ortadan kalkar.
C) Ceza sorumluluğu
Madde 62I - Cezayı gerektiren fiiller
MADDE 62- (1) a) 55 inci maddede yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten
işleyenler,
b) Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu,
ürünleri, iş ürünleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi verenler,
c) Çalışanları, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin
üretim veya ticaret sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar,
d) Çalıştıranlar veya müvekkillerden, işçilerinin veya çalışanlarının ya da vekillerinin,
işlerini gördükleri sırada cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu
fiili önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler,
fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 56 ncı madde
gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir
bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla
cezalandırılırlar.
Madde 63II - Tüzel kişilerin cezai sorumluluğu
MADDE 63- (1) Tüzel kişilerin işlerini görmeleri sırasında bir haksız rekabet fiili
işlenirse 62 nci madde hükmü, tüzel kişi adına hareket eden veya etmesi gerekmiş olan
organın üyeleri veya ortakları hakkında uygulanır. Haksız rekabet fiilinin bir tüzel kişinin
faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik
tedbirlerine de karar verilebilir.
BEŞİNCİ KISIM
Ticari Defterler
A) Defter tutma ve envanter
Madde 64I - Defter tutma yükümlülüğü
MADDE 64- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak
ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve
alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça
görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir
süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir
verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden
izlenebilmelidir.
(2) Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi,
karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel
veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.
(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Fiziki ortamda tutulan yevmiye defteri, defteri
kebir ve envanter defteri ile dördüncü fıkrada sayılan defterlerin açılış onayları, kuruluş
sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından yapılır. Bu defterlerin izleyen
faaliyet dönemlerindeki açılış onayları, defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk
ayından önceki ayın sonuna kadar notere yaptırılır. Pay defteri ile genel kurul toplantı ve
müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış
onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. (Değişik dördüncü cümle: 28/3/20136455/78 md.) Yevmiye defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının
sonuna kadar, yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı ise izleyen faaliyet döneminin
birinci ayının sonuna kadar notere yaptırılır. (Mülga beşinci cümle: 15/2/2018-7099/22 md.)
(…) Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter, ticaret sicili tasdiknamesini
aramak zorundadır. (Ek cümle: 15/2/2018-7099/22 md.) Ancak anonim ve limited şirketlerin
ticaret siciline tescili sırasında defterlerin açılış onayları ticaret sicili müdürlükleri tarafından
yapılır. Ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hâlinde bu defterlerin açılışlarında ve
yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanışında noter veya ticaret sicili
müdürlüğü onayı aranmaz. Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin
nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli
ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan
tebliğle belirlenir.22
(4) Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere
defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari defterlerdir. (Ek
cümleler:27/12/2020-7262/27 md.) Ticaret Bakanlığı, pay defteri, yönetim kurulu karar
defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin elektronik ortamda tutulmasını zorunlu
kılabilir. Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklıdır.
(5) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Bu Kanuna tabi gerçek ve tüzel kişiler, 4/1/1961
tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri
ile aynı Kanunun 175 inci ve mükerrer 257 nci maddelerinde yer alan yetkiye istinaden
yapılan düzenlemelere uymak zorundadır. Bu Kanunun defter tutma, envanter, mali tabloların
düzenlenmesi, aktifleştirme, karşılıklar, hesaplar, değerleme, saklama ve ibraz hükümleri 213
sayılı Kanun ile diğer vergi kanunlarının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin
uygulanmasına, vergi kanunlarına uygun olarak vergi matrahının tespit edilmesine ve buna
yönelik mali tabloların hazırlanmasına engel teşkil etmez.
Madde 65II - Defterlerin tutulması
MADDE 65- (1) Defterler ve gerekli diğer kayıtlar Türkçe tutulur. Kısaltmalar,
rakamlar, harfler ve semboller kullanıldığı takdirde bunların anlamları açıkça belirtilmelidir.
(2) Defterlere yazımlar ve diğer gerekli kayıtlar, eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli
olarak yapılır.
(3) Bir yazım veya kayıt, önceki içeriği belirlenemeyecek şekilde çizilemez ve
değiştirilemez. Kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler
yasaktır.
(4) Defterler ve gerekli diğer kayıtlar, olgu ve işlemleri saptayan belgelerin
15/2/2018 tarihli ve 7099 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkranın son cümlesinden önceki
cümlesine “noter” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya ticaret sicili müdürlüğü” ibaresi eklenmiştir.
dosyalanması şeklinde veya veri taşıyıcıları aracılığıyla tutulabilir. (…)23 Defterlerin ve
gerekli diğer kayıtların elektronik ortamda tutulması durumunda, bilgilerin saklanma
süresince bunlara ulaşılmasının ve bu süre içinde bunların her zaman kolaylıkla okunmasının
temin edilmiş olması şarttır. Elektronik ortamda tutulma hâlinde birinci ilâ üçüncü fıkra
hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.
Madde 66III - Envanter
MADDE 66- (1) Her tacir, ticari işletmesinin açılışında, taşınmazlarını, alacaklarını,
borçlarını, nakit parasının tutarını ve diğer varlıklarını eksiksiz ve doğru bir şekilde gösteren
ve varlıkları ile borçlarının değerlerini teker teker belirten bir envanter çıkarır.
(2) Tacir açılıştan sonra her faaliyet döneminin sonunda da böyle bir envanter
düzenler. Faaliyet dönemi veya başka bir kanuni terimle hesap yılı oniki ayı geçemez.
Envanter, düzenli bir işletme faaliyetinin akışına uygun düşen süre içinde çıkarılır.
(3) Maddi duran malvarlığına dâhil varlıklarla, ham ve yardımcı maddeler ve işletme
malzemeleri düzenli olarak ikame ediliyor ve toplam değerleri işletme için ikinci derecede
önem taşıyorsa, değişmeyen miktar ve değerle envantere alınırlar; şu şartla ki, bunların
mevcutları miktar, değer ve bileşim olarak sadece küçük değişikliklere uğramış olsunlar.
Ancak, kural olarak üç yılda bir fiziksel sayım yapılması zorunludur.
(4) Aynı türdeki stok malvarlığı kalemleri, diğer aynı nitelikteki veya yaklaşık aynı
değerdeki taşınabilir malvarlığı unsurları ve borçlar ayrı ayrı gruplar hâlinde toplanabilir ve
ortalama ağırlıklı değer ile envantere konulabilir.
Madde 67IV - Envanteri kolaylaştırıcı yöntemler
MADDE 67- (1) Envanter çıkarılırken, malvarlığı mevcudu, sondaj yöntemine göre ve
genel kabul gören matematiksel-istatistiksel yöntemler yardımı ile çeşit, miktar ve değer
olarak belirlenir. Kullanılan yöntem, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmalıdır. Bu
şekilde düzenlenen envanterin vardığı sonuçlar, fiziksel sayım yapılmış olsaydı elde edilecek
olan envanterin sonuçlarına eş düşmelidir.
(2) Bir faaliyet döneminin kapanış envanteri düzenlenmesinde Türkiye Muhasebe
Standartlarına uygun başka bir yöntemin uygulanması suretiyle, cins, miktar ve değer olarak
malvarlığı mevcudunun güvenle tespiti sağlanabiliyorsa fizikî envanter gerekli değildir.
(3) Faaliyet döneminin kapanışında, fizikî sayım veya ikinci fıkraya göre izin verilen
diğer bir usul kullanılarak malvarlığı kalemlerinin cins, miktar ve değerine göre faaliyet
döneminin kapanışından önceki üç veya sonraki iki ay içinde bulunan bir gün itibarıyla
düzenlenmiş özel bir envanterde gösterilmişse, ayrıca bu özel envantere dayalı olarak ve
Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun bir şekilde ileriye dönük tahmin yöntemiyle, faaliyet
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “; şu şartla ki,
muhasebenin bu tutuluş biçimleri ve bu konuda uygulanan yöntemler Türkiye Muhasebe
Standartlarına uygun olmalıdır” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
döneminin sonunda mevcut varlıkların o faaliyet döneminin sonu itibarıyla değerlemesi doğru
yapılıyorsa, varlıklara ilişkin envanterin yapılmasına gerek yoktur.
B) Açılış bilançosu, yılsonu finansal tabloları
I - Genel hükümler
Madde 681. Düzenleme yükümü
MADDE 68- (1) Tacir, ticari faaliyetinin başında ve her faaliyet döneminin sonunda,
varlık ve borçlarının tutarlarının ilişkisini gösteren finansal tabloyu (sırasıyla açılış
bilançosunu ve yıllık bilançoyu) çıkarmak zorundadır. Açılış bilançosunda, yılsonu finansal
tablolarının, yılsonu bilançosuna ilişkin hükümleri uygulanır.
(2) Tacir, gelir tablosunu hazırlar.
(3) Bilanço ile gelir tablosu, yılsonu finansal tablolarını oluşturur. 514 üncü madde ile
Türkiye Muhasebe Standartlarının bu konudaki hükümleri saklıdır.
Madde 692. Düzenlemeye ilişkin ilkeler
MADDE 69- (1) Yılsonu finansal tablolar;
a) Türkiye Muhasebe Standartlarına uyularak düzenlenmeli,
b) Açık ve anlaşılır olmalı,
c) Düzenli bir işletme faaliyeti akışının gerekli kıldığı süre içinde çıkarılmalıdır.
Madde 703. Dil ve para birimi
MADDE 70- (1) Yılsonu finansal tabloları Türkçe ve Türk Lirası ile düzenlenir. Bu
konudaki diğer kanunlarda yer alan istisnalar saklıdır.
Madde 714. İmza
MADDE 71- (1) Finansal tablolar, tacir tarafından tarih atılarak imzalanır.
II - Kalemlere ilişkin ilkeler
Madde 721. Tamlık ve mahsup yasağı
MADDE 72- (1) Aksine kanuni hükümler ve Türkiye Muhasebe Standartları saklı
kalmak kaydıyla, finansal tabloların, ticari işletmenin tüm varlıklarını, borçlarını, peşin
ödenen giderler ile peşin tahsil edilen gelirleri, teknik terimle dönem ayırıcı hesapları, bütün
gelir ve giderleri doğru şekilde değerlendirilmiş olarak göstermesi zorunludur. Mülkiyeti saklı
tutulması kaydıyla iktisap edilen ve işletmenin kendisinin veya üçüncü kişilerin borçları için
rehnolunan ya da başka bir şekilde teminata verilen malvarlığı unsurları, teminat verenin
bilançosunda gösterilir. Nakdî tevdilerin söz konusu olduğu hâllerde, bunlar teminat alanın
bilançosunda yer alır. Finansal kiralamaya ilişkin hükümler saklıdır.
(2) Aktif kalemler pasif kalemlerle, giderler gelirlerle, taşınmazlara ilişkin haklar,
bunlarla ilgili yüklerle mahsup edilemez.
Madde 732. Bilançonun içeriği
MADDE 73- (1) Türkiye Muhasebe Standartlarında aksi öngörülmemişse bilançoda,
duran ve dönen varlıklar, özkaynaklar, borçlar ve dönem ayırıcı hesaplar ayrı kalemler olarak
gösterilir ve yeterli ayrıntıya inilerek şemalandırılır.
(2) Duran varlıklar içinde işletmeye devamlı surette tahsis edilmiş bulunan varlıklar
yer alır.
Madde 743. Aktifleştirme yasağı
MADDE 74- (1) Türkiye Muhasebe Standartlarında aksi öngörülmemişse, işletmenin
kuruluşu ve özkaynak sağlanması amacıyla yapılan harcamalar için bilançoya aktif kalem
konulamaz.
(2) Bedelsiz olarak elde edilmiş, maddi olmayan duran varlıklar için bilançonun aktifine
kalem konulamaz; meğerki, Türkiye Muhasebe Standartlarında aksi öngörülmüş olsun.
(3) Sigorta sözleşmelerinin yapılması için gerekli olan giderler aktifleştirilemez;
meğerki, Türkiye Muhasebe Standartlarında aksi öngörülmüş olsun.
Madde 754. Karşılıklar
MADDE 75- (1) Gerçekleşmesi şüpheli yükümlülük ve askıdaki işlemlerden
doğabilecek muhtemel kayıplar için Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülen kurallara
göre karşılık ayrılır.
Madde 765. Dönem ayırıcı hesaplar
MADDE 76- (1) Bilanço gününden sonraki belirli bir süre içinde giderleşecek olan
harcamalar ile gelir unsuru oluşturacak tahsilatlar hakkında Türkiye Muhasebe Standartları
uygulanır.
Madde 776. Sorumluluk ilişkileri
MADDE 77- (1) Bono düzenlenmesi ile poliçe ve çek düzenlenmesinden, devrinden,
poliçenin kabulünden, kefaletlerden, avalden, garanti sözleşmelerinden, akreditif teyitlerinden,
üçüncü kişilerin borçları için verilen teminatlardan, üçüncü kişiler lehine taahhütlerden doğan
sorumluluklar ile Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülen diğer sorumluluklar pasifte
gösterilmemişlerse, bilançonun altında veya ekte Türkiye Muhasebe Standartlarına göre
açıklanır. Rücudan doğan alacaklar ve borçlar ile ilgili sorumluluk ilişkileri de ekte belirtilir.
III - Değerleme ilkeleri
Madde 781. Genel değerleme ilkeleri
MADDE 78- (1) Finansal tablolarında yer alan varlıklar ile borçlarla ilgili olarak,
aşağıdakilerle sınırlı olmamak ve Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülen ilkeler de
dikkate alınmak üzere şu değerleme ilkeleri geçerlidir:
a) Bir önceki dönemin kapanış bilançosundaki değerler ile faaliyet döneminin açılış
bilançosundaki değerler birbirinin aynı olmalıdır.
b) Fiilî veya hukuki duruma aykırı olmadıkça, değerlemelerde işletme faaliyetinin
sürekliliğinden hareket edilir.
c) Bilanço kapanış gününde, varlıklar ve borçlar teker teker değerlendirilir.
d) Değerleme ihtiyatla yapılmalıdır; özellikle de bilanço gününe kadar doğmuş bulunan
bütün muhtemel riskler ve zararlar, bunlar bilanço günü ile yılsonu finansal tablolarının
düzenlenme tarihi arasında öğrenilmiş olsalar bile, dikkate alınır; kazançlar bilanço günü
itibarıyla gerçekleşmişlerse hesaba katılır. Değerlemeye ilişkin olumlu ve olumsuz farkların
dönem sonuçlarıyla ilişkilendirilmesinde Türkiye Muhasebe Standartlarındaki esaslara uyulur.
e) Faaliyet yılının gider ve gelirleri, ödeme ve tahsilat tarihlerine bakılmaksızın
yılsonu finansal tablolarına alınırlar.
f) Önceki yılsonu finansal tablolarında uygulanmış bulunan yöntemler korunur.
(2) Standartlarda öngörülen hâllerde ve istisnai durumlarda birinci fıkradaki ilkelerden
ayrılınabilir.
Madde 792. Varlıklar ile borçların değerleme ölçüleri
MADDE 79- (1) Duran ve dönen varlıklar Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca bu
standartlarda gösterilen ölçülere göre değerlenir. Borçlar ve diğer kalemler için de aynı
standartlar uygulanır.
Madde 803. İktisap ve üretim değerleri
MADDE 80- (1) Değerlemede uygulanacak değerlerin belirlenmesi, tanımları, kapsamları,
uygulanacak kalemlerin gösterilmesi ve değişiklikler Türkiye Muhasebe Standartlarına tabidir.
Madde 814. Değerlemeyi basitleştirici yöntemler
MADDE 81- (1) Şartların gerçekleşmesi hâlinde Türkiye Muhasebe Standartlarında
öngörülen değerlemeyi basitleştirici yöntemler uygulanır.
C) Saklama ve ibraz
Madde 82I - Belgelerin saklanması, saklama süresi
MADDE 82- (1) Her tacir;
a) Ticari defterlerini, envanterleri, açılış bilançolarını, ara bilançolarını, finansal
tablolarını, yıllık faaliyet raporlarını, topluluk finansal tablolarını ve yıllık faaliyet raporlarını
ve bu belgelerin anlaşılabilirliğini kolaylaştıracak çalışma talimatları ile diğer organizasyon
belgelerini,
b) Alınan ticari mektupları,
c) Gönderilen ticari mektupların suretlerini,
d) 64 üncü maddenin birinci fıkrasına göre yapılan kayıtların dayandığı belgeleri,
sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür.
(2) Ticari mektuplar, bir ticari işe ilişkin tüm yazışmalardır.
(3) Açılış ve ara bilançoları, finansal tablolar ve topluluk finansal tabloları hariç olmak
üzere, birinci fıkrada sayılan belgeler, Türkiye Muhasebe Standartlarına da uygun olmak
kaydıyla, görüntü veya veri taşıyıcılarda saklanabilirler; şu şartla ki;
a) Okunur hâle getirildiklerinde, alınmış bulunan ticari mektuplar ve defter dayanaklarıyla
görsel ve diğer belgelerle içerik olarak örtüşsünler;
b) Saklama süresi boyunca kayıtlara her an ulaşılabilsin ve uygun bir süre içinde
kayıtlar okunabilir hâle getirilebiliyor olsun.
(4) Kayıtlar 65 inci maddenin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca elektronik
ortama alınıyor ise, bilgiler; bilgisayar yerine basılı olarak da saklanabilir. Bu tür yazdırılmış
bilgiler birinci cümleye göre de saklanabilir.
(5) Birinci fıkranın (a) ilâ (d) bentlerinde öngörülen belgeler on yıl saklanır.
(6) Saklama süresi, ticari defterlere son kaydın yapıldığı, envanterin çıkarıldığı, ara
bilançonun düzenlendiği, yılsonu finansal tablolarının hazırlandığı ve konsolide finansal
tabloların hazırlandığı, ticari yazışmaların yapıldığı veya muhasebe belgelerinin oluştuğu
takvim yılının bitişiyle başlar.
(7) Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını
veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa
uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer
yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır.
Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.24
(8) Gerçek kişi olan tacirin ölümü hâlinde mirasçıları ve ticareti terk etmesi hâlinde
kendisi defter ve kâğıtları birinci fıkra gereğince saklamakla yükümlüdür. Mirasın resmî
tasfiyesi hâlinde veya tüzel kişi sona ermişse defter ve kâğıtlar birinci fıkra gereğince on yıl
süreyle sulh mahkemesi tarafından saklanır.
Madde 83II - Hukuki uyuşmazlıklarda ibraz
MADDE 83- (1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile
olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine
karar verebilir.
(2) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık
işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari
işlerde de uygulanır.
Madde 84III - Uyuşmazlıklarda suret alınması
MADDE 84- (1) Bir hukuki uyuşmazlıkta ticari defterler ibraz edilmişse, defterlerin
uyuşmazlıkla ilgili kısımları tarafların katılımı ile incelenir. Gerekli görülürse, defterlerin
ilgili yapraklarından suret alınır. (Mülga son cümle: 26/6/2012-6335/43 md.) (…)
1/7/2022 tarihli ve 7417 sayılı Kanunun 55 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan ‘’onbeş’’ ibaresi
‘’otuz’’ şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 85IV - Defterlerin tümüyle incelenmesi
MADDE 85- (1) Malvarlığı hukukuna ilişkin olan, özellikle de mirasa, mal ortaklığına
ve şirket tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıklarda, mahkeme, ticari defterlerin teslimine ve bütün
içeriklerinin incelenmesine karar verebilir.
Madde 86V - Görüntü ve veri taşıyıcılara aktarılmış belgelerin ibrazı
MADDE 86- (1) Saklanması zorunlu olan belgeleri, sadece görüntü veya başkaca bir
veri taşıyıcısı aracılığıyla ibraz edebilen kimse, giderleri kendisine ait olmak üzere, o
belgelerin okunabilmesi için gerekli olan yardımcı araçları kullanıma hazır bulundurmakla
yükümlüdür; icap ettiği takdirde belgeleri, giderleri kendisine ait olmak üzere bastırmalı ve
yardımcı araçlara ihtiyaç duyulmadan okunabilen kopyalarını sunabilmelidir.
Madde 87VI - Ticarete yeni başlayanlar için uygulama
MADDE 87- (1) İşletmesini ticaret siciline tescil ettirmekle yükümlü olan işletme
sahipleri için bu Kısım hükümleri, ticaret siciline tescil ettirme yükümlülüğünün doğduğu
andan itibaren geçerlidir.
Madde 88VII – Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun yetkisi25
MADDE 88- (Değişik: 26/6/2012-6335/9 md.)
(1) 64 ilâ 88 inci madde hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişiler münferit ve konsolide
finansal tablolarını düzenlerken, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu
tarafından yayımlanan, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan
muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara uymak ve bunları uygulamak
zorundadır. 514 ilâ 528 inci maddeler ile bu Kanunun ilgili diğer hükümleri saklıdır.
(2) Bu düzenlemeler, uygulamada birliği sağlamak ve finansal tablolara milletlerarası
pazarlarda geçerlilik kazandırmak amacıyla, uluslararası standartlara uyumlu olacak şekilde,
yalnız Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından belirlenir ve
yayımlanır.
(3) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, değişik işletme
büyüklükleri, sektörler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için özel ve istisnai standartlar
koymaya ve farklı düzenlemeler yapmaya yetkilidir. Bu standart ve düzenlemeler, Türkiye
Muhasebe Standartlarının cüz’ü addolunur.
(4) Kanunlarla, belirli alanları düzenlemek ve denetlemek üzere kurulmuş bulunan
kurum ve kurullar, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak şartıyla, kendi alanları için
geçerli olacak standartlar ile ilgili olarak ayrıntıya ilişkin sınırlı düzenlemeleri yapabilirler.
(5) Türkiye Muhasebe Standartlarında hüküm bulunmayan hâllerde, ilgili oldukları
alan dikkate alınarak, dördüncü fıkrada belirtilen ayrıntıya ilişkin düzenleme, ilgili
Bu madde başlığı “VII -Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun yetkisi” iken, 26/6/2012 tarihli
ve 6335 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
düzenlemede de hüküm bulunmadığı takdirde milletlerarası uygulamada genel kabul gören
muhasebe ilkeleri uygulanır.
(6) (Ek:2/6/2022-7408/9 md.) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları
Kurumu, belirlediği işletmeler ve kuruluşlar için uygulamada birliği ve sürdürülebilirliğe
ilişkin raporlamaların uluslararası alanda geçerliliğini sağlamak amacıyla uluslararası
standartlarla uyumlu olacak şekilde Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarını
belirlemeye ve yayımlamaya yetkilidir. Belirli alanları düzenlemek ve denetlemek üzere
kanunla kurulan kurum ve kurullar, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarına uygun
olmak şartıyla, kendi alanları için geçerli olacak standartlarla ilgili olarak ayrıntıya ilişkin
düzenlemeler yapabilir.
ALTINCI KISIM
Cari Hesap
Madde 89A) Tanım ve şekil
MADDE 89- (1) İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan
alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem
alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı
isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir.
(2) Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz.
B) Hükümleri
Madde 90I - Genel olarak
MADDE 90- (1) Türk Borçlar Kanununun 134 üncü maddesiyle 143 üncü maddesinin
ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere cari hesap sözleşmesinin hükümleri şunlardır:
a) Aksi kararlaştırılmadıkça, cari hesaba alacak veya borç kaydedilmesi, tarafların,
alacağı veya borcu doğuran sözleşme veya işleme ilişkin dava ve savunma haklarını düşürmez.
Sözleşme veya işlem iptal edilirse bunlardan kaynaklanan kalemler hesaptan çıkarılır.
b) Cari hesap sözleşmesinin yapılmasından önce doğmuş bulunan bir alacak, tarafların
onayıyla cari hesaba kaydedilirse, aksi kararlaştırılmamışsa bu alacak yenilenmiş olmaz.
c) Bir ticari senedin cari hesaba kaydı, bedelinin alınmış olması hâlinde geçerli olmak
şartıyla yapılmış sayılır.
d) Her hesap devresi sonunda alacak ve borcu oluşturan tutarlar birbirinden çıkarıldıktan
sonra tanınan veya hükmen belirlenen bakiye, yeni hesap devresine ait bir kalem olmak üzere
hesaba geçirilir; sözleşme sona ermiş veya artan tutar haczedilmiş ise onun ödenmesi gerekir.
e) Cari hesabın alacak sütununa yazılan tutarlar için, sözleşme veya ticari teamüller
gereğince, kaydolundukları tarihten itibaren faiz işler.
II - Özel durumlar
Madde 911. Ticari senetler
MADDE 91- (1) 90 ıncı maddede öngörüldüğü şekilde cari hesaba yazılan ancak
bedeli alınamayan ticari senet sahibine geri verilerek, cari hesaptan kaydı silinir.
Madde 922. Ücret ve giderler
MADDE 92- (1) Taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunması, komisyon
sözleşmesinden kaynaklanan ücretin ve her türlü giderin istenmesine engel oluşturmaz.
Madde 933. Hesap dışında kalan alacaklar
MADDE 93- (1) Takas edilemeyen alacaklarla, belirli bir amaca harcanmak veya
ayrıca emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan doğan alacaklar cari hesaba
geçirilemez.
III - Bakiye
Madde 941. Belirlenmesi
MADDE 94- (1) Sözleşme veya ticari teamül uyarınca, belirli hesap devreleri sonunda
devre hesabı kapatılır ve alacak ile borç kalemleri arasındaki fark belirlenir.
(2) Hesap devresi hakkında sözleşme veya ticari teamül yoksa, her takvim yılının son
günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayılır. Saptanan artan tutarı
gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde, noter aracılığıyla, taahhütlü
mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza içeren bir yazıyla itirazda bulunmamışsa,
bakiyeyi kabul etmiş sayılır.
Madde 952. Faiz
MADDE 95- (1) 8 inci maddedeki şartların varlığı hâlinde, alacak ile borç kalemlerinin
birbirinden çıkarılması sonucunda bulunan bakiyeye, belirlenip hesaba kaydedildiği tarihten
itibaren faiz işler; bileşik faize yol açabilecek uygulama yapılamaz; bu hükme aykırı sözleşme
öngörülemez.
Madde 963. Bileşik faiz ve sözleşme ile belirlenebilecek hükümler
MADDE 96- (1) Taraflar, üç aydan aşağı olmamak şartıyla, diledikleri andan başlamak
üzere faizlerin ana paraya eklenmesini kararlaştırabilecekleri gibi hesap devreleri ile faiz ve
komisyon miktarlarını da sözleşme ile belirleyebilirler.
(2) 8 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri saklıdır.
Madde 97IV - Bütünlük ilkesi
MADDE 97- (1) Cari hesaba geçirilen alacak ve borç kalemleri ayrılmaz bir bütün
oluşturur. Cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri, alacaklı veya borçlu sayılamaz.
Tarafların hukuki durumunu ancak sözleşmenin sonundaki hesabın kesilmesi belirler.
C) Cari hesabın sona ermesi
Madde 98I - Genel olarak
MADDE 98- (1) Cari hesap sözleşmesi;
a) Kararlaştırılan sürenin sona ermesi,
b) Bir süre kararlaştırılmadığı takdirde taraflardan birinin fesih ihbarında bulunması,
c) Taraflardan birinin iflas etmesi,
hâllerinde sona erer.
Madde 99II - Ölüm ve kısıtlılık hâlleri
MADDE 99- (1) Sözleşme süreli olup da taraflardan biri bu süre içinde ölür veya
kısıtlanırsa her iki taraf ve kanuni temsilcileriyle halefleri on gün önceden haber vermek
şartıyla cari hesap sözleşmesini feshedebilir. Ancak, artan tutarın ödenmesi, hesabın 94 üncü
maddeye göre kapatılması gereken tarihte istenebilir.
Madde 100D) Bakiyenin haczi
MADDE 100- (1) Taraflardan birinin alacaklısının ona ait artan tutarı haczettirdiği
gün hesap kapatılarak artan tutar saptanır.
(2) Bu hâlde, borcundan dolayı haciz tebliğ edilen taraf, onbeş gün içinde haczi
kaldırtmazsa, diğer taraf sözleşmeyi feshedebilir; etmezse haciz ettiren kimsenin durumu cari
hesaba yeni kalemler geçirilmek suretiyle ağırlaştırılamaz. Meğerki, hesaba geçirilen kalemler
haciz tarihinden önce doğmuş bulunan hukuki bir ilişkiden kaynaklansın.
(3) Haciz ettiren alacaklı bakiyeden, kendi alacağını karşılayan kısmının ödenmesini
ancak hesabın 94 üncü maddeye göre kapatılması gereken anda isteyebilir.
Madde 101E) Zamanaşımı
MADDE 101- (1) Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya mahkeme kararıyla
saptanan artan tutara ya da faiz alacaklarına, hesap hata ve yanılmalarına, cari hesabın dışında
tutulması gereken veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş olan kalemlere veya tekrarlanan
kayıtlara ilişkin bulunan davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl
geçmekle zamanaşımına uğrarlar.
YEDİNCİ KISIM
Acentelik
A) Genel olarak
Madde 102I - Tanımı
MADDE 102- (1) Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı
gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli
bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık
etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.
(2) Bu Kısımda hüküm bulunmayan hâllerde aracılık eden acentelere Türk Borçlar
Kanununun simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri
ve bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanır.
(3) Taşıma, deniz ticareti, sigorta, turizm gibi alanlara ilişkin özel düzenlemeler saklıdır.
Madde 103II - Uygulama alanı
MADDE 103- (1) Özel kanunlardaki hükümler saklı olmak üzere, bu Kısım hükümleri
şunlar hakkında da uygulanır:
a) Sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli
olarak yetkili bulunanlar.
b) Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve
hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar.
Madde 104III - İnhisar
MADDE 104- (1) Yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça, müvekkil, aynı zamanda ve
aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı ile ilgili olarak birden fazla acente atayamayacağı
gibi, acente de aynı yer veya bölgede, birbirleriyle rekabette bulunan birden çok ticari işletme
hesabına acentelik yapamaz.
B) Acentenin yetkileri
Madde 105I - Genel olarak
MADDE 105- (1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her
türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve
bunları kabule yetkilidir.
(2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava
açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına
acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir.
(3) Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan
davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz.
Madde 106II - Özel ve yazılı yetki gerektiren hâller
MADDE 106- (1) Müvekkilinin özel ve yazılı izni veya vekâleti olmadan acente, bizzat
teslim etmediği malların bedelini kabule ve bedelini bizzat ödemediği malları teslim almaya
yetkili olmadığı gibi bu işlemlerden doğan alacağı yenileyemez veya miktarını indiremez.
Madde 107III - Sözleşme yapma yetkisi
MADDE 107- (1) Özel ve yazılı bir yetki almadan acente, müvekkili adına sözleşme
yapmaya yetkili değildir.
(2) Acentelere müvekkilleri adına sözleşme yapma yetkisi veren belgelerin, acente
tarafından tescil ve ilan ettirilmesi zorunludur.
Madde 108IV - Yetkisizlik
MADDE 108- (1) Acente, yetkisi olmaksızın veya yetki sınırlarını aşarak, müvekkili
adına bir sözleşme yaparsa müvekkili bunu haber alır almaz icazet verebilir; vermediği
takdirde acente sözleşmeden kendisi sorumlu olur.
C) Acentenin borçları
Madde 109I - Genel olarak
MADDE 109- (1) Acente, sözleşme uyarınca kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalı
içinde, müvekkilinin işlerini görmekle ve menfaatlerini korumakla yükümlüdür.
(2) Acente, kusursuz olduğunu ispat etmediği takdirde özellikle, müvekkili hesabına
saklamakta olduğu malın veya eşyanın uğradığı hasarlardan sorumludur.
Madde 110II - Haber verme yükümlülüğü
MADDE 110- (1) Acente, üçüncü kişilerin kabule yetkili olduğu beyanlarını,
bölgesindeki piyasanın ve müşterilerin finansal durumunu, şartlarını, bunlarda meydana gelen
değişiklikleri ve yapılan işlemlere ilişkin olarak müvekkilini ilgilendiren bütün hususları ona
zamanında bildirmek zorundadır.
(2) Acente, müvekkilin açık talimatı olmayan konularda, emir alıncaya kadar işlemi
geciktirebilir. Ancak, işin acele nitelik taşıması nedeniyle durum müvekkilinden talimat
almaya müsait olmazsa veya acente en yararlı şartlar çerçevesinde harekete yetkiliyse,
basiretli bir tacir gibi kendi görüşüne göre işlemi yapar.
Madde 111III - Önlemler
MADDE 111- (1) Acente, müvekkili hesabına teslim aldığı eşyanın taşınma sırasında
hasara uğradığına dair belirtiler varsa, müvekkilinin taşıyıcıya karşı dava hakkını teminat
altına almak üzere, hasarı belirlettirmek ve gereken diğer önlemleri almak, eşyayı mümkün
olduğu kadar korumak veya tamamen telef olması tehlikesi varsa, Türk Borçlar Kanununun
108 inci maddesi gereğince yetkili mahkemenin izniyle sattırmak ve gecikmeksizin durumu
müvekkiline haber vermekle yükümlüdür. Aksi takdirde, ihmali yüzünden doğacak zararı
tazmin eder.
(2) Satılmak üzere acenteye gönderilen mallar çabuk bozulacak cinsten ise veya
değerini düşürecek değişikliklere uğrayacak nitelikteyse ve müvekkilden talimat almaya
zaman uygun değilse veya müvekkil izin vermede gecikirse, acente yetkili mahkemenin
izniyle Türk Borçlar Kanununun 108 inci maddesi gereğince eşyayı sattırmaya yetkili ve
müvekkilin menfaatleri bunu gerektiriyorsa zorunludur.
Madde 112IV - Ödeme borcu
MADDE 112- (1) Acente, müvekkiline ait olan parayı göndermekle veya teslim
etmekle yükümlü olup da bunu yapmazsa, yükümlülüğün doğduğu tarihten itibaren faiz
ödemek ve gerekirse ayrıca tazminat vermek zorundadır.
D) Acentenin hakları
I - Ücret
Madde 1131. Ücrete hak kazandıran işlemler
MADDE 113- (1) Acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince kendi çabasıyla veya
aynı nitelikteki işlemler için kazandırdığı üçüncü kişilerle kurulan işlemler için ücret
isteyebilir. Bu ücret hakkı, üçüncü fıkra uyarınca önceki acenteye ait olduğu hâlde ve ölçüde
doğmaz.
(2) Acenteye belli bir bölge veya müşteri çevresi bırakılmışsa, acente, acentelik
ilişkisinin devamı süresince bu bölgedeki veya çevredeki müşterilerle kendi katkısı olmadan
kurulan işlemler için de ücret isteyebilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi burada da uygulanır.
(3) Acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra kurulan işlemler için acente;
a) İşleme aracılık etmişse veya işlemin yapılmasının kendi çabasına bağlanabileceği
ölçüde işlemi hazırlamış ve işlem de acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra uygun bir süre
içinde kurulmuşsa,
b) Birinci veya ikinci fıkraların birinci cümleleri uyarınca ücret istenebilecek bir
işleme ilişkin olarak üçüncü kişinin icabı, acentelik ilişkisinin sona ermesinden önce acenteye
veya müvekkile ulaşmışsa,
ücret isteyebilir. Bu ücretin, hâl ve şartlara göre paylaşılması hakkaniyet gereği ise,
sonraki acente de uygun bir pay alır.
(4) Acente, ayrıca, müvekkilinin talimatına uygun olarak tahsil ettiği paralar için de
tahsil komisyonu isteyebilir.
Madde 1142. Ücrete hak kazanma zamanı
MADDE 114- (1) Acente, kurulan işlem yerine getirildiği anda ve ölçüde ücrete hak
kazanır. Taraflar bu kuralı acentelik sözleşmesiyle değiştirebilir; ancak müvekkil işlemi
yerine getirince, acente, izleyen ayın son günü istenebilecek uygun bir avansa hak kazanır.
Her hâlde acente, üçüncü kişi kurulan işlemi yerine getirdiği anda ve ölçüde ücrete hak
kazanır.
(2) Üçüncü kişinin işlemi yerine getirmeyeceği kesinleşirse, acentenin ücret hakkı
düşer; ödenmiş tutarlar geri verilir.
(3) Aracılık edilen sözleşmeyi müvekkilin kısmen veya tamamen yahut öngörüldüğü
şekliyle yerine getirmeyeceği kesinleşse bile, acente ücret isteyebilir. Müvekkile yüklenemeyen
sebeplerle sözleşmenin yerine getirilemediği hâlde ve ölçüde acentenin ücret hakkı düşer.
Madde 1153. Ücretin miktarı
MADDE 115- (1) Sözleşmede hüküm yoksa ücretin miktarı, acentenin bulunduğu
yerdeki ticari teamüle, teamül de mevcut değilse hâlin gereğine göre o yerdeki asliye ticaret
mahkemesince belirlenir.
Madde 1164. Ücretin ödeme zamanı
MADDE 116- (1) Acentenin hak kazandığı ücretin, doğumu tarihinden itibaren en geç
üç ay içinde ve her hâlde sözleşmenin sona erdiği tarihte ödenmesi gerekir.
(2) Ücret istemi, muacceliyeti ve hesaplanması bakımından önemli olan bütün konular
hakkında acente bilgi istediği takdirde müvekkil bu bilgileri vermek zorundadır. Ayrıca acente,
ücrete bağlı işlemlere ilişkin defter kayıtlarının suretlerinin de kendisine gönderilmesini
müvekkilinden isteyebilir. Müvekkil, defter suretini vermekten kaçınırsa ya da defterlerin
doğruluğu ve tamlığı konusunda kuşku duymayı gerektiren haklı nedenler varsa, acente, ticari
defter ve belgelerin ilgili kısımlarını ya kendisi inceler ya da bir uzmana inceletebilir. Müvekkil
buna izin vermezse sorunu mahkeme duruma en uygun şekilde karara bağlar.
(3) Bu hükümlerin aksinin kararlaştırılması acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir.
Madde 117II - Olağanüstü giderlerin karşılanması
MADDE 117- (1) Acente, yükümlülüklerini yerine getirmek için yaptıklarından ancak
olağanüstü giderlerin ödenmesini isteyebilir.
Madde 118III - Faiz isteme hakkı
MADDE 118- (1) Avans ve olağanüstü giderler hakkında 20 nci maddenin birinci
fıkrasının ikinci cümlesi hükmü uygulanır.
Madde 119IV - Hapis hakkı
MADDE 119- (1) Acente, müvekkilindeki bütün alacakları ödeninceye kadar, acentelik
sözleşmesi dolayısıyla alıp da gerek kendi elinde gerek özel bir sebebe dayanarak zilyet olmakta
devam eden bir üçüncü kişinin elinde bulunan taşınırlar ve kıymetli evrak ile herhangi bir eşyayı
temsil eden senet aracılığıyla kullanabildiği mallar üzerinde hapis hakkına sahiptir.
(2) Müvekkile ait mallar acente tarafından sözleşme veya kanun gereği satıldığı
takdirde, acente bu malların bedelini ödemekten kaçınabilir.
(3) Müvekkil aciz hâlinde bulunduğu takdirde, acentenin henüz muaccel olmamış
alacakları hakkında da birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanır.
(4) Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla, 951 ilâ 953 üncü
maddeleri hükümleri saklıdır.
Madde 120E) Müvekkilin borçları
MADDE 120- (1) Müvekkil, acenteye;
a) Mallarla ilgili belgeleri vermek,
b) Acentelik sözleşmesinin yerine getirilmesi için gerekli olan hususları ve özellikle iş
hacminin acentenin normalde bekleyebileceğinden önemli surette düşük olabileceğini bildirmek,
c) Acentenin yaptığı işleri kabul edip etmediğini ya da yerine getirilmediğini uygun bir
süre içinde bildirmek,
d) Acentenin istemeye hak kazandığı ücreti ödemek,
e) Ücret, avans ve olağanüstü giderler hakkında 20 nci madde hükümlerine göre faiz
ödemek,
zorundadır.
(2) Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde, geçersizdir.
F) Acentelik sözleşmesinin sona ermesi
Madde 121I - Sebepleri
MADDE 121- (1) Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini,
taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir
süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir.
(2) Belirli süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin, süre dolduktan sonra
uygulanmaya devam edilmesi hâlinde, sözleşme belirsiz süreli hâle gelir.
(3) Müvekkilin veya acentenin iflası, ölümü veya kısıtlanması hâlinde, Türk Borçlar
Kanununun 513 üncü maddesi hükmü uygulanır.
(4) Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi
fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı
tazmin etmek zorundadır.
(5) Müvekkilin veya acentenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası sebebiyle
acentelik sözleşmesi sona ererse, işlerin tamamlanması hâlinde acenteye verilmesi gereken
ücret miktarına oranlanarak belirlenecek uygun bir tazminat acenteye ya da bu maddede yazılı
hâllere göre onun yerine geçenlere verilir.
Madde 122II - Denkleştirme istemi
MADDE 122- (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona
ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye
kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla
sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun
düşüyorsa,
acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya
diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse,
faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi
feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle
feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının
sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel
hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.
Madde 123III - Rekabet yasağı anlaşması
MADDE 123- (1) Acentenin, işletmesine ilişkin faaliyetlerini, sözleşme ilişkisinin
sona ermesinden sonrası için sınırlandıran anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve anlaşma
hükümlerini içeren ve müvekkil tarafından imzalanmış bulunan bir belgenin acenteye
verilmesi gerekir. Anlaşma en çok, ilişkinin bitiminden itibaren iki yıllık süre için yapılabilir
ve yalnızca acenteye bırakılmış olan bölgeye veya müşteri çevresine ve kurulmasına aracılık
ettiği sözleşmelerin taalluk ettiği konulara ilişkin olabilir. Müvekkilin, rekabet sınırlaması
dolayısıyla, acenteye uygun bir tazminat ödemesi şarttır.
(2) Müvekkil, sözleşme ilişkisinin sona ermesine kadar, rekabet sınırlamasının
uygulanmasından yazılı olarak vazgeçebilir. Bu hâlde müvekkil, vazgeçme beyanından itibaren
altı ayın geçmesiyle tazminat ödeme borcundan kurtulur.
(3) Taraflardan biri, diğer tarafın kusurlu davranışı nedeniyle haklı sebeplerle
sözleşme ilişkisini feshederse, fesihten itibaren bir ay içinde rekabet sözleşmesiyle bağlı
olmadığını diğer tarafa yazılı olarak bildirebilir.
(4) Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir.
İKİNCİ KİTAP
Ticaret Şirketleri
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
Madde 124A) Türleri
MADDE 124- (1) Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif
şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi
paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır.
Madde 125B) Tüzel kişilik ve ehliyet
MADDE 125- (1) Ticaret şirketleri tüzel kişiliği haizdir.
(2) Ticaret şirketleri, Türk Medenî Kanununun 48 inci maddesi çerçevesinde bütün
haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Bu husustaki kanuni istisnalar saklıdır.
Madde 126C) Uygulanacak kanun hükümleri
MADDE 126- (1) Her şirket türüne özgü hükümler saklı kalmak şartıyla, Türk
Medenî Kanununun tüzel kişilere ilişkin genel hükümleri ile bu Kısımda hüküm bulunmayan
hususlarda Türk Borçlar Kanununun adi şirkete dair hükümleri her şirket türünün niteliğine
uygun olduğu oranda, ticaret şirketleri hakkında da uygulanır.
D) Sermaye koyma borcu
Madde 127I - Konusu
MADDE 127- (1) Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticaret şirketlerine sermaye
olarak;
a) Para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye şirketlerine ait paylar,
b) Fikrî mülkiyet hakları,
c) Taşınırlar ve her çeşit taşınmaz,
d) Taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları,
e) Kişisel emek,
f) Ticari itibar,
g) Ticari işletmeler,
h) Haklı olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler
gibi değerler,
i) Maden ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan diğer haklar,
j) Devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü değer,
konabilir.
(2) Kanunun 307 nci maddesinin ikinci, 342 nci maddesinin birinci ve 581 inci
maddesinin birinci fıkra hükümleri saklıdır.
II - Hükmü
Madde 1281. Genel olarak
MADDE 128- (1) Her ortak, usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket
sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur.
(2) Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen
değerleriyle yer alan taşınmazlar tapuya şerh verildiği, fikrî mülkiyet hakları ile diğer
değerler, varsa özel sicillerine, bu hüküm uyarınca kaydedildikleri ve taşınırlar güvenilir bir
kişiye tevdi edildikleri takdirde ayni sermaye kabul olunur. Özel sicile yapılan kayıt iyiniyeti
kaldırır.
(3) Sermaye olarak taşınmaz mülkiyeti veya taşınmaz üzerinde var olan veya
kurulacak olan ayni bir hakkın konulması borcunu içeren şirket sözleşmesi hükümleri, resmî
şekil aranmaksızın geçerlidir.
(4) Paradan başka ekonomik bir değer veya bir taşınırın sermaye olarak konulmasının
borçlanılması hâlinde şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik
sıfatıyla doğrudan tasarruf edebilir.
(5) Taşınmaz mülkiyetinin veya diğer ayni bir hakkın sermaye olarak konulması
hâlinde, şirketin bunlar üzerinde tasarruf edebilmesi için tapu siciline tescil gereklidir.
(6) Mülkiyet ve diğer ayni hakların tapu siciline tescili istemi ile diğer sicillere
yapılacak tescillerle ilgili bildirimler, ticaret sicili müdürü tarafından, ilgili sicile resen ve
hemen yapılır. Şirketin tek taraflı istemde bulunabilme hakkı saklıdır.
(7) Şirket, her ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebileceği ve
dava edebileceği gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de
isteyebilir. Tazminat istemi için ihtar şarttır. Şahıs şirketlerinde bu davayı ortaklar da açabilir.
(8) Ortaklarca, sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların korunması için,
kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir istenebilir. Tedbir üzerine açılacak
davalar için, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda öngörülen süre ancak şirketin tescil ve
ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Madde 1292. Temerrüt faizi
MADDE 129- (1) Zamanında ifa edilmeyen sermaye para ise, 128 inci madde
gereğince tazminat hakkına halel gelmemek şartıyla, aksine şirket sözleşmesinde veya esas
sözleşmede hüküm yoksa, şirketin tescili anından itibaren temerrüt faizi de ödenir.
Madde 1303. Sorumlu olma
MADDE 130- (1) Sermaye olarak şirkete alacaklarını devretmiş olan bir ortak,
alacaklar şirketçe tahsil edilmiş olmadıkça sermaye koyma borcundan kurtulmaz.
(2) Alacak, vadesi gelmemiş ise aksi kararlaştırılmış olmadıkça, vade gününden,
muaccel ise şirket sözleşmesi veya esas sözleşme tarihinden itibaren bir ay içinde şirketçe
tahsil edilmelidir.
(3) Her ne sebeple olursa olsun, bu süre içinde tahsil edilemediği takdirde, gecikmeden
dolayı şirketin tazminat hakkına halel gelmemek şartıyla, ortak, sürenin bitiminden itibaren
geçecek günlerin temerrüt faizini de öder.
(4) Alacak kısmen tahsil edilmişse, yukarıdaki hükümler tahsil edilmemiş olan kısım
hakkında geçerlidir.
Madde 1314. Karineler
MADDE 131- (1) Sermaye olarak konulan ayınlara, bilirkişi tarafından biçilecek
değerler, ilgililerce kabul edilmiş sayılır.
(2) Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, sermaye
olarak konan ayınların mülkiyeti şirkete ait ve haklar şirkete devredilmiş olur.
(3) Hizmet karşılığı olarak verilecek ücretin kısmen veya tamamen kâra iştirak
suretiyle ifası kararlaştırıldığı takdirde bu kayıt çalışanlara ortak sıfatını vermez.
Madde 1325. Faiz ve ücret alma hakkı
MADDE 132- (1) Kanunlarda aksine hüküm yoksa, şirket sözleşmesiyle ortakların,
koydukları sermayeler için faiz ve şirketteki hizmetleri sebebiyle kendilerine ücret verilmesi
kabul olunabilir.
Madde 133E) Ortakların kişisel alacaklıları
MADDE 133- (1) Bir şahıs şirketi devam ettiği sürece ortaklardan birinin kişisel
alacaklısı, hakkını şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kâr payından ve şirket
fesholunmuşsa tasfiye payından alabilir. Henüz bilanço düzenlenmemişse alacaklı bilançonun
düzenlenmesi sonucunda borçluya düşecek kâr ve tasfiye payı üzerine haciz koydurabilir.
(2) Sermaye şirketlerinde alacaklılar, alacaklarını, o ortağa düşen kâr veya tasfiye
payından almak yanında, borçlularına ait olan, senede bağlanmış veya bağlanmamış payların,
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca
haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilirler. Haciz, istek üzerine, pay defterine işlenir.
(3) Bunun dışında, alacaklılar, tüm ticaret şirketlerinde alacaklarını, ortağın şirketten
olan diğer alacaklarından da alabilme ve bunun için haciz yaptırabilme yetkisini de haizdir.
(4) Yukarıdaki hükümler borçlu ortakların şirket dışındaki mallarına alacaklıların
başvurmalarına engel olmaz.
F) Birleşme, bölünme ve tür değiştirme
I - Uygulama alanı ve kavramlar
Madde 1341. Uygulama alanı
MADDE 134- (1) Ticaret şirketlerinin birleşmelerine, bölünmelerine ve tür
değiştirmelerine 134 ilâ 194 üncü maddeler uygulanır.
(2) Diğer kanunların, bu Kanunun 135 ilâ 194 üncü maddelerine aykırı olmayan
hükümleri saklıdır.
Madde 1352. Kavramlar
MADDE 135- (1) 134 ilâ 194 üncü maddelerin uygulanmasında; “şirket”, ticaret
şirketlerini; “ortak”, anonim şirketlerin pay sahiplerini, limited şirketler ile şahıs şirketlerinin
ve kooperatiflerin ortaklarını; “ortaklık payı”, şahıs şirketlerindeki ortaklık payını, anonim
şirketteki payı, limited şirketteki esas sermaye payını, sermayesi paylara bölünmüş komandit
şirketteki ortaklık payını; “genel kurul”, anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirketlerle kooperatiflerdeki genel kurulu, şahıs şirketlerindeki ortaklar kurulunu ve
gereğinde ortakların tümünü; “yönetim organı”, anonim şirketler ve kooperatiflerde yönetim
kurulunu, limited şirketlerde müdürü veya müdürleri, şahıs şirketleriyle sermayesi paylara
bölünmüş komandit şirketlerde yöneticiyi; “şirket sözleşmesi”, anonim şirketlerde esas
sözleşmeyi, şahıs şirketleriyle limited şirketlerde şirket sözleşmesini ve kooperatifte ana
sözleşmeyi ifade eder.
(2) Küçük ve orta ölçekli şirketler belirlenirken, şahıs şirketleri için 1522, sermaye
şirketleri hakkında ise 1523 üncü maddelerde öngörülen ölçütler uygulanır.
II - Birleşme
1. Genel hükümler
Madde 136a) İlke
MADDE 136- (1) Şirketler;
a) Bir şirketin diğerini devralması, teknik terimle “devralma şeklinde birleşme” veya
b) Yeni bir şirket içinde bir araya gelmeleri, teknik terimle “yeni kuruluş şeklinde
birleşme”,
yoluyla birleşebilirler.
(2) 136 ilâ 158 inci maddelerin uygulamasında, kabul eden şirket “devralan”, katılan
şirket “devrolunan” diye adlandırılır.
(3) Birleşme, devrolunan şirketin malvarlığı karşılığında, bir değişim oranına göre
devralan şirketin paylarının, devrolunan şirketin ortaklarınca kendiliğinden iktisap edilmesiyle
gerçekleşir. Birleşme sözleşmesi 141 inci maddenin ikinci fıkrası anlamında ayrılma akçesini
de öngörebilir.
(4) Birleşmeyle, devralan şirket devrolunan şirketin malvarlığını bir bütün hâlinde
devralır. Birleşmeyle devrolunan şirket sona erer ve ticaret sicilinden silinir.
Madde 137b) Geçerli birleşmeler
MADDE 137- (1) Sermaye şirketleri;
a) Sermaye şirketleriyle,
b) Kooperatiflerle ve
c) Devralan şirket olmaları şartıyla, kollektif ve komandit şirketlerle,
birleşebilirler.
(2) Şahıs şirketleri;
a) Şahıs şirketleriyle,
b) Devrolunan şirket olmaları şartıyla, sermaye şirketleriyle,
c) Devrolunan şirket olmaları şartıyla, kooperatiflerle,
birleşebilirler.
(3) Kooperatifler;
a) Kooperatiflerle,
b) Sermaye şirketleriyle ve
c) Devralan şirket olmaları şartıyla, şahıs şirketleriyle,
birleşebilirler.
Madde 138c) Tasfiye hâlindeki bir şirketin birleşmeye katılması
MADDE 138- (1) Tasfiye hâlindeki bir şirket, malvarlığının dağıtılmasına başlanmamışsa
ve devrolunan şirket olması şartıyla, birleşmeye katılabilir.
(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/10 md.) Birinci fıkradaki şartların varlığı, devralan
şirketin merkezinin bulunduğu yerin ticaret sicili müdürlüğüne sunulan belgelerle ispatlanır.
Madde 139d) Sermayenin kaybı veya borca batıklık hâlinde birleşmeye katılma
MADDE 139- (1) Sermayesiyle kanuni yedek akçeleri toplamının yarısı zararlarla
kaybolan veya borca batık durumda bulunan bir şirket, kaybolan sermayeyi veya gerekiyorsa
borca batıklık durumunu karşılayabilecek tutarda serbestçe, tasarruf edilebilen özvarlığa sahip
bulunan bir şirket ile birleşebilir.
(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/11 md.) Birinci fıkradaki şartın gerçekleşmiş olduğunu
ispatlayan belgelerin, devralan şirketin merkezinin bulunduğu yerin ticaret sicili müdürlüğüne
sunulması şarttır.
2. Ortaklık payları ve hakları
Madde 140a) Ortaklık payının ve haklarının korunması
MADDE 140- (1) Devrolunan şirketin ortaklarının, mevcut ortaklık paylarını ve
haklarını karşılayacak değerde, devralan şirketin payları ve hakları üzerinde istemde bulunma
hakları vardır. Bu istem hakkı, birleşmeye katılan şirketlerin malvarlıklarının değeri, oy
haklarının dağılımı ve önem taşıyan diğer hususlar dikkate alınarak hesaplanır.
(2) Ortaklık paylarının değişim oranları belirlenirken, devrolunan şirketin ortaklarına
tahsis olunan ortaklık paylarının gerçek değerlerinin onda birini aşmaması şartıyla, bir
denkleştirme ödenmesi öngörülebilir.
(3) Devrolunan şirketin oydan yoksun paylarına sahip ortaklarına aynı değerde, oydan
yoksun veya oy hakkını haiz paylar verilir.
(4) Devrolunan şirkette mevcut bulunan paylara bağlı imtiyaz hakları karşılığında,
devralan şirkette eş değerde haklar veya uygun bir karşılık verilir.
(5) Devralan şirket, devrolunan şirketin intifa senedi sahiplerine, eş değerli haklar
tanımak veya intifa senetlerini, birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değeriyle
satın almak zorundadır.
Madde 141b) Ayrılma akçesi
MADDE 141- (1) Birleşmeye katılan şirketler, birleşme sözleşmesinde, ortaklara,
devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının
gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler.
(2) Birleşmeye katılan şirketler birleşme sözleşmesinde, sadece ayrılma akçesinin
verilmesini öngörebilirler.
3. Sermaye artırımı, yeni kuruluş ve ara bilanço
Madde 142a) Sermaye artırımı
MADDE 142- (1) Devralma yoluyla birleşmede, devralan şirket, sermayesini,
devrolunan şirketin ortaklarının haklarının korunabilmesi için gerekli olan düzeyde, artırmak
zorundadır.
(2) Birleşmede, ayni sermaye konulmasına ilişkin düzenlemelerle, halka açık anonim
şirketlerde, yeni payların halka arzına dair hükümler, Sermaye Piyasası Kurulu kaydına
alınmasına ilişkin olanlar müstesna, uygulanmaz.
Madde 143b) Yeni kuruluş
MADDE 143- (1) Yeni kuruluş yolu ile birleşmede, bu Kanun ile 24/4/1969 tarihli ve
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun, ayni sermaye konulmasına dair düzenlemeleri ve asgari
ortak sayısına ilişkin hükümleri dışındaki maddeleri yeni şirketin kuruluşuna uygulanır.
Madde 144c) Ara bilanço
MADDE 144- (1) Birleşme sözleşmesinin imzalandığı tarih ile bilanço günü arasında
altı aydan fazla zaman geçmişse veya son bilançonun çıkarılmasından sonra, birleşmeye
katılan şirketlerin malvarlıklarında önemli değişiklikler meydana gelmişse, birleşmeye katılan
şirketler bir ara bilanço çıkarmak zorundadır.
(2) Aşağıdaki hükümler saklı olmak kaydı ile, ara bilançoya yıllık bilançoya ilişkin
hüküm ve ilkeler uygulanır. Ara bilanço için;
a) Fizikî envanter çıkarılması gerekli değildir;
b) Son bilançoda kabul edilen değerlemeler, sadece ticari defterdeki hareketler
ölçüsünde değiştirilir; amortismanlar, değer düzeltmeleri ve karşılıklar ile ticari defterlerden
anlaşılmayan işletme için önemli değer değişiklikleri de dikkate alınır.
4. Birleşme sözleşmesi ve birleşme raporu26
a) Birleşme sözleşmesi
Madde 145aa) Birleşme sözleşmesinin yapılması
MADDE 145- (1) Birleşme sözleşmesi yazılı şekilde yapılır. Sözleşme, birleşmeye
katılan şirketlerin, yönetim organlarınca imzalanır ve genel kurulları tarafından onaylanır.
Madde 146bb) Birleşme sözleşmesinin içeriği
MADDE 146- (1) Birleşme sözleşmesinin;
a) Birleşmeye katılan şirketlerin ticaret unvanlarını, hukuki türlerini, merkezlerini;
yeni kuruluş yolu ile birleşme hâlinde, yeni şirketin türünü, ticaret unvanını ve merkezini,
b) Şirket paylarının değişim oranını, öngörülmüşse denkleştirme tutarını; devrolunan
şirketin ortaklarının, devralan şirketteki paylarına ve haklarına ilişkin açıklamaları,
c) Devralan şirketin, imtiyazlı ve oydan yoksun payların sahipleriyle intifa senedi
sahiplerine tanıdığı hakları,
d) Şirket paylarının değiştirilmesinin şeklini,
e) Birleşmeyle iktisap edilen payların, devralan veya yeni kurulan şirketin bilanço
kârına hak kazandığı tarihi ve bu isteme ilişkin bütün özellikleri,
f) Gereğinde 141 inci madde uyarınca ayrılma akçesini,
g) Devrolunan şirketin işlem ve eylemlerinin devralan şirketin hesabına yapılmış
sayılacağı tarihi,
h) Yönetim organlarına ve yönetici ortaklara tanınan özel yararları,
i) Gereğinde sınırsız sorumlu ortakların isimlerini,
içermesi zorunludur.
Madde 147b) Birleşme raporu
MADDE 147- (1) Birleşmeye katılan şirketlerin yönetim organları, ayrı ayrı veya
Bu üst başlık “4. Birleşme sözleşmesi, birleşme raporu ve denetleme” iken, 26/6/2012 tarihli ve
6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
birlikte, birleşme hakkında bir rapor hazırlarlar.
(2) Raporda;
a) Birleşmenin amacı ve sonuçları,
b) Birleşme sözleşmesi,
c) Şirket paylarının değişim oranı ve öngörülmüşse denkleştirme akçesi; devrolunan
şirketlerin ortaklarına devralan şirket nezdinde tanınan ortaklık hakları,
d) Gereğinde ayrılma akçesinin tutarı ve şirket pay ve ortaklık hakları yerine ayrılma
akçesi verilmesinin sebepleri,
e) Değişim oranının belirlenmesi yönünden payların değerlemesine ilişkin özellikler,
f) Gereğinde devralan şirket tarafından yapılacak artırımın miktarı,
g) Öngörülmüşse, devrolunan şirketin ortaklarına, birleşme dolayısıyla yüklenecek
olan, ek ödeme ve diğer kişisel edim yükümlülükleri ile kişisel sorumluluklar hakkında bilgi,
h) Değişik türdeki şirketlerin birleşmelerinde, yeni tür dolayısıyla ortaklara düşen
yükümlülükler,
i) Birleşmenin, birleşmeye katılan şirketlerin işçileri üzerindeki etkileri ile mümkünse
bir sosyal planın içeriği,
j) Birleşmenin, birleşmeye katılan şirketlerin alacaklıları üzerindeki etkileri,
k) Gerekiyorsa, ilgili makamlardan alınan onaylar,
hukuki ve ekonomik yönden açıklanır ve gerekçeleri belirtilir.
(3) Yeni kuruluş yoluyla birleşmede birleşme raporuna yeni şirketin sözleşmesinin de
eklenmesi şarttır.
(4) Tüm ortakların onaylaması hâlinde, küçük ve orta ölçekli şirketler birleşme
raporunun düzenlenmesinden vazgeçebilirler.27
Madde 148c) Birleşme sözleşmesinin ve birleşme raporunun denetlenmesi
MADDE 148- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
5. İnceleme hakkı ve malvarlığında değişiklikler
Madde 149a) İnceleme hakkı
MADDE 149- (1) Birleşmeye katılan şirketlerden her biri, merkezleriyle şubelerinde
ve halka açık anonim şirketler ise Sermaye Piyasası Kurulunun öngöreceği yerlerde, genel
kurul kararından önceki otuz gün içinde;
a) Birleşme sözleşmesini,
b) Birleşme raporunu,
c) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
d) Son üç yılın yılsonu finansal tablolarıyla yıllık faaliyet raporlarını, gereğinde ara
bilançolarını,
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “küçük” ibaresi
“küçük ve orta” şeklinde değiştirilmiştir.
ortakların, intifa senedi sahipleriyle şirket tarafından ihraç edilmiş bulunan menkul
kıymet hamillerinin, menfaati bulunan kişilerin ve diğer ilgililerin incelemesine sunmakla
yükümlüdür. Bunlar ilgili sermaye şirketlerinin internet sitelerinde de yayımlanır.
(2) Ortaklar ile birinci fıkrada sayılan kişiler, aynı fıkrada anılan belgelerin suretlerinin
ve varsa basılı şekillerinin kendilerine verilmesini isteyebilirler. Bunlar için, herhangi bir
bedel veya gider karşılığı istenilemez.
(3) Birleşmeye katılan şirketlerden her biri, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde
yayımlanan ve internet sitelerine de konulan ilanda, inceleme yapma hakkına işaret eder.
(4) Birleşmeye katılan her şirket, birinci fıkrada anılan belgelerin nereye tevdi
edildiklerini ve nerelerde incelemeye hazır tutulduklarını, tevdiden en az üç iş günü önce,
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile şirket sözleşmesinde öngörülen gazetelerde ve sermaye
şirketleri de internet sitelerinde ilan eder.
(5) Tüm ortakların onaylaması hâlinde, küçük ve orta ölçekli şirketler inceleme
hakkının kullanılmasından vazgeçebilirler.28
Madde 150b) Malvarlığındaki değişikliklerle ilgili bilgiler
MADDE 150- (1) Birleşmeye katılan şirketlerden birinin aktif veya pasif varlıklarında,
birleşme sözleşmesinin imzası tarihiyle, bu sözleşmenin genel kurulda onaya sunulacağı tarih
arasında, önemli değişiklik meydana gelmişse, yönetim organı, bu durumu kendi genel kuruluna
ve birleşmeye katılan diğer şirketlerin yönetim organlarına yazılı olarak bildirir.
(2) Birleşmeye katılan tüm şirketlerin yönetim organları, bu durumda birleşme
sözleşmesinin değiştirilmesine veya birleşmeden vazgeçmeye gerek olup olmadığını incelerler;
böyle bir sonuca vardıkları takdirde, onaya sunma önerisi geri çekilir. Diğer hâlde, yönetim organı
genel kurulda, birleşme sözleşmesinde uyarlamaya gerek bulunmadığının gerekçesini açıklar.
Madde 151c) Birleşme kararı
MADDE 151- (1) Yönetim organı, genel kurula birleşme sözleşmesini sunar.
Birleşme sözleşmesi genel kurulda;
a) Bu Kanunun 421 inci maddesinin beşinci fıkrasının (b) bendi saklı olmak üzere,
anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, esas veya çıkarılmış sermayenin
çoğunluğunu temsil etmesi şartıyla, genel kurulda mevcut bulunan oyların dörtte üçüyle,
b) Bir kooperatif tarafından devralınacak sermaye şirketlerinde, sermayenin
çoğunluğunu temsil etmesi şartıyla, genel kurulda mevcut bulunan oyların dörtte üçüyle,
c) Limited şirketlerde, sermayenin en az dörtte üçünü temsil eden paylara sahip
bulunmaları şartıyla, tüm ortakların dörtte üçünün oylarıyla,
d) Kooperatiflerde, verilen oyların üçte ikisinin çoğunluğuyla; ana sözleşmede ek
ödeme ve başka edim yükümlülükleri ya da sınırsız sorumluluk kabul edilmiş veya bunlar
mevcut olup da genişletilmişse kooperatife kayıtlı tüm ortakların dörtte üçünün kararıyla,
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “küçük” ibaresi
“küçük ve orta” şeklinde değiştirilmiştir.
onaylanmalıdır.
(2) Kollektif ve komandit şirketlerde birleşme sözleşmesinin oybirliğiyle onaylanması
gerekir. Ancak, şirket sözleşmesinde birleşme sözleşmesinin bütün ortakların dörtte üçünün
kararıyla onaylanması öngörülebilir.
(3) Bir sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin, başka bir şirketi devralması
hâlinde, birinci fıkranın (a) bendindeki nisaba ek olarak, komanditelerin tamamının
birleşmeyi yazılı olarak onaylamaları gereklidir.
(4) Bir limited şirket tarafından devralınan anonim ve sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirkette, devralma ile ek yükümlülük ve kişisel edim yükümlülükleri de öngörülüyorsa
veya bunlar mevcut olup da genişletiliyorsa, bütün ortakların oybirliğine gerek vardır.
(5) Birleşme sözleşmesi bir ayrılma akçesini öngörüyorsa bunun, devreden şirket şahıs
şirketiyse oy hakkını haiz ortaklarının, sermaye şirketiyse şirkette mevcut oy haklarının yüzde
doksanının olumlu oylarıyla onaylanması şarttır.
(6) Birleşme sözleşmesinde devrolunan şirketin işletme konusunda değişiklik
öngörülmüşse, birleşme sözleşmesinin ayrıca, şirket sözleşmesinin değiştirilmesi için gerekli
nisapla onaylanmış olması zorunludur.
6. Kesinleşmeye ilişkin hükümler
Madde 152a) Ticaret siciline tescil
MADDE 152- (1) Birleşmeye katılan şirketler tarafından birleşme kararı alınır
alınmaz, yönetim organları, birleşmenin tescili için ticaret siciline başvurur.
(2) Devralan şirket, birleşmenin gereği olarak sermayesini artırmışsa, ek olarak esas
sözleşme değişiklikleri de ticaret siciline sunulur.
(3) Devrolunan şirket, birleşmenin ticaret siciline tescili ile infisah eder.
Madde 153b) Hukuki sonuçlar
MADDE 153- (1) Birleşme, birleşmenin ticaret siciline tescili ile geçerlilik kazanır.
Tescil anında, devrolunan şirketin bütün aktif ve pasifi kendiliğinden devralan şirkete geçer.
(2) Devrolunan şirketin ortakları devralan şirketin ortağı olur. Ancak bu sonuç,
devralan şirketin kendi adına fakat bu şirket hesabına hareket eden kişinin elinde bulunan
paylar ile devrolunan şirketin kendi adına fakat bu şirket hesabına hareket eden kişinin elinde
bulunan paylar için doğmaz.
(3) 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümleri
saklıdır.
Madde 154c) İlan
MADDE 154- (1) Birleşme kararı, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur.
7. Sermaye şirketlerinin kolaylaştırılmış şekilde birleşmesi
Madde 155a) Uygulama alanı
MADDE 155- (1) a) Devralan sermaye şirketi devrolunan sermaye şirketinin oy hakkı
veren bütün paylarına veya
b) Bir şirket ya da bir gerçek kişi veya kanun yahut sözleşme dolayısıyla bağlı bulunan
kişi grupları, birleşmeye katılan sermaye şirketlerinin oy hakkı veren tüm paylarına,
sahiplerse sermaye şirketleri kolaylaştırılmış düzene göre birleşebilirler.
(2) Devralan sermaye şirketi, devrolunan sermaye şirketinin tüm paylarına değil de oy
hakkı veren paylarının en az yüzde doksanına sahipse, azınlıkta kalan pay sahipleri için;
a) Devralan şirkette bu payların denk karşılığı olan paylar verilmesi şirket payları
yanında, 141 inci maddeye göre, şirket paylarının gerçek değerinin tam dengi olan nakdî bir
karşılık verilmesinin önerilmiş olması ve
b) Birleşme dolayısıyla ek ödeme borcunun veya herhangi bir kişisel edim
yükümlülüğünün yahut kişisel sorumluluğun doğmaması,
hâlinde birleşme kolaylaştırılmış usulde gerçekleşebilir.
Madde 156b) Kolaylıklar
MADDE 156- (1) Birleşmeye katılan ve 155 inci maddenin birinci fıkrasında
öngörülen şartlara uyan sermaye şirketleri, birleşme sözleşmesinde, 146 ncı maddenin birinci
fıkrasının (a) ve (f) ilâ (i) bentlerinde gösterilmiş bulunan kayıtlara yer verirler. Bu sermaye
şirketleri, 147 nci maddede öngörülen birleşme raporunu düzenlemeye ve 149 uncu maddede
düzenlenen inceleme hakkını sağlamakla yükümlü olmadıkları gibi, birleşme sözleşmesini
151 inci madde uyarınca genel kurulun onayına da sunmayabilirler.29
(2) Birleşmeye katılan ve 155 inci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen şartlara uyan
sermaye şirketleri, birleşme sözleşmesinde, sadece, 147 nci maddenin ikinci fıkrasının (a), (b)
ve (f) ilâ (i) bentlerinde gösterilmiş bulunan kayıtlara yer verirler. Bu şirketler 147 nci
maddede öngörülen birleşme raporunu düzenlemeye ve birleşme sözleşmesini 151 inci madde
gereğince genel kurula sunmaya da zorunlu değildirler. 149 uncu maddede öngörülen
inceleme hakkının, birleşmenin tescili için ticaret siciline yapılan başvurudan otuz gün önce
sağlanmış olması gerekir.
8. Alacaklıların ve çalışanların korunması
Madde 157a) Alacakların teminat altına alınması
MADDE 157- (1) Birleşmeye katılan şirketlerin alacaklıları birleşmenin hukuken
geçerlilik kazanmasından itibaren üç ay içinde istemde bulunurlarsa, devralan şirket bunların
alacaklarını teminat altına alır.
(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/12 md.) Birleşmeye katılan şirketler; alacaklılarına,
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, yedişer gün aralıklarla üç defa yapacakları ilanla ve ayrıca
internet sitelerine konulacak ilanla haklarını bildirirler.
(3) (Mülga: 26/6/2012-6335/12 md.)
(4) Diğer alacaklıların zarara uğramayacaklarının anlaşılması hâlinde, yükümlü şirket
teminat göstermek yerine borcu ödeyebilir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “, 148 inci
maddede yeralan birleşme sözleşmesini denetletme hakkı ile” ibaresi “ve” şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 158b) Ortakların kişisel sorumlulukları ve iş ilişkilerinin geçmesi
MADDE 158- (1) Devrolunan şirketin borçlarından birleşmeden önce sorumlu olan
ortakların sorumlulukları birleşmeden sonra da devam eder. Şu şartla ki, bu borçlar birleşme
kararının ilanından önce doğmuş olmalı veya borçları doğuran sebepler bu tarihten önce
oluşmuş bulunmalıdır.
(2) Devrolunan şirketin borçlarından doğan, ortakların kişisel sorumluluğuna ilişkin
istemler, birleşme kararının ilanı tarihinden itibaren üç yıl geçince zamanaşımına uğrar. Alacak
ilan tarihinden sonra muaccel olursa, zamanaşımı süresi muacceliyet tarihinden başlar. Bu
sınırlama, devralan şirketin borçları dolayısıyla şahsen sorumlu olan ortakların sorumluluklarına
uygulanmaz.
(3) Kamuya arz edilmiş olan tahvil ve diğer borç senetlerinde sorumluluk itfa tarihine
kadar devam eder; meğerki, izahname başka bir düzenleme içersin.
(4) İş ilişkileri hakkında 178 inci madde hükmü uygulanır.
III - Bölünme
1. Genel hükümler
Madde 159a) İlke
MADDE 159- (1) Bir şirket tam veya kısmi bölünebilir.
a) Tam bölünmede, şirketin tüm malvarlığı bölümlere ayrılır ve diğer şirketlere
devrolunur. Bölünen şirketin ortakları, devralan şirketlerin paylarını ve haklarını iktisap
ederler. Tam bölünüp devrolunan şirket sona erer ve unvanı ticaret sicilinden silinir.
b) Kısmi bölünmede, bir şirketin malvarlığının bir veya birden fazla bölümü diğer
şirketlere devrolunur. Bölünen şirketin ortakları, devralan şirketlerin paylarını ve haklarını
iktisap ederler veya bölünen şirket, devredilen malvarlığı bölümlerinin karşılığında devralan
şirketlerdeki payları ve hakları elde ederek yavru şirketini oluşturur.
Madde 160b) Geçerli bölünmeler
MADDE 160- (1) Sermaye şirketleri ve kooperatifler sermaye şirketlerine ve
kooperatiflere bölünebilirler.
Madde 161c) Şirket paylarının ve haklarının korunması
MADDE 161- (1) Tam ve kısmi bölünmede şirket payları ve hakları 140 ıncı madde
uyarınca korunur.
(2) Devreden şirketin ortaklarına;
a) Bölünmeye katılan tüm şirketlerde, mevcut payları oranında şirket payları veya
b) Bölünmeye katılan bazı veya tüm şirketlerde, mevcut paylarının oranına göre
değişik oranda şirket payları,
tahsis edilebilir. (a) bendindeki bölünme “oranların korunduğu”, (b) bendindeki bölünme
ise “oranların korunmadığı bölünme”dir.
2. Bölünmenin uygulanmasına ilişkin hükümler
Madde 162a) Sermayenin azaltılması
MADDE 162- (1) Bölünme sebebiyle devreden şirketin sermayesinin azaltılması
hâlinde 473, 474 ve 592 nci maddeler ile kooperatiflerde Kooperatifler Kanununun 98 inci
maddesine dayanılarak bu Kanunun 473 ve 474 üncü maddeleri uygulanmaz.
Madde 163b) Sermaye artırımı
MADDE 163- (1) Devralan şirket sermayesini, devreden şirketin ortaklarının haklarını
koruyacak miktarda artırır.
(2) Bölünmede, ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümler uygulanmaz. Bölünme
sebebiyle, kayıtlı sermaye sisteminde müsait olmasa bile, tavan değiştirilmeden sermaye
artırılabilir.
Madde 164c) Yeni kuruluş
MADDE 164- (1) Bölünme çerçevesinde yeni bir şirketin kurulmasına bu Kanun ile
Kooperatifler Kanununun kuruluşa ilişkin hükümleri uygulanır. Sermaye şirketlerinin
kurulmasında, kurucuların asgari sayısına ve ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümler
uygulanmaz.
Madde 165d) Ara bilanço
MADDE 165- (1) Bilanço günüyle, bölünme sözleşmesinin imzası veya bölünme
planının düzenlenmesi tarihi arasında, altı aydan fazla bir zaman bulunduğu veya son
bilançonun çıkarılmasından itibaren, bölünmeye katılan şirketlerin malvarlıklarında önemli
değişiklikler meydana gelmiş olduğu takdirde, bir ara bilanço çıkarılır.
(2) Bu fıkranın (a) ve (b) bentlerinde öngörülen hükümler saklı kalmak kaydıyla, ara
bilançoya yıllık bilançoya ilişkin hüküm ve standartlar uygulanır. Ara bilanço için;
a) Fizikî envanter çıkarılması gerekli değildir.
b) Son bilançoda kabul edilmiş bulunan değerlemeler, sadece ticari defterlerdeki
hareketler ölçüsünde değiştirilir; amortismanlar, değer düzeltmeleri ve karşılıklar ile ticari
defterlerden anlaşılmayan işletme için önemli değer değişiklikleri de dikkate alınır.
3. Bölünme belgelerini inceleme hakkı30
a) Bölünme sözleşmesi ve bölünme planı
Madde 166aa) Genel olarak
MADDE 166- (1) Bir şirket, bölünme yoluyla, malvarlığının bölümlerini var olan
şirketlere devredecekse, bölünmeye katılan şirketlerin yönetim organları tarafından bir bölünme
sözleşmesi yapılır.
(2) Bir şirket, bölünme yoluyla, malvarlığının bölümlerini yeni kurulacak şirketlere
devredecekse, yönetim organı bir bölünme planı düzenler.
Bu üst başlık “3. Bölünme belgelerini denetleme ve inceleme hakkı” iken, 26/6/2012 tarihli ve 6335
sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
(3) Hem bölünme sözleşmesinin hem de bölünme planının yazılı şekilde yapılması ve
bunların genel kurul tarafından 173 üncü madde hükümlerine göre onaylanması şarttır.
Madde 167bb) Bölünme sözleşmesinin ve bölünme planının içeriği
MADDE 167- (1) Bölünme sözleşmesi ve bölünme planı özellikle;
a) Bölünmeye katılan şirketlerin ticaret unvanlarını, merkezlerini ve türlerini,
b) Aktif ve pasif malvarlığı konularının devir amacıyla bölümlere ayrılmasını ve
tahsisini; açık tanımlamayla, bu bölümlere ilişkin envanteri; taşınmazları, kıymetli evrakı ve
maddi olmayan malvarlığını teker teker gösteren listeyi,
c) Payların değişim oranını ve gereğinde ödenecek denkleştirme tutarını ve devreden
şirketin ortaklarının, devralan şirketteki ortaklık haklarına ilişkin açıklamaları,
d) Devralan şirketin; intifa senedi, oydan yoksun pay ve özel hak sahiplerine tahsis
ettiği hakları,
e) Şirket paylarının değişim tarzlarını,
f) Şirket paylarının bilanço kârına hangi tarihten itibaren hak kazanacaklarını ve bu
istem hakkının özelliklerini,
g) Devreden şirketin işlemlerinin hangi tarihten itibaren devralan şirketin hesabına
yapılmış kabul edildiğini,
h) Yönetim organlarının üyelerine, müdürlere, yönetim hakkına sahip kişilere ve
denetçilere tanınan özel menfaatleri,
i) Bölünme sonucu devralan şirketlere geçen iş ilişkilerinin listesini,
içerir.
Madde 168b) Bölünmenin dışında kalan malvarlığı
MADDE 168- (1) Bölünme sözleşmesinde veya bölünme planında tahsisi yapılmayan
malvarlığı konuları üzerinde;
a) Tam bölünmede, devralan tüm şirketlerin, bölünme sözleşmesi veya planına göre
kendilerine geçen net aktif malvarlığının oranına göre, devralan tüm şirketlere paylı mülkiyet
hakkı düşer.
b) Kısmi bölünmede söz konusu malvarlığı, devreden şirkette kalır.
(2) Birinci fıkra hükmü kıyas yoluyla alacaklara ve maddi olmayan malvarlığı haklarına
da uygulanır.
(3) Tam bölünmeye katılan şirketler, bölünme sözleşmesi veya bölünme planına göre
herhangi bir şirkete tahsis edilmeyen borçlardan müteselsilen sorumludurlar.
c) Bölünme raporu
Madde 169aa) İçerik
MADDE 169- (1) Bölünmeye katılan şirketlerin yönetim organları, bölünme hakkında
ayrı rapor hazırlarlar; ortak rapor da geçerlidir.
(2) Rapor;
a) Bölünmenin amacını ve sonuçlarını,
b) Bölünme sözleşmesini veya bölünme planını,
c) Payların değişim oranlarını ve gereğinde ödenecek denkleştirme tutarını, özellikle
devreden şirketin ortaklarının devralan şirketteki haklarına ilişkin açıklamaları,
d) Değişim oranının saptanmasında, payların değerlemesine ilişkin özellikleri,
e) Gereğinde, bölünme dolayısıyla ortaklar için doğacak olan ek ödeme yükümlülüklerini,
diğer kişisel edim yükümlülüklerini ve sınırsız sorumluluğu,
f) Bölünmeye katılan şirketlerin türlerinin farklı olması hâlinde, ortakların yeni tür
sebebiyle söz konusu olan yükümlülüklerini,
g) Bölünmenin işçiler üzerindeki etkileri ile içeriğini; varsa sosyal planın içeriğini,
h) Bölünmenin, bölünmeye katılan şirketlerin alacaklıları üzerindeki etkilerini,
hukuki ve ekonomik yönleri ile açıklar ve gerekçelerini gösterir.
(3) Yeni kuruluşun varlığı hâlinde, bölünme planına yeni şirketin sözleşmesi de eklenir.
(4) Tüm ortakların onaylaması hâlinde küçük ve orta ölçekli şirketler bölünme raporunun
düzenlenmesinden vazgeçebilirler.31
bb) Bölünme sözleşmesinin veya bölünme planının ve bölünme raporunun
denetlenmesi
Madde 170
MADDE 170- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
Madde 171d) İnceleme hakkı
MADDE 171- (1) Bölünmeye katılan şirketlerden her biri, genel kurulun kararından
iki ay önce, merkezlerinde, halka açık anonim şirketler ayrıca Sermaye Piyasası Kurulunun
uygun gördüğü yerlerde;
a) Bölünme sözleşmesini veya bölünme planını,
b) Bölünme raporunu,
c) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
d) Son üç yılın finansal tabloları ile faaliyet raporlarını ve varsa ara bilançoları,
bölünmeye katılan şirketlerin ortaklarının incelemesine sunar.
(2) Tüm ortakların onaylaması hâlinde küçük ve orta ölçekli şirketler birinci fıkrada
öngörülen inceleme hakkından vazgeçebilirler.
(3) Ortaklar, bölünmeye katılan şirketlerden, birinci fıkrada sayılan belgelerin
kopyalarının kendilerine verilmesini isteyebilirler. Suretler için bedel veya herhangi bir gider
karşılığı istenemez.
(4) Bölünmeye katılan şirketlerden her biri, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde,
sermaye şirketleri ayrıca internet sitesinde, inceleme yapma haklarına işaret eden bir ilan
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “küçük” ibaresi
“küçük ve orta”şeklinde değiştirilmiştir.
yayımlarlar.
Madde 172e) Malvarlığındaki değişikliklerle ilgili bilgiler
MADDE 172- (1) Bölünmeye katılan şirketlerin malvarlıklarında meydana gelen
değişikliklere 150 nci madde kıyas yoluyla uygulanır.
Madde 1734. Bölünme kararı
MADDE 173- (1) 175 inci maddede öngörülen teminatın sağlanmasından sonra,
bölünmeye katılan şirketlerin yönetim organları, bölünme sözleşmesini veya bölünme planını
genel kurula sunar.
(2) Onama kararı 151 inci maddenin birinci, üçüncü, dördüncü ve altıncı fıkralarında
öngörülen nisaplara uyularak alınır.
(3) Oranın korunmadığı bölünmede onama kararı, devreden şirkette oy hakkını haiz
ortakların en az yüzde doksanıyla alınır.
5. Korunmaya ilişkin hükümler
a) Alacaklıların korunması
Madde 174aa) Çağrı
MADDE 174- (1) Bölünmeye katılan şirketlerin alacaklıları, Türkiye Ticaret Sicili
Gazetesinde, (…)32 yedişer gün aralıklarla üç defa yapılacak ilanla ve sermaye şirketlerinde
ayrıca internet sitesine de konulacak ilanla, alacaklarını bildirmeye ve teminat verilmesi için
istemde bulunmaya çağrılırlar.
Madde 175bb) Alacakların teminat altına alınması
MADDE 175- (1) Bölünmeye katılan şirketler, 174 üncü maddede öngörülen ilanların
yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde, istemde bulunan alacaklıların alacaklarını teminat
altına almak zorundadırlar.
(2) Bölünme ile, alacaklıların alacaklarının tehlikeye düşmediğinin, (…)33 ispatı
hâlinde, teminat altına almak yükümü ortadan kalkar.
(3) Diğer alacaklıların zarara uğramayacaklarının anlaşılması hâlinde, şirket, teminat
göstermek yerine borcu ödeyebilir.
b) Sorumluluk
Madde 176aa) Bölünmeye katılan şirketlerin ikinci derecede sorumluluğu
MADDE 176- (1) Bölünme sözleşmesi veya bölünme planıyla kendisine borç tahsis
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tirajı ellibinin
üstünde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan en az üç gazetede” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bir işlem
denetçisinin raporuyla” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
edilen şirket, bu suretle birinci derecede sorumlu bulunan şirket, alacaklıların alacaklarını ifa
etmezse, bölünmeye katılan diğer şirketler, ikinci derecede sorumlu şirketler, müteselsilen
sorumlu olurlar.
(2) İkinci derecede sorumlu olan şirketlerin takip edilebilmeleri için, alacağın teminat
altına alınmamış ve birinci derecede sorumlu şirketin;
a) İflas etmiş,
b) Konkordato süresi almış,
c) Aleyhinde yapılan bir icra takibinde kesin aciz vesikası alınmasının şartları doğmuş,
d) Merkezi yurt dışına taşınmış ve artık Türkiye’de takip edilemez duruma gelmiş veya
e) Yurt dışındaki merkezinin yeri değiştirilmiş ve bu sebeple hukuken takibi önemli
derecede güçleşmiş,
olması gerekir.
Madde 177bb) Ortakların kişisel sorumluluğu
MADDE 177- (1) Ortakların kişisel sorumlulukları hakkında 158 inci madde hükmü
uygulanır.
Madde 1786. İş ilişkilerinin geçmesi
MADDE 178- (1) Tam veya kısmi bölünmede, işçilerle yapılan hizmet sözleşmeleri,
işçi itiraz etmediği takdirde, devir gününe kadar bu sözleşmeden doğan bütün hak ve borçlarla
devralana geçer.
(2) İşçi itiraz ederse, hizmet sözleşmesi kanuni işten çıkarma süresinin sonunda sona
erer; devralan ve işçi o tarihe kadar sözleşmeyi yerine getirmekle yükümlüdür.
(3) Eski işveren ile devralan, işçinin bölünmeden evvel muaccel olmuş alacakları ile
hizmet sözleşmesinin normal olarak sona ereceği veya işçinin itirazı sebebiyle sona erdiği
tarihe kadar geçen sürede muaccel olacak alacaklarından müteselsilen sorumludur.
(4) Aksi kararlaştırılmadıkça veya hâlin gereğinden anlaşılmadıkça, işveren hizmet
sözleşmesinden doğan hakları üçüncü bir kişiye devredemez.
(5) İşçiler muaccel olan ve birinci fıkrada öngörüldüğü şekilde muaccel olacak
alacaklarının teminat altına alınmasını isteyebilirler.
(6) Devreden şirketin bölünmeden önce şirket borçlarından dolayı sorumlu olan
ortakları, hizmet sözleşmesinden doğan ve intikal gününe kadar muaccel olan borçlarla,
hizmet sözleşmesi normal olarak sona ermiş olsaydı muaccel hâle gelecek olan veya işçinin
itirazı sebebiyle hizmet sözleşmesinin sona erdiği ana kadar doğacak olan borçlardan
müteselsilen sorumlu olmakta devam ederler.
Madde 1797. Ticaret siciline tescil ve geçerlilik
MADDE 179- (1) Bölünme onaylanınca, yönetim organı bölünmenin tescilini ister.
(2) Kısmi bölünme sebebiyle devreden şirketin sermayesinin azaltılması gerekiyorsa
buna ilişkin esas sözleşme değişikliği de tescil ettirilir.
(3) Tam bölünme hâlinde devreden şirket ticaret siciline tescil ile birlikte infisah eder.
(4) Bölünme ticaret siciline tescille geçerlilik kazanır. Tescil ile tescil anında envanterde
yer alan bütün aktifler ve pasifler devralan şirketlere geçer.
IV - Tür değiştirme
1. Genel hükümler
Madde 180a) İlke
MADDE 180- (1) Bir şirket hukuki şeklini değiştirebilir. Yeni türe dönüştürülen şirket
eskisinin devamıdır.
Madde 181b) Geçerli tür değiştirmeler
MADDE 181- (1) a) Bir sermaye şirketi;
1. Başka türde bir sermaye şirketine;
2. Bir kooperatife;
b) Bir kollektif şirket;
1. Bir sermaye şirketine;
2. Bir kooperatife;
3. Bir komandit şirkete;
c) Bir komandit şirket;
1. Bir sermaye şirketine;
2. Bir kooperatife;
3. Bir kollektif şirkete;
d) Bir kooperatif bir sermaye şirketine,
dönüşebilir.
Madde 182c) Kollektif ve komandit şirketlerin tür değiştirmelerine ilişkin özel düzenleme
MADDE 182 - (1) Bir kollektif şirket bir komandit şirkete;
a) Kollektif şirkete bir komanditerin girmesi,
b) Bir ortağın komanditer olması,
hâlinde dönüşebilir.
(2) Bir komandit şirket kollektif şirkete;
a) Tüm komanditerlerin şirketten çıkması,
b) Tüm komanditerlerin komandite olması,
suretiyle dönüşebilir.
(3) Bir kollektif veya komandit şirketin tek kişi işletmesi olarak faaliyetine devam
etmesine ilişkin 257 nci madde hükmü saklıdır.
(4) Bu madde uyarınca yapılacak tür değiştirmelerine 180 ilâ 190 ıncı madde hükümleri
uygulanmaz.
Madde 1832. Şirket payının ve haklarının korunması
MADDE 183- (1) Tür değiştirmede ortakların şirket payları ve hakları korunur. Oydan
yoksun paylar için sahiplerine eşit değerde paylar veya oy hakkını haiz paylar verilir.
(2) İmtiyazlı payların karşılığında aynı değerde paylar verilir veya uygun bir tazminat
ödenir.
(3) İntifa senetleri karşılığında aynı değerde haklar verilir veya tür değiştirme planının
düzenlendiği tarihte gerçek değer ödenir.
Madde 1843. Kuruluş ve ara bilanço
MADDE 184- (1) Tür değiştirmede, yeni türün kuruluşuna ilişkin hükümler
uygulanır; ancak, sermaye şirketlerinde ortakların asgari sayısına, ayni sermaye konulmasına
ve kurucuların şirket sözleşmesini imzalamalarına ilişkin hükümler uygulanmaz.34
(2) Bilanço günüyle tür değiştirme raporunun düzenlendiği tarih arasında altı aydan
fazla zaman geçmişse veya son bilançonun çıkarıldığı tarihten itibaren şirketin malvarlığında
önemli değişiklikler meydana gelmişse ara bilanço çıkarılır.
(3) Aşağıdaki hükümler saklı olmak kaydı ile ara bilançoya yıllık bilançoya ilişkin
hüküm ve ilkeler uygulanır. Ara bilanço için;
a) Fizikî envanter çıkarılması gerekli değildir;
b) Son bilançoda kabul edilen değerlemeler, sadece ticari defterdeki hareketler
ölçüsünde değiştirilir; amortismanlar, değer düzeltmeleri ve karşılıklar ile ticari defterlerden
anlaşılmayan işletme için önemli değer değişiklikleri de dikkate alınır.
Madde 1854. Tür değiştirme planı
MADDE 185- (1) Yönetim organı bir tür değiştirme planı düzenler. Plan yazılı şekle
ve 189 uncu madde uyarınca genel kurulun onayına tabidir. Tür değiştirme planı;
a) Şirketin tür değiştirmeden önceki ve sonraki ticaret unvanını, merkezini ve yeni türe
ilişkin ibareyi,
b) Yeni türün şirket sözleşmesini,
c) Ortakların tür değiştirmeden sonra sahip olacakları payların sayısını, cinsini ve
tutarını veya tür değiştirmeden sonra ortakların paylarına ilişkin açıklamaları,
içerir.
Madde 1865. Tür değiştirme raporu
MADDE 186- (1) Yönetim organı tür değiştirme hakkında yazılı bir rapor hazırlar.
(2) Raporda;
a) Tür değiştirmenin amacı ve sonuçları,
b) Yeni türe ilişkin kuruluş hükümlerinin yerine getirilmiş bulunduğu,
c) Yeni şirket sözleşmesi,
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 68 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “ve ayni sermaye
konulmasına” ibaresi “, ayni sermaye konulmasına ve kurucuların şirket sözleşmesini imzalamalarına”
şeklinde değiştirilmiştir.
d) Tür değiştirmeden sonra ortakların sahip olacakları paylara dair değişim oranı,
e) Varsa ortaklar ile ilgili olarak tür değiştirmeden kaynaklanan ek ödeme ile diğer
kişisel edim yükümlülükleri ve kişisel sorumluluklar,
f) Ortaklar için yeni tür dolayısıyla doğan yükümlülükler
hukuki ve ekonomik yönden açıklanır ve gerekçeleri gösterilir.
(3) Tüm ortakların onaylaması hâlinde küçük ve orta ölçekli şirketler tür değiştirme
raporunun düzenlenmesinden vazgeçebilirler.35
Madde 1876. Tür değiştirme planının ve tür değiştirme raporunun denetlenmesi
MADDE 187- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
Madde 1887. İnceleme hakkı
MADDE 188 - (1) Şirket;
a) Tür değiştirme planını,
b) Tür değiştirme raporunu,
c) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
d) Son üç yılın finansal tablolarını, varsa ara bilançoyu,
genel kurulda karar alınmasından otuz gün önce merkezinde ve halka açık anonim
şirketlerde Sermaye Piyasası Kurulunun istediği yerlerde ortakların incelemesine sunar.
(2) İsteyen ortaklara anılan belgelerin kopyaları bedelsiz verilir. Şirket, ortakları,
uygun bir şekilde inceleme haklarının bulunduğu hususunda bilgilendirir.
Madde 1898. Tür değiştirme kararı ve tescil
MADDE 189- (1) Yönetim organı tür değiştirme planı ile yeni türün şirket
sözleşmesini genel kurula sunar. Tür değiştirme kararı aşağıdaki nisaplarla alınır:36
a) Kanunun 421 inci maddesinin beşinci fıkrasının (b) bendi hükmü saklı olmak şartıyla
anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, esas veya çıkarılmış sermayenin üçte
ikisini karşılaması şartıyla, genel kurulda mevcut oyların üçte ikisiyle; limited şirkete dönüştürme
hâlinde, ek ödeme veya kişisel edim yükümlülüğü doğacaksa tüm ortakların onayıyla;
b) Bir sermaye şirketinin bir kooperatife dönüşmesi hâlinde tüm ortakların onayıyla;
c) Limited şirketlerde, sermayenin en az dörtte üçüne sahip bulunmaları şartıyla,
ortakların dörtte üçünün kararıyla;
d) Kooperatiflerde;
1. Ortakların en az üçte ikisinin temsil edilmeleri şartı ile, genel kurulda mevcut
oyların çoğunluğuyla,
2. Ek ödeme, diğer kişisel edim yükümlülükleri veya kişisel sorumluluk getiriliyorsa
veya bu yükümlülükler veya sorumluluklar genişletiliyorsa, kooperatifte kayıtlı ortaklarının
üçte ikisinin olumlu oyuyla,
e) Kollektif ve komandit şirketlerde tür değiştirme planı bütün ortakların oybirliğiyle
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “küçük” ibaresi
“küçük ve orta”şeklinde değiştirilmiştir.
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 68 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “tür değiştirme
planını” ibaresi “tür değiştirme planı ile yeni türün şirket sözleşmesini”şeklinde değiştirilmiştir.
onanır. Ancak, şirket sözleşmesinde ortakların tümünün üçte ikisinin olumlu oyuyla bu
kararın alınabileceği öngörülebilir.
(2) Yönetim organı tür değiştirmeyi ve yeni şirketin sözleşmesini tescil ettirir. Tür
değiştirme tescil ile hukuki geçerlilik kazanır. Tür değiştirme kararı Türkiye Ticaret Sicili
Gazetesinde ilan edilir.
Madde 1909. Alacaklıların ve çalışanların korunması
MADDE 190- (1) Ortakların kişisel sorumlulukları hakkında 158 inci ve iş
sözleşmelerinden doğan borçlar hakkında 178 inci madde uygulanır.
V - Ortak hükümler
Madde 1911. Ortaklık paylarının ve ortaklık haklarının incelenmesi
MADDE 191- (1) Birleşmede, bölünmede ve tür değiştirmede ortaklık paylarının ve
ortaklık haklarının gereğince korunmamış veya ayrılma karşılığının uygun belirlenmemiş
olması hâlinde, her ortak, birleşme, bölünme veya tür değiştirme kararının Türkiye Ticaret
Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde, söz konusu işlemlere katılan şirketlerden
birinin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, uygun bir denkleştirme
akçesinin saptanmasını isteyebilir. Denkleştirme akçesinin belirlenmesinde 140 ıncı maddenin
ikinci fıkrası uygulanmaz.
(2) Davacı ile aynı hukuki durumda bulunmaları hâlinde, mahkeme kararı, birleşmeye,
bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan şirketlerin tüm ortakları hakkında da hüküm doğurur.
(3) Davanın giderleri devralan şirkete aittir. Özel durumların haklı göstermesi hâlinde,
mahkeme giderleri kısmen veya tamamen davacıya yükletilebilir.
(4) Ortaklık paylarının veya ortaklık haklarının korunmasını inceleme davası birleşme,
bölünme veya tür değiştirme kararının geçerliliğini etkilemez.
Madde 1922. Birleşmenin, bölünmenin ve tür değiştirmenin iptali ve eksikliklerin sonuçları
MADDE 192- (1) 134 ilâ 190 ıncı maddelerin ihlali hâlinde, birleşme, bölünme ve tür
değiştirme kararına olumlu oy vermemiş ve bunu tutanağa geçirmiş bulunan birleşmeye,
bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan şirketlerin ortakları; bu kararın Türkiye Ticaret Sicili
Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde iptal davası açabilirler. İlanın gerekmediği
hâllerde süre tescil tarihinden başlar.
(2) Kararın bir yönetim organı tarafından verilmesi hâlinde de bu dava açılabilir.
(3) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye ilişkin işlemlerde herhangi bir eksikliğin
varlığı hâlinde, mahkeme taraflara bunun giderilmesi için süre verir. Hukuki sakatlık, verilen
süre içinde giderilemiyorsa veya giderilememişse mahkeme kararı iptal eder ve gerekli
önlemleri alır.
Madde 1933. Sorumluluk
MADDE 193- (1) Birleşme, bölünme veya tür değiştirme işlemlerine herhangi bir
şekilde katılmış bulunan bütün kişiler şirketlere, ortaklara ve alacaklılara karşı kusurları ile
verdikleri zararlardan sorumludurlar. Kurucuların sorumlulukları saklıdır.
(2) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
(3) 202 ilâ 208, 555, 557, 560 ıncı madde hükümleri saklıdır. Bir sermaye şirketinin
veya kooperatifin iflası hâlinde 556 ve 570 inci maddeler ile Kooperatifler Kanununun 98 inci
maddesi kıyas yoluyla uygulanır.
Madde 194VI – Ticari işletme ile ilgili birleşme ve tür değiştirme
MADDE 194- (1) Bir ticari işletme, bir ticaret şirketiyle, onun tarafından devralınmak
suretiyle birleşebilir. Bu hâlde devralan ticaret şirketinin türüne göre 138 ilâ 140, 142 ilâ 158
ve ortak hükümlere ilişkin 191 ilâ 193 üncü madde hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.
(2) Bir ticari işletmenin bir ticaret şirketine dönüşmesi hâlinde 182 ilâ 193 üncü
maddeler kıyas yoluyla uygulanabilir.
(3) Bir ticaret şirketinin bir ticari işletmeye dönüştürülebilmesi için, söz konusu ticaret
şirketinin paylarının tümü, ticari işletmeyi işletecek kişi veya kişiler tarafından devralınmalı
ve ticari işletme bu kişi veya kişiler adına ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir. Bu hâlde,
ticari işletmeye dönüştürülen ticaret şirketi, bir kollektif veya komandit şirket ise mezkûr
ticaret şirketinin borçlarından, ticari işletmeyi işletecek kişi ve kişiler ile ticaret şirketinin eski
ortakları da 264 üncü maddedeki zamanaşımı süresince sıfatlarına göre müteselsilen sorumlu
olurlar. Dönüştürmeye bu Kanunun 264 ilâ 266 ncı maddeleri de uygulanır.
(4) 182 nci maddenin üçüncü fıkrası hükmü saklıdır.
G) Şirketler topluluğu
Madde 195I - Hâkim ve bağlı şirket
MADDE 195- (1) a) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin, doğrudan veya
dolaylı olarak;
1. Oy haklarının çoğunluğuna sahipse veya
2. Şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan
sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek hakkını haizse veya
3. Kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye dayanarak, tek başına veya diğer pay
sahipleri ya da ortaklarla birlikte, oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa,
b) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketini, bir sözleşme gereğince veya başka bir
yolla hâkimiyeti altında tutabiliyorsa,
birinci şirket hâkim, diğeri bağlı şirkettir. Bu şirketlerden en az birinin merkezi
Türkiye’de ise, bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Birinci fıkrada öngörülen hâller dışında, bir ticaret şirketinin başka bir ticaret
şirketinin paylarının çoğunluğuna veya onu yönetebilecek kararları alabilecek miktarda
paylarına sahip bulunması, birinci şirketin hâkimiyetinin varlığına karinedir.
(3) Bir hâkim şirketin, bir veya birkaç bağlı şirket aracılığıyla bir diğer şirkete hâkim
olması, dolaylı hâkimiyettir.
(4) Hâkim şirkete doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan şirketler, onunla birlikte
şirketler topluluğunu oluşturur. Hâkim şirketler ana, bağlı şirketler yavru şirket konumundadır.
(5) Şirketler topluluğunun hâkiminin, merkezi veya yerleşim yeri yurt içinde veya
dışında bulunan, bir teşebbüs olması hâlinde de, 195 ilâ 209 uncu maddeler ile bu Kanundaki
şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır. Hâkim teşebbüs tacir sayılır. Konsolide
tablolar hakkındaki hükümler saklıdır.
(6) Şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanmasında “yönetim kurulu” terimi
limited şirketlerde müdürleri, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile şahıs
şirketlerinde yöneticileri, diğer tüzel kişilerde yönetim organını ve gerçek kişilerde gerçek
kişinin kendisini ifade eder.
Madde 196II - Pay ve oy oranlarının hesaplanması
MADDE 196- (1) Bir ticaret şirketinin bir sermaye şirketindeki iştirakinin yüzdesi, o
sermaye şirketindeki payının veya payların itibarî değerleri toplamının, iştirak olunan şirketin
sermayesine oranlanmasıyla bulunur. Sermaye şirketinin hem kendi hem de onun hesabına
alınmış olup da üçüncü kişilerin elindeki kendi payları, hesaplamada o şirketin esas veya
çıkarılmış sermayesinden düşülür.
(2) Bir ticaret şirketinin bir sermaye şirketindeki oy hakkının yüzdesi, ticaret şirketinin o
sermaye şirketinde sahip bulunduğu paylardan doğan kullanılabilen oy haklarının toplamının,
sermaye şirketindeki kullanılabilir tüm oy haklarının toplamına oranlanmasıyla bulunur.
Hesaplamada, sermaye şirketinin hem kendi hem de onun hesabına alınmış olup da üçüncü
kişilerin elindeki paylarından doğan oy hakları düşülür.
(3) Bir ticaret şirketinin bir sermaye şirketinde sahip olduğu paylar hesaplanırken ona
bağlı şirketlerin sahip oldukları veya onun hesabına alınmış olup üçüncü kişilerin elindeki
paylar da hesaba katılır.
Madde 197III - Karşılıklı iştirak
MADDE 197- (1) Birbirlerinin paylarının en az dörtte birine sahip bulunan sermaye
şirketleri karşılıklı iştirak durumundadır. Bu payların yüzdelerinin hesaplanmasında 196 ncı
madde uygulanır. Anılan şirketlerden biri diğerine hâkimse, ikincisi aynı zamanda bağlı şirket
sayılır. Karşılıklı iştirak durumundaki şirketlerin her biri diğerine hâkimse ikisi de bağlı ve
hâkim şirket kabul olunur.
Madde 198IV - Bildirim, tescil ve ilan yükümlülükleri
MADDE 198- (1) Bir teşebbüs, bir sermaye şirketinin sermayesinin, doğrudan veya
dolaylı olarak, yüzde beşini, onunu, yirmisini, yirmibeşini, otuzüçünü, ellisini, altmışyedisini
veya yüzde yüzünü temsil eden miktarda paylarına sahip olduğu veya payları bu yüzdelerin
altına düştüğü takdirde; teşebbüs, durumu söz konusu işlemlerin tamamlanmasını izleyen on
gün içinde, sermaye şirketine ve bu Kanun ile diğer kanunlarda gösterilen yetkili makamlara
bildirir. Payların yukarıda belirtilen oranlarda kazanılması veya elden çıkarılması, yıllık
faaliyet ve denetleme raporlarında ayrı bir başlık altında açıklanır ve sermaye şirketinin
internet sitesinde ilan edilir.
Payların yüzdelerinin hesaplanmasında 196 ncı madde uygulanır. Teşebbüsün ve
sermaye şirketinin yönetim kurulu üyeleriyle yöneticileri de, kendilerinin, eşlerinin,
velayetleri altındaki çocuklarının ve bunların, sermayelerinin en az yüzde yirmisine sahip
bulundukları ticaret şirketlerinin o sermaye şirketindeki payları ile ilgili olarak bildirimde
bulunurlar. Bildirimler yazılı şekilde yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan olunur.
(2) Birinci fıkrada öngörülen bildirim ile tescil ve ilan yükümlülüğü yerine getirilmediği
sürece, ilgili paylara ait oy hakkı dâhil, diğer haklar donar. Bildirim yükümlülüğünün yerine
getirilmemesine dair diğer hukuki sonuçlara ilişkin hükümler saklıdır.
(3) Hâkimiyet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için bu sözleşmenin ticaret siciline
tescil ve ilanı şarttır. Sözleşmenin geçersizliği, bu Kanun ile diğer kanunlardaki şirketler
topluluğuna dair yükümlülüklere ve sorumluluklara ilişkin hükümlerinin uygulanmasına engel
olmaz.
Madde 199V - Bağlı ve hâkim şirketlerin raporları
MADDE 199- (1) Bağlı şirketin yönetim kurulu, faaliyet yılının ilk üç ayı içinde,
şirketin hâkim ve bağlı şirketlerle ilişkileri hakkında bir rapor düzenler. Raporda, şirketin
geçmiş faaliyet yılında hâkim şirketle, hâkim şirkete bağlı bir şirketle, hâkim şirketin
yönlendirmesiyle onun ya da ona bağlı bir şirketin yararına yaptığı tüm hukuki işlemlerin ve
geçmiş faaliyet yılında hâkim şirketin ya da ona bağlı bir şirketin yararına alınan veya
alınmasından kaçınılan tüm diğer önlemlerin açıklaması yapılır. Hukuki işlemlerde edimler ve
karşı edimler, önlemlerde, önlemin sebebi ve şirket yönünden yarar ve zararları belirtilir.
Zarar denkleştirilmişse, bunun faaliyet yılı içinde fiilen nasıl gerçekleştiği veya şirketin
sağladığı hangi menfaatlere ilişkin olarak bir istem hakkı tanındığı ayrıca bildirilir.
(2) Rapor, doğru ve dürüst hesap verme ilkelerine uygun olmalıdır.
(3) Yönetim kurulu raporun sonunda şirketin, hukuki işlemin yapıldığı veya önlemin
alındığı veya alınmasından kaçınıldığı anda kendilerince bilinen hâl ve şartlara göre, her bir
hukuki işlemde uygun bir karşı edim sağlanıp sağlanmadığını ve alınan veya alınmasından
kaçınılan önlemin şirketi zarara uğratıp uğratmadığını açıklar. Şirket zarara uğramışsa,
yönetim kurulu ayrıca zararın denkleştirilip denkleştirilmediğini de belirtir. Bu açıklama
sadece yıllık faaliyet raporunda yer alır.
(4) Hâkim şirketin her yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu başkanından; bağlı
şirketlerin finansal ve malvarlığıyla ilgili durumları ile üç aylık hesap sonuçları, hâkim
şirketin bağlı şirketlerle, bağlı şirketlerin birbirleriyle, hâkim ve bağlı şirketlerin pay sahipleri
ve bunların yakınlarıyla ilişkileri; yaptıkları işlemler ve bunların sonuç ve etkileri hakkında,
özenli, gerçeği aynen ve dürüstçe yansıtan hesap verme ilkelerine göre düzenlenmiş bir rapor
hazırlattırıp yönetim kuruluna sunmasını ve bunun sonuç kısmının yıllık rapor ile denetleme
raporuna eklenmesini isteyebilir. Bağlı şirketler, red için yoruma yer bırakmayacak açıklıkta
bir haklı sebebin varlığını ispat edemedikleri takdirde, bu raporun hazırlanması için gerekli
olan bilgi ve belgeleri hâkim şirketin bu işle görevlendirilen uzmanlarına vermekle
yükümlüdürler. İstemde bulunan yönetim kurulu üyesi, bunu bir üçüncü kişinin yararlanması
amacıyla yapmışsa bunun sonuçlarından sorumlu olur.
Madde 200VI - Bağlı şirketler hakkında bilgi alma
MADDE 200- (1) Hâkim şirketin her pay sahibi genel kurulda, bağlı şirketlerin
finansal ve malvarlığıyla ilgili durumları ile hesap sonuçları, hâkim şirketin bağlı şirketlerle,
bağlı şirketlerin birbirleriyle, hâkim ve bağlı şirketlerin pay sahipleri, yöneticileri ve bunların
yakınlarıyla ilişkileri, yaptıkları işlemler ve bunların sonuçları hakkında, özenli, gerçeği aynen
ve dürüstçe yansıtan hesap verme ilkelerine uygun, doyurucu bilgi verilmesini isteyebilir.
Madde 201VII - Hakların donması
MADDE 201- (1) Bir sermaye şirketinin paylarını iktisap edip karşılıklı iştirak
konumuna bilerek giren diğer bir sermaye şirketi, iştirak konusu olan paylardan doğan toplam
oylarıyla diğer pay sahipliği haklarının sadece dörtte birini kullanabilir; bedelsiz payları
edinme hakkı hariç, diğer tüm pay sahipliği hakları donar. Söz konusu paylar toplantı ve karar
nisabının hesaplanmasında dikkate alınmaz. 389 ile 612 nci madde hükümleri saklıdır.
(2) Birinci fıkrada öngörülen sınırlama, bağlı şirketin hâkim şirketin paylarını iktisap
etmesi veya her iki şirketin birbirlerine hâkim olması hâlinde uygulanmaz.
VIII - Sorumluluk
Madde 2021. Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması
MADDE 202- (1) a) Hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde
kullanamaz. Özellikle bağlı şirketi, iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki
işlemler yapmaya; kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte
haklarla sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye;
ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini yenilememek, yatırımlarını
kısıtlamak, durdurmak gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya
önlemler almaya yahut gelişmesini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemez;
meğerki, kayıp, o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman
denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı şirkete denk
değerde bir istem hakkı tanınsın.
b) Denkleştirme, faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir
istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep
olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. Hâkim istem
üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine bu maddenin
ikinci fıkrası hükümlerine göre, davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın
alınmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir.
c) Alacaklılar da, (b) bendi uyarınca, şirket iflas etmemiş olsa bile, şirketin zararının
şirkete ödenmesini isteyebilirler.
d) Kayba sebebiyet veren işlemin, aynı veya benzer koşullar altında, şirket
menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak gözeten ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle
hareket eden, bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabileceği veya
yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı hâlinde tazminata hükmedilemez.
e) Pay sahiplerinin ve alacaklıların açacağı davaya, kıyas yoluyla 553, 555 ilâ 557, 560
ve 561 inci maddeler uygulanır. Hâkim teşebbüsün merkezinin yurt dışında bulunması hâlinde
tazminat davası bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılır.
(2) Hâkimiyetin uygulanması ile gerçekleştirilen ve bağlı şirket bakımından açıkça
anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul
kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemlerde, genel kurul kararına
red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu ve benzeri konulardaki kararlarına
yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri; hâkim teşebbüsten, zararlarının tazminini veya
paylarının varsa en az borsa değeriyle, böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri
hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre
belirlenecek bir değerle satın alınmasını mahkemeden isteyebilirler. Değer belirlenirken
mahkeme kararına en yakın tarihteki veriler esas alınır. Tazminat veya payların satın
alınmasını istem davası, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan
edildiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.
(3) İkinci fıkrada öngörülen dava açılınca, davacıların muhtemel zararlarını veya
payların satın alma değerini karşılayan tutardaki paranın teminat olarak, mahkemece
belirlenecek bir bankaya mahkeme adına yatırılmasına karar verilir. Teminat yatırılmadığı
sürece genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin hiçbir işlem yapılamaz. Bu maddenin
birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen davaların kötüniyetle açılması hâlinde davalı, uğradığı
zararın müteselsilen tazmin edilmesini ve mahkemeye teminat yatırılmasını davacılardan
isteyebilir.
(4) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmede, pay sahiplerine ve ortaklara tanınmış
bulunan diğer haklar saklıdır.
(5) Bağlı şirketin yöneticileri, bu madde hükümleri dolayısıyla pay sahiplerine ve
alacaklılara karşı doğabilecek sorumluluklarının tüm hukuki sonuçlarının, bir sözleşme ile
üstlenmesini hâkim teşebbüsten isteyebilir.
2. Tam hâkimiyet hâlinde
Madde 203a) Talimat
MADDE 203- (1) Bir ticaret şirketi bir sermaye şirketinin paylarının ve oy haklarının
doğrudan veya dolaylı olarak yüzde yüzüne sahipse, hâkim şirketin yönetim kurulu,
topluluğun belirlenmiş ve somut politikalarının gereği olmak şartıyla, kaybına sebep
verebilecek sonuçlar doğurabilecek nitelik taşısalar bile, bağlı şirketin yönlendirilmesine ve
yönetimine ilişkin talimat verebilir. Bağlı şirketin organları talimata uymak zorundadır.
Madde 204b) İstisna
MADDE 204- (1) Bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan, varlığını tehlikeye
düşürebilecek olan veya önemli varlıklarını kaybetmesine yol açabilecek nitelik taşıyan
talimat verilemez.
Madde 205c) Bağlı şirketin organlarının şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumsuzluğu
MADDE 205- (1) Bağlı şirketin yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri ve sorumlu
tutulabilecek ilgililer, 203 ve 204 üncü madde kapsamındaki talimatlara uymaları nedeniyle,
şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumlu tutulamazlar.
Madde 206d) Şirket alacaklılarının dava hakkı
MADDE 206- (1) Hâkim şirket ve yöneticilerinin, 203 üncü madde çerçevesinde
verdikleri talimatlar dolayısıyla bağlı şirkette oluşan kayıp, o hesap yılı içinde,
denkleştirilmediği veya zamanı ve şekli de belirtilerek şirkete denk bir istem hakkı
tanınmadığı takdirde, zarara uğrayan alacaklılar hâkim şirkete ve onun kayıptan sorumlu
yönetim kurulu üyelerine karşı tazminat davası açabilirler. Davalılar 202 nci maddenin birinci
fıkrasının (d) bendine dayanabilir. Bu davaya 202 nci maddenin birinci fıkrasının (e) bendi
uygulanır.
(2) Davalılar, krediden ve benzeri sebeplerden kaynaklanan alacaklarda, davacının,
denkleştirmenin yapılmadığını veya istem hakkının tanınmadığını bilerek söz konusu alacağı
doğuran ilişkiye girdiğini veya işin niteliği gereği bu durumu bilmesi gerektiğini ispatlayarak
sorumluluktan kurtulabilirler.
IX - Çeşitli hükümler
Madde 2071. Özel denetim
MADDE 207- (1) Denetçi, (…)37 özel denetçi, riskin erken saptanması ve yönetimi
komitesi; bağlı şirketin, hâkim şirketle veya diğer bağlı bir şirketle ilişkilerinde hilenin veya
dolanın varlığını belirtir şekilde görüş bildirmişse, bağlı şirketin her pay sahibi, bu konunun
açıklığa kavuşturulması amacıyla, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret
mahkemesinden özel denetçi atanmasını isteyebilir.
Madde 2082. Satın alma hakkı
MADDE 208- (1) Hâkim şirket, doğrudan veya dolaylı olarak bir sermaye şirketinin
paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanına sahipse, azlık şirketin çalışmasını
engelliyor, dürüstlük kuralına aykırı davranıyor, fark edilir sıkıntı yaratıyor veya pervasızca
hareket ediyorsa, hâkim şirket azlığın paylarını varsa borsa değeri, yoksa 202 nci maddenin
ikinci fıkrasında öngörülen şekilde belirlenen değer ile satın alabilir.
Madde 2093. Güvenden doğan sorumluluk
MADDE 209- (1) Hâkim şirket, topluluk itibarının, topluma veya tüketiciye güven
veren bir düzeye ulaştığı hâllerde, bu itibarın kullanılmasının uyandırdığı güvenden sorumludur.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “işlem denetçisi,”
ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Madde 210H) Gümrük ve Ticaret Bakanlığının düzenleme ve denetleme yetkisi38
MADDE 210- (Değişik: 26/6/2012-6335/13 md.)
(1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin
uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler
bu tebliğlere uyarlar. Ticaret şirketlerinin, bu Kanun kapsamındaki işlemleri, Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı denetim elemanları tarafından denetlenir. Bu denetimin ilkeleri ve usulü ile
denetime tabi işlemler Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.
(2) Diğer bakanlık, kurum, kurul ve kuruluşlar, ancak kendilerine kanunla tanınan
yetkinin sınırları içinde kalmak şartıyla ve öngörülen amaç, konu ve şekle tabi olarak şirketlere
ilişkin düzenlemeler yapabilir.
(3) Kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde veya bu yönde hazırlıklarda
ya da muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunduğu belirlenen ticaret şirketleri hakkında, özel
kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca, bu tür işlem,
hazırlık veya faaliyetlerin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde fesih davası açılabilir.
İKİNCİ KISIM
Kollektif Şirket
BİRİNCİ BÖLÜM
Şirketin Niteliği ve Kuruluşu
Madde 211A) Tanım
MADDE 211- (1) Kollektif şirket ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında
işletmek amacıyla, gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu
şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış olan şirkettir.
B) Sözleşme
Madde 212I - Şekil
MADDE 212- (1) Kollektif şirket sözleşmesi yazılı şekle tabidir; ayrıca, sözleşmedeki
imzaların noterce onaylanması veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı
huzurunda imzalanması şarttır. (Ek cümle: 15/7/2016-6728/67 md.)Şirketin kuruluşunda, şirket
sözleşmesini ihtiva eden kâğıtlardan değerli kâğıt bedeli alınmaz.39
II - Zorunlu kayıtlar
Bu madde başlığı “H) Sanayi ve Ticaret Bakanlığının düzenleme ve denetleme yetkisi” iken,
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmişitir.
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylanması” ibaresinden
sonra gelmek üzere “veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda
imzalanması” ibaresi eklenmiştir.
Madde 213
MADDE 213- (1) Kollektif şirket sözleşmesine aşağıdaki kayıtların yazılması zorunludur:
a) Ortakların ad ve soyadlarıyla yerleşim yerleri ve vatandaşlıkları.
b) Şirketin kollektif olduğu.
c) Şirketin ticaret unvanı ve merkezi.
d) Esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir şekilde şirketin işletme konusu.
e) Her ortağın sermaye olarak koymayı taahhüt ettiği para miktarı; para niteliğinde
olmayan sermayenin değeri ve bu değerin ne suretle biçilmiş olduğu; sermaye olarak kişisel
emek konulmuşsa bu emeğin niteliği, kapsamı ve değeri.
f) Şirketi temsile yetkili kimselerin ad ve soyadları, bunların yalnız başına mı, yoksa
birlikte mi imza koymaya yetkili oldukları.
(2) Ortaklar, emredici hükümlere aykırı olmamak şartıyla, şirket sözleşmesine diledikleri
kayıtları koyabilirler.
Madde 214III - Noksanlıklar
MADDE 214- (1) Sözleşmesi kanuni şekilde yapılmamış veya sözleşmeye konması
zorunlu olan kayıtlardan biri veya bazıları eksik yahut geçersiz olan bir kollektif şirket, adi
şirket hükmünde olup, hakkında 216 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, Türk Borçlar
Kanununun adi şirketlere ilişkin hükümleri uygulanır.
(2) 12 nci madde hükmü saklıdır.
C) Tescil
Madde 215I - Yükümlülük
MADDE 215- (1) Kollektif şirketi kuranlar, şirket sözleşmesinin noterlikçe onaylı bir
suretini onay tarihinden itibaren onbeş gün içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret
siciline vererek şirketin tescilini istemek zorundadır. Suret, sicil müdürlüğünce saklanır ve
213 üncü madde gereğince sözleşmeye konması zorunlu olan kayıtlar ile kanunun emreylediği
diğer hususlar tescil ve ilan olunur. (Ek cümle: 15/7/2016-6728/67 md.) Şirket sözleşmesinin
ticaret sicili müdürü veya yardımcısı huzurunda imzalanması hâlinde de sureti ticaret sicili
müdürlüğü tarafından saklanarak yukarıda öngörülen tescil ve ilan sağlanır.
Madde 216II - Yükümlülüğün yerine getirilmemesi
MADDE 216- (1) Tescil yükümlülüğü yerine getirilmeksizin şirket adına işlere
başlanmışsa, ortaklar giriştikleri işlerden dolayı üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur.
(2) Bir kollektif şirket sözleşmesi yapılmaksızın, şirketin türünü gösterir bir kaydı
içermese bile, ortak bir unvan altında, üçüncü kişilerle işlem yapılması veya onlara karşı
haksız bir fiil işlenmesi hâlinde de aynı hüküm geçerlidir.
İKİNCİ BÖLÜM
Ortaklar Arasındaki İlişkiler
Madde 217A) Sözleşme serbestisi
MADDE 217- (1) Ortakların birbirleriyle olan ilişkilerinin düzenlenmesinde sözleşme
serbestisi geçerlidir.
B) Şirketin yönetimi
I - Yönetimin kime ait olduğu
Madde 2181. Genel olarak
MADDE 218- (1) Ortaklardan her biri, ayrı ayrı şirketi yönetme hakkını ve görevini
haizdir. Ancak, şirket sözleşmesiyle veya ortakların çoğunluğunun kararıyla yönetim işleri
ortaklardan birine, birkaçına veya tümüne verilebilir.
(2) Ticari mümessillere ve diğer ticari vekillere ilişkin hükümler saklıdır.
2. Görevden alma
Madde 219a) Şirket sözleşmesiyle atama
MADDE 219- (1) Yönetim işleri şirket sözleşmesiyle bir ortağa verilmiş ise, onun
yönetim hak ve görevi diğer ortaklar tarafından sınırlandırılamayacağı gibi kendisi görevden de
alınamaz. Ancak, haklı sebeplerin varlığında, ortaklardan birinin istemi üzerine, mahkeme kararı
ile yönetim hak ve görevi sınırlandırılabilir veya geri alınabilir. Görevin yerine getirilmesinde
basiretsizlik, ağır ihmal veya yönetimde iktidarsızlık gibi hâller, haklı sebep sayılır.
Madde 220b) Ortaklar kararıyla atama
MADDE 220- (1) Yönetim işleri, şirket sözleşmesi yapıldıktan sonra alınan bir kararla
bir ortağa verilmişse o ortak, ortakların çoğunluğunun kararıyla görevden alınabilir. Çoğunluk
elde edilemediği takdirde, yönetim işlerine bakan ortağın şirket sözleşmesini ihlal ettiği veya
olayda haklı sebep bulunduğu iddiasıyla, her ortak ilgili yönetici ortağın görevden alınması
için mahkemeye başvurabilir.
Madde 2213. Yönetim işlerinde yalnız başına veya birlikte hareket
MADDE 221- (1) Şirket işlerinin yönetimi, ortakların tümüne veya birkaçına verilmiş
ise, bunların her biri yalnız başına yönetim hak ve görevini haizdir. Bununla beraber, şirketi
yönetmekle yükümlü olan ortaklardan bazısı, yapılacak bir işin, şirketin menfaatlerine uygun
olmadığını ileri sürerlerse, yönetim hak ve görevini haiz diğer ortaklar, çoğunluk kararıyla o
işi yapabilirler.
(2) Şirket sözleşmesinde şirket işlerinin yönetimi kendilerine verilmiş ortakların
birlikte hareket etmeleri yazılı ise, ortakların, gecikmesinde tehlike görülen hâller istisna
olmak üzere, her işte anlaşmaları gerekir. Anlaşamadıkları takdirde durum ortaklar kuruluna
götürülür ve bu kurulca verilecek karara göre hareket edilir.
Madde 2224. Diğer ortakların itirazı
MADDE 222- (1) Yönetim şirket sözleşmesiyle bir ortağa verilmişse, bu ortak, diğer
ortaklar itiraz etseler ve karşı çıksalar bile, hileye dayalı olmamak şartıyla, şirketin yönetimi
için gereken işlemleri yapabilir.
Madde 223II - Yönetimin kapsamı
MADDE 223- (1) Şirketin yönetimi kapsamındaki hususlar, şirketin amacını ve
konusunu elde etmek için yapılması gereken olağan işlem ve işler ile sınırlıdır. Şirketi
yönetenler, şirket menfaatine uygun gördükleri işlerde, olağan işlem ve işlerle sınırlı olmak
şartıyla, sulh, feragat ve kabul ile tahkime de yetkilidirler. Şu kadar ki, bağışta bulunmak,
kefil olmak, üçüncü kişi lehine garanti vermek, ticari mümessil tayin etmek ve şirket
konusuna girmiyorsa taşınmazları satmak, satın almak, teminat göstermek, şirketin özüne
ilişkin üretim araçlarını elden çıkarmak, rehnetmek veya ticari işletme rehni kurmak gibi
olağan iş ve işlemler dışında kalan hususlarda ortakların oybirliği şarttır.
Madde 224III - Faiz verme borcu
MADDE 224- (1) Ortak, yetkisiz olarak şirketten çektiği ve şirket hesabına bir yerden
tahsil ettiği parayı, derhâl; şirketten aldığı ödüncü, aldığı tarihten itibaren faiziyle şirkete
vermek zorundadır.
Madde 225C) Denetim
MADDE 225- (1) Bir ortak yönetim hakkını ve görevini haiz olmasa da şirket
işlerinin gidişi hakkında bizzat bilgi edinmek, şirketin belgelerini ve defterlerini incelemek,
bunlara göre kendisi için şirketin finansal durumunu gösterecek bir hesap tablosu düzenlemek
hakkını haizdir. Buna aykırı sözleşme geçersizdir.
Madde 226D) Oy hakkı ve kararlar
MADDE 226- (1) Her ortak bir oy hakkını haizdir. Buna aykırı sözleşme geçersizdir.
(2) Şirket sözleşmesinin her ne şekilde olursa olsun değiştirilmesine ilişkin kararlar
oybirliğiyle, diğer kararlar ise, kanunda veya şirket sözleşmesinde aksine hüküm yoksa,
ortakların çoğunluğunun oylarıyla verilir.
(3) “Oybirliği” şirketteki ortakların tümünün, “çoğunluk” şirketteki ortakların salt
çoğunluğunun olumlu oylarıyla alınması gereken kararları ifade eder.
E) Kâr payı hakkı ve zarara katılma
Madde 227I - Finansal tablolarının çıkarılması
MADDE 227- (1) Yönetici ortaklar, şirketin faaliyet dönemi sonunda, bu Kanunun
ticari defterlere ilişkin 64 ilâ 88 inci maddeleri hükümlerine uygun finansal tablolarını
hazırlayıp imzalar ve ortaklar kurulunun onayına sunarlar. Finansal tablolar ortakların
çoğunluğunun onayı ile kesinleşir. İkinci fıkra hükmü saklı kalmak şartıyla, aynı toplantıda
kârın dağıtımı da karara bağlanır. Ortaklar, bu kararın kanuna, şirket sözleşmesine, şirket
kararlarına veya dürüstlük kuralına aykırı olması hâlinde, kârın kullanılması hakkındaki karar
tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilirler.
(2) Ortaklar, kâr ve zarardan kendilerine düşen payın belirlenmesini, şirket
sözleşmesiyle veya sonradan alacakları bir kararla, içlerinden birine veya bir üçüncü kişiye
bırakabilirler. Bu ortağın veya üçüncü kişinin vereceği kararın hakkaniyete aykırı olmaması
şarttır. Söz konusu kararın öğrenilmesinden itibaren üç ayın geçmesi, belirlenen kâr payının
ortak tarafından tamamen veya kısmen alınması veya başka bir kimseye devredilmesi, zararın
ödenmesine başlanması gibi açık veya zımni kabulü gösteren durumlarda dava hakkı düşer.
(3) Kâr ve zararın paylaşılmasına ilişkin karar hakkaniyet kurallarına aykırı olduğu
takdirde mahkemece iptal olunur. Bu hâlde kâr ve zarar adi şirket hükümlerine göre paylaştırılır.
(4) Şirket sözleşmesinde öngörüldüğü takdirde, faiz ve ücretler faaliyet dönemi içinde
ödenir.
Madde 228II - Ortağın istemleri
MADDE 228- (1) Her ortak, şirketten faaliyet dönemi sonunda gerçekleşen kârdan
kendisine düşen payı, şirkete ödünç olarak verdiği paranın ve kararlaştırılmışsa koyduğu
sermayenin faizlerini, şirket sözleşmesi gereğince hak ettiği ücreti; kanuna veya şirket
sözleşmesine göre yılsonu bilançosu çıkarılmamışsa çıkarılmasını, bilançoda kâr payı
saptanmamışsa saptanmasını ve alacaklarını istemek hakkına sahiptir.
(2) Bu madde ile ortağa tanınmış olan hakları kaldırma veya daraltma sonucunu
doğuran sözleşme şartları geçersizdir.
Madde 229III- Zarar payı
MADDE 229- (1) Ortaklar oybirliği ile karar almadıkça hiçbir ortak, sermayesinden
eksilen kısmı tamamlamaya zorlanamaz.
(2) Sermayenin zararla eksilen kısmı, aksine karar yoksa, gerçekleşecek kâr ile kapatılır.
F) Rekabet yasağı
Madde 230I - Kural
MADDE 230- (1) Bir ortak, ortağı olduğu şirketin yaptığı ticari işler türünden bir işi,
diğer ortakların izni olmaksızın kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi aynı tür ticari
işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırlandırılmamış ortak olarak giremez.
(2) Yeni kurulan bir şirkete giren ortağın, daha önce kurulmuş diğer bir şirketin de
sorumluluğu sınırlandırılmamış ortaklarından olduğunu diğer ortaklar bildikleri hâlde önceki
şirketten ilişiğinin kesilmesini aralarında açıkça kararlaştırmamışlarsa, bu durumu kabul
ettikleri varsayılır.
Madde 231II - Aykırı hareket
MADDE 231- (1) Bir ortak 230 uncu maddeye aykırı hareket ederse, şirket, bu ortaktan
tazminat istemekte veya tazminat yerine bu ortağın kendi adına yaptığı işleri şirket adına
yapılmış saymakta, üçüncü kişilerin hesabına yapmış olduğu işlerden doğan menfaatlerin
şirkete bırakılmasını istemekte serbesttir.
(2) Bu seçeneklerden birine diğer ortaklar çoğunlukla karar verir. Bu hak, bir işlemin
yapıldığının veya ortağın diğer bir şirkete girdiğinin öğrenildiği tarihten başlayarak üç ay ve
her hâlde işlemin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl sonra zamanaşımına uğrar.
(3) Yukarıdaki hükümler, hakları ihlal edilen ortakların, şirketin feshini istemek
haklarını etkilemez.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Şirketin ve Ortakların Üçüncü Kişilerle İlişkileri
Madde 232A) Tüzel kişiliğin kazanılması
MADDE 232- (1) Kollektif şirket ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır. Aksine
sözleşme üçüncü kişilere karşı geçersizdir.
B) Temsil
Madde 233I - Kapsam
MADDE 233- (1) Şirketi temsile yetkili olan kimse, şirketin işletme konusuna giren
her türlü işi ve hukuki işlemleri şirket adına yapmak ve şirketin unvanını kullanmak yetkisine
sahiptir. Bu yetkiyi sınırlayan her şart, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
(2) Ancak, şirket sözleşmesinin tescil ve ilanı gerekli hükümlerine göre şirketin
bağlanabilmesi için birlikte imza şart kılınmışsa, bu şart, üçüncü kişilere karşı da geçerlidir.
Madde 234II - Hükümleri
MADDE 234- (1) Şirketi temsil yetkisini haiz olan kimseler tarafından, açık veya
zımni olarak şirket adına yapılmış olan işlemlerden dolayı, şirket alacaklı ve borçlu olur.
(2) Bir ortağın şirkete ait görevlerini yerine getirirken işlediği haksız fiillerden şirket
de doğrudan doğruya sorumludur.
Madde 235III - Temsil yetkisinin kaldırılması
MADDE 235- (1) Haklı sebeplerin varlığı hâlinde temsil yetkisi, bir ortağın başvurusu
üzerine, mahkemece kaldırılabilir. Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkeme temsil
yetkisini ihtiyati tedbir olarak kaldırıp bu yetkiyi bir kayyıma verebilir. Kayyımın atanmasını,
görevlerini, mahkemece verilen temsil yetkisini ve bunların sınırlarını, mahkeme resen tescil
ve ilan ettirir.
(2) Ticari mümessil, temsil yetkisini haiz ortakların tümü tarafından üçüncü kişilere
karşı geçerli olacak şekilde görevden alınabilir.
C) Şirket alacaklılarının durumu
Madde 236I - Ortakların kişisel sorumluluğu
MADDE 236- (1) Ortaklar, şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı müteselsilen ve
bütün malvarlığı ile sorumludur.
(2) Şirkete yeni giren kişi, girme tarihinden evvel doğmuş olsa bile, şirketin borçlarından
ve taahhütlerinden diğer ortaklarla birlikte müteselsilen ve bütün malvarlığı ile sorumludur.
(3) Birinci ve ikinci fıkralara aykırı olarak sözleşmeye konan şartlar, üçüncü kişiler
hakkında geçerli olmaz.
Madde 237II- Sorumluluğun derecesi
MADDE 237- (1) Şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı birinci derecede şirket
sorumludur. Ancak, şirkete karşı yapılan icra takibi semeresiz kalmış veya şirket herhangi bir
sebeple sona ermiş ise, yalnız ortak veya ortakla birlikte şirket aleyhine dava açılabilir ve
takip yapılabilir.
(2) Yukarıdaki hükümler, ortakların kişisel mallarına ihtiyati haciz koymaya mani
değildir. Bu fıkra hükmünce konulmuş bulunan ihtiyati hacizler hakkında İcra ve İflas
Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen süre, birinci fıkranın ikinci
cümlesi hükmünce ortağa karşı dava veya takibe başlama yetkisinin doğduğu tarihten itibaren
işlemeye başlar. Bununla beraber, ihtiyati haciz tutanağının tebliğinden itibaren kanuni süre
içinde şirkete karşı takibe veya davaya başlanmadığı takdirde ihtiyati haciz düşer.
Madde 238III - Mahkeme kararı
MADDE 238- (1) Yalnız şirket aleyhine alınmış olan mahkeme kararı, şirket
hakkındaki takip semeresiz kalmadıkça veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş olmadıkça
ortaklar hakkında icra edilemez.
(2) İcra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmediği takdirde, alacaklı, şirketle
birlikte ortakların veya bazılarının da doğrudan iflasını isteyebilir.
IV- İflas
Madde 2391. Şirketin iflası
MADDE 239- (1) Şirketin iflası hâlinde, şirket alacaklıları alacaklarını almadıkça,
ortakların kişisel alacaklıları şirket mallarına başvuramazlar.
Madde 2402. Şirketin ve ortakların iflası
MADDE 240- (1) Şirketin iflası, ortakların iflasını gerektirmez. Ancak, depo kararına
rağmen para yatırılmadığı takdirde alacaklı, depo kararının ortaklara veya içlerinden bazılarına da
tebliğini ve gereğini yerine getirmedikleri takdirde şirketle birlikte iflaslarına karar verilmesini
mahkemeden isteyebilir. Bu hakkını kullanmamış olan alacaklının, şirket masasından alacağını
tamamen alamaması hâlinde ortakları iflas yoluyla da ayrıca takip hakkı saklıdır.
(2) Ortakların mallarına adi takip veya iflas yolu ile başvurulursa bunların kişisel
alacaklıları ile şirket alacaklıları arasında bir öncelik ve imtiyaz hakkı yoktur. Ancak, kişisel
alacaklılar arasında kanunen rüçhan hakkı bulunanların bu hakları saklıdır.
Madde 2413. Ortakların hakları
MADDE 241- (1) Şirketin iflası hâlinde ortaklar, koydukları sermaye ve işlemekte
olan faizler için masaya giremezler; ancak, işlemiş faizlerle ücretler ve şirket lehine yaptıkları
giderler için herhangi bir alacaklı gibi masaya girebilirler.
Madde 242V - Takas
MADDE 242- (1) Şirkete borçlu olan kimse bu borcunu ortaklardan birinden olan
alacağı ile takas edemez.
(2) Bir ortak da kişisel alacaklısına olan borcunu şirketin aynı kişideki bir alacağı ile
takas edemez.
(3) Buna karşılık şirketin bir alacaklısı aynı zamanda ortaklardan birinin kişisel
borçlusu ise 237 ve 240 ıncı maddeler gereğince ortağın şirket borcundan dolayı şahsen takip
edilebildiği andan itibaren hem şirket alacaklısı hem de ortak takas hakkını haizdirler.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Şirketin Sona Ermesi ve Ortağın Ayrılması
A) Sona erme
I - Sebepleri
Madde 2431. Genel olarak
MADDE 243 - (1) Kollektif şirketler, 253 üncü madde hükmü saklı kalmak kaydıyla
Türk Borçlar Kanununun 639 ve 640 ıncı maddelerinde öngörülen ve aşağıda yazılı sebeplerden
birinin gerçekleşmesiyle sona erer:
a) Konkordato ile sonuçlanmış olsa bile şirketin iflası.
b) Şirket sermayesinin tamamının veya üçte ikisinin kaybedilmesine rağmen,
sermayenin tamamlanmasına veya geri kalan sermaye ile yetinmeye karar verilmemiş olması.
c) Şirketin diğer bir şirket ile birleşmesi.
d) Kanunun 215 inci maddesinde gösterilen süre içinde veya sonra tescil ve ilan
yapılmamışsa, aradan ne kadar süre geçmiş olursa olsun, ortaklardan herhangi birinin istemi
üzerine ve bu ortağın noter aracılığıyla diğer ortaklara uygun bir süreyi içeren ihtar göndermiş
olması şartıyla mahkemece feshe karar verilmesi.
e) 254 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere ortaklardan birinin iflası.
Madde 2442. İstisnalar
MADDE 244 - (1) Şirket sözleşmesinde belirli bir veya birkaç sebep göstermeksizin
hükümde infisah sebeplerinden herhangi birinin varlığı hâlinde şirketin sona ermeyeceğinin
ifade edildiği genel nitelikteki hüküm geçerli olmaz. Ancak, kanunun emredici hükümlerine
aykırı olmamak kaydıyla, bazı belirli fesih sebeplerinin şirketin sona ermesi sonucu
doğurmayacağı şirket sözleşmesinde kabul olunabilir.
Madde 2453. Haklı sebepler
MADDE 245- (1) Haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel
sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek
şekilde ortadan kalkmış olmasıdır; özellikle;
a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete
ihanet etmiş olması,
b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi,
c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye
kullanması,
d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne
aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi,
gibi hâller haklı sebeplerdendir.
(2) (a), (b) ve (c) bentleri gereğince kendisinde fesih sebebi doğmuş olan ortağın dava
hakkı yoktur.
4. Özel durumlar
Madde 246a) Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi
MADDE 246- (1) Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesinden dolayı fesih
davası açabilmek için önce ortağa noter aracılığıyla uygun süreyi içeren bir ihbar gönderilir.
İhbar, verilen süre içinde borcun yerine getirilmesi ihtarını da içerir.
Madde 247b) Karine
MADDE 247- (1) Şirket sözleşmesinde öngörülen şirket süresinin sona ermesinden
sonra işlere devam etmek suretiyle zımni biçimde uzatılmış bulunan veya süresi bir ortağın
hayatına bağlanmış olan şirketler, belirsiz süreli şirket sayılırlar.
5. Kişisel alacaklıların durumu
Madde 248a) Şirket süresinin uzatılması hâlinde itiraz hakkı
MADDE 248- (1) Ortaklarca alınan şirketin süresinin uzatılmasına ilişkin karara,
ortaklardan herhangi birinin kişisel alacaklısı itiraz edebilir.
(2) İtiraz edebilmek için alacaklının, mahkeme kararı veya o nitelikte belgeye ya da
kesinleşmiş icra takibine dayanması ve uzatma kararının ilanı tarihinden itibaren onbeş gün
içinde itirazın noter aracılığıyla tebliği için notere başvurması şarttır. Süresinde yapılmamışsa
itiraz hakkı düşer.
(3) Sürenin uzatılmasına ilişkin karar tescil ve ilan edilmemiş ise, alacaklı her zaman
bu karara itiraz edebilir.
Madde 249b) Haciz ve şirketin feshini isteme hakkı
MADDE 249- (1) Bir ortağın kişisel alacaklısı, borçlunun kişisel mallarından ve 133
üncü madde gereğince şirketteki kâr payından alacağını alamazsa, tasfiye sonunda borçlu
ortağa düşecek paya haciz koydurmaya ve altı ay önce ihbarda bulunmak ve hesap yılı sonu
için hüküm ifade etmek üzere, şirketin feshini istemeye yetkilidir.
(2) Mahkemece feshe karar verilmezden önce, şirket veya diğer ortaklar borcu
öderlerse, fesih davası düşer.
II - Hükümleri
Madde 2501. Tescil ve ilan
MADDE 250- (1) Şirketin sona ermesi hâlinde ortaklar sona ermeyi tescil ve ilan
ettirmekle yükümlüdür. İflas sebebiyle şirketin infisahı hâlinde bu yükümlülük iflas memuruna
aittir.
(2) Şirketin feshi bir ortağın ölümünden ileri gelmişse tescil ve ilan dilekçesi, ölen
ortağın mirasçılarıyla birlikte diğer tüm ortaklar; mirasçıların katılması mümkün bulunmayan
veya güç olan hâllerde, sağ kalan ortaklar tarafından verilir.
Madde 2512. Ortakların yönetim haklarının sona ermesi
MADDE 251- (1) Şirketi yönetmeye yetkili olanlar, sona ermiş şirket adına ve
hesabına işlem yapamazlar; aksi takdirde bu işlemlerinden müteselsilen ve sınırsız sorumlu
olurlar. 252 nci madde hükümleri saklıdır.
(2) Fesih, kanuna uygun bir şekilde tescil ve ilan edilmedikçe bütün ortakların üçüncü
kişilere karşı sorumluluğu devam eder.
Madde 2523. Geçici yönetim
MADDE 252- (1) Bir ortağın kısıtlanması veya iflasına karar verilmesi hâlinde, Türk
Borçlar Kanununun 641 inci maddesi uygulanır.
B) Ortakların şirketten ayrılması
I - Özel durumlar
Madde 2531. Ortağın ölümü
MADDE 253- (1) Şirket sözleşmesinde şirketin ölen ortağın mirasçılarıyla devam
edeceğine ilişkin düzenleme yoksa, mirasçılarla diğer ortakların oybirliği ile verecekleri karar
üzerine şirket bunların arasında devam edebilir. Mirasçılar veya içlerinden biri şirkette kalmaya
razı olmazlarsa, diğer ortaklar, ölen ortağın razı olmayan mirasçılarına düşen payları ödeyerek
onları şirketten çıkarır ve aralarında şirkete devam edebilirler. Bu durumda sağ kalan ortaklardan
birinin şirketin devamına onay vermemesi sebebiyle oybirliği sağlanamadığı takdirde şirket sona
erer.
(2) Şirketin, ölen ortağın mirasçılarıyla diğer ortaklar arasında kollektif şirket olarak
devam edeceği hakkında şirket sözleşmesinde hüküm varsa, mirasçılar kollektif sıfatıyla
şirkete devam edip etmemekte serbesttirler. Mirasçılar şirketin devam etmesini isterlerse,
diğer ortaklar bu isteği kabul etmek zorundadır. Ancak, kollektif sıfatıyla şirkette kalmak
istemeyen mirasçı varsa, ölen ortağın payından kendisine düşen tutar ile komanditer olarak
şirkete kabul edilmesini önerebilir. Diğer ortaklar bu öneriyi kabul etmek zorunda değildir.
Mirasçılar şirkete kollektif ortak veya komanditer olarak girip girmeyeceklerini ortağın ölüm
tarihinden itibaren üç ay içinde şirkete ihbar etmelidir. Durumun şirkete ihbarına kadar,
mirasçılar şirkette komanditer olarak kalmış sayılırlar. Bu süre içinde ihbarda bulunmamış
olan mirasçılar, sürenin sona ermesinden itibaren kollektif ortak sıfatını alırlar.
Madde 2542. Ortağın iflası
MADDE 254- (1) Ortaklardan birinin iflası hâlinde, müflis ortak şirketten çıkarılabilir.
Bu takdirde şirket diğer ortaklar arasında devam eder ve müflisin payı, masaya ödenir. Şu kadar
ki, sözleşme ile ortakların bu hakkı kaldırılabilir.
Madde 2553. Haklı sebepler
MADDE 255- (1) Bir ortağın kendisinden kaynaklanan sebeplerden dolayı şirketin feshinin
istenebileceği durumlarda, diğer ortakların tümü o ortağın şirketten çıkarılmasına ve şirketin
devamına karar verebilir. Şirket sözleşmesinde bu kararın çoğunlukla alınması öngörülebilir.
(2) Çıkarılan ortak, bu kararın noter aracılığıyla tebliğinden itibaren üç aylık hak
düşürücü süre içinde şirkete karşı çıkarılmanın iptali davasını açabilir.
(3) Birinci fıkra uyarınca çıkarma kararı alınamadığı takdirde, her ortak, şirket
merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden söz konusu ortağın şirketten
çıkarılmasını ve ayrılma payının belirlenmesini isteyebilir.
Madde 2564. Fesih ihbarı
MADDE 256- (1) Süresiz şirketlerde ortaklardan biri şirketin feshi ihbarında
bulunduğu takdirde, diğer ortaklar feshi kabul etmeyerek, o ortağı şirketten çıkarıp şirketin
kendi aralarında devam etmesine karar verebilirler.
(2) Birinci fıkra hükmü, bir ortağın kişisel alacaklısının 248 veya 249 uncu maddeler
gereğince itiraz veya fesih hakkını kullanması hâllerinde de geçerlidir.
(3) Bu takdirde şirketin devam edeceğine ilişkin karar, alacaklıya tebliğ edilir ve
borçlu ortak faaliyet dönemi sonunda şirketten çıkarılır.
5. İki kişilik şirkette
Madde 257a) Haklı sebeplerin varlığında
MADDE 257- (1) Yalnız iki kişiden oluşan bir kollektif şirkette, ortaklardan birinin
şirketten çıkarılmasını gerektiren haklı sebepler varsa, diğer ortağın istemi üzerine mahkeme
fesih ve tasfiyeye karar vermeksizin şirketin bütün iş ve işlemleri, varlıkları, alacak ve
borçlarıyla davacı ortağa bırakılmasına ve diğer ortağın şirketten çıkarılmasına karar verebilir.
Bu hâlde, çıkarılan ortak hakkında 262 nci madde hükmü uygulanır.
Madde 258b) Diğer sebeplerin varlığında
MADDE 258- (1) İki kişiden oluşan bir şirkette, ortaklardan birinin kişisel alacaklısı,
248, 249 ve 256 ncı maddelere göre sahip olduğu itiraz veya fesih hakkını kullanır veya
ortaklardan biri iflas ederse, diğer ortak, 257 nci maddeden yararlanabilir.
II - Hükümler
Madde 2591. Tescil
MADDE 259- (1) Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması hâlinde, diğer
ortaklar bunu tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür.
(2) Bir ortağın ölümü hâlinde 250 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.
(3) Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması üçüncü kişilere karşı ancak tescil ve
ilan tarihinden itibaren geçerli olur.
(4) Çıkan veya çıkarılan ortak, bu durumun tescil ve ilan edildiği tarihe kadar yapılan
şirket işlemlerinden üçüncü kişilere karşı sorumludur.
2. Ayrılan ortağın payı
Madde 260a) Hesaplama şekli
MADDE 260- (1) Şirketten çıkan veya çıkarılan ortağın payı, şirket sözleşmesinde
aksine hüküm yoksa, çıkmanın istendiği veya ortağın çıkarıldığı, uyuşmazlık hâlinde karar
tarihine en yakın tarihteki şirket varlığı esas alınarak hesaplanır.
Madde 261b) Ödeme şekli
MADDE 261- (1) Çıkarılan veya çıkan ortak, 260 ıncı madde uyarınca hesaplanan
payını şirketten ancak nakden alabilir.
Madde 262c) Ödeme zamanı
MADDE 262- (1) Çıkan veya çıkarılan ortağın 260 ıncı maddede yazılı kurallara göre
hesaplanacak payı, şirket sözleşmesinde gösterilen tarihte ve şirket sözleşmesinde hüküm
yoksa ayrılmadan sonra çıkarılacak ilk bilanço tarihinde ödenir.
(2) Çıkarılan veya çıkan ortak ayrılma tarihinden önce girişilen işler tasfiye edilmedikçe
şirketteki sermaye payını alamaz.
Madde 263d) Tamamlanmamış işler
MADDE 263- (1) Çıkarılan veya çıkan ortak, ayrılmadan önce başlamış olan işlerin
doğrudan doğruya sonuçları olan hak ve borçlara katılır.
(2) Çıkarılan veya çıkan ortak, evvelce başlanmış işlerin kalan ortaklar tarafından
faydalı sayılacak şekilde tamamlanmasına ve bir sonuca bağlanmasına engel olamaz. Ancak,
söz konusu işlerin hemen tasfiyesi mümkün olamadığı takdirde çıkan veya çıkarılan ortak, her
faaliyet dönemi sonunda, o yıl içinde bitirilen işlerin hesaplarını ve devam etmekte olan
işlemlerin o tarihteki durumu hakkında bilgi verilmesini isteyebilir.
Madde 264e) Zamanaşımı
MADDE 264- (1) Şirketin borçları için, şirket alacaklılarının ortaklara ileri
sürebilecekleri istem hakları, ortağın şirketten ayrılmasının, şirketin sona erdiğinin veya
iflasının ilan edildiğinin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasından itibaren üç yıl
geçmesiyle zamanaşımına uğrar; ancak, niteliği nedeniyle, alacağın daha kısa bir zamanaşımına
bağlandığı durumlarda o zamanaşımı süresi uygulanır.
(2) Alacak ilandan sonra muaccel olursa, zamanaşımı muacceliyet anından itibaren
işlemeye başlar.
(3) Bu maddede öngörülen zamanaşımı ortakların birbirlerine karşı olan alacaklarına
uygulanmaz.
Madde 265f) Özel durumlar
MADDE 265- (1) Hakkını elde etmek için sadece paylaşılmamış şirket malvarlığına
başvuran alacaklıya karşı, 264 üncü maddede yer alan üç yıllık zamanaşımı ileri sürülemez.
(2) Bir ortak, şirketin ticari işletmesini devralırsa, alacaklılara karşı üç yıllık
zamanaşımını ileri süremez. Buna karşılık, devralma sebebiyle ayrılan ortaklar hakkında
borcun nakli hükümlerine göre iki yıllık zamanaşımı uygulanır. Üçüncü kişinin ticari
işletmeyi alacak ve borçlarıyla devralması hâlinde iki yıllık zamanaşımı geçerli olur.
Madde 266g) Zamanaşımının kesilmesi
MADDE 266- (1) Varlığını sürdüren şirkete veya diğer bir ortağa karşı zamanaşımının
kesilmesi şirketten ayrılan ortağa karşı zamanaşımının kesilmesi sonucunu doğurmaz.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Tasfiye
A) Genel hükümler
I - Sözleşme serbestisi
Madde 2671. Kural
MADDE 267- (1) Şirket sözleşmesinde farklı bir düzenleme bulunmayan durumlarda
tasfiye, bu Bölümdeki hükümlere göre yapılır.
Madde 2682. Ortakların kararlarına uyma zorunluluğu
MADDE 268- (1) Tasfiye memurları tasfiye süresince ortakların tasfiyeye ilişkin
oybirliğiyle verdikleri kararlara göre hareket ederler.
(2) Tasfiye memurlarının atanmaları ve görevden alınmaları veya onlara verilecek
talimatla ilgili kararlara katılma hakkı, bir ortağın iflasında iflas idaresine, ölümünde
mirasçılara ve kısıtlanması durumunda kanuni temsilcisine aittir. Mirasçılar kendilerini,
oybirliğiyle atayacakları bir temsilci ile temsil ettirirler. Oybirliğine ulaşılmadığı takdirde
temsilcinin atanması mahkemeye aittir.
(3) Ortaklarla tasfiye memurları arasında çıkan uyuşmazlıklar, basit yargılama usulüne
göre karara bağlanır. Yargılamada tasfiye memurları ve ortaklar dinlenir. Kararın en kısa
zamanda verilmesi gerekir. Bu husustaki kararlar kesindir.
Madde 269II - Tüzel kişiliğin devamı
MADDE 269- (1) Tasfiye hâline giren şirket, ortaklarla ilişkilerinde de, 293 üncü
madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, ehliyeti tasfiye sonuna kadar bu amaçla sınırlı olarak tüzel
kişiliğini korur ve ticaret unvanını buna “tasfiye hâlinde” ibaresini ekleyerek kullanmakta
devam eder.
Madde 270III - İflas
MADDE 270- (1) Bir kollektif şirketin tasfiye hâlinde bulunması, iflasına engel
oluşturmaz.
Madde 271IV - Şirket alacaklılarının rüçhan hakkı
MADDE 271- (1) Kollektif şirket alacaklılarının şirket malları üzerinde ortakların
kişisel alacaklarına karşı haiz oldukları rüçhan hakları, şirketin sona ermesinden sonra da
devam eder.
B) Tasfiye memurları
Madde 272I - Genel olarak
MADDE 272- (1) Kollektif şirketin tasfiyesi, iflas dışındaki sona erme hâllerinde
tasfiye memurlarına aittir.
Madde 273II - Seçim ve atama
MADDE 273- (1) Tasfiye memurları şirket sözleşmesiyle, şirketin devamı sırasında
veya sona ermesinden sonra ortakların oybirliğiyle seçilir.
(2) Birinci fıkra hükümlerine uygun olarak bir tasfiye memuru seçilmemişse, tüm
ortaklar veya bunların kanuni temsilcileri tasfiyeye memur sayılır. Bununla beraber
ortaklardan birinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesi,
tasfiye hâlindeki şirket için bir veya birkaç tasfiye memuru atar. Mahkeme gerek görürse
dilekçeyi tebliğ ederek diğer ortakları dinleyebilir.
(3) Gerek ortakların seçecekleri gerek mahkemenin atayacağı tasfiye memurları
ortaklardan veya üçüncü kişilerden olabilir.
III - Görevden alma
1. Tasfiye memuru olan ortaklar
Madde 274a) Sona ermeden önce atanma
MADDE 274- (1) Tasfiye memurları, şirket sözleşmesiyle veya şirketin sona
ermesinden önce bir ortaklar kararıyla, ortaklar arasından seçilmişlerse, diğer ortakların
oybirliğiyle verebilecekleri bir kararla görevden alınabilirler. Oybirliğine ulaşılamadığı
takdirde, ortaklardan herhangi birinin istemi üzerine, haklı sebepler varsa, mahkemece
görevden alınabilirler.
(2) Görevden alma davası şirketin sona ermesinden önce de açılabilir.
Madde 275b) Sona ermeden sonra atama
MADDE 275- (1) Şirketin sona ermesinden sonra, ortaklar arasından seçilen tasfiye
memurları, diğer ortakların oybirliğiyle verecekleri bir kararla görevden alınabilirler.
Oybirliğine ulaşılamadığı takdirde ortaklardan herhangi birinin istemi üzerine, haklı sebepler
varsa, mahkemece görevden alınabilirler.
Madde 2762. Ortak olmayan tasfiye memurları
MADDE 276- (1) Ortak olmayan tasfiye memurları, şirket sözleşmesi veya sonradan
verilen bir kararla ya da şirketin sona ermesinden sonra seçilmiş olsalar bile, ancak ortakların
oybirliğiyle verecekleri bir kararla görevden alınabilirler. Oybirliğine ulaşılamadığı takdirde,
ortaklardan herhangi birinin istemi üzerine haklı sebeplerden dolayı mahkemece görevden
alınabilirler.
(2) Görevden alınma davası şirketin sona ermesinden önce de açılabilir.
Madde 2773. Mahkemece atanan tasfiye memurları
MADDE 277- (1) 276 ncı madde, mahkeme tarafından atanan tasfiye memurlarının
görevden alınmalarına da uygulanır.
IV - İşlem biçimine ilişkin hükümler
Madde 2781. Birlikte hareket
MADDE 278- (1) Şirket sözleşmesi veya sonradan verilen bir kararla tasfiye işlerini
yalnız başına görmeye yetkili kılınmamış olan tasfiye memurları birlikte hareket ederler.
(2) Tasfiye memuru tasfiyeye yalnız başına yetkiliyse, bu durum kanunda öngörüldüğü
şekilde tescil ve ilan olunur.
Madde 2792. Devir yasağı ve vekil etme
MADDE 279- (1) Bir tasfiye memuru görevini diğer bir tasfiye memuruna veya
üçüncü kişilere devredemez. Ancak, bazı belirli iş ve işlemlerin yürütülebilmesi için tasfiye
memurları içlerinden birini veya bazılarını ya da üçüncü kişiyi vekil edebilirler.
Madde 2803. Temsil
MADDE 280- (1) Tasfiye hâlinde bulunan şirketi mahkemelerde ve dışarıda tasfiye
memurları temsil eder.
(2) Tasfiye memurları şirket için yararlı gördükleri takdirde, olağan işlem ve işlerle
sınırlı olmak koşuluyla, sulhe, feragata, kabule, tahkime ve özellikle hakem seçmeye de
yetkilidirler; gereklilik hâlinde yeni işlemler de yapabilirler.
(3) Tasfiye hâlinde bulunan kollektif şirket adına düzenlenen bütün belgeler ve
senetlerin “tasfiye hâlinde bulunan filan şirketin tasfiye memurları” ibaresi eklenerek tasfiye
memurları tarafından imzalanması şarttır.
(4) Bir tasfiye memurunun görevini yaparken işlediği haksız fiillerden şirket de
sorumludur.
Madde 2814. Yalnız başına hareket
MADDE 281- (1) Üçüncü kişiler tarafından yapılacak teklif, icap, ihbar, ihtar ve
tebliğ gibi beyanların tasfiye memurlarından yalnız birine karşı yapılması yeterlidir.
(2) Şirketin menfaatleri için tehlike umulan durumlarda özellikle kanun yollarına
başvurulmasında tasfiye memurları tek başlarına hareket edebilirler.
Madde 2825. Yetkilerin genişletilmesi veya daraltılması
MADDE 282- (1) Tasfiye memurlarının kanunen haiz oldukları yetkiler, ortaklar
tarafından oybirliğiyle veya haklı sebeplerin bulunması durumunda mahkeme kararı ile
daraltılıp genişletilebilir.
(2) Tescil ve ilan olunmadıkça yetkilerin daraltılması, iyiniyetli üçüncü kişilere ileri
sürülemez.
Madde 283V - Tescil ve ilan
MADDE 283- (1) Tasfiye memurlarının atanmalarına, değiştirilmelerine, görevden
alınmalarına ve yetkilerine ilişkin şirket sözleşmesinin hükümleri ile ortaklar veya mahkeme
tarafından verilen tasfiyeye ilişkin kararların tescil ve ilanı şarttır.
Madde 284VI- Ücret
MADDE 284- (1) Ortaklar arasından seçilen tasfiye memurları, sözleşmede veya
sonradan verilmiş bir kararda belirtilmediği takdirde ücret alamazlar.
(2) Ortak olmayanlardan atanan tasfiye memurları, ücret kararlaştırılmasa bile, hâlin
gereğine göre takdir edilecek uygun bir ücret isteyebilirler, anlaşmazlık durumunda taraflar
yargı yoluna başvurabilir.
Madde 285VII – Sorumluluk
MADDE 285- (1) Kanuna, şirket sözleşmesine veya iş görme şartlarını gösteren diğer
hükümlere aykırı hareket ederek, üçüncü kişileri veya ortakları zarara uğratan tasfiye
memurları, kusursuz olduklarını ispat etmedikçe, müteselsil olarak sorumlu tutulurlar.
(2) Tasfiye memurları, atadıkları ve hizmete aldıkları kimselerin kanuna, şirket
sözleşmesine veya diğer iş görme şartlarını gösteren hükümlere aykırı hareketlerinden dolayı
da Türk Borçlar Kanununun 116 ncı maddesi hükmünce, gerek üçüncü kişilere gerek
ortaklara karşı müteselsil olarak sorumludurlar.
(3) Bu davalar, davacının, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren iki yılda ve her
hâlde zararı doğuran fiilden itibaren beş yılda zamanaşımına uğrar. Ancak, zararı doğuran fiil
bir suç oluşturduğu ve Türk Ceza Kanununa göre süresi daha uzun bir dava zamanaşımına
bağlı olduğu takdirde tazminat davasına da o zamanaşımı uygulanır.
C) Tasfiye işleri
Madde 286I - Koruma önlemleri
MADDE 286- (1) Tasfiye memurları, tasfiye hâlinde bulunan şirketin bütün mal ve
haklarının korunması için basiretli bir iş adamı gibi gerekli önlemleri almakla ve tasfiyeyi
olabildiğince en kısa zamanda bitirmekle yükümlüdür.
II - Defter tutma yükümlülüğü
Madde 2871. Başlangıç envanteri ve bilançosu
MADDE 287- (1) Tasfiye memurları, önceden seçilmişlerse şirketin sona ermesini
hemen izleyen günlerde ve şirketin sona ermesinden sonra ortaklarca seçilmiş veya
mahkemece atanmışlarsa seçimlerinden ve atanmalarından hemen sonra şirket işlerini gören
kişileri çağırarak onlarla birlikte, gelmedikleri takdirde yalnız başlarına, şirketin finansal
durumunu gösteren bir envanter ile bilanço düzenlerler. Tasfiye memurları gerek görürlerse
şirket mallarına değer biçmek için uzmanlara başvurabilirler. Düzenlenen envanter ile
bilanço, tasfiye memurlarının önünde şirket işlerini yönetenler tarafından imzalanır.
(2) Envanter ve bilançonun imzasından sonra, tasfiye memurları sona ermiş bulunan
şirketin envanterde yazılı bütün malları ile belgelerine ve defterlerine el koyarlar.
Madde 2882. Defterler
MADDE 288- (1) Tasfiye memurları tasfiye işlemlerinin güvenliğini sağlamak için
gereken defterleri tutmakla yükümlüdür.
Madde 2893. Son bilanço
MADDE 289- (1) Tasfiye sonunda, tasfiye memurları şirket sözleşmesi veya kanun
hükümlerine göre ortakların sermaye ile kâr ve zarardaki paylarını ve diğer haklarını gösteren
bir bilanço düzenleyerek ortaklara tebliğ ile yükümlüdürler. Ortaklar bir ay içinde
mahkemeye başvurarak itiraz etmezlerse, bilanço kesinleşir.
(2) Bundan sonra ortaklar, kendilerine düşen payları almaktan kaçındıkları takdirde
tasfiye memurları, bu payları her ortağın ayrı ayrı adlarına 296 ncı maddede gösterilen
bankalardan birine yatırırlar.
Madde 2904. Saklama zorunluluğu
MADDE 290- (1) Tasfiyenin sonunda belgelerin ve defterlerin saklanması hakkında
82 nci madde hükmü uygulanır.
Madde 291III - Tasfiyenin amacı
MADDE 291- (1) Tasfiye memurları, şirketin faaliyette bulunduğu dönemde
başlanmış olup da henüz sonuçlandırılmamış olan iş ve işlemleri tamamlamaya, şirketin borç
ve taahhütlerini yerine getirmeye, şirketin alacaklarını toplamaya, gereğinde yargı yolu ile
almaya ve varlıkları paraya çevirmeye, net varlığı elde etmeye yönelik ve yarayan bütün iş ve
işlemleri yapmaya yetkili ve zorunludurlar.
IV - Yeni işler
Madde 2921. Kural
MADDE 292- (1) Tasfiye memurları tasfiyenin gereklerinden olmayan yeni bir işlem
yapamazlar. Aksi takdirde, bu tür işlemlerden dolayı ortaklara karşı müteselsilen sorumlu
olurlar.
Madde 2932. İstisna
MADDE 293- (1) Tasfiye memurları, şirketin işletme konusu kapsamındaki işlemlere,
ancak, ortakların oybirliğiyle; feshe mahkemece karar verilmiş olan durumlarda, ortaklar
oybirliğini sağlayamazlarsa, mahkemenin onay kararıyla devam edebilirler.
V - Varlıkların paraya çevrilmesi
Madde 2941. Ayrı ayrı satış
MADDE 294- (1) Tasfiye memurları şirketin sona ermesi durumunda şirkete ait
taşınırları, durumun gereklerine göre ya artırma yoluyla veya pazarlıkla satabilirler.
Oybirliğiyle verilen bir kararla ortaklar başka bir satış şeklini belirlemedikleri takdirde,
taşınmazlar ancak İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca açık artırma yoluyla satılabilir.
(2) İlgililer arasında küçük veya kısıtlanmış bir kişinin bulunması bu hükmün
uygulanmasına engel olmaz.
Madde 2952. Toptan satış
MADDE 295- (1) Ortaklar oybirliğiyle karar vermedikçe, tasfiye memurları önemli
miktardaki şirket varlıklarını toptan satamazlar; ancak oybirliğinin sağlanamadığı hâllerde
mahkeme toptan satışa karar verebilir.
Madde 2963. Paranın yatırılması
MADDE 296- (1) Tasfiye memurları, tasfiye sırasında elde edilen paraların bin Türk
lirasından fazlasını, mahkemece belirlenecek bir bankaya, şirket adına yatırırlar.
Madde 297VI - Borçların ödenmesi
MADDE 297- (1) Tasfiye hâlinde bulunan bir kollektif şirketin vadesi henüz gelmemiş
olan borçlarını tasfiye memurları iskonto uygulayarak derhâl ödemeye ve alacaklılar da bu
ödeme tarzını kabule zorunludurlar.
Madde 298VII - Ortakların ek ödemeleri
MADDE 298- (1) Bir kollektif şirketin varlığı, borçlarının tamamına yetmediği
takdirde, kalan şirket borçlarının ödenmesini sağlamak için tasfiye memurları ortaklara
başvururlar.
VIII - Tasfiyeden arta kalanın dağıtılması
Madde 2991. Geçici ödemeler
MADDE 299- (1) Tasfiye memurları, alacaklıların ve ortakların ilerde doğması
muhtemel hak ve alacaklarına yetecek tutarı alıkoymak şartıyla, mevcut parayı geçici olarak
ortaklar arasında dağıtabilirler.
Madde 3002. Son dağıtma
MADDE 300- (1) Şirketin net varlığı, şirket sözleşmesine veya sonradan verilecek
karara göre, tasfiye memurları tarafından dağıtılır. Sözleşmede aksine hüküm veya ortakların
kararı bulunmadığı takdirde dağıtma para olarak yapılır.
IX - Ortakların denetleme hakkı
Madde 3011. Bilgi isteme hakkı
MADDE 301- (1) Tasfiye memurları, ortaklara, her zaman tasfiye işlerinin durumu
hakkında bilgi ve ortaklar istedikleri takdirde bu hususta imzalı bir belge vermekle yükümlüdürler.
(2) Tasfiye memurları tasfiyenin sonunda tasfiye iş ve işlemlerine dair ortaklara hesap
verirler.
Madde 3022. Defterleri inceleme hakkı
MADDE 302- (1) Tasfiye memurları, istem üzerine şirkete ve tasfiyeye ilişkin bütün
defterleri ve belgeleri tasfiye işleminin yapıldığı yerde ortaklara göstermekle yükümlüdürler.
Ortakların bu defter ve belgelerden suret almalarına tasfiye memurları engel olamazlar.
Madde 303X - Tasfiyenin sonu
MADDE 303- (1) Tasfiyenin sona ermesi üzerine, şirketin ticaret unvanının sicilden
silinmesi ve bunun tescil ve ilanı için durum, tasfiye memurları tarafından ticaret sicili
müdürlüğüne bildirilir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Komandit Şirket
BİRİNCİ BÖLÜM
Şirketin Niteliği ve Kuruluşu
Madde 304A) Tanımı
MADDE 304- (1) Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla kurulan,
şirket alacaklılarına karşı ortaklardan bir veya birkaçının sorumluluğu sınırlandırılmamış ve diğer
ortak veya ortakların sorumluluğu belirli bir sermaye ile sınırlandırılmış olan şirket komandit
şirkettir.
(2) Sorumluluğu sınırlı olmayan ortaklara komandite, sorumluluğu sınırlı olanlara
komanditer denir.
(3) Komandite ortakların gerçek kişi olmaları gerekir. Tüzel kişiler ancak komanditer
ortak olabilirler.
Madde 305B) Uygulanacak hükümler
MADDE 305- (1) Bu Bölümdeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, kollektif şirkete
dair 212 ilâ 216 ncı maddeler komandit şirketler hakkında da uygulanır.
(2) Şirket sözleşmesinde, her komanditer ortağın sermayesinin miktarı, cinsi ve ortak
sıfatından kaynaklanan ve bir yönetim hakkı niteliğinde olmaması gereken, komanditer
ortaklara verilen yönetim görevleri açıkça belirtilir.
C) Sözleşme
Madde 306I - Yorum
MADDE 306- (1) Şirketin komandit olup olmadığı sözleşme hükümlerine göre
belirlenir. Ortaklar tarafından şirkete verilen ad ve nitelik o şirketin türünün belirlenmesinde
yalnız başına yeterli olmaz.
(2) Bir şirketin komandit olduğu açıkça saptanamıyorsa o şirket kollektif sayılır.
Madde 307II- Komanditerlerin sermaye koyma borcu
MADDE 307- (1) Bir komandit şirket sözleşmesine 213 üncü maddede gösterilen
kayıtlardan başka komanditerlerin adları ve her birinin koydukları veya koymayı taahhüt
ettikleri sermayenin cins ve miktarları yazılarak tescil ve ilan ettirilir.
(2) Bir komanditer kişisel emeğini ve ticari itibarını sermaye olarak koyamaz.
İKİNCİ BÖLÜM
Ortaklar Arasındaki İlişkiler
Madde 308A) Sözleşme serbestisi
MADDE 308- (1) Komandit şirkette ortakların birbirleriyle olan ilişkileri şirket
sözleşmesi ile düzenlenir. Şirket sözleşmesinde hüküm bulunmayan durumlarda, bu Bölümde
yazılı hükümler saklı kalmak şartıyla, kollektif şirketlere ilişkin 217 ilâ 231 inci maddeler
uygulanır.
B) Komanditerlerin hukuki durumu
Madde 309I - Yönetim
MADDE 309- (1) İster komandite ister komanditer olsun her ortağın bir oy hakkı
vardır. Bu kurala aykırı düzenlemeler geçersizdir.
(2) Şirket, komanditeler tarafından yönetilir.
(3) Komanditerler, şirket işlerini görmeye görevli ve yetkili olmadıkları gibi, yönetim
hakkını haiz kişilerin yetkileri içinde yaptıkları işlere itiraz da edemezler. Ancak, olağanüstü
iş ve işlemlerde, şirket sözleşmesinin değiştirilmesi, tür değiştirme, birleşme ve bölünme gibi
yapısal değişikliklerde; şirkete ortak alınması, çıkarılması ve payın devri türünden temel
işlemlerde komanditerler de oy hakkını haizdirler.
Madde 310II - Denetleme
MADDE 310- (1) Her komanditer, iş yılı sonunda ve iş saatleri içinde, şirketin
envanterleriyle bilançosunun içeriğini, diğer finansal tablolarını, bunların doğruluğunu ve
geçerliliğini incelemeye yetkilidir.
(2) Komanditer, bu incelemeyi bizzat yapabileceği gibi bir uzmana da yaptırabilir.
Uzmanın şahsı hakkında bir itiraz ileri sürülürse komanditerin istemi üzerine mahkeme
tarafından bilirkişi atanmasına karar verilir. Bu karar kesindir.40
(3) Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, mahkeme, komanditerin istemi üzerine
şirketin işlerinin ve varlığının bizzat veya bilirkişi tarafından incelenmesine her zaman izin
verebilir.
(4) Bu madde hükümlerine aykırı şirket sözleşmesi hükümleri geçersizdir.
Madde 311III - Rekabet yasağı
MADDE 311- (1) Kollektif ortakların, şirket konusunu oluşturan işlemlerin aynını
yapamayacaklarına ilişkin 230 uncu madde komanditerler hakkında uygulanmaz. Ancak,
komanditer, şirketin işletme konusunun kapsamına giren işlerle uğraşacak bir ticari işletme
açar veya böyle bir işletme açan bir kişiyle ortak olur ya da bu nitelikte bir şirkete girerse,
komandit şirketin belgelerini ve defterlerini incelemek hakkını kaybeder.
IV - Kâr ve zarar
Madde 3121. Genel olarak
MADDE 312- (1) Komanditer, iş yılı sonunda gerçekleşen kâr payını ve şirket
sözleşmesinde kararlaştırılmış olan faizleri nakden alır. Ancak, koyduğu sermaye herhangi bir
sebeple azalmış ise noksanı tamamlanıncaya kadar kâr ve faizi isteyemez. Şu kadar ki,
gelecek yıllarda elde edilecek kâr paylarından, sermayenin noksanı tamamlandıktan sonra
artan kısımdan önce geçmiş yıllara ait birikmiş faizler ödenir.
2. Geri verilmesi zorunlu olmayan faizler ve kâr payları
Madde 313a) Usulüne göre tahakkuk ettirilmiş olanlar
MADDE 313- (1) Komanditerler, önce aldıkları ve usulüne göre tahakkuk ettirilmiş
faizi ve kâr paylarını, şirketin sonradan meydana gelen zararını kapatmak için geri vermeye
zorunlu tutulamazlar.
Madde 314b) Usulsüz tahakkuk ettirilmiş olanlar
MADDE 314- (1) Komanditerler, kanuna ve şirket sözleşmesine göre düzenlenen ve kâr
gösteren bir bilançoya göre, iyiniyetle aldıkları ancak usulsüz tahakkuk etirilmiş kâr paylarını
veya şirket sözleşmesi ile kabul edilmiş olan faizleri geri vermeye zorunlu tutulamazlar.
V - Ortaklığın geçişi
Madde 3151. Devir hâlinde
MADDE 315- (1) Komanditer, şirketteki payını başkasına devredebilir. Ancak, devre
diğer ortaklar onay vermemişlerse Türk Borçlar Kanununun 632 nci maddesi hükmü uygulanır.
2. Ölüm hâlinde
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bir işlem denetçisi”
ibareleri “bilirkişi” şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 316
MADDE 316- (1) Ölen bir komanditerin yerine mirasçıları geçer.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Şirketin ve Ortakların Üçüncü Kişilerle Olan İlişkileri
Madde 317A) Uygulanacak hükümler
MADDE 317- (1) Şirket ve ortakların üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde, bu
Bölümdeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, kollektif şirkete ilişkin 232 ilâ 242 nci
maddeler uygulanır.
Madde 318B) Şirketin temsili
MADDE 318- (1) Komandit şirketler, kural olarak, komandite ortaklar tarafından
temsil edilir. Kollektif şirketin temsil yetkisinin kapsamı ve sınırlandırılmasına ilişkin
hükümleri komandit şirkete de uygulanır.
(2) Komanditer ortaklar, ortak sıfatıyla şirketi temsile yetkili olamazlar. Ancak, şirket
sözleşmesinde aksine hüküm bulunmamak şartıyla, komanditer ortak ticari mümessil, ticari
vekil veya seyyar tacir memuru olarak atanabilir.
C) Komanditer ortağın sorumluluğu
Madde 319I - Genel olarak
MADDE 319- (1) Bir komanditerin sorumluluğu koyduğu veya taahhüt ettiği sermaye
miktarını aşamaz.
II - İstisnalar
Madde 3201. Adı şirketin unvanında bulunan komanditer
MADDE 320- (1) Adı şirketin unvanında bulunan komanditer, üçüncü kişilere karşı
komandite bir ortak gibi sorumlu sayılır.
Madde 3212. Şirket adına işlemde bulunan komanditer
MADDE 321- (1) Ticari mümessil, ticari vekil veya seyyar tacir memuru olarak
hareket ettiğini açıkça bildirmeksizin, şirket adına işlemlerde bulunan komanditer ortak, bu
işlemler nedeniyle iyiniyetli üçüncü kişilere karşı komandite ortak gibi sorumlu olur.
(2) Şirket, ticaret siciline tescil edilmeden önce işlemler yapılmışsa, komanditer, bu tür
şirket borçları için, üçüncü kişilere karşı, sorumluluğunun sınırlı olduğunun onlar tarafından
bilindiğini ispat etmediği takdirde, komandite ortak gibi sorumlu tutulur.
(3) Alacaklı, komanditerin koyduğu sermayeye biçilen değerin, bu sermayenin
konulduğu andaki değerinin altında olduğunu ispat edebilir. Aradaki fark tutarınca komanditer
sorumludur.
(4) Komanditer ortak, koymayı taahhüt ettiği sermaye tutarınca, kendisinin şirkete
girmesinden önce doğan borçlardan da sorumludur.
(5) Komanditerin, şirket yönetimine karışması sonucunu doğurmayacak şekilde öğüt
vermesi, görüş açıklaması, olağanüstü iş ve işlemler ile şirketin iş ve işlemleri üzerinde haiz
olduğu denetleme haklarını kullanması, kanunda yazılı hâllerde yönetim işlerini gören
kimselerin atanmalarına, görevden alınmalarına katılması, şirket içinde ikinci derecedeki
hizmetlerde ve görevlerde çalıştırılması, komanditer sıfatıyla sorumluluğunu etkilemez.
III - Alacaklıların durumu
Madde 3221. Takip imkânı
MADDE 322- (1) Komanditer, koymayı taahhüt ettiği sermaye borcunun henüz
ödemediği tutarına kadar şirket alacaklılarına karşı sorumludur. Bu suretle kendisine
başvurulan komanditer ortak, şirket alacaklısına ödemede bulunduğu tutarda sermaye
borcundan kurtulur. Şirket alacaklıları, şirket sona ermiş olmadıkça veya şirket aleyhine
yapılan icra takibi semeresiz kalmadıkça, komanditere başvuramazlar.
(2) Şirketin iflası hâlinde alacaklıların haiz oldukları haklar iflas masasına geçer.
(3) Komanditer, şirkete koymayı taahhüt ettiği sermayeyi aşan bir tutar ile
sorumluluğu üzerine aldığını yazı ile bildirmiş veya ilan etmişse üçüncü kişilere veya
bildirimin muhatabına karşı bu tutar kadar sorumlu olur.
Madde 3232. Sermayenin azaltılması
MADDE 323- (1) Bir komanditer sermayesini, 313 ve 314 üncü madde hükümleri
saklı kalmak şartıyla, gerek doğrudan doğruya gerek faiz veya kâr payına sayılmak üzere
dolayısıyla tamamen veya kısmen geri alamayacağı gibi, sermayesi herhangi bir sebeple
azalmışsa noksan tamamlanıncaya kadar, faiz veya kâr payı da isteyemez. Aksi hâlde,
komanditer aldığı para kadar şirket alacaklılarına karşı 322 nci maddenin birinci fıkrası
gereğince sorumlu olur.
3. İflas
Madde 324a) Şirketin iflası
MADDE 324- (1) Bir komandit şirketin iflası hâlinde, şirket alacaklıları alacaklarını
almadıkça, ortakların kişisel alacaklıları şirket mallarına başvuramaz.
(2) Komanditerlerin koydukları sermaye de şirket alacaklılarının birinci fıkrada yazılı
olduğu gibi öncelikle haklarını elde edecekleri mallardan sayılır.
Madde 325b) Komanditelerin sorumluluğu
MADDE 325- (1) Şirketin varlığı şirket alacaklılarına yetmeyecek olursa, bu
alacaklılar geri kalan alacaklarından dolayı komanditelerin kişisel mallarına başvurabilirler.
(2) Ortakların kişisel mallarına başvurulması hâlinde şirket alacaklılarının, ortakların
kişisel alacaklılarına karşı rüçhan hakkı yoktur.
Madde 326c) Komanditerin iflası
MADDE 326- (1) Şirket ve iflas hâlinde masası veya şirket alacaklıları, iflas etmiş bir
komanditerin masasına başvururlarsa, bunların, müflis komanditerin kişisel alacaklılarına
karşı rüçhan hakkı yoktur.
Madde 3274. Takas
MADDE 327- (1) Şirketten alacağı olan bir kişinin, sermaye borcunu henüz yerine
getirmemiş veya koyduğu sermayeyi geri almış bir komanditere borcu varsa, bu kişi şirketteki
alacağını komanditere olan borcu ile takas edebilir. 242 nci madde hükmü saklıdır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Şirketin Sona Ermesi ve Tasfiyesi
Madde 328A) Uygulanacak hükümler
MADDE 328- (1) Kollektif şirketlerin sona ermesine, tasfiyesine ve ortakların
şirketten çıkma ve çıkarılmasına ilişkin 243 ilâ 303 üncü madde hükümleri komandit
şirketlerde de uygulanır. Ancak, şirket sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça
komanditerin ölümü veya kısıtlanması şirketin sona ermesi sonucunu doğurmaz.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Anonim Şirket
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler, Kuruluş ve Temel İlkeler
A) Genel Hükümler
Madde 329I - Tanım
MADDE 329- (1) Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan,
borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir.
(2) Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı
sorumludur.
Madde 330II - Özel kanunlara bağlı anonim şirketler
MADDE 330- (1) Özel kanunlara tabi anonim şirketlere, özel hükümler dışında bu
kısım hükümleri uygulanır.
Madde 331III - Amaç ve konu
MADDE 331- (1) Anonim şirketler, kanunen yasaklanmamış her türlü ekonomik
amaç ve konular için kurulabilir.
Madde 332IV - En az sermaye tutarı
MADDE 332- (1) Tamamı esas sözleşmede taahhüt edilmiş bulunan sermayeyi ifade
eden esas sermaye ellibin Türk Lirasından ve sermayenin artırılmasında yönetim kuruluna
tanınmış yetki tavanını gösteren kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık
olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi yüzbin Türk Lirasından aşağı olamaz. Bu en
az sermaye tutarı Cumhurbaşkanınca artırılabilir.4142
(2) Bu Kanun anlamında kayıtlı sermayeli anonim şirketlerde başlangıç sermayesi,
kuruluşta ve sisteme ilk geçildiğinde haiz olunması zorunlu sermayedir; çıkarılmış sermaye
ise, çıkarılmış payların tümünün itibarî değerlerinin toplamını temsil eder.
(3) Halka açık olmayan anonim şirketler gerekli şartları artık haiz olmadıkları
takdirde, Gümrük ve Ticaret Bakanlığından izin alarak kayıtlı sermaye sisteminden
çıkabilecekleri gibi, bu sisteme alınırken aranan nitelikleri kaybettiklerinde, istemleri
bulunmasa bile aynı Bakanlık tarafından sistemden çıkartılırlar.
(4) 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 12 nci maddesi
hükmü saklıdır.
V - Devletin gözetimi
Madde 3331. İzin
MADDE 333- (1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca yayımlanacak tebliğle, faaliyet
alanları belirlenip, ilan edilecek anonim şirketler Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izni ile
kurulur. Bu şirketlerin esas sözleşme değişiklikleri de aynı Bakanlığın iznine bağlıdır.
Bakanlık incelemesi sadece kanunun emredici hükümlerine aykırılık bulunup bulunmadığı
yönünden yapılabilir. Bunun dışında hukuki konumu, niteliği ve işletme konusu ne olursa
olsun anonim şirketin kuruluşu ve esas sözleşme değişiklikleri herhangi bir makamın iznine
bağlanamaz.
Madde 3342. Kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulunda temsili
MADDE 334- (1) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel
kişilerinden birine, esas sözleşmede öngörülecek bir hükümle, pay sahibi olmasalar da,
işletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerin yönetim kurullarında temsilci
bulundurmak hakkı verilebilir.
(2) Birinci fıkrada yazılı şirketlerde pay sahibi olan kamu tüzel kişilerinin yönetim
kurulundaki temsilcileri, ancak bunlar tarafından görevden alınabilir.
(3) Kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulundaki temsilcileri, genel kurul tarafından
2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada yer
alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
24/11/2023 tarihli ve 7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu fıkrada yer alan anonim şirketler
için ellibin Türk Lirası olarak öngörülen en az esas sermaye tutarı ikiyüzellibin Türk Lirasına, kayıtlı
sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim şirketlerde yüzbin Türk Lirası
olarak öngörülen en az başlangıç sermayesi tutarı beşyüzbin Türk Lirasına yükseltilmiştir. Söz konusu
değişiklik daha sonra 26/11/2023 tarihli ve 32381 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Düzeltme ile
değiştirilerek düzeltilmiştir.
seçilen üyelerin hak ve görevlerini haizdir. Kamu tüzel kişileri, şirket yönetim kurulundaki
temsilcilerinin bu sıfatla işledikleri fiillerden ve yaptıkları işlemlerden dolayı şirkete ve onun
alacaklılarıyla pay sahiplerine karşı sorumludur. Tüzel kişinin rücû hakkı saklıdır.
B) Kuruluş
Madde 335I - Kurucu işlem
MADDE 335- (1) Şirket, kurucuların, kanuna uygun olarak düzenlenmiş bulunan,
sermayenin tamamını ödemeyi, şartsız taahhüt ettikleri, imzalarının noterce onaylandığı veya
ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzaladığı esas sözleşmede, anonim şirket
kurma iradelerini açıklamalarıyla kurulur. (Ek cümle: 15/7/2016-6728/67 md.) Şirketin
kuruluşunda, esas sözleşmeyi ihtiva eden kâğıtlardan değerli kâğıt bedeli alınmaz.43
(2) 355 inci maddenin birinci fıkrası hükmü saklıdır.
Madde 336II - Kuruluş belgeleri
MADDE 336- (1) Esas sözleşme, (…)44 değerleme raporları, ayın ve işletme
devralınmasına ilişkin olanlar da dâhil olmak üzere, kurulmakta olan şirketle, kurucular ve
diğer kişilerle yapılan ve kuruluşla ilgili olan sözleşmeler (…)45 kuruluş belgeleridir. Bunlar,
sicil dosyasına konulur ve birer nüshaları şirket tarafından beş yıl süreyle saklanır.
III - Kurucular
Madde 3371. Tanım
MADDE 337- (1) Pay taahhüt edip esas sözleşmeyi imzalayan gerçek ve tüzel kişiler
kurucudur.
(2) Kurucular, birinci fıkrada yazılı işlemi, üçüncü bir kişinin hesabına yaptıkları
takdirde, bu kişi de kuruluştan doğan sorumluluk bakımından kurucu sayılır. Söz konusu
üçüncü kişi, kendisi hesabına iş gören kimsenin bildiği veya bilmesi gereken bir hususu
kendisinin bilmediğini ileri süremez.
Madde 3382. Asgari sayı
MADDE 338- (1) Anonim şirketin kurulabilmesi için pay sahibi olan bir veya daha
fazla kurucunun varlığı şarttır. 330 uncu madde hükmü saklıdır.
(2) Pay sahibi sayısı bire düşerse, durum, bu sonucu doğuran işlem tarihinden itibaren
yedi gün içinde yönetim kuruluna yazılı olarak bildirilir. Yönetim kurulu bildirimi aldığı
tarihten itibaren yedi gün içinde, şirketin tek pay sahipli bir anonim şirket olduğunu tescil ve
ilan ettirir. Ayrıca, hem şirketin tek pay sahipli olarak kurulması hem de payların tek kişide
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylandığı” ibaresinden sonra
gelmek üzere “veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzaladığı” ibaresi eklenmiştir.
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 73 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “kurucular
beyanı” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ile işlem
denetçisi raporu,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
toplanması hâlinde tek pay sahibinin adı, yerleşim yeri ve vatandaşlığı da tescil ve ilan edilir.
Aksi hâlde doğacak zarardan, bildirimde bulunmayan pay sahibi ve tescil ve ilanı yaptırmayan
yönetim kurulu sorumludur.
(3) Şirket, tek pay sahibi olacak şekilde kendi payını iktisap edemez; ettiremez.
IV - Esas sözleşme
Madde 3391. İçerik
MADDE 339- (1) Esas sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve bütün kurucuların
imzalarının noterce onaylanması veya esas sözleşmenin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı
huzurunda imzalanması şarttır.46
(2) Esas sözleşmeye aşağıdaki hususlar yazılır:
a) Şirketin ticaret unvanı ve merkezinin bulunacağı yer.
b) Esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir şekilde şirketin işletme konusu.
c) Şirketin sermayesi ile her payın itibarî değeri, bunların ödenmesinin şekil ve şartları.
d) Pay senetlerinin nama veya hamiline yazılı olacakları; belirli paylara tanınan imtiyazlar;
devir sınırlamaları.
e) Paradan başka sermaye olarak konan haklar ve ayınlar; bunların değerleri; bunlara
karşılık verilecek payların miktarı, bir işletme ve ayın devir alınması söz konusu olduğu
takdirde, bunların bedeli ve şirketin kurulması için kurucular tarafından şirket hesabına satın
alınan malların ve hakların bedelleriyle, şirketin kurulmasında hizmetleri görülenlere
verilmesi gereken ücret, ödenek veya ödülün tutarı.
f) Kurucularla yönetim kurulu üyelerine ve diğer kimselere şirket kârından sağlanacak
menfaatler.
g) Yönetim kurulu üyelerinin sayıları, bunlardan şirket adına imza koymaya yetkili
olanlar.
h) Genel kurulların toplantıya nasıl çağrılacakları; oy hakları.
ı) Şirket bir süre ile sınırlandırılmışsa, bu süre.
i) Şirkete ait ilanların nasıl yapılacağı.
j) Pay sahiplerinin taahhüt ettiği sermaye paylarının türleri ve miktarları.
k) Şirketin hesap dönemi.
(3) İlk yönetim kurulu üyeleri esas sözleşme ile atanır.
Madde 3402. Emredici hükümler
MADDE 340- (1) Esas sözleşme, bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden
ancak Kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabilir. Diğer kanunların, öngörülmesine izin
verdiği tamamlayıcı esas sözleşme hükümleri o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar.
Madde 341V - Taahhüdün onaylanması
MADDE 341- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylanması” ibaresinden
sonra gelmek üzere “veya esas sözleşmenin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda
imzalanması” ibaresi eklenmiştir.
VI - Ayni sermaye
Madde 3421. Ayni sermaye konulabilecek malvarlığı unsurları
MADDE 342- (1) Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden
değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil,
malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari
itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz.
(2) 128 inci madde hükmü saklıdır.
Madde 3432. Değer biçme
MADDE 343- (1) Konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere
ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan
bilirkişilerce değer biçilir. Değerleme raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut
olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak
konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliğinin ve 342 nci maddeye uygunluğunun
belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık
karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici
gerekçelerle ve hesap verme ilkesinin icaplarına göre açıklanır. Bu rapora kurucular (…)47 ve
menfaat sahipleri itiraz edebilir. Mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir.
VII - Pay bedellerinin ödenmesi
Madde 3441. Nakdî sermaye
MADDE 344- (1) Nakden taahhüt edilen payların itibarî değerlerinin en az yüzde
yirmibeşi tescilden önce, gerisi de şirketin tescilini izleyen yirmidört ay içinde ödenir.
Payların çıkarma primlerinin tamamı tescilden önce ödenir.
(2) Sermaye Piyasası Kanununun pay bedellerinin ödenmelerine ilişkin hükümleri
saklıdır.
Madde 3452. Ödeme yeri
MADDE 345- (1) Nakdî ödemeler, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık
Kanununa bağlı bir bankada, kurulmakta olan şirket adına açılacak özel bir hesaba, sadece
şirketin kullanabileceği şekilde yatırılır. Taahhüt edilen payların, kanunda veya esas
sözleşmede öngörülmüş bulunan ve kanunda yazılı olandan daha yüksek olan tutarlarının
ödendiği, ticaret siciline yöneltilecek bir banka mektubu ile ispatlanır. Banka, bu tutarı,
şirketin tüzel kişilik kazandığını bildiren bir sicil müdürlüğü yazısının sunulması üzerine,
sadece şirkete öder.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “,işlem denetçisi”
ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
(2) Şirket, 335 inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen noter onayı veya şirket
sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalanma tarihinden
itibaren, üç ay içinde tüzel kişilik kazanamadığı takdirde, bu hususu doğrulayan bir sicil
müdürlüğü yazısının sunulması üzerine, bedeller banka tarafından sahiplerine geri verilir.48
Madde 3463. Halka arzedilecek paylar
MADDE 346- (1) Esas sözleşmede taahhüt edilmiş olup da taahhüt sahiplerince,
şirketin tescilinden itibaren en geç iki ay içinde halka arzedileceği esas sözleşmede belirtilmiş
ve ayrıca garanti edilmiş bulunan nakdî payların karşılıkları satıştan elde edilen gelirden
ödenir. Pay senetlerinin halka arzedilmesi sermaye piyasası mevzuatına göre yapılır. Satış
süresinin sonunda, payların itibarî değerlerinin, varsa çıkarma priminin karşılığı şirkete,
giderler düştükten sonra kalan tutar ise, pay senetlerini halka arzeden pay sahiplerine ödenir.
(2) Halka arzedilip de süresinde satılmayan payların bedellerinin tamamı, süresinde
halka arzedilmeyen payların bedellerinin ise, yüzde yirmibeşi iki aylık süreyi izleyen üç gün
içinde ödenir.
Madde 347VIII - Primli paylar
MADDE 347- (1) İtibarî değerinden aşağı bedelle pay çıkarılamaz. Payların itibarî
değerinden yüksek bir bedelle çıkarılabilmeleri için esas sözleşmede hüküm veya genel kurul
kararı bulunmalıdır.
Madde 348IX - Kurucu menfaatleri
MADDE 348- (1) Şirketi kurdukları sırada harcadıkları emeğe karşılık olarak
kuruculara, para ve bedelsiz pay senedi vermek gibi şirket sermayesinin azalması sonucunu
doğurabilecek bir menfaat tanınamaz. Bu hükme aykırı esas sözleşme hükümleri geçersizdir.
Ancak, dağıtılabilir kârdan 519 uncu maddenin birinci fıkrasında yazılı yedek akçe ile pay
sahipleri için yüzde beş kâr payı ayrıldıktan sonra kalanın en çok onda biri intifa senetleri
bağlamında kuruculara ödenir.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra kurulan anonim şirketler, pay senetlerini
halka arz etmeden önce kurucu intifa senetlerini, herhangi bir bedel ödemeden iptal ederler;
aksi hâlde intifa senetleri kendiliğinden geçersiz sayılır.
(3) Dağıtılabilecek kâr mevcut ise şirket kârın dağıtılmamasını kararlaştırmış olsa bile
kurucu intifa sahipleri esas sözleşmede öngörülen kâr paylarını alırlar.
Madde 349X - Kurucular beyanı
MADDE 349- (Mülga: 15/7/2016-6728/73 md.)
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “noter onayı” ibaresinden
sonra gelmek üzere “veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda
imzalanma” ibaresi eklenmiştir.
Madde 350XI - Halka arz taahhüdü
MADDE 350- (1) 346 ncı madde uyarınca, halka arzedilmek üzere pay taahhüdünde
bulunulduğu takdirde, halka arz, kurucular, yönetim kurulu veya yetkili herhangi bir organ
tarafından onaylanmış kabul edilir.
Madde 351XII - İşlem denetçisi raporu
MADDE 351- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
Madde 352XIII - Kuruluştan önce pay taahhüdünün devri
MADDE 352- (1) Pay taahhüdünün, şirketin tescilinden önce devri, şirkete karşı
geçersizdir.
Madde 353XIV - Fesih davası
MADDE 353- (1) Anonim şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez. Ancak,
şirketin kurulmasında kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek suretiyle, alacaklıların, pay
sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli bir şekilde tehlikeye düşürülmüş veya ihlal
edilmiş olursa, yönetim kurulunun, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının, ilgili alacaklının veya pay
sahibinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince
şirketin feshine karar verilir. Mahkeme davanın açıldığı tarihte gerekli önlemleri alır.
(2) Eksikliklerin giderilebilmesi, esas sözleşmeye veya kanuna aykırı hususların
düzeltilebilmesi için mahkeme süre verebilir.
(3) Dava dilekçesine deliller ile gerekli bütün bilgiler eklenir. Yargılama aşamasında
delil sunulamayacağı gibi bir davanın beklenilmesi ve bilgi getirtmesi de mahkemeden
istenemez. Ancak, somut olayın haklı göstermesi hâlinde, mahkeme, kesin süreye bağlayarak,
davacının delil sunma ve bilgi getirtme istemini kabul edebilir. Dava, acele işlere ilişkin usule
tâbîdir.
(4) Davanın, şirketin tescil ve ilanından itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde
açılması şarttır.
(5) Davanın açıldığı ve kesinleşmiş olan mahkeme kararı, mahkemenin bildirimi
üzerine, derhâl ve resen ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur.
Ayrıca, yönetim kurulu, tescil ve ilanı yapılan hususu, (…)49 internet sitesine koyar.
Madde 354XV - Şirketin tescili ve ilanı
MADDE 354- (1) Şirket esas sözleşmesinin tamamı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının
izniyle kurulacak olan anonim şirketlerde izin alınmasını, diğer şirketlerde 335 inci maddenin
birinci fıkrası uyarınca şirketin kuruluşunu izleyen otuz gün içinde şirketin merkezinin
bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur. Tescil
ve ilan olunan esas sözleşmeye, aşağıda sayılanlar dışında, 36 ncı maddenin birinci fıkrası
hükmü uygulanmaz. Bu hususlar şunlardır:
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tirajı ellibinin
üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan en az bir gazetede ilan eder;” ibaresi madde
metninden çıkarılmıştır.
a) Esas sözleşmenin tarihi.
b) Şirketin ticaret unvanı ve merkezi.
c) Şirketin, varsa süresi.
d) Şirketin sermayesi, ödenmesinin şekil ve şartları ile payların itibarî değerleri, varsa
imtiyazlar.
e) Pay senetlerinin türleri, hamiline veya nama yazılı oldukları.
f) Şirketin nasıl temsil olunacağı.
g) Yönetim kurulu üyeleriyle şirketi temsile yetkili kimselerin ad ve soyadları,
unvanları, yerleşme yerleri ve vatandaşlıkları.
h) Şirketin yapacağı ilanların şekli; esas sözleşmede buna ilişkin hüküm bulunduğu
takdirde, yönetim kurulu kararlarının pay sahiplerine nasıl bildirileceği.
(2) Şubeler, merkezin sicil kaydına gönderme yapılarak bulundukları yer ticaret
siciline tescil olunurlar.
(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/14 md.) 343 üncü madde uyarınca verilen bilirkişi
raporu ticaret sicili müdürlüğüne tevdi edilir.
Madde 355XVI - Tüzel kişiliğin kazanılması
MADDE 355- (1) Şirket ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır.
(2) Tescilden önce şirket adına işlem yapanlar ve taahhütlere girişenler, bu işlem ve
taahhütlerden şahsen ve müteselsilen sorumludurlar. Ancak, işlem ve taahhütlerin, ileride
kurulacak şirket adına yapıldığı açıkça bildirilmiş ve şirketin ticaret siciline tescilinden sonra üç
aylık süre içinde bu taahhütler şirket tarafından kabul olunmuşsa, yalnız şirket sorumlu olur.
(3) Şirketçe kabul olunmadığı takdirde kuruluş giderleri kurucular tarafından
karşılanır. Bunların pay sahiplerine rücu hakları yoktur.
Madde 356C) Kanuna karşı hile
MADDE 356- (1) Şirketin tescilinden itibaren iki yıl içinde bir işletme veya aynın,
sermayenin onda birini aşan bir bedel karşılığında devralınmasına veya kiralanmasına ilişkin
sözleşmeler, genel kurulca onaylanıp ticaret siciline tescil edilmedikçe geçerli olmaz. Bu
sözleşmelerin onaylanmasından ve tescilinden önce, bunların ifası amacıyla yapılmış olan
ödemeler dâhil, her türlü tasarruf geçersizdir.
(2) Genel kurul kararını vermeden önce, yönetim kurulunun istemi üzerine şirketin
bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesince atanacak bilirkişi, şirket tarafından devralınacak
ya da kiralanacak işletme ve ayınlara değer biçer. Rapor resmî nitelik taşır.
(3) Toplantı ve karar nisabına 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır.
(4) Sözleşme genel kurulun onay kararıyla birlikte tescil ve ilan olunur.
(5) Şirketin işletme konusunu oluşturan veya cebrî icra yoluyla iktisap edilen ayın ve
işletmeler hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.
D) Temel ilkeler
Madde 357I - Eşit işlem ilkesi
MADDE 357- (1) Pay sahipleri eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulur.
Madde 358II - Pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağı
MADDE 358- (Değişik: 26/6/2012-6335/15 md.)
(1) Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe
ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde
olmadıkça şirkete borçlanamaz.
İKİNCİ BÖLÜM
Yönetim Kurulu
A) Genel olarak
I - Atama ve seçim
Madde 3591. Üyelerin sayısı ve nitelikleri
MADDE 359- (1) Anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul
tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur. (Mülga
son cümle: 26/6/2012-6335/43 md.) (…)
(2) Bir tüzel kişi yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel
kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişi de tescil ve ilan olunur;
ayrıca, tescil ve ilanın yapılmış olduğu, şirketin internet sitesinde hemen açıklanır. Tüzel kişi
adına sadece, bu tescil edilmiş kişi toplantılara katılıp oy kullanabilir.
(3) Yönetim kurulu üyelerinin ve tüzel kişi adına tescil edilecek gerçek kişinin tam
ehliyetli olmaları şarttır. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 26/6/2012-6335/43 md.)
(4) Üyeliği sona erdiren sebepler seçilmeye de engeldir.
(5) (Ek: 28/3/2013-6455/79 md.) Devlet, il özel idaresi, belediye, köy ile diğer kamu
tüzel kişilerinin pay sahibi olduğu şirketlerde, sayılan tüzel kişiler veya bunların gerçek kişi
temsilcileri yönetim kuruluna seçilebilir. Yönetim kurulu üye sayısı ikiden fazla olan
şirketlerde üyelerin tamamının aynı kamu tüzel kişisinin temsilcisi olmaması şartıyla kamu
tüzel kişisini temsilen birden fazla gerçek kişi yönetim kuruluna seçilebilir.
Madde 3602. Belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilmesi
MADDE 360- (1) Esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik
ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil
edilme hakkı tanınabilir. Bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay
sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği
gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel
kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve
azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur. Bu
şekilde tanınacak temsil edilme hakkı, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulu üye
sayısının yarısını aşamaz. Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır.
(2) Bu maddeye göre yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınan paylar imtiyazlı
sayılır.
Madde 3613. Sigorta
MADDE 361- (1) Yönetim kurulu üyelerinin, görevlerini yaparken kusurlarıyla
şirkete verebilecekleri zarar, şirket sermayesinin yüzde yirmibeşini aşan bir bedelle sigorta
ettirilmiş ve bu suretle şirket teminat altına alınmışsa, bu husus halka açık şirketlerde Sermaye
Piyasası Kurulunun ve ayrıca pay senetleri borsada işlem görüyorsa borsanın bülteninde
duyurulur ve kurumsal yönetim ilkelerine uygunluk değerlendirmesinde dikkate alınır.
Madde 3624. Görev süresi
MADDE 362- (1) Yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl süreyle görev yapmak üzere
seçilir. Esas sözleşmede aksine hüküm yoksa, aynı kişi yeniden seçilebilir.
(2) 334 üncü madde hükmü saklıdır.
Madde 363II - Üyeliğin boşalması
MADDE 363- (1) 334 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere, herhangi bir sebeple
bir üyelik boşalırsa, yönetim kurulu, kanuni şartları haiz birini, geçici olarak yönetim kurulu
üyeliğine seçip ilk genel kurulun onayına sunar. Bu yolla seçilen üye, onaya sunulduğu genel
kurul toplantısına kadar görev yapar ve onaylanması hâlinde selefinin süresini tamamlar.
(2) Yönetim kurulu üyelerinden birinin iflasına karar verilir veya ehliyeti kısıtlanır ya
da bir üye üyelik için gerekli kanuni şartları yahut esas sözleşmede öngörülen nitelikleri
kaybederse, bu kişinin üyeliği, herhangi bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer.
Madde 364III - Görevden alma
MADDE 364- (1) Yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi,
gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir
sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler. Yönetim
kurulu üyesi olan tüzel kişi, kendi adına tescil edilmiş bulunan kişiyi her an değiştirebilir.
(2) 334 üncü madde hükmü ve görevden alınan üyenin tazminat hakkı saklıdır.
B) Yönetim ve temsil
I - Genel olarak
Madde 3651. Esas
MADDE 365- (1) Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil
olunur. Kanundaki istisnai hükümler saklıdır.
Madde 3662. Görev dağılımı
MADDE 366- (1) Yönetim kurulu, üyeleri arasından bir başkan ve bulunmadığı
zamanlarda ona vekâlet etmek üzere, en az bir başkan vekili seçer. Esas sözleşmede, başkanın
ve başkan vekilinin veya bunlardan birinin, genel kurul tarafından seçilmesi öngörülebilir.50
(2) Yönetim kurulu, işlerin gidişini izlemek, kendisine sunulacak konularda rapor
hazırlamak, kararlarını uygulatmak veya iç denetim amacıyla içlerinde yönetim kurulu
üyelerinin de bulunabileceği komiteler ve komisyonlar kurabilir.
Madde 3673. Yönetimin devri
MADDE 367- (1) Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle,
düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim
kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Bu iç yönerge şirketin
yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle
kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem
üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan
alacaklıları, bu iç yönerge hakkında, yazılı olarak bilgilendirir.
(2) Yönetim, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir.
Madde 3684. Ticari mümessil ve vekiller
MADDE 368- (1) Yönetim kurulu, ticari mümessil ve ticari vekiller atayabilir.
Madde 3695. Özen ve bağlılık yükümlülüğü
MADDE 369- (1) Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler,
görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini
dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.
(2) 203 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır.
II. Temsil yetkisi
Madde 3701. Genel olarak
MADDE 370- (1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek
kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir.
(2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür
olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz
olması şarttır.
Madde 3712. Kapsam ve sınırlar
MADDE 371- (1) Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her
tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler.
Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücû hakkı saklıdır.
(2) Temsile yetkili olanların, üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de
23/5/2024 tarihli 7511 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan
“Yönetim kurulu her yıl üyeleri arasından” ibaresi “Yönetim kurulu, üyeleri arasından” şeklinde
değiştirilmiştir.
şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği
veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas
sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir.
(3) Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm
ifade etmez; ancak, temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine
veya birlikte kullanılmasına ilişkin tescil ve ilan edilen sınırlamalar geçerlidir.
(4) Temsile yetkili kişiler tarafından yapılan işlemin esas sözleşmeye veya genel kurul
kararına aykırı olması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilerin o işlemden dolayı şirkete başvurmalarına
engel değildir.
(5) Temsile veya yönetime yetkili olanların, görevlerini yaptıkları sırada işledikleri
haksız fiillerden şirket sorumludur. Şirketin rücû hakkı saklıdır.
(6) Sözleşmenin yapılması sırasında, şirket tek pay sahibi tarafından ister temsil
edilsin ister edilmesin, tek pay sahipli anonim şirketlerde, bu pay sahibi ile şirket arasındaki
sözleşmenin geçerli olması sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu şart piyasa
şartlarına göre günlük, önemsiz ve sıradan işlemlere ilişkin sözleşmelerde uygulanmaz.
(7) (Ek: 10/9/2014 - 6552/131 md.) Yönetim kurulu, yukarıda belirtilen temsilciler
dışında, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı
olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir. Bu
şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri, 367 nci maddeye göre hazırlanacak iç yönergede
açıkça belirlenir. Bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur. İç yönerge ile ticari
vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz. Bu fıkra uyarınca yetkilendirilen ticari vekil veya
diğer tacir yardımcıları da ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü
kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumludur.
Madde 3723. İmza şekli
MADDE 372- (1) Şirket adına imza yetkisini haiz kişiler şirketin unvanı altında imza
atarlar. 40 ıncı maddenin ikinci fıkrası hükmü saklıdır.
(2) Şirket tarafından düzenlenecek belgelerde şirketin merkezi, sicile kayıtlı olduğu
yer ve sicil numarası gösterilir.
Madde 3734. Tescil ve ilan
MADDE 373- (1) Yönetim kurulu, temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini
gösterir kararının noterce onaylanmış suretini, tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline
verir.
(2) Temsil yetkisinin ticaret sicilinde tescilinden sonra, ilgili kişilerin seçimine veya
atanmalarına ilişkin herhangi bir hukuki sakatlık, şirket tarafından üçüncü kişilere, ancak
sakatlığın bunlar tarafından bilindiğinin ispat edilmesi şartıyla ileri sürülebilir.
(3) (Ek:28/1/2021-7263/23 md.) Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, ticaret
siciline tescil olunan temsile yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili
kayıtları esas alınır ve şirketten bu kayıtlara ilişkin ticaret sicili müdürlüklerince düzenlenen
belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilan dışında hiçbir belge istenemez.
III - Görevler ve yetkiler
Madde 3741. Genel olarak
MADDE 374- (1) Yönetim kurulu ve kendisine bırakılan alanda yönetim, kanun ve
esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin
işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar
almaya yetkilidir.
Madde 3752. Devredilemez görev ve yetkiler
MADDE 375- (1) Yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri
şunlardır:
a) Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi.
b) Şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi.
c) Muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde, finansal
planlama için gerekli düzenin kurulması.
d) (Değişik:23/5/2024-7511/14 md.) Şube müdürleri hariç olmak üzere müdürlerin ve
aynı işleve sahip kişilerin atanmaları ve görevden alınmaları.
e) Yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve
yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi.
f) Pay, yönetim kurulu karar ve genel kurul toplantı ve müzakere defterlerinin tutulması,
yıllık faaliyet raporunun ve kurumsal yönetim açıklamasının düzenlenmesi ve genel kurula
sunulması, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi.
g) Borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde bulunulması.
3. Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu
Madde 376a) Çağrı ve bildirim yükümü
MADDE 376- (1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının
yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen
toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte
ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel
kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği
takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/16 md.) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini
uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem
de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket
alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu
durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını
ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık
durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer
tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın
veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin
bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi
incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.
Madde 377b) Konkordato51
MADDE 377- (Değişik: 28/2/2018-7101/62 md.)
(1) Yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı, 376 ncı maddenin üçüncü fıkrası
uyarınca yapacağı iflâs talebiyle birlikte veya bu kapsamda yapılan iflâs yargılaması sırasında
2004 sayılı Kanunun 285 inci ve devamı maddeleri uyarınca konkordato da talep edebilir.
Madde 3784. Riskin erken saptanması ve yönetimi
MADDE 378- (1) Pay senetleri borsada işlem gören şirketlerde, yönetim kurulu,
şirketin varlığını, gelişmesini ve devamını tehlikeye düşüren sebeplerin erken teşhisi, bunun
için gerekli önlemler ile çarelerin uygulanması ve riskin yönetilmesi amacıyla, uzman bir
komite kurmak, sistemi çalıştırmak ve geliştirmekle yükümlüdür. Diğer şirketlerde bu komite
denetçinin gerekli görüp bunu yönetim kuruluna yazılı olarak bildirmesi hâlinde derhâl
kurulur ve ilk raporunu kurulmasını izleyen bir ayın sonunda verir.
(2) Komite, yönetim kuruluna her iki ayda bir vereceği raporda durumu değerlendirir,
varsa tehlikelere işaret eder, çareleri gösterir. Rapor denetçiye de yollanır.
5. Şirketin kendi paylarını iktisap veya rehin olarak kabul etmesi
Madde 379a) Genel olarak
MADDE 379- (1) Bir şirket kendi paylarını, esas veya çıkarılmış sermayesinin onda
birini aşan veya bir işlem sonunda aşacak olan miktarda, ivazlı olarak iktisap ve rehin olarak
kabul edemez. Bu hüküm, bir üçüncü kişinin kendi adına, ancak şirket hesabına iktisap ya da
rehin olarak kabul ettiği paylar için de geçerlidir.
(2) Payların birinci fıkra hükmüne göre iktisap veya rehin olarak kabul edilebilmesi
için, genel kurulun yönetim kurulunu yetkilendirmesi şarttır. En çok beş yıl için geçerli olacak
bu yetkide, iktisap veya rehin olarak kabul edilecek payların itibarî değer sayıları belirtilerek
toplam itibarî değerleriyle söz konusu edilecek paylara ödenebilecek bedelin alt ve üst sınırı
gösterilir. Her izin talebinde yönetim kurulu kanuni şartların gerçekleştiğini belirtir.
(3) Birinci ve ikinci fıkralardaki şartlara ek olarak, iktisap edilecek payların bedelleri
düşüldükten sonra, kalan şirket net aktifi, en az esas veya çıkarılmış sermaye ile kanun ve esas
Bu maddenin “b) İflasın ertelenmesi” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 62 nci
maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
sözleşme uyarınca dağıtılmasına izin verilmeyen yedek akçelerin toplamı kadar olmalıdır.
(4) Yukarıdaki hükümler uyarınca, sadece, bedellerinin tümü ödenmiş bulunan paylar
iktisap edilebilir.
(5) Yukarıdaki fıkralarda yer alan hükümler, ana şirketin paylarının yavru şirket tarafından
iktisabı hâlinde de uygulanır. Pay senetleri borsada işlem gören şirketler hakkında, Sermaye
Piyasası Kurulu şeffaflık ilkeleri ile fiyata ilişkin kurallar yönünden gerekli düzenlemeleri yapar.
Madde 380b) Kanuna karşı hile
MADDE 380- (1) Paylarının iktisap edilmesi amacıyla, şirketin başka bir kişiyle yaptığı,
konusu avans, ödünç veya teminat verilmesi olan hukuki işlemler batıldır. Bu butlan hükmü, kredi
ve finans kurumlarının işletme konuları içine giren işlemlere ve şirketin veya onun bağlı
şirketlerinin çalışanlarına, şirketin paylarını iktisap edebilmeleri için, avans, ödünç ve teminat
verilmesine ilişkin hukuki işlemlere uygulanmaz. Ancak, bu istisnai işlemler, şirketin, kanuna ve
esas sözleşmesine göre ayırmak zorunda bulunduğu yedek akçeleri azaltıyor veya 519 uncu
maddede düzenlenen yedek akçelerin harcanmalarına ilişkin kuralları ihlal ediyor ve şirketin 520
nci maddede öngörülen yedek akçeyi ayırmasına imkân bırakmıyorsa, geçersizdir.
(2) Ayrıca, şirket ile üçüncü kişi arasında yapılmış bulunan ve bu kişiye, şirketin kendi
paylarını; şirketin, şirkete bağlı bir şirketin veya şirketin paylarının çoğunluğuna sahip olduğu
şirketin hesabına alma hakkı tanıyan ya da böyle bir yükümlülük öngören bir düzenleme, eğer
bu payları şirket alsaydı işlem 379 uncu maddeye aykırı kabul edilecek idiyse batıldır.
Madde 381c) Yakın ve ciddi bir kaybın önlenmesi
MADDE 381- (1) Bir şirket, yakın ve ciddi bir kayıptan kaçınmak için gerekli olduğu
takdirde, kendi paylarını, 379 uncu maddeye göre genel kurulun yetkilendirmeye ilişkin kararı
olmadan da iktisap edebilir.
(2) Payların bu yolla iktisabı hâlinde yönetim kurulu ilk genel kurula;
a) İktisabın sebep ve amacı,
b) İktisap edilen payların sayıları, itibarî değerlerinin toplamı ve sermayenin ne kadarını
temsil ettiği,
c) Bedeli ve ödeme şartları,
hakkında yazılı bilgi verir.
Madde 382d) İstisnalar
MADDE 382- (1) Bir şirket, 379 uncu madde hükümleri ile bağlı olmaksızın;
a) Esas veya çıkarılmış sermayesinin azaltılmasına ilişkin 473 ilâ 475 inci madde
hükümlerini uyguluyorsa,
b) Küllî halefiyet kuralının gereğiyse,
c) Bir kanuni satın alma yükümünden doğuyorsa,
d) Bedellerinin tümü ödenmiş olmak şartıyla ve cebrî icradan, bir şirket alacağının
tahsili amacına yönelikse,
e) Şirket, menkul kıymetler şirketiyse,
kendi paylarını iktisap edebilir.
Madde 383e) İvazsız iktisap
MADDE 383- (1) Bir şirket, bedellerinin tamamı ödenmiş olmak şartıyla, kendi
paylarını ivazsız iktisap edebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü, yavru şirket, ana şirketin paylarını ivazsız iktisap ettiği
takdirde de kıyas yoluyla uygulanır.
Madde 384f) Elden çıkarma
MADDE 384- (1) 382 nci maddenin (b) ilâ (d) bentleri ve 383 üncü madde
hükümlerine göre, iktisap edilen paylar, şirket için herhangi bir kayba yol açmadan devirleri
mümkün olur olmaz ve her hâlde iktisaplarından itibaren üç yıl içinde elden çıkarılırlar;
meğerki, şirketin ve yavru şirketin sahip oldukları bu payların toplamı şirketin esas veya
çıkarılmış sermayesinin yüzde onunu aşmasın.
Madde 385g) Aykırı iktisap hâlinde elden çıkarma
MADDE 385- (1) 379 ilâ 381 inci maddelere aykırı bir şekilde iktisap edilen veya
rehin olarak alınan paylar, iktisapları veya rehin olarak kabulleri tarihinden itibaren en geç altı
ay içinde elden çıkarılır ya da üzerlerindeki rehin kaldırılır.
Madde 386h) Sermayenin azaltılması
MADDE 386- (1) 384 ve 385 inci maddeler uyarınca elden çıkarılamayan paylar,
sermayenin azaltılması yoluyla hemen yok edilir.
Madde 387ı) Saklı tutulan hükümler
MADDE 387- (1) Şirketin kendi paylarını iktisap edebileceğine ilişkin diğer
kanunlardaki hükümler saklıdır.
Madde 388i) Kendi paylarını taahhüt yasağı
MADDE 388- (1) Şirket kendi paylarını taahhüt edemez.
(2) Üçüncü kişinin veya bir yavru şirketin kendi adına fakat şirket hesabına şirketin
payını taahhüt etmesi, şirketin kendi payını taahhüt etmesi sayılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkralara aykırı hareket hâlinde, söz konusu payları, kuruluşta
kurucular, sermaye artırımlarında yönetim kurulu üyeleri taahhüt etmiş sayılır ve bunlar pay
bedellerinden sorumlu olurlar. Kanuna aykırı taahhütte herhangi bir kusurları bulunmadığını ispat
eden kurucular ve sermaye artırımlarında yönetim kurulu üyeleri sorumluluktan kurtulurlar.
(4) Birinci ve üçüncü fıkra hükümleri ana şirketin paylarını taahhüt eden yavru
şirketlere kıyas yoluyla uygulanır. Söz konusu paylar yavru şirketin yönetim kurulu üyeleri
tarafından taahhüt edilmiş kabul olunur. Üyeler pay bedellerinden sorumludur.
Madde 389j) Hakların kullanılması
MADDE 389- (1) Şirketin iktisap ettiği kendi payları ile yavru şirket tarafından
iktisap edilen ana şirketin payları, ana şirketin genel kurulunun toplantı nisabının
hesaplanmasında dikkate alınmaz. Bedelsiz payların iktisabı hariç, şirketin devraldığı kendi
payları hiçbir pay sahipliği hakkı vermez. Yavru şirketin iktisap ettiği ana şirket paylarına ait
oy hakları ile buna bağlı haklar donar.
IV - Yönetim kurulu toplantıları
Madde 3901. Kararlar
MADDE 390- (1) Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı
takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda
hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda
yapılması hâlinde de uygulanır.
(2) Yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen oy veremeyecekleri gibi, toplantılara
vekil aracılığıyla da katılamazlar.
(3) Oylar eşit olduğu takdirde o konu gelecek toplantıya bırakılır. İkinci toplantıda da
eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş sayılır.
(4) Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim
kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış
önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir.
Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın
geçerlilik şartıdır. Onayların aynı kâğıtta bulunması şart değildir; ancak onay imzalarının
bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul
edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesi kararın
geçerliliği için gereklidir.
(5) Kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına bağlıdır.
Madde 3912. Batıl kararlar
MADDE 391- (1) Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden
istenebilir. Özellikle;
a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan,
b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini
gözetmeyen,
c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların
kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren,
d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin,
kararlar batıldır.
Madde 3923. Bilgi alma ve inceleme hakkı
MADDE 392- (1) Her yönetim kurulu üyesi şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi
isteyebilir, soru sorabilir, inceleme yapabilir. Bir üyenin istediği, herhangi bir defter, defter
kaydı, sözleşme, yazışma veya belgenin yönetim kuruluna getirtilmesi, kurulca veya üyeler
tarafından incelenmesi ve tartışılması ya da herhangi bir konu ile ilgili yöneticiden veya
çalışandan bilgi alınması reddedilemez. Reddedilmişse dördüncü fıkra hükmü uygulanır.
(2) Yönetim kurulu toplantılarında, yönetim kurulunun bütün üyeleri gibi, şirket
yönetimiyle görevlendirilen kişiler ve komiteler de bilgi vermekle yükümlüdür. Bir üyenin bu
konudaki istemi de reddedilemez; soruları cevapsız bırakılamaz.
(3) Her yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu toplantıları dışında, yönetim kurulu
başkanının izniyle, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişilerden, işlerin gidişi ve belirli
münferit işler hakkında bilgi alabilir ve görevinin yerine getirilebilmesi için gerekliyse,
yönetim kurulu başkanından, şirket defterlerinin ve dosyalarının incelemesine sunulmasını
isteyebilir.
(4) Başkan bir üyenin, üçüncü fıkrada öngörülen bilgi alma, soru sorma ve inceleme
yapma istemini reddederse, konu iki gün içinde yönetim kuruluna getirilir. Kurulun
toplanmaması veya bu istemi reddetmesi hâlinde üye, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki
asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Mahkeme istemi dosya üzerinden inceleyip karara
bağlayabilir, mahkemenin kararı kesindir.
(5) Yönetim kurulu başkanı, kurulun izni olmaksızın, yönetim kurulu toplantıları
dışında bilgi alamaz, şirket defter ve dosyalarını inceleyemez. Yönetim kurulu başkanının bu
isteminin reddedilmesi hâlinde başkan, dördüncü fıkraya göre mahkemeye başvurabilir.
(6) Yönetim kurulu üyesinin bu maddeden doğan hakları kısıtlanamaz, kaldırılamaz.
Esas sözleşme ve yönetim kurulu, üyelerin bilgi alma ve inceleme haklarını genişletebilir.
(7) Her yönetim kurulu üyesi başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını
yazılı olarak isteyebilir. (Ek cümleler:23/5/2024-7511/15 md.) İstemin uygun görülmesi
hâlinde çağrı, yönetim kurulu başkanınca yapılır. Ancak yönetim kurulu üyelerinin
çoğunluğunun yazılı istemi üzerine, yönetim kurulu başkanı yönetim kurulunu istemin
kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç otuz gün içinde yapılacak şekilde toplantıya
çağırmak zorundadır. Bu süre içinde yönetim kurulu toplantıya çağrılmadığı veya yönetim
kurulu başkanı ya da başkan vekiline ulaşılamadığı hâllerde, çağrı doğrudan istem
sahiplerince yapılabilir. Çağrı üzerine yapılacak toplantılarda toplantı ve karar nisapları
hakkında 390 ıncı maddenin birinci fıkrası uygulanır. Esas sözleşmede yönetim kurulunun
toplantıya çağrılmasına ilişkin farklı bir usul belirlenebilir.
Madde 3934. Müzakereye katılma yasağı
MADDE 393- (1) Yönetim kurulu üyesi, kendisinin şirket dışı kişisel menfaatiyle
veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye
kadar kan ve kayın hısımlarından birinin, kişisel ve şirket dışı menfaatiyle şirketin
menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılamaz. Bu yasak, yönetim kurulu
üyesinin müzakereye katılmamasının dürüstlük kuralının gereği olan durumlarda da
uygulanır. Tereddüt uyandıran hâllerde, kararı yönetim kurulu verir. Bu oylamaya da ilgili
üye katılamaz. Menfaat uyuşmazlığı yönetim kurulu tarafından bilinmiyor olsa bile, ilgili üye
bunu açıklamak ve yasağa uymak zorundadır.
(2) Bu hükümlere aykırı hareket eden yönetim kurulu üyesi ve menfaat çatışması
nesnel olarak varken ve biliniyorken ilgili üyenin toplantıya katılmasına itiraz etmeyen üyeler
ve söz konusu üyenin toplantıya katılması yönünde karar alan yönetim kurulu üyeleri bu
sebeple şirketin uğradığı zararı tazminle yükümlüdürler.
(3) Müzakereye, yasak nedeniyle katılmamanın sebebi ve ilgili işlemler yönetim
kurulu kararına yazılır.
Madde 394V- Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları
MADDE 394- (1) Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul
kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay
ödenebilir.
Madde 395VI - Şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı
MADDE 395- (1) Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi
veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl
olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.
(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/17 md.) Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile
yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete
nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk
yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz. Aksi hâlde, şirkete borçlanılan tutar için şirket
alacaklıları bu kişileri, şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları için doğrudan takip
edebilir.
(3) 202 nci madde hükmü saklı kalmak şartıyla, şirketler topluluğuna dâhil şirketler
birbirlerine kefil olabilir ve garanti verebilirler.
(4) Bankacılık Kanununun özel hükümleri saklıdır.
Madde 396VII - Rekabet yasağı
MADDE 396- (1) Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın,
şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına
yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak
sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket
tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve
üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava
etmekte serbesttir.
(2) Bu haklardan birinin seçilmesi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan
üyenin dışındaki üyelere aittir.
(3) Bu haklar, söz konusu ticari işlemlerin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin
diğer bir şirkete girdiğini, diğer üyelerin öğrendikleri tarihten itibaren üç ay ve her hâlde
bunların gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçince zamanaşımına uğrar.
(4) Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarıyla ilgili hükümler saklıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Denetleme
Madde 397A) Genel olarak
MADDE 397- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/18 md.) Dördüncü fıkra uyarınca
denetime tabi olan anonim şirketlerin ve şirketler topluluğunun finansal tabloları denetçi
tarafından, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yayımlanan
uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu Türkiye Denetim Standartlarına göre denetlenir.
Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu içinde yer alan finansal bilgilerin, denetlenen
finansal tablolar ile tutarlı olup olmadığı ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı da denetim kapsamı
içindedir.
(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/18 md.) Denetime tabi olanlar, hazırlanmış olan
finansal tablolarının denetimden geçip geçmediğini, denetimden geçmiş ise denetçi görüşünü
ilgili finansal tablonun başlığında açıkça belirtmek zorundadır. Bu hüküm, yönetim kurulunun
yıllık faaliyet raporu için de uygulanır. Denetime tabi olduğu hâlde, denetlettirilmemiş
finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, düzenlenmemiş hükmündedir.
(3) Şirketin ve topluluğun finansal tabloları ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet
raporu, denetleme raporunun sunulmasından sonra değiştirilmişse ve değişiklik denetleme
raporlarını etkileyebilecek nitelikteyse, finansal tablolar ile, birinci fıkra çerçevesinde yönetim
kurulunun yıllık faaliyet raporu yeniden denetlenir. Yeniden denetleme ve bunun sonucu,
raporda özel olarak açıklanır. Denetçi görüşünde de yeniden denetlemeyi yansıtan uygun
eklere yer verilir.
(4) (Ek: 26/6/2012-6335/18 md.) 398 inci madde kapsamında denetime tabi olacak
şirketler Cumhurbaşkanınca belirlenir.52
(5) (Ek: 28/3/2013-6455/80 md.) Dördüncü fıkra kapsamı dışında kalan anonim
şirketler (…)53 bu fıkra hükümlerine göre denetlenir. Denetime ilişkin usul ve esaslar ile bu
fıkra uyarınca denetim yapacak denetçilerin niteliklerine, uyacakları etik ilkelere, görev ve
yetkilerine, seçilmelerine, görevden alınmalarına veya ayrılmalarına; denetimin ve denetim
raporlarının içeriğine ve raporun genel kurula sunulmasına ilişkin hususlar Cumhurbaşkanınca
çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Kanunun denetçinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri, bu
fıkra uyarınca denetim yapacak denetçilere de kıyasen uygulanır.52
(6) (Ek: 28/3/2013-6455/80 md.) Beşinci fıkra kapsamında denetime tabi olduğu
hâlde söz konusu denetimi yaptırmayanların finansal tabloları ve yönetim kurulu yıllık
faaliyet raporu düzenlenmemiş hükmündedir.
2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle 397 nci
maddenin dördüncü fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca”
şeklinde ve beşinci fıkrasında yer alan “Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar
Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
21/10/2021 tarihli ve 7339 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer
alan “ile 4572 sayılı Kanun kapsamındaki kooperatifler ve bunların bağımsız denetime tabi olmayan
üst kuruluşları” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Madde 398B) Konu ve kapsam
MADDE 398- (1) Şirketin ve topluluğun finansal tabloları ile yönetim kurulunun yıllık
faaliyet raporunun denetimi; envanterin, muhasebenin ve Türkiye Denetim Standartlarının
öngördüğü ölçüde iç denetimin, bu Bölüm hükümleri anlamında 378 inci madde uyarınca verilen
raporların ve 397 nci maddenin birinci fıkrası çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet
raporunun denetimidir. Bu denetim, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kanuna ve esas
sözleşmenin finansal tablolara ilişkin hükümlerine uyulup uyulmadığının incelenmesini de kapsar.
Denetleme, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun belirlediği esaslar
bağlamında, denetçilik mesleğinin gerekleriyle etiğine uygun bir şekilde ve özenle gerçekleştirilir.
Denetleme, şirketin ve topluluğun, malvarlıksal ve finansal durumunun 515 inci madde anlamında
dürüst resim ilkesine uygun olarak yansıtılıp yansıtılmadığını, yansıtılmamışsa sebeplerini,
dürüstçe belirtecek şekilde yapılır.54
(2) Denetim;
a) Şirketin finansal tablolarının ve 397 nci maddenin birinci fıkrası ve 402 nci
maddenin ikinci fıkrası çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun,
b) Topluluğun konsolide finansal tablolarının ve 397 nci maddenin birinci fıkrası ve
402 nci maddenin ikinci fıkrası çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun,
denetçinin denetleme sırasında elde ettiği bilgilerle uyum içinde olup olmadığını
belirtip açıklayacak şekilde yapılır.
(3) Topluluğun finansal tablolarının denetiminden sorumlu olan denetçi, topluluğun
konsolide tablolarına alınan şirketlerin finansal tablolarını, özellikle konsolidasyona bağlı
uyarlamaları ve mahsupları, birinci fıkra anlamında inceler; meğerki, konsolidasyona alınan
şirket, kanun gereği veya böyle bir gereklilik bulunmaksızın, bu Bölüm hükümlerine uygun
olarak denetlenmiş olsun. Bu istisna, merkezi yurt dışında bulunan bir şirketin bu Kanunun
öngördüğü denetimle eş değer bir denetime tâbî tutulmuş olması hâlinde de geçerlidir.
(4) Denetçi, yönetim kurulunun şirketi tehdit eden veya edebilecek nitelikteki riskleri
zamanında teşhis edebilmek ve risk yönetimini gerçekleştirebilmek için 378 inci maddede
öngörülen sistemi ve yetkili komiteyi kurup kurmadığını, böyle bir sistem varsa bunun yapısı
ile komitenin uygulamalarını açıklayan, ayrı bir rapor düzenleyerek, denetim raporuyla
birlikte, yönetim kuruluna sunar. Bu raporun esasları Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumunca belirlenir.55
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının birinci
cümlesinde yer alan “Türkiye Muhasebe” ibaresi “Türkiye Denetim” ve aynı fıkrada yer alan “geçici
2 nci ve geçici 3 üncü maddelerde öngörülen kurul ve kurumun belirlendiği” ibaresi “Kamu Gözetimi,
Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun belirlediği” şeklinde değiştirilmiştir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “geçici 2 nci ve
geçici 3 üncü maddelerde öngörülen kurul ve kurum tarafından” ibaresi “Kamu Gözetimi, Muhasebe
ve Denetim Standartları Kurumunca” şeklinde değiştirilmiştir.
C) Denetçi
Madde 399I - Seçim, görevden alma ve sözleşmenin feshi
MADDE 399- (1) Denetçi, şirket genel kurulunca; topluluk denetçisi, ana şirketin
genel kurulunca seçilir. Denetçinin, her faaliyet dönemi ve her hâlde görevini yerine
getireceği faaliyet dönemi bitmeden seçilmesi şarttır. Seçimden sonra, yönetim kurulu,
gecikmeksizin denetleme görevini hangi denetçiye verdiğini ticaret siciline tescil ettirir ve
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile internet sitesinde ilan eder.
(2) Denetçiden denetleme görevi, sadece dördüncü fıkrada öngörüldüğü şekilde ve
başka bir denetçi atanmışsa geri alınabilir.
(3) Konsolidasyona dâhil olan ana şirketin finansal tablolarını denetlemek için seçilen
denetçi, başka bir denetçi seçilmediği takdirde, topluluk finansal tablolarının da denetçisi
kabul edilir.
(4) Şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi;
a) Yönetim kurulunun,
b) Sermayenin yüzde onunu, halka açık şirketlerde esas veya çıkarılmış sermayenin
yüzde beşini oluşturan pay sahiplerinin,
istemi üzerine, ilgilileri ve seçilmiş denetçiyi dinleyerek, seçilmiş denetçinin şahsına
ilişkin haklı bir sebebin gerektirmesi, özellikle de onun taraflı davrandığı yönünde bir
kuşkunun varlığı hâlinde, başka bir denetçi atayabilir.
(5) Görevden alma ve yeni denetçi atama davası, denetçinin seçiminin Türkiye Ticaret
Sicili Gazetesinde ilanından itibaren üç hafta içinde açılır. Azlığın bu davayı açabilmesi için,
denetçinin seçimine genel kurulda karşı oy vermiş, karşı oyunu tutanağa geçirtmiş ve seçimin
yapıldığı genel kurul toplantısı tarihinden itibaren geriye doğru en az üç aydan beri, şirketin
pay sahibi sıfatını taşıyor olması şarttır.
(6) Faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi seçilememişse, denetçi, yönetim
kurulunun, her yönetim kurulu üyesinin veya herhangi bir pay sahibinin istemi üzerine,
dördüncü fıkrada gösterilen mahkemece atanır. Aynı hüküm, seçilen denetçinin görevi red
veya sözleşmeyi feshetmesi, görevlendirme kararının iptal olunması, butlanı veya denetçinin
kanuni sebeplerle veya diğer herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi veya görevini
yapmaktan engellenmesi hâllerinde de uygulanır. Mahkemenin kararı kesindir. (Ek iki
cümle: 5/6/2017-KHK-691/8 md.; Aynen kabul: 31/1/2018-7069/8 md.) Kayyımlık görevi
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yürütülen şirketlerde faaliyet döneminin dördüncü
ayına kadar denetçi seçilememiş olması halinde denetçi, şirket yönetim kurulunun teklifi
üzerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanır. Bakan bu
yetkisini Fon Kuruluna devredebilir.
(7) Denetçinin mahkeme tarafından atanması durumunda, emsal dikkate alınarak,
ücreti ile muhtemel giderler için mahkeme veznesine yatırılması gereken ön ödeme
mahkemece belirlenir. Bunlara üç iş günü içinde itiraz edilebilir. Mahkeme kararı kesindir.
(8) Denetçi denetleme sözleşmesini, sadece haklı bir sebep varsa veya kendisine karşı
görevden alınma davası açılmışsa feshedebilir. Görüş yazısının içeriğine ilişkin fikir
ayrılıkları ile denetlemenin şirketçe sınırlandırılmış olması veya görüş yazısı vermekten
kaçınma haklı sebep sayılamaz. Denetçinin sözleşmeyi feshi yazılı ve gerekçeli olmalıdır.
Denetçi fesih tarihine kadar elde ettiği sonuçları genel kurula sunmakla yükümlüdür; bu
sonuçlar 402 nci maddeye uygun bir rapor hâline getirilerek genel kurula verilir.
(9) Denetçi altıncı fıkra hükmüne göre fesih ihbarında bulunduğu takdirde, yönetim
kurulu hemen, geçici bir denetçi seçer ve fesih ihbarını genel kurulun bilgisine, seçtiği
denetçiyi de aynı kurulun onayına sunar.
Madde 400II - Denetçi olabilecekler
MADDE 400- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/19 md.) Denetçi, bağımsız denetim
yapmak üzere, 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve
Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre ruhsat almış yeminli mali müşavir veya serbest
muhasebeci mali müşavir unvanını taşıyan ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumunca yetkilendirilen kişiler ve/veya ortakları bu kişilerden oluşan sermaye
şirketi olabilir. Aşağıdaki hâllerden birinin varlığında, yeminli mali müşavir, serbest
muhasebeci mali müşavir ve/veya sermaye şirketi ve bunların ortaklarından biri ve bunların
ortaklarının yanında çalışan veya bu cümlede anılan kişilerin mesleği birlikte yaptıkları kişi
veya kişiler, ilgili şirkette denetçi olamaz. Şöyle ki, önceki cümlede sayılanlardan biri;
a) Denetlenecek şirkette pay sahibiyse,
b) Denetlenecek şirketin yöneticisi veya çalışanıysa veya denetçi olarak atanmasından
önceki üç yıl içinde bu sıfatı taşımışsa,
c) Denetlenecek şirketle bağlantısı bulunan bir tüzel kişinin, bir ticaret şirketinin veya
bir ticari işletmenin kanuni temsilcisi veya temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, yöneticisi veya
sahibiyse ya da bunlarda yüzde yirmiden fazla paya sahipse yahut denetlenecek şirketin
yönetim kurulu üyesinin veya bir yöneticisinin alt veya üst soyundan biri, eşi veya üçüncü
derece dâhil, üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısmıysa,
d) Denetlenecek şirketle bağlantı hâlinde bulunan veya böyle bir şirkette yüzde
yirmiden fazla paya sahip olan bir işletmede çalışıyorsa veya denetçisi olacağı şirkette yüzde
yirmiden fazla paya sahip bir gerçek kişinin yanında herhangi bir şekilde hizmet veriyorsa,
e) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının
düzenlenmesinde denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunmuşsa,
f) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının
çıkarılmasında denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunduğu için (e) bendine göre
denetçi olamayacak gerçek veya tüzel kişinin veya onun ortaklarından birinin kanuni
temsilcisi, temsilcisi, çalışanı, yönetim kurulu üyesi, ortağı, sahibi ya da gerçek kişi olarak
bizzat kendisi ise,
g) (a) ilâ (f) bentlerinde yer alan şartları taşıdığı için denetçi olamayan bir denetçinin
nezdinde çalışıyorsa,
h) Son beş yıl içinde denetçiliğe ilişkin meslekî faaliyetinden kaynaklanan gelirinin
tamamının yüzde otuzundan fazlasını denetlenecek şirkete veya ona yüzde yirmiden fazla pay
ile iştirak etmiş bulunan şirketlere verilen denetleme ve danışmanlık faaliyetinden elde
etmişse ve bunu cari yılda da elde etmesi bekleniyorsa,
denetçi olamaz.
(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/19 md.) On yıl içinde aynı şirket için toplam yedi yıl
denetçi olarak seçilen denetçi üç yıl geçmedikçe denetçi olarak yeniden seçilemez. (Değişik
ikinci cümle: 28/3/2013-6455/81 md.) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları
Kurumu bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve bu fıkrada belirtilen
süreleri kısaltmaya yetkilidir.
(3) Denetçi, denetleme yaptığı şirkete, vergi danışmanlığı ve vergi denetimi dışında,
danışmanlık veya hizmet veremez, bunu bir yavru şirketi aracılığıyla yapamaz.
(4) (Mülga: 26/6/2012-6335/19 md.)
Madde 401D) İbraz yükümü ve bilgi alma hakkı
MADDE 401- (1) Şirketin yönetim kurulu, finansal tabloları ve yönetim kurulunun
yıllık faaliyet raporunu düzenlettirip onaylayarak, gecikmeksizin, denetçiye verir. Yönetim
kurulu, şirketin defterlerinin, yazışmalarının, belgelerinin, varlıklarının, borçlarının, kasasının,
kıymetli evrakının, envanterinin incelenerek denetlenebilmesi için denetçiye gerekli imkânları
sağlar.
(2) Denetçi (…)56, yönetim kurulundan, kanuna uygun ve özenli bir denetim için gerekli
olan bütün bilgileri kendisine vermesini ve dayanak oluşturabilecek belgeleri sunmasını ister.
Yılsonu denetiminin hazırlıkları için gerektiği takdirde, denetçi birinci fıkranın ikinci ve bu
fıkranın birinci cümlesinde öngörülen yetkileri finansal tabloların çıkarılmasından önce de
haizdir. Özenli bir denetim için gerekli olduğu takdirde denetçi bu fıkranın birinci ve ikinci
cümlelerinde yer alan yetkileri yavru ve ana şirketler için de kullanabilir.
(3) Konsolide finansal tabloları çıkarttırmakla yükümlü olan şirketin yönetim kurulu,
konsolide finansal tabloları denetleyecek denetçiye; topluluğun finansal tablolarını, topluluk
yıllık faaliyet raporunu, münferit şirketin finansal tablolarını, şirketlerin yönetim kurullarının
yıllık faaliyet raporlarını, bir denetim yapılmış ise ana şirketin ve yavru şirketlerin denetim
raporlarını vermek zorundadır. Denetçi, birinci fıkranın birinci ve ikinci cümlelerinde
öngörülen yetkileri ana ve yavru şirketler yönünden de kullanabilir.
(4) (Ek: 20/11/2017-KHK-696/108 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/101 md.)
Terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen
şirketlerde, kayyımın ilk defa atandığı mali yıl ve öncesinde yapılan iş ve işlemler ile ilgili
olarak birinci fıkranın ilk cümlesi kapsamında onay yükümlülüğü yoktur.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve denetleme
konusu çerçevesinde işlem denetçisi” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Madde 402E) Denetim raporu
MADDE 402- (1) Denetçi, yapılan denetimin türü, kapsamı, niteliği ve sonuçları
hakkında, gereken açıklıkta, anlaşılır, basit bir dille yazılmış ve geçmiş yılla karşılaştırmalı
olarak hazırlanmış, finansal tabloları konu alan bir rapor düzenler.
(2) Bundan başka ayrı bir rapor hâlinde, yönetim kurulunun, şirketin veya topluluğun
durumu hakkındaki yıllık faaliyet raporunda yer alan irdelemeleri, denetçi tarafından, finansal
tablolar ile tutarlılığı ve gerçeğe uygunluğu açısından değerlendirilir.
(3) Denetçi, değerlendirme yaparken şirketin, denetliyorsa ana şirket ile topluluğun
finansal tablolarını esas alır. Raporda öncelikle, şirketin ve topluluğun finansal durumuna dair
yönetim kurulunun değerlendirmesi hakkında görüş açıklanır. Bu görüşte, özellikle şirketin ve
ana şirketin finansal tablolarının denetimi bağlamında, şirketin ve topluluğun varlığını
sürdürebilmesine ve gelecekteki gelişmesine ilişkin analiz yanında, şirket yönetim kurulunun
raporu ile topluluk yıllık faaliyet raporu bu belgelerin verdiği olanak ölçüsünde şirketin
finansal durumu irdelenir.
(4) Denetim raporunun esas bölümünde;
a) Defter tutma düzeninin, finansal tabloların ve topluluk finansal tablolarının, kanun
ile esas sözleşmenin finansal raporlamaya ilişkin hükümlerine uygun olup olmadığı,
b) Yönetim kurulunun denetçi tarafından denetim kapsamında istenen açıklamaları
yapıp yapmadığı ve belgeleri verip vermediği,
açıkça ifade edilir.
(5) Ayrıca, finansal tablolar ile bunların dayanağı olan defterlerin;
a) Öngörülen hesap planına uygun tutulup tutulmadığı,
b) Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde, şirketin malvarlığı, finansal ve kârlılık
durumunun resmini gerçeğe uygun olarak ve dürüst bir şekilde yansıtıp yansıtmadığı,
belirtilir.
(6) Denetim çerçevesinde, 398 inci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca bir değerlendirme
yapılmışsa, bunun sonucu ayrı bir raporda gösterilir.
(7) Denetçi, raporunu imzalar ve yönetim kuruluna sunar.
Madde 403F) Görüş yazıları57
MADDE 403- (1) Denetçi, denetimin sonucunu görüş yazısında açıklar. Bu yazı, Kamu
Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun belirlediği esaslar çerçevesinde,
denetimin konusu, türü, niteliği ve kapsamı yanında denetçinin değerlendirmelerini de içerir.
Denetçi, olumlu görüş verdiği takdirde yazısında, öncelikle 398 inci madde ve Türkiye Denetim
Standartları uyarınca yapılan denetimde, Türkiye Muhasebe Standartları ve diğer gereklilikler
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci
fıkralarında yer alan “geçici 3 üncü maddede öngörülen kurumun” ibareleri “Kamu Gözetimi,
Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun”, dördüncü fıkrasında yer alan “Geçici 3 üncü
maddede öngörülen kurum” ibaresi “Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu”
şeklinde değiştirilmiştir.
bakımından herhangi bir aykırılığa rastlanmadığını; denetim sırasında elde edilen bilgilerine
göre, şirketin veya topluluğun finansal tablolarının doğru olduğunu, malvarlığı ile finansal
duruma ve kârlılığa ilişkin resmin gerçeğe uygun bulunduğunu ve tabloların bunu dürüst bir
şekilde yansıttığını belirtir.
(2) Görüş yazısında, yönetim kurulunun finansal tablolara ilişkin konular bakımından
sorumluluğunu gerektirecek bir sebebin mevcut olmadığına, varsa buna işaret edilir. Görüş
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun belirlediği şekilde ve herkesin
anlayabileceği bir dille yazılır.
(3) Çekinceleri varsa denetçi, olumlu görüş yazısını sınırlandırabilir veya olumsuz
görüş verebilir. Sınırlandırılmış olumlu görüş, finansal tabloların şirketin yetkili kurullarınca
düzeltilebilecek aykırılıklar içerdiği ve bu aykırılıkların tablolarda açıklanmış sonuca
etkilerinin kapsamlı ve büyük olmadığı durumlarda verilir. Sınırlamanın konusu, kapsamı ve
düzeltmenin nasıl yapılabileceği sınırlandırılmış olumlu görüş yazısında açıkça gösterilir.
(4) Şirket defterlerinde, denetlemenin bu Bölüm hükümlerine uygun bir şekilde
yapılmasına ve sonuçlara varılmasına olanak vermeyen ölçüde belirsizliklerin bulunması veya
şirket tarafından denetlenecek hususlarda önemli kısıtlamaların yapılması hâlinde denetçi,
bunları ispatlayabilecek delillere sahip olmasa bile, gerekçelerini açıklayarak görüş vermekten
kaçınabilir. Kaçınma olumsuz görüşün sonuçlarını doğurur. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve
Denetim Standartları Kurumu, kaçınmanın sebep ve usulü ile buna dair gerekçenin esaslarını
bir tebliğ ile düzenler.
(5) (Değişik: 26/6/2012-6335/20 md.) Olumsuz görüş yazılan hâllerde yönetim
kurulu, görüş yazısının kendisine teslimi tarihinden itibaren dört iş günü içinde, genel kurulu
toplantıya çağırır ve genel kurul yeni bir yönetim kurulu seçer. Esas sözleşmede aksi
öngörülmemişse, eski yönetim kurulu üyeleri yeniden seçilebilir. Yeni yönetim kurulu altı ay
içinde, kanuna, esas sözleşmeye ve standartlara uygun finansal tablolar hazırlatır ve bunları
denetleme raporu ile birlikte genel kurula sunar. Sınırlı olumlu görüş verilen hâllerde genel
kurul, gerekli önlemleri ve düzeltmeleri de karara bağlar.
(6) (Ek: 20/11/2017-KHK-696/109 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/102 md.)
Terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 133 üncü
maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde beşinci fıkra hükümleri
kayyımın görevi devam ettiği müddetçe uygulanmaz.
Madde 404G) Denetçilerin sır saklamadan doğan sorumluluğu
MADDE 404- (1) (Değişik birinci cümle: 26/6/2012-6335/21 md.) Denetçi ve özel
denetçi, bunların yardımcıları ile denetleme yapmasına yardımcı olan temsilcileri, denetimi
dürüst ve tarafsız bir şekilde yapmak ve sır saklamakla yükümlüdür. Faaliyetleri sırasında
öğrendikleri, denetleme ile ilgili olan iş ve işletme sırlarını izinsiz olarak kullanamazlar.
Kasten veya ihmal ile yükümlerini ihlal edenler şirkete ve zarar verdikleri takdirde bağlı
şirketlere karşı sorumludurlar. Zarar veren kişi birden fazla ise sorumluluk müteselsildir.
(2) Birinci fıkrada öngörülen yükümün yerine getirilmesinde ihmali bulunan kişiler
hakkında, verdikleri zarar sebebiyle, her bir denetim için yüzbin Türk Lirasına, pay senetleri
borsada işlem gören anonim şirketlerde ise üçyüzbin Türk Lirasına kadar tazminata
hükmedilebilir. İhmalleriyle zarara sebebiyet veren kişilere ilişkin bu sınırlama denetime
birden çok kişinin katılmış veya birden çok sorumluluk doğurucu eylemin gerçekleştirilmiş
olması hâlinde uygulandığı gibi, katılanlardan bazılarının kasıtlı hareket etmiş olmaları
durumunda da geçerlidir.
(3) Denetçinin bağımsız denetim yapmak üzere yetkilendirilen bir sermaye şirketi
olması hâlinde sır saklama yükümü bu kurumun yönetim kurulunu ve üyelerini ve çalışanlarını
da kapsar.58
(4) Bu hükümlerden doğan tazmin yükümü sözleşme ile ne kaldırılabilir ne de
daraltılabilir.
(5) Denetçinin bu maddeden doğan sorumluluğuna ilişkin istemler rapor tarihinden
başlayarak beş yılda zamanaşımına uğrar. Ancak, fiil suç oluşturup da Türk Ceza Kanununa
göre süresi daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da o
zamanaşımı uygulanır.
(6) Ceza mevzuatının, suç ihbarına ilişkin hükümleri saklıdır.
Madde 405H) Şirket ile denetçi arasındaki görüş ayrılıkları
MADDE 405- (1) Şirket ile denetçi arasında şirketin ve topluluğun yılsonu
hesaplarına, finansal tablolarına ve yönetim kurulunun faaliyet raporuna ilişkin, ilgili
kanunun, idari tasarrufun veya esas sözleşme hükümlerinin yorumu veya uygulanması
konusunda doğan görüş ayrılıkları hakkında, yönetim kurulunun veya denetçinin istemi
üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi dosya üzerinden
karar verir. Karar kesindir.
(2) Dava giderlerinin borçlusu şirkettir.
Madde 406I) Topluluk ilişkileri için özel denetçi denetimi
MADDE 406- (1) a) Denetçi, şirketin hâkim şirketle veya topluluk şirketleriyle
ilişkileriyle ilgili olarak sınırlı olumlu görüş veya kaçınma yazısı yazmışsa veya
b) Yönetim kurulu, şirketin topluluk tarafından, bazı belirli hukuki işlemler veya uygulanan
önlemler dolayısıyla kayba uğratıldığını ve bunlar dolayısıyla denkleştirme yapılmadığını
açıklamışsa,
herhangi bir pay sahibinin istemi üzerine, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki
asliye ticaret mahkemesi tarafından şirketin, hâkim şirketle veya hâkim şirkete bağlı
şirketlerden biriyle olan ilişkisini incelemek üzere özel denetçi atanabilir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bir bağımsız
denetleme kuruluşu” ibaresi “bağımsız denetim yapmak üzere yetkilendirilen bir sermaye şirketi”
şeklinde değiştirilmiştir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Genel Kurul
Madde 407A) Genel olarak
MADDE 407- (1) Pay sahipleri şirket işlerine ilişkin haklarını genel kurulda
kullanırlar. Kanuni istisnalar saklıdır.
(2) Murahhas üyelerle en az bir yönetim kurulu üyesinin genel kurul toplantısında hazır
bulunmaları şarttır. Diğer yönetim kurulu üyeleri genel kurul toplantısına katılabilirler. Denetçi
(…)59 genel kurulda hazır bulunur. Üyeler ve denetçiler görüş bildirebilirler.
(3) 333 üncü madde gereğince belirlenen şirketlerin genel kurul toplantılarında Gümrük
ve Ticaret Bakanlığının temsilcisi de yer alır. Diğer şirketlerde, hangi durumlarda Bakanlık
temsilcisinin genel kurulda bulunacağı ve genel kurul toplantıları için temsilcilerin
görevlendirilmelerine ilişkin usul ve esaslar ile bunların nitelik, görev ve yetkileri ayrıca ücret
tarifeleri Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir. Bakanlık
temsilcisinin toplantıya katılma giderleri ve ücretleri ilgili şirket tarafından karşılanır.
Madde 408B) Görev ve yetkileri
MADDE 408- (1) Genel kurul, kanunda ve esas sözleşmede açıkça öngörülmüş
bulunan hâllerde karar alır.
(2) Çeşitli hükümlerde öngörülmüş bulunan devredilemez görevler ve yetkiler saklı
kalmak üzere, genel kurula ait aşağıdaki görevler ve yetkiler devredilemez:
a) Esas sözleşmenin değiştirilmesi.
b) Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve
prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları.
c) (Değişik: 26/6/2012-6335/22 md.) Kanunda öngörülen istisnalar dışında denetçinin
seçimi ile görevden alınması.
d) Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa,
kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak
kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması.
e) Kanunda öngörülen istisnalar dışında şirketin feshi.
f) Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı.
(3) Tek pay sahipli anonim şirketlerde bu pay sahibi genel kurulun tüm yetkilerine
sahiptir. Tek pay sahibinin genel kurul sıfatıyla alacağı kararların geçerlilik kazanabilmeleri
için yazılı olmaları şarttır.
Madde 409C) Toplantılar
MADDE 409- (1) Genel kurullar olağan ve olağanüstü toplanır. Olağan toplantı her
faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır. Bu toplantılarda, organların seçimine,
finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr
ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet
dönemini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakere yapılır, karar alınır.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve kendilerini
ilgilendiren konularda işlem denetçisi” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
(2) Gerektiği takdirde genel kurul olağanüstü toplantıya çağrılır.
(3) Aksine esas sözleşmede hüküm bulunmadığı takdirde genel kurul, şirket merkezinin
bulunduğu yerde toplanır.
D) Çağrı
I - Yetki
Madde 4101. Yetkili ve görevli organlar
MADDE 410- (1) Genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından
toplantıya çağrılabilir. Tasfiye memurları da, görevleri ile ilgili konular için, genel kurulu
toplantıya çağırabilirler.
(2) Yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına
imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay
sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. Mahkemenin kararı kesindir.
2. Azlık
Madde 411a) Genel olarak
MADDE 411- (1) Sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini
oluşturan pay sahipleri, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi
belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara
bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilirler. Esas sözleşmeyle, çağrı
hakkı daha az sayıda paya sahip pay sahiplerine tanınabilir.
(2) Gündeme madde konulması istemi, çağrı ilanının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde
yayımlanmasına ilişkin ilan ücretinin yatırılması tarihinden önce yönetim kuruluna ulaşmış
olmalıdır.
(3) Çağrı ve gündeme madde konulması istemi noter aracılığıyla yapılır.
(4) Yönetim kurulu çağrıyı kabul ettiği takdirde, genel kurul en geç kırkbeş gün içinde
yapılacak şekilde toplantıya çağrılır; aksi hâlde çağrı istem sahiplerince yapılır.
Madde 412b) Mahkemenin izni
MADDE 412- (1) Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin
istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap
verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya
çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir.
Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca
çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için
gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkeme
dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir. Karar kesindir.
Madde 413II - Gündem
MADDE 413- (1) Gündem, genel kurulu toplantıya çağıran tarafından belirlenir.
(2) Gündemde bulunmayan konular genel kurulda müzakere edilemez ve karara
bağlanamaz. Kanuni istisnalar saklıdır.
(3) Yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi yılsonu
finansal tablolarının müzakeresi maddesiyle ilgili sayılır.
III - Çağrının şekli
Madde 4141. Genel olarak
MADDE 414- (1) Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin
internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı,
ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay
defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı
belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı
veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.
(2) Sermaye Piyasası Kanununun 11 inci maddesinin altıncı fıkrası hükmü saklıdır.
Madde 4152. Genel kurula katılmaya yetkili olan pay sahipleri
MADDE 415- (1) Genel kurul toplantısına, yönetim kurulu tarafından düzenlenen
“hazır bulunanlar listesi”nde adı bulunan pay sahipleri katılabilir.
(2) Hazır bulunanlar listesinde adı bulunan senede bağlanmamış payların, ilmuhaberlerin
nama yazılı payların sahipleri ve Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü maddesi uyarınca kayden
izlenen pay sahipleri veya anılanların temsilcileri genel kurula katılır. Gerçek kişilerin kimlik
göstermeleri, tüzel kişilerin temsilcilerinin vekâletname ibraz etmeleri şarttır.60
(3) (Mülga:27/12/2020-7262/28 md.)
(4) Genel kurula katılma ve oy kullanma hakkı, pay sahibinin payların sahibi olduğunu
kanıtlayan belgeleri veya pay senetlerini şirkete bir kredi kuruluşuna veya başka bir yere depo
edilmesi şartına bağlanamaz.
Madde 4163. Çağrısız genel kurul
MADDE 416- (1) Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda
bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına
ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak
toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler.
(2) Çağrısız toplanan genel kurulda, gündeme oybirliği ile madde eklenebilir; aksine
esas sözleşme hükmü geçersizdir.
27/12/2020 tarihli ve 7262 sayılı 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “10/A” ibaresi “13 üncü”
şeklinde değiştirilmiştir.
E) Toplantının yapılması
Madde 417I - Hazır bulunanlar listesi61
MADDE 417- (1) Yönetim kurulu, hamiline yazılı pay sahipleri ile Sermaye Piyasası
Kanununun 13 üncü maddesi uyarınca genel kurula katılabilecek kayden izlenen payların
sahiplerine ilişkin listeyi, Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlayacağı “pay sahipleri çizelgesi”ne
göre düzenler.
(2) Yönetim kurulu, kayden izlenmeyen paylar ile ilgili olarak genel kurula
katılabilecekler listesini düzenlerken, senede bağlanmamış bulunan veya nama yazılı olan
paylar ile ilmühaber sahipleri için pay defteri kayıtlarını (…)61 dikkate alır.
(3) Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre düzenlenecek genel kurula
katılabilecekler listesi, yönetim kurulu başkanı tarafından imzalanır ve toplantıdan önce genel
kurulun yapılacağı yerde bulundurulur. Listede özellikle, pay sahiplerinin ad ve soyadları
veya unvanları, adresleri, sahip oldukları pay miktarı, payların itibarî değerleri, grupları,
şirketin esas sermayesi ile ödenmiş olan tutar veya çıkarılmış sermaye toplantıya aslen ve
temsil yoluya katılacakların imza yerleri gösterilir.
(4) Genel kurula katılanların imzaladığı liste “hazır bulunanlar listesi” adını alır.
(5) (Değişik:27/12/2020-7262/29 md.) Pay sahipleri çizelgesinin Merkezi Kayıt
Kuruluşundan sağlanmasının usul ve esasları, gereğinde genel kurul toplantısının yapılacağı
gün ile sınırlı olmak üzere payların devrinin yasaklanması ve ilgili diğer konular Sermaye
Piyasası Kanununun 13 üncü maddesi uyarınca kayden izlenen paylara ilişkin olarak Sermaye
Piyasası Kurulu, hamiline yazılı paylar bakımından ise Ticaret Bakanlığı tarafından bir tebliğ
ile düzenlenir.
Madde 418II - Toplantı ve karar nisabı
MADDE 418- (1) Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır
nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların
sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması
şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için
nisap aranmaz.
(2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir.
Madde 419III - Toplantı başkanlığı ve iç yönerge
MADDE 419- (1) Esas sözleşmede aksine herhangi bir düzenleme yoksa, toplantıyı,
genel kurul tarafından seçilen, pay sahibi sıfatını taşıması şart olmayan bir başkan yönetir.
Başkan tutanak yazmanı ile gerek görürse oy toplama memurunu belirleyerek başkanlığı
oluşturur. Gereğinde başkan yardımcısı da seçilebilir.
27/12/2020 tarihli ve 7262 sayılı 29 uncu maddesiyle, birinci fıkrada yer alan “Sermaye Piyasası
Kanununun 10/A” ibaresi “hamiline yazılı pay sahipleri ile Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü”
şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrasında yer alan “, hamiline yazılı pay senedi sahipleri bakımından da
giriş kartı alanları” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
(2) Anonim şirket yönetim kurulu, genel kurulun çalışma esas ve usullerine ilişkin
kuralları içeren, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından, asgari unsurları belirlenecek olan bir
iç yönerge hazırlar ve genel kurulun onayından sonra yürürlüğe koyar. Bu iç yönerge tescil ve
ilan edilir.
Madde 420IV - Toplantının ertelenmesi
MADDE 420- (1) Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin
onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel
kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya
bırakılır. Erteleme, 414 üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine
ilanla bildirilir ve internet sitesinde yayımlanır. İzleyen toplantı için genel kurul, kanunda
öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılır.
(2) Azlığın istemiyle bir defa ertelendikten sonra finansal tabloların müzakeresinin
tekrar geri bırakılmasının istenebilmesi, finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş
bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından, dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca
cevap verilmemiş olması şarttır.
Madde 421V - Esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisapları
MADDE 421- (1) Kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı
takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin en az yarısının temsil
edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır. İlk toplantıda
öngörülen toplantı nisabı elde edilemediği takdirde, en geç bir ay içinde ikinci bir toplantı
yapılabilir. İkinci toplantı için toplantı nisabı, şirket sermayesinin en az üçte birinin toplantıda
temsil edilmesidir. Bu fıkrada öngörülen nisapları düşüren veya nispî çoğunluğu öngören esas
sözleşme hükümleri geçersizdir.
(2) Aşağıdaki esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin tümünü oluşturan
payların sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliğiyle alınır:
a) Bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan
kararlar.
b) Şirketin merkezinin yurt dışına taşınmasına ilişkin kararlar.
(3) Aşağıdaki esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin en az yüzde yetmişbeşini
oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınır:
a) Şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi.
b) İmtiyazlı pay oluşturulması.
c) Nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması.
(4) İkinci ve üçüncü fıkralarda öngörülen nisaplara ilk toplantıda ulaşılamadığı
takdirde izleyen toplantılarda da aynı nisap aranır.
(5) Pay senetleri menkul kıymet borsalarında işlem gören şirketlerde, aşağıdaki
konularda karar alınabilmesi için, yapılacak genel kurul toplantılarında, esas sözleşmelerinde
aksine hüküm yoksa, 418 inci maddedeki toplantı nisabı uygulanır:
a) Sermayenin artırılması ve kayıtlı sermaye tavanının yükseltilmesine ilişkin esas
sözleşme değişiklikleri.
b) Birleşmeye, bölünmeye ve tür değiştirmeye ilişkin kararlar.
(6) İşletme konusunun tamamen değiştirilmesi veya imtiyazlı pay oluşturulmasına
ilişkin genel kurul kararına olumsuz oy vermiş nama yazılı pay sahipleri, bu kararın Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasından itibaren altı ay boyunca payların devredilebilirliği
hakkındaki kısıtlamalarla bağlı değildirler.
Madde 422VI - Tutanak
MADDE 422- (1) Tutanak, pay sahiplerini veya temsilcilerini, bunların sahip
oldukları payları, gruplarını, sayılarını, itibarî değerlerini, genel kurulda sorulan soruları,
verilen cevapları, alınan kararları, her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların
sayılarını içerir. Tutanak, toplantı başkanlığı ve Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır; aksi
hâlde geçersizdir.
(2) Yönetim kurulu, tutanağın noterce onaylanmış bir suretini derhâl ticaret sicili
müdürlüğüne vermek ve bu tutanakta yer alan tescil ve ilana tabi hususları tescil ve ilan
ettirmekle yükümlüdür; tutanak ayrıca hemen şirketin internet sitesine konulur.62
Madde 423VII - Kararların etkisi
MADDE 423- (1) Genel kurul tarafından verilen kararlar toplantıda hazır bulunmayan
veya olumsuz oy veren pay sahipleri hakkında da geçerlidir.
Madde 424VIII - Bilançonun onaylanmasına ilişkin karar
MADDE 424- (1) Bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, kararda aksine
açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası
sonucunu doğurur. Bununla beraber, bilançoda bazı hususlar hiç veya gereği gibi
belirtilmemişse veya bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı
hususları içeriyorsa ve bu hususta bilinçli hareket edilmişse onama ibra etkisini doğurmaz.
F) Pay sahibinin kişisel hakları
I - Genel kurula katılma
Madde 4251. İlke
MADDE 425- (1) Pay sahibi, paylarından doğan haklarını kullanmak için, genel
kurula kendisi katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi de temsilcisi olarak
genel kurula yollayabilir. Temsilcinin pay sahibi olmasını öngören esas sözleşme hükmü
geçersizdir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “memurluğuna”
ibaresi “müdürlüğüne” şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 4262. Şirkete karşı yetkili olma
MADDE 426- (1) Senede bağlanmamış paylardan, nama yazılı pay senetlerinden ve
ilmühaberlerden doğan pay sahipliği hakları, pay defterinde kayıtlı bulunan pay sahibi veya
pay sahibince, yazılı olarak yetkilendirilmiş kişi tarafından kullanılır.
(2) Hamiline yazılı pay senedinin zilyedi bulunduğunu ispat eden ve Merkezi Kayıt
Kuruluşuna bildirilen kimse, şirkete karşı pay sahipliğinden doğan hakları kullanmaya
yetkilidir.63
3. Pay sahibinin temsili
Madde 427a) Genel olarak
MADDE 427- (1) Katılma haklarını temsilci olarak kullanan kişi, temsil edilenin
talimatına uyar. Talimata aykırılık, oyu geçersiz kılmaz. Temsil edilenin temsilciye karşı
hakları saklıdır.
(2) Hamiline yazılı pay senedini, rehin, hapis hakkı, saklama sözleşmesi veya kullanım
ödüncü sözleşmesi ve benzeri sözleşmeler sebebiyle elde bulunduran kimse, pay sahipliği
haklarını, ancak pay sahibi tarafından özel bir yazılı belge ile yetkilendirilmişse kullanabilir.
Madde 428b) Organın temsilcisi, bağımsız temsilci ve kurumsal temsilci
MADDE 428- (Mülga: 15/2/2018-7099/23 md.)
Madde 429c) Tevdi eden temsilcisi
MADDE 429- (1) Tevdi eden temsilcisi, kendisine tevdi edilmiş bulunan pay ve pay
senetlerinden doğan katılma ve oy haklarını tevdi eden adına kullanma yetkisini haizse, nasıl
hareket etmesi gerektiği konusunda talimat almak için, her genel kurul toplantısından önce,
tevdi edene başvurmak zorundadır.
(2) Zamanında istenmiş olup da talimat alınamamışsa, tevdi edilen kişi, katılma ve oy
haklarını, tevdi edenin genel talimatı uyarınca kullanır; böyle bir talimatın yokluğu hâlinde
oy, yönetim kurulunun yaptığı öneriler yönünde verilir.
(3) Bu madde anlamında tevdi olunan kişiler, bağlı olacakları esas ve usuller ve temsil
belgesinin içeriği Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca bir yönetmelikle düzenlenir.
Madde 430d) Bildirge
MADDE 430- (Mülga: 15/2/2018-7099/23 md.)
Madde 431e) Bildirim
MADDE 431- (Mülga: 15/2/2018-7099/23 md.)
27/12/2020 tarihli ve 7262 sayılı 30 uncu maddesiyle, bu fıkraya “ispat eden” ibaresinden sonra
gelmek üzere “ve Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilen” ibaresi eklenmiştir.
Madde 4324. Birden çok hak sahibi
MADDE 432- (1) Bir pay, birden çok kişinin ortak mülkiyetindeyse, bunlar içlerinden
birini veya üçüncü bir kişiyi, genel kurulda paydan doğan haklarını kullanması için temsilci
olarak atayabilirler.
(2) Bir payın üzerinde intifa hakkı bulunması hâlinde, aksi kararlaştırılmamışsa, oy
hakkı, intifa hakkı sahibi tarafından kullanılır. Ancak, intifa hakkı sahibi, pay sahibinin
menfaatlerini hakkaniyete uygun bir şekilde göz önünde tutarak hareket etmemiş olması
dolayısıyla pay sahibine karşı sorumludur.
Madde 433II - Yetkisiz katılma
MADDE 433- (1) Oy hakkının kullanılmasına ilişkin sınırlamaları dolanmak veya
herhangi bir şekilde etkisiz bırakmak amacıyla, payların veya pay senetlerinin devri ya da pay
senetlerinin başkasına verilmesi geçersizdir.
(2) Yetkisiz katılmalarla ilgili olarak her pay sahibi, toplantı başkanlığına itirazda
bulunabilir, itirazını ve yönetim kuruluna da itirazda bulunmuş olduğunu tutanağa geçirtebilir.
III - Oy hakkı
Madde 4341. İlke
MADDE 434- (1) Pay sahipleri, oy haklarını genel kurulda, paylarının toplam itibarî
değeriyle orantılı olarak kullanır. 1527 nci maddenin beşinci fıkrası hükmü saklıdır.
(2) Her pay sahibi sadece bir paya sahip olsa da en az bir oy hakkını haizdir. Şu kadar
ki, birden fazla paya sahip olanlara tanınacak oy sayısı esas sözleşmeyle sınırlandırılabilir.
(3) Şirketin finansal durumunun düzeltilmesi sırasında payların itibarî değerleri
indirilmişse payların indiriminden önceki itibarî değeri üzerinden tanınan oy hakkı korunabilir.
(4) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı halka açık olmayan anonim şirketlerde birikimli oyu
bir tebliğle düzenleyebilir.
Madde 4352. Oy hakkının doğumu
MADDE 435- (1) Oy hakkı, payın, kanunen veya esas sözleşmeyle belirlenmiş
bulunan en az miktarının ödenmesiyle doğar.
Madde 4363. Oydan yoksunluk
MADDE 436- (1) Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları
şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel
nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin
olan müzakerelerde oy kullanamaz.
(2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler,
yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan
oy haklarını kullanamaz.
Madde 437IV - Bilgi alma ve inceleme hakkı
MADDE 437- (1) Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun
yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel
kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin
incelemesine hazır bulundurulur. Bunlardan finansal tablolar ve konsolide tablolar bir yıl süre
ile merkezde ve şubelerde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulur. Her pay sahibi,
gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyebilir.
(2) Pay sahibi genel kurulda, yönetim kurulundan, şirketin işleri; denetçilerden
denetimin yapılma şekli ve sonuçları hakkında bilgi isteyebilir. Bilgi verme yükümü, 200
üncü madde çerçevesinde şirketin bağlı şirketlerini de kapsar. Verilecek bilgiler, hesap verme
ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe uygun olmalıdır. Pay sahiplerinden
herhangi birine bu sıfatı dolayısıyla genel kurul dışında bir konuda bilgi verilmişse, diğer bir
pay sahibinin istemde bulunması üzerine, aynı bilgi, gündemle ilgili olmasa da aynı kapsam
ve ayrıntıda verilir. Bu hâlde yönetim kurulu bu maddenin üçüncü fıkrasına dayanamaz.
(3) Bilgi verilmesi, sadece, istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı
veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesi ile
reddedilebilir.
(4) Şirketin ticari defterleriyle yazışmalarının, pay sahibinin sorusunu ilgilendiren
kısımlarının incelenebilmesi için, genel kurulun açık izni veya yönetim kurulunun bu hususta
kararı gerekir. İzin alındığı takdirde inceleme bir uzman aracılığıyla da yapılabilir.
(5) Bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen,
ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahibi, reddi izleyen on gün içinde, diğer
hâllerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine
başvurabilir. Başvuru basit yargılama usulüne göre incelenir. Mahkeme kararı, bilginin genel
kurul dışında verilmesi talimatını ve bunun şeklini de içerebilir. Mahkeme kararı kesindir.
(6) Bilgi alma ve inceleme hakkı, esas sözleşmeyle ve şirket organlarından birinin
kararıyla kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz.
V - Özel denetim isteme hakkı
Madde 4381. Genel kurulun kabulü
MADDE 438- (1) Her pay sahibi, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli
olduğu takdirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel
bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını, gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebilir.
(2) Genel kurul istemi onaylarsa, şirket veya her bir pay sahibi otuz gün içinde, şirket
merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden bir özel denetçi atanmasını
isteyebilir.
Madde 4392. Genel kurulun reddi
MADDE 439- (1) Genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi hâlinde,
sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini oluşturan pay
sahipleri veya paylarının itibarî değeri toplamı en az birmilyon Türk Lirası olan pay sahipleri
üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi
atamasını isteyebilir.
(2) Dilekçe sahiplerinin, kurucuların veya şirket organlarının, kanunu veya esas
sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını, ikna edici bir şekilde
ortaya koymaları hâlinde özel denetçi atanır.
Madde 4403. Atama
MADDE 440- (1) Mahkeme, şirketi ve istem sahiplerini dinledikten sonra kararını verir.
(2) Mahkeme istemi yerinde görürse, istem çerçevesinde inceleme konusunu belirleyerek
bir veya birden fazla bağımsız uzmanı görevlendirir. Mahkemenin kararı kesindir.
Madde 4414. Görev
MADDE 441- (1) Özel denetim, amaca yararlı bir süre içinde ve şirket işleri gereksiz
yere aksatılmaksızın yapılmalıdır.
(2) Yönetim kurulu, şirketin defterlerinin, yazışmaları dâhil yazılarının, kasa, kıymetli
evrak ve mallar başta olmak üzere, varlıklarının incelenmesine izin verir.
(3) Kurucular, organlar, vekiller, çalışanlar, kayyımlar ve tasfiye memurları önemli
olgular konusunda özel denetçiye bilgi vermekle yükümlüdür. Uyuşmazlık hâlinde kararı
mahkeme verir. Mahkemenin kararı kesindir.
(4) Özel denetçi, şirketin özel denetimin sonuçlarına ilişkin görüşünü alır.
(5) Özel denetçi sır saklamakla yükümlüdür.
Madde 4425. Rapor
MADDE 442- (1) Özel denetçi, incelemenin sonucu hakkında, şirketin sırlarını da
koruyarak, mahkemeye ayrıntılı bir rapor verir.
(2) Mahkeme, raporu şirkete tebliğ eder ve şirketin, raporun açıklanmasının şirket
sırlarını veya şirketin korunmaya değer diğer menfaatlerini zarara uğratıp uğratmayacağına ve
bu sebeple istem sahiplerine sunulmamasına ilişkin istemi hakkında karar verir.
(3) Mahkeme, şirket ve istem sahiplerine, açıklanan rapor hakkında, değerlendirmeleri
bildirmek ve ek soru sormak imkânını tanır.
Madde 4436. İşleme konulma ve açıklama
MADDE 443- (1) Yönetim kurulu, raporu ve buna ilişkin değerlendirmeleri, ilk genel
kurula sunar.
(2) Her pay sahibi, genel kurul toplantısını izleyen bir yıllık süre içinde şirketten
raporun ve yönetim kurulunun görüşünün bir suretinin verilmesini isteyebilir.
Madde 4447. Giderler
MADDE 444- (1) Mahkeme, özel denetçi atanmasını kabul etmişse, şirketçe ödenmesi
gereken avansı ve giderleri belirtir. Özel hâl ve şartların haklı göstermesi hâlinde giderler
kısmen veya tamamen istem sahiplerine yükletilebilir.
(2) Genel kurul özel denetçinin atanmasına karar vermişse giderler şirkete ait olur.
G) Genel kurul kararlarının iptali
Madde 445I - İptal sebepleri
MADDE 445- (1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme
hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar
tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde
iptal davası açabilirler.
Madde 446II - İptal davası açabilecek kişiler
MADDE 446- (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu
muhalefetini tutanağa geçirten,
b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da
olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel
kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy
kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini
ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren
pay sahipleri,
c) Yönetim kurulu,
d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu
üyelerinden her biri,
iptal davası açabilir.
Madde 447H) Butlan
MADDE 447- (1) Genel kurulun, özellikle;
a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan
vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,
b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen
ölçü dışında sınırlandıran,
c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine
aykırı olan,
kararları batıldır.
I) Çeşitli hükümler
Madde 448I - İlan, teminat ve kanun yolu
MADDE 448- (1) Yönetim kurulu iptal veya butlan davasının açıldığını ve duruşma
gününü usulüne uygun olarak ilan eder ve şirketin internet sitesine koyar.
(2) İptal davasında üç aylık hak düşüren sürenin sona ermesinden önce duruşmaya
başlanamaz. Birden fazla iptal davası açıldığı takdirde davalar birleştirilerek görülür.
(3) Mahkeme, şirketin istemi üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat
göstermesine karar verebilir. Teminatın nitelik ve miktarını mahkeme belirler.
Madde 449II - Kararın yürütülmesinin geri bırakılması
MADDE 449- (1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı
takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın
yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.
Madde 450III - Kararın etkisi
MADDE 450- (1) Genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme
kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yönetim kurulu
bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak
zorundadır.
Madde 451IV - Kötüniyetle iptal ve butlan davası açanların sorumluluğu
MADDE 451- (1) Genel kurulun kararına karşı, kötüniyetle iptal veya butlan davası
açıldığı takdirde, davacılar bu sebeple şirketin uğradığı zararlardan müteselsilen sorumludurlar.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Esas Sözleşmenin Değiştirilmesi
BİRİNCİ AYIRIM
Genel Olarak
Madde 452A) İlke
MADDE 452- (1) Genel kurul, aksine esas sözleşmede hüküm bulunmadığı takdirde,
kanunda öngörülen şartlara uyarak, esas sözleşmenin bütün hükümlerini değiştirebilir;
müktesep ve vazgeçilmez haklar saklıdır.
B) Usul
Madde 453I - Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izni ve genel kurul kararı
MADDE 453- (1) Genel kurul, esas sözleşmenin değiştirilmesi için toplantıya
çağrıldığı takdirde; 333 üncü madde uyarınca Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izninin
alınmasının gerekli olduğu şirketlerde izni alınmış, diğer şirketlerde, yönetim kurulunca
karara bağlanmış bulunan değişiklik taslağının, değiştirilecek mevcut hükümlerle birlikte
414 üncü maddenin birinci
fıkrasının birinci cümlesinde belirtildiği şekilde ilanı gerekir. Genel kurulun kararına
421 inci maddede öngörülen nisaplar uygulanır.
Madde 454II - İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulu
MADDE 454- (1) Genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine, yönetim kuruluna
sermayenin arttırılması konusunda yetki verilmesine dair kararıyla yönetim kurulunun
sermayenin arttırılmasına ilişkin kararı imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek
nitelikte ise bu karar anılan pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda, aşağıdaki
hükümler uyarıca, alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamaz.
(2) Yönetim kurulu, en geç genel kurul kararının ilan edildiği tarihten itibaren bir ay
içinde özel kurulu toplantıya çağırır. Aksi hâlde, her imtiyazlı pay sahibi yönetim kurulunun
çağrı süresinin son gününden başlamak üzere, onbeş gün içinde, bu kurulun toplantıya
çağrılmasını şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir.
(3) Özel kurul imtiyazlı payları temsil eden sermayenin yüzde altmışının çoğunluğuyla
toplanır ve toplantıda temsil edilen payların çoğunluğuyla karar alır. İmtiyazlı pay
sahiplerinin haklarının ihlal edildiği sonucuna varılırsa karar gerekçeli bir tutanakla belirtilir.
Tutanağın on gün içinde şirket yönetim kuruluna teslimi zorunludur. Tutanakla birlikte, genel
kurul kararının onaylanmasına olumsuz oy verenlerin, en az nisabı oluşturan sayıda imzalarını
içeren liste ile bu maddenin sekizinci fıkrası hükmü gereği açılabilecek dava için geçerli
olmak üzere ortak bir tebligat adresi de yönetim kuruluna verilir. Tutanak, birlikte verilen
bilgilerle beraber tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. Bu hükümdeki
şartlara uyulmadığı takdirde özel kurul kararı alınmamış sayılır.
(4) Genel kurulda, imtiyazlı payların sahip veya temsilcileri, esas sözleşmenin
değiştirilmesine, üçüncü fıkrada öngörülen toplantı ve karar nisabına uygun olarak olumlu oy
vermişlerse ayrıca özel toplantı yapılmaz.
(5) Çağrıya rağmen, süresi içinde özel kurul toplanamazsa, genel kurul kararı
onaylanmış sayılır.
(6) Özel kurul toplantısında, 407 nci maddenin üçüncü fıkrası çerçevesinde, Bakanlık
temsilcisi de hazır bulunur ve tutanağı imzalar.
(7) Yönetim kurulu, özel kurulun onaylamama kararı aleyhine, karar tarihinden
itibaren bir ay içinde, genel kurulun söz konusu kararının pay sahiplerinin haklarını ihlal
etmediği gerekçesi ile, bu kararın iptali ile genel kurul kararının tescili davasını, şirketin
merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açabilir.
(8) İptal davası, genel kurul kararının onaylanmasına olumsuz oy kullananlara karşı
yöneltilir.
Madde 455III - Tescil
MADDE 455- (1) Esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin genel kurul kararı,
yönetim kurulu tarafından, şirket merkezinin ve şubelerinin bulunduğu yerin ticaret siciline
tescil edilir; ayrıca ilana bağlı hususlar ilan ettirilir; tescil ve ilan edilen karar şirketin internet
sitesine konulur. Değiştirme kararı üçüncü kişilere karşı tescilden önce hüküm ifade etmez.
İKİNCİ AYIRIM
Özel Değişiklikler
A) Sermayenin artırılması
I - Ortak hükümler
Madde 4561. Genel olarak
MADDE 456- (1) İç kaynaklardan yapılan artırım hariç, payların nakdî bedelleri
tamamen ödenmediği sürece sermaye artırılamaz. Sermayeye oranla önemli sayılmayan
tutarların ödenmemiş olması sermaye artırımını engellemez.
(2) Artırıma, esas sermaye sisteminde 459 uncu maddeye göre genel kurul; kayıtlı
sermaye sisteminde, 460 ıncı madde gereğince, yönetim kurulu karar verir. Esas sözleşmenin
ilgili hükümlerinin, gerekli olduğu hâllerde izni alınmış bulunan değişik şekli, genel kurulda
değiştirilerek kabul edilmişse, bunun Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca onaylanması şarttır.
(3) Artırım, genel kurul veya yönetim kurulu kararı tarihinden itibaren üç ay içinde
tescil edilemediği takdirde, genel kurul veya yönetim kurulu kararı ve alınmışsa izin geçersiz
hâle gelir ve 345 inci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.
(4) 353 ve 354 üncü maddeler ile 355 inci maddenin birinci fıkrası tüm sermaye
artırımı türlerine kıyas yoluyla uygulanır.
(5) Sermayenin artırılması kararının tesciline, aşağıdaki özel hükümler saklı kalmak
kaydıyla, 455 inci madde uygulanır.
Madde 4572. Yönetim kurulunun beyanı
MADDE 457- (1) Yönetim kurulu tarafından sermaye artırımının türüne göre bir
beyan imzalanır. Beyan, bilgiyi açık, eksiksiz, doğru ve dürüst bir şekilde verme ilkesine göre
hazırlanır.
(2) Beyanda;
a) Nakdî sermaye konuluyorsa; artırılan kısmın tamamen taahhüt edildiği, kanun veya
esas sözleşme gereğince ödenmesi gerekli tutarın ödendiği; ayni sermaye konuluyor veya bir
ayın devralınıyorsa bunlara verilecek karşılığın uygun olduğu (…)64 devralınan ayni sermaye,
aynın türü, değerlendirmenin yöntemi, isabeti ve haklılığı; bir borcun takası söz konusu ise,
bu borcun varlığı, geçerliliği ve takas edilebilirliği; sermayeye dönüştürülen fonun veya yedek
akçenin serbestçe tasarruf olunabilirliği; gerekli organların ve kurumların onaylarının alındığı;
kanuni ve idari gerekliliklerin yerine getirildiği; rüçhan hakları sınırlandırılmış veya
kaldırılmışsa bunun sebepleri, miktarı ve oranı; kullanılmayan rüçhan haklarının kimlere,
niçin, ne fiyatla verildiği hakkında belgeli ve gerekçeli açıklamalar yer alır.
b) İç kaynaklardan yapılan sermaye artırımının hangi kaynaklardan karşılandığı, bu
kaynakların gerçekliği ve şirket malvarlığı içinde varoldukları konusunda garanti verilir.
c) Şartlı sermaye artırımının ve uygulamasının kanuna uygunluğu belirtilir.
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 73 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan yer alan “ve 349
uncu maddede yer alan hususların somut olayda mevcut bulunması hâlinde bunlara ilişkin
açıklamalar” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
d) (…)65 hizmet sunanlara ve diğer kimselere ödenen ücretler, sağlanan menfaatler
hakkında, emsalleriyle karşılaştırma yapılarak, bilgi verilir.
Madde 4583. Denetleme raporu
MADDE 458- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
II - Sermaye taahhüdü yoluyla artırım
Madde 4591. Esas sermaye sisteminde
MADDE 459- (1) Artırılan sermayeyi temsil eden payların tamamı ya değişik esas
sözleşmede ya da iştirak taahhütnamelerinde taahhüt edilir.
(2) İştirak taahhüdü, yeni pay almaya ilişkin 461 inci madde çerçevesinde, kayıtsız,
şartsız ve yazılı olarak yapılır. İştirak taahhütnamesi, taahhütnamenin verilmesine sebep olan
sermaye artırımı belirtilerek; taahhüt edilen payların sayılarını, itibarî değerlerini, cinslerini,
gruplarını, peşin ödenen tutarı, taahhütle bağlı olunulan süreyi ve varsa çıkarma primi ile
taahhüt sahibinin imzasını içerir.
(3) Bu tür sermaye artırımında nakdî sermaye taahhüdüne 341 inci, ayni sermaye
konulmasına 342 ve 343 üncü, bedellerin ödenmesine 344 ve 345 inci, halka arz edilecek
paylara 346 ncı, ihraç edilecek paylara 347 nci madde kıyas yoluyla uygulanır.
Madde 4602. Kayıtlı sermaye sisteminde
MADDE 460- (1) Halka açık olmayan bir anonim şirkette, ilk veya değiştirilmiş esas
sözleşme ile, esas sözleşmede belirlenen kayıtlı sermaye tavanına kadar sermayeyi artırma
yetkisi, yönetim kuruluna tanındığı takdirde, bu kurul, sermaye artırımını, bu Kanundaki
hükümler çerçevesinde ve esas sözleşmede öngörülen yetki sınırları içinde gerçekleştirebilir.
Bu yetki en çok beş yıl için tanınabilir.
(2) Sermayenin artırılabilmesi için, yönetim kurulu, esas sözleşmenin sermayeye
ilişkin hükümlerinin, 333 üncü madde uyarınca gerekli olması hâlinde, Gümrük ve Ticaret
Bakanlığından izni alınmış şekillerini, sermayenin artırılmasına ilişkin kararını, imtiyazlı
paylara ve rüçhan haklarına ilişkin sınırlamaları, prime dair kayıtları ve bunun uygulanması
hakkındaki kuralları, esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde ilan eder ve internet sitesinde
yayımlar. Yönetim kurulu, bu kararında; artırılan sermayenin tutarını, çıkarılacak yeni
payların itibarî değerlerini, sayılarını, cinslerini, primli ve imtiyazlı olup olmadıklarını, rüçhan
hakkının sınırlandırılıp sınırlandırılmadığını, kullanılma şartları ile süresini belirtir ve bu
hususlarla kamuyu aydınlatma ilkesi uyarınca gerekli olan diğer konularda bilgi verir.
(3) Çıkarılacak yeni payların taahhüdü, ödenmesi gereken en az nakdî tutar, ayni
sermaye konulması ve diğer konular hakkında 459 uncu madde hükümleri kıyas yoluyla
uygulanır.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “Sermaye
artırımını inceleyen işlem denetçisi ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
(4) Yönetim kurulunun, imtiyazlı veya itibarî değerinin üzerinde pay çıkarabilmesi ve pay
sahiplerinin yeni pay alma haklarını sınırlandırabilmesi için esas sözleşmeyle yetkilendirilmiş
olması şarttır.
(5) Yönetim kurulu kararları aleyhine, pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri, 445
inci maddede öngörülen sebeplerin varlığı hâlinde kararın ilanı tarihinden itibaren bir ay
içinde iptal davası açabilirler. Bu davaya 448 ilâ 451 inci maddeler kıyas yoluyla uygulanır.
(6) Sermaye artırımının yukarıdaki hükümlere uygun olarak gerçekleştirilmesinden
sonra, çıkarılmış sermayeyi gösteren esas sözleşmenin sermaye maddesinin yeni şekli,
yönetim kurulunca tescil ettirilir.
(7) Sermaye Piyasası Kanununun halka açık anonim şirketlere ilişkin hükümleri saklıdır.
Madde 4613. Rüçhan hakkı
MADDE 461- (1) Her pay sahibi, yeni çıkarılan payları, mevcut paylarının sermayeye
oranına göre, alma hakkını haizdir.
(2) Genel kurulun, sermayenin artırımına ilişkin kararı ile pay sahibinin rüçhan hakkı,
ancak haklı sebepler bulunduğu takdirde ve en az esas sermayenin yüzde altmışının olumlu
oyu ile sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Özellikle, halka arz, işletmelerin, işletme
kısımlarının, iştiraklerin devralınması ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep kabul olunur.
Rüçhan hakkının sınırlandırılması ve kaldırılmasıyla, hiç kimse haklı görülmeyecek şekilde,
yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz. Nisaba ilişkin şart dışında bu hüküm kayıtlı
sermaye sisteminde yönetim kurulu kararına da uygulanır. Yönetim kurulu, rüçhan hakkının
sınırlandırılmasının veya kaldırılmasının gerekçelerini; yeni payların primli ve primsiz
çıkarılmasının sebeplerini; primin nasıl hesaplandığını bir rapor ile açıklar. Bu rapor da tescil
ve ilan edilir.
(3) Yönetim kurulu yeni pay alma hakkının kullanılabilmesinin esaslarını bir karar ile
belirler ve bu kararda pay sahiplerine en az onbeş gün süre verir. Karar tescil ve 35 inci
maddedeki (…)66 gazetede ilan olunur. Ayrıca şirketin internet sitesine konulur.
(4) Rüçhan hakkı devredilebilir.
(5) Şirket, rüçhan hakkı tanıdığı pay sahiplerinin, bu haklarını kullanmalarını, nama
yazılı payların devredilmelerinin esas sözleşmeyle sınırlandırılmış olduğunu ileri sürerek
engelleyemez.
Madde 462III - İç kaynaklardan sermaye artırımı
MADDE 462- (1) Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir
amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen
kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar
sermayeye dönüştürülerek sermaye iç kaynaklardan artırılabilir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “gazete ile tirajıen
az ellibin olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan bir” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
(2) Sermayenin artırılan kısmını, iç kaynaklardan karşılayan tutarın şirket bünyesinde
gerçekten varolduğu, onaylanmış yıllık bilanço ve yönetim kurulunun vereceği açık ve yazılı
bir beyanla doğrulanır. Bilanço tarihinin üzerinden altı aydan fazla zaman geçmiş olduğu
takdirde, yeni bir bilanço çıkarılması ve bunun yönetim kurulu tarafından onaylanmış olması
şarttır.67
(3) Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması
hâlinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye
artırılamaz. Hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı zamanda ve aynı oranda
sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılabilir. Artırım genel kurul veya yönetim
kurulu kararının ve esas sözleşmenin ilgili maddelerinin değişik şeklinin tescili ile kesinleşir.
Tescil ile o anda mevcut pay sahipleri mevcut paylarının sermayeye oranına göre bedelsiz
payları kendiliğinden iktisap ederler. Bedelsiz paylar üzerindeki hak kaldırılamaz ve
sınırlandırılamaz; bu haktan vazgeçilemez.
IV - Şarta bağlı sermaye artırımı
Madde 4631. İlke
MADDE 463- (1) Genel kurul, yeni çıkarılan tahviller veya benzeri borçlanma
araçları nedeniyle, şirketten veya topluluk şirketlerinden alacaklı olanlara veya çalışanlara,
esas sözleşmede değiştirme veya alım haklarını kullanmak yoluyla yeni payları edinmek
hakkı sağlamak suretiyle, sermayenin şarta bağlı artırılmasına karar verebilir.
(2) Sermaye, değiştirme veya alım hakkı kullanıldığı ve sermaye borcu takas veya
ödeme yoluyla yerine getirildiği anda ve ölçüde kendiliğinden artar.
Madde 4642. Sınırlar
MADDE 464- (1) Şartlı olarak artırılan sermayenin toplam itibarî değeri sermayenin
yarısını aşamaz.
(2) Yapılan ödeme, en az, nominal değere eşit olmalıdır.
Madde 4653. Esas sözleşmedeki dayanak
MADDE 465- (1) Esas sözleşme;
a) Şarta bağlı sermaye artırımının itibarî değerini,
b) Payların sayılarını, itibarî değerlerini, türlerini,
c) Değiştirme veya alım hakkından yararlanabilecek grupları,
d) Mevcut pay sahiplerinin rüçhan haklarının kaldırılmış bulunduğunu ve bunun miktarını,
e) Belli pay gruplarına tanınacak imtiyazları,
f) Yeni nama yazılı payların devrine ilişkin sınırlamaları,
içerir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “işlem
denetçisinin” ibaresi “yönetim kurulunun” ve “işlem denetçisi” ibaresi “yönetim kurulu” şeklinde
değiştirilmiştir.
(2) Tahviller ve benzeri borçlanma araçlarına bağlı değiştirme ve alım hakları içeren
tahviller veya benzeri borçlanma araçları, öncelikle pay sahiplerine önerilmiyorsa, esas sözleşme
ayrıca;
a) Değiştirme veya alım haklarının kullanılma şartlarını,
b) İhraç bedelinin hesaplanmasına ilişkin esasları,
da açıklar.
(3) Şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin esas sözleşme hükmünün tescilinden önce
tanınmış bulunan değiştirme ve alım hakları batıldır.
Madde 4664. Pay sahiplerinin korunması
MADDE 466- (1) Şarta bağlı sermaye artırımında, tahvillere ve benzeri borçlanma
araçlarına bağlı olarak değiştirme ve alım hakları içeren senetler ihraç edildiği takdirde,
bunlar önce, mevcut payları oranında, pay sahiplerine önerilir.
(2) Bu önerilmeye muhatap olma hakkı, haklı sebeplerin varlığında kaldırılabilir veya
sınırlandırılabilir.
(3) Şarta bağlı sermaye artırımı için gerekli olan rüçhan ve önerilmeye muhatap olma
haklarının kaldırılması veya sınırlandırılmasından dolayı, hiç kimse haklı görülmeyecek bir
şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz.
Madde 4675. Değiştirme veya alım hakkını haiz bulunan kişilerin korunması
MADDE 467- (1) Kendilerine nama yazılı payları iktisap etme hakkı tanınmış
bulunan değiştirme veya alım hakkını haiz alacaklılar veya çalışanlar, bu tür payların
devirlerinin sınırlandırılmış olduğu gerekçesiyle, söz konusu hakları kullanmaktan
engellenemezler; meğerki, bu husus, esas sözleşmede ve izahnamede saklı tutulmuş olsun.
(2) Değiştirme veya alım hakları, sermaye artırımı yapılması, yeni değiştirme veya
alım hakları tanınması veya başka bir yolla kayba uğratılamaz; meğerki, değiştirme fiyatı
indirilmiş veya hak sahiplerine uygun bir denkleştirme sağlanmış ya da aynı şekilde, pay
sahiplerinin hakları da kayba uğratılmış olsun.
6. Sermaye artırımının gerçekleştirilmesi
Madde 468a) Hakların kullanılması, sermaye taahhüdü
MADDE 468- (1) Değiştirme ve alım hakları, esas sözleşmenin şarta bağlı sermaye
artırımına ilişkin hükmüne gönderme yapan yazılı bir beyan ile kullanılır; mevzuat, ihraç
izahnamesinin yayımlanmasını gerekli gördüğü takdirde, buna da göndermede bulunulur.
(2) Taahhüdün ifası, para yatırılması veya takas yoluyla bir mevduat veya katılım
bankası aracılığıyla gerçekleştirilir.
(3) Pay sahipliği hakları sermaye taahhüdünün ifası ile doğar.
Madde 469b) Uygunluğun doğrulanması
MADDE 469- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
Madde 470c) Esas sözleşmenin uygun duruma getirilmesi
MADDE 470- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/23 md.) Yönetim kurulu, sermaye
artırımı beyannamesinde, yeni çıkarılan payların sayısını, itibarî değerini, türlerini, belirli
gruplara tanınan imtiyazları veya hesap döneminin sonundaki sermayenin durumunu belirler.
Yönetim kurulu esas sözleşmeyi mevcut duruma uyarlar.
(2) (Mülga: 26/6/2012-6335/23 md.)
Madde 471d) Ticaret siciline tescil
MADDE 471- (1) Yönetim kurulu, hesap döneminin kapanmasından itibaren en geç
üç ay içinde, esas sözleşme değişikliğini ticaret siciline tescil ettirir; sermaye artırımına ilişkin
yönetim kurulu beyannamesini (…)68 sicile tevdi eder.69
Madde 4727. Esas sözleşmeden çıkarma
MADDE 472- (Değişik: 26/6/2012-6335/24 md.)
(1) Değiştirme ve alım haklarının sona ermesi üzerine yönetim kurulu, şarta bağlı
sermaye artırımına ilişkin hükmü esas sözleşmeden çıkarır. Hüküm sicilde de silinir.
B) Esas sermayenin azaltılması
Madde 473I - Karar
MADDE 473- (1) Bir anonim şirket sermayesini azaltarak, azaltılan kısmın yerine
geçmek üzere bedelleri tamamen ödenecek yeni paylar çıkarmıyorsa, genel kurul, esas
sözleşmenin gerektiği şekilde değiştirilmesini karara bağlar. Genel kurul toplantısına ilişkin
çağrı ilanlarında, mektuplarda ve internet sitesi bildiriminde, sermaye azaltılmasına
gidilmesinin sebepleri ile azaltmanın amacı ve azaltmanın ne şekilde yapılacağı ayrıntılı bir
şekilde ve hesap verme ilkelerine uygun olarak açıklanır. Ayrıca yönetim kurulu bu husuları
içeren bir raporu genel kurula sunar, genel kurulca onaylanmış rapor tescil ve ilan edilir.
(2) (…)70 sermayenin azaltılmasına rağmen şirket alacaklılarının haklarını tamamen
karşılayacak miktarda aktifin şirkette varlığı belirlenmiş olmadıkça sermayenin azaltılmasına
karar verilmez.
(3) Genel kurulun kararına 421 inci maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi
uygulanır. Kararda (…)70 sermayenin azaltılmasının ne tarzda yapılacağı gösterilir.
(4) Esas sermayenin azaltılması sebebiyle kayıtlara göre doğacak defter kârı sadece
payların yok edilmesinde kullanılabilir.
(5) Sermaye hiçbir suretle 332 nci madde ile belirlenen en az tutardan aşağı indirilemez.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ile denetleme
doğrulamasını” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “beyannamesi”
ibaresi “beyannamesini” şeklinde değiştirilmiştir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, 473 üncü maddenin ikinci fıkrasında
yer alan “İşlem denetçisinin raporuyla,”, üçüncü fıkrasında yer alan “işlem denetçisi raporunun
sonucu açıklanarak”ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.
(6) Bu madde ile 474 ve 475 inci maddeler, kayıtlı sermaye sisteminde çıkarılmış
sermayenin azaltılmasına kıyas yoluyla uygulanır.
Madde 474II - Alacaklılara çağrı
MADDE 474- (1) Genel kurul esas sermayenin azaltılmasına karar verdiği takdirde,
yönetim kurulu, bu kararı şirketin internet sitesine koyduktan başka, 35 inci maddede anılan
gazetede ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, yedişer gün arayla, üç defa
ilan eder. İlanda alacaklılara, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki üçüncü ilandan itibaren iki
ay içinde, alacaklarını bildirerek bunların ödenmesini veya teminat altına alınmasını
isteyebileceklerini belirtir. Şirketçe bilinen alacaklılara ayrıca çağrı mektupları gönderilir.
(2) Sermaye, zararlar sonucunda bilançoda oluşan bir açığı kapatmak amacıyla ve bu
açıklar oranında azaltılacak olursa, yönetim kurulunca alacaklıları çağırmaktan ve bunların
haklarının ödenmesinden veya teminat altına alınmasından vazgeçilebilir.
Madde 475III - Kararların yerine getirilmesi
MADDE 475- (1) Sermaye, ancak alacaklılara verilen sürenin sona ermesinden ve beyan
edilen alacakların ödenmesinden veya teminat altına alınmasından sonra azaltılabilir; aksi hâlde
alacaklılar şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde sermayenin
azaltılması işleminin tescilinin ilan edilmesinden itibaren iki yıl içinde sermayenin azaltılmasının
iptali davası açabilirler. Teminatın yetersizliği hâlinde de yargı yolu açıktır.
(2) Azaltma kararının uygulanabilmesi için, pay senetleri miktarının, değiştirme veya
damgalama yoluyla ya da diğer bir şekilde azaltılmasının gerekli olduğu hâllerde bu husus
için yapılan ihtara rağmen geri verilmeyen pay senetleri şirketçe iptal edilebilir. Tebliğde
şirkete geri verilmeyen senetlerin iptal edilecekleri yazılır.
(3) Pay sahiplerinin, değiştirilmek üzere şirkete geri verdikleri pay senetlerinin
miktarı, karar gereğince değiştirmeye yetmezse, bu senetler iptal olunarak bunların
karşılığında verilmesi gereken yeni senetler satılıp paylarına düşen miktar şirkette saklanır.
(4) Yukarıdaki fıkralarla, 473 ve 474 üncü maddelerde yazılı şartlara uyulmuş
olduğunu gösteren belgeler ibraz edilmedikçe esas sermayenin azaltılmasına dair karar ve
sermayenin gerçekten azaltılmış olması olgusu ticaret siciline tescil olunamaz.
ALTINCI BÖLÜM
Pay ve Sermaye Koyma Borcu
BİRİNCİ AYIRIM
Pay
A) Genel hükümler
Madde 476I - Asgari itibarî değer
MADDE 476- (1) Payın itibarî değeri en az bir kuruştur. Bu değer ancak birer kuruş ve
katları olarak yükseltilebilir. Anılan itibarî değer Cumhurbaşkanınca yüz katına kadar artırılabilir.71
2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada yer
alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
(2) Birinci fıkraya aykırı olarak çıkarılan paylar geçersizdir; ancak, pay için yapılan
ödemeden doğan haklar saklıdır. Söz konusu payları ihraç edenler, zarar verdikleri kişilere
karşı müteselsilen sorumludur. Zamanaşımı hakkında 560 ıncı madde uygulanır.
(3) Zora giren şirketin finansal durumunun iyileştirilmesi amacıyla payın itibarî değeri
bir kuruştan fazla olduğu takdirde bir kuruşa kadar indirilebilir.
Madde 477II - Payların bölünememesi
MADDE 477- (1) Pay şirkete karşı bölünemez. Bir payın birden fazla sahibi
bulunduğu takdirde, bunlar şirkete karşı haklarını ancak ortak bir temsilci aracılığıyla
kullanabilirler. Böyle bir temsilci atamadıkları takdirde, şirketçe söz konusu payın
maliklerinden birine yapılacak tebligat tümü hakkında geçerli olur.
(2) Genel kurul, sermaye tutarı aynı kalmak şartıyla, esas sözleşmeyi değiştirmek
suretiyle, payları, asgari itibarî değer hükmüne uyarak, itibarî değerleri daha küçük olan
paylara bölmek veya payları itibarî değerleri daha yüksek olan paylar hâlinde birleştirmek
yetkisini haizdir. Şu kadar ki, payların birleştirilebilmesi için her pay sahibinin bu işleme
onay vermesi gerekir. Kanunun 476 ncı maddesi saklıdır.
B) İmtiyazlı paylar
Madde 478I - Tanım
MADDE 478- (1) İlk esas sözleşme ile veya esas sözleşme değiştirilerek bazı paylara
imtiyaz tanınabilir.
(2) İmtiyaz; kâr payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi haklarda, paya tanınan
üstün bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkıdır.
(3) 360 ıncı madde hükmü saklıdır.
(4) (Ek: 26/6/2012-6335/25 md.) Sermayesinin yarısından fazlası tek başına veya
birlikte; Devlet, il özel idaresi, belediye ve diğer kamu tüzel kişileri, sendikalar, dernekler,
vakıflar, kooperatifler ve bunların üst kuruluşlarına ait anonim şirketlerde ve bu şirketlerin
aynı oranda sermaye payına sahip oldukları iştiraklerinde; bunların sahip oldukları paylara
tesis edilebilecek imtiyazlar hariç olmak üzere, diğer paylara, belirli bir grup oluşturan pay
sahiplerine, belirli pay gruplarına ve azlığa bu Kanunda düzenlenen herhangi bir imtiyaz tesis
edilemez. Bu hüküm, payları borsada işlem gören anonim şirketlere, 5411 sayılı Kanunun 3
üncü maddesinde tanımlanan kredi kuruluşlarına ve finansal kuruluşlara uygulanmaz.
Madde 479II - Oyda imtiyazlı paylar
MADDE 479- (1) Oyda imtiyaz, eşit itibarî değerdeki paylara farklı sayıda oy hakkı
verilerek tanınabilir.
(2) Bir paya en çok onbeş oy hakkı tanınabilir. Bu sınırlama, kurumlaşmanın gerektirdiği
veya haklı bir sebebin ispatlandığı durumlarda uygulanmaz. Bu iki hâlde, şirketin merkezinin
bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinin, kurumlaşma projesini veya haklı sebebi
inceleyip, bunlara bağlı olarak, sınırlamadan istisna edilme kararını vermesi gerekir. Projede
yapılacak her değişiklik mahkeme kararına bağlıdır. Kurumsallaşmanın gerçekleşmeyeceğinin
anlaşıldığı veya haklı sebebin ortadan kalktığı hâllerde istisna etme kararı mahkeme tarafından
geri alınabilir.
(3) Oyda imtiyaz aşağıdaki kararlarda kullanılamaz:
a) Esas sözleşme değişikliği.
b) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
c) İbra ve sorumluluk davası açılması.
İKİNCİ AYIRIM
Pay Bedelini İfa Borcu ve İfa Etmemenin Sonuçları
Madde 480A) İlke
MADDE 480- (1) Kanunda öngörülen istisnalar dışında, esas sözleşmeyle pay
sahibine, pay bedelini veya payın itibarî değerini aşan primi ifa dışında borç yükletilemez.
(2) Kayıtlı sermaye sistemini kabul eden anonim şirketlerde esas sözleşme ile yönetim
kuruluna primli pay çıkarma yetkisi tanınabilir.
(3) Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına
ilişkin hakları saklıdır.
(4) Pay devirlerinin şirketin onayına bağlı olduğu hâllerde, esas sözleşmeyle pay
sahiplerine sermaye taahhüdünden doğan borçtan başka, belli zamanlarda tekrarlanan ve konusu
para olmayan edimleri yerine getirmek yükümlülüğü de yüklenebilir. Bu ikincil yükümlülüklerin
nitelik ve kapsamları pay senetlerinin veya ilmühaberlerin arkasına yazılabilir.
Madde 481B) Ödemeye çağrı
MADDE 481- (1) Payların bedelleri, yönetim kurulu tarafından, esas sözleşmede
başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, pay sahiplerinden ilan yoluyla istenir. İlanda, ödenmesi
istenen sermaye borcunun oranı veya tutarı ile ödeme tarihi ve ödemenin nereye yapılacağı
açıkça belirtilir.
(2) İkincil yükümlülükler hakkında, esas sözleşmede, sözleşme cezası da öngörülebilir.
C) Temerrüt
Madde 482I - Sonuçları
MADDE 482- (1) Sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen pay
sahibi, ihtara gerek olmaksızın, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.
(2) Ayrıca, yönetim kurulu, mütemerrit pay sahibini, iştirak taahhüdünden ve yaptığı
kısmi ödemelerden doğan haklarından yoksun bırakmaya ve söz konusu payı satıp yerine
başkasını almaya ve kendisine verilmiş pay senedi varsa, bunları iptal etmeye yetkilidir. İptal
edilen pay senetleri ele geçirilemiyorsa iptal kararı 35 inci maddede yazılı gazetede ve ayrıca
esas sözleşmenin öngördüğü şekilde ilan olunur.
(3) Esas sözleşmeyle, pay sahipleri, temerrüt hâlinde, sözleşme cezası ödemekle
zorunlu tutulabilirler.
(4) Şirketin tazminat hakları saklıdır.
Madde 483II - Iskat usulü
MADDE 483- (1) Kanunun 482 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının
uygulanabilmesi için, yönetim kurulu tarafından, mütemerrit pay sahibine, 35 inci maddede
yazılı gazete ile esas sözleşmenin öngördüğü şekilde ilan yoluyla şirketin internet sitesinde de
yayımlanacak bir mesajla ihtarda bulunulur. Bu ihtarda, mütemerrit pay sahibinin temerrüde
konu olan tutarı bir ay içinde ödemesi, aksi hâlde, ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun
bırakılacağı ve sözleşme cezasının isteneceği belirtilir.
(2) Nama yazılı pay senetlerinin sahiplerine bu davet ve ihtar, ilan yerine, iadeli
taahhütlü mektupla ve internet sitesi mesajı ile yapılır. Bir aylık süre, mektubun alındığı
tarihten başlar.
(3) Mütemerrit pay sahibi, yeni pay sahibinin ödemelerinden açık kalan tutar için
şirkete karşı sorumludur.
(4) 501 inci madde hükmü saklıdır.
YEDİNCİ BÖLÜM
Menkul Kıymetler
BİRİNCİ AYIRIM
Pay senetleri
A) Ortak Hükümler
I - Türler
Madde 4841. Şartlar
MADDE 484- (1) Pay senetleri, hamiline veya nama yazılı olur.
(2) Bedelleri tamamen ödenmemiş olan paylar için hamiline yazılı pay senetleri
çıkarılamaz. Bu hükme aykırı olarak çıkarılanlar geçersizdir. İyiniyet sahiplerinin tazminat
hakları saklıdır.
Madde 4852. Dönüştürme
MADDE 485- (1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemişse, payın türü dönüştürme yolu
ile değiştirilebilir. Dönüştürme esas sözleşmenin değiştirilmesiyle yapılır. Dönüştürmenin
kanunen öngörüldüğü hâllerde yönetim kurulu gerekli kararı alarak derhâl uygular ve bunun
esas sözleşmeye yansıtılması girişimini hemen başlatır.
(2) Nama yazılı pay senetlerinin hamiline yazılı pay senetlerine dönüştürülebilmesi
için payların bedellerinin tamamen ödenmiş olması şarttır.
Madde 486II - Pay senedi bastırılması
MADDE 486- (1) Şirketin ve sermaye artırımının tescilinden önce çıkarılan paylar
geçersizdir; ancak, iştirak taahhüdünden doğan yükümlülükler geçerliliklerini sürdürür.
(2) Paylar hamiline yazılı ise yönetim kurulu, pay bedelinin tamamının ödenmesi
tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtır. Yönetim
kurulunun hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararı tescil ve ilan edilir,
ayrıca şirketin internet sitesine konulur. (Ek cümle:27/12/2020-7262/31 md.) Hamiline yazılı
pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgiler, senetler pay sahiplerine dağıtılmadan
önce Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilir. Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber
çıkarılabilir. İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler
uygulanır.
(3) Azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm nama yazılı pay
senedi sahiplerine dağıtılır.
(4) Tescilden önce pay senedi çıkaran kimse, bundan doğan zararlardan sorumludur.
Madde 487III - Pay senetlerinin şekli
MADDE 487- (1) Pay senetlerinin; şirketin unvanını, sermaye tutarını, kuruluş
tarihini, bu tarihteki sermaye tutarını, çıkarılan pay senedinin tertibini, bunun tescili tarihini,
senedin türünü ve itibarî değerini, kaç payı içerdiğini belirtmesi ve şirket adına imza etmeye
yetkili olanlardan en az ikisi tarafından imza edilmiş olması şarttır. Kapalı şirketlerde baskı
şeklinde imzanın delikli olması veya sahtekârlığı engelleyici diğer güvenlik önlemlerinin
uygulanması gerekir.
(2) Nama yazılı pay senetlerinin ayrıca; sahiplerinin adı ve soyadını veya ticaret
unvanını, yerleşim yerini, pay senedi bedelinin ödenmiş olan miktarını da açıklaması gerekir.
Bu senetler şirketin pay defterine kaydolunur.
Madde 488IV - Yıpranmış pay senetleri
MADDE 488- (1) Bir pay senedi veya ilmühaber, tedavülü mümkün olmayacak
derecede yıpranmış veya bozulmuşsa ya da içeriği veya ayırt edici özellik ve nitelikleri
tereddüde yer bırakmayacak tarzda anlaşılamıyorsa, sahibi, giderlerini peşin ödemek şartıyla,
şirketten yeni bir senet veya ilmühaber istemek hakkını haizdir.
Madde 489B) Hamiline yazılı pay senetlerinin devri
MADDE 489- (Değişik:27/12/2020-7262/32 md.)
(1) Hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak
zilyetliğin geçirilmesi suretiyle payı devralan tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşuna yapılacak
bildirimle hüküm ifade eder. Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirimde bulunulmaması hâlinde,
hamiline yazılı pay senedine sahip olanlar, bu Kanundan doğan paya bağlı haklarını gerekli
bildirim yapılıncaya kadar kullanamaz.
(2) Hamiline yazılı pay senedine bağlı hakların şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri
sürülebilmesinde Merkezi Kayıt Kuruluşuna yapılan bildirim tarihi esas alınır.
(3) Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından hamiline yazılı pay senetleriyle ilgili tutulan
kayıtlar, ilgili kanunlar uyarınca yetkili kılınmış mercilerle paylaşılır.
(4) Hamiline yazılı pay senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilmesi ve
kaydedilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bu kapsamda alınacak ücretler Ticaret Bakanlığınca
çıkarılan tebliğle belirlenir.
Madde 490C) Nama yazılı payların ve pay senetlerinin devrinde ilke
MADDE 490- (1) Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı
paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler.
(2) Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana
geçirilmesiyle yapılabilir.
D) Devrin sınırlandırılması
Madde 491I - Kanuni sınırlama
MADDE 491- (1) Bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar, ancak şirketin
onayı ile devrolunabilir; meğerki, devir, miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi
hükümleri veya cebrî icra yoluyla gerçekleşsin.
(2) Şirket, sadece, devralanın ödeme yeterliliği şüpheli ise ve şirketçe istenen teminat
verilmemişse onay vermeyi reddedebilir.
II - Esas sözleşmeyle sınırlama
Madde 4921. İlkeler
MADDE 492- (1) Esas sözleşme, nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla
devredilebileceğini öngörebilir.
(2) Bu sınırlama intifa hakkı kurulurken de geçerlidir.
(3) Şirket tasfiyeye girmişse devredilebilirliğe ilişkin sınırlamalar düşer.
2. Borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar
Madde 493a) Red sebepleri
MADDE 493- (1) Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek
veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay
sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir.
(2) Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin
işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı
gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur.
(3) Bundan başka, devralan, payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan
etmezse şirket, devrin pay defterine kaydını reddedebilir.
(4) Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî
icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket, payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile
devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir.
(5) Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin
bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar
tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar.
(6) Devralan, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse,
şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır.
(7) Esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz.
Madde 494b) Hükümleri
MADDE 494- (1) Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti
ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır.
(2) Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî
icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan
malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin
onayı ile birlikte devralana geçer.
(3) Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde
reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır.
3. Borsaya kote edilmiş nama yazılı paylar
Madde 495a) Red sebepleri
MADDE 495- (1) Şirket, borsada kote edilmiş nama yazılı payları iktisap eden bir
kimseyi, pay sahibi olarak tanımayı, ancak esas sözleşme, iktisap edilebilecek nama yazılı
paylar ile ilgili olarak iktisap edenin pay sahibi olarak tanınacağı, sermayeyi esas alan ve
yüzde ile ifade edilen bir iktisap üst sınırı öngörmüş ve bu üst sınır aşılmışsa reddedebilir.
(2) Ayrıca istemde bulunmasına rağmen devralan, payları kendi ad ve hesabına
aldığını açıkça beyan etmezse, şirket, payların pay defterine kaydını reddedebilir.
(3) Borsaya kote nama yazılı payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal
rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla iktisap edilmeleri hâllerinde, devralanın pay sahibi
sıfatını alması reddedilemez.
Madde 496b) Bildirme yükümü
MADDE 496- (1) Borsaya kote edilmiş nama yazılı payların borsada satılmaları
hâlinde, Merkezî Kayıt Kuruluşu, Sermaye Piyasası Kurulunun düzenlemelerine uygun olarak
devredenin kimliğini ve satılan payların sayısını şirkete bildirir veya şirketin bu bilgilere
teknik erişimini sağlar.
Madde 497c) Hakların geçişi
MADDE 497- (1) Borsaya kote nama yazılı paylar borsada iktisap edildikleri takdirde,
paylardan kaynaklanan haklar payların devri ile birlikte devralana geçer. Borsaya kote nama
yazılı payların, borsa dışında iktisap edilmeleri hâlinde, söz konusu haklar, pay sahipliği
sıfatının şirket tarafından tanınması için, devralanın şirkete başvuruda bulunmasıyla devralana
geçer.
(2) Devralan, şirket tarafından tanınıncaya kadar, paylardan doğan, genel kurula
katılma ve oy hakkını ve oy hakkına bağlı diğer hakları kullanamaz. Tüm diğer pay sahipliği
haklarının, özellikle rüçhan hakkının kullanılmasında, iktisap eden herhangi bir sınırlamaya
tabi değildir.
(3) Şirket tarafından henüz tanınmamış bulunan devralanlar, hakların geçmesinden
sonra, oy hakkından yoksun pay sahibi olarak pay defterine yazılır. Söz konusu paylar genel
kurulda temsil edilemez.
(4) Red hukuka aykırı ise şirket, mahkeme kararının kesinleşme tarihinden itibaren, oy
hakkını ve buna bağlı hakları tanır. Şirket, kendisine herhangi bir kusurun yükletilemeyeceğini
ispat edemediği takdirde, devralanın red nedeniyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.
Madde 498d) Red süresi
MADDE 498- (1) Şirket, devralanın, pay sahibi olarak tanınması istemini, istemi
aldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde reddetmezse devralan, pay sahibi olarak tanınmış
sayılır.
III - Pay defteri
Madde 4991. Kayıt
MADDE 499- (1) Şirket, senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi
sahipleriyle, intifa hakkı sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, pay defterine kaydeder.
(2) Payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat
edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibi pay defterine yazılamaz.
(3) Şirket, kaydın yapıldığını pay senedine işaret eder.
(4) Şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa
hakkı sahibi olarak kabul edilir.
(5) Merkezî Kayıt Kuruluşu tarafından kayden takibi yapılan nama yazılı paylara
ilişkin Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri ile ilgili diğer düzenlemeler saklıdır.
Madde 5002. Kaydın silinmesi
MADDE 500- (1) Şirket, iktisap edenin yanlış beyanı sonucu pay defterine yapılan
kaydı, ilgililerin görüşlerini alarak silebilir. Söz konusu kişilere, silinmeye ilişkin yazılı bilgi
derhâl verilir.
Madde 5013. Bedellerinin tamamı ödenmemiş nama yazılı paylar
MADDE 501- (1) Bedeli tamamen ödenmemiş bulunan nama yazılı bir payı iktisap
eden kimse, pay defterine kaydedilmekle şirkete karşı geri kalan pay bedelini ödemekle
yükümlü olur.
(2) Şirketin kurulması veya esas sermayenin artırılması sırasında iştirak taahhüdünde
bulunan kimse, payını başkasına devrettiği takdirde, bedelin henüz ödenmemiş olan kısmı
kendisinden istenemez; meğerki, şirketin kuruluşu veya esas sermayenin artırılması tarihinden
itibaren iki yıl içinde şirket iflas etmiş ve payı iktisap eden kimse paydan doğan haklardan
yoksun bırakılmış olsun.
(3) Payını devreden kimse ikinci fıkra hükmüne tabi değilse, iktisap edenin pay
defterine kaydedilmesiyle borçlarından kurtulmuş olur.
İKİNCİ AYIRIM
İntifa Senetleri
Madde 502A) Çıkarılması
MADDE 502- (1) Genel kurul, esas sözleşme uyarınca veya esas sözleşmeyi
değiştirerek, bedeli kanuna uygun olarak yok edilen payların sahipleri, alacaklılar veya
bunlara benzer bir sebeple şirketle ilgili olanlar lehine intifa senetleri çıkarılmasına karar
verebilir. Bu senetlere 348 inci madde uygulanır.
(2) Kurucular için çıkarılanlar da dâhil olmak üzere, intifa senetleri emre ve hamiline
yazılı olabilir.
Madde 503B) Hükümleri
MADDE 503- (1) İntifa senedi sahiplerine pay sahipliği hakları verilemez; ancak, bu
kişilere, net kâra, tasfiye sonucunda kalan tutara katılma veya yeni çıkarılacak payları alma
hakları tanınabilir.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
Borçlanma Senetleriyle Alma ve Değiştirme Hakkını İçeren Menkul Kıymetler
Madde 504A) Genel kurul kararıyla
MADDE 504- (1) Her çeşidi ile tahviller, finansman bonoları, varlığa dayalı senetler,
iskonto esası üzerine düzenlenenler de dâhil, diğer borçlanma senetleri, alma ve değiştirme
hakkını haiz senetler ile her çeşit menkul kıymetler, aksi kanunlarda öngörülmedikçe, ancak
genel kurul kararı ile çıkarılabilirler. Genel kurul bu kararı, kanunlarda farklı bir düzenleme
yoksa, 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları hükümlerine göre verir. Esas sözleşme
farklı bir nisap öngörebilir. Genel kurul kararının çıkarılacak menkul kıymete ilişkin, gerekli
bütün hüküm ve şartları içermesi gerekir. Genel kurul kararını yönetim kurulu yerine getirir. Bu
hükme tabi menkul kıymetler hamiline veya emre yazılı ve itibarî değerli olabilir. İtibarî değer
genel kurul ve yetkilendirilmiş olması hâlinde yönetim kurulunca belirlenir. Borçlanma
senetlerinin bedellerinin nakit olması ve teslimi anında tamamen ödenmesi şarttır.
Madde 505B) Yönetim kurulu kararıyla
MADDE 505- (1) Aksi kanunda öngörülmemişse, genel kurul herhangi bir menkul
kıymetin çıkarılmasını ve hükümleriyle şartlarını saptamak (…)72 yetkisini, en çok onbeş ay
için yönetim kuruluna bırakabilir. 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri
yetkilendirme kararına da uygulanır.
Madde 506C) Sınır
MADDE 506- (1) 504 ve 505 inci madde hükümlerine bağlı borçlanma senetlerinin
toplam tutarı, sermaye ile bilançoda yer alan yedek akçelerin toplamını aşamaz; kanunların
bilançoya konulmasına izin verdiği yeniden değerleme fonları da toplama katılır. Kanunlardaki
istisnalar saklıdır.
(2) Sermaye Piyasası Kanunu ile ilgili mevzuat hükümleri saklıdır.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Kâr, Kazanç ve Tasfiye Payı
A) Kâr ve tasfiye payı hakkı
Madde 507I - Genel olarak
MADDE 507- (1) Her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay
sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını
haizdir. Şirketin sona ermesi hâlinde her pay sahibi, esas sözleşmede sona eren şirketin mal
varlığının kullanılmasına ilişkin, başka bir hüküm bulunmadığı takdirde, tasfiye sonucunda
kalan tutara payı oranında katılır.
(2) Esas sözleşmede payların bazı türlerine tanınan imtiyaz haklarıyla özel menfaatler
saklıdır.
(3) Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri saklıdır.
Madde 508II - Hesaplama biçimi
MADDE 508- (1) Esas sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, kâr ve tasfiye payı pay
sahibinin sermaye payı için şirkete yaptığı ödemelerle orantılı olarak hesap edilir.
(2) Yıllık kâr, yıllık bilançoya göre belirlenir.
B) Kâr payı, hazırlık dönemi faizi ve kazanç payı
Madde 509I - Kâr payı
MADDE 509- (1) Sermaye için faiz ödenemez.
(2) Kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir.
(3) Kâr payı avansı, Sermaye Piyasası Kanununa tabi olmayan şirketlerde, Gümrük ve
Ticaret Bakanlığının bir tebliği ile düzenlenir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve bununla ilgili
işlem denetçisi seçmek” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
Madde 510II - Hazırlık dönemi faizi
MADDE 510- (1) İşletmenin tam bir şekilde faaliyete başlamasına kadar geçecek
hazırlık dönemi için pay sahiplerine, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak koşuluyla,
özellikli varlık niteliğindeki yatırımların maliyetine yüklenmek üzere, belirli bir faiz ödenmesi
esas sözleşmede öngörülebilir ve bu dönemle sınırlı olmak üzere, faiz ödemelerinin en geç ne
zamana kadar süreceği belirtilir.
(2) İşletme yeni paylar çıkarılarak genişletilecek olursa, sermayenin artırılmasına dair
olan kararda, yeni pay sahiplerine, özellikli varlık niteliğindeki yatırımların maliyetine
yüklenmek üzere, belirli bir süreyle en geç yeni yatırımın işletmeye alındığı güne kadar faiz
ödenmesi kabul olunabilir.
Madde 511III - Kazanç payları
MADDE 511- (1) Yönetim kurulu üyelerine kazanç payları, sadece net kârdan ve
ancak kanuni yedek akçe için belirli ayrım yapıldıktan ve pay sahiplerine ödenmiş sermayenin
yüzde beşi oranında veya esas sözleşmede öngörülen daha yüksek bir oranda kâr payı
dağıtıldıktan sonra verilebilir.
C) Geri alma hakkı
Madde 512I - Kötüniyet hâlinde
MADDE 512- (1) Haksız yere ve kötüniyetle kâr payı veya hazırlık dönemi faizi alan
pay sahipleri, bunları geri vermekle yükümlüdür. Yönetim kurulu üyelerinin kazanç payları
hakkında da aynı hüküm uygulanır.
(2) Geri alma hakkı, paranın alındığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına
uğrar.
Madde 513II - Şirketin iflası hâlinde
MADDE 513- (1) Şirketin iflası hâlinde, yönetim kurulu üyeleri şirket alacaklılarına
karşı, iflasın açılmasından önceki son üç yıl içinde kazanç payı veya başka bir ad altında
hizmetlerine karşılık olarak aldıkları ve fakat uygun ücreti aşan ve bilanço uygun bir ücret
miktarına göre tedbirli bir tarzda düzenlenmiş olsaydı ödenmemesi gereken paraları geri
vermekle yükümlüdürler.
(2) Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümler gereğince alınması mümkün olmayan
paraların geri verilmesi yükümlülüğü yoktur.
(3) Mahkeme, hâlin bütün gereklerini göz önünde bulundurarak takdir hakkını kullanır.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Şirketin Finansal Tabloları, Yedek Akçeler
A) Anonim şirketlerin finansal tabloları ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu
Madde 514I - Hazırlama yükümü
MADDE 514- (1) Yönetim kurulu, geçmiş hesap dönemine ait, Türkiye Muhasebe
Standartlarında öngörülmüş bulunan finansal tablolarını, eklerini ve yönetim kurulunun yıllık
faaliyet raporunu, bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde hazırlar ve genel
kurula sunar.
Madde 515II - Dürüst resim ilkesi
MADDE 515- (1) Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye Muhasebe
Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve
faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine
uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette
yansıtacak şekilde çıkarılır.
Madde 516III - Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu
MADDE 516- (1) Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, şirketin, o yıla ait
faaliyetlerinin akışı ile her yönüyle finansal durumunu, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe
uygun ve dürüst bir şekilde yansıtır. Bu raporda finansal durum, finansal tablolara göre
değerlendirilir. Raporda ayrıca, şirketin gelişmesine ve karşılaşması muhtemel risklere de
açıkça işaret olunur. Bu konulara ilişkin yönetim kurulunun değerlendirmesi de raporda yer alır.
(2) Yönetim kurulunun faaliyet raporu ayrıca aşağıdaki hususları da içermelidir:
a) Faaliyet yılının sona ermesinden sonra şirkette meydana gelen ve özel önem taşıyan
olaylar.
b) Şirketin araştırma ve geliştirme çalışmaları.
c) Yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilere ödenen ücret, prim, ikramiye gibi
mali menfaatler, ödenekler, yolculuk, konaklama ve temsil giderleri, ayni ve nakdî imkânlar,
sigortalar ve benzeri teminatlar.
(3) Hem anonim şirketler hem de şirketler topluluğu bakımından, yönetim kurulunun
yıllık faaliyet raporunun zorunlu asgari içeriği, ayrıntılı olarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı
tarafından bir yönetmelikle düzenlenir.
B) Şirketler topluluğunun finansal tabloları ve yıllık faaliyet raporu
Madde 517I - Uygulanacak muhasebe standartları
MADDE 517- (1) Konsolide finansal tabloları hazırlamakla yükümlü işletmeler ile
konsolidasyon kapsamına giren işletmelerin belirlenmesinde ve ilgili diğer konularda Türkiye
Muhasebe Standartları geçerlidir.
(2) Konsolide finansal tablolar 515 inci maddede öngörülen esas ve ilkelere göre çıkarılır.
Madde 518II – Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu
MADDE 518- (1) Topluluğa ilişkin yıllık faaliyet raporu ana şirketin yönetim kurulu
tarafından 516 ncı maddeye göre düzenlenir.
C) Yedek akçeler
I - Kanuni yedek akçe
Madde 5191. Genel kanuni yedek akçe
MADDE 519- (1) Yıllık kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine
ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır.
(2) Birinci fıkradaki sınıra ulaşıldıktan sonra da;
a) Yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin, çıkarılma giderleri, itfa
karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış bulunan kısmı,
b) Iskat sebebiyle iptal edilen pay senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan, bunların
yerine verilecek yeni senetlerin çıkarılma giderlerinin düşülmesinden sonra kalan kısmı,
c) Pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak
kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu,
genel kanuni yedek akçeye eklenir.
(3) Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı
takdirde, sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam
ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması
için kullanılabilir.
(4) İkinci fıkranın (c) bendi ve üçüncü fıkra hükümleri, başlıca amacı başka işletmelere
katılmaktan ibaret olan holding şirketler hakkında uygulanmaz.
(5) Özel kanunlara tabi olan anonim şirketlerin yedek akçelerine ilişkin hükümler saklıdır.
2. Şirketin iktisap ettiği kendi pay senetleri için ayrılan yedek akçe ve yeniden
değerleme fonları
Madde 520
MADDE 520- (1) Şirket, iktisap ettiği kendi payları için iktisap değerlerini karşılayan
tutarda yedek akçe ayırır. Bu yedek akçeler, anılan paylar devredildikleri veya yok edildikleri
takdirde iktisap değerlerini karşılayan tutarda çözülebilirler.
(2) Yeniden değerleme fonu ile ilgili mevzuat uyarınca pasifte yer alan diğer fonlar,
sermayeye dönüştürüldükleri ve yeniden değerlendirilen aktifler amorti edildikleri veya
devredildikleri takdirde çözülebilirler.
II - Şirketin isteği ile ayırdığı yedek akçe
Madde 5211. Genel olarak
MADDE 521- (1) Yedek akçeye yıllık kârın yüzde beşinden fazla bir tutarın
ayrılacağı ve yedek akçenin ödenmiş sermayenin yüzde yirmisini aşabileceği hakkında esas
sözleşmeye hüküm konabilir. Esas sözleşme ile başka yedek akçe ayrılması da öngörülebilir
ve bunların özgülenme amacıyla harcanma yolları ve şartları belirlenebilir.
Madde 5222. Çalışanlar ve işçiler lehine yardım akçesi
MADDE 522- (1) Esas sözleşmede şirketin yöneticileri, çalışanları ve işçileri için
yardım kuruluşları kurulması veya bunların sürdürülebilmesi amacıyla veya bu amacı taşıyan
kamu tüzel kişilerine verilmek üzere yedek akçe ayrılabilir.
(2) Yardım amacına özgülenen yedek akçelerin ve diğer malların şirketten ayrılması
suretiyle bir vakıf veya kooperatif kurulması zorunludur. Vakıf senedinde, vakıf malvarlığının
şirkete karşı bir alacaktan ibaret olacağı da öngörülebilir.
(3) Şirketin bu amaca özgülediği yedek akçeden başka, yöneticilerden, çalışanlardan
ve işçilerden aidat alınmışsa, iş ilişkisinin sonunda, vakıf senedine göre yapılan ayrımdan
yararlanamadıkları takdirde çalışanlara ve işçilere hiç değilse ödedikleri tutarlar ödeme
tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte geri verilir.
Madde 523III - Kâr payı ile yedek akçeler arasında ilgi
MADDE 523- (1) Kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler
ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payı belirlenemez.
(2) Genel kurul;
a) Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse,
b) Bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve
olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa,
Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar
verebilir.
(3) Esas sözleşmede hüküm bulunmasa bile, genel kurul, şirketin işçileri için yardım
sandıkları ve diğer yardım örgütleri kurulması veya bunların sürdürülebilmesi amacıyla veya
diğer yardım ve hayır amaçlarına hizmet etmek üzere, bilanço kârından yedek akçe ayırabilir.
D) Çeşitli hükümler
Madde 524I - İlan
MADDE 524- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
Madde 525II - Yabancı şirketlerin Türkiye şubeleri
MADDE 525- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
Madde 526III - Özet finansal tabloları
MADDE 526- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
Madde 527IV - Sır saklama yükümü
MADDE 527- (1) 404 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere, görevi dolayısıyla
incelemesine sunulan defter ve belgeleri inceleyenlerin, elde ettikleri veya verilen bilgilerden
öğrendikleri iş ve işletme sırlarını açıklamaları yasaktır. Aksi hâlde şirketin maddi ve manevi
zararını tazmin ederler.
(2) Ceza mevzuatının, suç ihbarına ilişkin hükümleri saklıdır.
Madde 528E) Özel hükümler
MADDE 528- (Değişik: 26/6/2012-6335/26 md.)
(1) Bankalar ile diğer kredi kurumlarının, finansal kiralama ve faktöring gibi finansal
şirketlerin, sigorta ve reasürans şirketlerinin, Sermaye Piyasası Kanunu kapsamındaki tüm
kurumların finansal tabloları ile konsolide finansal tablolarına ilişkin olarak Türkiye
Muhasebe Standartlarında ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca
belirlenmiş idari düzenlemelerde hüküm bulunmayan hâllerde, söz konusu alanları
düzenlemek ve denetlemek üzere kurulan kurum, kurul ve kuruluşların özel kanunlarında yer
alan hükümler uygulanır.
(2) Türkiye Muhasebe Standartlarında, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumunca belirlenmiş finansal tablolara ilişkin idari düzenlemelerde ve özel
kanunlarda hüküm bulunmayan hâllerde bu Kanun hükümleri uygulanır.
(3) Kooperatiflerin finansal tabloları ile konsolide finansal tablolarına ilişkin özel
hükümler saklıdır.
ONUNCU BÖLÜM
Sona Erme ve Tasfiye
A) Sona erme
I - Sona erme sebepleri
Madde 5291. Genel olarak
MADDE 529- (1) Anonim şirket;
a) Sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam etmek suretiyle belirsiz süreli
hâle gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesiyle,
b) İşletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesiyle,
c) Esas sözleşmede öngörülmüş herhangi bir sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle,
d) 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarına uygun olarak alınan genel kurul
kararıyla,
e) İflasına karar verilmesiyle,
f) Kanunlarda öngörülen diğer hâllerde,
sona erer.
2. Özel hâller
Madde 530a) Organların eksikliği
MADDE 530- (1) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri
mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya
Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye
ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle
getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine
karar verir.
(2) Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.
Madde 531b) Haklı sebeplerle fesih
MADDE 531- (1) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka
açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu
yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme,
fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek
değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen
ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.
II - Hükümleri
Madde 5321. Tescil ve ilan
MADDE 532- (1) Sona erme, iflastan ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri
gelmişse, yönetim kurulunca ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir.
Madde 5332. Sonuçlar
MADDE 533- (1) Sona eren şirket tasfiye hâline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır.
(2) Tasfiye hâlindeki şirket, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna
kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak
kullanır. Bu hâlde organlarının yetkileri tasfiye amacıyla sınırlıdır.
Madde 534III - İflas hâlinde tasfiye
MADDE 534- (1) İflas hâlinde tasfiye, iflas idaresi tarafından İcra ve İflas Kanunu
hükümlerine göre yapılır. Şirket organları temsil yetkilerini, ancak şirketin iflas idaresi
tarafından temsil edilmediği hususlar için korurlar.
Madde 535IV - Şirket organlarının durumu
MADDE 535- (1) Şirket tasfiye hâline girince, organların görev ve yetkileri,
tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan, ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca
yapılamayan işlemlere özgülenir.
(2) Tasfiye işlerinin gereklerinden olan hususlar hakkında karar vermek üzere genel
kurul tasfiye memurları tarafından toplantıya çağrılır.
B) Tasfiye
I - Tasfiye memurları
Madde 5361. Atama
MADDE 536- (1) Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrıca tasfiye memuru
atanmadığı takdirde, tasfiye, yönetim kurulu tarafından yapılır. Tasfiye memurları pay
sahiplerinden veya üçüncü kişilerden olabilir. Tasfiye ile görevlendirilenler esas sözleşmede
veya atama kararında aksi öngörülmemişse olağan ücrete hak kazanırlar.
(2) Yönetim kurulu, tasfiye memurlarını ticaret siciline tescil ve ilan ettirir. Tasfiye
işlerinin yönetim kurulunca yapılması hâlinde de bu hüküm uygulanır.
(3) Şirketin feshine mahkemenin karar verdiği hâllerde tasfiye memuru mahkemece
atanır.
(4) Temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve
yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması şarttır.
Madde 5372. Görevden alma
MADDE 537- (1) Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla atanmış tasfiye memurları
ve bu görevi yerine getiren yönetim kurulu üyeleri, genel kurul tarafından her zaman
görevden alınabilir ve yerlerine yenileri atanabilir.
(2) Pay sahiplerinden birinin istemiyle ve haklı sebeplerin varlığında, mahkeme de
tasfiyeye memur kişileri görevden alabilir ve yerlerine yenilerini atayabilir. Bu yolla atanan
tasfiye memurları, mahkeme kararına dayanılarak tescil ve ilan olunurlar.
(3) Şirketi temsile yetkili tasfiye memurlarından hiçbiri Türk vatandaşı değilse ve
hiçbirinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa, mahkeme pay sahiplerinden veya
alacaklılardan birinin veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemiyle, söz konusu şarta uygun
birini tasfiye memuru olarak atar.
Madde 5383. Aktifleri satma yetkisi
MADDE 538- (1) Genel kurul aksini kararlaştırmamışsa, tasfiye memurları şirketin
aktiflerini pazarlık yoluyla da satabilirler.
(2) Önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurulun kararı gereklidir.
Bu karar hakkında 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır.
Madde 5394. Yetkilerin sınırlandırılması ve genişletilmesi
MADDE 539- (1) Tasfiye memurlarına Kanunla tanınmış yetkiler devredilemez;
ancak, belirli uygulama işlemlerinin yapılabilmesi için, tasfiye memurlarından biri diğerine
veya üçüncü bir kişiye temsil yetkisi verebilir.
(2) Tasfiye memurlarının üçüncü kişilerle tasfiye amacı dışında yaptığı işlemler şirketi
bağlar; meğerki, üçüncü kişinin işlemin tasfiye amacının dışında olduğunu bildiği veya hâlin
gereğinden bilmemesinin mümkün olamayacağı ispat edilsin. Tasfiyenin sadece tescil ve ilan
edilmesi, bu hususun ispatı için yeterli delil değildir.
(3) Tasfiye memurları birden fazla ise, aksi genel kurul kararında veya esas sözleşmede
öngörülmemişse, şirketin bağlanabilmesi için imzaya yetkili iki tasfiye memurunun şirket
unvanı altında imza atması gereklidir. Tasfiye hâlindeki şirketi tasfiye ile ilgili konularda
mahkemelerde ve dış ilişkide tasfiye memurları temsil eder.
(4) Tasfiye memurunun görevini yerine getirdiği sırada işlediği haksız fiilden şirket de
sorumludur.
II - Tasfiye işleri
Madde 5401. İlk envanter ve bilanço
MADDE 540- (1) Tasfiye memurları görevlerine başlar başlamaz, şirketin tasfiyenin
başlangıcındaki durumunu incelerler; gerekirse şirket mallarına değer biçmek için uzmanlara
başvurarak, şirketin malvarlığına ilişkin durumu ile finansal durumunu gösteren bir envanter
ile bilanço düzenler ve genel kurulun onayına sunarlar.
(2) Envanter ve bilançonun onaylanmasından sonra, tasfiye memurları şirketin
envanterde yazılı bütün malları ile belgelerine ve defterlerine el koyarlar.
Madde 5412. Alacaklıların çağrılması ve korunması
MADDE 541- (1) Alacaklı oldukları şirket defterlerinden veya diğer belgelerden
anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişiler taahhütlü mektupla, diğer alacaklılar Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesinde ve şirketin internet sitesinde ve aynı zamanda esas sözleşmede
öngörüldüğü şekilde, birer hafta arayla yapılacak üç ilanla şirketin sona ermiş bulunduğu
konusunda bilgilendirilirler ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağrılırlar.
(2) Alacaklı oldukları bilinenler, bildirimde bulunmazlarsa alacaklarının tutarı
Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca belirlenecek bir bankaya depo edilir.
(3) Şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını
karşılayacak tutarda para notere depo edilir; meğerki, bu gibi borçlar yeterli bir şekilde
teminat altına alınmış veya şirket varlığının pay sahipleri arasında paylaşımı bu borçların
ödenmesi şartına bağlanmış olsun.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı hükümlere aykırı hareket eden tasfiye memurları
haksız olarak ödedikleri paralardan dolayı 553 üncü madde uyarınca sorumludur.
Madde 5423. Diğer tasfiye işleri
MADDE 542- (1) Tasfiye memurları;
a) Şirketin süregelen işlemlerini tamamlamak, gereğinde pay bedellerinin henüz
ödenmemiş olan kısımlarını tahsil etmek, aktifleri paraya çevirmek ve şirket borçlarının, ilk
tasfiye bilançosundan ve alacaklılara yapılan çağrı sonucunda anlaşılan duruma göre, şirket
varlığından fazla olmadığı saptanmışsa, bu borçları ödemekle yükümlüdürler.
b) Tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem yapamazlar.
c) Şirket borçları şirket varlığından fazla olduğu takdirde durumu derhâl şirketin
merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine bildirirler; mahkeme iflasın
açılmasına karar verir.
d) Tasfiyenin uzun sürmesi hâlinde, her yıl sonu için tasfiyeye ilişkin finansal tabloları
ve tasfiye sonunda da kesin bilançoyu düzenleyerek genel kurula sunarlar.
e) Şirketin bütün mal ve haklarının korunması için düzenli ve görevinin bilincinde bir
yönetici gibi gereken önlemleri alır ve tasfiyeyi mümkün olan en kısa sürede bitirirler.
f) Tasfiye işlemlerinin düzenli yürütülmesi ve güvenliği için gereken defterleri tutarlar.
g) Tasfiye sırasında elde edilen paralardan şirketin süregelen harcamaları için gerekli
olan para dışında kalan paraları, bir bankaya şirket adına yatırırlar.
h) Vadesi gelmemiş borçları, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca kısa vadeli
kredilere uygulanan oran üzerinden iskonto ederek derhâl öderler. Alacaklılar bu ödemeyi kabul
etmek zorundadır. Kanun gereği iskonto edilmesi mümkün olmayan alacaklar bu hükümden
müstesnadır.
i) Pay sahiplerine tasfiye işlerinin durumu hakkında bilgi ve istedikleri takdirde bu
konuda imzalı belge verirler.
Madde 5434. Tasfiye sonucu dağıtma
MADDE 543- (1) Tasfiye hâlinde bulunan şirketin borçları ödendikten ve pay
bedelleri geri verildikten sonra kalan varlığı, esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay
sahipleri arasında, ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılır. Tasfiye payında
imtiyazın varlığı hâlinde esas sözleşmedeki düzenleme uygulanır.
(2) Alacaklılara üçüncü kez yapılan çağrı tarihinden itibaren üç ay geçmedikçe kalan
varlık dağıtılamaz. Şu kadar ki, hâl ve duruma göre alacaklılar için bir tehlike mevcut
olmadığı takdirde mahkeme üç ay geçmeden de dağıtmaya izin verebilir.7374
(3) Esas sözleşme ve genel kurul kararında aksine hüküm bulunmadıkça, dağıtma para
olarak yapılır.
Madde 5445. Defterlerin saklanması
MADDE 544- (1) Tasfiyenin sonunda defterler ve tasfiyeye ilişkin olanlar da dâhil,
belgeler 82 nci madde uyarınca saklanır.
Madde 545III - Şirket unvanının sicilden silinmesi
MADDE 545- (1) Tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden
silinmesi tasfiye memurları tarafından sicil müdürlüğünden istenir. İstem üzerine silinme
tescil ve ilan edilir.
(2) (Ek fıkra: 15/7/2016-6728/69 md.) Bu Kanun hükümlerine göre tasfiye olunan
şirketlerde, 2004 sayılı Kanunun 44 üncü ve 337/a maddesi hükümleri uygulanmaz.
Madde 546IV - Uygulanacak diğer hükümler
MADDE 546- (1) Pay sahipleri ile tasfiye memuru veya memurları arasındaki
uyuşmazlıkların çözümü basit yargılama usulüne tabidir. Mahkeme, gerekli görürse tasfiye
memurlarıyla ilgili pay sahiplerini dinleyerek, kararını otuz gün içinde verir.
(2) Tasfiye memurlarının sorumluluğu hakkında 553 üncü madde hükmü uygulanır.
(3) Tasfiyeye ilişkin genel kurul kararları 418 inci madde uyarınca alınır.
Madde 547C) Ek tasfiye
MADDE 547- (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin
yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay
sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden,
bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 68 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “bir yıl” ibareleri
“altı ay” şeklinde değiştirilmiştir.
4/11/2021 tarihli ve 7341 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle bu fıkranın birinci ve ikinci cümlelerinde
yer alan “altı” ibareleri “üç” şeklinde değiştirilmiştir.
(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için
yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya
yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.
Madde 548D) Tasfiyeden dönülmesi
MADDE 548- (1) Şirket sürenin dolmasıyla veya genel kurul kararıyla sona ermiş ise,
pay sahipleri arasında şirket malvarlığının dağıtımına başlanılmış olmadıkça, genel kurul
şirketin devam etmesini kararlaştırabilir. Devam kararının sermayenin en az yüzde altmışının
oyu ile alınması gerekir. Esas sözleşme ile bu nisap ağırlaştırılabilir ve başkaca önlemler
öngörülebilir. Tasfiyeden dönülmesine ilişkin genel kurul kararını tasfiye memuru tescil ve
ilan ettirir.
(2) Şirket, iflasın açılmasıyla sona ermiş olmasına rağmen iflas kaldırılmışsa veya
iflas, konkordatonun uygulanmasıyla sona ermişse şirket devam eder.
(3) Tasfiye memuru iflasın kaldırıldığına ilişkin kararı ticaret siciline tescil ettirir.
Tescil istemine, pay bedellerinin ve tasfiye paylarının pay sahipleri arasında dağıtılmasına
başlanmadığına ilişkin belge de eklenir.
ONBİRİNCİ BÖLÜM
Hukuki Sorumluluk
A) Sorumluluk hâlleri
Madde 549I - Belgelerin ve beyanların kanuna aykırı olması
MADDE 549- (1) Şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması ile
birleşme, bölünme, tür değiştirme ve menkul kıymet çıkarma gibi işlemlerle ilgili belgelerin,
izahnamelerin, taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı
olmasından, gerçeğin saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan
zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı hâlinde
bunlara katılanlar sorumludur.
Madde 550II - Sermaye hakkında yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi
MADDE 550- (1) Sermaye tamamıyla taahhüt olunmamış veya karşılığı kanun veya
esas sözleşme hükümleri gereğince ödenmemişken, taahhüt edilmiş veya ödenmiş gibi
gösterenler ile kusurlu olmaları şartıyla, şirket yetkilileri, bu payları üstlenmiş kabul edilirler
ve payların karşılıkları ile zararı faiziyle birlikte müteselsilen öderler.
(2) Sermaye taahhüdünde bulunanların ödeme yeterliliğinin bulunmadığını bilen ve
buna onay verenler, söz konusu borcun ödenmemesinden doğan zarardan sorumludurlar.
Madde 551III - Değer biçilmesinde yolsuzluk
MADDE 551- (1) Ayni sermayenin veya devralınacak işletme ile ayınların
değerlemesinde emsaline oranla yüksek fiyat biçenler, işletme ve aynın niteliğini veya durumunu
farklı gösterenler ya da başka bir şekilde yolsuzluk yapanlar, bundan doğan zarardan sorumludur.
Madde 552IV - Halktan para toplamak
MADDE 552- (Değişik: 26/6/2012-6335/27 md.)
(1) Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bir şirket kurmak veya
şirketin sermayesini artırmak amacıyla yahut vaadiyle halka her türlü yoldan çağrıda
bulunularak para toplanması yasaktır.
Madde 553V - Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu
MADDE 553- (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları,
kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde,
(…)75 hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan
sorumludurlar.76
(2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna
dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin
seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil
ve kararlarından sorumlu olmazlar.
(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya
yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen
yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.
Madde 554VI – Denetçinin sorumluluğu77
MADDE 554- (Değişik: 26/6/2012-6335/29 md.)
(1) Şirketin ve şirketler topluluğunun yılsonu ve konsolide finansal tablolarını,
raporlarını, hesaplarını denetleyen denetçi ve özel denetçiler; kanuni görevlerinin yerine
getirilmesinde kusurlu hareket ettikleri takdirde, hem şirkete hem de pay sahipleri ile şirket
alacaklılarına karşı verdikleri zarar dolayısıyla sorumludur.
B) Şirketin zararı
Madde 555I - Genel olarak
MADDE 555- (1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi
isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.
(2) Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi sebepler haklı gösterdiği takdirde,
mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini, bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde,
davacı pay sahibiyle şirket arasında, hakkaniyete göre paylaştırır.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “kusurlarının
bulunmadığını ispatlamadıkça,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yükümlülüklerini”
ibaresinden sonra gelmek üzere “kusurlarıyla” ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.
Bu madde başlığı “VI - Denetçinin ve işlem denetçilerinin sorumluluğu” iken, 26/6/2012 tarihli ve
6335 sayılı Kanunun 29 uncu maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
Madde 556II - İflas hâlinde
MADDE 556- (1) Zarara uğrayan şirketin iflası hâlinde, tazminatın şirkete ödenmesini
isteme hakkını şirket alacaklıları da haizdir. Ancak, pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının
istemleri önce iflas idaresince ileri sürülür.
(2) İflas idaresi birinci fıkrada öngörülen davayı açmadığı takdirde, her pay sahibi
veya şirket alacaklısı mezkûr davayı ikame edebilir. Elde edilen hasıla, İcra ve İflas Kanunu
hükümlerine göre, önce dava açan alacaklıların alacaklarının ödenmesine tahsis olunur;
bakiye, sermaye payları oranında davacı pay sahiplerine ödenir; artan iflas masasına verilir.
(3) Şirketin istemlerinin devrine ilişkin İcra ve İflas Kanununun 245 inci maddesi
hükmü saklıdır.
Madde 557III - Teselsül ve başvuru
MADDE 557- (1) Birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde,
bunlardan her biri, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine
yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur.
(2) Davacı birden çok sorumlu kişiyi zararın tamamı için birlikte dava edebilir ve
hâkimin aynı davada her bir davalının tazminat borcunu belirlemesini isteyebilir.
(3) Birden çok sorumlu arasındaki başvuru, durumun bütün gerekleri dikkate alınarak
hâkim tarafından belirlenir.
IV - İbra
Madde 5581. İbranın etkisi
MADDE 558- (1) İbra kararı genel kurul kararıyla kaldırılamaz. 445 inci madde
hükmü saklıdır.
(2) Şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı
açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını
bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır. Diğer pay sahiplerinin
dava hakları ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer.
Madde 5592. Kuruluş ve sermaye artırımında ibra
MADDE 559- (1) Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, denetçilerin, şirketin
kuruluşundan ve sermaye artırımından doğan sorumlulukları, şirketin tescili tarihinden
itibaren dört yıl geçmedikçe sulh ve ibra yoluyla kaldırılamaz. Bu sürenin geçmesinden sonra
da sulh ve ibra ancak genel kurulun onayıyla geçerlilik kazanır. Bununla beraber, esas
sermayenin onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri sulh ve
ibranın onaylanmasına karşı iseler, sulh ve ibra genel kurulca onaylanmaz.
Madde 560V - Zamanaşımı
MADDE 560- (1) Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve
sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği
günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip,
Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına
da bu zamanaşımı uygulanır.
Madde 561VI - Yetkili mahkeme
MADDE 561- (1) Sorumlular aleyhinde şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye
ticaret mahkemesinde dava açılabilir.
ONİKİNCİ BÖLÜM
Cezai Sorumluluk
Madde 562A) Suçlar ve cezalar7879
1 atıf
MADDE 562- (Değişik: 26/6/2012-6335/30 md.)
(1) Bu Kanunun;
a) 64 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci veya üçüncü cümlesindeki yükümlülükleri
yerine getirmeyenler,
b) 64 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belgelerin kopyasını sağlamayanlar,
c) 64 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gerekli onayları yaptırmayanlar,
d) 65 inci maddesine uygun olarak defterlerini tutmayanlar,
e) 66 ncı maddesindeki usule aykırı olarak envanter çıkaranlar,
f) 86 ncı maddesine göre belgeleri ibraz etmeyenler,
dörtbin (88.997) Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır.
(2) 88 inci maddeye aykırı hareket edenler dörtbin (88.997) Türk Lirası idari para
cezasıyla cezalandırılır.
(3) 199 uncu maddenin birinci ve dördüncü fıkralarına aykırı hareket edenler ikiyüz
günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.
(4) Bu Kanun hükümlerine göre tutulmakla veya muhafaza edilmekle yükümlü olunan
defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin bilgileri, denetime tabi tutulan gerçek veya tüzel kişiye
ait olup olmadığına bakılmaksızın, 210 uncu maddenin birinci fıkrasına göre denetime yetkili
olanlarca istenmesine rağmen vermeyenler veya eksik verenler ya da bu denetim elemanlarının
görevlerini yapmalarını engelleyenler, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç
oluşturmadığı takdirde üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.
(5) Bu Kanunun;
27/12/2020 tarihli ve 7262 sayılı 30 uncu maddesiyle, maddeye onikinci fıkradan sonra gelmek
üzere onüçüncü fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
17/12/2025 tarihli ve 33110 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticaret Bakanlığının 6102 Sayılı
Türk Ticaret Kanununa Göre 2026 Yılında Uygulanacak Olan İdari Para Cezalarına İlişkin Tebliği
ile 1/1/2026 ile 31/12/2026 tarihleri arasında uygulanacak idari para cezası miktarı metne parantez
içinde siyah puntolarla işlenmiştir.
a) (Mülga: 15/7/2016-6728/73 md.)
b) 358 inci maddesine aykırı olarak pay sahiplerine borç verenler,
c) 395 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci veya ikinci cümlesi hükümlerini ihlal
edenler,
üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.
(6) Ticari defterlerin mevcut olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi yahut bu Kanuna
uygun saklanmaması hâllerinde, sorumlular üçyüz günden az olmamak üzere adli para
cezasıyla cezalandırılır.
(7) 527 nci maddeye aykırı hareket edenler, Türk Ceza Kanununun 239 uncu maddesi
hükümlerine göre cezalandırılır.
(8) 549 uncu maddede belirtilen belgeleri sahte olarak düzenleyenler ile ticari
defterlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kayıt yapanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla
cezalandırılır.
(9) 550 nci maddeye aykırı hareket edenler üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para
cezasıyla cezalandırılır.
(10) 551 inci maddeye aykırı hareket edenler doksan günden az olmamak üzere adli
para cezasıyla cezalandırılır.
(11) 552 nci maddeye aykırı hareket edenler altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla
cezalandırılır.
(12) 1524 üncü maddede öngörülen internet sitesini oluşturmayan şirketlerin yönetim
organı üyeleri, yüz günden üçyüz güne kadar adli para cezasıyla ve aynı madde uyarınca
internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayan bu fıkrada
sayılan failler yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
(13) (Ek:27/12/2020-7262/33 md.) Bu Kanunun;
a) 486 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bildirimde bulunmayanlar yirmi bin
(173.801) Türk lirası,
b) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 18/1/2024 Tarihli ve E: 2021/28, K:
2024/11 Sayılı Kararı ile.)
idari para cezasıyla cezalandırılır.
(14) Bu Kanun kapsamındaki idari para cezaları, aksine hüküm bulunmayan hâllerde,
mahallin en büyük mülki amiri tarafından verilir.
(15) Bu Kanunda tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye
kadar birden çok işlenmesi hâlinde, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilir
ve ilgili hükme göre verilecek ceza iki kat artırılır. Ancak, bu kabahatin işlenmesi suretiyle bir
menfaat temin edilmesi veya zarara sebebiyet verilmesi hâlinde verilecek idari para cezasının
miktarı bu menfaat veya zararın üç katından az olamaz.
Madde 563B) Soruşturma ve kovuşturma usulü
MADDE 563- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
BEŞİNCİ KISIM
Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket
Madde 564A) Tanımı
MADDE 564- (1) Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket, sermayesi paylara
bölünen ve ortaklarından bir veya birkaçı şirket alacaklılarına karşı bir kollektif şirket ortağı,
diğerleri bir anonim şirket pay sahibi gibi sorumlu olan şirkettir. Sermaye, paylara
bölünmeksizin sermayesi sadece birden çok komanditerin sermayeye katılma oranlarını
göstermek amacıyla kısımlara ayrılmış bulunuyorsa komandit şirket hükümleri uygulanır.
Madde 565B) Uygulanacak hükümler
MADDE 565- (1) Komanditelerin birbirleriyle, komanditerlerin tümüyle ve üçüncü
kişilerle hukuki ilişkileri, özellikle şirketin yönetimine ve temsiline ilişkin görev ve yetkileri,
şirketten ayrılmaları, komandit şirketlerdeki hükümlere tabidir.
(2) Birinci fıkrada gösterilen hususların dışında, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça
anonim şirket hükümleri uygulanır.
C) Kuruluş
I - Esas sözleşme
Madde 5661. Şekil
MADDE 566- (1) Esas sözleşme yazılı şekilde düzenlenir, kurucularla komandite
ortakların tümü tarafından imzalanır; imzaların noterce onaylanması veya esas sözleşmenin
ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalanması gerekir. (Ek cümle: 15/7/20166728/67 md.) Şirketin kuruluşunda, esas sözleşmeyi ihtiva eden kâğıtlardan değerli kâğıt
bedeli alınmaz.80
(2) İzin alınmasına ilişkin 333 üncü madde uygulanmaz.
Madde 5672. İçeriği
MADDE 567- (1) Esas sözleşme, ikinci fıkrasının (f) bendi hariç olmak üzere 339
uncu maddede yer alan tüm kayıtları içermelidir.
Madde 568II - Kurucular
MADDE 568- (1) Esas sözleşmeyi imzalayanlarla şirkete paradan başka sermaye
koyanların tümü kurucu sayılır.
(2) Kurucular beş kişiden az olamaz. Kuruculardan en az birinin komandite olması
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylanması” ibaresinden
sonra gelmek üzere “veya esas sözleşmenin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda
imzalanması” ibaresi eklenmiştir.
şarttır. Kurucu sıfatını haiz olan komanditerlerin sahip oldukları payların her birinin tutarının
esas sözleşmeye yazılması gerekir.
Madde 569III - Uygulanacak hükümler
MADDE 569- (1) Kuruluşa, anonim şirketlerin kuruluşuna ilişkin hükümler uygulanır.
D) Yönetim
Madde 570I - Uygulanacak hükümler
MADDE 570- (1) Anonim şirketlerin yönetim kurulunun görevleriyle sorumluluklarına
ilişkin hükümleri, yönetici olan komandite ortaklar hakkında da geçerlidir.
Madde 571II - Görevden alınma
MADDE 571- (1) Şirketi yönetmek ve temsil etmekle görevli olan komandite ortaklar,
kollektif şirketin yönetimine ve temsiline görevli ortaklar için kanunda belirlenen hâllerde ve
öngörülen şartlar uyarınca görevden alınabilirler. Görevden alma kararının tescili ile,
görevden alınan ortağın şirketin bu tarihten sonra doğacak borçlarından dolayı kişisel
sorumlulukları sona erer.
Madde 572III - Rekabet yasağı
MADDE 572- (1) Komandite ortak diğer komanditelerin ve genel kurulun izni
olmaksızın şirketin işletme konusuna giren bir iş yapamayacağı gibi bu tür ticaretle uğraşan
bir şirkete sorumluluğu sınırlandırılmamış ortak sıfatıyla da katılamaz.
(2) Bu madde hükmüne aykırı hareket eden komandite ortak hakkında kollektif şirkete
ilişkin hükümler uygulanır.
ALTINCI KISIM
Limited Şirket
BİRİNCİ BÖLÜM
Tanım ve Kuruluş
Madde 573A) Kavram
MADDE 573- (1) Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından
bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye
paylarının toplamından oluşur.
(2) Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas
sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim
yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.
(3) Limited şirket, kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için
kurulabilir.
Madde 574B) Ortakların sayısı
MADDE 574- (1) Ortakların sayısı elliyi aşamaz.
(2) Ortak sayısı bire düşerse durum, bu sonucu doğuran işlem tarihinden itibaren yedi
gün içinde müdürlere yazıyla bildirilir. Müdürler, bildirimin alınması tarihinden başlayarak
yedinci günün sonuna kadar, şirketin tek ortaklı olduğunu, bu ortağın adını, yerleşim yerini ve
vatandaşlığını tescil ve ilan ettirirler, aksi hâlde doğacak zarardan sorumlu olurlar. Aynı
yükümlülük, şirketin bir ortakla kurulduğu hâllerde de geçerlidir.
(3) Şirket, tek ortağının kendisinin olacağı bir şirkete dönüşeceği sonucunu doğuracak
şekilde esas sermaye payını iktisap edemez.
C) Şirket sözleşmesi
Madde 575I - Şekil
MADDE 575- (1) Şirket sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve kurucular
tarafından ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda imzalanması
şarttır. (Ek cümle: 15/7/2016-6728/67 md.) Şirketin kuruluşunda, şirket sözleşmesini ihtiva
eden kâğıtlardan değerli kâğıt bedeli alınmaz.8182
II - İçerik
Madde 5761. Zorunlu kayıtlar
MADDE 576- (1) Şirket sözleşmesinde aşağıdaki kayıtların açıkça yer alması
gereklidir:
a) Şirketin ticaret unvanı ve merkezinin bulunduğu yer.
b) Esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir şekilde, şirketin işletme konusu.
c) Esas sermayenin itibarî tutarı, esas sermaye paylarının sayısı, itibarî değerleri, varsa
imtiyazlar, esas sermaye paylarının grupları.
d) Müdürlerin adları, soyadları, unvanları, vatandaşlıkları.
e) Şirket tarafından yapılacak ilanların şekli.
Madde 5772. Şirket sözleşmesinde öngörülmeleri şartıyla bağlayıcı olan hükümler
MADDE 577- (1) Aşağıdaki kayıtlar, şirket sözleşmesinde öngörüldükleri takdirde
bağlayıcı hükümlerdir:
a) Esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılmasına ilişkin kanuni hükümlerden
ayrılan düzenlemeler.
b) Ortaklara veya şirkete, esas sermaye payları ile ilgili olarak önerilmeye muhatap
olma, önalım, geri alım ve alım hakları tanınması.
c) Ek ödeme yükümlülüklerinin öngörülmesi, bunların şekli ve kapsamı.
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylanması” ibaresinden
sonra gelmek üzere “veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda
imzalanması” ibaresi eklenmiştir.
15/2/2018 tarihli ve 7099 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “kurucuların
imzalarının noterce onaylanması veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı” ibaresi
“kurucular tarafından ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin” şeklinde değiştirilmiştir.
d) Yan edim yükümlülüklerinin öngörülmesi, bunların şekli ve kapsamı.
e) Belirli veya belirlenebilir ortaklara veto hakkı veya bir genel kurul kararının oylanması
sonucunda oyların eşit çıkması hâlinde bazı ortaklara üstün oy hakkı tanıyan hükümler.
f) Kanunda ya da şirket sözleşmesinde öngörülmüş bulunan yükümlülüklerin hiç ya da
zamanında yerine getirilmemeleri hâlinde uygulanabilecek sözleşme cezası hükümleri.
g) Kanuni düzenlemeden ayrılan rekabet yasağına ilişkin hükümler.
h) Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin özel hak tanıyan hükümler.
ı) Genel kurulda karar almaya, oy hakkına ve oy hakkının hesaplanmasına ilişkin
kanuni düzenlemeden ayrılan hükümler.
i) Şirket yönetiminin üçüncü bir kişiye bırakılmasına ilişkin yetki hükümleri.
j) Bilanço kârının kullanılması hakkında kanundan ayrılan hükümler.
k) Çıkma hakkının tanınması ile bunun kullanılmasının şartları, bu hâllerde ödenecek
olan ayrılma akçesinin türü ve tutarı.
l) Ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin özel sebepleri gösteren hükümler.
m) Kanunda belirtilenler dışında öngörülen sona erme sebeplerine dair hükümler.
Madde 5783. Ayni sermaye, ayni devralmalar ve özel menfaatler
MADDE 578- (1) Ayni sermaye, ayınların veya işletmelerin devralınması ve özel
menfaatler hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.
Madde 5794. Emredici hükümler
MADDE 579- (1) Şirket sözleşmesi, bu Kanunun limited şirketlere ilişkin
hükümlerinden ancak kanunda buna açıkça cevaz verilmişse sapabilir. Diğer kanunların
öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı nitelikteki şirket sözleşmesi hükümleri, o kanuna
özgülenmiş olarak hüküm doğururlar.
D) Sermaye
Madde 580I - En az tutar
MADDE 580- (1) Limited şirketin esas sermayesi en az onbin Türk Lirasıdır. 83
(2) Bu maddede yazılı en az tutar, Cumhurbaşkanınca on katına kadar artırılabilir.84
Madde 581II - Ayni sermaye
MADDE 581- (1) Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz veya tedbir bulunmayan;
nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar ve
24/11/2023 tarihli ve 7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu fıkrada yer alan limited şirketler için
onbin Türk Lirası olarak öngörülen en az esas sermaye tutarı ellibin Türk Lirasına yükseltilmiştir.Söz
konusu değişiklik daha sonra 26/11/2023 tarihli ve 32381 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan
Düzeltme ile değiştirilerek düzeltilmiştir.
2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada yer
alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
adlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel
emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz.
(2) 127 nci madde hükmü saklıdır.
Madde 582III - Mal bedelleri ve kurucu menfaatleri
MADDE 582- (1) Kurucular tarafından, kurulmakta bulunan şirketle ilgili olarak,
şirket hesabına alınan malların bedelleri ile şirketin kurulmasında hizmeti geçenlere tanınan
menfaatler şirket sözleşmesine yazılır.
(2) 128 inci madde hükmü saklıdır.
Madde 583E) Esas sermaye payları
MADDE 583- (1) Şirket sözleşmesinde esas sermaye paylarının itibarî değerleri en az
yirmibeş Türk Lirası olarak belirlenebilir. Şirketin durumunun iyileştirilmesi amacıyla bu
değerin altına inilebilir.
(2) Esas sermaye paylarının itibarî değerleri farklı olabilir. Ancak, esas sermaye
paylarının değerlerinin yirmibeş Türk Lirası veya bunun katları olması şarttır. Bir esas
sermaye payının vereceği oyun, 618 inci madde uyarınca itibarî değere göre hesaplanması,
esas sermaye payının bölünmesi değildir. Aynı hüküm bir hakkın veya yükümlülüğün itibarî
değere göre belirlendiği durumlar için de geçerlidir.
(3) Bir ortak birden fazla esas sermaye payına sahip olabilir.
(4) Esas sermaye payları itibarî değerden veya bu değeri aşan bir bedelle çıkarılabilir.
(5) Esas sermaye payının bedeli şirket sözleşmesinde öngörüldüğü şekilde, nakit veya
ayın olarak veya bir alacağın takası yoluyla yahut sermaye artırımında olduğu gibi, serbestçe
kullanılabilecek özkaynakların esas sermayeye dönüştürülmesi yoluyla ödenir.
Madde 584F) İntifa senetleri
MADDE 584- (1) Şirket sözleşmesinde intifa senetlerinin çıkarılması öngörülebilir;
bu konuda anonim şirketlere ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
G) Kuruluş
Madde 585I - Kurulma anı
MADDE 585- (Değişik: 26/6/2012-6335/31 md.)
(1) Şirket, kurucuların, kanuna uygun olarak düzenlenmiş bulunan, sermayenin
tamamını ödemeyi şartsız olarak taahhüt ettikleri, ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş
personelin huzurunda imzaladığı şirket sözleşmesinde limited şirket kurma iradelerini
açıklamalarıyla kurulur. Esas sermaye pay bedellerinin ödenmesi, ödeme yeri, ifa borcu, ifa
etmemenin sonuçları, bedelleri tamamen ödenmemiş payların devri hususlarında bu Kanunun
anonim şirketlere ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır. (Ek cümle: 15/2/2018-7099/25 md.)
Ancak nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmibeşinin tescilden
önce ödenmesi şartı limited şirketler bakımından uygulanmaz. 588 inci maddenin birinci fıkra
hükümleri saklıdır.8586
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylandığı” ibaresinden sonra
gelmek üzere “veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzaladığı” ibaresi eklenmiştir.
15/2/2018 tarihli ve 7099 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “imzalarının
noterce onaylandığı veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı” ibaresi “ticaret sicili müdürlüğünde
yetkilendirilmiş personelin” şeklinde değiştirilmiştir.
II - Tescil
Madde 5861. İstem
MADDE 586- (1) Şirket sözleşmesinin 575 inci maddede öngörüldüğü şekilde
düzenlenmesinden sonra, tescil için, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline başvurulur.
(2) Başvuru, müdürlerin tümü tarafından imzalanır. Başvuruya aşağıdaki belgeler eklenir:
a) Şirket sözleşmesinin onaylanmış bir örneği.
b) (Mülga: 15/7/2016-6728/73 md.)
c) Yerleşim yerleri de gösterilerek şirketi temsile yetkili kişileri ve denetçinin seçimini
gösterir belge.
(3) Dilekçede şu kayıtlar yer alır:
a) Bütün ortakların adları ve soyadları veya unvanları, yerleşim yerleri, vatandaşlıkları.
b) Her ortağın üstlendiği esas sermaye payı ve ödediği toplam tutar.
c) İster ortak ister üçüncü kişi olsun, müdürlerin adları ve soyadları veya unvanları.
d) Şirketin ne suretle temsil edileceği.
Madde 5872. Tescil ve ilan
MADDE 587- (1) Şirket sözleşmesinin tamamı, kurucuların imzalarının ticaret sicili
müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda imzalandığı tarihi izleyen otuz gün
içinde, şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili
Gazetesinde ilan olunur. Tescil ve ilan edilen şirket sözleşmesine, aşağıda sayılanlar dışında,
36 ncı maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanmaz:8788
a) Şirket sözleşmesinin tarihi.
b) Şirketin ticaret unvanı ve merkezi.
c) Esas noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış şekilde şirketin işletme konusu; şirket
sözleşmesinde bu konuda bir hüküm varsa, şirketin süresi.
d) Esas sermayenin itibarî değeri.
e) Gerçek kişi ortağın adı ve soyadı, yerleşim yeri, tüzel kişi ortakların unvanı,
merkezleri ve her ortağın üstlendiği esas sermaye payları.
f) Ayni sermayenin konusu ve bu tür sermayenin karşılığında verilecek esas sermaye
payları; bir aynın devralınması hâlinde ilgili sözleşmenin konusu, sözleşmenin karşı tarafı,
şirketin borçlandığı karşı edim; özel menfaatlerin içerik ve değeri.
g) Öngörülmüş ise, intifa senetlerinin sayısı ve bunlara sağlanan hakların içeriği.
h) Müdürlerin ve şirketi temsile yetkili diğer kişilerin adları, soyadları veya unvanları
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 67 nci maddesi ile bu fıkraya “onaylanmasını”
ibaresinden sonra gelmek üzere “veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı
huzurunda imzalandığı tarihi” ibaresi eklenmiştir.
15/2/2018 tarihli ve 7099 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi ile bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan
“noterce onaylanmasını veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı” ibaresi
“ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin” şeklinde değiştirilmiştir.
ve yerleşim yerleri.
ı) Temsil yetkisinin kullanılma şekli.
i) Denetçinin yerleşim yeri, merkezi, varsa ticaret siciline tescil edilmiş şubesi (…)89
j) Şirket sözleşmesinde öngörülmüş bulunan imtiyaz, ek yükümlülük veya yan edim
yükümlülükleri, esas sermaye payları ile ilgili önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve
alım hakları.
k) Şirket tarafından yapılacak olan ilanların şekli, türü ve şirket sözleşmesinde bu
konuda bir hüküm bulunduğu takdirde, müdürlerin ortaklara ne şekilde bildirimde
bulunacakları.
Madde 588III - Tüzel kişilik
MADDE 588- (1) Şirket, ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır.
(2) Şirketçe kabul olunmadığı takdirde, kuruluş giderleri kurucular tarafından
karşılanır. Bunların pay sahiplerine rücû hakları yoktur.
(3) Tescilden önce şirket adına işlem yapanlar, bu işlemler dolayısıyla şahsen ve
müteselsilen sorumludur.
(4) Bu gibi taahhütlerin, ileride kurulacak şirket adına yapıldıklarının açıkça
bildirilmeleri ve şirketin ticaret siciline tescilini izleyen üç aylık süre içinde şirket tarafından
kabul edilmeleri koşuluyla, bunlardan yalnız şirket sorumlu olur.
İKİNCİ BÖLÜM
Şirket Sözleşmesinin Değiştirilmesi
Madde 589A) Genel olarak
MADDE 589- (1) Aksi şirket sözleşmesinde öngörülmediği takdirde, şirket
sözleşmesi, esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebilir. 621
inci madde hükmü saklıdır.
(2) Şirket sözleşmesinde yapılan her değişiklik tescil ve ilan edilir.
B) Özel değişiklikler
I - Esas sermayenin artırılması
Madde 5901. İlke
MADDE 590- (1) Şirketin kuruluşu hakkındaki hükümlere ve özellikle sermayenin
ayın olarak konması ve bir işletme ile ayınların devralınmasına dair kurallara uymak şartıyla
esas sermaye artırılabilir.
Madde 5912. Rüçhan hakkı
MADDE 591- (1) Şirket sözleşmesinde veya artırma kararında aksi öngörülmemişse,
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “, denetçinin
yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir olması hâlinde adı, soyadı, yerleşim yeri,
meslek odası numarası” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
her ortak, esas sermaye payı oranında, esas sermayenin artırılmasına katılmak hakkını haizdir.
(2) Genel kurulun sermaye artırımına ilişkin kararıyla, ortakların yeni payları almaya
ilişkin rüçhan hakkı, ancak haklı sebeplerin varlığında ve 621 inci maddenin birinci fıkrasının
(e) bendinde öngörülen nisapla sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Özellikle, işletmelerin,
işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınmaları ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep
olarak kabul edilebilir. Rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılması suretiyle hiç
kimse haklı görülemeyecek şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz.
(3) Rüçhan hakkının kullanılabilmesi için en az onbeş gün süre verilir.
Madde 592II - Esas sermayenin azaltılması
MADDE 592- (1) Anonim şirketlerin esas sermayenin azaltılmasına ilişkin hükümleri
limited şirketlere kıyas yoluyla uygulanır. Esas sermaye borca batık bilançonun iyileştirilmesi
amacıyla, ancak şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme yükümlülüklerinin tamamen
ödenmesi hâlinde azaltılabilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Ortakların Hak ve Borçları
A) Esas sermaye payının işlemlere konu olması
Madde 593I - Genel olarak
MADDE 593- (1) Esas sermaye payının şirketçe iktisabına ilişkin 612 nci maddenin
ikinci fıkrasında öngörülen hâller dışında, esas sermaye payı, ortaklar arasındaki devirler de
dâhil olmak üzere sadece aşağıdaki hükümler uyarınca devredilebilir ve miras yoluyla geçer.
(2) Esas sermaye pay senetleri ispat aracı şeklinde veya nama yazılı olarak düzenlenir.
Ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinin, ağırlaştırılmış veya bütün ortakları kapsayacak
biçimde düzenlenmiş rekabet yasağının ve şirket sözleşmesinde öngörülmüş önerilmeye
muhatap olma, önalım, geri alım ve alım haklarının, bu senetlerde açıkça belirtilmesi gereklidir.
Madde 594II - Pay defteri
MADDE 594- (1) Şirket, esas sermaye paylarını içeren bir pay defteri tutar.
Ortakların, adları, adresleri, her ortağın sahip olduğu esas sermaye payının sayısı, esas
sermaye paylarının devirleri ve geçişleri itibarî değerleri, grupları ve esas sermaye payları
üzerindeki intifa ve rehin hakları, sahiplerinin adları ve adresleri bu deftere yazılır.
(2) Ortaklar pay defterini inceleyebilir.
III - Esas sermaye payının geçişi hâlleri
Madde 5951. Devir
MADDE 595- (1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler
yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek
ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları
kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım
ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir.
(2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için,
ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.
(3) Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep
göstermeksizin onayı reddedebilir.
(4) Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir.
(5) Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse,
ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır.
(6) Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü
takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse,
genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir.
(7) Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş
sayılır.
Madde 5962. Miras, eşler arasındaki mal rejimi ve icra
MADDE 596- (1) Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin
hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına
gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer.
(2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği
kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi
tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın
geçtiği kişiye önermesi şarttır.
(3) Red kararı, devrin gerçekleştiği günden itibaren geçerli olmak üzere geriye
etkilidir. Red, bu konudaki kararın verilmesine kadar geçen süre içinde alınan genel kurul
kararlarının geçerliliğini etkilemez.
(4) Şirket, üç ay içinde esas sermaye payının geçişini açıkça ve yazılı olarak
reddetmemişse onayını vermiş sayılır.
Madde 5973. Gerçek değerin belirlenmesi
MADDE 597- (1) Kanunda veya şirket sözleşmesinde esas sermaye payının bedeli
olarak gerçek değerin öngörüldüğü durumlarda, taraflar anlaşamamışlarsa bu değer,
taraflardan birinin istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret
mahkemesince belirlenir.
(2) Mahkeme, yargılama ve değer belirleme giderlerini kendi takdirine göre paylaştırır.
Mahkemenin kararı kesindir.
Madde 5984. Tescil
MADDE 598- (1) Esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket
müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulur.
(2) Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla
ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete,
iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir.
(3) Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni korunur.
IV - Birden fazla ortağa ait esas sermaye payı, bu pay üzerinde çeşitli haklar
Madde 5991. Paylı mülkiyet
MADDE 599- (1) Bir esas sermaye payı birden fazla ortağa ait olduğu takdirde,
paydaşlar şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinden dolayı
şirkete karşı müteselsilen sorumludur.
(2) Paydaşlar, esas sermaye payından doğan haklarını, ancak atayacakları ortak bir
temsilci aracılığı ile kullanabilirler.
Madde 6002. İntifa ve rehin hakkı
MADDE 600- (1) Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı kurulmasına, esas
sermaye payının geçişine ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Şirket sözleşmesiyle, esas sermaye payı üzerinde rehin hakkı kurulması genel
kurulun onayına bağlanabilir. Bu hâlde geçişe ilişkin hükümler uygulanır. Genel kurul sadece
haklı sebeplerin varlığında rehin hakkı kurulmasına onay vermekten kaçınabilir.
(3) Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı bulunması hâlinde, pay intifa hakkı
sahibi tarafından temsil edilir; bu durumda intifa hakkını haiz kişi, esas sermaye payı
sahibinin menfaatlerini, hakkaniyete uygun bir şekilde gözetmezse tazminat ile yükümlü olur.
Madde 601B) Geri verme yasağı
MADDE 601- (1) Esas sermayenin azaltılması hâli hariç, ortaklara, esas sermaye payı
bedeli geri verilemeyeceği gibi, ortaklar bu borçtan ibra da olunamazlar.
Madde 602C) Ortakların sorumluluğu
MADDE 602- (1) Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla
sorumludur.
D) Ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri
I - Ek ödeme yükümlülüğü
Madde 6031. Kural
MADDE 603- (1) Ortaklar şirket sözleşmesiyle, esas sermaye payı bedeli dışında ek
ödeme ile de yükümlü tutulabilirler. Ortaklardan bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ancak,
a) Şirket esas sermayesi ile kanuni yedek akçeler toplamının şirketin zararını
karşılayamaması,
b) Şirketin bu ek araçlar olmaksızın işlerine gereği gibi devamının mümkün olmaması,
c) Şirket sözleşmesinde tanımlanan ve özkaynak ihtiyacı doğuran diğer bir hâlin
gerçekleşmiş bulunması,
hâllerinde istenebilir.
(2) İflasın açılması ile ek ödeme yükümlülüğü muaccel olur.
(3) Ek ödeme yükümlülüğü şirket sözleşmesinde ancak esas sermaye payını esas alan
belirli bir tutar olarak öngörülebilir. Bu tutar esas sermaye payının itibarî değerinin iki katını
aşamaz.
(4) Her ortak, sadece kendi esas sermaye payına düşen ek ödemeyi yerine getirmekle
yükümlüdür.
(5) Şartlar gerçekleşmişse, ek ödemeler müdürler tarafından istenir.
(6) Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılması ancak esas sermaye ile
kanuni yedek akçeler toplamının zararları tamamen karşılaması hâlinde mümkündür. Ek
ödeme yükümlülüğünün azaltılmasına veya kaldırılmasına esas sermayenin azaltılması
hakkındaki hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
Madde 6042. Yükümlülüğün sürmesi
MADDE 604- (1) Şirket, ortağın şirketten ayrılmasının tescil edildiği tarihten itibaren iki
yıl içinde iflas etmiş ise bu eski ortaktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi istenir.
(2) Ek ödeme yükümlülüğü, halef tarafından yerine getirilmemişse, ortağın sorumluluğu,
yükümlülüğü gerçekleştiği tarihte ortağa karşı ileri sürülebileceği ölçüde devam eder.
Madde 6053. Geri ödeme
MADDE 605- (1) Yerine getirilen ek ödeme yükümlülüğünün kısmen veya tamamen
geri verilebilmesi için ek ödemeye ilişkin tutarın, serbestçe kullanılabilecek yedek akçeler ile
fonlardan karşılanabilir olması (…)90 şarttır.
Madde 606II - Yan edim yükümlülüğü
MADDE 606- (1) Şirket sözleşmesiyle, şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine
hizmet edebilecek yan edim yükümlülükleri öngörülebilir.
(2) Bir esas sermaye payına bağlı yan edim yükümlülüklerinin konusu, kapsamı,
koşulları ve diğer önemli noktalar şirket sözleşmesinde belirtilir. Ayrıntıyı gerektiren konular
genel kurul düzenlemesine bırakılabilir.
(3) Şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş bir karşılığı veya uygun bir karşılığı
bulunmayan ve özkaynak ihtiyacını karşılamaya hizmet eden nakdî ve ayni edim yükümlülükleri,
ek ödeme yükümlülüğüne ilişkin hükümlere tâbîdir.
Madde 607III - Sonradan öngörülme
MADDE 607- (1) Şirket sözleşmesini değiştirip, ek ya da yan edim yükümlülükleri
öngören veya mevcut yükümlülükleri artıran genel kurul kararları, ancak ilgili tüm ortakların
onayıyla alınabilir.
E) Kâr payı ve ilgili diğer hükümler
Madde 608I - Kâr payı ve yedek akçeler
MADDE 608- (1) Kâr payı, sadece net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek
akçelerden dağıtılabilir. Kâr payı dağıtımına ancak, kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca
ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler
ayrıldığı takdirde karar verilebilir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve bu durumun
işlem denetçisi tarafından doğrulanmış bulunması” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
(2) Şirket sözleşmesi ile aksi öngörülmedikçe, kâr payı, esas sermaye payının itibarî
değerine oranla hesaplanır; ayrıca yerine getirilen ek ödeme yükümlülüklerinin tutarı da kâr
payının hesaplanmasında itibarî değere eklenir.
(3) Şirket genel kurulu, kanun ya da şirket sözleşmesinde öngörülmeyen veya
öngörüleni aşan tutarlarda yedek akçelerin ayrılmalarına sadece;
a) Zararların karşılanması için gerekliyse,
b) Şirketin gelişimi için yatırım yapılması ihtiyacı ciddi bir şekilde ortaya konulmuşsa,
bütün ortakların menfaati böyle bir yedek akçe ayrılmasını haklı gösteriyorsa ve bu hususlar
şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmişse,
karar verebilir.
Madde 609II - Faiz yasağı ve hazırlık dönemi faizi
MADDE 609- (1) Esas sermayeye ve ek ödemelere faiz verilemez. Şirket
sözleşmesiyle hazırlık dönemi faizi ödenmesi öngörülebilir. Bu hâlde anonim şirketlere ilişkin
hükümler uygulanır.
Madde 610III - Finansal tablolar ve yedek akçeler
MADDE 610- (1) Anonim şirketlere ilişkin 514 ilâ 527 nci madde hükümleri limited
şirketlere de uygulanır.
Madde 611IV - Haksız alınan kâr paylarının geri verilmesi
MADDE 611- (1) Haksız yere kâr almış olan ortak ve müdür bunu geri vermekle
yükümlüdür.
(2) İyiniyetli oldukları takdirde ortak veya müdürün haksız alınan kârı geri verme
borcu, şirket alacaklılarının haklarını ödemek için gerekli olan tutarı aşamaz.
(3) Şirketin haksız alınan kârı geri alma hakkı, paranın alındığı tarihten itibaren beş
yıl, iyiniyetin varlığında iki yıl sonra zamanaşımına uğrar.
Madde 612F) Şirketin kendi esas sermaye paylarını iktisabı
MADDE 612- (1) Şirket kendi esas sermaye paylarını, sadece, bunları alabilmek için
gerekli tutarda serbestçe kullanabileceği özkaynaklara sahipse ve alacağı payların itibarî
değerlerinin toplamı esas sermayenin yüzde onunu aşmıyorsa iktisap edebilir.
(2) Şirket sözleşmesinde öngörülen veya mahkeme kararıyla hükme bağlanmış
bulunan bir şirketten çıkma ya da çıkarma dolayısıyla, esas sermaye paylarının iktisabı
hâlinde, birinci fıkradaki üst sınır yüzde yirmi olarak uygulanır. Şirket esas sermayesinin
yüzde onunu aşan bir tutarda iktisap edilen esas sermaye payları iki yıl içinde elden çıkarılır
veya sermaye azaltılması yoluyla itfa edilir.
(3) Şirket kendi esas sermaye payları için ödediği tutar kadar yedek akçe ayırır.
(4) Şirketin iktisap ettiği kendi esas sermaye paylarından kaynaklanan oy hakları ile
buna bağlı diğer haklar, paylar şirketin elinde bulunduğu sürece donar.
(5) Şirketin, iktisap ettiği kendi esas sermaye paylarına ait ek ve yan ödeme
yükümlülükleri, söz konusu paylar şirketin elinde bulunduğu sürece istenemez.
(6) Şirketin kendi paylarını iktisap etmesine ilişkin sınırlama ile ilgili hükümler, şirket
esas sermaye paylarının, şirketin çoğunluğuna sahip bulunduğu yavru şirketlerce iktisabı
hâlinde de uygulanır.
Madde 613G) Bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı
MADDE 613- (1) Ortaklar, şirket sırlarını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük
şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla kaldırılamaz.
(2) Ortaklar, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamazlar.
Özellikle, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler
yapamazlar. Şirket sözleşmesiyle, ortakların, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan
kaçınmak zorunda oldukları öngörülebilir.
(3) Müdürler hakkında rekabet yasağı öngören 626 ncı madde hükümleri saklıdır.
(4) Geri kalan ortakların tümü yazılı olarak onay verdikleri takdirde, ortaklar, bağlılık
yükümüne veya rekabet yasağına aykırı düşen faaliyetlerde bulunabilirler. Esas sözleşme
birinci cümledeki onay yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.
Madde 614H) Bilgi alma ve inceleme hakkı
MADDE 614- (1) Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında
bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir.
(2) Ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanması tehlikesi
varsa, müdürler, bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebilir; bu konuda
ortağın başvurusu üzerine genel kurul karar verir.
(3) Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi
üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Mahkeme kararı kesindir.
Madde 615I) Özkaynakların yerini tutan ödünçler
MADDE 615- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Şirketin Organları
A) Genel kurul
Madde 616I - Yetkiler
MADDE 616- (1) Genel kurulun devredilemez yetkileri şunlardır:
a) Şirket sözleşmesinin değiştirilmesi.
b) Müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları.
c) Topluluk denetçisi ile (…)91 denetçilerin atanmaları ve görevden alınmaları.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “işlem denetçileri
de dâhil olmak üzere,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
d) Topluluk yılsonu finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporunun onaylanması.
e) Yılsonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kâr payı
hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi.
f) Müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi ve ibraları.
g) Esas sermaye paylarının devirlerinin onaylanması.
h) Bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması.92
ı) Müdürün, şirketin kendi paylarını iktisabı konusunda yetkilendirilmesi veya böyle
bir iktisabın onaylanması.
i) Şirketin feshi.
j) Genel kurulun kanun veya şirket sözleşmesi ile yetkilendirildiği ya da müdürlerin
genel kurula sunduğu konularda karar verilmesi.
(2) Aşağıda sayılanlar, şirket sözleşmesinde öngörüldükleri takdirde genel kurulun
devredilemez yetkileridir:
a) Şirket sözleşmesi uyarınca genel kurulun onayının arandığı hâller ile müdürlerin
faaliyetlerinin onaylanması.
b) Önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım haklarının kullanılması hakkında
karar verilmesi.
c) Esas sermaye payları üzerinde rehin hakkı kurulmasına ilişkin onayın verilmesi.
d) Yan edim yükümlülükleri hakkında iç yönerge çıkarılması.
e) Şirket sözleşmesinin 613 üncü maddenin dördüncü fıkrası uyarınca ortakların
onayını yeterli görmemesi hâlinde, müdürlerin ve ortakların şirkete karşı bağlılık yükümü
veya rekabet yasağı ile bağdaşmayan faaliyetlerde bulunabilmelerinin onayı için gereken
iznin verilmesi.
f) Bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplerden dolayı şirketten çıkarılması.
(3) Tek ortaklı limited şirketlerde, bu ortak genel kurulun tüm yetkilerine sahiptir. Tek
ortağın genel kurul sıfatıyla alacağı kararların geçerlilik kazanabilmeleri için yazılı olmaları
şarttır.
II - Genel kurulun toplanması
Madde 6171. Çağrı
MADDE 617- (1) Genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır. Olağan genel
kurul toplantısı, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır. Şirket
sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe genel kurul olağanüstü toplantıya çağrılır.
(2) Genel kurul, toplantı gününden en az onbeş gün önce toplantıya çağrılır. Şirket
sözleşmesi bu süreyi uzatabilir veya on güne kadar kısaltabilir.
(3) Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel
kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin
Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihli ve E: 2025/128, K: 2025/273 sayılı Kararı ile bu bent
“iki ortaklı limited şirketler” yönünden iptal edilmiştir.
hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır. Her ortak
kendisini genel kurulda ortak olan veya olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirebilir.
(4) Herhangi bir ortak sözlü görüşme isteminde bulunmadıkça, genel kurul kararları,
ortaklardan birinin gündem maddesi ile ilgili önerisine diğer ortakların yazılı onayları alınmak
suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm ortakların onayına sunulması kararın geçerliliği için
şarttır.
Madde 6182. Oy hakkı ve hesaplanması
MADDE 618- (1) Ortakların oy hakkı esas sermaye paylarının itibarî değerine göre
hesaplanır. Şirket sözleşmesinde daha yüksek bir tutar öngörülmemişse her yirmibeş Türk
Lirası bir oy hakkı verir. Ancak, şirket sözleşmesi ile birden fazla paya sahip ortakların oy
hakları sınırlandırılabilir. Ortak, en az bir oy hakkını haizdir. Şirket sözleşmesinde açıkça
düzenlenmişse yazılı oy da verilebilir.
(2) Şirket sözleşmesi oy hakkını, itibarî değerden bağımsız olarak her esas sermaye
payına bir oy hakkı düşecek şekilde de belirleyebilir. Bu hâlde en küçük esas sermaye payının
itibarî değeri, diğer esas sermaye paylarının itibarî değerleri toplamının onda birinden az
olamaz.
(3) Oy hakkının esas sermaye paylarının sayısına göre belirlenmesine ilişkin şirket
sözleşmesi hükmü aşağıdaki hâllerde uygulanmaz:
a) Denetçilerin seçimi.
b) Şirket yönetimi ya da onun bazı bölümlerinin denetimi için özel denetçi seçimi.
c) Sorumluluk davası açılması hakkında karar verilmesi.
Madde 6193. Oy hakkından yoksunluk
MADDE 619- (1) Herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar,
müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar.
(2) Şirketin kendi esas sermaye payını iktisabına ilişkin kararlarda, esas sermaye
payını devreden ortak oy kullanamaz.
(3) Ortağın bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyetlerde bulunmasını
onaylayan kararlarda ilgili ortak oy kullanamaz.
III - Karar alma
Madde 6201. Olağan karar alma
MADDE 620- (1) Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde,
seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu
ile alınır.
Madde 6212. Önemli kararlar
MADDE 621- (1) Aşağıdaki genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte
ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada
bulunması hâlinde alınabilir:
a) Şirket işletme konusunun değiştirilmesi.
b) Oyda imtiyazlı esas sermaye paylarının öngörülmesi.
c) Esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılması, yasaklanması ya da kolaylaştırılması.
d) Esas sermayenin artırılması.
e) Rüçhan hakkının sınırlandırılması ya da kaldırılması.
f) Şirket merkezinin değiştirilmesi.
g) Müdürlerin ve ortakların, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyette
bulunmalarına genel kurul tarafından onay verilmesi.
h) Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye
başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten
çıkarılması.93
ı) Şirketin feshi.
(2) Kanunda belli kararların alınabilmesi için ağırlaştırılmış nisap aranıyorsa, bu nisabı
daha da ağırlaştıracak şirket sözleşmesi hükümleri, ancak şirket sözleşmesinde öngörülecek
çoğunlukla kabul edilebilir.
(3) (Ek: 12/7/2013-6495/52 md.) Bir ortağın şirketten çıkarılma sebeplerinin sonradan
şirket sözleşmesine konulabilmesine dair sözleşme değişikliği, şirket sermayesini temsil eden
tüm ortakların genel kurul toplantısında oy birliği ile karar almasıyla mümkündür.
Madde 622IV- Genel kurul kararlarının butlanı ve iptali
MADDE 622- (1) Bu Kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve
iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır.
B) Yönetim ve temsil
I - Müdürler
Madde 6231. Genel olarak
MADDE 623- (1) Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir.
Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa
veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim
hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir.
(2) Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu kişi bu görevi tüzel
kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler.
(3) Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan
Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihli ve E: 2025/128, K: 2025/273 sayılı Kararı ile bu bentte
yer alan “Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye
başvurulması…” ibaresi “iki ortaklı limited şirketler” yönünden iptal edilmiştir.
yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler.
Madde 6242. Müdürlerin birden fazla olmaları
MADDE 624- (1) Şirketin birden fazla müdürünün bulunması hâlinde, bunlardan biri,
şirketin ortağı olup olmadığına bakılmaksızın, genel kurul tarafından müdürler kurulu başkanı
olarak atanır.
(2) Başkan olan müdür veya tek müdürün bulunması hâlinde bu kişi, genel kurulun
toplantıya çağrılması ve genel kurul toplantılarının yürütülmesi konularında olduğu gibi,
genel kurul başka yönde bir karar almadığı ya da şirket sözleşmesinde farklı bir düzenleme
öngörülmediği takdirde, tüm açıklamaları ve ilanları yapmaya da yetkilidir.
(3) Birden fazla müdürün varlığı hâlinde, bunlar çoğunlukla karar alırlar. Eşitlik
hâlinde başkanın oyu üstün sayılır. Şirket sözleşmesi, müdürlerin karar almaları konusunda
değişik bir düzenleme öngörebilir.
II - Görevler, yetkiler ve yükümlülükler
Madde 6251. Devredilemez ve vazgeçilemez görevler
MADDE 625- (1) Müdürler, kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve
yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkilidir. Müdürler, aşağıdaki görevlerini ve
yetkilerini devredemez ve bunlardan vazgeçemezler:
a) Şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve yönetimi ve gerekli talimatların verilmesi.
b) Kanun ve şirket sözleşmesi çerçevesinde şirket yönetim örgütünün belirlenmesi.
c) Şirketin yönetimi için gerekli olduğu takdirde, muhasebenin, finansal denetimin ve
finansal planlamanın oluşturulması.
d) Şirket yönetiminin bazı bölümleri kendilerine devredilmiş bulunan kişilerin, kanunlara,
şirket sözleşmesine, iç tüzüklere ve talimatlara uygun hareket edip etmediklerinin gözetimi.
e) Küçük limited şirketler hariç, risklerin erken teşhisi ve yönetimi komitesinin kurulması.
f) Şirket finansal tablolarının, yıllık faaliyet raporunun ve gerekli olduğu takdirde
topluluk finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun düzenlenmesi.
g) Genel kurul toplantısının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi.
h) Şirketin borca batık olması hâlinde durumun mahkemeye bildirilmesi.
(2) Şirket sözleşmesinde, müdürün veya müdürlerin;
a) Aldıkları belirli kararları ve
b) Münferit sorunları,
genel kurulun onayına sunmaları gereği öngörülebilir. Genel kurulun onayı müdürlerin
sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, sınırlandırmaz. Türk Borçlar Kanununun 51 ve 52 nci
madde hükümleri saklıdır.
Madde 6262. Özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı
MADDE 626- (1) Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni
göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde,
gözetmekle yükümlüdürler. 202 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır.
(2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin
vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi
ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.
(3) Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabidir.
Madde 6273. Eşit işlem
MADDE 627- (1) Müdürler ortaklara eşit şartlar altında eşit işlem yaparlar.
Madde 628III - Müdürlerin yerleşim yeri
MADDE 628- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
Madde 629IV - Temsil yetkisinin kapsamı, sınırlandırılması
MADDE 629- (1) Müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına,
imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun
anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.
(2) Sözleşmenin yapılması sırasında şirket tek ortak tarafından ister temsil edilsin ister
edilmesin, tek ortaklı limited şirketlerde, bu ortak ile şirket arasında yapılan sözleşmenin
geçerli olması, sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu zorunluluk, piyasa
şartlarına göre günlük, önemsiz ve sıradan işlemlere ilişkin sözleşmelere uygulanmaz.
(3) (Ek: 10/9/2014 - 6552/132 md.) Müdürler tarafından şirkete hizmet akdi ile bağlı
olanların sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atanması
hususunda 367 nci madde ile 371 inci maddenin yedinci fıkrası kıyasen limited şirketlere de
uygulanır.
Madde 630V - Görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılması
MADDE 630- (1) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim
hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir.
(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil
yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
(3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden
doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli
yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.
(4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır.
Madde 631VI - Ticari mümessiller ve ticari vekiller
MADDE 631- (1) Şirket sözleşmesinde başka şekilde düzenlenmediği takdirde, ticari
mümessiller ve ticari vekiller ancak genel kurul kararı ile atanabilirler; yetkileri genel kurul
tarafından sınırlandırılabilir.
(2) Müdür veya müdürlerin çoğunluğu, 623 üncü maddenin kapsamına girmeyen ticari
mümessili veya ticari vekili her zaman görevden uzaklaştırabilir. Bu kişi genel kurul kararı ile
atanmışsa, görevden alma ve yetkilerini sınırlandırmak için genel kurul gecikmeksizin
toplantıya çağrılır.
Madde 632VII - Haksız fiil sorumluluğu
MADDE 632- (1) Şirketin yönetimi ve temsili ile yetkilendirilen kişinin, şirkete
ilişkin görevlerini yerine getirmesi sırasında işlediği haksız fiilden şirket sorumludur.
C) Sermaye kaybı ve borca batıklık
Madde 633I - Bildirim yükümlülüğü
MADDE 633- (1) Esas sermayenin kaybı ya da borca batık olma hâllerinde anonim
şirketlere ilişkin ilgili hükümler kıyas yoluyla uygulanır. Ek ödeme yükümlülüğü hakkındaki
hükümler saklıdır.
Madde 634II- İflâsın bildirilmesi ve konkordato talebi94
MADDE 634- (Değişik: 28/2/2018-7101/63 md.)
(1) İflâsın bildirilmesi ve konkordato talebine anonim şirket hükümleri uygulanır.
Madde 635D) Denetçi
MADDE 635- (1) 397 nci maddenin beşinci ve altıncı fıkraları dışında kalan, Anonim
şirketin denetçiye (…)95 denetime ve özel denetime ilişkin hükümleri limited şirkete de
uygulanır.96
BEŞİNCİ BÖLÜM
Sona Erme ve Ayrılma
Madde 636A) Sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçları
MADDE 636- (1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer:
a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle.
b) Genel kurul kararı ile.
c) İflasın açılması ile.
d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde.
(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya
genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini
istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri
dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna
rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.
(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.
Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın
şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme
hükmedebilir.
(4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli
önlemleri alabilir.
(5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.
Bu maddenin “II - İflasın bildirilmesi veya ertelenmesi” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101
sayılı Kanunun 63 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve işlem
denetçileriyle” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
28/3/2013 tarihli ve 6455 sayılı Kanunun 82 nci maddesiyle, bu maddede yer alan “Anonim”
ibaresinden önce gelmek üzere “397 nci maddenin beşinci ve altıncı fıkraları dışında kalan,” ibaresi
eklenmiştir.
Madde 637B) Tescil ve ilan
MADDE 637- (1) Sona erme, iflastan ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri
gelmişse müdür, birden fazla müdürün bulunması hâlinde en az iki müdür, bunu ticaret
siciline tescil ve ilan ettirir.
C) Çıkma ve çıkarılma
Madde 638I - Genel olarak
MADDE 638- (1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu
hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.
(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava
açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve
borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun
teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.
Madde 639II - Çıkmaya katılma
MADDE 639- (1) Ortaklardan biri şirket sözleşmesindeki hükme dayanarak çıkma
istediği veya haklı sebeplerden dolayı çıkma davası açtığı takdirde, müdür veya müdürler
gecikmeksizin diğer ortakları bundan haberdar ederler.
(2) Diğer ortaklardan her biri, haberin kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde;
a) Şirket sözleşmesinde öngörülen haklı sebep kendisi yönünden de geçerliyse,
kendisinin de çıkmaya katılacağını müdürlere bildirmek,
b) Açacağı bir dava ile haklı sebepler dolayısıyla çıkma davasına katılmak,
hakkına sahiptir.
(3) Çıkan tüm ortaklar, esas sermaye payları ile orantılı olarak, eşit işleme tabi
tutulurlar.
(4) Şirket sözleşmesindeki hüküm sebebiyle veya haklı bir sebebin varlığı dolayısıyla
bir ortağın şirketten çıkarılması hâlinde bu hüküm uygulanmaz.
Madde 640III - Çıkarma
MADDE 640- (1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten
çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir.
(2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden
itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.
(3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak
şirketten çıkarılması hâli saklıdır.
IV - Ayrılma akçesi
Madde 6411. İstem ve tutar
MADDE 641- (1) Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek
değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir.
(2) Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla, şirket sözleşmeleri
ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler.
Madde 6422. Ödeme
MADDE 642- (1) Ayrılma akçesi;
a) Şirket kullanılabilir bir özkaynak üzerinde tasarruf ediyorsa,
b) Ayrılan kişinin esas sermaye payları devredilebiliyorsa,
c) Esas sermaye, ilgili hükümlere göre azaltılmışsa,
ayrılma ile muaccel olur.
(2) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
(3) Ayrılan ortağın ayrılma akçesinin ödenmeyen kısmı, şirkete karşı, bütün
alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur. Bu husus yıllık raporda kullanılabilir
özkaynak tutarının tespiti ile muaccel hâle gelir.
Madde 643D) Tasfiye
MADDE 643- (1) Tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında
anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır:
Madde 644E) Uygulanacak hükümler
MADDE 644- (1) Aşağıda madde numaraları bildirilen anonim şirketlere ilişkin
hükümler limited şirketlere de uygulanır.
a) Belgelerin ve beyanların kanuna aykırılığına ilişkin 549 uncu; sermaye hakkında
yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi hakkında 550 nci; değer biçilmesinde
yolsuzluğa dair 551 inci; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye
memurlarının sorumluluğunu düzenleyen 553 üncü; denetçilerin (…)97 sorumluluğuna ilişkin
554 ilâ 561 inci maddeler.
b) (Değişik: 26/6/2012-6335/32 md.) Feshe ilişkin 353 üncü madde, şirkete karşı
borçlanma yasağına ilişkin 358 inci madde, müdürlerin yakınlarının şirkete borçlanmasına
ilişkin 395 inci maddenin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlesi hükümleri, kâr payı
avansına ilişkin 509 uncu maddenin üçüncü fıkrası.
c) Yönetim kurulu kararlarının butlanı hakkındaki 391 inci ve müdürlerin bilgi alma
haklarına kıyas yolu ile uygulanmak üzere 392 nci madde.
d) Limited şirketlere de uygulanan 549 ilâ 551 inci maddelerine aykırı hareket edenler,
562 nci maddenin sekizinci ilâ onuncu fıkralarında öngörülen cezalarla cezalandırılırlar.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle, bu bentte yer alan “ve işlem
denetçilerinin” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
ÜÇÜNCÜ KİTAP
Kıymetli Evrak
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
Madde 645A) Kıymetli evrakın tanımı
MADDE 645- (1) Kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunların içerdikleri hak, senetten
ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da devredilemez.
Madde 646B) Senetten doğan borç
MADDE 646- (1) Kıymetli evrakın borçlusu, ancak senedin teslimi karşılığında
ödeme ile yükümlüdür.
(2) Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu, vade geldiğinde, senedin niteliğine
göre alacaklı olduğu anlaşılan kişiye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur.
C) Kıymetli evrakın devri
Madde 647I - Genel şekil
MADDE 647- (1) Mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak kurulması amacıyla kıymetli
evrakın devri için her hâlde senet üzerindeki zilyetliğin devri şarttır.
(2) Bundan başka emre yazılı senetlerde ciroya, nama yazılı senetlerde yazılı bir devir
beyanına da gerek vardır. Bu beyan kıymetli evrakın veya ayrı bir kâğıdın üzerine yazılabilir.
(3) Kanun veya sözleşme ile başkalarının, bu arada, özellikle borçlunun da devre
katılmaları zorunluluğu öngörülebilir.
II - Ciro
Madde 6481. Şekil
MADDE 648- (1) Bütün hâllerde ciro, poliçenin cirosuna ilişkin hükümler uyarınca
yapılır.
(2) Devir için ciro ve senedin zilyetliğinin geçirilmesi yeterlidir.
Madde 6492. Hükümleri
Madde 649- (1) Devredilebilen bütün kıymetli evrakın, senedin içeriğinden veya
niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, ciro edilmesi ve zilyetliğin geçirilmesiyle cirantanın hakları
ciro edilene devrolunur.
Madde 650D) Senedin türünün değiştirilmesi
MADDE 650- (1) Nama veya emre yazılı senet, ancak kendisine hak verdiği ve borç
yüklediği tüm kişilerin muvafakatıyla hamile yazılı senede dönüştürülebilir. Bu muvafakatın
doğrudan senet üzerine yazılması gerekir.
(2) Hamile yazılı senetlerin nama veya emre yazılı senede dönüştürülebilmesi
hususunda da aynı kural geçerlidir. Bu son hâlde hak veya borç sahibi kişilerden birinin
muvafakatı bulunmazsa bu dönüştürme, ancak dönüştürmeyi yapan alacaklı ile onun haklarına
doğrudan doğruya halef olan kişi arasında hüküm ifade eder.
E) İptal kararı
Madde 651I - Şartları
MADDE 651- (1) Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline
karar verilebilir.
(2) Kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak
sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir.
Madde 652II - Hükümleri
MADDE 652- (1) İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da ileri
sürebilir veya yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir.
(2) Bunun dışında iptal usulü ve hükümleri hakkında, kıymetli evrakın çeşitli türlerine
ilişkin özel hükümler uygulanır.
Madde 653F) Özel hükümler
MADDE 653- (1) Çeşitli kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklıdır.
İKİNCİ KISIM
Nama Yazılı Senetler
Madde 654A) Tanımı
MADDE 654- (1) Belli bir kişinin adına yazılı olup da onun emrine kaydını
içermeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak nama yazılı senet
sayılır.
B) Alacaklının hakkını nasıl ispat edeceği
Madde 655I - Kural olarak
MADDE 655- (1) Borçlu, ancak senedin hamili bulunan ve senette adı yazılı olan
veya onun hukuki halefi olduğunu ispat eden kişilere ödemek zorundadır.
(2) Bu husus ispat edilmediği hâlde ödemede bulunan borçlu, senedin gerçek sahibi
olduğunu ispat eden bir üçüncü kişiye karşı borcundan kurtulmuş olmaz.
Madde 656II - Eksik nama yazılı senetler
MADDE 656- (1) Nama yazılı senet içinde, senet bedelini her hamiline ödemek
hakkını saklı tutmuş olan borçlu, alacaklı sıfatının ispat edilmesini aramamış olsa da hamile
iyiniyetle yapacağı ödeme sonucunda borcundan kurtulmuş olur. Ancak, hamile ödemede
bulunmakla yükümlü değildir. 785 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü saklıdır.
Madde 657C) İptal kararı
MADDE 657- (1) Aksine özel hükümler bulunmadıkça nama yazılı senetler, hamile
yazılı senetlere ilişkin hükümlere göre iptal olunur.
(2) Borçlu, senette ilanların sayısını azaltmak veya süreleri kısaltmak suretiyle iptal
için daha basit bir usul öngörebileceği gibi, alacaklı kendisine senedin iptal ve borcun
ödendiğini gösteren, resmen düzenlenmiş veya usulen onaylanmış bir belge verdiği takdirde,
senet ibraz edilmeksizin ve iptaline karar verilmeksizin de geçerli olmak üzere ödemek
hakkını da saklı tutabilir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Hamile Yazılı Senetler
Madde 658A) Tanımı
MADDE 658- (1) Senedin metninden veya şeklinden, hamili kim ise o kişinin hak
sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak, hamile veya hamiline yazılı senet sayılır.
(2) Mahkeme kararıyla ödemeden menedilen borçlunun ödemesi geçerli olmaz.
B) Borçlunun def’ileri
Madde 659I - Genel olarak
MADDE 659- (1) Borçlu hamile yazılı bir senetten doğan alacağa karşı, ancak
senedin geçersizliğine ilişkin veya senedin metninden anlaşılan def’ilerle, alacaklı her kim ise
ona karşı şahsen sahip olduğu def’ileri ileri sürebilir.
(2) Borçlu ile önceki hamillerden biri arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere
dayanan def’ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun
zararına hareket etmiş olması hâlinde geçerlidir.
(3) Senedin, borçlunun rızası olmaksızın tedavüle çıkarıldığı yolunda bir def’i ileri
sürülemez.
Madde 660II - Hamile yazılı faiz kuponları
MADDE 660- (1) Borçlu hamile yazılı faiz kuponlarından doğan alacağa karşı ana
paranın ödendiği def’inde bulunamaz.
(2) Ana paranın ödenmesi hâlinde, borçlu, ilerde muaccel olup da asıl senetle birlikte
kendisine teslim edilmeyen faiz kuponlarının tutarını, bu kuponlar hakkında geçerli olan
zamanaşımı süresi geçinceye kadar alıkoymak hakkını haizdir; meğerki, teslim edilmeyen
kuponların iptaline karar verilmiş veya tutarı karşılığında teminat gösterilmiş olsun.
C) İptal kararı
I - Genel olarak
Madde 6611. Yetki
MADDE 661- (1) Pay senetleri, tahviller, intifa senetleri, münferit kuponlar hariç
olmak üzere, kupon belgeleri, esas kupon belgelerinin yenilenmesine yarayan talonlar gibi
hamile yazılı senetlerin iptaline hak sahibinin istemi üzerine mahkemece karar verilir.
(2) Yetkili mahkeme, borçlunun yerleşim yeri veya pay senetleri hakkında anonim
şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesidir.
(3) Dilekçe sahibinin senedin zilyedi bulunduğu ve onu zayi ettiği yolundaki
iddialarının mahkemece inandırıcı bulunması gerekir.
(4) Bir senet kupon tablosu veya talon içeriyorsa ve hamil yalnız kupon tablosunu
veya talonunu kaybetmişse, istemin haklı olduğunun ispatı için senedin esas bölümünün ibrazı
yeterlidir.
Madde 6622. Ödeme yasağı
MADDE 662- (1) Dilekçe sahibinin istemi üzerine mahkeme, senedin borçlusunu,
aksine hareket ettiği takdirde iki defa ödemek zorunda kalacağını ihtar ederek bedelini
ödemekten yasaklar.
(2) Bir kupon belgesinin iptaline karar vermek gerektiği takdirde, vadeleri dava
sırasında dolan münferit kuponlar hakkında faiz kuponlarının iptaline ilişkin hükümler
uygulanır.
Madde 6633. İlan ile çağrı, başvuru süresi
MADDE 663- (1) Mahkeme, dilekçe sahibinin, senedin zilyedi bulunmuş ve onu zâyi
etmiş olduğuna dair yaptığı açıklamaları inandırıcı bulursa, belli olmayan hamili ilan yoluyla,
senedi belirli bir süre içinde ibraz etmeye çağırır ve aksi takdirde senedin iptaline karar
verileceğini ihtar eder. Sürenin en az altı ay olarak belirlenmesi gerekir; bu süre ilk ilan
gününden itibaren işlemeye başlar.
Madde 6644. İlan şekli
MADDE 664- (1) Senedin ibrazına ilişkin ilanın 35 inci maddede yazılı gazetede üç
defa yapılması gerekir.
(2) Mahkeme gerek gördüğü takdirde, ayrıca uygun göreceği diğer şekillerde de ilanlar
yapılmasına karar verebilir.
5. Hükümleri
Madde 665a) Senedin ibrazı hâlinde
MADDE 665- (1) İptali istenen senet ibraz edilirse, mahkeme, dilekçe sahibine
senedin iadesi davası açması için bir süre belirler.
(2) Dilekçe sahibi bu süre içinde dava açmazsa, mahkeme, senedi geri verir ve ödeme
yasağını kaldırır.
Madde 666b) Senedin ibraz edilmemesi hâlinde
MADDE 666- (1) Mahkeme, belirlenen süre içinde ibraz edilmeyen senedin iptaline
karar verir veya gerekli görürse başka önlemler de alabilir.
(2) Hamile yazılı bir senedin iptali hakkındaki karar, derhâl 35 inci maddede yazılı
gazeteyle ve mahkeme gerek görürse başka araçlarla da ilan edilir.
(3) İptal kararı üzerine dilekçe sahibi, gideri kendisine ait olmak üzere yeni bir senet
düzenlenmesini veya muaccel borcun ifasını istemek hakkını haizdir.
Madde 667II - Kuponlarda usul
MADDE 667- (1) Münferit kuponların zıyaı hâlinde hak sahibinin istemi üzerine,
mahkeme, bedelin vadesinde, vade dolmuşsa derhâl mahkemeye yatırılmasına karar verir.
(2) Üç yıl geçtikten sonra hiçbir hak sahibi başvurmaz ve vadenin dolmasından
itibaren üç yıl geçmiş olursa, mahkeme kararıyla bedel dilekçe sahibine verilir.
Madde 668III - Banknotlarda ve buna benzer kâğıtlarda usul
MADDE 668- (1) Banknot ve büyük miktarda çıkarılıp görüldüğünde ödenmesi
gereken ve para yerine ödeme aracı olarak kullanılan ve belirli bedelleri yazılı olan diğer
hamile yazılı senetlerin iptaline karar verilemez.
(2) Devlet tarafından çıkarılmış olan tahvillere ilişkin özel hükümler saklıdır.
Madde 669D) İpotekli borç senedi ve irat senedi
MADDE 669- (1) Hamile yazılı olan ipotekli borç senediyle irat senedine ilişkin özel
hükümler saklıdır.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Kambiyo Senetleri
Madde 670A) Borçlanma ehliyeti
MADDE 670- (1) Sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile
borçlanmaya da ehildir.
BİRİNCİ BÖLÜM
Poliçe
BİRİNCİ AYIRIM
Poliçenin Düzenlenmesi ve Şekli
A) Şekil
I - Unsurları
Madde 6711. Genel olarak
MADDE 671- (1) Poliçe;
a) Senet metninde “poliçe” kelimesini, senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o
dilde poliçe karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
b) Belirli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız havaleyi,
c) Ödeyecek olan kişinin, “muhatabın” adını,
d) Vadeyi,
e) Ödeme yerini,
f) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,
g) Düzenlenme tarihini ve yerini,
h) Düzenleyenin imzasını,
içerir.
Madde 6722. Unsurların bulunmaması
MADDE 672- (1) 671 inci maddede yazılı unsurlardan birini içermeyen senet ikinci
ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller dışında poliçe sayılmaz.
(2) Vadesi gösterilmeyen poliçenin görüldüğünde ödenmesi şart edilmiş sayılır.
(3) Ayrıca belirtilmiş olmadıkça muhatabın adı yanında gösterilen yer, ödeme yeri ve
aynı zamanda da muhatabın yerleşim yeri sayılır.
(4) Düzenlenme yeri gösterilmeyen poliçe, düzenleyenin adı yanında gösterilen yerde
düzenlenmiş sayılır.
II - Münferit unsurlar
Madde 6731. Düzenleyenin aynı zamanda muhatap veya emrine ödenecek kişi olması
MADDE 673- (1) Poliçe bizzat düzenleyenin emrine yazılı olabileceği gibi, bizzat
düzenleyen üzerine veya bir üçüncü kişi hesabına da düzenlenebilir.
Madde 6742. Adresli ve yerleşim yerli poliçe
MADDE 674- (1) Poliçe, bir üçüncü kişinin nezdinde, muhatabın yerleşim yerinde
veya başka bir yerde ödenmek üzere düzenlenebilir.
Madde 6753. Faiz şartı
MADDE 675- (1) Görüldüğünde veya görüldüğünden belirli bir süre sonra ödenmesi
şart kılınan bir poliçeye, düzenleyen tarafından faiz şartı konulabilir. Diğer poliçelerde böyle
bir faiz şartı yazılmamış sayılır.
(2) Faiz oranının poliçede gösterilmesi gerekir; gösterilmemiş ise faiz şartı yazılmamış
sayılır.
(3) Başka bir gün belirtilmemişse, faiz, poliçenin düzenlenme gününden itibaren işler.
Madde 6764. Poliçe bedelinin çeşitli şekillerde gösterilmesi
MADDE 676- (1) Poliçe bedeli hem yazı hem de rakamla gösterilip de iki bedel
arasında fark bulunursa, yazı ile gösterilen bedel üstün tutulur.
(2) Poliçe bedeli yalnız yazıyla veya yalnız rakamla birden çok gösterilmiş olup da
bedeller arasında fark bulunursa, en az olan bedel geçerli sayılır.
B) İmza edenlerin sorumluluğu
Madde 677I - Geçerli olmayan imzaların bulunması
MADDE 677- (1) Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını,
sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan
kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan
etkilenmez.
Madde 678II - Yetkisiz imza
MADDE 678- (1) Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir
poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği
takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini
aşan temsilci için de hüküm böyledir.
Madde 679III - Düzenleyenin sorumluluğu
MADDE 679- (1) Düzenleyen, poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden
sorumludur. Düzenleyen, kabul edilmeme hâlinde sorumlu olmayacağını şart edebilirse de
ödenmemeden sorumlu olmayacağına ilişkin kayıtlar yazılmamış sayılır.
Madde 680IV - Açık poliçe
MADDE 680- (1) Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe,
aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile
karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında
kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun.
İKİNCİ AYIRIM
Ciro
Madde 681A) Poliçenin devredilmesi
MADDE 681- (1) Her poliçe açıkça emre yazılı olmasa da ciro ve zilyetliğin
geçirilmesi yoluyla devredilebilir.
(2) Düzenleyen, poliçeye “emre yazılı değildir” ibaresini veya aynı anlamı ifade eden
bir kaydı koymuşsa, poliçe ancak alacağın temliki yoluyla devrolunabilir ve bu devir alacağın
temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur.
(3) Ciro, poliçeyi kabul etmiş olsun veya olmasın muhataba, düzenleyene veya
poliçeyle borç altına girmiş olanlardan herhangi birine yapılabilir. Bu kimseler poliçeyi
yeniden ciro edebilirler.
B) Ciro
Madde 682I - Kayıtsız, şartsız olması
MADDE 682- (1) Cironun kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Cironun bağlı tutulduğu
her şart yazılmamış sayılır.
(2) Kısmi ciro batıldır.
(3) Hamiline ciro beyaz ciro hükmündedir.
Madde 683II - Cironun şekli
MADDE 683- (1) Cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt
üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması gerekir.
(2) Lehine ciro yapılan kişinin ciroda gösterilmesine gerek olmadığı gibi, ciro,
cirantanın sadece imzasından ibaret olabilir. Bu şekildeki cirolara “beyaz ciro” denir. Beyaz
cironun poliçenin arkasına veya alonj üzerine yazılması gerekir.
III - Cironun hükümleri
Madde 6841. Devir işlevi
MADDE 684- (1) Ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün haklar
devrolunur.
(2) Ciro beyaz ciro ise hamil;
a) Ciroyu kendi adına veya diğer bir kişi adına doldurabilir,
b) Poliçeyi yeniden beyaz olarak veya diğer belirli bir kişiye tekrar ciro edebilir,
c) Beyaz ciroyu doldurmaksızın ve poliçeyi tekrar ciro etmeksizin poliçeyi başka bir
kişiye verebilir.
Madde 6852. Teminat işlevi
MADDE 685- (1) Aksi şart edilmedikçe, ciranta poliçenin kabul edilmemesinden ve
ödenmemesinden sorumludur.
(2) Ciranta, poliçenin tekrar ciro edilmesini yasak edebilir; bu hâlde, senet sonradan
kendilerine ciro edilmiş olan kişilere karşı sorumlu olmaz.
Madde 6863. Hamilin hak sahipliği
MADDE 686- (1) Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da
kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır.
Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse
son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.
(2) Poliçe herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, birinci fıkrada yazılı
hükümlere göre hakkı anlaşılan yeni hamil, ancak poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş olduğu
veya iktisabında ağır bir kusur bulunduğu takdirde o poliçeyi geri vermekle yükümlüdür.
Madde 687IV - Def’iler
MADDE 687- (1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki
hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri
başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile
borçlunun zararına hareket etmiş olsun.
(2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır.
V - Cironun çeşitleri
Madde 6881. Tahsil cirosu
MADDE 688- (1) Ciro, “bedeli tahsil içindir”, “vekâleten” veya bedelin başkası adına
kabul edileceğini belirten bir şerhi ya da sadece vekil etmeyi ifade eden bir kaydı içerirse,
hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat o poliçeyi ancak tahsil cirosu ile
tekrar ciro edebilir.
(2) Poliçeden sorumlu olanlar, bu hâlde, ancak cirantaya karşı ileri sürebilecekleri
def’ileri hamile karşı dermeyan edebilirler.
(3) Tahsil cirosunun içerdiği yetki, bu yetkiyi verenin ölümü ile sona ermeyeceği gibi,
onun medenî hakları kullanma ehliyetini kaybetmesiyle de ortadan kalkmaz.
Madde 6892. Rehin cirosu
MADDE 689- (1) Ciro, “bedeli teminattır”, “bedeli rehindir” ibaresini veya
rehnetmeyi belirten diğer herhangi bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları
kullanabilir; fakat kendisi tarafından yapılan bir ciro ancak tahsil cirosu hükmündedir.
(2) Poliçeden sorumlu olanlar, kendileriyle ciranta arasında doğrudan doğruya var olan
ilişkilere dayanan def’ileri hamile karşı ileri süremezler; meğerki, hamil poliçeyi iktisap
ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.
Madde 6903. Vadeden sonraki ciro
MADDE 690- (1) Vadenin geçmesinden sonra yapılan ciro, vadeden önce yapılan bir
cironun hükümlerini doğurur; ancak, ödenmeme protestosundan veya bu protestonun
düzenlenmesi için öngörülmüş sürenin geçmesinden sonra yapılan ciro, sadece alacağın
temliki hükümlerini doğurur.
(2) Aksi sabit oluncaya kadar tarihsiz bir ciro protestonun düzenlenmesi için
öngörülen sürenin geçmesinden önce yapılmış sayılır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
Kabul ve Aval
A) Kabule arz
Madde 691I - Kural
MADDE 691- (1) Poliçe vadeye kadar hamil veya poliçeyi elinde bulunduran herkes
tarafından muhatabın yerleşim yerinde onun kabulüne arzolunabilir.
Madde 692II - Kabule arz şartı ve yasağı
MADDE 692- (1) Düzenleyen, bir süre belirleyerek veya belirlemeden poliçenin
kabule arz edilmesini şart koşabilir.
(2) Düzenleyen, üçüncü bir kişinin yerleşim yerinde veya muhatabın yerleşim
yerinden başka bir yerde ya da görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi gereken poliçeler
hariç olmak üzere, poliçenin kabule arzını menettiğini poliçeye yazabilir.
(3) Düzenleyen, poliçenin belirli bir tarihten önce kabule arz edilmemesini de şart
koşabilir.
(4) Düzenleyen, poliçenin kabule arzını menetmiş olmadıkça, bir süre koyarak veya
koymayarak, her ciranta poliçenin kabule arzını şart koşabilir.
Madde 693III - Görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi gereken poliçelerde
MADDE 693- (1) Görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şart kılınan poliçelerin,
düzenlenme gününden itibaren bir yıl içinde kabule arz edilmesi gerekir.
(2) Düzenleyen bu süreyi kısaltabileceği gibi, daha uzun bir süre de şart koşabilir.
(3) Cirantalar kabule arz sürelerini kısaltabilirler.
Madde 694IV - Bir daha kabule arz
MADDE 694- (1) Muhatap, poliçenin, kendisine arz edildiği günü izleyen günde bir
daha ibrazını isteyebilir. İlgililer, bu istemin yerine getirilmediğini, ancak bu istem protestoya
yazılmışsa ileri sürebilirler.
(2) Hamil, kabule arz edilen poliçeyi muhataba bırakmak zorunda değildir.
B) Kabul
I - Şekli
Madde 6951. Genel olarak
MADDE 695- (1) Kabul beyanı poliçe üzerine yazılır ve “kabul edilmiştir” veya buna
eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve muhatap tarafından imzalanır. Muhatabın,
poliçenin ön yüzüne yalnız imzasını koyması kabul hükmündedir.
(2) Poliçenin, görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şart edilmiş olduğu veya
özel bir şart gereğince belirli bir süre içinde kabule arz edilmesi gerektiği takdirde, hamil
ibraz günü tarihinin atılmasını istemedikçe, kabul hangi gün gerçekleşmişse poliçeye o günün
tarihi atılır. Tarih atılmamış olduğu takdirde, hamil cirantalarla düzenleyene karşı başvurma
haklarını koruyabilmek için bu eksikliği zamanında düzenlenecek bir protesto ile tespit
ettirmek zorundadır.
Madde 6962. Kabulün sınırlandırılması
MADDE 696- (1) Kabul, kayıtsız şartsız olmalıdır; fakat muhatap kabulü poliçe
bedelinin bir kısmı ile sınırlayabilir.
(2) Kabul beyanı, bundan başka noktalarda poliçe içeriğinden farklı olursa, poliçe
kabul edilmemiş sayılır. Bununla beraber kabul eden, kabul beyanındaki şartlar çerçevesinde
sorumludur.
Madde 6973. Adresli ve yerleşim yerli poliçe
MADDE 697- (1) Düzenleyen, poliçede, ödemenin nezdinde yapılacağı bir üçüncü
kişiyi göstermeksizin, muhatabın yerleşim yerinden başka bir yeri ödeme yeri olarak beyan
etmişse, muhatap kabul şerhinde bir üçüncü kişiyi gösterebilir. Aksi takdirde, muhatap,
ödeme yerinde poliçeyi bizzat ödemeyi taahhüt etmiş sayılır.
(2) Poliçenin bizzat muhatabın nezdinde ödenmesi şart kılınmışsa, muhatap, kabul
şerhinde ödemenin yapılacağı yer olmak üzere, ödeme yerinde bulunan bir adresi gösterebilir.
II - Hükümleri
Madde 6981. Genel olarak
MADDE 698- (1) Muhatap, poliçeyi kabul etmekle bedelini vadede ödemeyi taahhüt
etmiş olur.
(2) Ödememe hâlinde hamil, düzenleyen dahi olsa, poliçeden dolayı 725 ve 726 ncı
maddeler gereğince istenebilecek her şeyi kabul edenden doğrudan doğruya isteme hakkını
haizdir.
Madde 6992. Kabul şerhinin çizilmesi
MADDE 699- (1) Muhatap poliçe üzerindeki kabul şerhini poliçeyi geri vermeden
önce çizmiş olursa kabulden kaçınmış sayılır. Kabul şerhinin, poliçenin geri verilmesinden
önce çizilmiş olduğu, aksi ispatlanıncaya kadar karinedir.
(2) Bununla beraber, muhatap hamile veya poliçede imzası bulunan bir kişiye poliçeyi
kabul ettiğini yazı ile bildirmişse, bunlara karşı kabul beyanı çerçevesinde sorumlu olur.
C) Aval
Madde 700I - Aval verenler
MADDE 700- (1) Poliçede bedelin ödenmesi, aval suretiyle tamamen veya kısmen
teminat altına alınabilir.
(2) Bu teminat, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan bir kişi tarafından da
verilebilir.
Madde 701II - Şekil
MADDE 701- (1) Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır.
(2) Aval “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval
veren kişi tarafından imzalanır.
(3) Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan
her imza aval şerhi sayılır.
(4) Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici için verilmiş sayılır.
Madde 702III - Hükümler
MADDE 702- (1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi
sorumlu olur.
(2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir
sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.
(3) Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt
altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden
doğan haklarını iktisap eder.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
Ödeme
A) Vade
I - Vadenin belirlenmesi
Madde 7031. Genel olarak
MADDE 703- (1) Bir poliçe;
a) Görüldüğünde,
b) Görüldükten belirli bir süre sonra,
c) Düzenlenme gününden belirli bir süre sonra,
d) Belirli bir günde,
ödenmek üzere düzenlenebilir.
(2) Vadesi başka şekilde yazılan veya birbirini takip eden çeşitli vadeleri gösteren
poliçeler batıldır.
Madde 7042. Görüldüğünde ödenecek poliçe
MADDE 704- (1) Görüldüğünde ödenmek üzere düzenlenen poliçe ibrazında ödenir.
Böyle bir poliçenin düzenlenme gününden itibaren bir yıl içinde ödenmesi için ibrazı gerekir.
Düzenleyen bu süreyi kısaltabileceği gibi, daha uzun bir süre de belirleyebilir. İbraz süreleri
cirantalar tarafından kısaltılabilir.
(2) Düzenleyen, görüldüğünde ödenecek bir poliçenin belirli bir günden önce
ödenmek üzere ibraz edilmeyeceği hakkında şart koyabilir. Bu takdirde ibraz süresi o tarihten
başlar.
Madde 7053. Görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek poliçe
MADDE 705- (1) Görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek bir poliçenin vadesi,
kabul şerhinde yazılı tarihe veya protesto tarihine göre belirlenir.
(2) Kabul şerhinde tarih gösterilmemiş ve protesto da çekilmemiş olursa poliçe, kabul
eden hakkında, kabule ibraz için öngörülmüş bulunan sürenin son günü kabul edilmiş sayılır.
II - Sürelerin hesabı
Madde 7061. Genel olarak
MADDE 706- (1) Düzenlenme gününden veya görüldükten bir veya birkaç ay sonra
ödenmek üzere düzenlenen bir poliçenin vadesi, ödemenin yapılması gereken ayın o günün
karşılığı olan gününde gelmiş olur. Karşılığı olan gün bulunmadığı takdirde vade o ayın son
günü gelmiş olur.
(2) Bir poliçe, düzenlenme gününden veya görüldükten bir buçuk ay veya birkaç ay
veya yarım ay sonra ödenmek üzere düzenlendiği takdirde, ilk önce tam aylar hesap edilir.
(3) Vade olarak bir ayın başı, ortası veya sonu gösterilmişse, bunlardan ayın birinci,
onbeşinci ve sonuncu günleri anlaşılır.
(4) “Sekiz gün” veya “onbeş gün” ibarelerinden bir veya iki hafta değil, gerçek olarak
sekiz veya onbeş günlük bir süre anlaşılır.
(5) “Yarım ay” ibaresi onbeş günlük bir süreyi ifade eder.
Madde 7072. Takvimlerin çatışması
MADDE 707- (1) Belirli bir günde ödenecek bir poliçenin düzenlenme yeri ile ödeme
yeri arasında takvim farkı bulunduğu takdirde, vade, ödeme yerinin takvimine göre
belirlenmiş sayılır.
(2) Takvimleri farklı olan iki yer arasında düzenlenen bir poliçe, düzenlenme
gününden belirli bir süre sonra ödenecekse, düzenlenme günü, ödeme yerindeki takvim
gününe dönüştürülmek suretiyle vade hesap edilir.
(3) Poliçelerin ibraz sürelerinin hesabında da birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanır.
(4) Poliçedeki bir kayıttan veya poliçenin içeriğinden, amacın başka olduğu anlaşılırsa,
bu madde hükümleri uygulanmaz.
B) Ödeme
Madde 708I - İbraz
MADDE 708- (1) Belirli bir günde veya düzenlenme gününden ya da görüldükten
belirli bir süre sonra ödenecek bir poliçenin hamili, poliçeyi ödeme gününde veya onu izleyen
iki iş günü içinde ödenmek üzere ibraz etmelidir.
(2) Poliçenin bir takas odasına ibrazı, ödeme için ibraz yerine geçer.
Madde 709II - Makbuz istemek hakkı
MADDE 709- (1) Muhatap, poliçeyi öderken hamil tarafından bir ibra şerhi yazılarak
poliçenin kendisine verilmesini isteyebilir.
(2) Hamil kısmi ödemeyi reddedemez.
(3) Kısmi ödeme hâlinde muhatap bu ödemenin poliçe üzerine yazılmasını ve
kendisine bir makbuz verilmesini isteyebilir.
Madde 710III - Vadeden önce ve vadesinde ödeme
MADDE 710- (1) Poliçenin hamili, vadeden önce ödemeyi kabulle yükümlü değildir.
(2) Vadeden önce ödeyen muhatap, bundan doğacak tehlike kendisine ait olmak üzere
hareket etmiş olur.
(3) Hile veya ağır bir kusuru bulunmadıkça poliçeyi vadesinde ödeyen kişi borcundan
kurtulur. Ödeyen kişi, cirolar arasında düzenli bir teselsülün bulunup bulunmadığını
incelemekle yükümlü ise de cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir.
Madde 711IV - Yabancı ülke parası ile ödeme
MADDE 711- (1) Poliçenin, ödeme yerinde rayici olmayan bir para ile ödeneceği şart
koşulduğu takdirde, bedeli, vade günündeki değerine göre o ülke parasıyla ödenebilir. Borçlu,
ödemede geciktiği takdirde, hamil poliçe bedelinin dilerse vade günündeki, dilerse ödeme
günündeki kura göre ülke parasına dönüştürülerek ödenmesini isteyebilir.
(2) Kanuni rayici olmayan paranın değeri, ödeme yerindeki ticari teamüllere göre
belirlenir. Bununla beraber, düzenleyen, ödenecek paranın poliçede yazılı belirli bir rayice
göre hesap edilmesini şart edebilir.
(3) Düzenleyen, ödemenin belirli bir para ile yapılmasını (aynen ödemeyi), şart
koşmuş ise birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanmaz.
(4) Poliçe bedeli, düzenlenme ve ödeme yeri olan ülkelerde aynı adı taşıyan, fakat
değerleri birbirinden farklı olan para ile gösterildiği takdirde ödeme yerindeki para kastedilmiş
sayılır.
Madde 712V - Tevdi
MADDE 712- (1) Bir poliçe 708 inci maddede öngörülen süre içinde ödeme için ibraz
edilmediği takdirde borçlu, gideri ve riski hamile ait olmak üzere poliçenin bedelini bir
bankaya tevdi edebilir.
BEŞİNCİ AYIRIM
Kabul Etmeme ve Ödememe Hâllerinde Başvurma Hakları
A) Başvurma hakkı
Madde 713I - Genel olarak
MADDE 713- (1) Vadede poliçe ödenmemişse hamil, cirantalara, düzenleyene ve
poliçe dolayısıyla taahhüt altına girmiş olan diğer kişilere başvurabilir.
(2) Hamil;
a) Kabulden tamamen veya kısmen kaçınılmış,
b) Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın, muhatap iflas etmiş veya bir ilamla ispatlanmamış
olsa da sadece ödemelerini tatil etmiş veya aleyhindeki herhangi bir icra takibi semeresiz kalmış
veya
c) Kabul için arz edilmesi menedilen bir poliçenin düzenleyeni iflas etmiş,
olursa vadenin gelmesinden önce de aynı başvurma hakkını haizdir.
II - Protesto
Madde 7141. Süreler ve şartları
MADDE 714- (1) Kabul etmemenin veya ödememenin, kabul etmeme veya ödememe
protestosu denilen resmî bir belge ile belirlenmesi zorunludur.
(2) Kabul etmeme protestosunun, kabule arz için belirli olan süre içinde çekilmesi
gerekir. 694 üncü maddenin birinci fıkrasında gösterilen hâlde poliçenin ilk arzı vadenin son
gününde olmuşsa, protesto o günün ertesi günü de çekilebilir.
(3) Belirli bir günde veya düzenlenme gününden ya da görüldükten belirli bir süre
sonra ödenmesi şartını içeren bir poliçeden dolayı çekilecek ödememe protestosunun, ödeme
gününü izleyen iki iş günü içinde çekilmesi zorunludur. Görüldüğünde ödenmesi şart olan bir
poliçeden dolayı çekilecek ödememe protestosu, ikinci fıkrada kabul etmeme protestosu için
gösterilen süreler içinde çekilir.
(4) Kabul etmeme protestosu çekilmiş olması hâlinde ödeme için poliçeyi ibraz
etmeye gerek olmadığı gibi, ödememe protestosu çekmeye de ihtiyaç yoktur.
(5) Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın muhatap, ödemelerini tatil etmiş veya
aleyhindeki herhangi bir icra takibi semeresiz kalmış ise, hamil başvurma haklarını ancak
poliçenin ödenmesi için muhataba ibrazından ve protestonun çekilmesinden sonra kullanabilir.
(6) Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın, muhatap veya kabul için arz edilmesi
menedilen bir poliçenin düzenleyeni iflas etmişse, iflas ilamının ibrazı, başvurma hakkının
kullanılması için yeterlidir.
2. Şekli
Madde 715a) Noterlikçe düzenlenmesi
MADDE 715- (1) Protestonun 716 ncı maddede belirtilen şekil ve surette noterlikçe
düzenlenmesi gerekir.
Madde 716b) İçindekiler
MADDE 716- (1) Protesto;
a) Protestoyu çeken ve kendisine protesto çekilen kişilerin adlarını veya ticaret unvanlarını,
b) Kendisine protesto çekilen kişinin, poliçeden doğan taahhüdünü yerine getirmeye
davet edildiği hâlde, taahhüdünü ifa etmemiş, kendisi bulunamamış veya ticaret yerinin ya da
konutunun belirlenememiş olduğuna ilişkin bir şerhi,
c) Sözü geçen davetin yapıldığı veya davet teşebbüsünün sonuçsuz kaldığı yer ve güne
ait bir şerhi ve
d) Protestoyu düzenleyen noterin imzasını,
içerir.
(2) Kısmi ödeme protestoda belirtilir.
(3) Kabul için kendisine bir poliçe ibraz edilmiş olan muhatap, poliçenin ertesi günü
tekrar ibrazını istemiş ise bu durum da protestoya yazılır.
Madde 717c) Protesto belgesi
MADDE 717- (1) Protesto ayrı bir belge hâlinde düzenlenerek poliçeye bağlanır.
(2) Protesto, aynı poliçenin çeşitli nüshaları veya poliçenin aslı ile bir sureti ibraz
edilerek düzenlenmiş ise protestoyu bu nüshalardan birine veya asıl senede bağlamak yeterlidir.
(3) Diğer nüshalara veya surete, protestonun, kalan nüshalarından birine veya
poliçenin aslına bağlanmış bulunduğu kaydolunur.
Madde 718d) Kısmi kabul hâlinde
MADDE 718- (1) Kabul, poliçedeki bedelin bir kısmına özgülenmiş bulunup da, bu
yüzden protesto düzenlenirse poliçenin bir sureti çıkarılarak protesto bu suret üzerine yazılır.
Madde 719e) Birden fazla kişiye karşı düzenlenen protesto
MADDE 719- (1) Poliçeye ilişkin bir edimin birden fazla yükümlü tarafından ifasının
istenmesi zorunlu ise, tek protesto belgesi düzenlenir.
Madde 7203. Saklama yükümü
MADDE 720- (1) Protestoyu düzenleyen noter poliçenin bir suretini protesto belgesi
ile birlikte saklamakla yükümlüdür.
Madde 7214. Sakat protesto
MADDE 721- (1) Noter tarafından imza edilen protesto kanuna uygun olarak
düzenlenmediği veya içindeki kayıtlar yanlış olduğu takdirde de geçerlidir.
(2) Noter hakkında disiplin hükümleri saklıdır.
Madde 7225. Protesto düzenlenmesi gerekmeyen hâller
MADDE 722- (1) Düzenleyen, ciranta veya aval veren kişi, senet üzerine “gidersiz”,
“protestosuz” kayıtlarını ya da bunlara eş anlamlı diğer herhangi bir ibareyi yazıp imzalayarak,
hamili başvurma hakkını kullanmak için kabul etmeme veya ödememe protestosu düzenleme
yükümünden kurtarabilir.
(2) Bu kayıt, hamili, poliçeyi süresinde ibraz etmek ve gereken ihbarları yapmak
yükümlülüklerinden kurtarmaz. Sürelere uyulmadığını ispat, bunu hamile karşı ileri süren
kişiye düşer.
(3) Bu kayıt poliçeyi düzenleyen tarafından yazılmış ise, poliçeden dolayı borç altına
girmiş olanların hepsi hakkında geçerli olur; bir ciranta veya aval veren kişi tarafından
yazıldığı takdirde, hüküm yalnız ona uygulanır. Düzenleyen tarafından yazılan kayda rağmen
hamil yine protesto çekerse giderler kendisine ait olur.
(4) Kayıt bir ciranta veya aval veren kişi tarafından konduğu takdirde, bu kayda
rağmen çekilmiş olan bir protestonun gerektirdiği giderleri, poliçeden dolayı borç altına
girenlerin hepsi tazminle yükümlüdür.
Madde 723III - İhbar zorunluluğu
MADDE 723- (1) Hamil, protesto gününü veya poliçede “gidersiz” kaydı mevcut ise,
ibraz gününü izleyen dört iş günü içinde, kabul etmeme veya ödememe hâllerini, kendi
cirantasına ve düzenleyene ihbar etmek zorundadır.
(2) Her ciranta aldığı ihbarı, bunları aldığı günü izleyen iki iş günü içinde önceki
ihbarları yapan kişilerin adlarını ve adreslerini de göstermek suretiyle, kendi cirantasına ihbar
eder. Düzenleyene varıncaya kadar bu sıra dâhilinde hareket edilir. Süreler önceki ihbarın
alındığı tarihten itibaren işlemeye başlar.
(3) Poliçede imzası bulunan bir kişiye ikinci fıkra gereğince ihbarda bulunulduğu
takdirde, kendisine aval veren kişiye de aynı süre içinde bu ihbarın yapılması gerekir.
(4) Bir ciranta adresini hiç yazmamış veya okunması mümkün olmayacak surette
yazmış ise, ihbarın ondan önceki cirantaya yapılması yeterlidir.
(5) İhbarı yapacak olan kişi bunu noter aracılığıyla veya sadece poliçenin iadesi
yoluyla yapabilir.
(6) İhbarı yapmakla yükümlü olan kişi bunu belirli süre içinde yaptığını ispat etmek
zorundadır.
(7) Birinci ve ikinci fıkralarda gösterilen süreler içinde ihbarname göndermeyen kişi
başvurma hakkını kaybetmezse de ihmalinden doğan zarardan sorumlu olur. Ancak, bu zarara
ilişkin tazminat borcu poliçe bedeliyle sınırlıdır.
Madde 724IV - Teselsül
MADDE 724- (1) Bir poliçeyi düzenleyen, kabul eden, ciro eden veya o poliçeye aval
veren kişiler hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumludurlar.
(2) Hamil, bunların borçlanmadaki sıraları ile bağlı olmaksızın her birine veya
bunlardan bazılarına ya da hepsine birden başvurabilir.
(3) Poliçeden dolayı borç altına girmiş olup da poliçeyi ödemiş bulunan herkes aynı
hakkı kullanabilir.
(4) Hamil borçlulardan yalnız birine başvurmakla, diğer borçlularla ilk önce başvurduğu
borçludan sonra gelenlere karşı haklarını kaybetmez.
V - Başvurma hakkının kapsamı
Madde 7251. Hamilin hakkı
MADDE 725- (1) Hamil başvurma yoluyla;
a) Poliçenin kabul edilmemiş veya ödenmemiş olan bedelini ve şart kılınmışsa işlemiş
faizi,
b) Vadenin gelmesinden itibaren işleyecek faizi,
c) Protestonun ve hamil tarafından tebliğ olunan ihbarların giderleriyle diğer giderleri ve
d) Poliçe bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komisyon ücretini,
isteyebilir.
(2) Başvurma hakkı vadenin gelmesinden önce kullanılırsa, poliçe bedelinden bir
iskonto yapılır. Bu iskonto başvurma tarihinde hamilin yerleşim yerinde geçerli olan resmî
iskonto oranına göre hesap edilir.
Madde 7262. Ödeyen kişinin hakkı
MADDE 726- (1) Poliçe bedelini ödemiş olan kişi kendisinden önce gelen borçlulardan;
a) Ödemiş olduğu tutarın tamamını,
b) Ödeme tarihinden itibaren bu tutarın faizini,
c) Yaptığı giderleri ve
d) Poliçe bedelinin binde ikisini aşmamak üzere komisyon ücretini,
isteyebilir.
VI - Makbuz
Madde 7271. Genel olarak
MADDE 727- (1) Kendisine başvurulan veya başvurulması mümkün olan borçlu,
başvurma konusu olan bedeli ödeyince, poliçe ve protesto belgesinin ayrıca doldurulacak bir
makbuz ile birlikte kendisine verilmesini istemek hakkını haizdir.
(2) Poliçeyi ödemiş olan her ciranta, kendi cirosunu ve kendisinden sonra gelen
borçluların cirolarını çizebilir.
Madde 7282. Kısmi kabul hâlinde
MADDE 728- (1) Poliçenin kısmen kabulünden sonra başvurma hakkının
kullanılması hâlinde, poliçe bedelinin kabul edilmeyen kısmını ödeyen kişi, ödemenin poliçe
üzerine yazılmasını ve kendisine bu hususta bir makbuz verilmesini isteyebilir. Bundan başka,
onun sonradan diğerlerine karşı başvurma haklarını kullanabilmesi için, hamil ona poliçenin
ve protestonun onaylı birer suretini vermek zorundadır.
Madde 729VII - Retret
MADDE 729- (1) Başvurma hakkı olan herkes, poliçede aksine şart bulunmadıkça,
kendisinden önce gelen borçlulardan biri üzerine çekeceği ve bu kişinin yerleşim yerinde,
görüldüğü anda ödenmesi şart olan ve “retret” denilen yeni bir poliçe aracılığıyla başvuruda
bulunabilir.
(2) Retret, 725 ve 726 ncı maddelerde gösterilen paralardan başka komisyon ücretini içerir.
(3) Retret hamil tarafından düzenlenirse, poliçe bedeli poliçenin ödeneceği yerden,
önceki borçlunun yerleşim yeri olan yer üzerine çekilen ve görüldüğünde ödenmesi şart olan bir
poliçenin cari fiyatına göre belirlenir. Retret bir ciranta tarafından düzenlenirse, poliçe bedeli,
retreti düzenleyen kişinin yerleşim yerinden önceki borçlunun yerleşim yeri olan yer üzerine
çekilen ve görüldüğünde ödenmesi şart bulunan bir poliçenin cari fiyatına göre belirlenir.
VIII - Başvurma hakkının düşmesi
Madde 7301. Genel olarak
MADDE 730- (1) Hamil;
a) Görüldüğünde veya görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şart olan poliçeyi ibraz,
b) Kabul etmeme veya ödememe protestosunu düzenleme,
c) “Gidersiz iade olunacaktır” kaydının bulunması hâlinde, poliçeyi ödeme amacıyla ibraz,
için belirli süreleri geçirirse, kabul eden kişi hariç olmak üzere, cirantalara,
düzenleyene ve diğer borçlulara karşı sahip olduğu hakları kaybeder.
(2) Hamil, kabul amacıyla ibraz edilmesi için düzenleyenin verdiği süreye uymazsa,
kabul etmeme ve ödememe sebebiyle başvuru haklarını kaybeder; meğerki, düzenleyicinin
yalnız kabule ait sorumluluğu istisna etmek istediği kayıttan anlaşılsın.
(3) Ciroda ibraz için bir süre şart kılınmışsa ancak ciranta bu süreyi ileri sürebilir.
Madde 7312. Mücbir sebepler
MADDE 731- (1) Kanunen belirli olan süreler içinde poliçenin ibrazı veya protesto
düzenlenmesi, bir devletin mevzuatı veya herhangi bir mücbir sebep gibi aşılması imkânsız
bir engel nedeniyle gerçekleştirilememişse, bu işlemler için belirli olan süreler uzatılır.
(2) Hamil, mücbir sebepleri gecikmeksizin kendinden önce gelen kişiye ihbar etmekle
ve bu ihbarı, altına tarih, yer ve imzasını da koyarak poliçeye veya alonja kaydetmekle
yükümlüdür. Bunun dışında 723 üncü madde hükümleri uygulanır.
(3) Mücbir sebeplerin ortadan kalkmasından sonra hamilin, poliçeyi gecikmesizin
kabul veya ödeme amacıyla ibraz ve gereğinde protesto çekmesi şarttır.
(4) Mücbir sebepler vadenin gelmesinden itibaren otuz günden çok sürerse, poliçenin
ibrazına ve protesto çekmeye gerek olmaksızın başvurma hakkı kullanılabilir.
(5) Görüldüğünde veya görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şart olan poliçeler
hakkında otuz günlük süre, hamilin kendi cirantasına mücbir sebebi ihbar ettiği tarihten
itibaren işler. Bu ihbar, ibraz süresinin bitmesinden önce de yapılabilir. Görüldükten belirli bir
süre sonra ödenmesi şart olan poliçelerde otuz günlük süre, poliçede belirtilen süre kadar uzar.
(6) Hamilin veya poliçeyi ibraza veya protesto çekmeye memur ettiği kişinin yalnız
kendilerine ait olaylar mücbir sebeplerden sayılmaz.
Madde 732B) Sebepsiz zenginleşme
MADDE 732- (1) Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması
için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya
kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline
karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar.
(2) Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi
ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına
düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir.
(3) Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez.
(4) Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten
itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir.
Madde 733C) Poliçe karşılığının devri
MADDE 733- (1) Düzenleyen hakkında iflasın açılmasıyla beraber, poliçe karşılığının
veya düzenleyenin muhatap hesabına alacak olarak geçirdiği diğer paraların geri verilmesi
hususunda düzenleyenin muhataba karşı poliçe ilişkisinden başka bir hukuki ilişkiden
kaynaklanan istem hakkı poliçe hamiline geçmiş olur.
(2) Düzenleyen, karşılık ilişkisinden dolayı haiz olduğu haklarını devrettiğini poliçede
beyan ettiği takdirde, bu haklar, poliçe hamili kim ise ona ait olur.
(3) Muhatap, iflasın açıldığı ilan edildikten veya kendisine devir durumu ihbar
edildikten sonra yalnız poliçenin iadesi karşılığında usulü dairesinde hakkını ispat eden hamile
karşı ödemede bulunabilir.
D) Araya girme
Madde 734I - Genel hükümler
MADDE 734- (1) Düzenleyen ve cirantalardan veya aval verenlerden her biri,
poliçeyi gereğinde kabul edecek veya ödeyecek olan bir kişiyi gösterebilir.
(2) Poliçe, aşağıda yazılı şartlar altında, poliçe dolayısıyla kendisine başvurulması
mümkün olan herhangi bir borçlu için araya giren bir kişi tarafından kabul edilebilir veya
ödenebilir.
(3) Muhatap da dâhil her üçüncü kişi veya poliçeyi kabul eden kişi hariç olmak üzere,
poliçeden dolayı zaten borçlu olan herkes araya girerek poliçeyi kabul edebilir veya bedelini
ödeyebilir.
(4) Araya girmek suretiyle kabul veya ödemede bulunan kişi, lehine araya girdiği
borçluya durumu iki iş günü içinde ihbar etmek zorundadır. Bu süreye uymazsa ihbarda
bulunmamış olmasından doğan zarardan, poliçe bedelini aşmamak üzere sorumlu olur.
II - Araya girme suretiyle kabul
Madde 7351. Şartlar, hamilin durumu
MADDE 735- (1) Vadenin gelmesinden önce, hamilin başvurma hakkını
kullanabileceği bütün hâllerde, poliçe araya girilerek kabul edilebilir; meğerki, kabul için ibrazı
menedilen bir poliçe söz konusu olsun.
(2) Poliçeyi gereğinde ödeme yerinde kabul edecek veya ödeyecek olan bir kişi
poliçede gösterildiği takdirde, hamil, o kişiye poliçeyi ibraz etmiş ve araya girme suretiyle
kabul etmeme hâlinde kabul etmemeyi bir protesto ile tespit ettirmiş olmadıkça, o kişiyi
göstermiş olan kişiye ve o kişiden sonra gelen borçlulara karşı vadenin gelmesinden önce
başvurma hakkını kullanamaz.
(3) Diğer araya girme hâllerinde hamil, araya girme suretiyle kabulü reddedebilir;
ancak, buna izin verirse, araya girme suretiyle kimin lehine kabulde bulunmuşsa ona ve ondan
sonra gelen borçlulara karşı vadenin gelmesinden önce başvurma haklarını kullanamaz.
Madde 7362. Şekil
MADDE 736- (1) Araya girerek kabul, poliçe üzerine yazılır ve araya giren tarafından
imza edilir. Kabul beyanında kimin lehine araya girildiği gösterilir; gösterilmemişse
düzenleyen lehine kabul edilmiş sayılır.
Madde 7373. Araya girerek kabul edenin sorumluluğu
MADDE 737- (1) Araya girerek kabul eden kişi, hamile ve kimin lehine araya
girmişse, ondan sonra gelen borçlulara karşı tıpkı lehine araya girilen kişi gibi sorumlu olur.
(2) Araya girerek kabule rağmen, lehine kabul gerçekleşen kişi ile ondan önce gelen
borçlular 725 inci maddede gösterilen tutarı ödemek şartıyla hamilden, poliçenin ve varsa
protesto belgesinin ve bir makbuzun verilmesini isteyebilir.
III - Araya girerek ödeme
Madde 7381. Şartları
MADDE 738- (1) Hamil, vadede veya vadeden önce başvurma haklarını kullanabileceği
bütün hâllerde, araya girerek ödeme yapabilir.
(2) Araya girerek ödeme, lehine ödenecek kişinin ödemeye zorunlu olduğu tutarın
tamamını kapsar.
(3) Bu ödemenin en geç, ödememe protestosunun çekilmesi için belirli olan son günün
ertesi günü yapılması gerekir.
Madde 7392. Hamilin ibraz yükümlülüğü
MADDE 739- (1) Poliçe, yerleşim yerleri ödeme yerinde bulunan kişiler tarafından
araya girerek kabul edilmiş veya yerleşim yerleri ödeme yerinde bulunan kişiler gereğinde
ödemede bulunmak üzere gösterilmişlerse, hamil en geç, ödememe protestosunun çekilmesi
için belirli olan sürenin bittiği günün ertesi günü, poliçeyi bütün bu kişilere ibraz etmeye ve
gereğinde araya girerek ödemeden kaçınılması hâlinde protesto çekmeye zorunludur.
(2) Protesto, süresinde çekilmemişse, gereğinde ödeyecek kişiyi göstermiş olan veya
araya girerek lehine poliçe kabul edilmiş bulunan kişi ile onlardan sonra gelen borçlular
sorumluluktan kurtulur.
Madde 7403. Reddin sonucu
MADDE 740- (1) Araya girilerek kendisine yapılan ödemeyi reddeden hamil, ödeme
hâlinde borçtan kurtulacak kişilere karşı başvurma haklarını kaybeder.
Madde 7414. Makbuz
MADDE 741- (1) Araya girilerek poliçe ödendiğinde, ödeme kimin için yapılmış ise,
o kişi gösterilmek suretiyle poliçe üzerine makbuz niteliğinde bir kayıt yazılır. Kimin için
ödendiği gösterilmediği takdirde ödeme, düzenleyen için yapılmış sayılır.
(2) Poliçenin, varsa protestonun, araya girerek ödemede bulunan kişiye verilmesi
gereklidir.
Madde 7425. Hakların devri, araya girenlerin birden fazla olması hâli
MADDE 742- (1) Araya girerek ödemede bulunan kişi, lehine ödemede bulunduğu
kişiye ve poliçeden dolayı ona borçlu olan kişilere karşı poliçeden doğan hakları iktisap eder.
Ancak, poliçeyi yeniden ciro edemez.
(2) Lehine ödemede bulunulan kişiden sonra gelen borçlular borçtan kurtulurlar.
(3) Araya girerek ödemede bulunmak hususunda çeşitli teklifler yapılmışsa bu
tekliflerden hangisi borçlulardan en çoğunu borçtan kurtaracaksa o tercih olunur. Ortada daha
iyi bir teklif bulunduğunu bildiği hâlde araya girerek ödemede bulunan kişi, en iyi teklif tercih
edilmiş olsaydı, kimler borçtan kurtulacak idiyseler onlara karşı başvurma hakkını kaybeder.
ALTINCI AYIRIM
Poliçe Nüshaları ve Suretleri
A) Poliçe nüshaları
Madde 743I - İsteme hakkı
MADDE 743- (1) Poliçe birbirinin aynı olmak üzere birden fazla nüsha olarak
düzenlenebilir.
(2) Bu nüshalara teselsül eden sıra numaraları konulur. Numaralar metne yazılır. Aksi
takdirde nüshaların her biri ayrı bir poliçe kabul edilir.
(3) Tek nüsha olarak düzenlendiği kaydını içermeyen bir poliçenin hamili, giderleri
kendisine ait olmak üzere birden fazla nüsha verilmesini isteyebilir. Bu amaçla hamil kendi
cirantasına başvurduğu takdirde, hamilin cirantası ve daha önceki cirantalar sıra ile
birbirlerine ve ilk ciranta da düzenleyene başvurmaya zorunludurlar. Bundan başka
cirantaların, yeni nüshalar üzerine kendi cirolarını yeniden yazmaları gereklidir.
Madde 744II - Nüshalar arasındaki ilişki
MADDE 744- (1) Poliçe, nüshalarından biri üzerine yapılacak ödemenin diğer
nüshaları hükümsüz kılacağı kaydını taşımasa bile, nüshalardan biri üzerine yapılan ödeme
bütün nüshalardan doğan hakları düşürür. Ancak, kabul kaydını içerip de kendisine geri
verilmemiş olan her nüshadan dolayı muhatabın sorumluluğu devam eder.
(2) Birden fazla nüshayı farklı kişilere veren ciranta ile ondan sonra gelen borçlular,
kendi imzalarını içerip de geri verilmemiş olan bütün nüshalardan dolayı sorumludurlar.
Madde 745III - Kabul şerhi
MADDE 745- (1) Nüshalardan birini kabul için gönderen kişi, bu nüshayı elinde tutan
kişinin adını diğer nüshalar üzerine yazmak zorundadır. Kabul için gönderilen nüshayı elinde
tutan kişi; bunu, diğer nüshanın yetkili hamiline teslim etmekle yükümlüdür.
(2) Teslimden kaçınırsa hamil başvurma hakkını, ancak;
a) Kabul için gönderilen nüshanın, istemde bulunulmasına rağmen kendisine teslim
olunmadığı,
b) Diğer nüsha üzerinde de kabulün veya ödemenin sağlanamadığı,
hususları bir protesto ile tespit ettirilmiş olduğu takdirde kullanabilir.
B) Poliçe suretleri
Madde 746I - Şekil ve hükümleri
MADDE 746- (1) Her poliçe hamilinin, poliçe suretlerini çıkarmaya hakkı vardır.
(2) Suretin, cirolar ve poliçede bulunan diğer bütün kayıtlarla birlikte senedin aslını
aynen içermesi ve nerede son bulduğunu göstermesi şarttır.
(3) Suret, aslı gibi ve aynı hükümler doğurmak üzere ciro edilebilir ve aval taahhüdüne
konu olabilir.
Madde 747II - Senet aslının teslimi
MADDE 747- (1) Suretin, senet aslının kimin elinde bulunduğunu göstermesi gerekir.
Senet aslını elinde tutan kişi, bunu, suretin yetkili hamiline teslim ile yükümlüdür.
(2) Teslimden kaçınılması hâlinde hamil; ancak istemine rağmen senet aslının
kendisine teslim edilmediğini bir protesto ile tespit ettirdiği takdirde, suretin cirantalarına ve
suret üzerine aval veren kişilere karşı başvurma haklarını kullanabilir.
(3) Senedin aslı, suretin düzenlenmesinden önce en son olarak aslına yazılmış olan
cirodan sonra “buradan itibaren ancak suret üzerine yazılacak cirolar geçerlidir” kaydını veya
buna benzer bir kaydı içerirse, bundan sonra senedin aslına yazılacak cirolar geçersizdir.
YEDİNCİ AYIRIM
Çeşitli Hükümler
Madde 748A) Senet metnindeki değişiklikler
MADDE 748- (1) Bir poliçe metni değiştirildiği takdirde, değiştirmeden sonra poliçe
üzerine imza koymuş olan kişiler, değişmiş metne ve ondan önce imzasını koyanlar ise eski
metne göre sorumlu olurlar.
B) Zamanaşımı
Madde 749I - Süreler
MADDE 749- (1) Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler,
vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
(2) Hamilin, cirantalarla düzenleyene karşı ileri süreceği istemler, süresinde çekilen
protesto tarihinden veya senette “gidersiz iade olunacaktır” kaydı varsa vadenin dolduğu
tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
(3) Bir cirantanın başka cirantalarla düzenleyen aleyhine ileri süreceği istemler,
cirantanın poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü
tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar.
II - Kesilme
Madde 7501. Sebepleri
MADDE 750- (1) Zamanaşımı; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın
ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesiyle kesilir.
Madde 7512. Hükümleri
MADDE 751- (1) Zamanaşımını kesen işlem, kimin hakkında meydana gelmişse
ancak ona karşı hüküm ifade eder.
(2) Zamanaşımı kesilince, süresi aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar.
C) Süreler
Madde 7521. Tatil günleri
MADDE 752- (1) Vadesi pazara veya diğer bir resmî tatil gününe rastlayan poliçenin
ödenmesi, ancak tatili izleyen ilk iş günü istenebilir. Poliçeye ilişkin diğer bütün işlemler,
özellikle kabul için ibraz ve protesto işlemleri de tatilde yapılmayıp ancak bir iş gününde
yapılabilir.
(2) Bu işlemlerden birinin, son günü pazara veya başka bir resmî tatil gününe rastlayan
bir süre içinde yapılması gerektiği takdirde, bu süre onu izleyen ilk iş gününe kadar uzar.
Aradaki tatil günleri süre hesabına dâhildir.
Madde 7532. Sürenin hesaplanması
MADDE 753- (1) Kanunun bu Kısmında veya poliçede gösterilen süreler hesap
edilirken bunların başladığı gün sayılmaz.
Madde 7543. Atıfet süreleri
MADDE 754- (1) Poliçelerde kanuni veya yargısal atıfet süreleri geçerli değildir.
Madde 755D) Poliçeye ilişkin işlemlerin yapılacağı yer
MADDE 755- (1) Poliçeyi kabul veya ödeme için ibraz etmek, protesto çekmek,
poliçenin bir nüshasının verilmesini istemek gibi belirli bir kişi nezdinde yapılacak olan bütün
işlemlerin, bu kişinin ticaret yerinde ve böyle bir yeri yoksa konutunda yapılması gereklidir.
(2) Ticaret yeri veya konutun bulunduğu yer dikkatle araştırılır. Kolluktan veya yerel
posta yönetiminden edinilen bilgilerden bir sonuç çıkmadığı takdirde başka araştırma
yapmaya gerek yoktur.
Madde 756E) İmzalar
MADDE 756- (1) Poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesi gerekir.
(2) El ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya
onaylanmış bir işaret veya resmî bir şahadetname kullanılamaz.
F) İptal
Madde 757I - Önleyici önlemler
MADDE 757- (1) İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin
yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini
isteyebilir.
(2) Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe
bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir.
Madde 758II - Poliçeyi eline geçiren kişinin bilinmesi
MADDE 758- (1) Poliçeyi eline geçiren kişi bilindiği takdirde, mahkeme, dilekçe
sahibine iade davası açması için uygun bir süre verir.
(2) Dilekçe sahibi verilen süre içinde davayı açmazsa, mahkeme, muhatap hakkındaki
ödeme yasağını kaldırır.
III - Poliçeyi eline geçirenin bilinmemesi
Madde 7591. Dilekçe sahibinin yükümlülükleri
MADDE 759- (1) Poliçeyi eline geçiren kişi bilinmiyorsa, poliçenin iptaline karar
verilmesi istenebilir.
(2) İptal isteminde bulunan kişi, poliçe elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir
şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya
senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.
2. İhtar
Madde 760a) İçeriği
MADDE 760- (1) Mahkeme, dilekçe sahibinin, poliçe elinde iken zıyaa uğradığına
dair verdiği açıklamaları inandırıcı bulursa, verilecek ilanla, poliçeyi eline geçireni, poliçeyi
belirli bir süre içinde getirmeye davet ve aksi takdirde poliçenin iptaline karar vereceğini ihtar
eder.
Madde 761b) Süreler
MADDE 761- (1) Poliçeyi getirme süresi en az üç ay ve en çok bir yıldır.
(2) Vadesi gelmiş poliçelerde zamanaşımı, üç ayın geçmesinden önce gerçekleşirse,
mahkeme üç aylık süre ile bağlı değildir.
(3) Süre, vadesi gelen poliçeler hakkında birinci ilan gününden, vadesi gelmeyen
poliçeler hakkında vadenin gelmesinden itibaren işler.
Madde 762c) İlan
MADDE 762- (1) Poliçenin getirilmesine ilişkin ilan, 35 inci maddede yazılı gazete
ile üç defa yapılır.
(2) Özellik gösteren olaylarda, mahkeme, uygun göreceği daha başka ilan önlemlerine
de başvurabilir.
Madde 763IV - İade davası
MADDE 763- (1) Elden çıkan poliçe mahkemeye sunulursa, mahkeme, iade davası
açması için dilekçe sahibine uygun bir süre verir. Dilekçe sahibi bu süre içinde dava açmazsa,
mahkeme, poliçeyi, sunmuş olana geri verir ve muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.
Madde 764V - İptal kararı
MADDE 764- (1) Elden çıkan poliçe, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa,
iptaline karar verilir.
(2) Poliçenin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, dilekçe sahibi kabul edene karşı
poliçeden doğan istem hakkını ileri sürebilir.
Madde 765VI - Teminat
MADDE 765- (1) Mahkeme, iptale karar vermeden önce, kabul edene, poliçe bedelini
tevdi etme ve yeterli teminat karşılığında bunu ödeme yükümünü getirebilir.
(2) Teminat, poliçeyi iyiniyetle iktisap eden kişinin uğrayabileceği zarara bir karşılık
oluşturur. Senet iptal edildiği veya senetten doğan haklar diğer bir sebeple ortadan kalktığı
takdirde, teminat geri alınır.
SEKİZİNCİ AYIRIM
Kanunlar İhtilafı
Madde 766A) Ehliyet
MADDE 766- (1) Bir kişinin poliçe ile borçlanması için gereken ehliyet tabi bulunduğu
devletin hukukuna göre belirlenir. Bu hukuk diğer bir ülkenin hukukuna göndermede
bulunuyorsa, o hukuk uygulanır.
(2) Birinci fıkrada öngörülen hukuk gereğince ehliyete sahip olmayan kişi, hukuku
bakımından kendisini ehil sayan bir ülkede imza koymuşsa, orada olduğu gibi geçerli şekilde
borçlanır.
B) Şekil ve süreler
Madde 767I - Genel olarak
MADDE 767- (1) Poliçe ile yapılan borçlanmaların şekli, bu borçlanmaların
imzalandığı ülkenin hukukuna tabidir.
(2) Bir poliçeye ilişkin borçlanma, yapıldığı ülkenin hukuku uyarınca şekil
bakımından geçerli olmamakla beraber, aynı poliçeye ilişkin sonraki bir borçlanmanın
yapıldığı ülke hukukunca geçerli bulunursa, ilk borçlanmanın şekil bakımından geçerli
olmayışı, sonraki borçlanmanın geçerliliğini etkilemez.
(3) Bir Türkün, yabancı ülkede poliçeyle borçlanması, Türk hukukunun gösterdiği
şekle uygun bulunduğu takdirde, Türkiye’de başka bir Türke karşı geçerlidir.
Madde 768II - Hakların kullanılması ve korunmasına ilişkin işlemler
MADDE 768- (1) Protestonun şekli ve protesto çekilmesi için belirli olan sürelerle
poliçeden doğan hakların kullanılması veya korunması için gerekli diğer işlemlerin şekli,
protestonun çekilmesi veya işlemin yapılması gereken ülkenin hukukuna göre belirlenir.
Madde 769III - Başvurma hakkı
MADDE 769- (1) Başvurma haklarının kullanılması için uyulması gereken süreler,
bütün poliçe borçluları hakkında poliçenin düzenlendiği yerde geçerli olan hukuka göre
belirlenir.
C) Borçlanmaların hükümleri
Madde 770I - Genel olarak
MADDE 770- (1) Bir poliçeyi kabul eden kişinin borçlanmalarından doğan sonuçlar,
ödeme yerindeki hukuka göre belirlenir.
(2) Senetteki diğer borçluların borçlanmalarından doğan sonuçlar, bu borçlanmalar
hangi ülkede imza edilmiş ise o ülke hukukuna tabi olur.
Madde 771II - Kısmi kabul ve ödeme
MADDE 771- (1) Kabulün, poliçedeki bedelin bir kısmına özgülenip
özgülenmeyeceği ve hamilin kısmi ödemeyi kabule zorunlu bulunup bulunmadığı, ödeme
yerindeki hukuka tabidir.
Madde 772III - Ödeme
MADDE 772- (1) Vade geldiğinde ödeme, özellikle vadenin geldiği günün ve ödeme
tarihinin hesaplanması, bedeli yabancı bir ülke parasıyla gösterilmiş poliçelerin ödenmesi,
poliçenin hangi ülkede ödenmesi gerekiyorsa o ülkedeki hukuka göre belirlenir.
Madde 773IV - Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar
MADDE 773- (1) Muhatap, yerleşim yerli poliçeyi ödeyecek olan üçüncü kişi ve
düzenleyenin, poliçeyi hesabına düzenlediği kişi veya ticari işletme aleyhine sebepsiz
zenginleşmeden doğan istemler, bu kişilerin yerleşim yerlerinin bulunduğu ülkenin hukukuna
göre belirlenir.
Madde 774V - Karşılığın hamile geçmesi
MADDE 774- (1) Bir poliçe hamilinin, senedin düzenlenmesine sebep olan alacağı
iktisap edip etmeyeceğini, senedin düzenlendiği yerdeki hukuk belirler.
Madde 775VI - İptal kararı
MADDE 775- (1) Poliçenin kaybolması veya çalınması hâlinde alınacak tedbirleri,
ödeme yerindeki hukuk belirler.
İKİNCİ BÖLÜM
Bono veya Emre Yazılı Senet
Madde 776A) Unsurlar
MADDE 776- (1) Bono veya emre yazılı senet;
a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den
başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan
kelimeyi,
b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini,
c) Vadeyi,
d) Ödeme yerini,
e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,
f) Düzenlenme tarihini ve yerini,
g) Düzenleyenin imzasını,
içerir.
Madde 777B) Unsurların bulunmaması
MADDE 777- (1) İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776
ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz.
(2) Vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır.
(3) Açıklık bulunmadığı takdirde senedin düzenlendiği yer, ödeme yeri ve aynı
zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılır.
(4) Düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin adının yanında yazılı olan
yerde düzenlenmiş sayılır.
Madde 778C) Uygulanacak hükümler
MADDE 778- (1) Bononun niteliğine aykırı düşmedikçe;
a) Poliçelerin cirosuna ilişkin 681 ilâ 690,
b) Vadeye dair 703 ilâ 707,
c) Ödeme hakkındaki 708 ilâ 712,
d) Ödememe hâlinde başvurma haklarına dair 713 ilâ 727 ve 729 ilâ 732,
e) Araya girme suretiyle ödemeye ilişkin 734, 738 ilâ 742,
f) Suretler hakkındaki 746 ve 747,
g) Değiştirmeye dair 748,
h) Zamanaşımına dair 749 ilâ 751,
ı) İptale dair 757 ilâ 765,
i) Tatil günleri, sürelerin hesabı, atıfet sürelerine ilişkin yasak, poliçeye dair işlemlerin
yapılması gereken yer ve imza hakkındaki 752 ilâ 756,
j) Kanunlar ihtilâfına dair 766 ilâ 775 inci,
maddeler hükümleri bonolar hakkında da geçerlidir.
(2) Ayrıca;
a) Üçüncü bir kişinin yerleşim yerinden veya muhatabın yerleşim yerinden başka bir
yerde ödenmesi şart olan poliçeye ilişkin 674 ve 697 nci,
b) Faiz şartına dair 675 inci,
c) Ödenecek bedele dair çeşitli beyanlar hakkındaki 676 ncı,
d) Geçerli olmayan imzanın sonuçlarına ilişkin 677 nci,
e) Yetkisiz veya yetkiyi aşan kimsenin imzasına ilişkin 678 ve 679 uncu,
f) Açık poliçeye dair 680 inci,
madde hükümleri de bonolara uygulanır.
(3) Avale ilişkin 700 ilâ 702 nci maddeler de bonolar hakkında uygulanır.
(4) 701 inci maddenin dördüncü fıkrasında öngörülen hâlde aval, avalin kimin
hesabına verildiğini göstermezse, bonoyu düzenleyen kimse hesabına verilmiş sayılır.
Madde 779D) Düzenleyenin sorumluluğu
MADDE 779- (1) Bir bonoyu düzenleyen kişi, tıpkı bir poliçeyi kabul eden gibi
sorumludur.
(2) Görüldüğünden belirli bir süre sonra ödenmesi şart olan bonoların düzenleyene
693 üncü maddede yazılı süreler içinde ibraz olunması gerekir.
(3) Düzenleyen, bononun kendisine ibraz edildiğini bono üzerine ibraz gününü işaret
etmek ve imzasını koymak suretiyle doğrular. Süre, ibraz kaydı tarihinden itibaren işlemeye
başlar. Düzenleyen; bononun kendisine ibraz edildiğini, gününü işaret etmek suretiyle
doğrulamaktan kaçınırsa, bu durum bir protesto ile belirlenir. Bu takdirde süre protesto
gününden itibaren işlemeye başlar.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Çek
BİRİNCİ AYIRIM
Çeklerin Düzenlenmesi ve Şekli
A) Şekli
Madde 780I - Unsurlar
MADDE 780- (1) Çek;
a) Senet metninde “çek” kelimesini ve eğer senet Türkçe’den başka bir dille yazılmış
ise o dilde “çek” karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi,
c) Ödeyecek kişinin, “muhatabın” ticaret unvanını,
d) Ödeme yerini,
e) Düzenlenme tarihini ve yerini,
f) Düzenleyenin imzasını,
g) (Ek: 15/7/2016-6728/70 md.) Banka tarafından verilen seri numarasını,
h) (Ek: 15/7/2016-6728/70 md.) Karekodu,
içerir.
(2) (Ek fıkra : 15/7/2016-6728/70 md.) Çek alacaklıları, ellerinde bulunan çek ile çek
hesabı sahibine ve bu çeki düzenleyenlere ilişkin verilere karekod aracılığıyla erişim
sağlayabilir. Karekod ile;
a) Çek hesabı sahibinin adı, soyadı veya ticaret unvanı,
b) Çek hesabı sahibinin tacir olması hâlinde, ticaret siciline tescil edilen yetkililerinin
adı, soyadı veya ticaret unvanı,
c) Çek hesabı sahibinin, çek hesabı bulunan toplam banka sayısı,
d) Çek hesabı sahibine ait bankalara ibraz edilmemiş çek adedi ve tutarı,
e) Düzenlenerek bankalara teslim edilen çeklerin adedi ve tutarı,
f) Son beş yıl içerisinde ibrazında ödenen çeklerin adedi ve tutarı,
g) İbraz edilen ilk çekin ibraz tarihi,
h) İbraz edilen son çekin ibraz tarihi,
ı) İbrazında ödenen son çekin ibraz tarihi,
i) Son beş yılda “karşılıksızdır” işlemi gören ve halen ödenmemiş çeklerin adedi ve
tutarları,
j) Son beş yılda “karşılıksızdır” işlemi gören ve sonradan ödenen çeklerin adedi ve tutarı,
k) Son beş yılda “karşılıksızdır” işlemi gören son çekin ibraz tarihi,
l) Çek hesabı sahibi hakkında çek hesabı açma yasağı bulunup bulunmadığı, varsa
yasaklama kararının tarihi,
m) Her bir çek yaprağı ile ilgili olarak tedbir kaydı olup olmadığı,
n) Çek hesabı sahibi tacirse, iflasına karar verilip verilmediği, iflasına karar verilmişse
kararın tarihi,
çek hesabı sahibi ya da cirantanın rızası aranmaksızın üçüncü kişilerin erişimine
sunulur.
(3) (Ek fıkra : 15/7/2016-6728/70 md.) İkinci fıkrada belirtilen verilere ulaşılmasını
sağlayacak karekod okutma ve bilgi paylaşım sistemi 5411 sayılı Kanunun ek 1 inci madde
hükmü uyarınca kurulan Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi tarafından oluşturulur. Risk
Merkezi sistemdeki verileri, 5411 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin on birinci fıkrası
uyarınca bilgi alışverişini gerçekleştirdiği şirket ile paylaşmaya yetkilidir. Bu yetki
kullanıldığı takdirde sistem bilgilerin paylaşıldığı şirket nezdinde kurulabilir.
(4) (Ek fıkra : 15/7/2016-6728/70 md.) Çekte yer alacak MERSİS numarası ile
karekodun tanım ve içerikleri ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Gümrük
ve Ticaret Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığının müştereken çıkaracağı tebliğle belirlenir.
Madde 781II - Unsurların bulunmaması
MADDE 781- (1) 780 inci maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet,
ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda yazılı hâller dışında çek sayılmaz.98
(2) Çekte açıklık yoksa, muhatabın ticaret unvanı yanında gösterilen yer ödeme yeri
sayılır. Muhatabın ticaret unvanı yanında birden fazla yer gösterildiği takdirde, çek, ilk
gösterilen yerde ödenir. Böyle bir açıklık ve başka bir kayıt da yoksa, çek muhatabın
merkezinin bulunduğu yerde ödenir.
15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 71 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “ikinci ve üçüncü”
ibaresi “ikinci, üçüncü ve dördüncü” şeklinde değiştirilmiştir.
(3) Düzenlenme yeri gösterilmemiş olan çek, düzenleyenin adı yanında yazılı olan
yerde düzenlenmiş sayılır.
(4) (Ek: 15/7/2016-6728/71 md.) Yabancı banka tarafından bastırılan çeklerde, 780 inci
maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen banka tarafından verilen seri numarası
ve/veya (h) bendinde belirtilen karekodun bulunmaması senedin çek olarak geçerliliğini
etkilemez.
B) Münferit unsurlar
I - Muhatap
Madde 7821. Muhatap olma ehliyeti
MADDE 782- (1) Türkiye’de ödenecek çeklerde muhatap ancak bir banka olabilir.
(2) Diğer bir kişi üzerine düzenlenen çek yalnız havale hükmündedir.
Madde 7832. Karşılık
MADDE 783- (1) Bir çekin düzenlenmesi için, muhatabın elinde düzenleyenin emrine
tahsis edilmiş bir karşılık bulunması ve düzenleyenin bu karşılık üzerinde çek düzenlemek
suretiyle tasarruf hakkını haiz olacağına dair muhatapla düzenleyen arasında açık veya zımni
bir anlaşma bulunması şarttır. Ancak, bu hükümlere uyulmaması hâlinde senedin çek olarak
geçerliliği etkilenmez.
(2) Düzenleyen, muhatap nezdinde çekin ancak bir kısım karşılığını hazır bulundurduğu
takdirde, muhatap, bu tutarı ödemekle yükümlüdür.
(3) Muhatap nezdinde karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan bir çek düzenleyen
kişi, çekin karşılıksız kalan bedelinin yüzde onunu ödemekle yükümlü olduktan başka,
hamilin bu yüzden uğradığı zararı da tazmin eder.
Madde 784II - Kabul yasağı
MADDE 784- (1) Çek hakkında kabul işlemi yapılamaz. Çek üzerine yazılmış bir
kabul kaydı, yazılmamış sayılır.
Madde 785III - Kimin lehine çekilebileceği
MADDE 785- (1) Çek;
a) “Emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişiye,
b) “Emre yazılı değildir” kaydıyla veya buna benzer bir kayıtla belirli bir kişiye,
c) Veya hamile,
ödenmek üzere çekilebilir.
(2) Belirli bir kişi lehine “veya hamiline” kelimelerinin veya buna benzer başka bir
ibarenin eklenmesiyle düzenlenen çek, hamiline yazılı çek sayılır.
(3) Kimin lehine düzenlendiği gösterilmemiş olan bir çek, hamiline yazılı çek
hükmündedir.
Madde 786IV - Faiz şartı
MADDE 786- (1) Çekte öngörülen herhangi bir faiz şartı yazılmamış sayılır.
Madde 787V - Adresli ve yerleşme yerli çek
MADDE 787- (1) Çek, muhatabın yerleşim yerinde veya başka bir yerde üçüncü bir
kişi nezdinde ödenmek üzere düzenlenebilir. Ancak, bu üçüncü kişinin bir banka olması
şarttır.
İKİNCİ AYIRIM
Devir
Madde 788A) Devredilebilirlik
MADDE 788- (1) Açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi
lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir.
(2) “Emre yazılı değildir” kaydıyla veya buna benzer bir kayıtla belirli bir kişi lehine
ödenmesi şart kılınan bir çek, ancak alacağın temlikiyle devredilebilir. Bu devir, alacağın
temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur.
(3) Ciro, düzenleyen veya çekten dolayı borçlu olanlardan herhangi biri lehine de
yapılabilir. Bu kişiler çeki yeniden ciro edebilirler.
B) Ciro
Madde 789I - Genel olarak
MADDE 789- (1) Cironun kayıtsız ve şartsız olması gereklidir. Ciro, şartlara tabi
tutulmuşsa bunlar yazılmamış sayılır.
(2) Kısmi ciro ve muhatabın cirosu batıldır.
(3) Hamiline yazılı ciro beyaz ciro hükmündedir.
(4) Muhatap lehindeki ciro yalnız makbuz hükmündedir; meğerki, muhatabın birden
fazla şubesi olup da, ciro, muhatap şubeden başka bir şube üzerine yazılmış bulunsun.
Madde 790II - Hak sahipliğini ispat görevi
MADDE 790- (1) Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro
olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil
sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu
son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.
Madde 791III - Hamiline yazılı çek üzerine yapılan ciro
MADDE 791- (1) Hamiline yazılı bir çek üzerine yapılan ciro, cirantayı, başvurma
hakkına dair hükümler gereğince sorumlu kılarsa da senedin niteliğini değiştirerek onu emre
yazılı bir çek hâline getirmez.
Madde 792C) Elden çıkan çek
MADDE 792- (1) Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister
hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790
ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle
iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle
yükümlüdür.
Madde 793D) Protestodan ve ibraz süresinin geçmesinden sonraki ciro
MADDE 793- (1) Protestonun düzenlenmesinden veya aynı nitelikte bir belirlemeden
veya ibraz süresinin geçmesinden sonra yapılan ciro, ancak alacağın temlikinin sonuçlarını
doğurur.
(2) Tarihsiz bir cironun, protesto veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz
süresinin geçmesinden önce yapıldığı, aksi sabit oluncaya kadar karinedir.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
Ödeme ve Ödememe
A) Ödeme
Madde 794I - Aval
MADDE 794- (1) Çekte yazılı bedelin ödenmesi, kısmen veya tamamen aval ile
teminat altına alınabilir.
(2) Bu teminat, muhatap hariç olmak üzere üçüncü bir kişi veya çek üzerinde imzası
bulunan bir kişi tarafından da verilebilir.
Madde 795II - Muacceliyet
MADDE 795- (1) Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış
hükmündedir.
(2) Düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan çek,
ibraz günü ödenir.
III - Ödeme için ibraz
Madde 7961. Genel olarak
MADDE 796- (1) Bir çek, düzenlendiği yerde ödenecekse on gün; düzenlendiği
yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir.
(2) Ödeneceği ülkeden başka bir ülkede düzenlenen çek, düzenlenme yeri ile ödeme
yeri aynı kıtada ise bir ay ve ayrı kıtalarda ise üç ay içinde muhataba ibraz edilmelidir. Bu
bakımdan, bir Avrupa ülkesinde düzenlenip de Akdenize sahili bulunan bir ülkede ödenecek
olan ve aynı şekilde Akdenize sahili olan bir ülkede düzenlenip bir Avrupa ülkesinde
ödenmesi gereken çekler aynı kıtada düzenlenmiş ve ödenmesi şart kılınmış sayılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkralarda yazılı süreler, çekte yazılı olan düzenlenme tarihinin
ertesi günü başlar.
Madde 7972. Takvim farklılığı
MADDE 797- (1) Çek, takvimleri farklı olan iki yer arasında çekildiği takdirde;
düzenlenme günü, ödeme yerindeki takvimin onu karşılayan gününe dönüştürülür.
Madde 7983. Takas odası
MADDE 798- (1) Çekin bir takas odasına ibrazı ödeme için ibraz yerine geçer.
IV - Çekten cayma
Madde 7991. Genel olarak
MADDE 799- (1) Çekten cayma ancak ibraz süresi geçtikten sonra hüküm ifade eder.
(2) Çekten cayılmamışsa, muhatap, ibraz süresinin geçmesinden sonra da çeki
ödeyebilir.
Madde 8002. Özel hâller
MADDE 800- (1) Çekin tedavüle çıkarılmasından sonra, düzenleyenin ölümü, medenî
haklarını kullanma ehliyetini kaybetmesi veya iflası çekin geçerliliğini etkilemez.
Madde 801V - Ciroların incelenmesi
MADDE 801- (1) Cirosu kabil bir çeki ödeyecek muhatap, cirolar arasında düzenli bir
teselsülün var olup olmadığını incelemekle yükümlü ise de cirantaların imzalarının
geçerliliğini araştırmak zorunda değildir.
Madde 802VI - Yabancı ülke parasıyla ödenecek çek
MADDE 802- (1) Çekin ödeme yerinde rayici olmayan bir para ile ödenmesi şart
koşulmuş ise, bedeli, çekin ibraz günündeki değerine göre o ülke parası ile ödenebilir. İbraz
edilmesine rağmen ödenmediği takdirde hamil, çek bedelinin dilerse ibraz dilerse ödeme
günlerindeki rayiç değerine göre ülke parasıyla ödenmesini isteyebilir.
(2) Yabancı ülke parasının değeri, ödeme yerindeki ticari teamüllere göre belirlenir.
Bununla beraber düzenleyen, ödenecek tutarın çekte yazılı belirli bir kura göre hesap
olunmasını şart koşabilir.
(3) Düzenleyen, ödemenin belirli bir para ile yapılmasını (aynen ödemeyi) şart koşmuş
ise birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanmaz.
(4) Çek bedeli, düzenlenme ve ödeme ülkelerinde aynı adı taşıyan ve fakat değerleri
birbirinden farklı olan para ile gösterildiği takdirde, ödeme yerindeki para kastedilmiş sayılır.
VII - Çizgili çek
Madde 8031. Şekil ve şartları
MADDE 803- (1) Bir çekin düzenleyeni veya hamili onu, 804 üncü maddede
gösterilen sonuçları doğurmak üzere çizebilir.
(2) Çekin çizilmesi, çekin ön yüzüne birbirine paralel iki çizgi çekilerek yapılır. Çek,
genel veya özel olarak çizilebilir.
(3) İki çizgi arasına hiçbir ibare konmamış veya “banka” kelimesi veya buna benzer
bir ibare konmuş ise çek, genel olarak çizilmiş demektir.
(4) İki çizgi arasına belirli bir bankanın ticaret unvanı yazılmış ise çek, özel olarak
çizilmiş demektir.
(5) Genel çizgi özel çizgiye dönüştürülebilir; özel çizgi genel çizgiye dönüştürülemez.
(6) Çizgilerin veya zikredilen bankanın ticaret unvanının silinmesi hükümsüz sayılır.
Madde 8042. Hükümleri
MADDE 804- (1) Genel olarak çizilen bir çek, muhatap tarafından ancak bir bankaya
veya muhatabın bir müşterisine ödenebilir.
(2) Özel olarak çizilen bir çek, muhatap tarafından ancak ticaret unvanı gösterilen
bankaya veya bu banka muhatap ise onun müşterisine ödenebilir. Ticaret unvanı gösterilen
banka, bedelin tahsili işini diğer bir bankaya bırakabilir.
(3) Bir banka, çizgili çeki, ancak müşterilerinden veya diğer bir bankadan iktisap
edebilir. Aynı şekilde onu, sözü geçen kişilerden başkaları hesabına tahsil edemez.
(4) Çek, birden fazla özel olarak çizilmiş ise, muhatabın bu çeki ödeyebilmesi için
çekin ikiden fazla çizilmemiş olması ve çizgilerden birinin, çekin bir takas odası tarafından
tahsil edilebilmesi amacı ile yapılmış olması şarttır.
(5) Birinci ilâ dördüncü fıkralara aykırı hareket eden muhatap veya banka, çek
bedelini aşmamak üzere, oluşan zarardan sorumludur.
VIII - Hesaba geçirilmek üzere düzenlenen çek
Madde 8051. Genel olarak
MADDE 805- (1) Bir çekin düzenleyeni veya hamili çekin ön yüzüne “hesaba
geçirilecektir” kaydını veya buna benzer bir ibareyi yazarak çekin nakden ödenmesini
önleyebilir. Bu takdirde çek, muhatap tarafından ancak hesaba alacak kaydı, takas, hesap
nakli suretiyle kayden ödenebilir. Bu kayıtlar ödeme yerine geçer.
(2) “hesaba geçirilecektir” kaydının çizilmesi geçersizdir.
(3) Birinci ve ikinci fıkralara aykırı hareket eden muhatap, çekin bedelini aşmamak
üzere, zarardan sorumludur.
2. Hamilin hakları
Madde 806a) İflas hâlinde
MADDE 806- (1) Hesaba geçirilmek üzere düzenlenen bir çekin hamili, muhatap iflas
etmiş veya bir ilamla ispatlanmamış olsa bile ödemelerini tatil etmiş ya da aleyhine yapılan
herhangi bir icra takibi semeresiz kalmışsa, çek bedelinin nakden ödenmesini muhataptan
isteyebileceği gibi, ödememe hâlinde başvurma hakkını da kullanabilir.
Madde 807b) Hesaba geçirilmeme hâlinde
MADDE 807- (1) Hesaba geçirilmek üzere düzenlenen bir çekin hamili; muhatabın,
çek bedelini kayıtsız ve şartsız bir alacak olarak hesaba geçirmekten kaçındığını veya ödeme
yerindeki takas odasının, bu çekin, hamilin borçlarına mahsup edilmek kabiliyetini haiz
olmadığını beyan etmiş bulunduğunu ispat ederse, başvurma haklarını kullanabilir.
B) Ödememe
Madde 808I - Hamilin başvurma hakları
MADDE 808- (1) Zamanında ibraz edilmiş olan çekin ödenmemiş olduğu ve
ödememe hâli;
a) Resmî bir belge, “protesto” ile,
b) Muhatap tarafından, ibraz günü de gösterilmek suretiyle, çekin üzerine yazılmış
olan tarihli bir beyanla,
c) Bir takas odasının, çek zamanında teslim edildiği hâlde ödenmediğini tespit eden
tarihli bir beyanıyla,
sabit bulunduğu takdirde hamil; cirantalar, düzenleyen ve diğer çek borçlularına karşı
başvurma haklarını kullanabilir.
Madde 809II - Protesto
MADDE 809- (1) Protesto veya buna denk olan belirleme, ibraz süresinin geçmesinden
önce yapılmalıdır.
(2) İbraz, sürenin son gününde yapılırsa, protesto veya buna denk belirleme, izleyen iş
gününde de yapılabilir.
Madde 810III - Başvurma hakkının kapsamı
MADDE 810- (1) Hamil, başvurma yolu ile;
a) Çekin ödenmemiş olan bedelini,
b) İbraz gününden itibaren bu tutarın faizini,
c) Protestonun veya buna denk olan belirlemenin ve gönderilen ihbarnamelerin
giderleri ile diğer giderleri ve
d) Çek bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komisyon ücretini,
isteyebilir.
Madde 811IV - Mücbir sebepler
MADDE 811- (1) Kanunen belirli olan süreler içinde çekin ibrazı veya protesto
edilmesi veya buna denk bir belirlemenin yapılması, bir devletin mevzuatı veya herhangi bir
mücbir sebep gibi aşılması imkânsız bir engel nedeniyle gerçekleştirilememişse, bu işlemler
için belirli olan süreler uzar.
(2) Hamil, mücbir sebebi gecikmeksizin kendi cirantasına ihbar etmeye ve bu ihbarı
çeke veya alonja kaydedip, bunun altına, yerini ve tarihini yazarak imzalamakla zorunludur.
723 üncü madde hükümleri burada da uygulanır.
(3) Mücbir sebebin ortadan kalkmasından sonra hamil, çeki gecikmeksizin ödeme
amacıyla ibraz etmek ve gereğinde protesto veya buna eş değerde bir belirlemeyi yaptırmak
zorundadır.
(4) Mücbir sebep, ibraz süresinin bitiminden önce olmak şartıyla, hamilin bu sebebi
kendinden önce gelen borçluya ihbar ettiği günden itibaren onbeş günden fazla devam ederse,
çekin ibrazına ve protesto çekilmesine veya buna eş değerde bir belirlemeye gerek kalmaksızın
başvurma hakkı kullanılabilir.
(5) Hamilin veya çeki ibraz etmekle, protesto çekmekle ya da aynı nitelikte bir
belirlemeyi yaptırmakla görevlendirdiği kişinin, sadece kendileriyle ilgili olgular mücbir
sebep sayılmaz.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
Çeşitli Hükümler
Madde 812A) Sahte veya tahrif edilmiş çek
MADDE 812- (1) Sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar
muhataba ait olur; meğerki, senette düzenleyen olarak gösterilen kişiye, kendisine verilen çek
defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun.
Madde 813B) Çekin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi
MADDE 813- (1) Hamiline yazılı çekler hariç olmak üzere; bir ülkede düzenlenip de
diğer bir ülkede veya aynı ülkenin denizaşırı bir kısmında ödenmesi şart olan ve aksine, bir
ülkenin denizaşırı bir kısmında düzenlenip o ülkede ödenmesi şart olan ya da aynı ülkenin
denizaşırı olan aynı kısmında yahut çeşitli kısımlarında düzenlenip ödenmesi şart olan her
çek, birbirinin aynı olarak çeşitli nüshalar hâlinde düzenlenebilir. Bu nüshalar senet metninde
teselsül eden sıra numaraları ile gösterilir. Aksi takdirde her nüsha ayrı bir çek sayılır.
Madde 814C) Zamanaşımı99
MADDE 814- (1) Hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı
sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle
zamanaşımına uğrar.
(2) Çek borçlularından birinin diğerine karşı sahip olduğu başvurma hakları, bu çek
borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten
itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
31/1/2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci
fıkralarında yer alan “altı ay” ibareleri “üç yıl” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
Madde 815D) Bankanın tanımı
MADDE 815- (1) Bu Kısımda geçen “banka”dan amaç, Bankacılık Kanununa tabi
olan kuruluşlardır. Ancak, ödeme yeri Türkiye dışında olan çekler hakkında “banka”
teriminden hangi kuruluşların anlaşılacağı ödeme yeri hukukuna göre belirlenir.
E) Süreler
Madde 816I - Tatil günleri
MADDE 816- (1) Bir çekin ibrazı ve protestosu, ancak bir iş gününde yapılabilir.
(2) Çeke ilişkin işlemler ve özellikle ibraz ve protesto veya buna eş değer belirleme
işlemlerinin yapılması için kanunla belirli sürenin son günü, pazara veya diğer bir tatil gününe
rastladığı takdirde, bu süre onu izleyen ilk iş gününü kapsayacak kadar uzar. Aradaki tatil
günleri süre hesabına dâhildir.
Madde 817II - Sürelerin hesabı
MADDE 817- (1) Kanunun bu Kısmında gösterilen süreler hesap edilirken bunların
başladığı gün sayılmaz.
Madde 818F) Uygulanacak hükümler
MADDE 818- (1) Poliçeye ait aşağıdaki hükümler çek hakkında da uygulanır:
a) Düzenleyenin bizzat kendi emrine, kendi üzerine ve üçüncü kişi hesabına
düzenlediği poliçeler hakkındaki 673 üncü madde.
b) Poliçede gösterilen bedeller arasındaki farklara ilişkin 676 ncı madde.
c) Borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasına, yetkisiz imzaya, düzenleyenin
sorumluluğuna ve açık poliçeye ait 677 ilâ 680 inci maddeler.
d) Ciro hakkındaki 683 ilâ 685 inci maddeler.
e) Poliçeye ait def’ilere ilişkin 687 nci madde.
f) Vekâleten yapılan cirodan doğan haklara dair 688 inci madde.
g) Avalin şekil ve hükümleri hakkındaki 701 ve 702 nci maddeler.
h) Makbuz istemek hakkına ve kısmen ödemeye dair 709 uncu madde.
ı) Protestoya ait 715 ilâ 717 nci ve 719 ilâ 721 inci maddeler.
i) “Protestosuz” kaydına dair 722 nci madde.
j) İhbar hakkındaki 723 üncü madde.
k) Poliçe borçlularının müteselsil sorumluluğuna dair 724 üncü madde.
l) Poliçenin ödenmesi hâlinde başvurma hakkına ve poliçenin, protestonun ve
makbuzun kendisine verilmesini istemek hakkına dair 726 ve 727 nci maddeler.
m) Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklara dair 732 nci madde.
n) Poliçe karşılığının devrine dair 733 üncü madde.
o) Poliçe nüshaları arasındaki ilişkiye ait 744 üncü madde.
ö) Değişiklikler hakkındaki 748 inci madde.
p) Zamanaşımının kesilmesine dair 750 ve 751 inci maddeler.
r) Atıfet sürelerinin kabul olunamayacağına, poliçeye ilişkin işlemlerin yapılması
gereken yer ile elle imzaya dair 754 ilâ 756 ncı maddeler.
s) İptal hakkındaki 757 ilâ 763 üncü maddelerle 764 üncü maddenin birinci fıkrası.
ş) Ehliyete, poliçe ve bonolara ilişkin hakların korunması ile başvurma hakkının
kullanılması için gerekli işlemlere ilişkin kanun ihtilaflarına dair 766, 768 ve 769 uncu
maddeler.
(2) 722 nci maddenin birinci ve üçüncü fıkralarıyla 723 üncü maddenin birinci fıkrası
ve 727 nci madde hükümlerinin çeklere uygulanmasında, protesto yerine 808 inci maddenin
birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri gereğince belirleme yapılması da geçerlidir.
BEŞİNCİ AYIRIM
Kanunlar İhtilafı
Madde 819A) Muhatap olma ehliyeti
MADDE 819- (1) Bir çekin kimin üzerine düzenlenebileceğini, çekin ödeneceği
ülkenin hukuku belirler. Bu hukuka göre çek, muhatabın şahsı bakımından geçersiz
sayılıyorsa, hukuklarının böyle bir nedenden dolayı geçersizliği öngörmediği ülkelerde, çek
üzerine atılan imzalardan doğan borçlanmalar geçerlidir.
Madde 820B) Şekil ve süreler
MADDE 820- (1) Çeke ait borçlanmaların şekli, bu borçlanmaların imza edilmiş
olduğu ülkenin hukukuna göre belirlenir. Bununla beraber, ödeme yeri hukukunun öngördüğü
şekle uyulması yeterlidir.
(2) 767 nci maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları da uygulanır.
C) Borçlanmaların hükümleri
Madde 821I - Düzenlenme yeri kanunu
MADDE 821- (1) Çekten doğan borçlanmaların sonuçları, bu borçlanmaların
yapıldığı ülke hukukuna göre belirlenir.
Madde 822II - Ödeme yeri hukuku
MADDE 822- (1) Aşağıda yazılı hususlar çekin ödeneceği ülke hukukuna göre
belirlenir:
a) Çekin mutlaka görüldüğünde mi ödenmesi gerektiği yoksa görüldükten belirli bir
süre sonra ödenmesi şartıyla da düzenlenip düzenlenemeyeceği ve gerçek düzenlenme
gününden sonraki bir günün çeke yazılmasının ne gibi sonuçlar doğuracağı.
b) İbraz süresi.
c) Çekin; kabul, teyit, tasdik veya vize edilip edilmeyeceği ve bu kayıtların ne gibi
sonuçlar doğuracağı.
d) Hamilin kısmen ödemeyi isteyebilip isteyemeyeceği ve böyle bir ödemeyi kabule
zorunlu olup olmadığı.
e) Çekin çizilip çizilemeyeceği veya “hesaba geçirilecektir” kaydını veya buna eşit bir
ibareyi içerip içermeyeceği ve bu çizginin ya da bu kaydın yahut ona eşit olan ibarenin ne gibi
sonuçlar doğuracağı.
f) Çekin karşılığı üzerinde hamilin özel hakları bulunup bulunmadığı ve bu hakların
niteliğinin ne olduğu.
g) Düzenleyenin çekten cayabilip cayamayacağı veya çekin ödenmesine itiraz edebilip
edemeyeceği.
h) Çekin kaybedilmesi veya çalınması hâlinde alınacak tedbirler.
i) Cirantalara, düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı başvurma haklarının
korunması için bir protesto veya buna eş değer bir belirleme yapmanın gerekli olup olmadığı.
Madde 823III - Yerleşim yeri hukuku
MADDE 823- (1) Muhatap ve yerleşim yerli çeki ödeyecek olan üçüncü kişi aleyhine
sebepsiz zenginleşmeden doğan istemler, bu kişilerin yerleşim yerlerinin bulunduğu ülkenin
hukukuna göre belirlenir.
BEŞİNCİ KISIM
Kambiyo Senetlerine Benzeyen Senetler ve Diğer Emre Yazılı Senetler
A) Emre yazılı senet
Madde 824I - Tanımı
MADDE 824- (1) Emre yazılı olan veya kanunen böyle sayılan kıymetli evrak, emre
yazılı senetlerdendir.
Madde 825II - Borçlunun def’ileri
MADDE 825- (1) Borçlu, emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak senedin
geçersizliğine ilişkin veya senet metninden anlaşılan def’ilerle alacaklı kim ise ona karşı,
şahsen haiz bulunduğu def’ileri ileri sürebilir.
(2) Borçlu ile önceki hamillerden biri veya senedi düzenleyen kişi arasında doğrudan
doğruya varolan ilişkilere dayanan def’ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken
hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde caizdir.
B) Kambiyo senetlerine benzeyen senetler
I - Emre yazılı havaleler
Madde 8261. Genel olarak
MADDE 826- (1) Senet metninde poliçe olarak gösterilmemekle beraber, açıkça emre
yazılı olarak düzenlenen ve diğer hususlarda da poliçede aranılan unsurları içeren havaleler
poliçe hükmündedir.
Madde 8272. Kabul zorunluluğunun bulunmaması
MADDE 827- (1) Emre yazılı havale kabul için ibraz edilemez.
(2) Buna rağmen ibraz edilir ve kabulden de kaçınılırsa hamilin bu sebepten dolayı
başvurma hakkı yoktur.
Madde 8283. Kabulün hükümleri
MADDE 828- (1) Emre yazılı bir havalenin, havale olunan tarafından isteğe bağlı
olarak kabulü poliçenin kabulü hükmündedir. Bununla beraber, hamil, havale olunan kişi iflas
etmiş veya bir ilamla ispatlanmamış olsa bile ödemelerini tatil etmiş veya aleyhine yapılan
takip semeresiz kalmışsa, vadenin gelmesinden önce başvurma hakkını kullanamaz.
(2) Bunun gibi, havale edenin iflası hâlinde vadenin gelmesinden önce hamil başvurma
hakkını kullanamaz.
Madde 8294. İcrada uygulanmayacak hükümler
MADDE 829- (1) İcra ve İflas Kanununun, çekler, poliçeler ve emre yazılı
senetlerden bonoların takibine ilişkin hükümleri emre yazılı havaleye uygulanamaz.
Madde 830II - Emre yazılı ödeme vaatleri
MADDE 830- (1) Senet metninde bono olarak gösterilmemekle beraber, açıkça emre
yazılı olarak düzenlenmiş olan ve bonoda aranılan diğer unsurları da içeren ödeme vaatleri,
bono hükmündedir. Ancak, emre yazılı olarak düzenlenmiş olan ödeme vaatleri hakkında,
araya girerek ödemeye ilişkin hükümler uygulanmaz.
(2) İcra ve İflas Kanununun, çekler, poliçeler ve emre yazılı senetlerden bonoların takibine
ilişkin hükümleri, emre yazılı olarak düzenlenmiş bulunan ödeme vaatlerine uygulanmaz.
Madde 831C) Cirosu kabil olan diğer senetler
MADDE 831- (1) İmza edenin, yer, zaman ve tutar bakımlarından belirli nakdî
ödemelerde bulunmayı ve belirli miktarda misli şeyler teslim etmeyi borçlandığı senetler,
açıkça emre yazılı oldukları takdirde ciro ile devredilebilirler.
(2) Bu senetler ve makbuz senetleri, varant ve konişmento gibi cirosu kabil olan senetler
hakkında, cironun şekli, hamilin hak sahipliği ve senedi elinde bulunduranın onu geri vermekle
yükümlü olması hususlarında, poliçelere ilişkin hükümler geçerlidir. İptal konusunda, varant ve
makbuz senedi dışındaki emre yazılı senetlere poliçelere ilişkin hükümler uygulanır.
(3) Kambiyo senetlerindeki başvurmaya ilişkin hükümler kanunda açık hüküm
olmadıkça, birinci fıkrada yazılı senetler hakkında uygulanmaz.
ALTINCI KISIM
Makbuz Senedi ve Varant
A) Umumi mağazalar
Madde 832I - Genel olarak
MADDE 832- (1) Makbuz senedi ve varant verme karşılığında serbest veya
gümrüklenmemiş mal ve hububatı, saklama sözleşmesi uyarınca kabul etmek ve tevdi
edenlere de bu senetlerle tevdi olunan mal ve hububatı satabilmek veya rehnedebilmek imkânı
vermek amacıyla kurulan mağazalara “umumi mağaza” denir. Umumi mağazalar işlemleri bu
Kısım hükümlerine tabidir.
(2) Umumi mağazalar Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izniyle kurulur. (Mülga ikinci
cümle: 26/6/2012-6335/43 md.) (…)
(3) Umumi mağazaların kuruluş usul ve esasları, bunlara kabul edilecek mal ve
hububat cinsleri ve umumi mağazaların henüz gümrüklenmemiş olan malları kabul etmeye
yetkili sayılmaları için gereken şartlar ve gümrük denetimi özel kanununda düzenlenir.
Madde 833II - İstisnalar
MADDE 833- (1) 832 nci maddede yazılı senetleri vermeksizin, yalnız mal ve
hububatı saklama sözleşmesiyle kabul etmek üzere açılan diğer kurumlar ve yerler hakkında
umumi mağazalara ait hükümler geçerli olmaz. Bu hususta Türk Borçlar Kanununun saklama
sözleşmesi hakkındaki hükümleri uygulanır.
(2) Tevdi edilmiş şeyler karşılığında verilen ancak, kanunun aradığı şekil şartlarına
uymayan senetlerle, bu şekil şartlarına uygun olup da izin almamış olan kurumlar tarafından
verilen senetler, kıymetli evrak olmayıp teslim alma makbuzları veya ispat belgeleri hükmündedir.
B) Makbuz senedi ve varant
I - Şekil
Madde 8341. Makbuz senedi
MADDE 834- (1) Umumi mağazalara tevdi edilen mal ve hububat karşılığında verilen
makbuz senedinin aşağıda yazılı kayıtları içermesi gereklidir:
a) Tevdi edenin adı, mesleği, yerleşim yeri.
b) Tevdinin yapıldığı umumi mağazanın ticaret unvanı ile merkezi.
c) Tevdi olunan malların cins ve miktarı ile nitelik ve değerinin bilinmesi için açıklanması
gereken hususlar.
d) Tevdi olunan malların tabi olması gereken, resim, harç ve vergilerin ödenip
ödenmediği ve sigorta edilip edilmediği.
e) Ödenmiş veya ödenecek ücretler, giderler.
f) Senedin kimin adına veya emrine düzenleneceğini gösteren bir ibare.
g) Umumi mağaza sahibinin imzası.
Madde 8352. Varant
MADDE 835- (1) Varantın da 834 üncü maddede yazılı kayıtları aynen içermesi ve
makbuz senedine bağlı olması gerekir.
Madde 8363. Defter
MADDE 836- (1) Makbuz senedi ve varanttan oluşan belgenin dip koçanlı bir
defterden koparılmış olması ve defterin umumi mağazaya ait belgeler arasında saklanması
gereklidir.
Madde 8374. Kısmi senet
MADDE 837- (1) Makbuz senedi ve varantın hamili, giderleri kendisine ait olmak
üzere önceden tevdi olunan malların kısımlara ayrılmasını ve her kısım için ayrı ayrı senet
verilmesini isteyebilir. Bu takdirde eski senet geri verilir ve iptal olunur.
II - Ciro
Madde 8381. Genel olarak
MADDE 838- (1) Makbuz senediyle varant emre yazılı olmasa bile ayrı ayrı veya
birlikte teslim ve ciro yoluyla devredilebilir. Ciro, yapıldığı günün tarihini de taşır.
(2) Varant ile makbuz senedi birlikte beyaz ciro ile de devredilebilir. Bu türlü ciro, her
iki senet teslim edildiği takdirde cirantanın haklarını hamile devreder.
Madde 8392. Hükümleri
MADDE 839- (1) Senedin teslimi şartıyla, ciro aşağıda yazılı hükümleri doğurur:
a) Makbuz senedi ve varantın birlikte cirosu, tevdi olunan malların mülkiyetini
devreder.
b) Yalnız varantın cirosu, varantın devredildiği kişiye, tevdi olunan mallar üzerinde
rehin hakkı sağlar.
c) Yalnız makbuz senedinin cirosu, varant hamilinin hakkı saklı kalmak şartıyla, tevdi
olunan malların mülkiyetini devreder.
Madde 8403. Varantın cirosu
MADDE 840- (1) Varantın ilk cirosu, hangi borcun teminat altına alınması için
yapılmışsa onu, faiz oranını ve vadeyi içerir.
(2) Varantın cirosunda yazılı kayıtlar aynen makbuz senedinin üzerine de yazılarak,
varantın ciro edildiği kişi tarafından imza edilir.
C) Mallar üzerinde tasarruflar
Madde 841I - Yapılamayacak işlemler
MADDE 841- (1) Varant ile makbuz senedinin zıyaından, mirastan veya iflastan
kaynaklanan uyuşmazlıklar hariç olmak üzere, umumi mağazalara tevdi olunan şeyler
üzerinde haciz, el koyma veya rehin yapılamaz.
II - Malın geri alınması
Madde 8421. Genel olarak
MADDE 842- (1) Varanttan ayrılmış bir makbuz senedinin hamili, varant ile teminat
altına alınmış olan borcun ana parası ile vade gününe kadar olan faizlerini umumi mağazaya
yatırarak, vade gününden önce de malları çekebilir.
(2) Yatırılan para varantın geri verilmesi karşılığında hamiline ödenir.
Madde 8432. Kısmen geri alma
MADDE 843- (1) Varanttan ayrılmış makbuz senedinin hamili, umumi mağazaya
tevdi olunan misli eşyadan bir kısmını çekmek istediği takdirde mağazanın sorumluluğu
altında, hem çekeceği kısım ve hem de varant ile teminat altına alınmış borç ile orantılı bir
miktar parayı umumi mağazaya yatırmak zorundadır.
III - Sattırma hakkı
Madde 8441. Şartlar
MADDE 844- (1) Vade gününde alacağı ödenmemiş varant hamili, poliçe hamili gibi,
protesto çektikten on gün sonra rehin hükümlerine göre tevdi edilen malları sattırabilir.
(2) 841 inci maddede yazılı hâller satışa engel değildir.
Madde 8452. Satış bedeli
MADDE 845- (1) Gümrük resmi ve diğer resim, harç ve vergilerle tevdi olunan mallar
için umumi mağaza tarafından yapılan giderler ve mağazanın ücreti satış bedelinden,
öncelikle ödenir.
(2) Birinci fıkrada yazılı paralar ve teminat altına alınan borç ödendikten sonra bakiye,
makbuz senedi hamiline ödenmek üzere mağaza sahibine verilir.
Madde 8463. Başvurma hakkı
MADDE 846- (1) Bir varant hamilinin, sadece sattırdığı tevdi olunan malların
alacağına yetmemesi hâlinde, borçlunun veya cirantaların mallarına başvurma hakkı vardır.
(2) Protesto çekmemiş veya kanuni süresi içinde tevdi olunan malları sattırmaya
teşebbüs etmemiş olan varant hamili, cirantalarına karşı bütün haklarını kaybederse de
borçluya karşı başvurma hakkı geçerliliğini sürdürür.
Madde 8474. Sigorta
MADDE 847- (1) Varantın hamili, sigorta edilen malın zıya veya hasarı hâlinde
sigorta bedelinden alacağını tahsil eder.
Madde 848D) Zamanaşımı
MADDE 848- (1) Makbuz senedi ve varanttan doğan istem hakları, poliçeler
hakkındaki zamanaşımı sürelerine tabidir. Cirantalara karşı başvurma için zamanaşımının
başlangıcı, eşyanın satış günüdür.
Madde 849E) Senetlerin zıyaı
MADDE 849- (1) Makbuz senedi veya varantı kaybeden hamil, bu senetlere malik
olduğunu ispat etmek ve teminat vermek suretiyle, mağazanın bulunduğu yerdeki
mahkemeden alacağı izin üzerine, durumun kararda gösterilen o yer gazetelerinde ilanından
ve itiraz için verilecek sürenin geçmesinden sonra ikinci bir nüsha alabilir. Kaybolan varantın
süresi geçmişse, hamilin istemi üzerine mahkeme aynı şekilde borcun ödenmesine izin
verebilir. İzin, mağazaya ve varanta ilişkin ise, hem mağazaya hem de ilk borçluya tebliğ
olunur. Alacaklının, mağazanın bulunduğu yerde bir de yerleşim yeri göstermesi gerekir.
Mağaza sahibi ve borçlu izin kararına itiraz edebilirler. İtiraz üzerine mahkeme derhâl
hükmünü verir. Hüküm alacaklı lehine ise, icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Ancak,
ilgililerin istemi üzerine, icra mahkemesi hüküm kesinleşinceye kadar tevdi olunan eşyanın
satışından elde edilecek paranın icra veznesinde saklanmasına karar verebilir.
DÖRDÜNCÜ KİTAP
Taşıma İşleri
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
Madde 850A) Taşıyıcı
MADDE 850- (1) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya
ikisini birlikte üstlenen kişidir. Eşya her türlü yükü de kapsar.
(2) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene
teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve
yolcu taşımada yolcu, taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır.
(3) Taşıma işleri ticari işletme faaliyetidir.
Madde 851B) Hükümlerin uygulama alanı
MADDE 851- (1) Eşya ve yolcu taşımayı arizi olarak üstlenen kişi hakkında da bu
Kitap hükümleri, uygun düştükleri ölçüde, uygulanır.
C) Saklı tutulan hükümler
Madde 852I- Kural
MADDE 852- (1) Deniz, demir ve hava yoluyla taşıma ile posta idaresine ilişkin özel
hükümler saklıdır.
Madde 853II- Özel hükümlerin sorumluluğu etkilememesi
MADDE 853- (1) Taşıyıcı ve taşıma işleri komisyoncusu, taşıma işini 852 nci
maddede öngörülen özel hükümlere bağlı bulunan bir kuruluşa gördürdükleri takdirde de
Kanunun kendilerine yüklediği sorumluluğun hafifletilmesini veya kaldırılmasını
isteyemezler. Değişik tür araçlar ile taşımaya ilişkin Dördüncü Kısım hükümleri saklıdır.
Madde 854D) Sorumluluğun kaldırılmasına veya hafifletilmesine ait hükümlerin geçersizliği
MADDE 854- (1) Kanunun, taşıyıcıya, taşıma işleri komisyoncusuna ve faaliyetleri
Devlet iznine bağlı taşıma işletmelerine yüklediği sorumlulukların, önceden hafifletilmesi
veya kaldırılması sonucunu doğuran tüm sözleşme hükümleri geçersizdir. Bu hükümlerin,
işletme tüzüklerinde, genel işlem şartlarında, biletlerde, tarifelerde veya benzer diğer
belgelerde öngörülmüş olmaları hâlinde de hüküm aynıdır.
Madde 855E) Zamanaşımı
1 atıf
MADDE 855- (1) Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu
ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda;
diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar.
(2) Bu süre, eşya taşımasında, eşyanın gönderilene teslimi; yolcu taşımasında,
yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden başlar. Eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu
gideceği yere ulaşamamış ise, zamanaşımı süresi, eşyanın teslimi ve yolcunun ulaşması
gereken tarihten itibaren işlemeye başlar.
(3) Rücu haklarına ilişkin zamanaşımı, rücu alacaklısının, zararı ve rücu borçlusunu
öğrendiği tarihten itibaren, üç ay içinde zarar hakkında rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş
olması şartıyla; rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş
mahkeme kararı bulunmayan hâllerde ise, rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren
işlemeye başlar.
(4) Gönderen veya gönderilen, taşıyıcıya karşı olan haklarını, bir yıl içinde 18 inci
maddenin üçüncü fıkrasına uygun şekilde istemiş olmaları şartıyla, def’i olarak her zaman
ileri sürebilirler.
(5) Taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın
meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı;
a) Eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse,
b) Yolcu geç ulaşmışsa,
taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar.
(6) 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunundaki zamanaşımı
hükümleri saklıdır.
İKİNCİ KISIM
Eşya Taşıma
A) Taşıma sözleşmesinin uygulanması
Madde 856I - Taşıma senedi
MADDE 856- (1) Taşıma senedi taraflardan birinin istemi üzerine düzenlenir. Senet
üç özgün nüsha olarak hazırlanır ve gönderen tarafından imzalanır. Gönderen, taşıyıcının da
taşıma senedini imzalamasını isteyebilir. El yazısı ile imzalanmış taşıma senetlerinin
suretlerindeki imza, damga veya mühür şeklinde ya da basılı olabilir. Bir nüsha gönderene
aittir, diğeri eşyaya eşlik eder, üçüncüsü taşıyıcıda kalır.
(2) Taşıma senedi düzenlenmemiş olsa bile, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun
iradeleri ile taşıma sözleşmesi kurulur. Eşyanın taşıyıcıya teslimi, taşıma sözleşmesinin
varlığına karinedir.
Madde 857II - Taşıma senedinin içeriği
MADDE 857- (1) Taşıma senedi aşağıdaki kayıtları içerir:
a) Düzenlenme yeri ve tarihi.
b) Gönderenin adı, soyadı veya ticaret unvanı ve adresi.
c) Taşıyıcının adı, soyadı veya ticaret unvanı ve adresi.
d) Eşyanın teslim alınacağı yer ve gün ile teslim edileceği yer.
e) Gönderilenin adı, soyadı veya ticaret unvanı ile adresi.
f) Gerektiğinde bildirim adresi.
g) Eşyanın türünün olağan işareti ile ambalajının çeşiti ve tehlikeli mallarda bunlara
ilişkin mevzuatta öngörülen, diğer durumlarda ise genellikle tanınan işaretleri.
h)Taşınacak paketlerin sayısı, işaretleri ve numaraları.
i) Eşyanın net olmayan ağırlığı veya başka şekilde beyan edilen miktarı.
j) Taşımanın yapılacağı süre.
k) Kararlaştırılan taşıma ücreti ve teslime kadar ortaya çıkacak giderler ile taşıma
ücretinin gönderenden başka biri tarafından ödenecek olması hâlinde buna ilişkin kayıt.
l) Teslimde ödemeli taşımalarda teslimde ödeme kaydı ve ödenecek tutar.
m) Eşyanın gümrük ve diğer resmî işlemlerine ilişkin talimatlar.
n) Varsa taşımanın üstü açık ya da örtülmemiş bir araçta veya güvertede yapılabileceğine
ilişkin sözleşme.
(2) Taşıma senedine tarafların uygun gördüğü diğer kayıtlar da konulabilir.
Madde 858III - Taşıma senedinin ispat gücü
MADDE 858- (1) İki tarafça imzalanan taşıma senedi, taşıma sözleşmesinin
yapıldığına, içeriğine ve eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığına kanıt oluşturur.
(2) İki tarafça imzalanan taşıma senedi, eşyanın ve ambalajının, eşyanın taşıyıcı
tarafından teslim alındığı sırada, dış görünüşü bakımından iyi durumda bulunduğuna ve
taşınan paketlerin sayısının, işaretleri ile numaralarının, taşıma senedinde yer alan kayıtlara
uygun olduğuna karinedir; meğerki, taşıyıcı taşıma senedine haklı bir sebeple çekince koymuş
olsun. Çekince, taşıyıcının, kayıtların doğruluğunu denetleyecek, uygun araçlara sahip
olmadığı sebebine de dayandırılabilir.
(3) Eşyanın net olmayan ağırlığı veya başka şekilde beyan edilen miktarı ya da
taşınacak paketlerin içeriği, taşıyıcı tarafından denetlenmiş ve denetlemenin sonucu her iki
tarafça imzalanan taşıma senedine yazılmışsa, bu yazı, ağırlığın, miktarın ve içeriğin, taşıma
senedinde yer alan kayıtlara uygun olduğuna karinedir.
(4) Taşıyıcı, gönderen istemde bulunmuşsa ve buna uygun araçları varsa, eşyanın
ağırlığını, miktarını veya içeriğini denetlemekle yükümlüdür. Bu hâlde, taşıyıcı denetleme ile
ilgili giderleri ister.
Madde 859IV - Yük senedi
MADDE 859- (1) Taşıma senedi düzenlenmemişse, gönderenin istemi üzerine
taşıyıcı, eşya ve taşıma hakkında yeterli bilgileri içeren bir yük senedi imzalayıp gönderene
vermek zorundadır.
Madde 860V - Refakat belgeleri
MADDE 860- (1) Gönderen, eşyanın tesliminden önce, resmî nitelik taşıyan, özellikle
gümrük işlemleri için gerekli bulunan bilgileri taşıyıcıya vermek ve söz konusu belgeleri
taşıyıcının tasarrufuna bırakmak zorundadır.
(2) Taşıyıcı, kendisine verilen belgelerin zıyaından, hasarından veya yanlış
kullanılmasından doğan zararlardan sorumludur; meğerki, zıya, hasar veya yanlış kullanma
taşıyıcının kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği durumlardan kaynaklanmış olsun.
Ancak, taşıyıcının sorumluluğu, eşyanın zıyaı hâlinde ödenecek miktarla sınırlıdır.
Madde 861VI - Tehlikeli eşya
MADDE 861- (1) Tehlikeli eşya taşınacaksa gönderen, taşıyıcıya zamanında açık,
anlaşılabilir içerikte ve yazılı şekilde, tehlikenin türü ve gerekiyorsa alınması gereken
önlemler konusunda bildirimde bulunmakla yükümlüdür.
(2) Taşıyıcı, eşyayı teslim alırken tehlikenin türünü bilmiyorsa veya kendisine
herhangi bir bildirimde bulunulmamışsa, gönderene karşı herhangi bir tazmin yükümlülüğü
doğmaksızın, tehlikeli malın boşaltılmasını, depolanmasını, geri taşınmasını veya
gerektiğinde imhasını ve zararsız duruma getirilmesini ve bu önlemler sebebiyle gerekli
giderlerin karşılanmasını, gönderenden isteyebilir.
Madde 862VII - Ambalaj ve işaret
MADDE 862- (1) Eşyanın niteliği, kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında, ambalaj
yapılmasını gerektiriyorsa, gönderen, eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar
vermeyecek şekilde ambalajlamak zorundadır. Ayrıca gönderen, eşyanın sözleşme hükümlerine
uygun şekilde işleme tabi tutulabilmesi için işaretlenmesi gerekiyorsa, bu işaretleri de koymakla
yükümlüdür.
Madde 863VIII - Yükleme ve boşaltma
MADDE 863- (1) Sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi
anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak,
istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır.
Taşıyıcı, ayrıca yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.
(2) Yükleme ve boşaltma ile ilgili olarak, durumun gereklerine göre belirlenecek
makul bir süre için, aksi kararlaştırılmadıkça, ayrıca ücret istenemez.
(3) Taşıyıcı, sözleşme hükümlerine dayanarak veya kendi risk alanından kaynaklanmayan
nedenlerle makul yükleme veya boşaltma süresinden daha fazla beklerse, bekleme ücreti olarak
uygun bir ücrete hak kazanır.
Madde 864IX - Özel durumlarda gönderenin kusursuz sorumluluğu
MADDE 864- (1) Gönderen, kusuru olmasa da;
a) Yetersiz ambalajlamadan ve işaretlemeden,
b) Taşıma senedine yazılan bilgilerdeki gerçeğe aykırılıklar ile yanlışlık ve eksikliklerden,
c) Tehlikeli malın bu niteliği hakkında bildirimde bulunmamaktan,
d) 860 ıncı maddenin birinci fıkrasında belirtilen belge ve bilgilerdeki eksikliklerden,
gerçeğe aykırılıklardan, belge ve bilgilerin yokluğundan,
kaynaklanan, taşıyıcının zararları ile giderlerini tazminle yükümlüdür.
(2) Ancak, gönderenin bu durumlarda sorumlu olduğu tazminat miktarı, gönderinin net
olmayan ağırlığının her kilosu için 8,33 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır. Bu hâlde de 882 nci
maddenin dördüncü fıkrası ile 885 ilâ 887 nci maddeler kıyas yoluyla uygulanır.
(3) Zararın veya giderlerin doğmasında taşıyıcının davranışlarının da etkisi olmuşsa,
tazmin yükümlülüğü ile ödenecek tazminatın kapsamının belirlenmesinde, bu davranışların ne
ölçüde etkili oldukları da dikkate alınır.
(4) Gönderen tüketici ise, taşıyıcıya karşı ancak kusuru hâlinde ve birinci ile ikinci
fıkra hükümlerine göre, zarar ve giderleri tazminle yükümlü tutulur.
(5) Tüketici, sözleşmeyi ticari veya meslekî faaliyeti ile ilgili olmayan bir amaçla
yapan bir gerçek ya da tüzel kişidir.
Madde 865X - Gönderen tarafından fesih
MADDE 865- (1) Gönderen taşıma sözleşmesini her zaman feshedebilir.
(2) Gönderen sözleşmeyi feshederse, taşıyıcı;
a) Kararlaştırılan taşıma ücreti ile bekleme ücretinden ve tazmini gereken giderlerden,
sözleşmenin feshi sonucunda tasarruf ettiği giderlerin veya başka bir şekilde elde ettiği veya
kötüniyetli olarak elde etmeyi ihmal ettiği menfaatlerin indirilmesiyle kalan tutarı veya
b) Kararlaştırılan taşıma ücretinin üçte birini,
isteyebilir. Taşıma sözleşmesinin feshi, taşıyıcının riziko alanına giren bir sebepten
kaynaklanmışsa, bu fıkranın (b) bendi uyarınca bir istem ileri sürülemeyeceği gibi,
sözleşmenin ifasında gönderenin menfaati yoksa, taşıyıcının bu fıkranın (a) bendinden doğan
istem hakkı da düşer.
(3) Eşya, sözleşmenin feshinden önce yüklenmişse, taşıyıcı, giderleri gönderene ait olmak
üzere, 869 uncu maddenin üçüncü fıkrasının ikinci ilâ dördüncü cümlelerine uygun önlemleri
alabilir. Taşıyıcı, eşyanın boşaltılmasına, boşaltma, işletmesi için sakınca oluşturmadığı ve diğer
gönderilerin gönderenleri ve alıcıları bundan zarar görmediği takdirde izin verebilir. Fesih,
taşıyıcının riziko alanına giren bir sebepten kaynaklanıyorsa, taşıyıcı, birinci ve ikinci
cümlelerden farklı olarak, yüklenmiş bulunan eşyayı giderleri kendisine ait olmak üzere hemen
boşaltmak zorundadır.
Madde 866XI - Kısmi taşımayı istem hakkı
MADDE 866- (1) Taşıyıcı, taşınması kararlaştırılan eşyanın tamamı yüklenmiş
olmasa bile, gönderenin istemi üzerine yola çıkmak zorundadır. Bu durumda taşıyıcı;
a) Sözleşmede kararlaştırılmış olan taşıma ücretinin tamamını,
b) Doğmuş bekleme ücretini,
c) Eksik yükleme sebebiyle yapmak zorunda kaldığı giderleri ve uğradığı zararı,
d) Alacakları, eksik yükleme sebebiyle kısmen veya tamamen teminatsız kalmışsa,
kendisine ek teminat gösterilmesini,
isteyebilir. Ancak, kısmen yüklenmeyen eşyanın yerine başka bir sözleşme uyarınca
eşya taşınmışsa, bu eşya için alınacak taşıma ücreti, (a) bendine göre istenecek ücrete mahsup
edilir.
(2) Eksik yükleme, taşıyıcının riziko alanına giren sebeplerden kaynaklanıyorsa,
taşıyıcı, birinci fıkrada belirtilen istem haklarına, fiilen taşınan yük oranında sahiptir.
Madde 867XII - Yükleme süresine uyulmaması hâlinde taşıyıcının hakları
MADDE 867- (1) Gönderen, eşyayı süresi içinde yüklemezse veya yükleme
yükümlülüğünün bulunmadığı hâllerde eşyayı hazır bulundurmazsa, taşıyıcı, makul bir süre
vererek gönderene eşyanın yüklenmesini veya hazır bulundurulmasını ihtar eder.
(2) Birinci fıkra hükmüne göre verilen süre içinde eşya yüklenmez veya hazır
bulundurulmazsa, taşıyıcı sözleşmeyi feshedebilir ve 865 inci maddenin ikinci fıkrasına göre
haklarını kullanabilir.
(3) Birinci fıkra hükmüne göre verilen süre içinde, kararlaştırılan yükleme kısmen
yapılmışsa veya eşya kısmen hazır bulundurulmuşsa, taşıyıcı eksik yüklenen eşya ile yola çıkıp,
866 ncı maddenin birinci fıkrasının (a) ilâ (d) bentlerine göre istem haklarını kullanabilir.
(4) Yükleme süresine uyulmaması, taşıyıcının riziko alanına giren bir sebepten
kaynaklanıyorsa, taşıyıcının istem hakkı yoktur.
Madde 868XIII - Emir, talimat ve tasarruflar
MADDE 868- (1) Gönderen taşıyıcıya, taşımanın yapılması için emir ve talimât
verebileceği gibi, taşımanın durdurulması, eşyanın geri getirilmesi, başka bir varma veya
teslim yerine götürülmesi ya da başka bir gönderilene teslim edilmesi şeklinde tasarruflarda
da bulunabilir. Gönderenin bu tür emir, talimat ve tasarrufları, taşıyıcının işletmesi için
sakıncalıysa veya diğer gönderenlerin ve alıcıların gönderileri için bir zarar tehdidini
beraberinde getiriyorsa, taşıyıcı bunları yerine getirmekle yükümlü değildir. Taşıyıcı,
gönderenden aldığı emir ve talimat ile tasarruflarının yerine getirilmesi için gerekli olan
giderleri ve uygun bir ücret isteyebilir. Taşıyıcı emir, talimat ve tasarrufların uygulanmasına
başlanmasını bir avansın ödenmesi şartına bağlayabilir.
(2) Eşyanın teslim yerine ulaşması ile, gönderenin emir ve talimat verme yetkisi ve
tasarrufta bulunmak hakkı sona erer. Bu andan itibaren söz konusu yetki ve haklar
gönderilene ait olur. Birinci fıkranın ikinci ilâ dördüncü cümle hükümleri burada da
geçerlidir.
(3) Gönderilen, tasarruf hakkını kullanarak eşyanın bir üçüncü kişiye teslimini
istemişse, bu kişi başka bir gönderilen belirleyemez.
(4) Taşıma senedi düzenlenmiş ve her iki tarafça imzalanmışsa, gönderen, taşıma
senedinde öngörülmüş olması şartıyla, ancak kendisine ait olan nüshayı ibraz ederek tasarruf
hakkını kullanabilir.
(5) Taşıyıcı, kendisine verilen emir ve talimatları ve gönderenin tasarruflarını yerine
getiremeyecekse, bunu gönderene bildirmelidir.
(6) Tasarruf hakkının kullanılması, taşıma senedinin ibrazı şartına bağlanmış ve
taşıyıcı herhangi bir talimatı, taşıma senedi ibraz edilmeden yerine getirmişse, bundan
doğacak zararlar için hak sahiplerine karşı sorumludur. Taşıyıcının sorumluğunu sınırlayan
hükümler geçersizdir.
Madde 869XIV - Taşıma ve teslim engelleri
MADDE 869- (1) Eşyanın teslim edilmesi gereken yere ulaşmasından önce, taşımanın
sözleşmeye uygun olarak yapılamayacağı anlaşılırsa veya eşyanın teslim edileceği yerde
teslim engelleri çıkarsa, taşıyıcı, 868 inci madde uyarınca tasarruf hakkına sahip olan kişiden
talimat almak zorundadır. Tasarruf hakkını gönderilen haizse ve bulunamıyorsa veya eşyayı
teslim almaktan kaçınıyorsa, tasarruf hakkı birinci cümle uyarınca gönderen tarafından
kullanılır. Tasarruf hakkının kullanılması taşıma senedinin ibrazına bağlı tutulmuş olsa bile bu
hâlde taşıma senedinin ibrazı gerekli değildir. Taşıyıcı, kendisine talimat verilen durumlarda,
teslim engelinin taşıyıcının riziko alanına giren bir nedenden kaynaklanmamış olması şartıyla,
868 inci maddenin birinci fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinde öngörülen istem
haklarını ileri sürebilir.
(2) Gönderenin, 868 inci madde uyarınca sahip olduğu tasarruf yetkisine dayanarak
malın üçüncü bir kişiye teslim edilmesi talimatını vermesinden sonra, taşıma veya teslim
engeli ortaya çıkarsa, birinci fıkranın uygulanmasında, gönderilen gönderenin, üçüncü kişi de
gönderilenin yerini alır.
(3) Taşıyıcı, 868 inci maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesine göre, uyması
gereken talimatları uygun bir süre içinde alamazsa, tasarruf hakkı sahibinin menfaatine en iyi
görünen tedbirleri almakla yükümlüdür. Taşıyıcı, eşyayı, boşaltıp saklayabilir, 868 inci
maddenin birinci fıkrası ilâ dördüncü fıkrası hükümlerine göre tasarruf hakkını haiz kişinin
hesabına saklanması için tevdi edebilir veya geri taşıyabilir. Taşıyıcı, eşyayı üçüncü bir kişiye
tevdi ederse, sadece bu kişinin seçiminde gösterilmesi gereken özenden sorumludur.
Bozulabilecek bir mal söz konusu ise, malın durumu böyle bir önlemi haklı kılıyorsa veya
aksi takdirde oluşacak giderler malın değerine göre makul bir oranda değilse, taşıyıcı, Türk
Borçlar Kanununun 108 inci madde hükmüne uygun olarak malı sattırabilir. Taşıyıcı,
değerlendirilmesi imkânı bulunmayan eşyayı imha edebilir. Eşyanın boşaltılmasından sonra
taşıma sona ermiş sayılır.
(4) Taşıyıcı, üçüncü fıkraya göre alınan önlemler sebebiyle gerekli giderlerin
tazminini ve uygun bir ücret ister; meğerki, engel kendi riziko alanına giren bir nedenden
kaynaklanmış olsun.
Madde 870XV - Taşıma ücretinin hesaplanması ve ödenmesi
MADDE 870- (1) Taşıma ücreti, eşyanın tesliminde ödenir. Taşıyıcı, taşıma ücretinden
başka, eşya için yapılan, duruma ve şartlara göre gerekli olan giderleri de isteyebilir.
(2) Bir taşıma veya teslim engelinden dolayı, taşıma, süresinden önce sona erdirilirse,
taşıyıcı, taşımanın tamamlanan kısmıyla orantılı olarak taşıma ücretine hak kazanır. Engel,
taşıyıcının riziko alanına giren bir sebepten kaynaklanmışsa, taşıyıcı, ancak gönderenin
menfaatine olduğu ölçüde taşımanın tamamlanmış bulunan kısmı hakkında istemde bulunabilir.
(3) Taşımanın başlamasından sonra fakat teslim yerine ulaşılmasından önce bir
gecikme olursa ve bu gecikme gönderenin riziko alanına giren bir nedenden kaynaklanmışsa,
taşıyıcı, taşıma ücretinin yanında uygun bir bedel de isteyebilir.
(4) Taşıma ücreti eşyanın sayısı, ağırlığı veya başka ölçüyle gösterilen miktarına göre
kararlaştırılmışsa, taşıma ücretinin hesaplanmasında, bu konuda taşıma veya yük senedindeki
kayıtların doğru olduğu varsayılır. Bu varsayım, kayıtların doğruluğunu denetleme konusunda
uygun araçların hazır bulunmadığına ilişkin çekince konulmuş olması hâlinde de geçerlidir.
Madde 871XVI - Gönderilenin hakları ve ödeme borcu
MADDE 871- (1) Eşyanın teslim yerine varmasından sonra gönderilen, taşıyıcıdan,
taşıma sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesi karşılığında, eşyanın
kendisine teslim edilmesini isteyebilir. Eşya zayi olmuş veya hasara uğramış yahut geç teslim
edilmişse, gönderilen, gönderenin taşıma sözleşmesinden doğan istem haklarını taşıyıcıya
karşı ileri sürebilir. Gönderen, bu hakların ileri sürülmesinde yetkili kalmaya devam eder.
Gönderilenin veya gönderenin kendilerinin veya başkasının menfaatine hareket etmeleri
farklılık yaratmaz.
(2) İstem hakkını, birinci fıkranın birinci cümlesine göre ileri süren gönderilen, taşıma
ücretini, taşıma ücretinin bir bölümü ödenmiş ise kalan bölümünü taşıma senedinde gösterilen
tutarla sınırlı olmak üzere ödemekle yükümlüdür. Taşıma senedi düzenlenmemiş veya
gönderilene ibraz edilmemişse yahut ödenmesi gereken tutar taşıma senedinden anlaşılamıyorsa,
gönderilen, makul olması şartıyla, gönderen ile taşıyıcı arasında kararlaştırılan taşıma ücretini
ödemek zorundadır.
(3) Birinci fıkranın birinci cümlesine göre istem hakkını ileri süren gönderilen,
boşaltma yerindeki bekleme ücretini ve ayrıca, eşyanın teslimi sırasında kendisine bildirilmiş
olmak şartıyla, yükleme yerindeki bekleme ücretiyle 870 inci maddenin üçüncü fıkrasına göre
ödenmesi gereken bedeli öder.
(4) Gönderenin sorumluluğu, sözleşmeye göre ödenmesi gereken bedeller için devam
eder.
Madde 872XVII - Ödemeli teslim
MADDE 872- (1) Eşyanın gönderilene teslimi, kararlaştırılan bedelin ödenmesi
şartına bağlanabilir. Bu hâlde, ödeme nakden veya nakde eş değer bir ödeme aracı ile
yapılmalıdır.
(2) Tahsil sonucu elde edilen bedel, taşıyıcının alacaklıları bakımından gönderene
geçmiş sayılır.
(3) Eşya, bedeli tahsil edilmeden gönderilene teslim edilirse, taşıyıcı, bundan doğan
zarardan, gönderene karşı kusuru bulunmasa bile, eşyanın tesliminde ödenmesi gereken
tutarla sınırlı olarak sorumludur.
Madde 873XVIII - Taşıma süresi
MADDE 873- (1) Taşıyıcı, eşyayı, kararlaştırılan sürede, bir süre kararlaştırılmamışsa
şartlar dikkate alındığında özenli bir taşıyıcıya tanınabilecek makul bir süre içinde, teslim
etmekle yükümlüdür.
Madde 874XIX - Zıya karinesi
MADDE 874- (1) Eşya, taşıma süresini izleyen yirmi gün içinde teslim edilmezse, hak
sahibi ona zayi olmuş gözüyle bakabilir. Sınır ötesi taşımalarda bu süre otuz gündür.
(2) Hak sahibi, eşyanın zıyaı dolayısıyla tazminat alırsa, bunun ödenmesi sırasında,
eşyanın daha sonra bulunması hâlinde, derhâl kendisine haber verilmesini isteyebilir.
(3) Hak sahibi, eşyanın bulunduğu haberini aldıktan itibaren otuz gün içinde,
gerektiğinde giderler indirilmek suretiyle, tazminatı geri ödeyerek eşyanın kendisine teslimini
isteyebilir. Taşıma ücretini ödeme yükümlülüğü ile tazminat hakkı saklıdır.
(4) Eşya, tazminatın ödenmesinden sonra bulunmuşsa, hak sahibi bundan haberdar
edilmesini istemediği veya bulunma haberinden sonra eşyanın teslimine ilişkin istem hakkını
ileri sürmediği durumlarda, taşıyıcı, eşya üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilir.
B) Taşıyıcının sorumluluğu
Madde 875I - Zıya veya hasar ile gecikmeden doğan zarardan sorumluluk
MADDE 875- (1) Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim
edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki
gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.
(2) Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel
bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu
olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır.
(3) Gecikme hâlinde herhangi bir zarar oluşmasa da taşıma ücreti gecikme süresi ile
orantılı olarak indirilir; meğerki, taşıyıcı her türlü özeni gösterdiğini ispat etmiş olsun.
II - Sorumluluktan kurtulma
1. Genel olarak
Madde 876a) Taşıyıcının özeni
MADDE 876- (1) Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine
rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse,
taşıyıcı sorumluluktan kurtulur.
Madde 877b) Araç arızası ve kiraya verenin kusuru
MADDE 877- (1) Taşıyıcı, taşıma aracındaki arızaya, taşıtı kiraladığı kişinin onun
temsilcilerinin veya çalışanlarının kusuruna dayanarak sorumluluktan kurtulamaz.
Madde 8782. Özel hâller
MADDE 878- (1) Zıya, hasar veya teslimdeki gecikme, aşağıdaki hâllerden birine
bağlanabiliyorsa taşıyıcı sorumluluktan kurtulur:
a) Sözleşme veya teamüle uygun olarak üstü açık bir aracın kullanılmış olması yahut
güverteye yükleme yapılması.
b) Gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama.
c) Eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından işleme tabi tutulması, yüklenmesi
veya boşaltılması.
d) Eşyanın; özellikle kırılma, paslanma, bozulma, kuruma, sızma, olağan fire yoluyla
kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliği.
e) Taşınacak paketlerin gönderen tarafından yetersiz etiketlenmesi.
f) Canlı hayvan taşıması.
g) 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile diğer kanun ve düzenlemelerde
yer alan hükümlerin taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasını haklı gösterdiği hâller.
(2) Herhangi bir zararın hâl ve şartlara göre birinci fıkrada öngörülen bir sebebe
bağlanmasının muhtemel bulunduğu durumlarda, o zararın bu sebepten ileri geldiği varsayılır.
Birinci fıkranın (a) bendinde öngörülen olağanüstü zıya veya hasar hâlinde bu karine geçerli
olmaz.
(3) Zıya, hasar veya gecikme, gönderenin eşyanın taşınmasına ilişkin özel
talimatlarına taşıyıcının uymamasından ileri gelmişse, taşıyıcı birinci fıkranın (a) bendine
dayanarak sorumluluktan kurtulamaz.
(4) Taşıyıcı, sözleşme uyarınca eşyayı sıcağa, soğuğa, ısı değişikliklerine, neme,
sarsıntılara ya da benzer etkilere karşı özel olarak koruma yükümlülüğü altında ise, birinci
fıkranın (d) bendine ancak, hâl ve şartlara göre, özellikle de gerekli donanımın seçimi, bakımı
ve kullanımına ilişkin kendisine düşen tüm önlemleri almış ve özel talimatlara uygun
davranmış bulunması hâlinde dayanabilir.
(5) Taşıyıcı birinci fıkranın (f) bendine ancak hâl ve şartlara göre kendisine düşen tüm
önlemleri almış ve özel talimatlara uygun davranmış bulunması hâlinde dayanabilir.
Madde 879III - Yardımcıların kusuru
MADDE 879- (1) Taşıyıcı;
a) Kendi adamlarının,
b) Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin,
görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi
sorumludur.
Madde 880IV - Tazminatta esas alınacak değer
MADDE 880- (1) Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat
ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve
zamandaki değerine göre hesaplanır.
(2) Eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve
zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki fark tazmin edilir. Zararı azaltmak ve
gidermek için yapılacak harcamaların birinci cümleye göre saptanacak değer farkını
karşıladığı karine olarak kabul edilir.
(3) Eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari
değerine göre tayin edilir. Eşya, taşımak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının
faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu
varsayılır.
Madde 881V- Zarar saptama giderleri
MADDE 881- (1) Taşıyıcı, eşyanın zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 inci madde uyarınca
ödenmesi gereken tazminattan başka, zararın saptanması için yapılması zorunlu olan giderleri
de tazminle yükümlüdür.
Madde 882VI - Sorumluluk sınırları
MADDE 882- (1) Gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci
maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı
için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.
(2) Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu;
a) Gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının,
b) Gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının,
net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan
tutar ile sınırlıdır.
(3) Taşıyıcının, taşıma süresinin aşılmasından doğan sorumluluğu, taşıma ücretinin üç
katı ile sınırlıdır.
(4) Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki
veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca
belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir.
Madde 883VII - Diğer giderlerin tazmini
MADDE 883- (1) Taşıyıcı, zıya veya hasardan sorumlu olduğu hâllerde, 880 ilâ 882 nci
maddelere göre ödenmesi gereken tazminatı ödedikten başka, taşıma ücretini geri verir ve
taşıma ile ilgili vergileri, resimleri ve taşıma işi nedeniyle doğan diğer giderleri de karşılar.
Ancak, hasar hâlinde, birinci cümle uyarınca yapılacak ödemeler 880 inci maddenin ikinci
fıkrasına göre saptanacak bedel ile orantılı olarak belirlenir. Başkaca zararlar karşılanmaz.
Madde 884VIII - Diğer zararlarda sorumluluğun en yüksek tutarı
MADDE 884- (1) Taşıyıcı, taşıma işinin yapılmasında, sözleşmeden doğan bir
yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle meydana gelen ve eşyanın zıyaından, hasarından veya
taşıma süresinin aşılmasından kaynaklanmayan ve eşya veya kişi zararları dışında kalan
zararlardan, tam zıya hâlinde ödenmesi gereken tazminat miktarının üç katı ile sınırlı olmak
üzere sorumludur.
Madde 885IX - Sözleşme dışı istemler
MADDE 885- (1) Bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtuluş hâlleri ve
sınırlamaları, gönderen veya gönderilenin, zıya, hasar veya gecikme nedeniyle taşıyıcıya
yöneltebileceği, sözleşme dışı istemleri için de geçerlidir.
(2) Taşıyıcı, eşyanın zıyaından veya hasarından dolayı, üçüncü kişilerin sözleşme dışı
istemlerine karşı, sorumluluktan kurtulma sebeplerine ve sınırlamalara dayanabilir. Ancak,
bunlar;
a) Üçüncü kişi taşımaya onay vermemişse ve taşıyıcı, gönderenin eşyayı gönderme
konusunda yetkili olmadığını biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa,
b) Eşya, taşıma için teslim alınmadan önce, üçüncü kişinin veya ondan zilyetliği elde
etmiş olan kişinin onayı olmaksızın elinden çıkmışsa,
ileri sürülemez.
Madde 886X - Sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı
MADDE 886- (1) Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın
meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği
ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen
sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.
Madde 887XI - Yardımcı kişilerin sorumluluğu
MADDE 887- (1) Taşıyıcının yardımcılarından birine karşı, eşyanın zıyaı, hasarı veya
geç teslimi sebebiyle, sözleşme dışı sorumluluktan doğan istemler ileri sürülmüşse, o kişi bu
Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma sebeplerine ve sorumluluk sınırlamalarına
dayanabilir. Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana
gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiille veya ihmalle sebebiyet verilmişse birinci
cümle hükmü uygulanmaz.
Madde 888XII - Fiilî taşıyıcı
MADDE 888- (1) Taşıma, kısmen veya tamamen üçüncü bir kişi olan fiilî taşıyıcı
tarafından yerine getirilirse, bu kişi eşyanın zıyaı, hasarı veya gecikmesi nedeniyle kendisi
tarafından yapılan taşıma sırasında ortaya çıkan zarardan asıl taşıyıcı gibi sorumludur. Asıl
taşıyıcının gönderen veya gönderilen ile, sorumluluğun genişletilmesi için yaptığı sözleşmeler,
fiilî taşıyıcıya karşı, bunları yazılı olarak kabul etmesi şartıyla geçerlidir.
(2) Fiilî taşıyıcı, taşıma sözleşmesinden doğan asıl taşıyıcıya ait bütün def’ileri ileri
sürebilir.
(3) Asıl taşıyıcı ve fiilî taşıyıcı müteselsilen sorumludurlar.
(4) Fiilî taşıyıcının yardımcılarına başvurulursa 887 nci madde hükmü uygulanır.
(5) Fiilî taşıyıcı taşıma senedinde veya diğer bir belgede kendisine teslim olunan
eşyanın ne hâlde bulunduğunu tespit ettirebilir. Bu hükme uyulmadığı takdirde 858 inci
maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.
Madde 889XIII -Bildirim
MADDE 889- (1) Eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa,
gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezlerse, eşyanın
sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır. Bildirimde, zararın gerekli açıklıkla
belirtilmesi ve nitelendirilmesi şarttır.
(2) Birinci fıkradaki karine, zıya veya hasarın açıkça görünmemesi ve eşyanın
tesliminden sonra yedi gün içinde bildirilmemesi hâlinde de geçerlidir.
(3) Gönderilen, taşıyıcıya, teslim süresinin aşıldığını, teslimden itibaren yirmibir gün
içinde bildirmezse, gecikmeden kaynaklanan hakları sona erer.
(4) Teslimden sonra yapılan bildirimin yazılı olması şarttır. Bildirim, telekomünikasyon
araçları yardımıyla da yapılabilir. Bildirimde bulunanın kim olduğu herhangi bir şekilde
anlaşılıyorsa, imzaya gerek yoktur. Sürenin korunması için bildirimin zamanında gönderilmiş
olması yeterlidir.
(5) Zıya, hasar veya gecikme teslim sırasında bildirilirse, bu bildirimin yukarıdaki
hükümlere uygun olarak eşyayı teslim edene yapılması yeterlidir.
Madde 890XIV - Yetkili mahkeme
MADDE 890- (1) Birinci ve İkinci Kısım hükümlerine tabi taşımadan doğan hukuki
uyuşmazlıklarda, malın teslim alındığı veya teslim için öngörülen yer mahkemesi de
yetkilidir.
(2) Fiilî taşıyıcıya karşı açılacak dava, asıl taşıyıcının yerleşim yeri mahkemesinde,
asıl taşıyıcıya karşı açılacak dava fiilî taşıyıcının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.
Madde 891XV - Hapis hakkı
MADDE 891- (1) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesinden doğan bütün alacakları için Türk
Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde hapis hakkını haizdir.
Hapis hakkı, 860 ıncı maddedeki refakat belgelerini de kapsar.
(2) Taşıyıcının, eşyayı zilyetliğinde bulundurduğu veya eşya üzerinde konişmento ve
taşıma senedi aracılığı ile tasarruf hakkına sahip olduğu sürece, hapis hakkı vardır.
(3) Rehnin paraya çevrilmesine yönelik bildirimin gönderilene yapılması şarttır.
Gönderilen bulunamıyorsa veya malı teslim almayı reddediyorsa, bildirim gönderene karşı
yapılır.
Madde 892XVI - Birden çok taşıyıcı
MADDE 892- (1) Eşyanın birden çok taşıyıcı tarafından taşınması hâlinde, eşyanın
tesliminde; son taşıyıcı önceki taşıyıcıların alacaklarını tahsil etmek zorunda ise, önceki
taşıyıcıların sahip oldukları hakları, özellikle hapis hakkını kullanır. Son taşıyıcı hapis hakkını
haiz olduğu sürece, önceki taşıyıcıların hapis hakkı varlığını sürdürür.
(2) Önceki taşıyıcının alacağı, sonraki taşıyıcı tarafından ödenirse, öncekinin alacak ve
hapis hakkı sonrakine geçer.
(3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, taşımaya katılmış olan taşıma işleri komisyoncusunun
alacakları ve hakları için de uygulanır.
Madde 893XVII - Birden çok hapis hakkının sırası
MADDE 893- (1) Aynı eşya üzerinde eşyanın taşınması ile bağlantılı birden çok hapis
hakkı varsa, bunlardan eşyanın taşınması ile doğrudan doğruya bağlantılı olan hapis hakları
diğerlerinden önce gelir. Sonuncular bakımından ise, sonradan doğmuş olanlar öncekilerden
önce gelir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Taşınma Eşyası Taşıması
Madde 894A) Uygulanacak hükümler
MADDE 894- (1) Bir evden, bürodan veya benzeri bir yerden alınıp benzeri bir yere
taşınan eşya “taşınma eşyası”dır. Konusu taşınma eşyası olan taşıma sözleşmesine, bu
Kısımda öngörülen hükümlerde veya uygulanması gerekli milletlerarası sözleşmelerde aksine
hüküm bulunmadıkça, bu Kitabın Birinci ve İkinci Kısım hükümleri uygulanır.
Madde 895B) Taşıyıcının yükümlülükleri
MADDE 895- (1) Taşıyıcının yükümlülükleri, mobilyaların sökülmesi ve kurulması
ile taşınma eşyasının yüklenip boşaltılmasını da kapsar.
(2) Gönderen 864 üncü maddenin beşinci fıkrasında tanımlanan tüketici ise, taşınma
eşyasının ambalajlanması ve işaretlenmesi gibi taşıma ile ilgili diğer işlerin yerine getirilmesi
de taşıyıcının yükümlülüğündedir.
Madde 896C) Taşıma senedi, tehlikeli mal, refakat belgeleri, bildirim ve bilgi verme yükümlülükleri
MADDE 896- (1) Gönderen, 856 ve 857 nci maddelerden farklı olarak, taşıma senedi
düzenlemekle yükümlü değildir.
(2) Taşınma eşyası tehlikeli eşyadan sayılıyorsa ve gönderen de tüketici ise, 861 inci
maddeden farklı olarak, taşıyıcı sadece eşyadan kaynaklanacak tehlike hakkında genel olarak
bilgilendirilir. Bilgilendirme herhangi bir şekle bağlı değildir. Taşıyıcı ayrıca, göndereni
birinci cümledeki yükümlülüğü hakkında uyarır.
(3) Gönderen tüketici ise, taşıyıcı göndereni uyulması gerekli gümrük kuralları ve
yönetime ilişkin diğer hükümler konusunda bilgilendirir. Ancak, taşıyıcı gönderen tarafından
tasarrufuna sunulan bilgi ve belgelerin doğru ve eksiksiz olduğunu denetlemekle yükümlü
değildir.
Madde 897D) Gönderenin özel hâllerde sorumluluğu
MADDE 897- (1) Gönderen, verdiği zarar sebebiyle taşıyıcıya karşı sadece 864 üncü
maddenin ikinci fıkrasından farklı olarak, taşıma sözleşmesinin ifası için gerekli olan yükleme
hacminin metreküpü başına 1.500 Özel Çekme Hakkı tutarında tazminatla yükümlüdür.
Madde 898E) Sorumluluktan kurtulma sebepleri
MADDE 898- (1) Kanunun 878 inci maddesinde öngörülenlerden farklı olarak, zıyaın
veya hasarın aşağıdaki sebeplerden kaynaklanması durumunda, taşıyıcı sorumluluktan
kurtulur:
a) Taşıyıcı, değerli maden, taş, mücevher, posta pulu, madenî para, belge veya kıymetli
evrak taşıyorsa.
b) Gönderen tarafından yapılan paketleme veya etiketleme yetersizse.
c) Taşınan eşya gönderen tarafından işleme tabi tutulmuş, yüklenmiş veya boşaltılmışsa.
d) Taşıyıcı tarafından ambalajlanmamış olan eşya taşınmışsa.
e) Taşıyıcının, muhtemel hasar tehlikesine karşı göndereni önceden uyarmış olmasına
rağmen, gönderenin ısrarıyla, büyüklüğü ve ağırlığı itibarıyla yükleme ve boşaltma yerindeki
şartlara uygun olmayan eşya yüklenmiş veya boşaltılmışsa.
f) Canlı hayvan veya bitki taşınmışsa.
g) Eşya doğal veya ayıplı yapısı dolayısıyla, özellikle kırılma, işlev bozukluğu,
paslanma, bozulma veya sızma gibi sebeplerle kolaylıkla zarar görebilecek nitelikteyse.
(2) Oluşan zararın, durum ve şartlara göre, birinci fıkrada belirtilen tehlikelerden
kaynaklanmış olabileceği hâllerde, zararın bu tehlikelerden doğmuş olduğu varsayılır.
(3) Taşıyıcı, birinci fıkra hükmüne, ancak, durum ve şartlara göre üzerine düşeni
yapmış ve tüm önlemleri alıp talimatlara uymuşsa dayanabilir.
Madde 899F) Sorumluluk sınırı
MADDE 899- (1) 882 nci maddenin birinci ve ikinci fıkralarındaki düzenlemeden
farklı olarak, zıya veya hasar sebebiyle taşıyıcının sorumluluğu, taşıma sözleşmesinin ifası
için gerekli olan yükleme hacminin metreküpü başına 1.500 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır.
Madde 900G) Bildirim
MADDE 900- (1) Eşyanın zıyaından veya hasara uğramasından doğan istem hakları,
889 uncu maddenin birinci ve ikinci fıkralarından farklı olarak;
a) Eşyanın zıyaa veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, en geç teslimi izleyen
üç iş günü içinde veya
b) Zıyaın veya hasarın açıkça görünmemesi hâlinde en geç teslimi izleyen ondört gün
içinde,
taşıyıcıya bildirilmemişse sona erer.
Madde 901H) Sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı
MADDE 901- (1) Gönderen tüketici ise, taşıyıcı veya 879 uncu maddede anılan
kişilerden biri;
a) Taşıyıcının, göndereni sözleşme yapılırken sorumluluk hükümleri hakkında
bilgilendirmemiş ve sorumluluğun genişletilmesi yönünde bir sözleşme yapılması veya
eşyanın sigorta ettirilmesi imkânlarına işaret etmemiş olması hâlinde, 898 ve 899 uncu madde
hükümleriyle bu Kitabın İkinci Kısmında öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerine ve
sorumluluk sınırlamalarına dayanamaz,
b) Taşıyıcı, gönderileni en geç malın teslimi sırasında, zarar bildiriminin şekli ve
süresi ile bu bildirimin yapılmaması hâlinde ortaya çıkacak hukuki sonuçlar hakkında
bilgilendirmemişse, 900 üncü madde hükmüne dayanamaz.
(2) Bilgilendirmenin yazılı, kolayca okunabilir ve anlaşılabilir biçimde olması şarttır.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Değişik Tür Araçlar ile Taşıma
Madde 902A) Sözleşme
MADDE 902- (1) Bu Kitabın Birinci ve İkinci Kısım hükümleri, aşağıdaki şartların
tamamının bir arada varlığı hâlinde, değişik tür araçlar ile taşıma sözleşmelerine de uygulanır:
a) Eşyanın taşınması bütünlük gösteren bir taşıma sözleşmesine dayanıyorsa.
b) Bu sözleşme bağlamında taşıma değişik türde araçlarla yapılacaksa.
c) Taraflar, her bir türdeki araç için ayrı sözleşme yapmış olsalardı, söz konusu
sözleşmelerin en az ikisi farklı hükümlere bağlı tutulacak idiyse.
d) Aşağıdaki hükümlerle, uygulanması gerekli milletlerarası sözleşmelerde aksi yolda
bir düzenleme yoksa.
Madde 903B) Bilinen zarar yeri
MADDE 903- (1) Zıyaa, hasara veya teslimdeki gecikmeye yol açan olayın, taşımanın
hangi kısmında meydana geldiği belli ise, taşıyıcının sorumluluğu, bu Kitabın Birinci ve
İkinci Kısım hükümlerinin yerine, taşımanın bu kısmı için ayrı bir taşıma sözleşmesi yapılmış
olsaydı, o sözleşmenin bağlı olacağı hükümlere göre belirlenir. Zıyaa, hasara veya teslimdeki
gecikmeye yol açan olayın taşımanın hangi kısmında meydana geldiğine ilişkin ispat yükü,
bunu iddia eden tarafa aittir.
Madde 904C) Bildirim ve zamanaşımı
MADDE 904- (1) Zararın bildirimine ilişkin olarak, zarar yerinin bilinip bilinmemesi
veya sonradan belli olmasına bakılmaksızın, 889 uncu madde hükmü uygulanır. Taşımanın
son kısmı için ayrı bir taşıma sözleşmesi yapılmış olsaydı, o sözleşmeye uygulanacak
hükümlere uygun bir bildirimde bulunulması hâlinde de, zararın bildirimi için öngörülmüş
olan şekil ve süreye uyulduğu kabul edilir.
(2) Zıyaa, hasara veya teslimdeki gecikmeye dayanan istemin bağlı olduğu
zamanaşımının başlangıcı için teslim tarihinin esas alındığı durumlarda, bu tarih eşyanın
gönderilene teslimi tarihidir. İstem hakkı, zarar yerinin belli olması hâlinde de en erken 855
inci madde uyarınca zamanaşımına uğrar.
Madde 905D) Taşınma eşyasının taşıması
MADDE 905- (1) Değişik tür araçlarla taşıma sözleşmesinin konusunu taşınma eşyası
oluşturuyorsa, sözleşmeye, bu Kitabın Üçüncü Kısım hükümleri uygulanır. Zararın meydana
geldiği taşıma kısmı hakkında, Kanunun 903 üncü maddesi hükmü ancak Türkiye
Cumhuriyeti için bağlayıcı olan milletlerarası sözleşmelerden biri geçerliyse uygulanır.
BEŞİNCİ KISIM
Yolcu Taşıma
Madde 906A) Kurallara uyma zorunluluğu
MADDE 906- (1) Yolcu, taşıyıcı tarafından iç hizmetleri düzenlemek için konulmuş
kurallara uymak zorundadır.
Madde 907B) Seferin yapılamaması
MADDE 907- (1) Sefer, taşıma sözleşmesinin yapılmasından sonra fakat hareketten
önce ortaya çıkan bir sebep dolayısıyla yapılmamışsa, aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) Ölüm, hastalık veya bunun gibi bir mücbir sebep dolayısıyla sefer yapılamamışsa,
sözleşme, taraflardan hiçbirine tazmin yükümlülüğü doğurmaksızın kendiliğinden geçersiz olur.
b) Sefer, taşıma aracıyla ilgili olup taşıyıcı için kusur oluşturmayan, iki tarafın da
kusurundan doğup yolculuğa engel bulunan veya yolculuğu tehlikeli duruma sokan bir sebep
dolayısıyla yapılmamışsa, sözleşme, taraflardan hiçbirine tazmin yükümlülüğü doğurmaksızın
kendiliğinden geçersiz olur.
c) Sefer, taşıyıcının fiili veya ihmali sebebiyle yapılmamışsa, yolcu tazminat isteyebilir.
d) Sefer, herhangi bir sebeple yapılmamış ve yolcu da o sefer için saatinde gerekli
yerde bulunamamışsa, o seferi izleyen seferlerden birinde, aynı düzeydeki bir araçla ve aynı
düzeydeki bir yerde seyahat etme hakkını haizdir; meğerki, bu istemin yerine getirilmesi
taşıyıcı yönünden imkânsız olsun veya büyük bir mali yük oluştursun. Yolcuya sefer
öneremeyen taşıyıcı bilet ücretinin üç katı tutarında tazminat öder. Seferin yapılamamasında
taşıyıcının kusuru yoksa, yolcu aynı şartlarla kendisine önerilen seferi, haklı bir sebep
göstermeksizin reddederse taşıma ücretini öder.
e) (a), (b) ve (c) bentlerinde anılan hâllerde taşıyıcı, peşin almış olduğu taşıma ücretini
geri verir.
C) Seferin gecikmesi
Madde 908I - Hareketin gecikmesi
MADDE 908- (1) Hareket, duruma ve şartlara göre yolcudan katlanması istenemeyecek
bir süre gecikirse, yolcu sözleşmeden cayıp ödediği ücreti ve varsa zararını isteyebilir. Yolcu,
gecikmeye rağmen yolculuğu yapmışsa, sadece gecikmeden doğan zararının tazminini dava
edebilir. Cayma şekle bağlı değildir; hareket yerinden ayrılma, cayma kabul edilir. Sözleşmeden
cayılsın veya cayılmasın, gecikme nedeniyle doğmuş herhangi bir zarar ispat edilemese bile
mahkemece bilet parasının üç misli tazminata karar verilir.
II - Sefer sırasında
Madde 9091. Yol değiştirme
MADDE 909- (1) Taşıyıcı, sefer esnasında, tarifede bulunmayan bir yerde durur,
sebepsiz yere olağan yoldan başka bir yol izler veya diğer bir şekilde ve kendi fiili sebebiyle
gidilmesi amaçlanan yere geç ulaşırsa, yolcu, sözleşmeden cayıp tazminat isteyebilir.
(2) Taşıyıcı, yolcu dışında yük de taşıyorsa, yükün boşaltılması için gerekli olan süre
için sefere ara verebilir.
(3) Bu madde hükümleri sözleşmede aksine hüküm yoksa uygulanır.
Madde 9102. Zorunlu sebepler
MADDE 910- (1) Sefer, Hükümet emrinden, idari bir tasarruftan, taşımanın yapıldığı
aracın onarılması zorunluluğundan veya ansızın çıkıp yolculuğa devamı tehlikeli duruma
sokan bir sebepten gecikmişse, iki taraf arasında buna ilişkin bir sözleşme bulunmadığı
takdirde, aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) Yolcu, engelin kalkmasını veya onarımın sonunu beklemek istemezse, taşıma
ücretini, gidilen yol ile orantılı olarak ödeyerek sözleşmeden cayabilir.
b) Yolcu, taşıma aracının hareketini beklerse, sadece kararlaştırılmış ücreti öder.
Taşıma ücretine yemek dâhilse durma süresince yemek giderini yolcu yüklenir.
Madde 911D) Seferin duraklaması
MADDE 911- (1) Sefer, taşıma sözleşmesinin kurulmasından ve hareketten sonra
duraklarsa, sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) Yolcu kendi isteği ile yol üzerinde bulunan bir yerde yolculuktan vazgeçerse ücretin
tamamını öder.
b) Taşıyıcı, sefere devamdan vazgeçer veya taşıyıcının kusuru sebebiyle yolcu yol
üzerinde bulunan bir yerde inmek zorunda kalırsa, taşıma ücreti ödenmez; ödenmişse yolcu
tamamını geri alır. Yolcunun tazminat hakkı saklıdır.
c) Sefer, yolcunun kendisini veya taşıma aracını ilgilendiren ve taşıyıcı için kusur
oluşturmayan bir sebepten duraklarsa, ücret, gidilen yol ile orantılı olarak ödenir. Bu hâlde
taraflardan hiçbiri diğerine tazminat ödemez.
E) Bagaj
Madde 912I - Taşıyıcının sorumluluğu
MADDE 912- (1) Yolcu, bagajı ile el bagajı için, aksine sözleşme yoksa, ayrı ücret
ödemez. Taşıyıcı, yolcunun eşyasının zıyaından veya hasara uğramasından Kanunun 875 ilâ
886 ncı maddeleri uyarınca sorumludur.
(2) Yolcunun kişisel eşyasından taşıyıcı sorumludur.
Madde 913II- Taşıyıcının hapis hakkı
MADDE 913- (1) Taşıyıcı, seyahat ücretinin teminatı olarak, Türk Medenî
Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca bagaj üzerinde hapis hakkını haizdir.
Madde 914F) Taşıyıcının sorumluluğu
MADDE 914- (1) Taşıyıcı, yolcuları rahat bir yolculukla ve sağlıklı olarak gidecekleri
yere ulaştırmakla, özellikle hava, ses, yer ve çevre kirliliğine meydan vermemek için gerekli
düzeni kurmakla, gerekli diğer tüm önlemleri almak ve mevzuatta öngörülen kurallara
uymakla yükümlüdür.
(2) Taşıyıcı, yolcuların kazaya uğramalarından doğacak zararı tazmin eder. Yolcunun
kaza sonucunda ölmesi hâlinde, onun yardımından yoksun kalanlar uğradıkları zararın
tazminini taşıyıcıdan isteyebilirler. Ancak, taşıyıcı, kazanın kendisinin veya yardımcılarının
en yüksek özeni göstermelerine rağmen, kaçınamayacakları ve sonuçlarını önleyemeyecekleri
bir sebepten ileri geldiğini ispat ederse tazminattan kurtulur.
(3) Taşıyıcı, bilette belirtilen yerin başka bir kişiye verilmesi, bilette gösterilen araç
yerine onunla aynı düzeyde olmayan başka bir aracın sefere konulması, aracın belli saatten
önce hareketi nedeniyle yolcunun yetişememesi, taşıma aracında durumun gerektirdiği ilk
yardım malzemelerinin ve ilaçlarının bulundurulmaması veya bunlardan derhâl yararlanma
imkânının sağlanmamış olması sebebiyle de, ikinci fıkraya göre sorumludur; herhangi bir
zarar ispat edilmese bile taşıyıcı bilet parasının üç katını tazminat olarak öder.
(4) Üçüncü fıkrada gösterilen hareketleri yapan araç şoförleri, araçları emri altında
bulunduran kişiler ile araçları taşıma işinde kullanılanlar, şikâyet üzerine, kolluk görevlileri
tarafından yüz Türk Lirasından binbeşyüz Türk Lirasına kadar idari para cezasıyla cezalandırılır.
Madde 915G) Yolcunun ölümü
MADDE 915- (1) Yolcu, yolculuk sırasında ölürse, taşıyıcı, mirasçıların çıkarlarını
korumak için yolcuya ait bagaj ile eşyayı ilgililerine teslim edinceye kadar bunların iyi hâlde
korunmaları için gerekli önlemleri alır.
(2) Ölünün yakınlarından biri orada bulunuyorsa, bu işlemleri denetleyebilir ve
taşıyıcıdan, birinci fıkrada belirtilen eşyanın kendi elinde bulunduğuna ilişkin yazılı bir beyan
isteyebilir.
Madde 916H) Yönetmelik
MADDE 916- (1) Yolcu taşıması, bu Kanun hükümlerine uygun olarak Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca bir yönetmelikle düzenlenir. Yönetmelik, araç ile
sürücüyü ilgilendirenler de dâhil olmak üzere, her konuda yolculuğun güvenliğini; hava, ses,
yer ve çevre temizliğini ve diğer gereklilikleri sağlayıcı önlemleri içerir. Yönetmelikte,
bagajın teslim alındığına ilişkin belgenin şekline ve özellikle bagajın ağırlığı ile içeriğine
ilişkin kayıtlar hakkındaki hükümler yer alır. Yönetmelikte, bagaj ağırlığını ve sorumluluğu
bu Kanundaki hükümler dışında sınırlayıcı düzenlemelere izin veren hükümler bulunamaz.
(2) Taşıyıcının bagajdan doğan sorumluluğu iç taşımalarda 500, dış taşımalarda ise
1.000 Özel Çekme Hakkından fazla olmamak üzere Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığınca tespit edilir.
ALTINCI KISIM
Taşıma İşleri Komisyoncusu
Madde 917A) Taşıma komisyonculuğu sözleşmesi
MADDE 917- (1) Taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesi ile komisyoncu eşya
taşıtmayı üstlenir. Bu sözleşme ile gönderen, kararlaştırılan ücreti ödeme borcu altına girer.
(2) Taşıma işleri komisyonculuğu bir ticari işletme faaliyetidir.
(3) Bu Kısımdaki özel hükümler saklı kalmak üzere, komisyonculuk sözleşmesi ve
eşyanın taşınmasına ait konularda taşıma sözleşmesine ilişkin hükümler taşıma işleri
komisyonculuğuna da uygulanır.
B) Hükümleri
Madde 918I - Eşyanın taşıtılması
MADDE 918- (1) Eşyanın taşıtılması borcu, taşıma işinin örgütlenmesini ve özellikle;
a) Taşıma araçlarını ve taşıma yolunu belirlemek,
b) Taşıma işini fiilen gerçekleştirecek taşıyıcıyı ve taşıyıcıları seçmek, eşyanın
taşıtılması için gereken taşıma, ardiye ve taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmelerini yapmak,
c) Taşıyıcıya ve taşıyıcılara gerekli bilgi ve talimatları vermek,
d) Gönderenin tazminat haklarını teminat altına almak,
yükümlülüklerini kapsar.
(2) Komisyoncunun yükümlülüklerinin kapsamına ayrıca, taşımaya ilişkin olarak
kararlaştırılmış olan eşyanın sigortalanması, ambalajlanması, işaretlenmesi ve gümrüklenmesi
gibi başkaca edimlerin yerine getirilmesi de girer. Aksi öngörülmedikçe, komisyoncu, sadece
bu edimlerin yerine getirilmesi için gereken sözleşmeleri yapmakla yükümlüdür.
(3) Taşıma işleri komisyoncusu, gerekli sözleşmeleri kendi veya böyle bir yetki almış
olması şartıyla, gönderen adına yapar.
(4) Taşıma işleri komisyoncusu edimlerini yerine getirirken, gönderenin menfaatlerini
gözetmekle ve onun talimatlarına uymakla yükümlüdür.
Madde 919II - Bildirme yükümlülüğü
MADDE 919- (1) Gönderen, gerektiğinde eşyayı ambalajlamak ve işaretlemekle ve
gerekli belgeleri sağlamakla, ayrıca taşıma işleri komisyoncusunun edimlerini yerine
getirebilmesi için gerekli olan bilgileri ona vermekle yükümlüdür. Yük tehlikeli bir eşya ise
gönderen, taşıma işleri komisyoncusuna tehlikenin niteliğini, alınması gereken önlemleri
yazılı olarak ve zamanında bildirmekle yükümlüdür.
(2) Gönderen, kendisine herhangi bir kusur yüklenmese bile taşıma işleri komisyoncusunun;
a) Eşyanın yetersiz ambalajlanma ve işaretlenmesinden,
b) Yükün tehlikesi hakkında yeterli bilgi verilmemesinden veya
c) Eşya ile ilgili resmî işlemler için gerekli olan belgelerin ve bilgilerin eksikliğinden,
yokluğundan ya da gerçeğe aykırılığından,
kaynaklanan giderlerini ve zararını karşılamakla yükümlüdür. 864 üncü maddenin
ikinci ilâ beşinci fıkraları burada da uygulanır.
Madde 920III - Ücretin muacceliyeti
MADDE 920- (1) Eşyanın, taşıyıcıya veya taşıyana teslimi üzerine, komisyoncunun
ücreti ödenir.
Madde 921IV - Kesin ücret
MADDE 921- (1) Ücret olarak taşıma giderlerini de içeren tek bedel kararlaştırılmışsa,
taşıma işleri komisyoncusu, taşımaya ilişkin olarak, taşıyıcının veya taşıyanın hak ve
yükümlülüklerine sahip olur. Bu durumda komisyoncu, giderlerin ödenmesini, ancak bunun
olağan olduğu hâllerde isteyebilir.
Madde 922V - Gönderenin alacakları
MADDE 922- (1) Gönderen, komisyoncunun kendi adına ve onun hesabına yaptığı
sözleşmelerden doğan alacaklarını, ancak bu alacaklar komisyoncu tarafından kendisine
devredildikten sonra ileri sürebilir. Bu tür alacaklar ile bu alacakların yerine getirilmesi
bağlamında elde edilen edimler, komisyoncunun alacaklılarıyla olan ilişkisinde gönderene
geçmiş sayılır.
Madde 923VI - Hapis hakkı
MADDE 923- (1) Komisyoncu, taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesinden doğan
bütün alacakları için Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca eşya
üzerinde hapis hakkına sahiptir. Bu konuda ayrıca, 891 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci
cümlesi ile üçüncü fıkrası hükümleri de kıyas yoluyla uygulanır.
Madde 924VII - Sonraki komisyoncu
MADDE 924- (1) Taşımaya, taşıyıcıdan başka, bir de taşıma işleri komisyoncusu
katılıyorsa ve eşyayı bu komisyoncu teslim edecekse, komisyoncu hakkında taşıma
sözleşmesine ilişkin 892 nci madde hükmü kıyas yoluyla uygulanır.
Madde 925VIII - Halefiyet
MADDE 925- (1) Önceki taşıyıcı veya taşıma işleri komisyoncusunun alacakları,
sonraki taşıma işleri komisyoncusu tarafından ödenirse, önceki komisyoncu veya taşıyıcının
istem ve hapis hakları sonraki taşıma işleri komisyoncusuna geçer.
Madde 926IX - Komisyoncunun taşıma işini üzerine alması
MADDE 926- (1) Taşıma işleri komisyoncusu, eşyanın taşınmasını bizzat üstlenebilir.
Bu hakkını kullanırsa, taşımadan doğan haklar ve yükümlülükler yönünden taşıyıcı veya
taşıyan sayılır. Bu durumda, kendi faaliyeti için isteyeceği ücretin yanısıra olağan taşıma
ücretini de isteyebilir.
Madde 927X - Toplama yük
MADDE 927- (1) Taşıma işleri komisyoncusu kendi hesabına yapılmış bir taşıma
sözleşmesine dayanarak, eşyayı başka bir gönderenin eşyasıyla birlikte taşıtma hakkına
sahiptir.
(2) Komisyoncu bu hakkını kullanırsa, toplama yükün taşınması konusunda taşıyıcının
veya taşıyanın hak ve yükümlülüklerine sahip olur.
C) Sorumluluk
Madde 928I - Komisyoncunun sorumluluğu
MADDE 928- (1) Taşıma işleri komisyoncusu, zilyetliğinde bulunan eşyanın
zıyaından ve hasarından sorumludur. 876 ilâ 878 inci, 880 ve 881 inci maddeler ile, 882 nci
maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ve 883 üncü, 885 ilâ 887 nci maddeler kıyas
yoluyla uygulanır.
(2) Taşıma işleri komisyoncusu, zilyetliğinde bulunan malın zıyaından veya
hasarından kaynaklanmayan bir zarardan sadece 918 inci madde uyarınca kendisine düşen bir
yükümlülüğü ihlal etmesi hâlinde sorumludur. Tedbirli bir tacirin göstereceği özene rağmen
zarar önlenemeyecek ise komisyoncu sorumluluktan kurtulur.
(3) Zararın oluşmasına, gönderenin bir davranışı veya eşyanın özel bir ayıbı da sebep
olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde bu olguların ne
ölçüde etkili olduğu dikkate alınır.
Madde 929II - Yardımcıların kusuru
MADDE 929- (1) Taşıma işleri komisyoncusu;
a) Kendi adamlarının,
b) Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin,
görevlerini yapmaları sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi
sorumludur.
Madde 930D) Zamanaşımı
MADDE 930- (1) Bu Kısımda yer alan hükümlerden doğan istemler ve haklar bir
yılda zamanaşımına uğrar.
(2) Zamanaşımının başlangıcı, zamanaşımına uğramış bir istem veya hakkın def’i
olarak ileri sürülebilmesi bakımından ve zararın taşıma işleri komisyoncusunun kasten veya
pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş
bir fiilinden veya ihmalinden doğması hâlinde 855 inci madde hükümleri uygulanır.
BEŞİNCİ KİTAP
Deniz Ticareti
BİRİNCİ KISIM
Gemi
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
A) Tanımlar
Madde 931I- Gemi, ticaret gemisi
MADDE 931- (1) Tahsis edildiği amaç, suda hareket etmesini gerektiren, yüzme
özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araç, kendiliğinden hareket etmesi imkânı
bulunmasa da, bu Kanun bakımından “gemi” sayılır.
(2) Suda ekonomik menfaat sağlama amacına tahsis edilen veya fiilen böyle bir amaç
için kullanılan her gemi, kimin tarafından ve kimin adına veya hesabına kullanılırsa kullanılsın
“ticaret gemisi” sayılır.
Madde 932II- Denize, yola ve yüke elverişli gemi
MADDE 932- (1) Gövde, genel donatım, makine, kazan gibi esas kısımları
bakımından, yolculuğun yapılacağı sudan ileri gelen (tamamıyla anormal tehlikeler hariç)
tehlikelere karşı koyabilecek bir gemi “denize elverişli” sayılır.
(2) Denize elverişli olan gemi, teşkilatı, yükleme durumu, yakıtı, kumanyası, gemi
adamlarının yeterliği ve sayısı bakımından, (tamamıyla anormal tehlikeler hariç) yapacağı
yolculuğun tehlikelerine karşı koyabilmek için gerekli niteliklere sahip bulunduğu takdirde
“yola elverişli” sayılır.
(3) Soğutma tesisatı da dâhil olmak üzere, eşya taşımada kullanılan kısımları eşyanın
kabulüne, taşınmasına ve muhafazasına elverişli olan bir gemi “yüke elverişli” sayılır.
(4) Denizde can ve mal koruma ile ilgili mevzuat hükümleri saklıdır.
Madde 933III- Tamir kabul etmez gemi, tamire değmez gemi
MADDE 933- (1) Denize elverişsiz hâle gelmiş olan bir gemi bu Kanunun uygulanması
bakımından;
a) Tamiri hiç veya bulunduğu yerde mümkün değilse ve tamir edilebileceği bir limana
götürülemezse, “tamir kabul etmez gemi”,
b) Tamir giderleri geminin, eski ve yeni farkı gözetilmeksizin, önceki değerinin dörtte
üçünü aşacaksa, “tamire değmez gemi”,
sayılır.
(2) Önceki değer, denize elverişsizlik bir yolculuk sırasında meydana gelmişse,
geminin yolculuğa çıkarken sahip olduğu değerden; diğer hâllerde ise, gemi denize elverişsiz
hâle gelmeden önce sahip olduğu veya gereği gibi donatılmış olması hâlinde sahip olacağı
değerden ibarettir.
Madde 934IV- Gemi adamları
MADDE 934- (1) “Gemi adamları”; kaptan, gemi zabitleri, tayfalar ve gemide
çalıştırılan diğer kişilerdir.
Madde 935B) Hükümlerin uygulama alanı
MADDE 935- (1) Aksini öngören kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu
Kanunun deniz ticaretiyle ilgili hükümleri ticaret gemileri hakkında uygulanır.
(2) Ancak, bu Kitabın;
a) “Gemi”, “Kaptan”, “Gemi Alacakları” ve “Cebrî İcraya İlişkin Özel Hükümler”
başlıklı Kısımları, “Çatma” ve “Kurtarma” başlıklı Bölümleri, deniz alacaklarına karşı
sorumluluğun sınırlanması hakkındaki hükümleri ile donatanın, gemi adamlarının kusurundan
doğan sorumluluğuna ilişkin 1062 nci maddesi, yatlar, denizci yetiştirme gemileri gibi sadece
gezinti, spor, eğitim, öğretim ve bilim amaçlarına tahsis edilmiş gemilere,
b) “Çatma” ve “Kurtarma” başlıklı Bölümleri, deniz alacaklarına karşı sorumluluğun
sınırlanması hakkındaki hükümleri ile donatanın, gemi adamlarının kusurundan doğan
sorumluluğuna ilişkin 1062 nci maddesi, münhasıran bir kamu hizmetine tahsis edilen Devlet
gemileriyle donanmaya bağlı harp gemilerine ve yardımcı gemilere,
c) Bayrak şahadetnamesi ile ilgili 944 üncü maddenin ikinci fıkrası ile 945, 947, 948
ve 949 uncu maddeleri, sicille ilgili 955, 956, 973 ve 991 inci maddeleri, kanuni ipotekle ilgili
1013 üncü maddesi ve yapı hâlinde bulunan gemiler üzerindeki haklarla ilgili 1054 ilâ 1058
inci maddeleri yabancı bir devlet veya onun vatandaşları adına Türkiye’de yapılmakta olan
gemilere de, nitelikleri ile bağdaştığı ölçüde,
uygulanır.
C) Gemilerin hukuksal niteliği
Madde 936I- Genel olarak
MADDE 936- (1) Sicile kayıtlı olup olmadıklarına bakılmaksızın bütün gemiler bu
Kanunun ve diğer kanunların uygulanmasında taşınır eşyadandır.
Madde 937II- Taşınmazlarla ilgili hükümlerden gemilere uygulanacak olanlar
MADDE 937- (1) Bu Kanunda, İcra ve İflas Kanununun taşınmazlara ilişkin
hükümlerine tabi olacağı açıkça bildirilen gemiler hakkında 936 ncı madde hükmü uygulanmaz.
(2) Türk Medenî Kanununun 429 uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı
bendi ile 444 üncü, 523 üncü ve 635 inci maddelerinin uygulanmasında, “taşınmaz” terimine
yapı hâlinde veya tamamlanmış olan bütün gemiler ve “tapu sicili” terimine “gemi sicilleri”
de dâhildir.
İKİNCİ BÖLÜM
Geminin Kimliği
A) Geminin adı
Madde 938I- Seçme serbestisi
MADDE 938- (1) Geminin ilk Türk maliki, gemiye dilediği adı vermekte serbesttir.
Şu kadar ki, seçilen ad karıştırılmaya yol açmayacak şekilde başka gemilerin adlarından farklı
olmalıdır.
(2) Gemi tasdiknamesi verilmiş olan bir geminin adı Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanlığının izniyle değiştirilebilir.
Madde 939II- Gövde üzerine yazılma zorunluluğu
MADDE 939- (1) Sicile kayıtlı bir geminin bordasının her iki tarafına adı, kıçına da
adı ile bağlama limanı; silinmez, bozulmaz ve kolayca okunacak harflerle yazılır.
B) Geminin bayrağı
Madde 940I- Türk Bayrağını çekme hakkı ve yükümlülüğü
MADDE 940- (1) Her Türk gemisi Türk Bayrağı çeker.
(2) Yalnız Türk vatandaşının malik olduğu gemi, Türk gemisidir.
(3) Birden fazla kişiye ait olan gemiler;
a) Paylı mülkiyet hâlinde, payların çoğunluğunun,
b) Elbirliğiyle mülkiyet hâlinde, maliklerinin çoğunluğunun,
Türk vatandaşı olması şartıyla Türk gemisi sayılırlar.
(4) Türk kanunları uyarınca kurulup da;
a) Tüzel kişiliğe sahip olan kuruluş, kurum, dernek ve vakıflara ait olan gemiler,
yönetim organını oluşturan kişilerin çoğunluğunun Türk vatandaşı olması,
b) Türk ticaret şirketlerine ait olan gemiler, şirketi yönetmeye yetkili olanların
çoğunluğunun Türk vatandaşı olmaları ve şirket sözleşmesine göre oy çoğunluğunun Türk
ortaklarda bulunması, anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde ayrıca
payların çoğunluğunun nama yazılı ve bir yabancıya devrinin şirket yönetim kurulunun iznine
bağlı bulunması,
şartıyla Türk gemisi sayılırlar.
(5) Türk ticaret siciline tescil edilen donatma iştiraklerinin mülkiyetindeki gemiler,
paylarının yarısından fazlası Türk vatandaşlarına ait ve iştiraki yönetmeye yetkili paydaş
donatanların çoğunluğunun Türk vatandaşı olması şartıyla Türk gemisi sayılırlar.
Madde 941II- İstisnaları
MADDE 941- (1) Bir Türk gemisi, kendilerine ait olduğu takdirde Türk Bayrağı
çekme hakkını kaybedeceği kişilere, en az bir yıl süreyle kendi adlarına işletilmek üzere
bırakılmış olursa, malikin istemi üzerine Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı,
bırakma süresince, o ülke kanunları buna imkân sağlıyorsa geminin yabancı bayrak
çekmesine izin verebilir. Bu izin sona ermedikçe veya kanuni sebeplerle geri alınmadıkça
gemi Türk Bayrağı çekemez.
(2) Türk gemisi olmayan bir gemi, ona Türk Bayrağı çekebilecek kişilere en az bir yıl
süreyle kendi adlarına işletilmek üzere bırakılmışsa, malikin rızası alınmış olmak, Türk
mevzuatının kaptan ve gemi zabitleri hakkındaki hükümlerine uyulmak ve yabancı kanunda
da bunu engelleyen bir hüküm bulunmamak şartıyla, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığı geminin Türk Bayrağı çekmesine izin verebilir. Şu kadar ki, izin alan kişi, her iki
yılda bir, izin için gerekli şartların varlığını sürdürdüğünü ispatlamakla yükümlüdür.
(3) İkinci fıkrada belirtilen gemiler, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca
tutulacak özel bir sicile kaydolunur.
Madde 942III- Türk Bayrağı çekme hakkının kaybedilmesi
MADDE 942- (1) 940 ıncı madde ile 941 inci maddenin ikinci fıkrasında yazılı
şartlardan birinin ortadan kalkmasıyla gemi Türk Bayrağı çekme hakkını kaybeder. Bu durum
gecikmeksizin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına bildirilir. Müsteşarlık en çok
altı ay için daha geminin Türk Bayrağı çekmesine izin verebilir.
IV- Hakkın ispatı
Madde 9431. Gemi tasdiknamesi
MADDE 943- (1) Geminin Türk Bayrağını çekme hakkı, gemi tasdiknamesi ile ispat
olunur.
(2) Gemi tasdiknamesi alınmadıkça, Türk Bayrağını çekme hakkı kullanılamaz.
(3) Gemi tasdiknamesi veya bunun sicil müdürlüğünce onaylanmış bir özeti veya
bayrak şahadetnamesi yolculuk sırasında devamlı olarak gemide bulundurulur.
Madde 9442. Bayrak şahadetnamesi
MADDE 944- (1) Türkiye dışında bulunan bir gemi Türk Bayrağını çekme hakkını
elde ederse, geminin bulunduğu yerdeki Türk konsolosu tarafından Türk Bayrağını çekme
hakkına dair verilecek “bayrak şahadetnamesi” gemi tasdiknamesi yerine geçer. Bayrak
şahadetnamesi, düzenlendiği günden itibaren ancak bir yıl için geçerlidir; yolculuk, mücbir
sebep yüzünden uzadığı takdirde süre de uzar.
(2) Türkiye’de yapılmış olup da 940 ıncı madde gereğince Türk Bayrağını çekme
hakkına sahip bulunmayan gemilere, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca,
teslim edilecekleri yere kadar geçerli olmak üzere bir bayrak şahadetnamesi verilebilir.
(3) 941 inci maddenin ikinci fıkrası ile 942 nci maddede yazılı hâllerde, bayrak
şahadetnamesi, izin süresi için geçerli olmak üzere Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığınca düzenlenir.
Madde 9453. Muaf olma
MADDE 945- (1) Onsekiz gros tonilatodan küçük gemilerle 935 inci maddenin ikinci
fıkrasının (a) bendinde yazılı gemiler, gemi tasdiknamesine ve bayrak şahadetnamesine
ihtiyaç olmaksızın Türk Bayrağı çekebilirler.
Madde 946C) Geminin bağlama limanı
MADDE 946- (1) Bir geminin bağlama limanı o gemiye ait seferlerin yönetildiği
yerdir.
D) Ceza hükümleri
I- Suç oluşturan fiiller
Madde 9471. Kanuna aykırı şekilde bayrak çekme
MADDE 947- (1) Türk Bayrağı çekme hakkı olmamasına rağmen Türk Bayrağı çeken
veya Türk Bayrağı çekmesi gerekirken başka bir devletin bayrağını çeken geminin kaptanı altı
aya kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.
Madde 9482. Tasdikname veya şahadetname almadan ve gemide bulundurmadan bayrak çekme
MADDE 948- (1) 945 inci maddede yazılı gemiler hariç, gemi tasdiknamesini veya
onun onaylı suretini yahut bayrak şahadetnamesini almaksızın Türk Bayrağı çeken geminin
kaptanı, dört aya kadar hapis veya ikiyüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
(2) Gemi tasdiknamesi veya onun onaylı sureti veya bayrak şahadetnamesini gemide
bulundurmayan kaptan iki aya kadar hapis veya yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
Madde 9493. Harp gemileri ile istihkâmlar önünde ve limanda bayrak çekmemek
MADDE 949- (1) Harp gemileri ile sahil istihkâmları önünde ve Türk limanlarına
girerken veya çıkarken ticaret gemisine bayrak çekmeyen kaptan üç aya kadar hapis veya adli
para cezasıyla cezalandırılır.
Madde 9504. Geminin adının ve bağlama limanının yazılmaması
MADDE 950- (1) Sicile kayıtlı bir geminin bordasının iki yanına adının, kıçına da adı
ile bağlama limanının usulüne uygun olarak yazılması yükümlülüğüne uymayan kaptan üç
aya kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.
II- Ortak hükümler
Madde 9511. Kusur
MADDE 951- (1) 947 ilâ 950 nci maddelerde tanımlanan suçlar dolayısıyla cezaya
hükmolunabilmesi için, fiilin kasten işlenmesi gerekir.
Madde 9522. Suçun işlendiği yer ve işleyenin vatandaşlığı
MADDE 952- (1) 947 ve 948 inci maddelerde öngörülen fiiller yabancı bir ülkede
veya açık denizde bir Türk veya yabancı tarafından işlenmiş olsa bile cezalandırılır.
Madde 953E) Yönetmelik100
MADDE 953- (1) Gemi tasdiknamesiyle bayrak şahadetnamesinin nasıl düzenleneceği,
geminin adının gemi üzerine nasıl yazılacağı ve bu Bölüm hükümlerinin uygulama şekli
Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik ile belirlenir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Gemi Sicili
A) Genel hükümler
Madde 954I- Sicil müdürlükleri ve bölgeleri
MADDE 954- (1) Türk gemileri için, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığının uygun göreceği yerlerde gemi sicili tutulur.
(2) Gemi sicilleri, liman başkanlığı nezdinde çalışan sicil müdürlükleri tarafından, o
yerde deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesinin, bulunmadığı
takdirde asliye ticaret mahkemesinin, o da yoksa ticaret davalarına bakmakla görevli asliye
hukuk mahkemesinin gözetimi altında tutulur. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok
mahkeme varsa, gemi sicilinin tutulmasını gözetecek mahkemeyi Adalet Bakanlığının önerisi
üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler.
(3) Türk Medenî Kanununun 1007 nci maddesi gemi sicilleri hakkında da geçerlidir.
Madde 955II- Yetkili sicil müdürlüğü
MADDE 955- (1) Gemi, bağlama limanının tabi olduğu sicil müdürlüğünce tescil
olunur.
(2) Bir geminin seferleri yabancı bir limandan veya bir kara kentinden yahut bizzat
gemiden yönetildiği takdirde, malik, gemisini dilediği yer siciline tescil ettirebilir.
(3) Malikin, Türkiye’de yerleşim yeri veya ticari işletmesi yoksa, bu Kanunda yazılı
hakları kullanmak ve görevleri yerine getirmek üzere, sicil müdürlüğüne o bölgede oturan bir
temsilci göstermesi gereklidir.
2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu maddenin
başlığı “E) Yönetmelik” şeklinde ve birinci fıkrasında yer alan “bir tüzük” ibaresi “Cumhurbaşkanınca
çıkarılan yönetmelik” şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 956III- Tescili caiz gemiler
MADDE 956- (1) Gemi siciline, 940 ıncı madde gereğince Türk Bayrağını çekme
hakkına sahip ticaret gemileri ile 935 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde
yazılı gemiler kaydolunur.
Madde 957IV- Tescili zorunlu gemiler
MADDE 957- (1) Onsekiz gros tonilatoda ve daha büyük her ticaret gemisinin maliki,
tescil isteminde bulunmak zorundadır.
Madde 958V- Tescili caiz olmayan gemiler
MADDE 958- (1) Türk gemisi olmayan gemilerle, yabancı bir gemi siciline kayıtlı
bulunan Türk gemileri, donanmaya bağlı harp gemileri, yardımcı gemiler ve Devlet, il özel
idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişilerine ait münhasıran bir kamu hizmetinin
görülmesine özgülenmiş gemiler Türk Gemi Siciline tescil olunamaz.
B) Geminin tescili
I- İstem
Madde 9591. Şekli
MADDE 959- (1) Gemi, ancak malikin veya maliklerinden birinin istemi üzerine
gemi siciline tescil olunur.
(2) İstem dilekçeyle yapılır.
Madde 9602. İçeriği
MADDE 960- (1) Tescil istemiyle birlikte aşağıdaki hususlar bildirilir:
a) Geminin adı.
b) Türü ve yapımında kullanılmış olan esas malzeme.
c) Bağlama limanı.
d) Belirlenmesi mümkünse, yapıldığı yer ve kızaktan indiği yıl.
e) Resmî ölçme sonuçları ve makine gücü.
f) Geminin maliki;
1. Gerçek kişi ise, adı ve soyadı, T.C. kimlik numarası, varsa ticaret unvanı ve kayıtlı
bulunduğu ticaret sicili müdürlüğü ile sicil numarası.
2. Ticaret şirketi ise, şirketin türü, ticaret unvanı ve tescil olunduğu ticaret sicili
müdürlüğü ile sicil numarası.
3. Diğer tüzel kişilerden ise, adı ve merkezi.
4. Donatma iştiraki ise, tacir sıfatına sahip olduğu takdirde ticaret unvanı ile paydaş
donatanların ad ve soyadları, varsa T.C. kimlik numarası ile gemi paylarının miktarı ve varsa
gemi müdürünün adı ve soyadı ve T.C. kimlik numarası.
g) İktisap sebebi.
h) Türk Bayrağını çekme hakkına esas oluşturan sebepler.
i) 955 inci maddenin üçüncü fıkrasında yazılı hâlde temsilcinin adı, soyadı, TC kimlik
numarası ve adresi.
3. Belgeler
Madde 961a) Genel olarak
MADDE 961- (1) 960 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c), (d), (f) ve (g) bentlerinde
yazılı hususlarla makine gücüne ait beyanların doğruluğunun kuvvetle muhtemel olduğunun
anlaşılması, bayrak çekme hakkının dayandığı olgularla ölçme sonuçlarının belgelenmesi
zorunludur.
(2) Gemi yurt içinde henüz resmen ölçülmemiş ise, mesaha şahadetnamesi yerine
geçmek üzere Türkiye dışında yapılmış ölçmeye ilişkin belgenin veya onaylı başka bir belgenin
sunulması yeterlidir.
(3) Gemi tamamen veya kısmen yurt içinde yapılmışsa, yapı hâlindeki gemilere özgü
sicilde kayıtlı bulunup bulunmadığına ilişkin yapım yeri sicil müdürlüğünden alınacak bir
belgenin verilmesi zorunludur.
Madde 962b) Yabancı sicile kayıtlı gemiler için
MADDE 962- (1) Daha önce yabancı bir gemi siciline kayıtlı bulunan bir Türk
gemisinin, Türk Gemi Siciline kaydolabilmesi için artık yabancı gemi siciline kayıtlı
olmadığını kuvvetle muhtemel gösteren belgelerin sicil müdürlüğüne sunulması gerekir.
(2) Tescili zorunlu bir gemi, yabancı bir gemi siciline kayıtlı ise malikinin bu kaydı
sildirmesi ve durumu belgelendirmesi gerekir; imkânsızlık hâlinde bundan vazgeçilebilir.
II- Tescil
Madde 9631. Tescil edilecek hususlar
MADDE 963- (1) Bir geminin kaydında 960 ıncı maddenin birinci fıkrasının (a) ilâ
(g) ve (i) bentlerinde yazılı hususlarla ölçmeyi ispatlayan belgenin niteliği, geminin
kaydolunduğu gün ve sicil numarası sicile geçirilir. Geminin malik veya maliklerinin
vatandaşlığı, geminin bir ticaret şirketine, diğer bir tüzel kişiye veya donatma iştirakine ait
olması hâlinde, Türk gemisi sayılabilmesi için gerekli nitelikleri taşıdığı hususu ayrıca sicile
kaydedilir. Kayıt, yetkili sicil memuru tarafından imzalanır.
(2) Gemi henüz tescil edilmeden önce herhangi bir kişi kendisinin malik olduğunu ileri
sürerek tescil isteminde bulunan kişinin mülkiyetine itiraz ederse, gemi tescil edilmekle
beraber itiraz eden lehine sicile şerh verilir.
(3) Gemi, yapı hâlindeki gemilere özgü sicile tescil edilmişse, o sicile kayıtlı bulunan
gemi ipotekleri, sahip oldukları dereceler saklı kalmak şartıyla, gemi siciline resen geçirilir.
Geminin tescil olunduğu, yapı hâlindeki gemilere özgü sicili tutan memura bildirilir.
Madde 9642. Değişiklikler
MADDE 964- (1) Gemi siciline tescil edilen hususlarda meydana gelen değişikliklerin
sicile geçirilmek üzere bir dilekçe ile sicil müdürlüğüne bildirilmesi gerekir.
(2) 941 inci maddenin birinci fıkrası gereğince Türk Bayrağı yerine diğer bir bayrak
taşımasına izin verilmiş olan geminin ne süreyle Türk Bayrağı çekemeyeceği sicil
müdürlüğüne bildirilir ve bu husus tescil edilir. İzin sona erer veya geri alınırsa bu olgu da
tescil olunur.
(3) Gemi kurtarılamayacak şekilde batar veya tamir kabul etmez bir hâle gelir yahut
her ne suretle olursa olsun Türk Bayrağını çekme hakkını kaybederse, bu hususların da
gecikmeksizin sicil müdürlüğüne bildirilmesi gerekir.
(4) Birinci ilâ üçüncü fıkralara göre yapılması gereken istemleri gemi maliki ve
donatma iştirakinde gemi müdürü de yapmak zorundadır. İstemde bulunması gerekenler
birden fazla ise bunlardan birinin istemi yeterlidir. Malik birden fazla kişi tarafından temsil
edilen bir tüzel kişiyse aynı esas geçerlidir.
(5) Değişikliğin tesciline 960, 961 ve 963 üncü maddeler nitelikleriyle bağdaştığı
ölçüde uygulanır.
C) Silinme
Madde 965I- İstem üzerine
MADDE 965- (1) Gemi, kurtarılamayacak şekilde batar veya tamir kabul etmez hâle
gelir yahut her ne suretle olursa olsun Türk Bayrağını çekme hakkını kaybederse, istem
üzerine sicilden kaydı silinir. Tescili isteğe bağlı olan gemilerin kaydı malik veya maliklerinin
istemi üzerine sicilden silinir.
(2) Geminin tamir kabul etmez hâle gelmesi sebebiyle kaydının silinmesi istendiğinde,
sicil memuru, tescil edilmiş gemi ipoteği alacaklılarını gerektiğinde 966 ncı maddede yazılı
usule göre yapılacak ilan ile durumdan haberdar ederek belirleyeceği uygun bir süre içinde
itirazlarını bildirmeye çağırır. Süresi içinde bildirilen itirazların yerinde görülmediğine dair
mahkemece verilen kararın kesinleşmesi üzerine geminin kaydı silinir.
(3) Gemi, Türk Bayrağını çekme hakkını kaybederse, kaydı, ancak ipotek
alacaklılarının ve gemi sicilindeki kayıt ve belgelere göre ipotek üzerinde hak sahibi olan
üçüncü kişilerin onayı ile sicilden silinebilir. Kaydın silinmesi istemi ile birlikte onay
belgelenmemişse, geminin Türk Bayrağını çekme hakkını kaybettiği gecikmeksizin gemi
siciline kaydolunur. Bu kayıt, gemi üzerinde tescil edilmiş gemi ipotekleri bulunmadıkça,
geminin kaydının silinmesi hükmündedir. Şu kadar ki, geminin cebrî icra yoluyla 940 ıncı
maddede yazılı niteliklere sahip olmayan bir kişiye satılması hâlinde 1388 inci maddenin
ikinci fıkrası, cebrî icra yurt dışında vuku bulmuş ise 1350 nci maddenin birinci fıkrasının
ikinci ve üçüncü cümleleri hükümleri saklıdır.
(4) Tescili isteğe bağlı olan gemilere ait kayıtların sadece maliklerinin istemleri
üzerine silinebilmesi için ipotekli alacaklıların ve gemi sicilinin içeriğine göre ipotek üzerinde
hak sahibi olan üçüncü kişilerin buna onay vermeleri şarttır.
II- Resen
Madde 9661. Genel şartları
MADDE 966- (1) Esaslı şartlarından birinin var olmaması sebebiyle tescili caiz
olmayan bir gemi tescil edilmiş olur veya 964 üncü maddenin üçüncü fıkrasında yazılı
hâllerden birinin ortaya çıktığı sicil müdürlüğüne bildirilmezse, 33 üncü madde hükmü
uygulanır. Şu kadar ki, durumun sicile kayıtlı diğer hak sahiplerine de bildirilmesi gereklidir.
Malik ve diğer hak sahiplerinin kimler olduğu veya yerleşim yerleri belli değilse, silinmeye
çağrı ve belirlenen süre, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile uygun görülen diğer bir gazetede
ve varsa şirketin internet sitesinde ilan edilir ve ilan belgesi sicil müdürlüğü ve mahkeme
divanhanesine asılır.
(2) Geminin kaydı ancak kaçınma ve itiraz sebeplerinin süresi içinde bildirilmemesi
veya bunların mahkemece yerinde görülmediğine dair verilen kararın kesinleşmesi hâlinde
sicilden silinebilir. Bir ipotekli alacaklı, gemi ipoteğinin hâla var olduğunu ileri sürerek Türk
Bayrağını çekme hakkını kaybetmiş olan bir geminin sicilden silinmesine itiraz ederse, kayıt
silinmeyip sadece geminin Türk Bayrağını çekme hakkını kaybettiği tescil olunur.
Madde 9672. Özel hâller
MADDE 967- (1) Tescil edilmiş bir gemi hakkında yirmi yıldan beri hiçbir kayıt
işlemi yapılmamış ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından alınan bilgiye göre
de geminin artık var olmadığına veya denizcilikte kullanılamayacak hâle geldiğine kanaat
getirilmiş olursa, gemi üzerinde ipotek veya intifa hakkı tescil edilmiş bulunmadığı takdirde,
sicil memurunun önerisi üzerine mahkeme, 966 ncı maddede yazılı usule gerek kalmaksızın,
gemi kaydının silinmesine karar verir.
D) Gemi tasdiknamesi
Madde 968I- İçeriği
MADDE 968- (1) Sicil müdürlüğü, geminin sicile kaydolunduğuna ilişkin bir gemi
tasdiknamesi düzenler. Tasdiknameye, sicil kayıtları aynen ve tam olarak geçirilir.
(2) Gemi tasdiknamesinde ayrıca geminin tescili için aranan belgelerin ibraz edildiği
ve onun Türk Bayrağını çekme hakkına sahip olduğu da gösterilir.
(3) Gemi malikine istemi üzerine gemi tasdiknamesinin onaylı bir özeti verilir. Bu
özete yalnız 960 ıncı maddenin birinci fıkrasının (a) ilâ (f) bentlerinde yazılı hususlarla
geminin Türk Bayrağını çekme hakkına sahip olduğu yazılır.
Madde 969II- Yeniden düzenlenmesi
MADDE 969- (1) Yeni bir gemi tasdiknamesinin verilebilmesi için eskisinin ibrazı
veya zıyaa uğradığının inandırıcı bir şekilde ortaya konması şarttır. Gemi tasdiknamesinin
onaylı özeti hakkında da aynı hüküm geçerlidir.
(2) Geminin yabancı ülkede bulunması hâlinde sicil müdürlüğü yeni tasdiknameyi,
eskisinin iadesi karşılığında kaptana verilmek üzere mahalli Türk makamlarına gönderir.
Madde 970III- Değişiklikler
MADDE 970- (1) Gemi siciline geçirilen her kayıt gecikmeksizin gemi
tasdiknamesine de yazılır. Bir gemi payının devrinin sınırlanmasına ilişkin kayıtlar hakkında
bu hüküm uygulanmaz.
Madde 971IV- İbraz zorunluluğu
MADDE 971- (1) Gemi siciline tescil olunan hususlarda meydana gelecek
değişikliklerle gemi mülkiyetinin geçişi veya bir gemi payının iktisabı hâlinde değişikliği
istemekle yükümlü olanlar, gemi tasdiknamesini ve varsa onaylı özetini sicil müdürlüğüne
ibraz etmek zorundadırlar. Gemi bağlama limanında veya sicil müdürlüğünün bulunduğu
limanda olduğu sürece kaptan da istemde bulunmakla yükümlüdür.
(2) 965 inci maddenin birinci ve üçüncü fıkralarında yazılı hâllerde gemi tasdiknamesi
ve varsa özeti geri alınarak iptal olunur.
Madde 972E) Sicil işlemlerini yaptırmaya davet
MADDE 972- (1) Bir hususun gemi siciline kaydını, kaydın değiştirilmesini veya
silinmesini istemekle yahut bu işlemlerin yapılabilmesi için gerekli belgeleri ibraz etmekle
yükümlü olan kişiler, bu işlemleri gerektiren hususları öğrendikten sonra onbeş gün içinde
yükümlülüklerini yerine getirmedikleri takdirde haklarında 33 üncü madde hükmü uygulanır.
(2) Resen silinmeye ilişkin 966 ncı madde hükmü saklıdır.
F) Hükümleri
Madde 973I- Sicilin açıklığı
MADDE 973- (1) Gemi sicili açıktır. Herkes sicil kayıtlarını inceleyebilir ve giderini
ödemek şartıyla onaylı veya onaysız örneklerini alabilir.
(2) Haklı bir menfaatinin olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyan bir kişi, sicil
dosyalarını, bir kaydın tamamlanabilmesi için gemi sicilinde kendilerine gönderme yapılan
belgeleri ve henüz sonuçlanmamış tescil istemlerini de incelemeye ve onların örneklerini
almaya yetkilidir.
Madde 974II- Sicil karineleri
MADDE 974- (1) Gemi sicilinde malik olarak kayıtlı bulunan kişi, geminin maliki
sayılır.
(2) Gemi sicilinde lehine bir gemi ipoteği veya ipotek üzerinde bir hak yahut bir intifa
hakkı tescil edilmiş olan kişi o hakkın sahibi sayılır.
(3) Tescil olunmuş bir hak sicilden silinirse o hakkın artık var olmadığı kabul edilir.
(4) Türk Medenî Kanununun 992 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü saklıdır.
Madde 975III- Sicilin gerçek hukuki duruma uygun hâle getirilmesi
MADDE 975- (1) Gemi sicilinin içeriği; mülkiyet, gemi ipoteği, ipotek üzerindeki bir
hak, intifa hakkı yahut 983 üncü maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı türden
bir tasarruf sınırlaması bakımından gerçek hukuki duruma uymadığı takdirde, hakkı tescil
edilmemiş veya yanlış tescil edilmiş yahut var olmayan bir hakkın veya sınırlamanın tescili
sonucunda hakkı ihlal edilmiş kişi, değişiklik sonucunda hakkı ihlal edilecek olan kişiden
kaydın değiştirilmesine onay vermesini isteyebilir.
(2) Gemi sicili, ancak birinci fıkra gereğince yükümlü olan kişinin hakkı tescil
edildikten sonra değiştirilebilecekse, bu kişi, istem üzerine hakkını tescil ettirmek zorundadır.
(3) Birinci ve ikinci fıkralarda yazılı bulunan değişikliği isteme hakları zamanaşımına
uğramaz.
Madde 976IV- İtirazlar
MADDE 976- (1) 975 inci maddede yazılı hâllerde gemi siciline, sicil kaydının doğru
olmadığı hakkında bir itiraz tescil olunabilir.
(2) İtiraz, bir ihtiyati tedbir kararına yahut sicildeki kaydın değiştirilmesi sonucunda
hakkı zarar görecek olan kişinin onayına dayalı olarak sicile geçirilir. İhtiyati tedbir kararının
verilmesinde hakkın tehlikede olduğuna dair yaklaşık ispat şartı aranmaz.
V- Şerhler
Madde 9771. Verilebilecekleri hâller
MADDE 977- (1) Bir gemi veya gemi ipoteği üzerinde bir hakkın kurulmasını veya
kaldırılmasını yahut böyle bir hakkın içeriği veya derecesinin değiştirilmesini isteyebilmek
hakkını teminat altına almak için gemi siciline şerh verilebilir. Gelecekte doğacak veya şarta
bağlı bir istem hakkının teminat altına alınması amacıyla gemi siciline şerh verilmesi
mümkündür.
(2) Şerhten sonra gemi veya ipotek üzerinde yapılacak tasarruflar, şerh ile teminat
altına alınan hakkı ihlal ettiği ölçüde geçerli değildir. Tasarrufun cebrî icra veya ihtiyati haciz
yoluyla yahut iflas idaresi tarafından yapılması hâllerinde de hüküm böyledir.
(3) Şerh ile teminat altına alınan hakkın derecesini belirlemede şerh tarihi esas tutulur.
(4) Hak, şerh verilmek suretiyle teminat altına alındığı ölçüde yükümlünün mirasçısı,
sorumluluğunun sınırlı olduğunu ileri süremez.
Madde 9782. Verilmesi
MADDE 978- (1) Şerh, bir ihtiyati tedbir kararına yahut şerh sonucunda gemisi veya
hakkı sınırlanan kişinin onayına dayalı olarak verilir. İhtiyati tedbir kararının verilmesinde
hakkın tehlikede olduğuna dair yaklaşık ispat şartı aranmaz.
Madde 9793. Sağladığı hak
MADDE 979- (1) Mülkiyetin, gemi ipoteğinin veya ipotek üzerindeki hakkın yahut
bir intifa hakkının iktisabı, lehine şerh verilen kişiye karşı geçersiz olduğu takdirde, şerh
sahibi, şerh ile teminat altına alınan istem hakkının gerçekleşmesi için gerekli olan tescile
veya silinmeye onay vermesini iktisap edenden isteyebilir.
(2) İstem hakkının bir devir yasağıyla teminat altına alınmış olması hâlinde de birinci
fıkra hükmü uygulanır.
Madde 9804. Hükümden düşmesi
MADDE 980- (1) Sicile şerh verilmek suretiyle istem hakkı teminat altına alınmış
bulunan alacaklı belli olmaz ve bir gemi ipoteği alacaklısının hakkının iptali için 1052 nci
maddede belirtilen şartlar mevcut olursa, alacaklı, ilan yoluyla çağrılarak hakkının iptaline
karar verilebilir. İptale karar verilmekle şerh de hükümden düşer.
Madde 9815. Silinmesi
MADDE 981- (1) Şerh sonucunda gemisi veya hakkı sınırlandırılan kişi, şerh ile
teminat altına alınan istem hakkının ileri sürülmesini sürekli olarak imkânsız kılan bir def’e
sahip bulunduğu takdirde alacaklıdan şerhin silinmesini isteyebilir.
Madde 982VI- İtiraz veya şerhin kalkması
MADDE 982- (1) İtiraz veya şerh bir ihtiyati tedbir kararına dayalı olarak tescil
edilmişse, tedbirin kalkması veya düşmesiyle itiraz veya şerh de kalkar.
Madde 983VII- Sicile güven ilkesi
MADDE 983- (1) Hukuki bir işlem ile bir geminin mülkiyetini, intifa hakkını, gemi
ipoteğini veya ipotek üzerindeki bir hakkı iktisap eden kişi lehine gemi sicilinin içeriği, bu
haklarla ilgili olduğu ölçüde doğru sayılır; meğerki, iktisap eden kişi kaydın doğru olmadığını
bilmiş veya bilmesi gerekmiş olsun. Hak sahibinin kayıtlı bir hak üzerindeki tasarruf yetkisi
belli bir kişi lehine sınırlanmış ise, bu sınırlama iktisap eden hakkında ancak gemi sicilinde
yazılı olması veya onun sicil kaydının doğru olmadığını bilmesi veya bilmesinin gerekmesi
şartıyla hüküm ifade eder.
(2) Hakkın iktisabı için tescil şart olan hâllerde, kaydın doğru olmadığının bilinmesi
bakımından tescili istem tarihi asıldır.
(3) Gemi sicilinde lehine bir hak tescil edilmiş olan bir kişiye bu hakkı sebebiyle bir
edimde bulunulması veya bu kişinin üçüncü bir kişi ile, sicile kayıtlı bir hak üzerinde birinci
fıkrada yazılı olanlar dışında bir tasarruf işlemi yapılması hâllerinde de birinci ve ikinci fıkra
hükümleri uygulanır.
Madde 984G) Zamanaşımı
MADDE 984- (1) Tescil edilmiş ayni haklardan doğan istem hakları, tescil devam
ettiği sürece zamanaşımına tabi değildir. Belli zamanda ifası gerekip de birikmiş olan
edimlerle tazminat ödenmesine ilişkin istem hakları bunun istisnasını oluşturur.
(2) Sicile kayıtlı bir itiraza konu olan haklar da sicile kayıtlı haklar hükmündedir.
(3) Gemi ipoteğinin tescili, alacak hakkında zamanaşımının işlemesine engel olur.
Madde 985H) Kayıt giderleri
MADDE 985- (1) Aksi kararlaştırılmadıkça gemi veya gemi payı üzerindeki
mülkiyetin geçirilmesine veya diğer bir ayni hakkın kurulmasına veya devrine ilişkin kayıt
giderleri, bunun için gerekli senet ve belge giderleri de dâhil olmak üzere, hakkı iktisap edene
aittir.
(2) Kendisi ile yükümlü arasındaki hukuki ilişkiden aksi anlaşılmadıkça bir kaydın
değiştirilmesi isteminde bulunan kişi, değişiklik ile bunun için gerekli beyanların giderlerine
katlanır.
İ) Yapı hâlindeki gemilere özgü sicil
Madde 986I- Genel olarak
MADDE 986- (1) Yapı hâlindeki bir gemi, malikin istemi üzerine veya yapı üzerinde
bir gemi ipoteğinin kurulması yahut yapının ihtiyati ya da kesin haczi veya tersane sahibinin
gemi ipoteğinin kurulmasına yönelik istem hakkını teminat altına almak amacıyla sicile şerh
verilmesi söz konusu olduğu takdirde yapı hâlindeki gemilere özgü sicile kaydolunur.
(2) Yapı, yapım yerinin bağlı bulunduğu sicil müdürlüğünce tescil olunur. Yapı, bu
sicil müdürlüğünün yetki çevresi dışındaki diğer bir yere götürülse de aynı sicil müdürlüğü
yetkili kalır. Şu kadar ki, bu müdürlük tarafından yeni yapım yerindeki sicil müdürlüğüne
yapının kaydedilmiş olduğu bildirilir.
II- Yapının tescili
1. Tescil istemi
Madde 987a) Şekli
MADDE 987- (1) Yapı, malikinin veya kanuni ipotek hakkını tescil ettirmek isteyen
tersane sahibinin dilekçesi ile yapı hâlindeki gemilere özgü sicile kaydolunur.
(2) İhtiyati veya icraî haciz kararı almış olan alacaklı da icra müdürünün yazısı ile
yapının sicile kaydını isteyebilir.
Madde 988b) İçeriği
MADDE 988- (1) Tescil istemiyle birlikte aşağıdaki hususlar bildirilir:
a) Yapı hâlinde bulunan geminin türü ile adı veya numarası veya ayırt edilebilmesine
yarayan herhangi bir işareti.
b) Yapım yeri ve geminin yapıldığı tersane.
c) Maliki.
(2) 1054 üncü maddenin ikinci fıkrasında yapı üzerinde gemi ipoteği kurulması için
gerekli görülen şartların bulunduğu, yetkili gemi ölçme kurumunun vereceği bir belge ile
ispatlanır.
2. Tescil
Madde 989a) Tescil edilecek hususlar
MADDE 989- (1) Bir yapının kaydında, 988 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı
hususlarla, ikinci fıkrasında yazılı belgenin niteliği ve yapının kaydolunduğu gün sicile
geçirilir. Kayıt, yetkili memur tarafından imzalanır.
Madde 990b) Değişiklikler
MADDE 990- (1) Yapının maliki veya geminin yapıldığı tersanenin sahibi, tescil
edilen hususlarda meydana gelen değişiklikleri ve geminin yapımının tamamlandığını, tescil
edilmek üzere bir kayıt dilekçesi ile gecikmeksizin sicil müdürlüğüne bildirmek zorundadır.
İstemde bulunması gerekenler birden fazla ise, bunlardan birinin istemi yeterlidir. Malik
birden fazla kişi tarafından temsil edilen bir tüzel kişi ise aynı esas geçerlidir. Sicile bildirilen
hususların belgelendirilmesi gerekir. 972 nci madde hükmü burada da uygulanır.
(2) Geminin yapımının tamamlandığı bildirildikten veya Kanunun 961 inci
maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı belge verildikten sonra, artık yapı hâlindeki gemilere
özgü sicile gemi ipoteği tescil olunamaz.
Madde 991c) Hükümleri
MADDE 991- (1) Yapı hâlindeki gemilere özgü sicil hakkında Kanunun 954 üncü ve
973 üncü maddeleri uygulanır. Şu kadar ki, sicilin sahifelerinin ve sicil kayıtlarının
dayanaklarını incelemek ve örneklerini almak isteyen kişinin ilgisini ispat etmesi gerekir.
(2) Yapı hâlinde gemilere özgü sicilde lehine bir ipotek hakkı tescil edilmiş olan kişi
yapı ipoteği alacaklısı sayılır. Sicilden silinen bir yapı ipoteğinin ise, mevcut olmadığı kabul
edilir.
(3) Kanunun 977 nci ile 983 ilâ 985 inci maddeleri yapı hâlindeki gemilere özgü sicile
de uygulanır.
Madde 992d) Silme
MADDE 992- (1) Yapının sicildeki kaydı;
a) Geminin tersane sahibi tarafından, yabancı ülkeye teslim edildiğinin bildirilmesi,
b) Yapının maliki ile geminin yapıldığı tersane sahibinin, kaydın sicilden silinmesini
istemeleri,
c) Yapının harap olması,
hâllerinde silinir.
(2) Yapı üzerinde bir ipotek bulunduğu takdirde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde
yazılı hâllerde, ipotekli alacaklının ve sicile kayıtlı bulunan diğer hak sahiplerinin kaydın
sicilden silinmesine onayları da gereklidir.
(3) Yapının tamamlanarak geminin yabancı ülkeye teslim edildiğinin veya harap
olduğunun süresi içinde bildirilmemesi hâlinde 966 ncı maddedeki usul uyarınca yapının
kaydı resen sicilden silinir.
Madde 993J) Sicil müdürlüğünün kararlarına itiraz
MADDE 993- (1) Sicil müdürlüğünün kararlarına Kanunun 34 üncü maddesine göre
itiraz olunabilir.
Madde 994K) Yönetmelik101
MADDE 994- (1) Gemi sicilinin kuruluşu ve nasıl tutulacağı, müdür ve memurlarının
sahip olmaları gereken nitelikleri, hukuki ilişkilerin nasıl belgelenecekleri ve tescil
olunacakları, kayıtların düzeltilmesi, değiştirilmesi ve silinmesine ilişkin tamamlayıcı
hükümler Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik ile belirlenir.
Madde 995L) Türk Uluslararası Gemi Sicili
MADDE 995- (1) “Türk Uluslararası Gemi Sicili” ile ilgili hükümler saklıdır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Mülkiyet ve Diğer Ayni Haklar
BİRİNCİ AYIRIM
Uygulanacak Hükümler
Madde 996A) Sicile kayıtlı gemilere
MADDE 996- (1) Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bu Bölüm hükümleri yalnız
Türk Gemi Siciline kayıtlı bulunan gemiler hakkında uygulanır.
Madde 997B) Sicile kayıtlı olmayan gemilere
MADDE 997- (1) Türk Gemi Siciline kayıtlı bulunmayan Türk gemileri üzerindeki
mülkiyet ve sınırlı ayni haklara, Türk Medenî Kanununun taşınırlara ilişkin hükümleri
uygulanır.
(2) Gemi veya payının devri hâlinde, taraflardan her biri, giderleri karşılamak şartıyla,
kendisine devre ilişkin resmî veya imzası noterce onaylı bir senet verilmesini isteyebilir.
2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu maddenin
başlığı “K) Yönetmelik” ve birinci fıkrasında yer alan “tüzük” ibaresi “Cumhurbaşkanınca çıkarılan
yönetmelik” şeklinde değiştirilmiştir.
İKİNCİ AYIRIM
Mülkiyet
A) İktisabı
I- Aslen iktisabı
Madde 9981. Sahiplenme
MADDE 998- (1) Sahipsiz bir gemiyi sahiplenme hakkı sadece Devletindir. Sahipsiz
gemi, sicil kayıtlarından malikinin kim olduğu anlaşılamayan veya usulüne uygun olarak
mülkiyeti terk edilmiş olan gemidir.
(2) Devlet kendisini gemi siciline malik olarak tescil ettirmek suretiyle gemi
üzerindeki mülkiyeti iktisap eder.
Madde 9992. Olağan zamanaşımı
MADDE 999- (1) Sicile kayıtlı bir geminin maliki olmadığı hâlde, gemi siciline malik
olarak tescil edilmiş bulunan bir kişi, tescilin en az beş yıl sürmesi ve bu süre içinde gemiyi
davasız ve aralıksız bir şekilde asli zilyet sıfatıyla elinde bulundurması şartıyla, geminin
mülkiyetini iktisap eder. Bu süre, malik olmayan kişinin sicile tescil edildiği tarihten itibaren
işlemeye başlar. Sürenin hesabı, kesilmesi ve durması, Türk Borçlar Kanununun alacak
zamanaşımına ilişkin hükümlerine tabidir. Gemi siciline kaydın doğru olmadığı yolunda bir
itirazın tescil edilmesi hâlinde itiraz kayıtlı olduğu sürece zamanaşımı işlemez.
(2) Zamanaşımı için öngörülen şartların gerçekleşmesiyle sicilde geminin maliki
olarak gözüken kişi onun mülkiyetini iktisap eder.
Madde 10003. Olağanüstü zamanaşımı
MADDE 1000- (1) Sicile kaydı gerekirken kaydedilmemiş olan bir gemiyi en az on
yıl süreyle davasız ve aralıksız olarak asli zilyet sıfatıyla elinde bulunduran bir kişi, geminin,
sicile kendi malı olarak tescil edilmesini isteyebilir.
(2) En az on yıl önce ölmüş veya gaipliğine karar verilmiş bir kişinin adına kayıtlı
bulunan ve hakkında on yıldan beri malikin onayına tabî bir husus kaydedilmemiş olan bir
gemiyi birinci fıkrada yazılı şartlarla elinde bulunduran kişi de o geminin maliki olarak tescil
edilmesini isteyebilir. Zilyetlik süresinin hesabı, kesilmesi ve durması Türk Borçlar Kanununun
alacak zamanaşımına ilişkin hükümlerine tabidir.
(3) Tescil ancak mahkeme kararıyla olur. Tescil davası, geminin kayıtlı olduğu veya
kaydedilmesi gereken sicil müdürlüğüne karşı açılır. Mahkeme, ilgilileri, en fazla üç aylık bir
süre belirleyerek itirazlarını bildirmeye bir internet haber sitesi ve tirajı ellibinin üstünde olan
ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan bir gazetede yapılacak ilanla çağırır. İtiraz edilmez veya
itiraz reddolunursa tescile karar verilir.102
(4) Tescile karar verilmeden önce, üçüncü bir kişi malik sıfatıyla tescil edilir veya
102 13/10/2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle; bu fıkraya “bildirmeye”
ibaresinden sonra gelmek üzere “bir internet haber sitesi ve” ibaresi eklenmiştir.
üçüncü kişinin mülkiyeti dolayısıyla sicile, gemi sicilinin doğru olmadığı yolunda bir itiraz
şerhi verilmiş olursa, tescil kararı üçüncü kişi hakkında hüküm ifade etmez.
(5) Mahkemece verilen tescil kararına dayanarak kendisini sicile kaydettirdiği anda
asli zilyet, geminin mülkiyetini iktisap eder.
II- Devren iktisabı
Madde 10011. Devrin şekli
MADDE 1001- (1) Gemi siciline kayıtlı olan bir geminin devri için, malik ile iktisap
edenin, mülkiyetin iktisap edene devri hususunda anlaşmaları ve geminin zilyetliğinin geçirilmesi
şarttır.
(2) Mülkiyetin devrine ilişkin anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterce
onaylı olması gerekir. Bu anlaşma gemi sicil müdürlüğünde de yapılabilir.
(3) 11 inci maddenin üçüncü fıkrası hükmü saklıdır.
Madde 10022. Devrin kapsamı
MADDE 1002- (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmış olmadıkça, iktisap eden, geminin
mülkiyeti ile birlikte, iktisap anında varolan ve devredene ait eklentinin mülkiyetini de kazanır.
(2) Devir sonucunda, devredene ait olmayan veya üçüncü kişilere ait haklarla
sınırlandırılmış bulunan eklenti de iktisap edenin zilyetliğine geçerse, Türk Medenî
Kanununun 763, 988, 989 ve 991 inci maddeleri uygulanır. İktisap edenin iyiniyeti hususunda
zilyetliği elde ettiği an esas alınır.
(3) Gemi yolculukta bulunduğu sırada devredilirse, devredenle iktisap eden arasındaki
ilişkilerde bu yolculuğun kâr ve zararı, aksine sözleşme bulunmadıkça iktisap edene aittir.
B) Zıya
Madde 1003I- Geminin zıyaı
MADDE 1003- (1) Sicile kayıtlı bir geminin kurtarılamayacak şekilde batması,
yararlanılabilir enkaz bırakmaksızın harap olması, patlaması ve tahrip edilmiş olması gibi
sebeplerden zâyi olmasıyla gemi üzerindeki mülkiyet hakkı sona erer. Şu kadar ki, malikin;
yararlanılabilir enkaz üzerindeki taşınır mülkiyeti ile her türlü enkazın kaldırılmasına,
çevrenin korunmasına ve benzer hususlara ilişkin yükümlülük ve borçları devam eder.
Madde 1004II- Terk
MADDE 1004- (1) Sicile kayıtlı bir geminin maliki, gemi üzerindeki mülkiyet
hakkından vazgeçtiğini sicil müdürlüğüne bildirerek ve bunu gemi siciline tescil ettirerek
geminin mülkiyetini terk edebilir.
Madde 1005III- Zamanaşımı
MADDE 1005- (1) Gemiyi elinde bulunduran asli zilyet lehine olağan zamanaşımı
şartlarının gerçekleşmesi ile önceki malikin mülkiyet hakkı sona erer.
(2) Olağanüstü zamanaşımında gemiyi asli zilyet sıfatıyla elinde bulunduranın, 1000
inci maddenin üçüncü fıkrasına göre açtığı tescil davası sonucunda tescile karar verilmesiyle,
önceki malikin mülkiyet hakkı sona erer.
C) Sicile kayıtlı gemi payı ve iştirak payı üzerinde mülkiyet
I- İktisabı
Madde 10061. Aslen
MADDE 1006- (1) Sicile kayıtlı gemi payı veya iştirak payı üzerindeki mülkiyetin
aslen iktisabı, sicile kayıtlı gemiler hakkındaki hükümlere tabidir.
2. Devren
Madde 1007a) Devir yoluyla
MADDE 1007- (1) Sicile kayıtlı gemi payının mülkiyeti, malik ile iktisap edenin bu
hususta anlaşmaları ile devralana geçer. Anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve imzaların
noterce onaylanması şarttır. Bu anlaşma gemi sicil müdürlüğünde de yapılabilir.
(2) Donatma iştirakinde paydaş donatanların her biri, iştirak payını dilediği anda diğer
paydaşların onayı olmaksızın tamamen veya kısmen başkasına devredebilir. Sicile kayıtlı
gemi üzerindeki iştirak payının devri, gemi payının devri ve sicile tescili ile olur.
(3) Gemi payı veya iştirak payının devri sonucunda gemi Türk Bayrağı çekme hakkını
kaybedecekse, devir yalnız bütün paydaşların veya paydaş donatanların onaylarıyla geçerli
olur.
(4) Gemi payı, gemi yolculukta bulunduğu sırada devredilirse, devrin kapsamı 1002 nci
maddenin üçüncü fıkrasına göre belirlenir.
Madde 1008b) İştirak payının bırakılması yoluyla
MADDE 1008- (1) Donatma iştirakinde, yeni bir yolculuğa veya bir yolculuk sonunda
gemiyi tamir ettirmeye yahut donatma iştirakinin sorumlu olduğu bir gemi alacağının
ödenmesine karar verilirse, karara iştirak etmeyen paydaş donatanlardan her biri, herhangi bir
karşılık istemeksizin iştirak payını bırakmak suretiyle, kararı yerine getirmek için gereken
ödemelerde bulunmaktan kurtulabilir.
(2) Bu hakkını kullanmak isteyen paydaş donatan, kararın verildiği tarihten, eğer karar
verilirken kendisi veya temsilcisi hazır bulunmadı ise, kararın bildirilmesinden itibaren üç gün
içinde, noter aracılığıyla, paydaş donatanlara veya gemi müdürüne bildirimde bulunmak
zorundadır.
(3) Bırakılan iştirak payı üzerindeki mülkiyet hakkı, ikinci fıkra uyarınca yapılacak bir
bırakma bildirimi ile iştirak payları ölçüsünde öteki paydaş donatanlara geçer.
Madde 1009II- Zıyaı
MADDE 1009- (1) Sicile kayıtlı gemi payı ile iştirak payı üzerindeki mülkiyetin zıyaı,
sicile kayıtlı gemiler hakkındaki mülkiyetin zıyaı hükümlerine tabidir.
(2) İştirak payının 1008 inci madde uyarınca bırakılması hâlinde, usulüne uygun olarak
yapılan bırakma bildiriminin gönderildiği anda paydaş donatanın iştirak payı üzerindeki
mülkiyet hakkı sona erer.
D) Yapı hâlinde bulunan gemiler ve yapı payları üzerindeki mülkiyet
Madde 1010I- Yapı hâlindeki gemilere özgü sicile kaydolunmayan yapılar ve yapı payları
MADDE 1010- (1) Yapı hâlindeki gemilere özgü sicile kayıtlı olmayan yapılar ve
yapı payları üzerindeki mülkiyetin iktisabı ve zıyaı, sicile kayıtlı olmayan gemiler ve gemi
payları üzerindeki mülkiyetin iktisabı ve zıyaı ile ilgili hükümlere tabidir.
Madde 1011II- Yapı hâlindeki gemilere özgü sicile kaydolunan yapılar ve yapı payları
MADDE 1011- (1) Yapı hâlindeki gemilere özgü sicile kayıtlı yapılar ve yapı payları
üzerindeki mülkiyetin iktisabı ve zıyaı, sicile kayıtlı gemiler ve gemi payları üzerindeki
mülkiyetin iktisabı ve zıyaı ile ilgili hükümlere tabidir.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
Gemi Rehni
Madde 1012A) Sicile kayıtlı olmayan gemiler üzerindeki iştirak payının rehni
MADDE 1012- (1) Sicile kayıtlı olmayan bir geminin bir donatma iştiraki tarafından
işletilmesi hâlinde, paydaş donatanlardan her birinin iştirak payının rehni, Türk Medenî
Kanununun alacaklar ve diğer haklar üzerindeki rehinlere ilişkin hükümlerine tabidir.
B) Sicile kayıtlı olan gemilerin rehni
Madde 1013I- Tersane sahibinin ipotek hakkı
MADDE 1013- (1) Tersane sahibi, geminin yapımı ve onarımından doğan alacakları
için, o yapı veya gemi üzerinde, bir ipoteğinin tescilini isteme hakkına sahiptir. Bu haktan
önceden feragat geçerli değildir.
(2) Bu ipoteğin kurulması hakkında Türk Medenî Kanununun 895 ilâ 897 nci
maddeleri uygulanır.
(3) Gemi ipoteğinin kurulmasına yönelik istem hakkını teminat altına almak için, gemi
veya yapı siciline şerh verilebilir. Geminin yapımı veya onarımı henüz tamamlanmamışsa,
bedelin, tamamlanan işi karşılayan bir kısmı ve bedelin kapsamında olmayan giderler için bir
teminat ipoteğinin kurulması istenebilir.
II- Gemi ipoteği
Madde 10141. Niteliği
MADDE 1014- (1) Bir alacağı teminat altına almak için gemi üzerinde ipotek
kurulabilir. Gemi ipoteği alacaklıya, alacağını, geminin bedelinden alma yetkisini verir. Sicile
kayıtlı gemilerin sözleşmeye dayalı rehni sadece gemi ipoteği yolu ile sağlanır. İleride
doğabilecek veya şarta ya da kıymetli evraka bağlı bir alacak için de ipotek kurulabilir.
(2) Alacaklıların gemi ipoteğinden doğan hakkı, sadece alacağa göre belirlenir.
(3) Bir geminin payı ancak gemiye paylı mülkiyet esaslarına göre malik olan
paydaşlardan birinin payından ibaret olmak şartıyla gemi ipoteği ile sınırlandırılabilir.
(4) Bir geminin bütün payları bir malikin elinde bulunduğu sürece, ayrı ayrı paylar
üzerinde ayrı ayrı kişilere gemi ipoteği kurulamaz.
Madde 10152. Kurulması
MADDE 1015- (1) Gemi ipoteğinin kurulması için geminin maliki ile alacaklının
gemi üzerinde ipotek kurulması hususunda anlaşmaları ve ipoteğin gemi siciline tescil
edilmesi şarttır.
(2) İpoteğin kurulmasına ilişkin sözleşmelerin yazılı şekilde yapılması ve imzalarının
noterce onaylanması gerekir. Bu anlaşma gemi sicil müdürlüğünde de yapılabilir. Bu
şekillerden birine uygun olarak yapılmadıkça ipoteğin kurulmasına dair anlaşma geçerli olmaz.
(3) Tescilden önce anlaşma Kanunun öngördüğü şekilde yapılmış veya malik
tarafından Gemi Sicili Nizamnamesi uyarınca alacaklıya kayda onay verdiği bildirilmiş ya da
sicil müdürlüğüne kayıt dilekçesi verilmiş olduğu takdirde, ilgililer tescilden kaçınamazlar.
(4) Malikin tasarruf ehliyetinin sonradan sınırlanması, sicile bildirilen kayda onayını
veya kayıt istemini geçersiz duruma getirmez.
(5) Yabancı bir ülkede iktisap edilip, henüz Türk Gemi Sicili veya Türk Uluslararası
Gemi Siciline tescil edilmemiş olan gemilerde bayrak şahadetnamesine şerh tescil
hükmündedir. Geminin tescilinde bu gibi ipotekler resen sicile geçirilir.
(6) Hamiline yazılı bir tahvile bağlı alacağı teminat altına almak amacıyla gemi ipoteği
kurulması için malikin sicil müdürlüğüne beyanda bulunması ve sicile tescil yeterlidir.
Madde 10163. Sicile geçirilecek hususlar
MADDE 1016- (1) Gemi ipoteğinin tescilinde alacaklının adı ve soyadı veya unvanı
ile alacağın Türk Lirası ile tutarı, konusu para olmayan alacaklarda bunun Türk Lirası
karşılığı, alacak faizli ise faiz oranı, diğer ikincil edimler kabul edilmişse bunların da alacağın
miktarının belirlendiği para cinsinden tutarı ve ipoteğin derecesi sicile kaydolunur; her
derecenin teminat altına aldığı miktar, rehin konusu alacağın belirlendiği para cinsi üzerinden
gösterilir. Hakkın ve alacağın içeriğinin belirlenmesine yardım eden diğer hususlarda tescil
talepnamesine yollamada bulunulabilir.
(2) Türk Lirasıyla ödenecek borçlarda ipotekli geminin karşılayacağı alacak ve ikincil
borçların miktarı, altın veya yabancı para ölçüsü ile belirlenebilir.
(3) Alacağın miktarı belirli değil veya değişken ise, gerçek miktarı zamanında
saptamak üzere, ipoteğin teminat altına alacağı alacak miktarının üst sınırı belirlenerek gemi
siciline tescil edilir; alacak faizli ise, faizleri de üst sınır kapsamında sayılır.
(4) Yabancı para üzerinden gemi ipoteği kurulabilir. Bu takdirde yabancı para veya
Türk parası karşılıklarının hesabında hesap günündeki Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankasının döviz alış kuru esas alınır. Rehin haklarının hangi yabancı para üzerinden
kurulabileceği Hazine Müsteşarlığınca belirlenir. Aynı derecede birden fazla para türü
kullanılarak gemi ipoteği kurulamaz.
(5) Yabancı para üzerinden kurulan rehne ait derecenin boşalması hâlinde, yerine,
tescil edileceği tarihteki karşılığı Türk parası veya yabancı para üzerinden rehin kurulabilir.
Türk parası ile kurulmuş bir rehne ait derecenin boşalması hâlinde ise, yerine, tescil edileceği
tarihteki karşılığı yabancı para üzerinden rehin kurulabilir.
(6) Tahvile bağlı bir alacağı teminat altına almak için gemi ipoteği kurulacak olması
hâlinde, tahvil sayısı, her tahvilin bedeli ve ayırt edici işaretleri gösterilmek suretiyle tüm
alacağın miktarı ile ipotek ödüncün tamamı için kurulacaksa, alacaklı yerine, borçlu ile
alacaklıların hepsi adına hareket eden temsilci lehine; ipotek tahvil ihracını üstlenen bir işletme
için kurulacaksa gemi ipoteği üzerinde tahvil sahipleri lehine bir rehin hakkı da tescil olunur.
(7) Bir poliçeden veya hamiline yazılı bir senetten ya da ciro yolu ile devri kabil diğer
bir senetten doğan alacakları teminat altına almak amacıyla gemi ipoteğinin kurulmasında,
alacağı sonradan iktisap edenlerin leh ve aleyhine gemi ipoteği üzerinde belirli tasarruflarda
bulunmak ve ipoteğin paraya çevrilmesi için yapılacak takipte alacaklıyı temsil etmek üzere
belirlenebilecek temsilcinin de sicile kaydı gerekir. Bu temsilcinin yetkileri hususunda tescil
talepnamesine göndermede bulunulabilir.
Madde 10174. İpoteğin derecesi
MADDE 1017- (1) Gemi üzerindeki ipoteklerin dereceleri, Türk Medenî Kanununun
taşınmaz rehni hakkındaki hükümlerine göre belirlenir.
5. İpoteğin teminat altına aldığı alacak
Madde 1018a) Genel olarak
MADDE 1018- (1) İpotekli gemi Türk Medenî Kanununun 875 inci maddesinin
birinci fıkrasıyla 876 ncı maddesinde öngörülen alacaklar için teminat sağlar.
(2) Borcun, alacaklının ihbarıyla muaccel olabilmesi için borçlu ile birlikte malike de
ihbarda bulunulması gerekir. Malike ihbarda bulunulmadıkça borç onun bakımından muaccel
olmaz. Borç malike karşı muaccel olduğu takdirde ipotek, temerrüt faizini de kapsar.
Madde 1019b) Faizler
MADDE 1019- (1) Alacak faizsiz veya faiz oranı o tarihte geçerli asgari kanuni faiz
oranını düzenleyen hükümde belirlenen orandan aşağı ise, ipotek, dereceleri eşit olan veya
sonradan gelen hak sahiplerinin onayına gerek olmaksızın bu kanuni faizi de kapsayacak
şekilde genişletilebilir.
(2) Faizin ödeme zamanında ve yerinde yapılacak değişiklikler için bu hak sahiplerinin
onayına gerek yoktur.
6. İpoteğin kapsamı
a) Gemi, gemi payı, bütünleyici parça, eklenti, gemi yerine geçen satış veya
kamulaştırma bedeli ve tazminat istemleri
Madde 1020
MADDE 1020- (1) İpoteğin kapsamı hakkında Türk Medenî Kanununun 862 ve 863
üncü maddeleri uygulanır.
(2) Eklentiler normal bir işletmenin gereği olarak bu durumdan çıkarılır veya alacaklı
lehine el konulmadan önce devredilerek gemiden uzaklaştırılır ise, ipotek artık bunları
kapsamaz.
(3) Bütünleyici parçalar, gemiden geçici bir amaç için olmamak şartıyla ayrılıp
uzaklaştırılırlarsa ipotek bunları kapsamaz; meğerki, uzaklaştırılmadan önce alacaklı lehine
gemiye el konulmuş olsun.
(4) Kamulaştırılan geminin bedeli ve gemi malikinin geminin zıyaı veya hasarından
dolayı üçüncü şahıslara karşı sahip olduğu tazminat istemleri ipoteğin kapsamındadır.
Madde 1021b) Birlikte gemi ipoteğinde birden çok gemi veya gemi payı
MADDE 1021- (1) Bir alacak için birden çok gemi veya gemi payı ipotek edilmişse,
bunlardan her biri borcun tamamından sorumludur.
(2) Alacaklı, her gemi veya pay ancak belirli bir kısımdan sorumlu olmak üzere
alacağını gemi veya paylar arasında paylaştırabilir. Paylaştırma, sicil müdürlüğüne yapılacak
beyan ve tescil ile gerçekleşir. Birlikte ipotek üzerinde hak sahibi kişiler varsa onların da
onayı gereklidir.
c) Sigorta tazminatı
Madde 1022aa) Kural
MADDE 1022- (1) Gemi ipoteğinin kapsamına giren hususlarla ilgili olarak malikin
menfaatinin, malik veya onun lehine bir başkası tarafından sigorta ettirilmiş olması hâlinde,
ipotek, sigorta tazminatını da kapsar.
(2) İpotek, sigorta primlerini veya sigorta sözleşmesi gereğince sigortacıya yapılması
gereken başka ödemelerin yerine getirilmesi için alacaklı tarafından harcanan paralarla
bunların faizlerini de teminat altına alır.
(3) Aşağıdaki hükümler saklı kalmak üzere, Türk Medenî Kanununun rehnedilen
alacak ve diğer haklara ilişkin hükümleri burada da uygulanır; sigortacı, gemi siciline kayıtlı
ipoteği bilmediğini ileri süremez. Bununla beraber, sigortacı veya sigorta ettiren kişi, zararın
meydana geldiğini alacaklıya bildirmiş ve bildirimden itibaren iki haftalık bir süre geçmişse,
sigortacı, tazminatı sigortalıya ödemekle alacaklıya karşı da sorumluluktan kurtulur.
Bildirimin yapılması son derece zor ise bundan kaçınılabilir. Bu takdirde süre, tazminatın
muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Süre sona erinceye kadar alacaklı,
sigortacıya karşı ödemeye itiraz edebilir.
Madde 1023bb) Sigortacının yapacağı ödemeler
MADDE 1023- (1) Sigortacı, geminin önceki durumuna getirilmesi veya gemi
alacaklılarına verilmesi amacıyla malike tazminat bedeline sayılmak üzere ödemede
bulunmuş ve bu amaçlara erişilmesi teminat altına alınmış ise, ödeme, ipotekli alacaklıya
karşı da geçerli olur.
(2) Gemi önceki durumuna getirildiği veya eklenti olan yeni parçalar yerlerine
konulduğu takdirde, sigortacının ipotek alacaklılarına karşı olan sorumluluğu sona erer.
Malikin bir gemi alacaklısı hakkına temel oluşturan borçlarının ödenmesi hâlinde, sigortacının
malike yapacağı ödeme, ancak gemi alacaklısı hakkının teminatını oluşturan unsurların
rizikonun gerçekleşmesinden hemen sonra taşıdıkları değer oranında sigortacıyı ipotekli
alacaklıya karşı sorumluluktan kurtarır.
cc) Gemi ipoteğinin sigortacıya bildirilmesi
Madde 1024aaa) Bildirim yükümü
MADDE 1024- (1) İpotekli alacaklı, ipoteği sigortacıya bildirmişse, sigorta priminin
zamanında ödenmemesi ve bu yüzden sigorta ettirene bir ödeme süresi belirlenmesi
durumunda, sigortacının bunu gecikmeksizin alacaklıya bildirmesi gereklidir. Sigorta
priminin ödenmemesi nedeniyle sürenin sonunda sigorta sözleşmesinin feshedilmesinde de
aynı hüküm geçerlidir.
(2) Sigorta sözleşmesinin, feshin bildirimi, cayma veya diğer herhangi bir sebeple
süresinden önce sona ermesi durumunda, sigortacının ipotekli alacaklıya sigorta
sözleşmesinin sona erdiğini veya henüz sona ermemişse, sona ereceği tarihi bildirmesi
gerekir. İpotekli alacaklı hakkında sigorta sözleşmesinin süresinden önce sona ermesini
gerektiren sebepler, ancak bu bildirimden veya ipotekli alacaklının onları herhangi bir şekilde
öğrendiği tarihten itibaren iki hafta geçmekle hüküm ifade eder.
(3) Sigorta sözleşmesinin, sigorta priminin süresinde ödenmemesi yüzünden feshedilmesi
veya sigortacının iflası üzerine son bulması hâlinde ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(4) Sigortacı, sigorta ettiren ile, sigorta bedelini azaltan veya sigortacının sorumlu
olduğu tehlikenin kapsamını daraltan bir anlaşma yaptığı takdirde, ikinci fıkranın birinci
cümlesi hükmü kıyas yoluyla uygulanır.
(5) Sigorta sözleşmesi, sigorta ettirenin, aşkın veya çifte sigorta sebebiyle
malvarlığında haksız olarak bir fazlalık elde etmek kastıyla kurulmuş olması dolayısıyla
geçersiz olursa, sigortacı, gemi ipoteğini bildirmiş olan ipotekli alacaklıya karşı geçersizlik
iddiasında bulunamaz. Bununla beraber, sigortacının ipotekli alacaklıya geçersizliği
bildirmesinden veya alacaklının bunu herhangi bir şekilde öğrenmesinden itibaren iki hafta
geçmekle sigorta ilişkisi ipotekli alacaklıya karşı da sona ermiş olur.
Madde 1025bbb) Birden çok sigortacının varlığında
MADDE 1025- (1) Gemi birden çok sigortacı tarafından müştereken sigorta edilmişse
1024 üncü madde gereğince, ipoteğin, malik tarafından, alacaklıya jeran olarak gösterilmiş
olan sigortacıya bildirilmesi yeterlidir. Jeran sigortacı, durumu diğer sigortacılara bildirmekle
yükümlüdür.
Madde 1026ccc) İpotekli alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi
MADDE 1026- (1) İpotekli alacaklı, yerleşim yerini değiştirip de bunu sigortacıya
bildirmezse, 1024 üncü madde uyarınca ona yapılacak bildirimlerin, sigortacı tarafından
bilinen son adresine gönderilmesi yeterlidir. Bildirim, ipotekli alacaklının yerleşim yerini
değiştirmemiş olması hâlinde düzenli hizmet veren bir iletişim aracıyla yapılmış olsa idi,
hangi tarihte onun eline geçecek idiyse, o tarihten itibaren hüküm ifade eder.
Madde 1027dd) Sigortacının borcundan kurtulması
MADDE 1027- (1) Sigortacı, sigorta ettirenin veya sigortalının fiili yüzünden,
tazminat ödeme borcundan kurtulsa bile, ipotekli alacaklıya karşı olan borcu varlığını
sürdürür. Sigortacının rizikonun gerçekleşmesinden sonra sözleşmeden cayması hâlinde de
aynı hüküm geçerlidir.
(2) Sigortacı;
a) Sigorta primi zamanında ödenmediği,
b) Gemi, denize veya yola elverişsiz bir hâlde yola çıktığı,
c) Gemi bildirilen veya mutat rotadan ayrıldığı,
için borcundan kurtulursa, birinci fıkranın birinci cümlesi uygulanmaz.
Madde 1028ee) İpoteğin ödeyen sigortacıya geçmesi
MADDE 1028- (1) Sigortacı, 1024 üncü maddenin ikinci, dördüncü ve beşinci
fıkraları ile 1027 nci madde gereğince ipotekli alacaklıya ödemede bulunduğu ölçüde, gemi
ipoteği kendisine geçer. Şu kadar ki, intikal alacaklının veya sigortacının kendilerine karşı
ödeme borcu devam eden aynı derecedeki veya daha sonra gelen ipotekli alacaklıların
zararına olarak ileri sürülemez.
Madde 1029ff) Sigortacının prim ve ödemeleri kabul etmek zorunluluğu
MADDE 1029- (1) Sigortacı, muaccel olan sigorta primlerini ve sigorta sözleşmesi
gereğince ona yapılması gereken diğer ödemeleri kanunen reddedebileceği durumlarda bile,
bunları sigortalıdan ve ipotekli alacaklıdan kabul etmeye zorunludur.
7. İpoteğin hükümleri
a) Alacağın muaccel olmasından önce
aa) İpotekli alacaklının hakları
Madde 1030aaa) Gemi maliki aleyhine
MADDE 1030- (1) Gemi veya tesisatının kötüleşmesi sonucu olarak ipoteğin
sağladığı teminat tehlikeye düşerse, alacaklı, tehlikeyi gidermesi için malike uygun bir süre
verebilir. Bu süre içinde tehlike giderilmezse, alacaklı derhâl ipoteği paraya çevirmek hakkını
elde eder. Alacak faizsiz olup henüz muacceliyet kazanmamışsa, paranın alınması ile
muacceliyet tarihleri arasındaki zamana ait kanuni faiz indirilir.
(2) Malikin gemiyi işletme tarzı sonucu olarak, ipoteğin sağladığı teminatı tehlikeye
düşürecek şekilde gemi veya tesisatının kötüleşmesinden veya ipotekli alacaklının haklarının
başkaca tehlikeye girmesinden kaygı duyulur ya da üçüncü kişiler tarafından yapılacak bu
gibi müdahaleye ve tahribata karşı malik gerekli önlemleri almazsa, alacaklının istemi üzerine
mahkeme;
a) 1353 üncü madde uyarınca geminin ihtiyaten haczine,
b) Gerekli görürse geminin, kaptandan başka bir yediemine bırakılmasına ve
c) Malikin ihtiyati haczin uygulanmasından başlayarak bir aylık süre içinde gerekli
önlemleri almasına,
karar verir. Bu sürenin sonunda önlemlerin henüz alınmadığı veya alınan önlemlerin
yetersiz kaldığı anlaşılırsa mahkeme, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip
başlatmak üzere alacaklıya bir aylık süre verir.
(3) İpoteğin kapsamına giren eklentinin kötüleşmesi veya normal bir işletmenin
gereklerine aykırı olarak gemiden uzaklaştırılması hâli de geminin kötüleşmesi hükmündedir.
Madde 1031bbb) Üçüncü kişiler aleyhine
MADDE 1031- (1) Üçüncü kişinin fiili sebebiyle geminin, ipoteğin sağladığı teminatı
tehlikeye düşürecek derecede kötüleşmesinden kaygı duyulursa, alacaklı, üçüncü kişi aleyhine
ancak bu fiilin önlenmesi davasını açabilir.
bb) Malikin hakları
Madde 1032aaa) Def’ide bulunma hakkı
MADDE 1032- (1) İpotekli geminin maliki, borçlunun alacaklıya karşı sahip olduğu
def’ileri ipotekli alacaklıya karşı ileri sürebileceği gibi, borçlu, borcuna temel olan hukuki
işlemi feshedebildiği sürece alacaklının hakkını gemiden alabilmesine de engel olabilir.
Bunun gibi, borçlu, borcunu alacaklıdan olan muaccel bir alacağı ile takas etmek imkânına
sahip bulundukça, gemi maliki ipotekli alacaklının hakkını gemiden almasını önleyebilir.
Borçlu ölürse malik, mirasçıların borçtan ancak sınırlı bir şekilde sorumlu olduklarını ileri
süremez.
(2) Malik aynı zamanda borçlu değilse, borçlunun bir def’iden vazgeçmesi ile malik o
def’iyi ileri sürme hakkını kaybetmiş olmaz.
Madde 1033bbb) Alacağın muacceliyeti için bildirimde bulunma hakkı
MADDE 1033- (1) Alacağın muacceliyet kazanması bildirime bağlı ise, bildirim,
ancak alacaklı tarafından malike veya malik tarafından alacaklıya yapılması hâlinde, gemi
ipoteği hakkında hüküm ifade eder.
(2) Gemi sicilinde malik olarak kayıtlı bulunan kişi, alacaklı bakımından malik sayılır.
Madde 1034ccc) Malike temsilci atanması
MADDE 1034- (1) Malik, alacaklıya ülke içinde bir yerleşim yeri veya bir temsilci
göstermemiş ise, geminin tescil edildiği sicilin bulunduğu yer mahkemesi alacaklının istemi
üzerine, kendisine bildirimde bulunabileceği bir temsilci atar. Malikin yerleşim yerinin
bilinmemesi veya alacaklının kendi kusuru olmaksızın malikin kim olduğunu bilmemesi
hâlinde de aynı hüküm uygulanır.
b) Alacağın muaccel olmasından sonra
Madde 1035aa) Gemi malikinin borcu ödeme hakkı
MADDE 1035- (1) Alacak, malike karşı muacceliyet kazanır yahut borçlu borcunu
ödemek hakkına sahip olursa, malik borcu ödeyebilir.
(2) Malik, parayı tevdi veya takas etmek suretiyle de alacaklının hakkını yerine getirebilir.
Madde 1036bb) Alacağın malike geçmesi
MADDE 1036- (1) Malik aynı zamanda borçlu değilse, alacaklının hakkını yerine
getirdiği ölçüde alacak kendisine geçer. Geçiş, alacaklının zararına ileri sürülemez.
(2) Borçlunun malik ile olan hukuki ilişkilerinden doğan itiraz hakları saklıdır.
(3) Alacak için birlikte gemi ipoteği mevcutsa, 1046 ncı madde hükmü uygulanır.
Madde 1037cc) Gemi malikinin belgelerin verilmesini istem hakkı
MADDE 1037- (1) Alacaklının hakkının yerine getirilmesi karşılığında malik, gemi
sicilinin değiştirilmesi veya gemi ipoteğinin silinmesi için gerekli belgelerin kendisine
verilmesini isteyebilir.
8. Gemi ipoteğinin devri ve değiştirilmesi
a) İpoteğin devri
Madde 1038aa) Genel olarak
MADDE 1038- (1) İpotekle teminat altına alınmış olan alacağın devri ile gemi ipoteği
de yeni alacaklıya geçer.
(2) Alacak ipotekten ve ipotek de alacaktan ayrı olarak devredilemez.
(3) Alacağın devri için eski ve yeni alacaklının bu hususta yazılı şekilde anlaşmaları
ve devrin gemi siciline tescili şarttır.
(4) Üst sınır ipoteğinde alacak, alacağın devrine ilişkin genel hükümlere göre de
devredilebilir. Bu takdirde gemi ipoteği alacak ile birlikte geçmez.
(5) Emre veya hamile yazılı bir senede bağlanmış alacaklar, gemi ipoteği ile teminat
altına alınmışsa, alacağın devri bu alacakların bağlı oldukları senetlerin devri hakkındaki
hükümlere tabidir. Bu takdirde, gemi ipoteği de alacak ile birlikte geçer.
(6) İpotek ile teminat altına alınmış bir borcu ödemesi sebebiyle, malike veya onun
hukuki seleflerine rücu hakkına sahip olduğu oranda gemi ipoteği, gemi maliki olmayan
borçluya geçer.
Madde 1039bb) İtiraz ve def’iler
MADDE 1039- (1) Malikin, eski alacaklı ile arasında mevcut hukuki ilişkiye
dayanarak gemi ipoteğine karşı ileri sürebileceği bir itiraz veya def’i, yeni alacaklıya karşı da
ileri sürülebilir. Gemi siciline güvenle ilgili 983 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkrası, 975
ve 976 ncı maddeler ile 985 inci maddenin son fıkrası hükümleri, bu def’i ve itiraz hakkında
da geçerlidir.
(2) Alacak, malikin devri öğrendiği üç aylık takvim döneminden veya bunu izleyen üç
aylık takvim döneminden daha geç bir tarihte muaccel olmayan faiz veya diğer ikincil
edimlere ilişkin ise, alacaklı, birinci fıkrada yazılı def’ilere karşı sicile güven ilkesinin
sağladığı korumadan yararlanamaz. Üç aylık dönemler, takvim yılının başından itibaren hesap
olunur.
Madde 1040cc) Devri genel hükümlere tabi alacaklar
MADDE 1040- (1) Birikmiş faizlere, diğer ikincil edimlere, bildirim ve takip
giderlerine veya 1022 nci maddenin ikinci fıkrasında yazılı hususlara ilişkin alacakların devri
ve malik ile yeni alacaklı arasındaki hukuki ilişki, alacağın devrine ilişkin genel hükümlere
tabidir.
(2) Yukarıda yazılı alacaklar hakkında gemi siciline güvenle ilgili 983 üncü maddenin
birinci ve ikinci fıkraları uygulanmaz.
b) İpoteğin değiştirilmesi
Madde 1041aa) İpoteğin içeriğinin değiştirilmesi
MADDE 1041- (1) Gemi ipoteğinin içeriğinin değiştirilmesi için malik ile alacaklı
arasında bu hususta imzaları noterce onaylı bir anlaşma yapılması veya gemi sicil
müdürlüğünde anlaşmaları ve değişikliğin gemi siciline tescili gereklidir. Tescile 1016 ncı
maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.
(2) Gemi ipoteği üçüncü bir kişinin hakkı ile sınırlandırılmış bulunuyorsa, değişikliğe
o kişinin de onayı gerekir. Onay, sicil müdürlüğüne veya lehine değişiklik yapılacak kişiye
beyan edilmelidir. Onaydan rücu edilemez.
Madde 1042bb) İpoteğin derecesinin değiştirilmesi
MADDE 1042- (1) Yeni bir gemi ipoteği kurulurken tescil edilmiş bir gemi ipoteğinin
derecesinin bu ipotek lehine değiştirilebilmesi için, gemi maliki ile derecesi değiştirilen ipotek
alacaklısının, imzaları noterden onaylı bir sözleşme yapmaları veya gemi sicil müdürlüğünde
anlaşmaları ve bu durumun gemi siciline tescili gereklidir.
(2) Mevcut gemi ipoteklerinin derecelerinin sonradan değiştirilebilmesi için, derecesi
ilerleyen ipotek hakkı sahibi ile derecesi düşen ipotek hakkı sahibinin, imzaları noterce onaylı
bir sözleşme yapmaları ya da gemi sicil müdürlüğünde anlaşmaları, malikin buna onay
vermesi ve durumun gemi siciline tescili şarttır. Değişme sonucunda derecesi düşen ipotek
üzerinde hak sahibi kişiler varsa bunların da onayları gerekir.
(3) İpotekli alacağın bölünmesi hâlinde, kısmi ipoteklerin kendi aralarındaki
derecelerini değiştirmek için malikin onayı aranmaz.
(4) Derece değişikliği, dereceleri değiştirilen ipotekler arasında bulunan ipoteklere
zarar vermez.
Madde 1043cc) İpotekli alacağın yerine başka bir alacağın konulması
MADDE 1043- (1) İpotekle teminat altına alınmış alacak yerine başkası konulabilir.
Bunun için alacaklı ile malikin, imzaları noterce onaylı bir sözleşme yapmaları veya gemi
sicil müdürlüğünde anlaşmaları ve durumun gemi siciline tescili şarttır. İpotek üzerinde hak
sahibi üçüncü kişiler varsa, onların da onayları gerekir. 1016 ncı madde burada da uygulanır.
(2) Yeni alacağın sahibi, eski ipotekli alacaklı değilse, birinci fıkrada yazılı anlaşmaya
onun da katılması gerekir.
9. Gemi ipoteğinin sona ermesi
a) Sebepleri
aa) Alacakla birlikte ipoteğin de düşmesi sonucunu doğuran sebepler
Madde 1044aaa) Alacağın düşmesi
MADDE 1044- (1) Alacağın sona ermesi ile ipotek de düşer. Kanundaki istisnalar
saklıdır.
(2) Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesi, alacağın ödenmesi
hükmündedir.
(3) Gemi maliki olmayan borçlu, alacağın bir kısmını öderse, gemi ipoteğinin alacaklı
üzerinde kalan kısmı borçluya geçenden sıra itibarıyla önce gelir.
(4) Gemi maliki olmayan borçlu, ödeme sonucunda ipoteği iktisap eder veya aynı
sebepten dolayı gemi sicilinin düzeltilmesinde menfaati bulunursa, alacaklıdan sicilin
düzeltilmesi için gerekli belgeleri kendisine vermesini isteyebilir.
(5) Malik, bir başkasına karşı, alacağın düşmesi hâlinde gemi ipoteğini de sildirmeyi
üstlenirse, silinmeyi istemek hakkının teminat altına alınabilmesi için gemi siciline şerh
verilebilir.
Madde 1045bbb) Alacaklı ve malik sıfatlarının birleşmesi
MADDE 1045- (1) Gemi ipoteği ile mülkiyetin aynı kişide birleşmesi ile ipotek düşer.
(2) Borçlu, gemi malikinden başka bir kişi olduğu veya alacak üzerinde bir rehin veya
intifa hakkı bulunduğu takdirde ipotek devam eder. Şu kadar ki, gemi maliki alacaklı sıfatı ile
geminin paraya çevrilmesini isteyemez ve faiz alacakları için gemi teminat oluşturmaz.
Madde 1046ccc) Birlikte gemi ipoteğinde malikin alacaklıya ödemede bulunması
MADDE 1046- (1) Alacaklıya ödemede bulunan gemi maliki, diğer ipotekli
gemilerden birinin malikine veya onun hukuki seleflerine rücu hakkına sahip bulunduğu
oranda o malikin gemisi üzerindeki ipotek hakkını kazanır. 1045 inci maddenin ikinci fıkrası
gereğince devam eden ipotekle işbu ipotek birlikte ipotek teşkil eder.
(2) Kısmen ödeme hâlinde, alacaklı üzerinde kalan ipotek, birinci fıkra ile 1045 inci
maddenin ikinci fıkrası gereğince malike geçen ipoteklerden sıra itibarıyla önce gelir.
(3) Alacağın malike devri veya alacaklı ve borçlu sıfatlarının malikin şahsında
birleşmesi, alacağın malik tarafından ödenmesi hükmündedir.
(4) Alacaklının hakkını cebrî icra yoluyla ipotekli gemilerden birinden alması
durumunda birinci fıkranın birinci cümlesi hükmü uygulanır.
Madde 1047ddd) Birlikte gemi ipoteğinde ipoteğin borçluya geçmesi
MADDE 1047- (1) Birlikte gemi ipoteğinde borçlu, 1038 inci maddenin altıncı
fıkrasında yazılı hâlde, ipotekli gemilerden yalnız birinin malikine veya onun hukuki
seleflerine rücu hakkına sahip olursa, ancak bu gemi üzerindeki ipotek kendisine geçer; diğer
gemiler üzerindekiler düşer.
eee) Alacaklının gemi malikine karşı sahip olduğu istem hakkının zamanaşımına
uğraması
Madde 1048
MADDE 1048- (1) Gemi sicilinden haksız yere silinmiş akdî ipoteklerle tescil
edilmemiş bulunan kanuni ipotekler, alacaklının gemi malikine karşı sahip olduğu istem
hakkının zamanaşımına uğraması ile düşer.
bb) Sadece ipoteğin düşmesi sonucunu doğuran sebepler
Madde 1049aaa) Tarafların anlaşması
MADDE 1049- (1) İpotekli alacaklı ile gemi malikinin, ipoteğin kaldırılması
hususunda 1015 inci maddenin ikinci fıkrasında öngörüldüğü şekilde anlaşmaları ve ipotek
kaydının gemi sicilinden silinmesi ile ipotek sona erer. Şu kadar ki, ipotek üzerinde hak sahibi
kişiler varsa onların da onayları şarttır.
Madde 1050bbb) Alacaklının feragati
MADDE 1050- (1) İpotek, alacaklının feragati ve bunun üzerine sicilden ipotek
kaydının silinmesi ile düşer. Şu kadar ki, ipotek üzerinde hak sahibi kişiler varsa onların da
onayları şarttır.
(2) Malik, ipoteğin ileri sürülmesini sürekli olarak imkânsız kılan bir def’e sahip
bulunduğu takdirde, alacaklıdan ipotekten feragatini isteyebilir.
(3) Vazgeçme beyanı imzası noterce onaylı bir senetle veya sicil müdürlüğünde
yapılır.
(4) Alacaklı ipotekten vazgeçmek veya diğer bir ipoteğe öncelik hakkı tanımak
suretiyle borçluyu ipotekten hakkını almak imkânından yoksun bıraktığı oranda borçlu
borcundan kurtulur.
Madde 1051ccc) İpoteğin süresinin dolması
MADDE 1051- (1) Belli bir süre için kurulan ipotek, bu sürenin dolması ile düşer.
cc) Mahkemece ipoteğin düşmesine karar verilmesi
Madde 1052aaa) Alacaklının belli olmaması hâlinde
MADDE 1052- (1) Alacaklının kim olduğu bilinmiyorsa, gemi siciline ipotekle ilgili
olmak üzere yapılan son kayıttan itibaren on yıl geçtiği ve alacaklının hakkı bu süre içinde
malik tarafından Türk Borçlar Kanununun 154 üncü maddesi gereğince zamanaşımını
kesecek tarzda tanınmış olmadığı takdirde, alacaklı ilan yoluyla çağrılarak ipoteğin düşmesine
karar verilebilir. Vadeli alacaklarda bu süre, vadenin dolmasından önce işlemeye başlamaz.
(2) Düşme kararının verilmesiyle ipotek sona erer.
Madde 1053bbb) Paranın tevdii hâlinde
MADDE 1053- (1) Malik, alacaklının alacağını ödeme veya feshi bildirme hakkına
sahip olur ve alacak tutarını, geri almak hakkından feragat ederek, alacaklının adına tevdi
ederse, belli olmayan alacaklı ilan yoluyla çağrılarak ipoteğin düşmesine karar verilebilir.
Faizler ancak miktarı sicile geçirilmiş ise, tevdi olunur; düşme kararının verilmesinden önceki
üç yıllık dönem hariç, faiz tevdi edilmez.
(2) Alacaklı, Türk Borçlar Kanununun tevdi ile ilgili hükümlerine göre daha önce
hakkını almış sayılmadıkça düşme kararının verilmesi ile borç ödenmiş sayılır.
(3) Alacaklı daha önce tevdi yerine başvurmadığı takdirde, tevdi edilen bedel
üzerindeki hakkı, düşme kararının verilmesinden itibaren on yıl geçmekle sona erer. Bu hâlde
tevdi eden kişi, tevdi sırasında geri almak hakkından feragat etmiş olsa bile, tevdi ettiği bedeli
geri alabilir.
III- Yapı hâlindeki gemiler üzerinde ipotek
Madde 10541. Konusu
MADDE 1054- (1) Yapı hâlindeki gemiler üzerinde de ipotek kurulabilir.
(2) Omurgasının konulduğu andan kızaktan indirilinceye kadar, görünebilecek bir
yerine ad ve numara konulmak suretiyle yapının açık ve sürekli bir şekilde ayırt edilmesi
gerçekleştirildiği andan itibaren yapı hâlindeki gemi üzerinde ipotek kurulabilir.
(3) Tamamlandığında onsekiz gros tonilatodan ufak olacak yapılar üzerinde ipotek
kurulamaz.
Madde 10552. Kurulması
MADDE 1055- (1) Yapı hâlindeki gemi üzerinde ipotek, yapı maliki ile alacaklının yapı
üzerinde ipotek kurulması hususunda anlaşmaları ve ipoteğin yapı hâlindeki gemilere özgü
sicile tescili ile kurulur. İpoteğin kurulmasına ilişkin anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve
imzalarının noterce onaylanması şarttır. Bu anlaşma gemi sicil müdürlüğünde de yapılabilir.
Madde 10563. Kapsamı
MADDE 1056- (1) Yapı hâlindeki gemi, yapımın her aşamasında ipoteğin
kapsamındadır. Yapı hâlindeki gemiler üzerindeki ipotek, 1020 nci maddede yazılı şeylerle
yapı malikinin mülkiyetine girmemiş olan kısımlar dışında, tersanede bulunup yapımda
kullanılacak olan ve bunun için işaretlenmiş bulunan kısımları da kapsar.
(2) Yapı hâlindeki gemiler üzerindeki ipotek, sigorta tazminatını ancak ipoteğin
kapsamına giren hususlar üzerindeki malikin menfaatinin malik veya onun lehine bir başkası
tarafından ayrıca sigorta ettirilmiş olması hâlinde kapsar.
Madde 10574. Derecesi
MADDE 1057- (1) Yapı üzerinde kurulan gemi ipoteği, yapımı tamamlandıktan sonra
eski derecesiyle gemi üzerinde kalır.
Madde 10585. Uygulanacak hükümler
MADDE 1058- (1) Yapı hâlindeki gemiler üzerindeki ipotekle ilgili özel hükümler
saklı kalmak üzere, 1014 ilâ 1053 üncü madde hükümleri bu tür ipoteklere de uygulanır.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
İntifa Hakkı
Madde 1059A) Kurulması
MADDE 1059- (1) Sicile kayıtlı gemiler üzerinde intifa hakkı kurulabilir.
(2) İntifa hakkı, aksi kararlaştırılmadıkça, sahibine üzerinde kurulduğu gemiden tam
yararlanma yetkisini sağlar.
(3) Akdî intifa hakkının kurulmasında 1015 inci madde hükmü uygulanır.
Madde 1060B) Uygulanacak hükümler
MADDE 1060- (1) Sicile kayıtlı gemi üzerindeki intifa hakkı Türk Medenî
Kanununun taşınmazlar üzerindeki intifa hakkı hükümlerine tabidir.
(2) İntifa hakkı ile gemi ipotekleri arasındaki ilişkiler Türk Medenî Kanununun 869
uncu maddesi hükmüne tabidir. Aynı tarihle kaydedilmiş bulunan haklar aynı derecededir.
Gemi ipoteğinin derecelerinin değiştirilmesi ve ipoteğin malike karşı alacaklıya sağladığı
hakların zamanaşımına uğraması ile ilgili hükümler burada da uygulanır.
İKİNCİ KISIM
Donatan ve Donatma İştiraki
A) Donatan
Madde 1061I- Tanımı
MADDE 1061- (1) Donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi
malikine denir.
(2) Kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla suda kendi adına
bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan
sayılır. Malik, geminin işletilmesinden dolayı gemi alacaklısı sıfatıyla bir istemde bulunan
kişiyi, bu işletilme malike karşı haksız ve alacaklı da kötüniyet sahibi olmadıkça, hakkını
istemekten engelleyemez.
Madde 1062II- Gemi adamlarının kusurlarından doğan sorumluluğu
MADDE 1062- (1) Donatan, gemi adamlarının, zorunlu danışman kılavuzun veya
isteğe bağlı kılavuzun görevlerini yerine getirirken işledikleri kusur sonucunda üçüncü
kişilere verdiği zararlardan sorumludur. Ancak, donatan, yolculara ve yükle ilgili kişilere
karşı, taşıyanın gemi adamlarının kusurundan doğan sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre
sorumlu olur.
(2) Donatanın, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu sorumluluğun sınırlandırılmasına
ilişkin milletlerarası sözleşmelerden doğan sorumluluğunu sınırlandırma hakkı saklıdır.
Madde 1063III- Yetkili mahkeme
MADDE 1063- (1) Donatan aleyhine, bu sıfatı dolayısıyla, herhangi bir alacaktan
dolayı geminin bağlama limanının bulunduğu yer mahkemesinde de dava açılabilir.
B) Donatma iştiraki
Madde 1064I- Tanımı
MADDE 1064- (1) Birden çok kişinin paylı mülkiyet şeklinde malik oldukları bir
gemiyi, menfaat sağlamak amacıyla aralarında yapmış oldukları sözleşme gereğince, hepsi
adına ve hesabına suda kullanmaları hâlinde donatma iştiraki vardır.
(2) Tek başına bir geminin maliki veya işletme hakkına sahip olan ticaret şirketleri
veya diğer tüzel kişiler hakkında donatma iştirakine ilişkin hükümler uygulanmaz.
Madde 1065II- İştirakin tescili
MADDE 1065- (1) Donatma iştirakinin yapılmasını izleyen onbeş gün içinde iştirak,
ticaret ve gemi sicillerine tescil edilir.
(2) Ticaret ve gemi sicillerine;
a) Paydaş donatanların adları, yerleşim yerleri ve vatandaşlıkları,
b) İştirakin unvanı ve merkezi,
c) İştirakin konusu,
d) Her paydaş donatanın gemi payının miktarı,
e) İştiraki temsile yetkili kişilerin ad ve soyadları ile bunların yalnız başlarına mı yoksa
birlikte mi imza atmaya yetkili oldukları,
kaydedilir.
Madde 1066III- Paydaş donatanlar arasındaki ilişkiler
MADDE 1066- (1) Paydaş donatanlar arasındaki hukuki ilişkiler ile donatma
iştirakinin temsili, paydaşlar arasındaki sözleşme hükümlerine tabidir. Sözleşmede hüküm
bulunmayan durumlarda, 1067 ilâ 1087 nci maddeler uygulanır.
IV- İştirakin yönetimi ve temsili
Madde 10671. Kararlar
MADDE 1067- (1) İştirakin işleri paydaş donatanların oy çoğunluğu ile verecekleri
kararlara göre yürütülür. Her paydaş donatanın sahip olduğu oy hakkı, onun gemideki payı
veya paylarının miktarına göre belirlenir. Kararın lehinde oy verenlerin, tüm payların
yarısından fazlasına sahip olmaları hâlinde oy çoğunluğu gerçekleşmiş sayılır.
(2) Donatma iştiraki sözleşmesinin değiştirilmesine ilişkin veya bu sözleşmeye aykırı
ya da iştirakin amacına yabancı kararlar oybirliği ile alınır.
2. Gemi müdürü
Madde 1068a) Atanması ve görevden alınması
MADDE 1068- (1) Donatma iştirakinin işlerinin görülmesi için oy çoğunluğu ile bir
gemi müdürü atanabilir. Paydaş donatanlardan olmayan bir gemi müdürünün atanması için
oybirliği şarttır.
(2) Gemi müdürü, sözleşmenin feshinden doğan hakları saklı kalmak üzere, her zaman
oy çoğunluğuyla görevden alınabilir.
(3) Gemi müdürünün atanması ve görevden alınması ticaret ve gemi sicillerine tescil
olunur.
Madde 1069b) Yönetim yetkisi
MADDE 1069- (1) Gemi müdürünün yönetme hakkı 1070 inci maddeye tabidir.
Ancak, olağanüstü tamirler veya kaptanın atanması ve görevden alınması için önceden
donatma iştirakinin kararının alınması gerekir.
(2) Gemi müdürü, iştirak tarafından yetkilerinin kapsamına getirilen sınırlamalara
uymakla yükümlüdür. Bunun dışında, alınan kararlara göre hareket etmek ve bu kararları
uygulamak zorundadır.
c) Temsil yetkisi
Madde 1070aa) Kapsamı
MADDE 1070- (1) Gemi müdürü, bu sıfatla iştirakin olağan işlerinin gerektirdiği
bütün işlemleri ve hukuki tasarrufları üçüncü kişilerle yapmaya ve bu işler dolayısıyla ödenen
paraları toplamaya yetkilidir. Gemi müdürünün temsil yetkisine, özellikle geminin
donatılmasına ve bakımına ilişkin işlem ve tasarruflar ile navlun sözleşmelerinin yapılması ve
geminin, navlunun, donatma giderlerinin ve müşterek avaryadan doğan alacakların sigorta
ettirilmesi dâhildir.
(2) Kaptan, sadece gemi müdürünün emir ve talimatlarına uymakla yükümlü olup,
paydaş donatanlardan herhangi birinin vereceği talimata uymak zorunda değildir.
(3) Gemi müdürü bu madde uyarınca yapmaya yetkili olduğu işlerden doğan
uyuşmazlıklar dolayısıyla açılan davalarda ve girişilen takiplerde iştiraki temsile de yetkilidir.
(4) Gemi müdürü, kendisine özel bir yetki verilmedikçe, iştirak veya paydaş
donatanlardan birinin veya birkaçının adına kambiyo taahhüdünde bulunamayacağı veya
ödünç para alamayacağı gibi gemi veya gemi payları üzerinde bunları satmak veya rehnetmek
suretiyle tasarrufta da bulunamaz.
Madde 1071bb) Hükümleri
MADDE 1071- (1) Gemi müdürünün bu sıfatla kanuni yetkileri çerçevesinde yaptığı
hukuki işlemlerden doğan bütün hak ve borçlar iştirake aittir.
Madde 1072cc) Sınırlandırılması
MADDE 1072- (1) Gemi müdürünün kanuni temsil yetkisinin sınırlandırılması,
donatma iştiraki tarafından ancak işlemin yapıldığı anda bunu bilen üçüncü kişilere karşı ileri
sürülebilir.
d) Yükümlülükleri
Madde 1073aa) Özen yükümlülüğü
MADDE 1073- (1) Gemi müdürü, donatma iştirakinin işlerini yaparken tedbirli bir
donatanın özenini göstermek zorundadır.
Madde 1074bb) Defter tutma ve belgeleri saklama yükümlülüğü
MADDE 1074- (1) Gemi müdürü, iştirak işlerine ilişkin ayrı bir defter tutmak ve
iştirak işleri dolayısıyla aldığı belgeleri ve verdiği belgelerin suretlerini düzenli bir şekilde
saklamak zorundadır.
Madde 1075cc) Bilgi ve hesap verme yükümlülüğü
MADDE 1075- (1) Gemi müdürü, paydaş donatanlardan her birine, istemi üzerine,
donatma iştirakine ait işler hakkında bilgi vermek ve iştirake ait bütün defterlerle belgeleri
göstermek zorundadır.
(2) Donatma iştirakinde gemi müdürünün hesap vermesine her zaman karar verilebilir.
Gemi müdürünün verdiği hesabın çoğunluk tarafından onaylanması ve gördüğü işlerin uygun
bulunması, bu karara karşı oy verenlerin itiraz haklarını düşürmez.
Madde 1076V- Kazanca ve zarara katılma
MADDE 1076- (1) İştirakin kazancı ve zararı, paydaş donatanlara gemideki paylarına
göre dağıtılır.
(2) Kazanç ve zarar hesabı ile kazancın dağıtılması takvim yılı sonunda yapılır.
Madde 1077VI- Giderlere katılma
MADDE 1077- (1) Paydaş donatanlardan her biri iştirakin giderlerine, özellikle
geminin donatılması ve tamiri giderlerine, gemideki payları oranında katılmak zorundadır.
(2) Paydaş donatanlardan biri kendisine düşen gider payını ödemez ve bu para diğer
paydaş donatanlar tarafından onun hesabına avans olarak verilirse, borçlu paydaşın temerrüt
faizi ödeme yükümlülüğü, avansların verildiği tarihten itibaren başlar. Avansın ödenmesinin,
borçlu paydaşa ait gemi payı veya payları üzerinde, avans veren paydaş donatanlar
bakımından doğurduğu sigortalanabilir menfaatin sigorta ettirilmesi hâlinde, sigorta giderleri
de borçlu paydaş donatana ait olur.
Madde 1078VII- Paydaş donatanların şahsında değişiklik
MADDE 1078- (1) Paydaş donatanlardan birinin şahsında meydana gelecek bir
değişiklik, donatma iştirakinin devamına engel olmaz.
(2) Paydaş donatanlardan hiçbiri iştirakten çıkarılamaz.
Madde 1079VIII- Paydaş donatan olan kaptan
MADDE 1079- (1) Kaptan paydaş donatanlardan biri ise, işine onayı olmaksızın son
verildiğinde, paydaş donatanlarla yaptığı sözleşme gereğince iştirakte donatan sıfatıyla sahip
olduğu payın, diğer donatanlar tarafından, bilirkişilerce biçilecek değerinin ödenmesi suretiyle
satın alınmasını isteyebilir. Kaptan, haklı bir sebep olmaksızın istemini ileri sürmekte gecikirse,
hakkı düşer.
IX- Paydaş donatanların sorumluluğu
Madde 10801. İştirakin borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı sorumluluğu
MADDE 1080- (1) Deniz alacaklarından sorumluluğun sınırlandırılmasıyla ilgili
hükümler saklı kalmak üzere, paydaş donatanlar, iştirakin borçlarından dolayı üçüncü kişilere
karşı iştirak payları oranında şahsen sorumludurlar.
Madde 10812. İştirak payının devredilmiş olması hâlinde
MADDE 1081- (1) İştirak payını devreden paydaş donatan, iktisap edenle birlikte devri
diğer donatanlara veya gemi müdürüne bildirmedikçe, onlarla olan ilişkilerinde paydaş donatan
sayılır ve bu bildirimden önce doğan bütün borçlardan dolayı onlara karşı paydaş donatan
sıfatıyla sorumlu olmakta devam eder. İştirak payını iktisap eden kişi de iktisap anından itibaren
diğer paydaş donatanlarla olan ilişkilerinde paydaş donatan sıfatı ile sorumlu olur.
(2) Donatma iştiraki sözleşmesi hükümleri ile iştirak tarafından verilen kararlar ve
girişilmiş işler, devredeni ne ölçüde bağlıyorsa, iktisap edeni de o ölçüde bağlar. İktisap
edenin tekeffül bakımından devredene karşı sahip olduğu haklar saklı kalmak şartıyla, diğer
paydaş donatanlar, devredenin paydaş donatan sıfatıyla devrettiği payına ilişkin olmak üzere
ona düşen borçları, iktisap edene karşı da takas edebilirler.
(3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, bir iştirak payının cebrî icra yolu ile iktisabı
hâlinde de uygulanır.
X- Sona ermesi
1. Sona erme sebepleri
Madde 1082a) Fesih kararı
MADDE 1082- (1) Donatma iştiraki, çoğunluk kararı ile fesih olunabilir. Geminin
devri hakkındaki karar da iştirakin feshi kararı hükmündedir.
Madde 1083b) Çıkmak isteyen ortağın fesih istemi
MADDE 1083- (1) Paydaş donatanlardan her biri, haklı bir sebebe dayanarak
iştirakten çıkmasına izin verilmesini isteyebilir. İştirakten çıkmasına izin verilmeyen paydaş
donatan, haklı sebeplere dayanarak mahkemeden iştirakin feshini isteyebilir.
(2) Dürüstlük kuralına göre paydaş donatanın iştirakte kalmasını ondan beklenilemeyecek
derecede zorlaştıran olaylar haklı sebep sayılır. Sadece çıkmak isteyen paydaş donatanın şahsını
ilgilendiren ve diğer paydaş donatanlardan hiçbiri için sözleşmeye aykırılık oluşturmayan olaylar,
haklı sebep olarak kabul edilemez.
(3) Mahkeme haklı sebebi ispatlanmış görürse, davacının iştirak payına bilirkişilerce
biçilecek olan değerin diğer paydaş donatanlar tarafından ödenip devralınması için onlara
uygun bir süre verir. Her paydaş donatanın, davacı paydaş donatanın payını, kendi payı
oranında devralmak hakkı vardır. Mahkemece verilen süre içinde davacı paydaş donatanın
payı devralınmadığı takdirde, mahkeme iştirakin feshine karar verir.
(4) Bu madde hükümlerinin paydaş donatanlar aleyhine değiştirilmesi sonucunu
doğuran sözleşme şartları geçersizdir.
Madde 1084c) İştirakin iflası
MADDE 1084- (1) Donatma iştiraki hakkında iflasın açılmasıyla da iştirak sona erer.
Madde 10852. Sona ermeyi gerektirmeyen hâller
MADDE 1085- (1) Paydaş donatanlardan birinin ölümü veya iflası, donatma
iştirakinin sona ermesine sebep olmaz.
Madde 1086XI- Tasfiye
MADDE 1086- (1) Donatma iştirakinin feshi yahut geminin devri kararlaştırılmışsa,
gemi açık artırmayla satılır ve iştirak tasfiye olunur. Geminin tamir kabul etmez veya tamire
değmez bir hâlde bulunduğu mahkeme kararıyla saptanmadıkça satış, ancak gemi, bağlama
limanında veya bir Türk limanında bulunup da yerine getirmekle yükümlü olduğu bir navlun
sözleşmesiyle henüz bağlı bulunmadığı bir sırada yapılabilir. Satış şekli ve şartları, paydaş
donatanların oybirliğiyle değiştirilebilir.
(2) Satış şekli ve şartları veya tasfiye memurunun atanması hususunda paydaş
donatanların uzlaşamamaları veya feshe mahkemece karar verilmiş olması hâlinde, mahkeme
gemiyi satmak ve iştiraki tasfiye etmek üzere bir tasfiye memuru atar. Bu memurun hakları,
görevleri ve sorumluluğu hakkında kollektif şirket tasfiye memurları hakkındaki hükümler
kıyas yoluyla uygulanır.
Madde 1087XII- Yetkili mahkeme
MADDE 1087- (1) Paydaş donatanlar aleyhine bu sıfatları dolayısıyla diğer paydaş
donatanlar veya üçüncü kişiler tarafından herhangi bir alacaktan dolayı geminin bağlama
limanının bulunduğu yer mahkemesinde de dava açılabilir.
(2) Davanın paydaş donatanlardan biri veya birkaçı aleyhine açılmış olması hâlinde de
aynı hüküm uygulanır.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Kaptan
Madde 1088A) özen yükümlülüğü
MADDE 1088- (1) Kaptan, bütün işlerinde, özellikle ifası kendisine düşen
sözleşmelerin yerine getirilmesinde tedbirli bir kaptan gibi hareket etmek zorundadır.
Madde 1089B) Sorumluluğu
MADDE 1089- (1) Kaptan, kusuruyla yol açtığı zararlardan, özellikle bu Kısım ile
diğer Kısımlarda belirtilen görevlerini yapmamasından doğacak zararlardan dolayı, yolcular
da dâhil, gemi ve eşyayla ilgili herkese karşı sorumludur.
(2) Donatanın emrine uyması kaptanı sorumluluktan kurtarmaz.
(3) Durumu bilerek kaptana emir vermiş olan donatan da sorumludur.
(4) Kaptanın, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu sorumluluğun sınırlandırılmasına
ilişkin milletlerarası sözleşmelerden doğan sorumluluğunu sınırlandırma hakkı saklıdır.
C) Görevleri
I- Geminin elverişliliği ile ilgili olarak
Madde 10901. Geminin denize ve yola elverişli olup olmadığına dikkat etme
MADDE 1090- (1) Kaptan, yola çıkmadan önce geminin denize ve yola elverişli
olmasına ve gemiye, gemi adamlarına ve yüke ait belgelerin gemide bulunmasına dikkat
etmek zorundadır.
Madde 10912. Geminin yüklemeye ve boşaltmaya elverişli olup olmadığına dikkat etme
MADDE 1091- (1) Kaptan, yükleme ve boşaltma araçlarının kullanılma amaçlarına
uygun durumda olmasına ve istifin, özel istifçiler tarafından yapılsa bile, denizcilikte geçerli
olan kurallara uygun bir şekilde gerçekleştirilmesine dikkat etmek zorundadır.
(2) Kaptan, denizcilikte geçerli olan kurallar uyarınca; geminin aşırı derecede
yüklenmemesine, gerekli safranın gemide bulunmasına ve geminin ambarlarının taşınacak
olan eşyayı kabule ve korumaya elverişli bir şekilde donatılmış olmasına dikkat etmek
zorundadır.
Madde 1092II- Yabancı mevzuata uyma
MADDE 1092- (1) Kaptan, yabancı bir ülkede bulunduğu sırada o ülke devletinin
mevzuatına, özellikle kolluk, vergi ve gümrük kurallarına uymamasından doğan zararları
tazmin ile yükümlüdür.
(2) Kaptan, gemisine harp kaçağı niteliğine sahip olduğunu bildiği veya bilmesi
gereken eşyayı yüklemesi sebebiyle ortaya çıkan zararı da tazmin ile yükümlüdür.
Madde 1093III- Yola çıkma
MADDE 1093- (1) Kaptan, gemi kalkmaya hazır olunca, elverişli ilk fırsatta yola
çıkmak zorundadır.
(2) Kaptan, hastalık veya diğer bir sebepten dolayı gemiyi yönetemeyecek durumda
olsa bile, geminin kalkmasını veya yolculuğun devamını, uygun görülemeyecek bir şekilde
geciktiremez. Böyle bir durumda kaptan, durumun gereklerine göre donatandan talimat alması
mümkünse, vakit geçirmeden ona engelleri bildirip talimat gelinceye kadar gereken önlemleri
almak; aksi takdirde yerine başka bir kişiyi kaptan olarak bırakmak zorundadır. Kaptan,
seçiminde kusurlu olmadıkça, kendisine vekâlet eden kaptanın fiillerinden dolayı sorumlu
tutulamaz.
Madde 1094IV- Gemide hazır bulunma
MADDE 1094- (1) Yükleme başladıktan boşaltma bitinceye kadar zorunlu bir sebep
bulunmadıkça kaptan, ikinci kaptanla birlikte aynı zamanda gemiden ayrılamaz. Kaptan
ayrılmak zorunda kalırsa, ayrılmadan önce zabitler veya tayfalar arasından uygun birisini
yerine vekil bırakmakla yükümlüdür.
(2) Bu hüküm, geminin güvenli olmayan bir limanda veya demirleme yerinde
bulunduğu zamanda, yükleme başlamadan önce ve boşaltma bittikten sonra da uygulanır.
(3) Kaptan, yakın bir tehlikenin var olması hâlinde veya gemi denizde bulunduğu
sırada, gemiden ayrılmasını haklı gösteren bir zorunluluk olmadıkça, gemide kalmakla
yükümlüdür.
Madde 1095V- Kaptanın gemi zabitlerine danışması
MADDE 1095- (1) Kaptan, bir tehlikenin varlığı hâlinde, gemi zabitlerine danışmaya
gerek görse bile, onların verdikleri kararla bağlı olmayıp alacağı önlemlerden daima kendisi
sorumlu olur.
VI- Gemi jurnali
Madde 10961. Tutma yükümlülüğü
MADDE 1096- (1) Her gemide gemi jurnali denilen bir defter tutulur. Bu deftere her
yolculukta eşya veya safranın yüklenmeye başlanması anından itibaren geçecek belli başlı
olaylar yazılır.
(2) Gemi jurnali, kaptanın gözetimi altında, ikinci kaptan tarafından ve onun mazereti
hâlinde bizzat kaptan veya kaptanın gözetimi altında olmak şartıyla ehil bir gemi adamı
tarafından tutulur.
(3) Bir liman içinde yolculuk yapan küçük gemilerde jurnal tutmak yükümlülüğü
yoktur.
Madde 10972. İçeriği
MADDE 1097- (1) Gemi jurnaline, engel bulunmadıkça, aşağıdaki hususlar günü
gününe yazılır:
a) Meteorolojik veriler, özellikle hava ve rüzgâr durumu.
b) Geminin izlediği rota ve aldığı yol.
c) Geminin bulunduğu enlem ve boylam dairesi.
d) Sintinelerdeki su yüksekliği.
e) İskandil edilen su derinliği.
f) Kılavuz alınması ve kılavuzun gemiye girdiği ve ayrıldığı saatler.
g) Gemi adamları arasındaki değişiklikler.
h) Gemi veya eşyanın uğradığı bütün kazalar ve bunların ayrıntılı açıklaması.
i) Gemide işlenen suçlar ve 25/4/2006 tarihli 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu
hükümleri saklı kalmak üzere, gemideki doğum ve ölüm olayları.
(2) Gemi jurnali kaptan ve ikinci kaptan tarafından imzalanır.
VII- Deniz raporu
Madde 10981. Düzenlenmesi istemine yetkili olanlar
MADDE 1098- (1) Kaptan, yolculuk sırasında gemiyi veya taşınan eşyayı ilgilendiren
veya başkaca bir maddi zarar doğurması muhtemel olan bir kaza meydana geldiğinde, gemi
zayi olsa bile, bir deniz raporu düzenlenmesini istemeye yetkili ve kendisinden istendiği
takdirde buna zorunludur. Deniz raporunun düzenlenmesini donatan veya ilgisi olduğunu
ispat eden herkes isteyebilir. Deniz raporunun, vakit kaybetmeksizin aşağıda belirtilen
yerlerden birinde düzenlenmesi istenebilir:
a) Varma limanında ve eğer varma limanı birden çok ise, kazadan sonra varılan ilk
limanda.
b) Gemi tamir edildiği veya eşya boşaltıldığı takdirde barınma limanında.
c) Yolculuk geminin batması yüzünden veya diğer bir sebepten varma limanına
ulaşmadan biter ise, kaptanın veya ona vekâlet eden kişinin uğradığı ilk elverişli yerde.
(2) Kaptan ölür veya deniz raporu düzenlettiremeyecek bir hâlde bulunursa, gemide
kaptandan sonra en yüksek rütbeli zabit tespit yaptırmak zorundadır.
(3) Denizde can ve mal koruma hakkındaki mevzuat hükümleri saklıdır.
(4) Deniz raporu, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mahkemelerce düzenlenir.
Diğer yerlerde, Türk Bayraklı gemiler için yerel mevzuat hükümleri saklı kalmak üzere Türk
konsoloslukları, deniz raporu düzenler.
Madde 10992. Tespit edilecek konular
MADDE 1099- (1) Yolculuğun önemli olayları, özellikle kazalar ve zararın önüne
geçilmesi veya azaltılması için alınan önlemler tam ve açık olarak mahkemece veya
konsoloslukça tespit edilir.
Madde 11003. Usul
MADDE 1100- (1) Tespit için kaptan, bütün gemi adamlarının ad ve soyadlarını
gösteren bir cetvel, gemi jurnali ve olayla ilgili mevcut diğer belgelerle birlikte 1098 inci
maddede belirtilen mahkemeye veya konsolosluğa başvurur.
(2) Başvuru üzerine mahkeme veya konsolosluk, tespit için mümkün olduğu kadar
yakın bir gün belirler ve bunu uygun olan bir şekilde ilan eder. Ancak, gecikmesinde sakınca
görülen hâllerde ilandan vazgeçilebilir.
(3) Gemi veya yükle ilgili olanlarla kaza ile ilgili diğer kişiler, mahkemede veya
konsoloslukta bizzat bulunabilecekleri gibi, bir vekil de bulundurabilirler.
(4) Kaptan, gemi jurnaline dayalı olarak gerekli açıklamalarda bulunur. Gemi jurnali,
mahkemeye veya konsolosluğa getirilemiyorsa veya tutulması zorunlu değilse, bu hâllerin
sebepleri bildirilmelidir.
(5) Hâkim veya konsolos, gerek gördüğünde gemi adamlarından mahkemeye
gelmemiş olanları dinleyebileceği gibi, olayların yeterince anlaşılması için kaptan ve diğer
gemi adamlarına istediğini de sorabilir.
(6) Kaptana, diğer gemi adamlarına ve olayla ilgisi bulunanlara doğru söylemeleri
gerektiği ihtar olunur.
Madde 11014. Tutanağın aslının saklanması
MADDE 1101- (1) Tutanağın aslı mahkemece veya konsoloslukça saklanır.
İlgililerden isteyenlere onaylanmış örnekleri verilir.
Madde 1102VIII- Donatanın menfaatlerini koruma
MADDE 1102- (1) Kaptan, gemi zayi olsa bile, gerektiği sürece donatanın
menfaatlerini korumakla yükümlüdür.
D) Kanundan doğan temsil yetkisi
I- Donatanın temsilcisi sıfatıyla
1. Kapsamı
Madde 1103a) Gemi bağlama limanında bulunduğu sırada
MADDE 1103- (1) Gemi henüz bağlama limanında bulunduğu sırada kaptanın yapmış
olduğu hukuki işlemler donatanı bağlamaz; meğerki, kaptan kendisine ayrıca verilmiş özel bir
yetkiye dayanarak hareket etmiş veya borç, diğer bir özel borçlandırıcı sebepten doğmuş
olsun.
(2) Kaptan bağlama limanında da gemi adamı tutmaya yetkilidir.
Madde 1104b) Gemi bağlama limanı dışında bulunduğu sırada
MADDE 1104- (1) Gemi bağlama limanı dışında bulunduğu sırada kaptan, bu sıfatla,
geminin donatılmasına, yakıt ve kumanyasına, gemi adamlarına, geminin denize, yola ve yüke
elverişli bir hâlde tutulmasına ve genel olarak yolculuğun güvenli bir şekilde sürdürülmesine
ilişkin her türlü işlem ve tasarrufları üçüncü kişilerle donatan adına yapmaya yetkilidir.
(2) Taşıma sözleşmeleri yapmak ve görevlerine giren hususlarda dava açmak da
kaptanın yetkisi kapsamındadır.
(3) Yabancı bayraklı gemilerde, geminin malikine veya kiracısına açılacak her türlü
dava veya takip, onlar hakkında geçerli olmak üzere kaptana da yöneltilebilir.
Madde 1105c) Kredi işlemleri
MADDE 1105- (1) Kaptan, ancak gemiyi korumak veya yolculuğu yapmak için
zorunluluk bulunması hâlinde ve bu ihtiyaçların karşılanabilmesi için gerekli olan miktarda
ödünç para veya veresiye mal almaya ve benzeri kredi işlemlerini yapmaya yetkilidir.
(2) Birinci fıkrada kaptanın yapmaya yetkili olduğu belirtilen işlemlerin geçerliği,
onun seçtiği işlemin amaca uygun veya bu işlemle sağlanan para veya diğer şeylerin fiilen
geminin korunması veya yolculuk yapmak için kullanılmış olup olmamasına bağlı değildir.
Üçüncü kişi, kaptanın yetkisiz olduğunu veya sağlanan krediyi başka bir amaçla kullanma
niyetinin bulunduğunu biliyorsa yahut bunları bilmemesi ağır bir ihmal oluşturuyorsa,
kaptanın yaptığı işlem donatanı bağlamaz.
(3) Kaptanın kambiyo taahhütlerinden dolayı donatanın şahsen sorumlu tutulması, ona
donatan tarafından açık bir temsil yetkisi verilmiş bulunmasına bağlıdır.
Madde 11062. Temsil yetkisinin sınırlandırılması
MADDE 1106- (1) Kaptanın kanundan doğan temsil yetkisini sınırlandırmış olan
donatan, bu sınırlandırmalara kaptanın uymadığını, sadece bunları bilen kişilere karşı ileri
sürebilir.
Madde 11073. Fesihten sonra kaptanın yetkilerinin kaldırılması
MADDE 1107- (1) Kaptanla yaptığı sözleşmenin feshini bildiren donatan, kaptanın,
feshi bildirim süresi içinde, yetkilerini kullanmasını yasaklayabilir.
Madde 11084. Kaptanın vekâletsiz iş görmesi
MADDE 1108- (1) Vekâleti olmadan donatan hesabına kendi parasından avans veren
veya kendi adına borçlanan kaptan, donatandan olan tazminat alacağı bakımından üçüncü
kişiler durumundadır.
Madde 11095. Donatanın kaptanın yaptığı işlemlerden doğan sorumluluğu
MADDE 1109- (1) Donatan, kaptanın onun adına hareket ettiğini bildirerek veya
bildirmeyerek, gemiyi sevk ve idare eden kişi sıfatıyla kanuni yetkileri dâhilinde yaptığı
hukuki işlemlerden dolayı üçüncü kişilere karşı hak iktisap eder ve borç altına girer.
(2) Kaptan, ifasını ayrıca üstlenmedikçe veya kanuni yetkilerini aşmadıkça, yapmış
olduğu işlemlerden dolayı şahsen borç altına girmez. Kaptanın 1088 ve 1089 uncu
maddelerden kaynaklanan sorumluluğu saklıdır.
Madde 11106. Kaptanın donatana karşı hak ve yükümlülükleri
MADDE 1110- (1) Donatan tarafından sınırlandırılmış olmadıkça, kaptan ile donatan
arasındaki ilişkilerde de kaptanın yetkilerinin kapsamı, 1103 ilâ 1105 inci maddelerde yer alan
hükümlere tabidir.
(2) Kaptan; donatana geminin durumu, yolculuk sırasında meydana gelen olaylar,
yaptığı sözleşmeler ve açılan davalar hakkında düzenli şekilde bilgi vermekle yükümlü
olduğu gibi, şartlar elverdikçe bütün önemli işlerde, özellikle 1105 inci maddede yazılı
durumlarda, yolculuğun değiştirilmesi veya kesilmesi gerektiğinde ve olağanüstü tamirler ile
alımlarda donatandan talimat istemek zorundadır.
(3) Kaptan, elinde donatana ait yeterli miktarda para bulunsa bile, olağanüstü tamirleri
ve alımları, ancak zorunluluk hâlinde yapabilir.
(4) Kaptan, geminin bağlama limanına dönüşünde veya her isteyişinde donatana hesap
vermek zorundadır.
(5) Kaptan; taşıtandan, yükletenden ve gönderilenden ödül veya tazminat gibi her ne
ad altında olursa olsun navlun dışında aldığı bütün paraları da donatanın hesabına alacak
yazmak zorundadır.
Madde 1111II- Kendi hesabına gemiye eşya yükleme yasağı
MADDE 1111- (1) Kaptan, donatanın muvafakati olmaksızın kendi hesabına gemiye
eşya yükleyemez. Bu yasağa uymadığı takdirde, kaptan bu gibi yolculuklarda benzer eşya
için, yükleme yerinde ve zamanında istenebilecek en yüksek navlunu donatana ödemeye
zorunludur. Donatanın kaptanın ödediği navlunun karşılamadığı zararı için tazminat isteme
hakkı saklıdır.
III- Yükle ilgili olanların menfaatlerini koruma yükümlülüğü
Madde 11121. Genel olarak
MADDE 1112- (1) Kaptan, yolculuk esnasında yükle ilgili olanların menfaati gereği
eşyanın en iyi şekilde korunması için mümkün olan özeni göstermekle yükümlüdür.
(2) Kaptan, bir zararın önüne geçilmesi veya azaltılması için özel önlemlerin alınması
gerektiğinde, yükle ilgililerin menfaatlerini göz önünde bulundurmaya ve mümkünse
talimatlarını almaya ve durumun gereğine göre bu talimatları yerine getirmeye zorunludur.
Talimat alınması mümkün olmadığı takdirde, kaptan kendi takdirine göre hareket eder; ancak
yükle ilgili olanları, bu gibi durumlardan ve alınan önlemlerden gecikmeksizin bilgilendirmek
için üzerine düşeni yapar.
(3) Kaptan, bu gibi durumlarda eşyayı tamamen veya kısmen boşaltmaya ve eşyanın
bozulması yüzünden veya diğer sebeplerden ileri gelebilecek büyük bir zararın başka surette
önüne geçilemeyeceği anlaşılıyorsa, eşyayı satmaya; korunması yahut daha ileri götürülmesi
için gereken parayı sağlamak için rehnetmeye yetkilidir.
(4) Kaptan, yükle ilgili olanların zamanında bizzat yapabilecek durumda olmamaları
koşuluyla, eşyanın zıyaından ve hasara uğramasından doğan istem haklarını, mahkemelerde
veya mahkeme dışında kendi adına kullanmaya yetkilidir.
Madde 11132. Rotadan sapma
MADDE 1113- (1) Yolculuğun izlenen rota üzerinde sürdürülmesini umulmayan bir
hâl engellerse, kaptan durumun gereklerine ve imkânlar çerçevesinde uygulamaya zorunlu
olduğu talimata göre, yolculuğa, başka bir rota üzerinde devam edebileceği gibi kısa veya
uzun bir süre için ara verebilir veya kalkma limanına geri dönebilir.
(2) Navlun sözleşmesinin sona ermesi hâlinde kaptan, 1211 inci madde hükümlerine
göre hareket eder.
3. Eşya üzerinde tasarruf yetkisi
Madde 1114a) Genel olarak
MADDE 1114- (1) 1112 nci maddede yazılı hâller dışında kaptan, ancak yolculuğun
devamı için zorunluluk bulunduğu takdirde, eşya üzerinde onu satmak, rehnetmek veya
kullanmak suretiyle tasarrufta bulunabilir.
Madde 1115b) Müşterek avarya hâlinde
MADDE 1115- (1) Kaptan, para ihtiyacı müşterek avaryadan kaynaklanmış olup da
bunu karşılamak için değişik önlemlerden birine başvurabilecek durumda bulunuyor ise,
bunlardan ilgililere en az zarar verecek olanını seçmek zorundadır.
Madde 1116c) Diğer hâllerde
MADDE 1116- (1) Müşterek avarya hâli bulunmadığı takdirde, kaptan, sadece, para
ihtiyacı başka yolla karşılanamıyorsa veya diğer önlemlerin alınması donatan yönünden
katlanılamayacak bir zararın doğmasına sebebiyet verecekse, eşyayı satabilir, rehnedebilir
veya diğer bir şekilde eşya üzerinde tasarrufta bulunabilir.
Madde 1117d) Kaptanın işlemlerinin donatanı bağlaması
MADDE 1117- (1) Kaptan eşya üzerinde 1116 ncı maddede yazılı olduğu şekilde
tasarruf ettiği takdirde, donatan, bundan zarar gören yükle ilgili kişilerin uğradıkları zararı
tazmin ile yükümlüdür.
(2) Donatanın ödeyeceği tazminat hakkında 1186 ncı madde hükmü uygulanır.
Eşyanın satışı sonucunda elde edilen net satış bedeli 1186 ncı maddede yazılı değeri aşarsa,
onun yerine net satış bedeli geçer.
Madde 11184. Dış ilişkide işlemlerin geçerliği
MADDE 1118- (1) Kaptanın, 1112, 1114, 1115 ve 1117 nci maddelere göre yaptığı
hukuki işlemlerin geçerli olup olmadığı, 1105 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenir.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Deniz Ticareti Sözleşmeleri
BİRİNCİ BÖLÜM
Gemi Kira Sözleşmeleri
Madde 1119A) Tanımı ve türleri
MADDE 1119- (1) Gemi kira sözleşmesi, kiraya verenin belirli bir süre için geminin
kullanılmasını, kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmayı üstlendiği bir sözleşmedir.
(2) Kiraya verenin, gemi ile birlikte gemi adamlarını da kiracının emrine vermeyi
üstlenmesi, sözleşmenin niteliğini değiştirmez.
Madde 1120B) Gemi kira senedi
MADDE 1120- (1) Gemi kira sözleşmesinin taraflarından her biri, giderini vermek
koşuluyla, sözleşme şartlarını içeren ve gemi kira çarter partisi olarak adlandırılan bir gemi
kira senedi düzenlenmesini ve kendisine verilmesini isteyebilir.
Madde 1121C) Sicile şerh
MADDE 1121- (1) Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, taraflar, gemi kira
sözleşmelerinin Türk Gemi Siciline veya 941 inci maddenin üçüncü fıkrası gereğince Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından tutulan özel sicile şerhini isteyebilirler.
(2) Bu şerh, sonraki maliklere, kiracının gemi kira sözleşmesindeki koşullar çerçevesinde,
gemiyi kullanmasına izin vermek zorunluluğunu yükler.
D) Hüküm ve sonuçları
Madde 1122I- Geminin kullanılmasından doğan istemler
MADDE 1122- (1) Kiracı, üçüncü kişilerin, geminin işletilmesinden dolayı, kiraya
verene karşı yöneltecekleri tüm istemleri karşılamak yükümlülüğü altındadır.
Madde 1123II- Geminin teslimi
MADDE 1123- (1) Kiraya veren, kiralanan gemiyi kararlaştırılan tarihte ve yerde
denize elverişli ve sözleşme ile güdülen amaca uygun bir şekilde kullanmaya hazır olarak
kiracıya teslim etmekle yükümlüdür.
Madde 1124III- Giderler
MADDE 1124- (1) Geminin ayıplarından doğan tamirler ile bu yüzden değiştirilen
parçaların giderleri kiraya verene aittir.
(2) Geminin, ayıbından dolayı yirmidört saatten fazla bir süre hareketsiz kalması
hâlinde, aşan süre için kira bedeli ödenmez, ödenmiş ise geri verilir.
(3) Geminin bakımı ve birinci fıkra kapsamına girmeyen tamirleri ile parçalarının
değiştirilmesi ve işletilmesinden doğan giderler, kiracıya aittir.
Madde 1125IV- Gemiyi kullanma hakkı
MADDE 1125- (1) Kiracı, gemiyi tahsis amacına uygun olarak sözleşme hükümleri
çerçevesinde dilediği gibi kullanabilir.
(2) Kiracı, kiraya verenin geminin donatımı için sözleşme hükümlerine göre gemide
bıraktığı her tür malzeme ve teçhizatı, sözleşmenin bitiminde aynı nitelik ve nicelikte teslim
etmek şartıyla kullanma hakkına sahiptir.
Madde 1126V- Sigorta
MADDE 1126- (1) Kiracı, geminin iadesine kadar doğacak denizcilik ve sorumluluk
rizikolarına karşı sigorta yaptırmak ve sigorta sözleşmesinin kurulduğunu kiraya verene
önceden bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinde ve poliçesinde, kiraya verenin ismen
bildirilmesi ve sigortanın “kimin olacaksa onun lehine” yaptırılması zorunludur.
Madde 1127VI- Gemi adamlarının çalıştırılması
MADDE 1127- (1) Gemi adamlarının çalıştırılmasından doğan bütün borç ve
yükümlülükler kiracıya aittir. Geminin gemi adamlarıyla birlikte kiracının emrine verildiği
kira sözleşmelerinde, gemi adamlarının çalıştırılmasından doğan bütün borç ve
yükümlülüklerden kiraya veren, kiracı ile birlikte ve müteselsilen sorumlu olur.
Madde 1128VII- Kira ödeme borcu ve teminatı
MADDE 1128- (1) Kira bedeli, sözleşmede kararlaştırılan zamanda, bu hususta
anlaşma yoksa geminin zilyetliğinin sözleşme şartları çerçevesinde kiracıya devredildiği
günden başlamak üzere aylık olarak ve peşin ödenir.
(2) Kiraya veren, gemi kira sözleşmesinden doğan bütün alacakları için kiracıya ait taşınır
ve kıymetli evrak üzerinde Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca hapis
hakkına, kiracıya ödenecek navlun ve diğer alacaklar üzerinde aynı Kanunun 954 ilâ 961 inci
maddeleri uyarınca alacak rehnine ve kiracıya ödenecek navlunu teminat altına almak üzere 1201
inci maddeye göre tanınan hapis hakkına sahiptir; şu kadar ki, borçlular, alacak rehni kendilerine
bildirilmediği takdirde kiracıya yapacakları ödemeyle borçlarından kurtulurlar.
Madde 1129VIII- Geminin iadesi
MADDE 1129- (1) Kiracı, sözleşme bitiminde gemiyi, teslim aldığı hâliyle geri verir.
Kiracı, gemide ve tesisatında, normal bir kullanım tarzı sonucu meydana gelen eksiklik,
değişiklik veya aşınmadan sorumlu değildir.
(2) Sözleşmenin bitiminde gemiyi iadede geciktiği takdirde kiracı, geciktiği sürenin ilk
onbeş günü için kira bedeli üzerinden ve sonraki günler için kira bedelinin iki katı üzerinden
hesaplanacak bir tazminatı ödemekle yükümlüdür; meğerki, kiraya veren, daha yüksek bir
zarara uğradığını ispat etmiş olsun.
Madde 1130E) Uygulanacak hükümler
MADDE 1130- (1) Bu Bölümde hüküm bulunmayan hâllerde Türk Borçlar
Kanununun adi kira sözleşmeleri hakkındaki hükümleri nitelikleri elverdiği ölçüde uygulanır.
İKİNCİ BÖLÜM
Zaman Çarteri Sözleşmesi
Madde 1131A) Tanımı
MADDE 1131- (1) Zaman çarteri sözleşmesi, tahsis edenin, donatılmış bir geminin
ticari yönetimini belli bir süre için ve bir ücret karşılığında tahsis olunana bırakmayı üstlendiği
sözleşmedir.
(2) Geminin teknik yönetimini elinde bulunduran tahsis eden, geminin zilyedi sayılır.
Madde 1132B) Zaman çarter partisi
MADDE 1132- (1) Zaman çarteri sözleşmesi yapıldığında taraflardan her biri, giderini
vererek, sözleşme şartlarını içeren bir zaman çarter partisi düzenlenmesini ve verilmesini
isteyebilir.
C) Tarafların hakları ve borçları
Madde 1133I- Tahsis edenin borçları
MADDE 1133- (1) Tahsis eden, geminin teknik yönetimini üstlenir. Bu amaçla tahsis
eden, belirlenen gemiyi;
a) Kararlaştırılan tarihte ve yerde hazır bulundurmak,
b) Sözleşme süresince gemiyi denize ve yola elverişli ve sözleşmede belirtilen amaca
uygun bir hâlde bulundurmak,
ile yükümlüdür.
Madde 1134II- Geminin ticari yönetimi
MADDE 1134- (1) Geminin, ticari yönetimi tahsis olunana aittir.
(2) Kaptan, tahsis olunanın geminin ticari yönetimine ilişkin olarak zaman çarteri
sözleşmesi hükümleri çerçevesinde kendisine verdiği bütün talimatlara uymak zorundadır.
Madde 1135III- Giderler
MADDE 1135- (1) Geminin ticari işletilmesinden doğan, özellikle makinelerinin
düzenli bir şekilde işlemesini sağlayacak nitelik ve miktarda yakıtın sağlanması için gerekli
giderlere olduğu gibi, tüm giderlere tahsis olunan katlanır.
Madde 1136IV- Ücret ödeme borcu ve teminatı
MADDE 1136- (1) Tahsis ücreti, geminin ticari yönetiminin, sözleşme şartları
çerçevesinde fiilen tahsis olunana bırakıldığı günden başlamak üzere aylık olarak ve peşinen
ödenir.
(2) Geminin hareketsiz kaldığı sürenin en az yirmidört saati geçmiş olması şartıyla,
ticari bakımdan yararlanılabilir bir durumda olmadığı süre için ücret ödenmez.
(3) Tahsis eden zaman çarteri sözleşmesinden doğan bütün alacakları için, tahsis
olunana ait taşınır ve kıymetli evrak üzerinde Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü
maddeleri uyarınca hapis hakkına, tahsis olunana ödenecek navlun üzerinde aynı Kanunun
954 ilâ 961 inci maddeleri uyarınca alacak rehnine ve bu navlunu teminat altına almak üzere
1201 inci maddeye göre tanınan hapis hakkına sahiptir; şu kadar ki, navlun borçlusu, alacak
rehni kendisine bildirilmediği takdirde tahsis olunana yapacağı ödemeyle borcundan kurtulur.
Madde 1137V- Tahsis olunanın sorumluluğu ve gemiyi iade yükümlülüğü
MADDE 1137- (1) Tahsis olunan, geminin ticari yönetimi dolayısıyla tahsis edenin
uğradığı zararlardan sorumludur.
(2) Tahsis olunan, sözleşme bitiminde gemiyi sözleşmede belirlenen yerde ve hâlde
iade etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali hâlinde, tahsis olunan, gecikilen zaman
dilimi için, zaman çarteri sözleşmesinin bittiği tarihte ödenmesi gereken tahsis ücretinin iki
katını ödemekle yükümlüdür; meğerki, bu yüzden daha yüksek bir zararın meydana geldiği
ispat edilmiş olsun.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Navlun Sözleşmesi
BİRİNCİ AYIRIM
Genel Hükümler
Madde 1138A) Navlun sözleşmesinin türleri
MADDE 1138- (1) Taşıyan, navlun karşılığında;
a) Yolculuk çarteri sözleşmesinde eşyayı, geminin tamamını veya bir kısmını ya da
belli bir yerini taşıtana tahsis ederek;
b) Kırkambar sözleşmesinde ayırt edilmiş eşyayı,
denizde taşımayı üstlenir.
(2) Bu Bölümdeki hükümler posta idaresinin denizde eşya taşımalarına uygulanmaz.
Madde 1139B) Yolculuk çarter partisi
MADDE 1139- (1) Yolculuk çarteri sözleşmesi yapıldığında taraflardan her biri,
giderini vererek, sözleşme şartlarını içeren bir yolculuk çarter partisi düzenlenmesini ve
kendisine verilmesini isteyebilir.
Madde 1140C) Kamaralar
MADDE 1140- (1) Geminin tamamı taşıtana tahsis edildiğinde kamaralar hariç
tutulmuş sayılır; bununla beraber taşıtanın izni olmaksızın kamaralara eşya yükletilemez.
Madde 1141D) Taşıyanın, gemiyi denize, yola ve yüke elverişli bulundurma yükümlülüğü
MADDE 1141- (1) Her türlü navlun sözleşmesinde taşıyan, geminin denize, yola ve
yüke elverişli bir hâlde bulunmasını sağlamakla yükümlüdür.
(2) Taşıyan, yükle ilgili olanlara karşı geminin denize, yola veya yüke elverişli
olmamasından doğan zararlardan sorumludur; meğerki, tedbirli bir taşıyanın harcamakla
yükümlü olduğu dikkat ve özen gösterilmekle beraber, eksikliği yolculuğun başlangıcına
kadar keşfe imkân bulunmamış olsun.
İKİNCİ AYIRIM
Yükleme ve Boşaltma
A) Yükleme
Madde 1142I- Demirleme yeri
MADDE 1142- (1) Kaptan, eşyayı almak için gemiyi sözleşmede kararlaştırılan yere
demirler.
(2) Sözleşmede yalnızca geminin yükleme yapacağı liman veya bölge
kararlaştırılmışsa, gemi, bu liman veya bölge için tahsis edilmiş bekleme alanında yükleme
yerinin belirlenmesini bekler.
Madde 1143II- Yükleme giderleri
MADDE 1143- (1) Sözleşme, yükleme limanı düzenlemeleri ve bunlar yoksa yerel
teamül ile aksi öngörülmüş olmadıkça, eşyanın gemiye kadar taşıma gideri taşıtana, yükleme
gideri ise taşıyana aittir.
III- Yüklenecek eşya
Madde 11441. Kararlaştırılandan başka eşya
MADDE 1144- (1) Kararlaştırılan eşya yerine, aynı varma limanı için, taşıtan
tarafından gemiye başka eşya yükletilmek istenilirse taşıyan, bu yüzden durumu
güçleşmedikçe bunu kabul ile yükümlüdür. Sözleşmede, eşya ferden belirlenmiş ise bu
hüküm uygulanmaz.
2. Doğru bildirimde bulunma yükümlülüğü
Madde 1145a) Eşya hakkında
MADDE 1145- (1) Taşıtan ile yükleten, eşya hakkında taşıyana tam ve doğru beyanda
bulunmakla yükümlüdürler. Bunlardan her biri, beyanlarının doğru olmamasından doğan
zarardan taşıyana karşı sorumludur; bu yüzden zarar gören diğer kişilere karşı ise ancak
kusurları varsa sorumlu olurlar.
(2) Taşıyanın navlun sözleşmesi gereğince taşıtan ve yükleten dışındaki kişilere karşı
olan yükümlülükleri ve sorumluluğu saklıdır.
Madde 1146b) Caiz olmayan eşya ve yükleme hakkında
MADDE 1146- (1) Taşıtan ve yükleten, harp kaçağı veya ihracı, ithali veya transit
olarak geçirilmesi menedilmiş olan eşyayı yükler yahut yükleme sırasında mevzuata, özellikle
kolluk, vergi ve gümrük kurallarına aykırı hareket ederlerse, taşıyana karşı sorumludur; bu
yüzden zarar gören diğer kişilere karşı ise ancak kusurları varsa sorumlu olurlar.
(2) Kaptanın onayıyla hareket etmiş olmaları, taşıtan ve yükleteni diğer kişilere karşı
sorumluluktan kurtarmaz. Bunlar eşyanın el konulmuş olduğunu ileri sürerek navlunu
ödemekten kaçınamazlar.
(3) Eşya, gemiyi veya içindeki diğer eşyayı tehlikeye sokarsa, kaptan, bunu karaya
çıkarmaya veya zorunluluk hâllerinde denize atmaya yetkilidir.
Madde 1147c) Gizlice yüklenen eşya hakkında
MADDE 1147- (1) Kaptanın bilgisi olmaksızın gizlice gemiye eşya yükleyen kişi de
1145 inci maddeye göre bu yüzden doğacak zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Kaptan bu
gibi eşyayı tekrar karaya çıkarmaya ve gemiyi veya diğer eşyayı tehlikeye düşürürse
gerektiğinde denize atmaya yetkilidir. Kaptan eşyayı gemide tutarsa, yükleme yerinde ve
yükleme sırasında bu gibi yolculuk ve eşya için alınan en yüksek navlunun ödenmesi gerekir.
Madde 1148d) Tehlikeli eşya hakkında
MADDE 1148- (1) Denizde can ve mal koruma hakkındaki mevzuata göre tehlikeli
sayılan eşya kaptanın bunlardan veya bunların tehlikeli cins veya niteliklerinden bilgisi
olmaksızın gemiye getirilirse, taşıtan veya yükleten, kendilerine bir kusur isnat edilmese dahi,
1145 inci maddeye göre sorumludur. Bu hâlde kaptan eşyayı her zaman ve herhangi bir yerde
gemiden çıkarmaya, imha etmeye veya başka suretle zararsız hâle getirmeye yetkilidir.
(2) Kaptan, eşyanın tehlikeli cins veya niteliğini bildiği hâlde, yüklemeye onay
vermişse, eşya gemiyi veya diğer eşyayı tehlikeye soktuğu takdirde aynı şekilde hareket
etmeye yetkilidir. Bu hâlde de taşıyan veya kaptan, zararı tazmin etmekle yükümlü değildir.
Müşterek avarya hâlinde zararın paylaşılmasına ilişkin hükümler saklıdır.
Madde 11493. Bilgi
MADDE 1149- (1) Taşıyanın veya acentesinin bilgisi 1146 ilâ 1148 inci maddelerdeki
hâllerde kaptanın bilgisi hükmündedir.
Madde 1150IV- Başka gemiye yükleme ve aktarma
MADDE 1150- (1) Taşıyan, taşıtanın iznini almadan eşyayı başka gemiye
yükleyemez, yüklerse bundan doğacak zarardan sorumlu olur; meğerki, eşyanın kararlaştırılan
gemiye yükletilmiş olması hâlinde de zararın meydana gelmesi kesin ve zarar dahi taşıtana ait
olsun.
(2) Tehlike hâlinde ve yolculuk başladıktan sonra yapılacak aktarmalar hakkında
birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
Madde 1151V- Güverteye konacak eşya
MADDE 1151- (1) Taşıyan, eşyayı güvertede taşıyamaz ve küpeşteye asamaz.
(2) Taşıyan, eşyayı ancak yükleten ile arasındaki anlaşmaya veya ticari teamüle
uygunsa ya da mevzuat gereği zorunluysa güvertede taşıyabilir.
(3) Taşıyan, eşyanın güvertede taşınması veya taşınabileceği hususunda yükleten ile
anlaştığı takdirde denizde taşıma senedine bu yolda yazılı bir kaydı düşmesi gerekir. Böyle bir
kaydın düşülmemesi hâlinde, güvertede taşıma hususunda bir anlaşmanın varlığını ispat yükü
taşıyana aittir; şu kadar ki, taşıyan, denizde taşıma senedini iyiniyetle iktisap eden gönderilen
dâhil üçüncü kişilere karşı böyle bir anlaşmayı ileri sürmek hakkına sahip değildir.
(4) Eşyanın güvertede taşınmış olması birinci veya ikinci fıkraya aykırı ise, taşıyan,
güvertede taşımadan ileri gelen zıya, hasar veya geç teslimden 1178 ve 1179 uncu maddelere
göre sorumlu olur. Taşıyanın sorumluluğunun sınırları hakkında, yerine göre, 1186 veya 1187
nci maddeler uygulanır.
(5) Eşyanın ambarda taşınması hakkındaki açık anlaşmaya aykırı olarak güvertede
taşınması, taşıyanın, 1187 nci madde anlamında bir fiili veya ihmali sayılır.
VI- Süreler
Madde 11521. Hazırlık bildirimi
MADDE 1152- (1) Yüklemenin belli bir günde başlayacağı kararlaştırılmamışsa,
taşıyan veya yetkili bir temsilcisi, ikinci ilâ beşinci fıkra hükümlerine uygun olarak taşıtana
bir hazırlık bildiriminde bulunur.
(2) Hazırlık bildirimi, gemi, 1142 nci maddede öngörülen demirleme yerine varınca
yapılır.
(3) 1142 nci maddenin ikinci fıkrasında yazılı hâllerde, hazırlık bildiriminde
bulunulması üzerine gemiye, yükleme yeri gösterilmez veya suyun derinliği, geminin
selameti, yerel düzenlemeler veya tesisler verilen talimata göre hareket etmeye engel olursa,
gemi, bekleme alanında kalır. Bu hükmün uygulanmasında, liman yönetiminin talimatı,
taşıtanın talimatı hükmündedir.
(4) Yolculuk çarteri sözleşmesine veya taşıtanın sonradan verdiği geçerli bir talimata
göre, taşıtandan başka bir kişiye bildirimde bulunulması gerekiyorsa, bildirim bu kişiye
yapılır. Bildirimin muhatabı bulunamazsa veya muhatap bildirimi almaktan kaçınırsa, bu
durum derhâl taşıtana bildirilir. Bu takdirde, hazırlık bildirimi, bildirim girişiminde
bulunulduğu tarihte yapılmış sayılır.
(5) Hazırlık bildiriminin geçerliği, herhangi bir şekle bağlı değildir. Hazırlık
bildiriminin hüküm doğurması için, muhatabına ulaşması zorunludur.
Madde 11532. Yükleme süresi
MADDE 1153- (1) Yükleme süresi, hazırlık bildiriminin, muhatabına ulaşmasını
izleyen ilk takvim günü ve eğer yüklemeye fiilen başlanmışsa, o andan itibaren işlemeye
başlar. Sürenin işlemeye başladığı anda, yüklemeye fiilen başlanamaması hâlinde de 1156 ncı
madde uygulanır.
(2) Yükleme süresi sözleşme ile belirlenmemişse, yüklemenin yirmidört saatlik
kesintisiz çalışma ile yapılması hâlinde ihtiyaç duyulacak süre, yükleme süresi olarak kabul
edilir. Bu süre hesaplanırken, yüklemenin yapılacağı liman, taşımayı yapan gemi, yükleme
tesis ve araçları ve yükün niteliği ile birlikte yükleme limanı düzenlemeleri ve yerel teamül
göz önünde bulundurulur.
(3) Taraflar, yükleme süresi için ücret ödenmesini kararlaştırabilirler.
Madde 11543. Sürastarya süresi
MADDE 1154- (1) Sözleşmede kararlaştırılmışsa taşıyan, eşyanın yükletilmesi için
yükleme süresinden fazla beklemek zorundadır. Fazladan beklenilen bu süreye “sürastarya
süresi” denir.
(2) Sözleşmede sürastaryadan veya sadece sürastarya parasından söz edilmiş olup da
sürastarya süresi belirtilmemişse, bu süre on gündür.
(3) Sürastarya süresi, yükleme süresi bitince, herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın
başlar.
Madde 11554. Sürastarya parası
MADDE 1155- (1) Sürastarya süresi için taşıyana “sürastarya parası” ödenir.
(2) Sürastarya parasının miktarı sözleşme ile kararlaştırılmışsa, taşıyan, sözleşmede
belirlenen miktarı aşan bir istemde bulunamaz.
(3) Sözleşmede miktarı kararlaştırılmamışsa, sürastarya parası olarak yükleme süresini
aşan bekleme nedeniyle, taşıyanın yaptığı zorunlu ve yararlı giderler istenebilir.
(4) Yükleme limanında doğan sürastarya parasının borçlusu taşıtan olup, sürastarya
parası ödenmeden veya yeterli teminat verilmeden, taşıyan, gemiyi yola çıkarmak zorunda
değildir. Bu sebeple fazladan beklediği süre için taşıyan, uğradığı zararın tamamını taşıtandan
isteyebilir.
(5) Yükleme limanında doğan sürastarya parası, sürastarya süresinin hesabında esas
alınan zaman biriminin sonunda muaccel olur. Kullanılmayan zaman birimi için sürastarya
parası istenemez.
(6) Navluna ilişkin hükümler, yükleme limanında doğan sürastarya parasına kıyas
yoluyla bile uygulanamaz.
Madde 11565. Yükleme ve sürastarya sürelerinin hesabı
MADDE 1156- (1) Yükleme süresi takvime göre aralıksız hesaplanır.
(2) Taşıtanın faaliyet alanında gerçekleşen tesadüfi sebepler dolayısıyla eşyanın
gemiye teslimi mümkün olmayan günler de yükleme süresinin hesabında dikkate alınır.
(3) Taşıyanın faaliyet alanında gerçekleşen tesadüfi sebepler dolayısıyla eşyanın
gemiye alınması mümkün olmayan günler ise bu sürenin hesabında dikkate alınmaz.
(4) Fırtına, buz istilası veya seferberlik gibi her iki tarafın faaliyet alanını ilgilendiren
tesadüfi sebepler dolayısıyla eşyanın gemiye teslim edilmesi ve alınması imkânı bulunmayan
günler yükleme süresine eklenir; şu kadar ki, yükleme süresi içinde olmasına rağmen taşıtan
bu günler için taşıyana sürastarya parası ödemekle yükümlüdür.
(5) Üçüncü ve dördüncü fıkralarda yazılı hâllerde, yüklemeye fiilen devam edildiği
anda, süre durduğu yerden işlemeye başlar.
(6) Sürastarya süresi ise ikinci ilâ beşinci fıkralarda belirtilen hâllerden etkilenmeksizin
kesintisiz olarak hesaplanır; meğerki, bu hâllerin doğumuna, taşıyan kusuruyla sebep olsun.
Madde 11576. Hızlandırma primi
MADDE 1157- (1) Yüklemenin, sözleşmede kararlaştırılan yükleme süresinden önce
bitirilmesi hâlinde, taşıyanın, kullanılmayan süre için taşıtana bir para ödemesini öngören
anlaşmalar geçerlidir. Bu paraya ilişkin sürenin hesaplanmasında, yükleme süresinin hesabına
ilişkin kurallar uygulanır.
(2) Yapılan sözleşme, navlunun belirlenmesine ilişkin olarak yükleme veya boşaltma
limanında geçerli olan idari, mali veya cezai hükümleri dolanmak amacına yönelikse, birinci
fıkra uygulanmaz.
Madde 1158VII- Yolculuk başlamadan önce sözleşmenin feshi
MADDE 1158- (1) Taşıtan, yolculuk çarteri sözleşmesini, gemi o sözleşme uyarınca
yüklemesini tamamlayıp yolculuğa çıkıncaya kadar feshedebilir.
(2) Fesih tazminatı olarak, taşıyan, sözleşmenin feshedilmesinden dolayı yoksun
kaldığı kazanç ve o zamana kadar doğmuş olan alacaklarını isteyebilir. Tereddüt hâlinde,
kararlaştırılan toplam navlunun yüzde otuzu, yoksun kalınan kazanç sayılır. Feshedilen
sözleşmenin ifası için gereken süre içinde, taşıyanın, yeni navlun sözleşmeleri yapmak
suretiyle elde ettiği kazanç, tazminat tutarından indirilir.
(3) Fesih hakkının, gemiye eşya alındıktan sonra kullanılması hâlinde, taşıyan, eşyanın
boşaltılması için gereken süreyi beklemek zorundadır. Bu süre, yükleme veya sürastarya
süresinden sayılmaz. Taşıyan, taşıtanın eşyanın gemiden çıkarılması nedeniyle sebep olduğu
bütün giderleri ve zararları talep edebilir; her hâlde bu zarar, kaybedilen süre karşılığı
sürastarya ücretinden az olamaz.
(4) Sözleşme uyarınca birden fazla yolculuk yapılacaksa, fesih hakkı, henüz başlamış
olmayan yolculuklardan her biri için ayrı ayrı veya hepsi için birlikte kullanılabilir.
VIII- Yüklemenin hiç veya süresinde yapılmaması
Madde 11591. Yüklemenin hiç yapılmaması
MADDE 1159- (1) Yükleme süresi ve kararlaştırılmışsa sürastarya süresi bittiği hâlde
yükleme henüz başlamamışsa taşıyan;
a) Sözleşmeyi feshedilmiş sayabilir veya
b) Yüklemenin yapılması için beklemeye devam edebilir.
(2) Taşıyanın, sözleşmenin feshedildiğini kabul edip 1158 inci maddenin ikinci fıkrası
uyarınca tazminat isteyebilmesi için beklemekle yükümlü olduğu süre dolduğunda, taşıtana
faks mesajı, elektronik mektup veya benzeri teknik araçlarla da mümkün olmak üzere, yazılı
bildirimde bulunması zorunludur.
(3) Taşıyan, yüklemenin yapılmasını beklemeye devam ederse, bu fazla bekleme
sebebiyle uğradığı zararın tamamını taşıtandan isteyebilir.
Madde 11602. Eksik yükleme
MADDE 1160- (1) Yükleme süresi ve kararlaştırılmış ise sürastarya süresi bittikten
sonra, taşıyan, yüklemenin tamamlanması için daha fazla beklemek zorunda değildir. Taşıyan,
taşıtanın talimatına dayanarak yükleme ve varsa sürastarya süresinden sonra beklemeye devam
ederse, bu süre için yaptığı giderlerle bu yüzden uğradığı zarara karşılık tazminat isteyebilir.
(2) Yükleme süresi ve kararlaştırılmış ise sürastarya süresi bittikten sonra, taşıyan,
taşınması kararlaştırılan eşyanın tamamı yüklenmiş olmasa bile, taşıtanın istemi üzerine yola
çıkmak zorundadır. Bu durumda taşıyan;
a) Sözleşmede kararlaştırılmış olan navlunun tamamını,
b) Doğmuş sürastarya ücretini,
c) Eksik yükleme sebebiyle yapmak zorunda kaldığı giderleri ve uğradığı zararı,
d) Alacakları, eksik yükleme sebebiyle kısmen veya tamamen teminatsız kalmışsa,
kendisine ek teminat gösterilmesini,
isteyebilir. Şu kadar ki, kısmen yüklenmeyen eşyanın yerine başka bir sözleşme uyarınca
eşya taşınmışsa, bu eşya için alınacak navlun, (a) bendine göre istenecek navlundan düşülür.
(3) Yükleme süresinin ve kararlaştırılmışsa sürastarya süresinin sonunda,
kararlaştırılan eşyanın tamamı yüklenmemiş ve birinci ile ikinci fıkralara göre talimat da
verilmemiş ise, taşıyan, taşıtana faks mesajı, elektronik mektup veya benzeri teknik araçlarla
da mümkün olmak üzere yazılı bildirimde bulunup, belli süre içinde talimat verilmesini
isteyebilir. Sürenin sonuna kadar talimat verilmezse taşıyan, sözleşmeyi feshedilmiş sayarak
1158 inci maddeden doğan haklarını kullanabilir.
IX- Birden çok yükleten veya taşıtanın bulunması
Madde 11611. Birden çok yükleten
MADDE 1161- (1) Yolculuk çarteri sözleşmesine veya taşıtanın sonradan verdiği
geçerli bir talimata göre eşya, aynı limanda birden çok kişiden teslim alınacaksa, hazırlık
bildiriminin taşıtana yapılması gereklidir. 1152 ilâ 1160 ıncı madde hükümleri, birden çok
yükleten bulunması dikkate alınmaksızın uygulanır. Yükletenler, her bir eşya için, geminin
yükleme yerinin değiştirilmesini isteyebilir; şu kadar ki, yer değiştirmenin, manevrası da dâhil
olmak üzere bütün giderleri taşıtana aittir ve yükleme ile sürastarya süreleri yer değiştirme
manevrası sırasında işlemeye devam eder.
Madde 11622. Birden çok taşıtan
MADDE 1162- (1) Geminin belli kısımları veya yerleri için birden çok taşıtan ile
bağımsız yolculuk çarteri sözleşmeleri yapılmışsa, 1152 ilâ 1157 nci madde hükümleri her
sözleşme için ayrı ayrı uygulanır; şu kadar ki, 1158 inci maddede düzenlenen hâller
gerçekleştiğinde, gemiye alınmış olan eşyanın boşaltılması, yolculuğun gecikmesine veya
aktarmaya sebep olabilecek ise, diğer bütün taşıtanların onayı alınmış olmadıkça taşıtan,
eşyanın boşaltılmasını isteyemez.
X- Kırkambar sözleşmesi
Madde 11631. Yükleme anı
MADDE 1163- (1) Kırkambar sözleşmesinde taşıtan, taşıyanın veya yetkili
temsilcisinin çağrısı üzerine, gecikmeden eşyayı yüklemek zorundadır.
(2) Taşıtan gecikirse taşıyan, eşyanın teslimini beklemekle yükümlü değildir. Yolculuk,
eşya teslim alınmadan başlamış olsa bile, taşıtan tam navlunu ödemekle yükümlüdür; şu kadar
ki, taşıyanın teslim edilmiş olmayan eşya yerine yüklediği eşyanın navlunu, tam navlundan
indirilir.
(3) Taşıyanın, geciken taşıtandan navlun isteyebilmesi için bunu yola çıkmadan önce
taşıtana faks mesajı, elektronik mektup veya benzeri teknik araçlarla da mümkün olmak üzere
yazılı şekilde bildirmesi gerekir; aksi hâlde istem hakkını kaybeder.
Madde 11642. Taşıtanın sözleşmeyi feshetmesi
MADDE 1164- (1) Yüklemeden sonra taşıtan, tam navlunu ve 1201 inci madde
uyarınca teminat altına alınmış diğer alacakları ödeyerek veya 1202 nci madde uyarınca
teminat vererek sözleşmeyi feshedebilir; şu kadar ki, gemiye alınmış olan eşyanın
boşaltılması, yolculuğun gecikmesine veya aktarmaya sebep olabilecek ise, diğer bütün
taşıtanların onayını almış olmadıkça taşıtan, eşyanın boşaltılmasını isteyemez. Taşıyan,
eşyanın gemiden çıkarılması için rotayı değiştirmek veya bir limana uğramak zorunda
değildir.
Madde 1165XI- Belgeleri verme yükümlülüğü
MADDE 1165- (1) Her türlü navlun sözleşmesinde, taşıtan ve yükleten, eşyanın
teslim alınacağı süre içinde o eşyanın taşınması için gerekli belgeleri taşıyana vermek
zorundadır.
(2) Bu belgelerdeki bütün yolsuzluklardan ve özellikle bunların gerçeğe uymayan
beyanları içermelerinden doğan zararlardan taşıtan ve yükleten, taşıyana ve yükle ilgili diğer
kişilere karşı 1145 inci madde gereğince sorumludur.
B) Boşaltma
Madde 1166I- Demirleme yeri
MADDE 1166- (1) Kaptan, eşyayı boşaltmak için gemiyi sözleşmede kararlaştırılan
yere demirler.
(2) Sözleşmede yalnızca, geminin boşaltma yapacağı liman veya bölge
kararlaştırılmamışsa, gemi, bu liman veya bölge için tahsis edilmiş bekleme alanında
boşaltma yerinin belirlenmesini bekler.
Madde 1167II- Boşaltma giderleri
MADDE 1167- (1) Sözleşme, boşaltma limanı düzenlemeleri ve bunlar yoksa yerel
teamül ile aksi öngörülmüş olmadıkça, eşyanın gemiden çıkartılması gideri taşıyana, geri
kalan boşaltma giderleri ise gönderilene aittir.
III- Süreler
Madde 11681. Hazırlık bildirimi
MADDE 1168- (1) Boşaltmanın belli bir günde başlayacağı kararlaştırılmamışsa,
taşıyan veya yetkili bir temsilcisi, ikinci ilâ beşinci fıkra hükümlerine uygun olarak
gönderilene hazırlık bildiriminde bulunur.
(2) Hazırlık bildirimi, gemi, 1166 ncı maddede öngörülen demirleme yerine varınca
yapılır.
(3) 1166 ncı maddenin ikinci fıkrasında yazılı hâllerde, hazırlık bildiriminde
bulunulması üzerine gemiye boşaltma yeri gösterilmez veya suyun derinliği, geminin
selameti, yerel düzenlemeler veya tesisler verilen talimata göre hareket etmeye engel olursa,
gemi, bekleme alanında kalır. Bu hükmün uygulanmasında, liman yönetiminin talimatı,
gönderilenin talimatı hükmündedir.
(4) Yolculuk çarteri sözleşmesine, konişmentoya veya taşıtanın sonradan verdiği
geçerli bir talimata göre, gönderilenden başka bir kişiye bildirimde bulunulması gerekiyorsa,
bildirim bu kişiye yapılır. Bildirimin muhatabı bulunamazsa veya bildirimi almaktan
kaçınırsa, bu durum derhâl taşıtana bildirilir. Bu takdirde hazırlık bildirimi, bildirim
girişiminde bulunulduğu tarihte yapılmış sayılır.
(5) Hazırlık bildiriminin geçerliliği herhangi bir şekle bağlı değildir. Hazırlık
bildiriminin hüküm doğurması için, muhatabına ulaşması zorunludur.
Madde 11692. Boşaltma süresi
MADDE 1169- (1) Hazırlık bildiriminin muhatabına ulaşmasını izleyen ilk takvim
günü ve eğer boşaltmaya fiilen başlanmış ise, o andan itibaren boşaltma süresi işlemeye
başlar. Sürenin işlemeye başladığı anda, boşaltmaya fiilen başlanamaması hâlinde de 1172 nci
madde uygulanır.
(2) Boşaltma süresi sözleşme ile belirlenmemişse, boşaltmanın yirmidört saatlik
kesintisiz çalışma ile yapılması hâlinde ihtiyaç duyulacak süre, boşaltma süresi olarak kabul
edilir. Bu süre hesaplanırken, boşaltmanın yapılacağı liman, taşımayı yapan gemi, boşaltma
tesis ve araçları ve eşyanın niteliği ile birlikte, boşaltma limanı düzenlemeleri ve yerel teamül
göz önünde bulundurulur.
(3) Taraflar, boşaltma süresi için ücret ödenmesini kararlaştırabilirler.
Madde 11703. Sürastarya süresi
MADDE 1170- (1) Sözleşmede kararlaştırılmışsa taşıyan, boşaltma süresinden fazla
beklemek zorundadır. Fazladan beklenilen bu süreye “sürastarya süresi” denir.
(2) Sözleşmede sürastaryadan veya sadece sürastarya parasından söz edilmiş olup da
sürastarya süresi belirtilmemişse, bu süre on gündür.
(3) Sürastarya süresi, boşaltma süresi bitince herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın
işlemeye başlar.
Madde 11714. Sürastarya parası
MADDE 1171- (1) Sürastarya süresi için taşıyana “sürastarya parası” ödenir.
(2) Sürastarya parasının miktarı sözleşme ile kararlaştırılmışsa taşıyan, sözleşmede
belirtilen miktarı aşan bir istemde bulunamaz.
(3) Sözleşmede miktarı kararlaştırılmamışsa, sürastarya parası olarak, boşaltma
süresini aşan bekleme nedeniyle taşıyanın yaptığı zorunlu ve yararlı giderler istenebilir.
(4) Boşaltma limanında doğan sürastarya parasının borçlusu taşıtandır.
(5) Boşaltma limanında doğan sürastarya parası, sürastarya süresinin hesabında esas
alınan zaman biriminin sonunda muaccel olur. Kullanılmayan zaman birimi için sürastarya
parası istenemez.
(6) Navluna ilişkin hükümler, boşaltma limanında doğan sürastarya parasına kıyas
yoluyla bile uygulanamaz.
Madde 11725. Boşaltma ve sürastarya sürelerinin hesabı
MADDE 1172- (1) Boşaltma süresi takvime göre aralıksız hesaplanır.
(2) Gönderilenin faaliyet alanında gerçekleşen tesadüfi sebepler dolayısıyla eşyanın
gemiden karaya çıkarılması mümkün olmayan günler de boşaltma süresinin hesabında dikkate
alınır.
(3) Taşıyanın faaliyet alanında gerçekleşen tesadüfi sebepler dolayısıyla eşyanın
gemiden çıkarılması mümkün olmayan günler ise bu sürenin hesabında dikkate alınmaz.
(4) Fırtına, buz istilası veya seferberlik gibi, her iki tarafın faaliyet alanını ilgilendiren
tesadüfi sebepler dolayısıyla eşyanın gemiden çıkarılması ve karaya götürülmesi mümkün
olmayan günler boşaltma süresine eklenir; şu kadar ki, boşaltma süresi içinde olmasına
rağmen gönderilen, bu günler için taşıyana sürastarya parası ödemekle yükümlüdür.
(5) Üçüncü ve dördüncü fıkralarda yazılı hâllerde, boşaltmaya fiilen devam edildiği
anda, süre durduğu yerden işlemeye başlar.
(6) Sürastarya süresi ise ikinci ilâ beşinci fıkralarda belirtilen hâllerden etkilenmeksizin
kesintisiz olarak hesaplanır; meğerki, bu hâllerin doğumuna, taşıyan kusuruyla sebep olsun.
Madde 11736. Hızlandırma primi
MADDE 1173- (1) Boşaltmanın, sözleşmede kararlaştırılan boşaltma süresinden önce
bitirilmesi hâlinde, taşıyanın, kullanılmayan süre için taşıtana bir para ödemesini öngören
anlaşmalar geçerlidir. Bu paraya ilişkin sürenin hesaplanmasında, boşaltma süresinin hesabına
ilişkin kurallar uygulanır.
(2) Yapılan sözleşme, navlunun belirlenmesine ilişkin olarak yükleme veya boşaltma
limanında geçerli olan idari, mali veya cezai hükümleri dolanmak amacına yönelikse, birinci
fıkra uygulanmaz.
Madde 1174IV- Boşaltmanın hiç veya süresinde yapılmaması
MADDE 1174- (1) Gönderilen, eşyayı almaya hazır olduğunu bildirip de boşaltma
süresini ve kararlaştırılmış ise sürastarya süresi içinde eşyanın tamamını teslim almamışsa,
taşıyan, gönderilene haber verdikten sonra, Türk Borçlar Kanununun 107 ilâ 109 uncu
maddelerinde öngörülen hakları kullanabilir.
(2) Gönderilen, eşyayı teslim almaktan kaçınır veya 1168 inci maddede yazılı bildirim
üzerine eşyayı teslim almaya hazır olup olmadığını bildirmez yahut bulunamazsa taşıyan,
birinci fıkrada gösterilen tarzda hareket etmek ve aynı zamanda durumu taşıtana bildirmek
zorundadır.
(3) Önceki fıkralarda düzenlenen hâllerde, gönderilenin gecikmesi veya tevdi işlemi
yüzünden boşaltma süresi geçmiş ise, taşıyan, sürastarya parası isteyebilir. Sürastarya süresi
dolduktan sonraki gecikmeler nedeniyle taşıyan, uğradığı bütün zararın tazminini isteyebilir.
Madde 1175V- Kısmi çarter sözleşmelerinde
MADDE 1175- (1) Geminin kısımları veya belli yerleri için birden çok taşıtan ile
bağımsız yolculuk çarteri sözleşmeleri yapılmışsa, 1168 ilâ 1174 üncü maddeler her sözleşme
için ayrı ayrı uygulanır.
VI- Kırkambar sözleşmesi
Madde 11761. Boşaltma işleri
MADDE 1176- (1) Kırkambar sözleşmesinde gönderilen, taşıyanın veya yetkili bir
temsilcisinin bildirimi üzerine gecikmeden eşyayı teslim almakla yükümlüdür. Gönderilen
tanınmıyorsa bildirim, yerel teamül üzere ilan yoluyla yapılır.
(2) 1174 üncü madde hükmü kırkambar sözleşmelerine de uygulanır. Bu maddeye
göre taşıtana yapılması gereken bildirim yerel âdete göre ilan yoluyla olur.
Madde 11772. Taşıtanın üçüncü şahıslarla yaptığı kırkambar sözleşmeleri
MADDE 1177- (1) Geminin tamamı veya bir kısmı yahut belli bir yeri taşıtana tahsis
edilmiş olup da taşıtan üçüncü şahıslarla kırkambar sözleşmeleri yapmış bulunursa, yolculuk
çarteri sözleşmesini yapmış olan taşıyanın hak ve yükümlülükleri 1168 ilâ 1174 üncü madde
hükümlerine tabi olmakta devam eder.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
Taşıyanın Sorumluluğu ve Hakları
A) Taşıyanın sorumluluğu
Madde 1178I- Genel olarak
MADDE 1178- (1) Taşıyan, navlun sözleşmesinin ifasında, özellikle eşyanın
yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında
tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür.
(2) Taşıyan, eşyanın zıyaı veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan,
zıya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada
meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur.
(3) Eşya, yükleten veya onun adına veya hesabına hareket eden bir kişiden yahut
yükleme limanında uygulanan kanun ve düzenlemeler uyarınca eşyanın taşınmak üzere
kendilerine teslimi zorunlu makamlardan ya da üçüncü kişilerden taşıyanca teslim alındığı
andan;
a) Taşıyan tarafından gönderilene teslim edildiği ana veya
b) Gönderilenin eşyayı teslim almaktan kaçındığı hâllerde sözleşme veya kanun
hükümlerine yahut boşaltma limanında uygulanan ticari teamüle uygun olarak gönderilenin
emrine hazır tutulduğu ana ya da
c) Boşaltma limanında geçerli kanun ve düzenlemeler uyarınca eşyanın kendilerine
teslimi zorunlu makamlara veya üçüncü kişilere teslim edildiği ana,
kadar taşıyanın hâkimiyetinde sayılır.
(4) Eşya, navlun sözleşmesinde belirlenen boşaltma limanında açıkça kararlaştırılmış
olan süre veya açıkça kararlaştırılmış bir süre yoksa, olayın özelliklerine göre tedbirli bir
taşıyandan eşyanın tesliminin makul olarak istenebileceği süre içinde teslim edilmediği
takdirde teslimde gecikme olduğu varsayılır.
(5) Eşyanın zayi olmasına dayanarak tazminat isteminde bulunabilecek kişi, dördüncü
fıkra uyarınca teslim süresinin dolmasından itibaren aralıksız altmış gün içinde teslim olunmayan
eşyayı zayi olmuş sayabilir.
II- Sorumluluktan kurtulma hâlleri
Madde 11791. Taşıyana yüklenemeyecek sebep
MADDE 1179- (1) Taşıyanın veya adamlarının kastından veya ihmalinden doğmayan
sebeplerden ileri gelen zarardan taşıyan sorumlu değildir. Taşıyanın veya adamlarının kastının
veya ihmalinin bu zarara sebebiyet vermediğini ispat yükü, taşıyana aittir.
(2) “Taşıyanın adamları” terimi, taşımada kullanılan geminin adamlarını, taşıyanın
taşıma işletmesinde çalışan veya kendisini temsile yetkili kıldığı kişileri ve taşıma
işletmesinde çalışmasa bile navlun sözleşmesinin ifasında kullandığı diğer kişileri kapsar.
Fiilî taşıyana ilişkin hükümler saklıdır.
Madde 11802. Teknik kusur ve yangın
MADDE 1180- (1) Zarar, geminin sevkine veya başkaca teknik yönetimine ilişkin bir
hareketin veya yangının sonucu olduğu takdirde, taşıyan yalnız kendi kusurundan sorumludur.
Daha çok yükün menfaati gereği olarak alınan önlemler, geminin teknik yönetimine dâhil
sayılmaz.
(2) Tereddüt hâlinde zararın, teknik yönetimin sonucu olmadığı kabul edilir.
Madde 11813. Denizde kurtarma
MADDE 1181- (1) Taşıyan, müşterek avarya hâli hariç, denizde can ve eşya
kurtarmadan veya kurtarma teşebbüsünden ileri gelen zararlardan sorumlu değildir. Teşebbüs,
sadece eşya kurtarmaya yönelikse, aynı zamanda makul bir hareket tarzı oluşturması gerekir.
Madde 1182III- Taşıyanın kusursuzluk ve uygun illiyet bağı karinelerinden yararlandığı hâller
MADDE 1182- (1) Zararın aşağıdaki sebeplerden ileri gelmesi hâlinde taşıyan ve
adamları, kusursuz sayılır:
a) Denizin veya geminin işletilmesine elverişli diğer suların tehlike ve kazaları.
b) Harp olayları, karışıklık ve ayaklanmalar, kamu düşmanlarının hareketleri, yetkili
makamların emirleri veya karantina sınırlamaları.
c) Mahkemelerin el koyma kararları.
d) Grev, lokavt veya diğer çalışma engelleri.
e) Yükleten, taşıtan ve eşyanın maliki ile bunların temsilcilerinin ve adamlarının fiil
veya ihmalleri.
f) Hacim veya tartı itibarıyla kendiliğinden eksilme veya eşyanın gizli ayıpları ya da
eşyanın kendisine özgü doğal cins ve niteliği.
g) Ambalajın yetersizliği.
h) İşaretlerin yetersizliği.
(2) Birinci fıkradaki sebeplerin ortaya çıkmasına taşıyanın sorumlu olduğu bir olayın
yol açtığı ispatlanırsa, taşıyan sorumluluktan kurtulamaz.
(3) Zararın, durumun gereklerine göre birinci fıkrada yazılı sebeplerin birinden ileri
gelmesi muhtemel ise, bu sebepten ortaya çıktığı varsayılır; ancak, aksi ispatlanabilir.
Madde 1183IV- Sebeplerin birleşmesi
MADDE 1183- (1) Taşıyanın veya adamlarının kusurunun diğer bir sebeple birlikte
zıya, hasar veya teslimdeki gecikmeye yol açması hâlinde, taşıyan, zıya, hasar veya
teslimdeki gecikmenin sadece belirtilen kusura bağlanabilen kısmından sorumludur. Böyle bir
kısmi sorumluluk için bu hâllerin söz konusu kusura bağlanamayacak kısmının taşıyanca
ispatı gerekir.
V- İnceleme ve bildirim
Madde 11841. İnceleme
MADDE 1184- (1) Gönderilen; eşyayı teslim almadan, taşıyan, kaptan veya
gönderilen, eşyanın hâl ve durumunu, ölçü, sayı veya tartısını tespit ettirmek amacıyla onları
mahkemeye veya yetkili diğer makamlara ya da bu husus için yetkili uzmanlara inceletebilir.
Mümkün oldukça diğer taraf da incelemede hazır bulundurulur.
(2) İnceleme giderleri, başvuruda bulunana aittir. İnceleme için, gönderilen başvuruda
bulunup da sonuçta taşıyanın tazminat vermesi gereken bir zıya veya hasar belirlenirse
inceleme giderleri taşıyana ait olur.
Madde 11852. Bildirim
MADDE 1185- (1) Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında
taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin
eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde
gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak
belirtilmesi gereklidir.
(2) Eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu
husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek yoktur.
(3) Gerçek veya muhtemel bir zıya veya hasarın söz konusu olması hâlinde taşıyan ve
gönderilen, eşyanın incelenmesi ve koli sayısının belirlenmesi için birbirlerine uygun olan her
türlü kolaylığı göstermekle yükümlüdürler.
(4) Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın
eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya
hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri
geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir.
(5) Eşyanın teslimindeki gecikmenin, gönderilen tarafından, onun kendisine teslimi
tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak altmış gün içinde taşıyana yazılı olarak
bildirilmesi şarttır. Süresinde bildirim yapılmayan gecikme zararları için tazminat ödenmez.
(6) Eşya, fiilî taşıyan tarafından teslim edilmişse, bu madde uyarınca kendisine yapılan
her bildirim taşıyana yapılmış gibi ve taşıyana yapılan her bildirim de fiilî taşıyana yapılmış
gibi hüküm ifade eder. Kaptan ve sorumlu gemi zabiti dâhil olmak üzere, taşıyan veya fiilî
taşıyan ad ve hesabına hareket eden bir kişiye yapılan bildirim, taşıyana veya fiilî taşıyana
yapılmış sayılır.
VI- Sorumluluğu sınırlandırma hakkı
Madde 11861. Sorumluluk sınırları
MADDE 1186- (1) Eşyanın uğradığı veya eşyaya ilişkin her türlü zıya veya hasar
nedeniyle taşıyan, her hâlde, hangi sınır daha yüksek ise o sınırın uygulanması kaydıyla, koli
veya ünite başına 666,67 Özel Çekme Hakkına veya zıyaa ya da hasara uğrayan eşyanın gayri
safî ağırlığının her bir kilogramı için iki Özel Çekme Hakkını karşılayan tutarı aşan zarar için
sorumlu olmaz; meğerki, eşyanın cinsi ve değeri, yüklemeden önce yükleten tarafından
bildirilmiş ve denizde taşıma senedine yazılmış olsun. Özel Çekme Hakkı, fiilî ödeme
günündeki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir.
(2) Taşıyanın ödemesi gereken tazminatın toplamı, eşyanın navlun sözleşmesine
uygun olarak gemiden boşaltıldığı veya boşaltılması gereken yerdeki ve tarihteki değerine
göre hesaplanır. Eşyanın değeri, borsa fiyatına veya böyle bir fiyat yoksa, cari piyasa fiyatına
veya her ikisinin de yokluğu hâlinde aynı nitelikte ve kalitede eşyanın olağan değerine göre
belirlenir.
(3) Eşya topluca bir konteyner, palet veya benzeri bir taşıma gerecine konmuş ise,
denizde taşıma senedine söz konusu taşıma gerecinin içeriği olarak yazılmış her koli veya
ünite, ayrı bir koli veya ünite sayılır. Aksi hâlde, böyle bir taşıma gereci, tek bir koli veya
ünite sayılır. Bizzat taşıma gereci zıyaa veya hasara uğrarsa, taşıyana ait veya onun tarafından
sağlanmış olmadıkça, taşıma gereci ayrı bir koli sayılır.
(4) Yükletenin birinci fıkra uyarınca yaptığı bildirim denizde taşıma senedine
yazılmışsa, bu kayıtlar karine oluşturur, ancak, bu karine taşıyan bakımından bağlayıcı
değildir; 1239 uncu maddenin üçüncü fıkrası, söz konusu kayıtlar hakkında uygulanmaz.
(5) Yükleten, eşyanın cinsini veya değerini kasten gerçeğe aykırı bildirmişse, taşıyan,
her hâlde, eşyanın uğradığı veya eşyaya ilişkin zıya veya hasar nedeniyle sorumlu olmaz.
(6) Taşıyanın, taşıma süresinin aşılmasından doğan sorumluluğu, geciken eşya için
ödenecek navlunun iki buçuk katı ile sınırlıdır; şu kadar ki, bu tutar, navlun sözleşmesine göre
ödenecek toplam navlun miktarından fazla olamaz.
(7) Taşıyanın, birinci ve altıncı fıkraların birlikte uygulanması hâlinde toplam
sorumluluğu, eşyanın tam zıyaından sorumluluğu hâlinde birinci fıkra gereğince tazminle
yükümlü olacağı tutarı geçemez.
(8) Taraflar, birinci ve altıncı fıkralarda öngörülen sınırlardan daha yüksek tutarlar
kararlaştırabilirler; şu kadar ki, birinci fıkra bakımından tarafların kararlaştırdığı sınır, o
fıkrada öngörülen sınırlardan hangisi yüksek ise, o sınırdan daha düşük olamaz.
Madde 11872. Sorumluluğu sınırlandırma hakkının kaybı
MADDE 1187- (1) Zarara veya teslimdeki gecikmeye, kasten veya pervasızca bir
davranışla ve böyle bir zararın veya gecikmenin meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle
işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edildiği takdirde taşıyan, 1186 ncı
maddede öngörülen sorumluluk sınırlarından yararlanamaz.
(2) Zarara veya teslimdeki gecikmeye, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir
zararın veya gecikmenin meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya
ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyanın adamları da 1190 ıncı maddenin ikinci fıkrası
hükmüne dayanarak 1186 ncı maddede öngörülen sorumluluk sınırlarından yararlanamazlar.
VII- Tazminat istemi için süre
Madde 11881. Hak düşürücü süre
MADDE 1188- (1) Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı
her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer.
(2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim
edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
(3) Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü
sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip
olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava
dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer.
(4) Bu süre, tarafların dava sebebinin doğmasından sonra yapacakları bir anlaşma ile
uzatılabilir.
Madde 11892. Hak düşürücü süre itirazından yararlanma hakkının kaybedilmesi
MADDE 1189- (1) Tazminat isteminin muhatabı, zarar göreni dava açma süresini kaçırması
sonucunu doğuracak şekilde oyalarsa, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu itirazından yararlanamaz.
(2) Bu takdirde, dava açma süresi, zarar görenin, bu durumu öğrendiği tarihten itibaren
işlemeye başlar.
Madde 1190VIII- Sözleşme dışı istemler
MADDE 1190- (1) Taşıyanın sorumluluktan kurtulması hâlleri ile sorumluluk
sınırlandırılmasına ilişkin hükümler, navlun sözleşmesine konu olan eşyanın zıya, hasar veya
geç teslimi yüzünden, taşıyan aleyhine, haksız fiile veya diğer bir sebebe dayanılarak açılacak
bütün davalarda uygulanır.
(2) Böyle bir dava, taşıyanın adamlarından biri aleyhine açılırsa, görevi veya yetkisi
sınırları içinde hareket ettiğini ispat etmek kaydıyla, o da, taşıyanın sorumluluktan kurtulması
hâlleri ile sorumluluğu sınırlandırma hakkından yararlanabilir.
(3) Taşıyan ile onun adamlarından istenebilecek olan tazminat miktarlarının toplamı,
1187 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, 1186 ncı maddede öngörülen sorumluluk
sınırını aşamaz.
IX- Fiilî taşıyanın sorumluluğu
Madde 11911. Genel olarak
MADDE 1191- (1) Taşımanın gerçekleştirilmesi, kısmen veya tamamen bir fiilî taşıyana
bırakıldığı takdirde, taşıyan, navlun sözleşmesine göre böyle bir bırakma hakkına sahip olup
olmadığı dikkate alınmaksızın, taşımanın tamamından sorumlu kalmaya devam eder. Taşıyan, fiilî
taşıyanın ve onun taşıma borcunun ifasında kullandığı ve görevi ve yetkisi sınırı içinde hareket
eden adamlarının fiil ve ihmallerinden de bu Kanun hükümlerine göre sorumludur.
(2) Bu Kanunun taşıyanın sorumluluğuna ilişkin olan tüm hükümleri, fiilî taşıyanın
bizzat gerçekleştirdiği taşımadan sorumluluğu hakkında da geçerlidir. Fiilî taşıyanın
adamlarının aleyhine dava açılması hâlinde 1187 nci maddenin ikinci fıkrası ile 1190 ıncı
maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları uygulanır.
(3) Taşıyanın kanunen kendisine yüklenmeyen bir borç veya yükümlülüğü üstlenmesi
veya tanınan bir haktan vazgeçmesi sonucunu doğuran özel anlaşmalar, açık ve yazılı onayı
olmadıkça, fiilî taşıyan hakkında hüküm ifade etmez; fakat, bu hususta yapılmış olan özel bir
anlaşma fiilî taşıyanın onayı olmasa da taşıyanı bağlamaya devam eder.
(4) Taşıyanın ve fiilî taşıyanın, aynı zarardan sorumlu oldukları takdirde ve ölçüde
sorumlulukları müteselsildir.
(5) Taşıyan, fiilî taşıyan ve bunların adamları tarafından ödenecek tazminatın toplamı,
bu Kanunda öngörülen sorumluluk sınırlarını aşamaz.
(6) Bu madde hükümleri, taşıyan ile fiilî taşıyan arasındaki rücu ilişkisini etkilemez.
Madde 11922. Sorumsuzluk şartı
MADDE 1192- (1) 1191 inci maddenin birinci fıkrası hükmüne halel gelmemek
kaydıyla, bir navlun sözleşmesinde, sözleşmenin konusunu oluşturan bir taşımanın belirli bir
kısmının taşıyandan başka bir kişi tarafından gerçekleştirileceğinin öngörülmüş olması
durumunda, sözleşmeye, taşımanın ilgili bölümünde taşınan eşya fiilî taşıyanın hâkimiyetinde
iken meydana gelecek zıya, hasar veya teslimdeki gecikmeden taşıyanın sorumlu
olmayacağına ilişkin şart konabilir; şu kadar ki, sorumluluğu sınırlayan veya ortadan kaldıran
bu tür anlaşmalar, yetkili Türk mahkemesinde fiilî taşıyan aleyhine dava açılamadığı hâllerde
geçersizdir. Zıyaın, hasarın ve teslimdeki gecikmenin eşya fiilî taşıyanın hâkimiyetinde iken
meydana geldiğini ispat yükü, taşıyana aittir.
(2) Sorumluluğu sınırlayan veya ortadan kaldıran bir şartın geçerliği, fiilî taşıyanın
adı, unvanı ve işyeri adresinin navlun sözleşmesinden anlaşılmasına bağlıdır. Navlun
sözleşmesinin yapılması sırasında taşımayı gerçekleştirecek fiilî taşıyan belirlenmemişse,
taşıyan, belirlendiği anda ve en geç eşyanın fiilî taşıyana teslimini takiben derhâl gönderilene
fiilî taşıyanın adını, unvanını ve işyeri adresini bildirir. Bu bildirim yapılmadığı takdirde,
taşıyanın sorumluluğu devam eder.
(3) Fiilî taşıyan, eşyanın hâkimi olduğu sırada ortaya çıkan zıyadan, hasardan veya
teslimdeki gecikmeden 1191 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca sorumludur.
B) Taşıyanın hakları
I- Navlun ödenmesini istem hakkı
1. Miktarı
Madde 1193a) ölçü, tartı veya sayı üzerine navlun
MADDE 1193- (1) Navlun, eşyanın ölçüsü, tartısı veya sayısı üzerine kararlaştırılmışsa,
tereddüt hâlinde, navlun miktarı gönderilene teslim edilen eşyanın ölçü, tartı veya sayısına göre
belirlenir.
Madde 1194b) Zaman üzerine navlun
MADDE 1194- (1) Zaman üzerine kararlaştırılmış olan navlun, yüklemenin belli bir
günde başlayacağı öngörülmüşse o günden, değilse 1152 nci madde uyarınca hazırlık
bildiriminde bulunulduğu günü izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Safra ile yolculukta
ise, yolculuğa hazır olunduğunun haber verildiği günü izleyen günden ve bu haber yolculuğun
başlamasından bir gün öncesine kadar verilmemişse, geminin yola çıktığı günden itibaren
işlemeye başlar.
(2) Sürastarya öngörülmüşse, sürastarya süresince zaman üzerine kararlaştırılmış navlun
işlemez.
(3) Zaman üzerine kararlaştırılmış navlun, boşaltmanın tamamlandığı günden sonra
işlemez.
(4) Taşıyanın kusuru olmaksızın yolculuk gecikir veya kesilirse, zaman üzerine
kararlaştırılmış navlun, 1221 inci maddenin birinci fıkrası ve 1222 nci maddenin ikinci fıkrası
hükümleri saklı kalmak üzere, araya giren günler için de ödenir.
Madde 1195c) Navlun kararlaştırılmamışsa
MADDE 1195- (1) Taşınmak üzere teslim alınan eşya için navlun miktarı
kararlaştırılmamışsa, yükleme zamanı ve yerinde mutat olan navlun ödenir.
(2) Taşınmak üzere teslim alınan eşya kararlaştırılmış olandan fazla ise, fazlası için de
sözleşmede belirlenen miktarın oranlanmasına göre navlun ödenir.
Madde 1196d) Navlun dışında kalan prim ve giderler
MADDE 1196- (1) Taşıyan, navlun dışında, pey akçesi, prim, bahşiş ve benzeri bir ad
altında başkaca bir istemde bulunamaz.
(2) Aksine sözleşme yoksa, gemiciliğin olağan ve olağanüstü giderleri, özellikle
kılavuz, liman, fener, römorkaj, karantina, buz kırdırma ve bunlara benzer hizmetlere ilişkin
resim ile ücretleri ödemek ve bu giderleri doğuran sebeplere ilişkin önlemleri almak, navlun
sözleşmesi hükümlerine göre yükümlü olmasa bile, yalnız taşıyana düşer.
(3) Müşterek avarya hâlleriyle eşyanın korunması, emniyet altına alınması ve kurtarılması
için yapılan giderler hakkında ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.
Madde 11972. Navlunun muacceliyeti
MADDE 1197- (1) Navlun, eşyanın tesliminin istendiği anda ve her hâlde boşaltma
süresinin sonunda muaccel olur.
Madde 11983. Eşyanın navlun yerine bırakılması
MADDE 1198- (1) Taşıyan, bozulmuş veya hasarlanmış olup olmadığına bakılmaksızın
eşyayı navlun yerine kabul etmek zorunda tutulamaz.
Madde 11994. Zıyaa uğrayan eşyanın durumu
MADDE 1199- (1) Boşaltma süresinin sonuna kadar bir kaza sonucunda zıyaa uğrayan
eşya için navlun ödenmez ve peşin ödenmiş ise geri alınır. Navlun götürü kararlaştırılmış ise
eşyanın bir kısmının zıyaı, navlunun o oranda indirilmesini istemeye hak verir.
(2) Niteliği itibarıyla, özellikle içinden bozulma, kendiliğinden eksilme ve olağan
akma ve sızma yüzünden zıyaa uğrayan eşya ile yolda ölen hayvanlar için, teslim edilmiş olup
olmadıklarına bakılmaksızın navlun ödenir.
(3) Müşterek avarya dolayısıyla feda edilmiş olan eşyaya düşen navlun için ödenecek
garame payları hakkında müşterek avarya hükümleri uygulanır.
Madde 12005. Navlun borçlusu
MADDE 1200- (1) Navlunun borçlusu taşıtandır.
II- Hapis hakkı
Madde 12011. Genel olarak
MADDE 1201- (1) Taşıyan, navlun sözleşmesinden doğan bütün alacakları için Türk
Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde hapis hakkına
sahiptir. Hapis hakkı, eşya, taşıyanın zilyetliğinde bulunduğu sürece devam eder; teslimden
sonra dahi, otuz gün içinde mahkemeye müracaat edilmek ve eşya henüz gönderilenin
zilyetliğinde bulunmak şartıyla, hapis hakkından doğan yetkilerin kullanılması mümkündür.
(2) Hapis hakkı, sadece, üzerinde hapis hakkı kullanılan eşyanın taşındığı yolculuktan
doğan alacakları teminat altına alır.
(3) Hapis hakkı ancak alacağı teminata alacak miktardaki eşya üzerinde kullanılabilir;
ancak, müşterek avarya ve kurtarma alacakları için taşıyan, eşyanın tümü üzerinde hapis
hakkı kullanabilir.
Madde 12022. Çekişmeli tutarın yatırılması ve teminat
MADDE 1202- (1) Taşıyanın alacakları hakkında uyuşmazlık çıkarsa, çekişmeli tutar,
mahkemece belirlenecek yere yatırılır yatırılmaz, taşıyan, eşyayı teslim etmek zorundadır.
(2) Taşıyan, eşyanın tesliminden sonra, yeterli teminat göstererek yatırılmış olan tutarı
çekebilir.
III- Üçüncü kişi gönderilenin durumu
Madde 12031. Ödeme yükümlülüğünün doğması
MADDE 1203- (1) Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun
sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini
istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde
taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle,
kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve
üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur.
Madde 12042. Gönderilene karşı hapis hakkının kullanılması
MADDE 1204- (1) Gönderilen, eşyanın teslimini istediği andan itibaren, sadece 1203
üncü maddede öngörülen alacaklar için hapis hakkının kullanılmasına katlanmak zorundadır;
diğer alacaklar için hapis hakkı kullanılamaz.
(2) Bu takdirde, 1398 ilâ 1400 üncü maddelere göre yürütülecek takiplerde, borçluya
yapılması gereken bildirim ve tebliğler gönderilene yapılır. Gönderilen bulunmaz veya eşyayı
teslim almaktan kaçınırsa, bildirim ve tebliğlerin taşıtana yapılması gerekir.
(3) Eşya yalnız bir navlun sözleşmesine dayanılarak taşınmış olup da birden çok
konişmentoya veya diğer bir denizde taşıma senedine dayanılarak çeşitli gönderilenlere teslim
edilecekse, hapis hakkı, her konişmentoya veya diğer bir denizde taşıma senedine isabet eden
alacaklar için ayrı ayrı kullanılır.
3. Rücu hakkı
Madde 1205a) Eşyanın teslimi hâlinde
MADDE 1205- (1) Eşyayı gönderilene teslim etmiş olan taşıyan, 1203 üncü maddeye
göre gönderilenden istenebilecek olan alacakların ödenmesini taşıtandan isteyemez. Ancak,
taşıtanın, taşıyanın zararına olarak sebepsiz zenginleştiği oranda, taşıyan taşıtana rücu edebilir.
Madde 1206b) Hapis hakkının paraya çevrilmesi hâlinde
MADDE 1206- (1) Taşıyan, üzerinde hapis hakkı kullandığı eşyanın paraya çevrilmesini
istemiş, fakat satış sonucunda alacağını tamamen alamamışsa, kendisiyle taşıtan arasında yapılan
navlun sözleşmesinden doğan alacaklarını elde edemediği oranda, taşıtandan isteyebilir.
Madde 1207c) Gönderilenin eşyayı teslim almaması hâlinde
MADDE 1207- (1) Gönderilen, eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmazsa, taşıtan,
navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlüdür.
(2) Eşyanın taşıtan tarafından teslim alınmasında boşaltmayla ilgili hükümler,
gönderilen yerine taşıtan geçmek suretiyle uygulanır.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
Taşıtanın ve Yükletenin Sorumluluğu
Madde 1208A) Kusur sorumluluğu
MADDE 1208- (1) Taşıtan ve yükleten, kendilerinin veya adamlarının kusurundan
kaynaklanmış olmadıkça, taşıyanın veya fiilî taşıyanın, geminin zıyaı veya hasarı dolayısıyla
ya da diğer bir sebeple uğradığı zarardan sorumlu değildir.
(2) Özel hükümler saklıdır.
BEŞİNCİ AYIRIM
Yolculuğun Başlamasına veya Devamına Engel Olan Sebepler Yüzünden
Sözleşmenin Sona Ermesi
A) Sözleşmenin hükümden düşmesi
I- Geminin zayi olması sebebiyle
Madde 12091. Yolculuk başlamadan önce
MADDE 1209- (1) Gemi, yolculuk başlamadan önce umulmayan bir hâl yüzünden
zayi olduğu takdirde, iki taraftan biri ötekine tazminat vermekle yükümlü olmaksızın navlun
sözleşmesi hükümden düşer. Bu hâlde sadece geminin zayi olduğu ana kadar doğmuş bulunan
borçların ifası gerekir.
2. Yolculuk başladıktan sonra
Madde 1210a) Mesafe navlunu
MADDE 1210- (1) Gemi, yolculuk başladıktan sonra umulmayan bir hâl yüzünden
zayi olduğu takdirde; taşıyana o ana kadar doğmuş bulunan alacakları dışında, zayi olan
gemiden kurtarılan ve emniyet altına alınan eşya başka bir limana getirilmiş olsa bile mesafe
navlunu da ödenmesi gerekir.
(2) Mesafe navlunu kurtarılan eşyanın miktarına, geminin zayi olduğu ana kadar
alınan mesafeye, yolculuğun giderlerine, süresine, katlanılan rizikolarına ve zorluk derecesine
göre hakkaniyete uygun bir şekilde hesap edilir.
(3) Mesafe navlunu, kurtarılan eşyanın emniyet altına alındığı yer ve tarihteki değerini
aşamaz.
Madde 1211b) Kaptanın yükümlülükleri
MADDE 1211- (1) Navlun sözleşmesinin geminin umulmayan bir hâl yüzünden zıyaı
sebebiyle hükümden düşmesi, kaptanın yükle ilgili olanların yokluğunda 1112 nci madde
gereğince, onların menfaatini korumak hususundaki yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Kaptan, acil hâllerde önceden danışmasına bile gerek olmaksızın, durumun gereğine göre
eşyayı ilgililerin hesabına başka bir gemi ile varma limanına taşıtmak veya eşyanın güvenli
bir yerde depo edilmesini veya uygun fiyatla satılmasını sağlamak zorundadır. Kaptan, bu
yükümlülüklerinin ifası ve eşyanın bakımı için gereken giderleri karşılamak üzere eşyayı
rehnetmeye veya bir kısmını satmaya da yetkilidir.
(2) Kaptan, taşıyanın mesafe navlunu ile geminin zayi olduğu ana kadar doğmuş
bulunan alacakları ve eşyayı takyit eden müşterek avarya garame payları ile kurtarma
alacakları ödenmedikçe veya bunlar karşılığında yeterli teminat gösterilmedikçe, eşyayı elden
çıkarmaya veya taşıtmak üzere başka bir gemiye teslime zorunlu değildir.
(3) Kaptanın birinci fıkra hükmüne göre kendisine düşen yükümlülükleri yerine
getirmesinden doğacak zararlardan, taşıyan dışında donatan da sorumludur.
Madde 12123. Başka gemiye yükleme ve aktarma
MADDE 1212- (1) Taşıyan, eşyayı, sözleşmede ismen kararlaştırılmış olan dışında
başka bir gemiye yüklemeye veya aktarmaya yetkili ise, bu geminin zıyaı hâlinde taşımayı
diğer uygun bir gemi ile yapabilir veya tamamlatabilir. Taşıyan, seçimini gecikmeksizin
taşıtana bildirmekle yükümlüdür.
Madde 12134. Geminin denize elverişsiz hâle gelmesi
MADDE 1213- (1) Denize elverişsiz hâle gelmiş gemi, mahkemenin tespit kararıyla
zayi olmuş sayılır.
II- Eşyanın zayi olması sebebiyle
1. Yolculuk başlamadan önce
Madde 1214a) Eşya sözleşmede ferden belirlenmişse
MADDE 1214- (1) Sözleşmede ferden belirlenen eşyanın tamamının umulmayan bir hâl
yüzünden zayi olması hâlinde, taraflar arasındaki sözleşme iki taraftan biri ötekine tazminat
vermekle yükümlü olmaksızın hükümden düşer. Ancak, o ana kadar doğmuş alacakların ifası
gerekir.
(2) Eşyanın bir kısmının zayi olması hâlinde ise, taşıtan kararlaştırılan navlunun
yarısını ödeyerek sözleşmeyi feshetmeye veya taşıyanın durumunu güçleştirmemek şartıyla
başka eşya yüklemeye yetkilidir. Taşıtan bu seçimlik haklarını, gemi limandan ayrılana kadar
kullanmadığı takdirde, tam navlunu ödemeye zorunludur.
(3) Zayi olanlar yerine başka eşyayı yüklemeyi tercih eden taşıtan, bu yüklemeyi
giderlerine de katlanarak mümkün olan en kısa zamanda bitirmeye ve sebep olduğu zararları
tazmine zorunludur.
Madde 1215b) Eşya, sözleşmede tür veya cinsi ile belirlenmişse
MADDE 1215- (1) Sözleşmede ferden belirlenmemiş bulunan eşyanın yüklenmek
üzere tesliminden önce tamamı zayi olsa bile, taraflar arasındaki sözleşme sona ermez.
(2) Taşıtanın, kararlaştırılandan başka bir eşya yüklemeye ilişkin 1144 üncü maddeden
doğan hakkı saklıdır.
(3) Sözleşmede sadece tür ve cinsi ile gösterilmiş bulunan eşyanın yüklenmek üzere
teslimi, onu ferden belirlenmiş hâle getirir.
(4) Navlun sözleşmesinde tür ve cinsi ile gösterilmiş bulunan eşya henüz bekleme süresi
dolmadan gemiye yüklendikten veya gemiye yüklenmek üzere yükleme yerinde kaptan
tarafından teslim alındıktan sonra tamamen zayi olursa taşıtan, zayi olanlar yerine başka eşya
teslimine hazır olduğunu gecikmeksizin bildirdiği ve yine aynı süre içinde bu eşyanın teslimine
başladığı takdirde, sözleşme hükümden düşmez. Taşıtan, bu eşyanın yüklenmesini en kısa
zamanda bitirmek dışında bu yüklemenin fazla giderlerini üzerine almaya ve bu yükleme
yüzünden bekleme süresi uzarsa taşıyanın bu yüzden uğradığı zararını tazmine mecburdur.
2. Yolculuk başladıktan sonra
Madde 1216a) Eşyanın tamamının zayi olması
MADDE 1216- (1) Yolculuk başladıktan sonra taşınan eşyanın umulmayan bir hâl
yüzünden tamamının zayi olması ile iki taraftan biri diğerine tazminat vermeye zorunlu
olmaksızın, navlun sözleşmesi hükümden düşer. Taşıyana sadece, sözleşmenin sona erdiği
ana kadar doğmuş bulunan diğer alacakları ödenir. 1199 uncu maddenin ikinci ve üçüncü
fıkraları saklıdır.
Madde 1217b) Eşyanın bir kısmının zayi olması
MADDE 1217- (1) Yolculuk başladıktan sonra eşyanın umulmayan bir hâl yüzünden
bir kısmının zayi olması, taraflar arasındaki sözleşmeyi hükümden düşürmez. Eşyanın, zayi
olan kısmı hiç taşınmamış veya yolculuk devam ederken gemiden uzaklaştırılmış olsa bile,
taşıyana tam navlun ödenir; şu kadar ki, 1199 uncu maddenin ikinci ve üçüncü fıkrası
hükümleri saklıdır.
B) Sözleşmenin feshi
Madde 1218I- Taraflara fesih hakkı veren hâl
MADDE 1218- (1) Gemiye ambargo veya devlet hizmeti için el konulması, varma
yeri ülkesi ile ticaretin yasaklanması, yükleme veya varma limanlarının abluka altına
alınması, sözleşme gereğince taşınacak olan eşyanın tamamının yükleme limanından ihracının
veya varma limanına ithalinin yahut transit geçişinin yasaklanması gibi bir kamu tasarrufu
yüzünden sözleşmenin ifasının engellenmiş olması her iki tarafa herhangi bir tazminat
vermekle yükümlü olmaksızın sözleşmeyi feshedebilme hakkı verir.
(2) Henüz yolculuk başlamamışsa, fesih hakkının kullanılabilmesi için sözleşmenin
ifasını engelleyen durumun mevcut ihtimallere göre kısa zamanda ortadan kalkmayacağının
anlaşılmış olması gerekir. Buna karşılık, yolculuk başladıktan sonra sözleşmenin ifası
engellenmişse, fesih hakkının kullanılabilmesi için bir ay boyunca engelin kalkmasının
beklenmesi gerekir. Bu süreler, kaptan engeli bir limanda bulunduğu sırada öğrenirse, engeli
haber aldığı günden; aksi takdirde engelin kendisine bildirildiği günden sonra gemi ile bir
limana ulaştığı günden itibaren hesap olunur.
(3) Taraflar, kısmi yolculuk çarteri sözleşmeleri ile kırkambar sözleşmelerinde belli
bir süre beklemeye zorunlu olmaksızın fesih hakkını kullanabilirler.
(4) Savaş çıktığı için geminin veya navlun sözleşmesi gereğince gemi ile taşınacak
eşyanın tamamı yahut her ikisinin artık serbest sayılmaması ve zapt veya müsaderesi tehlikesi
mevcutsa, taraflar belli bir süre beklemeye zorunlu olmaksızın fesih hakkını kullanabilirler.
(5) Taşıtanın, engelin yolculuk başlamadan önce ortaya çıktığı hâllerde, serbest
sayılmayan eşya yerine kararlaştırılandan başka eşya yüklemeye ilişkin 1144 üncü maddeden
doğan hakkı saklıdır.
II- Tarafların fesih hakkına sahip olmadığı hâller
Madde 12191. Eşyanın sadece bir kısmına ilişkin engeller
MADDE 1219- (1) Eşyanın sadece bir kısmına ilişkin engeller, taraflara fesih hakkı
vermez. Taşıtan, savaş, ihracat veya ithalat yasağı gibi sebeplerle eşyanın artık serbest
sayılmayan kısmını her hâlde gemiden alıp uzaklaştırmak zorundadır. Ancak, taşıtan henüz
yolculuk başlamamışsa, taşıyanın durumunu ağırlaştırmamak şartıyla gemiye bunlar yerine
başka eşya yükleyebilir veya kararlaştırılan navlunun yarısını ödeyerek sözleşmeyi
feshedebilir.
Eşyanın, sözleşmenin ifasını engelleyen kısmı hiç taşınmamış veya yolculuk devam
ederken gemiden uzaklaştırılmış olsa bile, taşıyana tam navlun ödenir.
(2) Kısmi yolculuk çarteri sözleşmeleri ile kırkambar sözleşmelerinde fesih hakkı
yoktur.
Madde 12202. Kaptanın haklı bir sebeple rotadan sapması
MADDE 1220- (1) Kaptanın denizde can ve eşya kurtarmak veya diğer bir haklı
sebeple rotadan sapmış olması, tarafların hak ve yükümlülüklerini etkilemez ve taşıyan bu
yüzden doğacak zararlardan sorumlu olmaz.
(2) Türk Medenî Kanununun 2 nci maddesi hükmü saklıdır.
Madde 12213. Geminin yolculuk sırasında tamirinin gerekmesi
MADDE 1221- (1) Geminin yolculuk sırasında tamiri gerekirse, navlunun tamamı ile
taşıyanın o ana kadar doğmuş bulunan diğer bütün alacaklarının ödenmesi veya temin
edilmesi şartıyla eşya gemiden alınabileceği gibi tamirin bitmesi de beklenebilir. Navlunun
zaman üzerine kararlaştırıldığı hâllerde, tamirin devam ettiği süre hesaba katılmaz.
(2) 1222 nci maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesi hükmü saklıdır.
(3) Kısmi yolculuk çarteri sözleşmeleri ile kırkambar sözleşmelerinde eşya tamir
sırasında boşaltılmış olduğu takdirde, taşıtan tam navlunu ve diğer alacakları ödemek şartıyla
eşyayı geri alabilir.
Madde 1222III- Diğer sebeplerin etkisi
MADDE 1222- (1) Yolculuğun, bu Kanunda öngörülenler dışında bir tabiî olay veya
umulmayan diğer bir hâl yüzünden başlamadan veya başladıktan sonra gecikmesi, tarafların
hak ve yükümlülüklerini değiştirmez; meğerki, bu gecikme yüzünden sözleşmenin belli amacı
kaybolmuş olsun. Bununla beraber, umulmayan hâlden kaynaklanan ve mevcut şartlara göre
uzunca bir zaman süreceği anlaşılan gecikmelerde, taşıtan, gemiye yüklenmiş olan eşyayı
rizikosu ve gideri kendisine ait olmak ve zamanında tekrar yüklemek şartıyla yeterli ve uygun
bir teminat göstererek boşaltmaya yetkilidir. Taşıtan, yüklemenin yeniden yapılmaması
hâlinde navlunun tamamını ödemek ve boşaltmanın sebep olduğu zararları tazmin etmek
zorundadır.
(2) Gecikmenin bir kamu tasarrufundan kaynaklandığı hâllerde, zaman üzerine
kararlaştırılan navlun işlemez.
(3) Kısmi yolculuk çarteri sözleşmeleri ile kırkambar sözleşmelerinde taşıtan geçici
olarak boşaltmak hakkını ancak diğer taşıtanlar muvafakat ettikleri takdirde kullanabilir.
Madde 1223IV- Eşya üzerinde tasarruf yetkisi olan kişinin fesih hakkı
MADDE 1223- (1) Taşıtanın eşya üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmadığı hâllerde,
ona ait fesih hakkı eşya üzerinde tasarruf yetkisi olan kişi tarafından kullanılır.
V- Fesih hakkının kullanılması
Madde 12241. Feshin bildirimi
MADDE 1224- (1) Feshin bildirimi, faks mesajı, elektronik mektup veya benzeri
teknik araçlarla da mümkün olmak üzere, yazılı olarak yapılır.
2. Hüküm ve sonuçları
Madde 1225a) Sözleşme yolculuk başlamadan önce feshedilmişse
MADDE 1225- (1) Navlun sözleşmesi yolculuk başlamadan önce bu Ayırımda
öngörülen sebeplerle feshedilirse, taraflar birbirine tazminat ödemekle yükümlü olmayıp
sadece o ana kadar doğmuş bulunan borçlarını ifa etmek zorundadır.
Madde 1226b) Sözleşme yolculuk başladıktan sonra feshedilmişse
MADDE 1226- (1) Navlun sözleşmesi yolculuk başladıktan sonra bu Ayırımda
öngörülen sebeplerle feshedilirse, taşıyana o ana kadar doğmuş bulunan alacakları dışında fesih
hakkı kullanılana kadar yapılan yolculuk için, eşya, yükleme limanına geri getirilmiş olsa bile
1210 uncu maddenin ikinci fıkrası uyarınca hesap edilecek mesafe navlunu da ödenir.
(2) Taraflar arasında aksi kararlaştırılmadıkça, eşya fesih hakkının kullanıldığı sırada
geminin bulunduğu veya en yakın olduğu limanda boşaltılır. Kısmi yolculuk çarteri
sözleşmeleri ile kırkambar sözleşmelerinde boşaltma, yolculuğun gecikmesine veya
aktarmaya sebebiyet verecekse, navlun sözleşmesinin feshi üzerine taşıtan, diğer taşıtanların
muvafakati olmadıkça, eşyanın varma limanından önce boşaltılmasını isteyemez; şu kadar ki,
taşıtan, boşaltmadan doğan giderlerle zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
(3) Sözleşmenin yolculuk başladıktan sonra feshi hâlinde de, kaptanın yükümlülükleri
hakkındaki 1211 inci madde hükmü uygulanır.
Madde 1227C) Birden çok yolculuğun özellikleri
MADDE 1227- (1) Geminin birden çok yolculuk için tutulduğu hâllerde, 1209 ilâ
1226 ncı madde hükümleri ancak sözleşmenin niteliği ve içeriği cevaz veriyorsa uygulanır.
(2) Sözleşmeye göre yükleme limanına yolculuk yapmak zorunda olan gemi yükleme
limanına varmışsa, bu yolculuk için taşıyana ayrıca 1210 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre
hesap olunacak mesafe tazminatı ödenir.
ALTINCI AYIRIM
Denizde Taşıma Senetleri
A) Konişmento
Madde 1228I- Tanımı, türleri ve düzenlenmesi
MADDE 1228- (1) Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan,
eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın
eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir.
(2) Yükletenin izniyle, taşınmak üzere teslim alınan fakat henüz gemiye yükletilmemiş
olan eşya için “tesellüm konişmentosu” düzenlenebilir. Eşya gemiye alınır alınmaz taşıyan,
onun teslim alındığı sırada verilmiş olan geçici makbuz veya tesellüm konişmentosunun geri
verilmesi karşılığında yükletenin istediği kadar nüshada “yükleme konişmentosu”
düzenlemekle yükümlüdür. Tesellüm konişmentosuna eşyanın ne zaman ve hangi gemiye
yüklenmiş olduğuna dair şerh verildiği takdirde bu konişmento “yükleme konişmentosu”
hükmündedir. Konişmento, kaptan veya taşıyanın yahut kaptanın bu hususta yetkilendirdiği
bir temsilcisi tarafından taşıyan ad ve hesabına düzenlenebilir.
(3) Konişmento, nama, emre ve hamile yazılı olarak düzenlenebilir. Aksi
kararlaştırılmadıkça yükletenin istemi üzerine konişmento gönderilenin emrine veya sadece
emre olarak düzenlenir. Bu son hâlde “emre” yükletenin emrine demektir. Konişmento
gönderilen sıfatıyla taşıyanın veya kaptanın namına da yazılı olabilir.
(4) Konişmentonun bütün nüshaları aynı metni içermeli ve her birinde kaç nüsha
hâlinde düzenlendiği gösterilmelidir.
(5) Yükleten, istem üzerine, konişmentonun kendisi tarafından imzalanmış olan bir
kopyasını taşıyana vermek zorundadır.
Madde 1229II - İçeriği
MADDE 1229- (1) Konişmento, aşağıdaki kayıtları içerir:
a) Yükletenin beyanına uygun olarak gemiye yüklenen veya yüklenmek üzere teslim
alınan eşyanın genel olarak cinsini, tanınması için zorunlu olan işaretlerini, gerektiğinde
tehlikeli eşya niteliğinde olup olmadığı hakkında açık bir bilgiyi, koli veya parça sayısı ile
ağırlığını veya başka suretle ifade edilen miktarını.
b) Eşyanın haricen belli olan hâl ve durumunu.
c) Taşıyanın adı ve soyadını veya ticaret unvanını ve işletme merkezini.
d) Kaptanın adı ve soyadını.
e) Geminin adını ve tabiiyetini.
f) Yükletenin adı ve soyadını veya ticaret unvanını.
g) Yükleten tarafından bildirilmişse, gönderilenin adı ve soyadını veya ticaret unvanını.
h) Navlun sözleşmesine göre yükleme limanını ve taşıyanın eşyayı yükleme limanında
teslim aldığı tarihi.
i) Navlun sözleşmesine göre boşaltma limanını veya buna ilişkin talimat alınacak yeri.
j) Konişmentonun düzenlendiği yer ve tarihi.
k) Taşıyan veya onu temsilen hareket eden kişinin imzasını.
l) Navlunun gönderilen tarafından ödeneceğine dair kayıtları, ödenecekse bunun miktarını.
m) Navlun sözleşmesinde açıkça kararlaştırılmışsa, eşyanın boşaltma limanında teslim
olunacağı tarih ve süreyi.
n) Sorumluluk sınırlarını genişleten her şartı.
o) Taraflarca uygun görülen diğer kayıtları.
(2) Birinci fıkrada sayılan unsurlardan bir veya birkaçının konişmentoda bulunmaması
senedin hukuken konişmento sayılmasını engellemez; yeter ki, senet 1228 inci maddenin
birinci fıkrasında yazılı unsurları taşımakta olsun.
III- Hükümleri
1. Kıymetli evrak olma niteliği
a) Eşyanın yetkili konişmento hamiline teslimi
Madde 1230aa) Genel olarak
MADDE 1230- (1) Konişmentonun meşru hamili, eşyayı teslim almaya yetkilidir.
(2) Konişmento birden çok nüsha olarak düzenlenmişse, eşya, tek nüshanın meşru
hamiline teslim edilir.
Madde 1231bb) Birden çok konişmento hamilinin başvurusu
MADDE 1231- (1) Konişmentonun birden çok meşru hamili aynı zamanda başvurursa
kaptan, hepsinin istemini reddederek eşyayı umumi ambara veya başka güvenli bir yere tevdi
etmek ve bu şekilde hareket etmesinin sebeplerini de göstererek bunu anılan konişmento
hamillerine bildirmek zorundadır.
(2) Kaptan hareket tarzına ve sebeplerine ilişkin resmî bir senet düzenletmeye
yetkilidir; bu sebeple yapılan giderler hakkında 1201 inci madde uygulanır.
Madde 1232cc) Yükletenin talimatı
MADDE 1232- (1) Emre yazılı bir konişmento düzenlenmişse kaptan, yükletenin
eşyanın geri verilmesi veya teslimi hususundaki talimatını ancak kendisine konişmentonun
bütün nüshaları geri verildiği takdirde yerine getirir.
(2) Gemi varma limanına ulaşmadan, bir konişmento hamili eşyanın teslimini isterse,
aynı hüküm uygulanır.
(3) Kaptan bu hükümlere aykırı hareket ederse, taşıyan, konişmentonun meşru
hamiline karşı sorumlu kalmakta devam eder.
(4) Konişmento emre yazılı değilse, yükleten ve konişmentoda adı yazılı gönderilen
muvafakat ettikleri takdirde, konişmentonun hiçbir nüshası ibraz edilmese bile, eşya geri
verilir veya teslim olunur. Şu kadar ki, konişmentonun bütün nüshaları geri verilmiş değilse,
taşıyan bu yüzden doğabilecek zararlar için önce teminat gösterilmesini isteyebilir.
Madde 1233dd) Navlun sözleşmesinin umulmayan hâl yüzünden hükümden düşmesi
MADDE 1233- (1) Navlun sözleşmesinin, geminin varma limanına ulaşmasından
önce umulmayan bir hâl yüzünden 1209 ilâ 1227 nci maddeler gereğince kendiliğinden veya
feshedilmesi sonucunda hükümden düşmesi hâlinde de 1232 nci madde hükmü uygulanır.
b) Konişmentonun eşyayı temsili
Madde 1234aa) Genel olarak
MADDE 1234- (1) Eşya, kaptan veya taşıyanın diğer bir temsilcisi tarafından
taşınmak üzere teslim alınınca konişmentonun, konişmento gereğince eşyayı teslim almaya
yetkili olan kişiye teslimi, 1235 inci madde hükümleri saklı kalmak şartıyla, Türk Medenî
Kanununun 957 ve 980 inci maddelerinde yazılı hukuki sonuçları doğurur.
Madde 1235bb) Birden çok konişmento hamili
MADDE 1235- (1) Emre yazılı bir konişmento birden fazla nüsha hâlinde
düzenlenmişse, nüshalardan birinin hamili, konişmentonun teslimine 1234 üncü madde
gereğince bağlanan sonuçları, kendisi henüz teslim isteminde bulunmadan önce bir diğer
nüshaya dayanarak 1230 uncu madde uyarınca kaptandan eşyayı teslim almış olan kişi aleyhine
ileri süremez.
(2) Kaptan eşyayı henüz teslim etmeden birden çok konişmento hamili ona başvurup
ellerinde bulundurdukları konişmento nüshalarına dayanarak eşya üzerinde birbirine zıt haklar
ileri sürerlerse, konişmentonun birden çok nüshalarını çeşitli kişilere devretmiş olan ortak
ciranta tarafından eşyayı teslim almaya yetkili kılacak şekilde ilk önce ciro ve teslim edilmiş
olan nüshanın hamili diğerlerine tercih olunur. Ciro edilip de başka bir yere gönderilen
konişmento nüshası hakkında gönderme tarihi konişmento hamiline teslim tarihi hükmündedir.
Madde 1236cc) Konişmentonun geri verilmesi karşılığında eşyanın teslimi
MADDE 1236- (1) Eşya, ancak konişmento nüshasının, eşyanın teslim alındığına
ilişkin şerh düşülerek geri verilmesi karşılığında teslim edilir.
2. İspat işlevi
Madde 1237a) Hukuki ilişkiyi ispat
MADDE 1237- (1) Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde
konişmento esas alınır.
(2) Taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler navlun sözleşmesinin hükümlerine
bağlı kalır.
(3) Konişmentoda, yolculuk çarteri sözleşmesine gönderme varsa, konişmento
devredilirken çarter partinin bir suretinin de yeni hamile ibraz edilmesi gerekir. Bu takdirde
çarter partide yer alan hükümler, nitelikleri elverdiği ölçüde konişmento hamiline karşı da
ileri sürülebilir. Ancak, 1245 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi hükmü saklıdır.
Madde 1238b) Taşıyanı ispat
MADDE 1238- (1) Konişmentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan veya konişmento kendi
ad ve hesabına imzalanan kişi, taşıyan sayılır.
(2) Konişmentoda taşıyanın adı ve soyadı veya ticaret unvanı ile işletme merkezinin
gösterilmemiş olduğu veya açıkça anlaşılmadığı hâllerde, donatan, taşıyan sayılır; meğerki,
konişmento hamilinin açık istemi üzerine, donatan taşıyanın adı ve soyadını veya ticaret
unvanı ile işletme merkezini bildirerek bunu belgelendirmiş olsun.
(3) Kaptan veya taşıyanın diğer bir temsilcisi tarafından düzenlenen konişmentoda,
taşıyanın adı ve soyadı veya ticaret unvanı ile işletme merkezinin gösterilmemiş olduğu veya
açıkça anlaşılmadığı hâllerde, temsilci de ikinci fıkra uyarınca sorumlu tutulan donatan ile
birlikte taşıyan sayılır; meğerki, konişmento hamilinin açık istemi üzerine temsilci, taşıyanın
adı ve soyadını veya ticaret unvanı ile işletme merkezini bildirerek bunu belgelendirmiş olsun.
(4) Taşıyanın adı ve soyadı veya ticaret unvanı ile işletme merkezinin yanlış veya geç
bildirilmiş olması hâlinde, taşıyan, donatan veya taşıyanın temsilcisi, yanlış veya geç
bildirimden doğacak zararlardan müteselsilen sorumludurlar; bu takdirde 1188 inci maddede
öngörülen hak düşürücü süre taşıyanın adı ve soyadı veya ticaret unvanı ile işletme merkezi
doğru bildirilene kadar taşıyana yöneltilecek istemler hakkında işlemeye başlamaz.
c) Eşyanın genel olarak cinsini, işaretlerini, koli veya parça adedini, ağırlık ve
miktarını ispat
Madde 1239
MADDE 1239- (1) Konişmento eşyanın genel olarak cinsi, işaretleri, koli veya parça
adedi, ağırlık veya miktarı hakkında beyanları içerip de taşıyan, bu beyanların fiilen teslim
alınan veya yükleme konişmentosu düzenlenmiş olması hâlinde, fiilen yüklenen eşyayı doğru
ve tam olarak göstermediğini biliyor veya gösterdiğinden haklı sebeplerle şüphe ediyorsa
yahut bu beyanları kontrol etmek için yeterli imkâna sahip değilse, konişmentoya bu
beyanların gerçeğe uymadığını, şüphesini haklı gösteren sebepleri veya yeterli kontrol
imkânının bulunmadığını açıklayan bir çekince koymak zorundadır.
(2) Taşıyan, eşyanın haricen belli olan hâlini konişmentoda beyan etmeyi ihmal
ederse, konişmentoda eşyanın haricen iyi hâlde olduğuna dair beyanda bulunulmuş sayılır.
(3) Birinci fıkraya dayanarak konişmentoya hakkında çekince konulan beyanlar saklı
kalmak üzere, konişmento, taşıyanın eşyayı konişmentoda beyan edildiği gibi teslim aldığına veya
yükleme konişmentosu düzenlenmiş olduğu takdirde, yüklediğine karine oluşturur. Bu karinenin
aksi, konişmentoyu, içerdiği eşya tanımına güvenerek, gönderilen de dâhil olmak üzere, iyiniyetle
devralan üçüncü kişiye karşı ispatlanamaz; 1186 ncı maddenin dördüncü fıkrası saklıdır.
Madde 1240d) Navlunu ispat
MADDE 1240- (1) 1229 uncu maddenin birinci fıkrasının (l) bendi uyarınca navlunun
gönderilen tarafından ödeneceğine veya yükleme limanında gerçekleşip gönderilen tarafından
ödenecek olan sürastarya parasına ilişkin bir kaydı içermeyen konişmento, gönderilenin
navlun veya sürastarya parası ödemekle yükümlü olmadığına karine oluşturur. Bu karinenin
aksi, navlun veya sürastarya parası hakkında böyle bir kayıt içermeyen konişmentoyu,
gönderilen de dâhil olmak üzere, devralan üçüncü kişiye karşı ispatlanamaz.
(2) Navlun eşyanın ölçüsüne, sayısına veya tartısına göre kararlaştırılmış ve bunlar da
konişmentoda gösterilmiş olursa, konişmentoda aksine bir şart olmadıkça, navlun buna göre
belirlenir. 1239 uncu maddenin birinci fıkrası uyarınca yazılan şerh konişmentoda aksine bir
şart sayılmaz.
(3) Navlun için taşıma sözleşmesine yollama yapılırsa, bu yollamanın kapsamına
boşaltma süresi, sürastarya süresi ve sürastarya parası hakkındaki hükümler girmez.
Madde 1241e) Yükleten tarafından verilen garantiler
MADDE 1241- (1) Konişmentoya konulan eşya ile ilgili kayıtlar hakkında 1145 inci
madde uygulanır.
(2) Taşıyan veya onun bir temsilcisi tarafından konişmentonun, yükletenin
konişmentoya konulmak üzere bildirdiği kayıtlara veya eşyanın haricen belli olan hâl ve
niteliğine ilişkin bir çekince eklenmeksizin düzenlenmesi yüzünden taşıyanın uğrayacağı
zararı yükletenin tazmin edeceğine dair her taahhüt veya anlaşma, konişmentoyu, gönderilen
de dâhil olmak üzere, iyiniyetle iktisap eden bütün üçüncü kişilere karşı geçersizdir.
(3) Böyle bir taahhüt veya anlaşma, taraflar arasında geçerlidir; meğerki, taşıyan veya
onun bir temsilcisi, ikinci fıkrada belirtilen çekinceyi koymamak suretiyle, eşyanın
konişmentodaki tanımına güvenerek hareket eden, gönderilen de dâhil, üçüncü kişileri
aldatma amacı gütsün. Bu durumda, konişmentoya konulmayan çekince, yükleten tarafından
konişmentoya yazılmak üzere bildirilen kayıtlara ilişkinse, taşıyan, 1145 inci madde uyarınca
yükletenden tazminat isteyemez.
(4) Üçüncü fıkrada belirtilen aldatma kastının varlığı hâlinde taşıyan, konişmentodaki
kayıtlara güvenerek hareket eden, gönderilen de dâhil, üçüncü kişilere karşı, 1186 ncı
maddede öngörülen sorumluluk sınırlarından yararlanmaksızın sorumludur.
Madde 1242B) Diğer denizde taşıma senetleri
MADDE 1242- (1) Taşıyanın taşınacak eşyayı teslim aldığını göstermek üzere
düzenlediği konişmentodan başka her tür senet, taşıma sözleşmesinin yapılmış ve eşyanın
senette yazılı olduğu gibi taşıyan tarafından teslim alınmış olduğuna karine oluşturur; ancak
bu karinenin aksi ispatlanabilir.
YEDİNCİ AYIRIM
Emredici Hükümler
Madde 1243A) Genel olarak
MADDE 1243- (1) Bir navlun sözleşmesinde veya konişmentoda yahut diğer bir
denizde taşıma senedinde yer alıp da;
a) Taşıyanın borç ve sorumluluklarına ilişkin 1141, 1150, 1151 ve 1178 ilâ 1192 nci
maddeler,
b) Taşıtan ve yükletenin borç ve sorumluluklarına ilişkin 1145 ilâ 1149, 1165 ve 1208
inci maddeler,
c) Denizde taşıma senetlerine ilişkin 1228 ilâ 1242 nci maddeler,
hükümlerinden kaynaklanan borç ve sorumluluklar doğrudan veya dolaylı olarak
önceden kaldıran veya daraltan bütün kayıt ve şartlar geçersizdir.
(2) Sigortadan doğan hak ve alacakların taşıyana devredilmesi veya taşıyana buna
benzer menfaatler sağlanması ve kanunlarla düzenlenmiş bulunan ispat yükünün taşıyan
lehine tersine çevrilmesi sonucunu doğuran bütün kayıt ve şartlar birinci fıkra hükümlerine
tabidir.
(3) Sorumluluğu kaldıran veya daraltan kayıt ve şartların geçersizliği, navlun sözleşmesinin
veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin geri kalan hükümlerinin geçersizliği
sonucunu doğurmaz.
(4) Taşıyanın borçlarını ve sorumluluğunu genişleten veya ağırlaştıran kayıt ve şartlar
ise geçerlidir.
Madde 1244B) İstisnalar
MADDE 1244- (1) Aşağıda yazılı hâllerde 1243 üncü maddenin birinci fıkrası
uygulanmaz:
a) Navlun sözleşmesinin canlı hayvanlara veya 1151 inci maddenin üçüncü fıkrasının
birinci cümlesi uyarınca denizde taşıma senedinde güvertede taşınacağı yazılı olup da fiilen
böyle taşınan eşyaya ilişkin bulunması.
b) Mutat ticari taşıma işlerinden olmamakla beraber ticaretin olağan akışı içinde
yapılan eşya taşımasına ilişkin bulunup da eşyanın özel nitelikleri veya taşımanın özel
şartlarının haklı gösterdiği anlaşmalar; bu durumda taşıma senedinin bu anlaşmaları ve “emre
değildir” kaydını içermesi şarttır.
c) Taşıyana, eşyanın yüklenmesinden önce ve boşaltılmasından sonra düşen
yükümlülükler.
(2) 1243 üncü madde, konişmentoya, müşterek avaryaya ilişkin kayıtların konulmasına
engel değildir.
(3) Sorumluluğu önceden kaldıran veya daraltan kayıt ve şartlar hakkında Türk
Borçlar Kanununun emredici hükümleri saklıdır.
Madde 1245C) Yolculuk çarteri sözleşmesi
MADDE 1245- (1) Yolculuk çarteri sözleşmelerine 1243 üncü madde hükmü
uygulanmaz. Ancak, böyle bir sözleşmeye dayalı olarak konişmento düzenlenirse, taşıtan
olmayan konişmento hamili ile taşıyan arasındaki ilişkide 1243 üncü madde hükmü uygulanır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Zamanaşımı
Madde 1246A) Süre
MADDE 1246- (1) 1188 inci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, gemi kira
sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan
veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar.
(2) Bu süre, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Deniz Yoluyla Yolcu Taşıma Sözleşmesi
Madde 1247A) Tanımı
MADDE 1247- (1) Deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesi, yolcunun veya yolcu ve
bagajının deniz yolu ile taşınması için, taşıyan tarafından veya onun adına ve hesabına yapılan
sözleşmedir.
(2) Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri tarafından yapılan ticari yolcu taşıma
sözleşmelerine de bu Bölüm hükümleri uygulanır.
(3) Hava yastıklı araçlar ile yapılan yolcu taşıması bu Bölüm hükümlerine tabi
değildir.
Madde 1248B) Taşıyan ve fiilî taşıyan
MADDE 1248- (1) Taşıyan, taşıma ister bizzat onun tarafından, isterse bir başkası,
fiilî taşıyan, tarafından gerçekleştirilmiş olsun, taşıma sözleşmesini yapan veya taşıma
sözleşmesi adına ve hesabına yapılan kişidir.
(2) Fiilî taşıyan, taşıyandan farklı bir kişi olup, bir geminin maliki, kiracısı veya
işleteni olarak, taşımanın tamamını veya bir kısmını fiilen gerçekleştiren kişidir.
Madde 1249C) Yolcu
MADDE 1249- (1) Deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesine dayanarak veya bu
Bölüm hükümlerine tabi bulunmayan bir navlun sözleşmesinin konusu olan aracı veya canlı
hayvanları gözetmek üzere, taşıyanın onayı ile gemide taşınan kişiler yolcu sayılır.
(2) Sözleşmede, yolcunun adı yazılı ise yolcu, taşınma hakkını bir başkasına
devredemez.
Madde 1250D) Bagaj
MADDE 1250- (1) Canlı hayvanlar ve bir navlun sözleşmesine dayanılarak taşınan
eşya ile araçlar dışında, taşıyan tarafından, deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesi gereğince
taşınan eşya ve araçlar, bagaj kapsamındadır.
(2) Yolcunun kamarası içinde veya başka bir şekilde kendi zilyetliğinde,
hâkimiyetinde ya da gözetiminde bulundurduğu eşya, onun kabin bagajıdır. 1258 ve 1263
üncü maddelerin uygulaması hariç olmak üzere, yolcunun aracında bulundurduğu bagajı da
kabin bagajı sayılır.
(3) Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesi gereğince
yolcunun gemiye getirdiği bagaj için taşıma ücretinden başka bir ücret istenemez.
E) Yolcunun yükümlülükleri
Madde 1251I- Kaptanın talimatına uyma
MADDE 1251- (1) Yolcu, kaptanın, gemide düzenin sağlanmasına yönelik tüm
talimatına uymak zorundadır.
Madde 1252II- Bagaj hakkında doğru bilgi verme yükümlülüğü
MADDE 1252- (1) Yolcu, bagaj olarak gemiye getirdiği eşyanın cins ve niteliği ile
tehlikeleri hakkında doğru beyanda bulunmak zorundadır. Yolcu, beyanlarının doğru
olmamasından doğan zarardan taşıyana karşı sorumludur; bu yüzden zarar gören diğer kişilere
karşı ise, bagajın tehlikeli olması veya gemiye gizlice getirilmiş bulunması dışında kusuru
varsa sorumludur.
(2) Kaptan, kendisine eksik veya yanlış bilgi verilerek ya da gizlice gemiye getirilen
eşyayı her zaman ve herhangi bir yerde, gemiden çıkarmaya ve gerektiğinde denize atmaya da
yetkilidir.
(3) Kaptan, bagaj olarak gizlice gemiye getirilen eşyayı gemide alıkoyacak olursa,
yolcu bunlar için hareket limanında ve hareket zamanında bu gibi yolculuk ve eşya için alınan
en yüksek ücreti ödemekle yükümlüdür.
(4) Taşıyanın veya bu tür beyanları kabule yetkili diğer bir temsilcisinin bilgisi,
kaptanın bilgisi hükmündedir.
Madde 1253III- Gemiye zamanında gelmek
MADDE 1253- (1) Yolcu, yolculuk başlamadan önce hareket limanında veya
yolculuk devam ederken ara limanlarda gemiye zamanında gelmek zorundadır. Aksi takdirde,
yolcu, kaptan kendisini beklemeden yolculuğa başlamış veya devam etmiş olsa bile, taşıma
ücretinin tamamını ödemekle yükümlüdür. Ancak, yerine başka yolcu alınmış ise, bu tutar
taşıma ücretinden indirilir.
Madde 1254F) Taşıyanın hapis hakkı
MADDE 1254- (1) Taşıyan, deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesinden doğan bütün
alacakları için, Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca yolcuya ait
bagaj üzerinde hapis hakkına sahiptir.
Madde 1255G) Ölen yolcunun bagajı
MADDE 1255- (1) Yolcu, yolculuk sırasında ölürse, 915 inci madde hükmü uygulanır.
H) Yolcunun uğradığı zararlardan sorumluluk
Madde 1256I- Taşıyanın sorumluluğu
MADDE 1256- (1) Taşıyan, yolcunun gemi kazası yüzünden ölmesi veya
yaralanmasından doğan zarardan sorumludur. Taşıyanın sorumluluğu, zarar gören yolcu
başına her bir gemi kazası için 250.000 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır. Şu kadar ki, kazanın
savaş, terör, iç savaş, isyan veya istisnai nitelikte, kaçınılamaz ve engellenmesi mümkün
olmayan nitelikteki bir doğa olayından veya tamamıyla bir üçüncü kişinin onu meydana
getirmek kastıyla gerçekleştirdiği bir fiil veya ihmalinden kaynaklandığını ispatlayan taşıyan,
sorumluluktan kurtulur. Taşıyan kusurlu ise, yolcunun yukarıdaki miktarı aşan zararından da
sorumlu olur; kusurlu olmadığını ispat yükü taşıyana aittir.
(2) Taşıyan, yolcunun, gemi kazasından kaynaklanmayan ölüm ve yaralanmasının
sebep olduğu zarardan, bu zarara yol açan kazanın meydana gelmesinde kusuru varsa sorumlu
olur. Kusuru ispat yükü davacıya aittir.
(3) Kabin bagajının zıya veya hasara uğramasına yol açan kazanın gerçekleşmesinde
kusuru bulunan taşıyan, bu yüzden uğranılan zarardan sorumludur. Gemi kazasının sebep
olduğu zararlar bakımından, taşıyanın kusurunun bulunduğu varsayılır; bu karinenin aksi ispat
edilebilir.
(4) Taşıyan, kabin bagajı dışındaki bagajın zıya veya hasara uğramasından doğan
zarardan sorumludur, meğerki, zararın meydana gelmesine yol açan kazanın gerçekleşmesinde
kusurunun bulunmadığını ispat etmiş olsun.
(5) Bu maddenin uygulanmasında;
a) “Gemi kazası”, geminin enkaz hâline gelmesini, alabora olmasını, karaya
oturmasını, çatmayı, gemideki infilâkı, yangını ve arızayı ifade eder;
b) “Taşıyanın kusuru”, taşıyanın adamlarının görevlerini yerine getirdikleri sırada
işledikleri kusuru da kapsar;
c) “Gemideki arıza”, yolcuların gemiyi terkinde, tahliyesinde, gemiye binmeleri ve
inmelerinde; geminin yürütülmesinde, dümen tutulmasında, güvenli seyrüseferinde,
yanaşmasında, demirlemesinde, rıhtıma ve demirleme yerine varmasında veya buradan
ayrılmasında; gemiye su yürümesi hâlinde, zararın kontrolünde; can kurtarma araçlarının suya
indirilmesinde kullanılan gemi kısımlarının veya teçhizatının hiç veya gereği gibi çalışmaması
ya da denizde güvenlik kurallarına uygun olmaması anlamına gelir;
d) “Zarar”, cezalandırıcı veya caydırıcı nitelikteki tazminatı kapsamaz.
(6) Bu Bölümün uygulanmasında, “bagajın zıyaı veya hasarı”, gemide taşınmış veya
taşınmış olması gereken bagajın, iş hukuku uyuşmazlıklarından kaynaklanan gecikmeler
hariç, geminin varmasından itibaren uygun bir süre içinde yolcuya geri verilmemesinden
doğan malvarlığı zararını da içerir.
(7) Taşıyanın bu maddeye göre sorumluluğu, sadece taşıma sırasında meydana gelen
kazaların sebep olduğu zararlara ilişkindir. Zararı doğuran kazanın taşıma sırasında meydana
geldiğini ve zararın kapsamını ispat yükü, davacıya aittir.
(8) Bu Bölüm hükümleri, taşıyanın üçüncü kişilere karşı sahip olduğu rücu hakkı ile
ortak kusur def’ini ileri sürme ve sorumluluğun sınırlandırılması haklarını ihlal etmez.
(9) Bir taraf hakkında kusur karinelerinin varlığı veya ispat yükünün ona ait
bulunması, bu tarafın lehine olan delillerin dikkate alınmasını engellemez.
(10) Bu maddede öngörülen sorumlulukların üst sınırları hakkında 1262 ve 1263 üncü
madde hükümleri saklıdır.
Madde 1257II- Fiilî taşıyanın sorumluluğu
MADDE 1257- (1) Taşımanın tamamının veya bir kısmının yapılması, bir fiilî
taşıyana bırakılmış olsa bile, taşıyan taşımanın tamamından bu Bölüm hükümlerine göre
sorumlu kalmakta devam eder. Fiilî taşıyan da, taşımanın kendisi tarafından yapılan bölümü
için, bu Bölüm hükümlerine göre sorumludur.
(2) Taşıyan, taşımanın fiilî taşıyan tarafından yapıldığı hâllerde, fiilî taşıyanın kusurundan
ve onun adamlarının görevlerini yerine getirdikleri sırada işledikleri kusurdan sorumludur.
(3) Taşıyanın, kanunen kendisine yükletilmeyen bir borç veya yükümlülüğü üstlenmesi
veya ona tanınan bir haktan vazgeçmesi sonucunu doğuran özel anlaşmalar, açık ve yazılı bir
kabul olmadıkça, fiilî taşıyan hakkında hüküm ifade etmez.
(4) Taşıyan ile fiilî taşıyanın sorumlulukları, birlikte sorumlu oldukları takdirde ve
ölçüde müteselsildir.
(5) Bu madde hükümleri, taşıyan ile fiilî taşıyan arasındaki rücu ilişkisini etkilemez.
Madde 1258III- Taşıma süresi
MADDE 1258- (1) Bu Bölüm hükümlerinin uygulanmasında taşıma süresi;
a) Yolcu ve kabin bagajı bakımından, yolcunun bir yolcu salonunda, rıhtımda, iskelede
veya diğer herhangi bir liman tesisinde bulunduğu süre hariç, yolcunun veya kabin bagajının
gemide bulunduğu veya gemiye alındığı veya gemiden çıkartıldığı süreyi ya da ücretinin
taşıma ücreti kapsamında olması ya da kullanılan aracın taşıyan tarafından yolcunun emrine
verilmiş bulunması şartıyla, bunların karadan gemiye veya gemiden karaya götürülmeleri
amacıyla su üzerinde yapılan ek taşıma süresini,
b) Kabin bagajı bakımından, bagajın taşıyana veya adamlarına teslim edilmiş olup da
bunlar tarafından yolcuya henüz geri verilmemiş olması şartıyla, yolcunun bir yolcu
salonunda, rıhtımda, iskelede veya diğer herhangi bir liman tesisinde bulunduğu süreyi,
c) Diğer bagaj bakımından, taşıyan veya adamları tarafından kıyıda veya gemide
teslim alındıkları andan yolcuya teslim edildikleri ana kadar geçen süreyi,
kapsar.
Madde 1259IV- Zorunlu sigorta
MADDE 1259- (1) Onikiden fazla yolcu taşımak için ruhsat almış bir gemi ile yolcu
taşındığı takdirde, taşımanın tamamını veya bir kısmını üstlenen veya gerçekleştiren bütün
taşıyanlar, yolcuların ölümünden veya yaralanmalarından doğabilecek sorumluluklarına karşı
sigorta yaptırmakla yükümlüdürler. (Değişik cümle: 4/7/2024-7519/20 md.) Zorunlu sigorta
bedelinin sınırı her kaza için yolcu başına, uluslararası sefer yapabilmek için ruhsat almış bir
gemi ile yolcu taşındığı takdirde 250.000 Özel Çekme Hakkından, uluslararası sefer için
gerekli ruhsatı olmayan bir gemi ile yolcu taşındığı takdirde 100.000 Özel Çekme Hakkından
az olamaz.
(2) Birinci fıkradaki şartları yerine getirmeyen geminin yola çıkmasına izin verilmez.
Madde 1260V- Değerli eşya
MADDE 1260- (1) Taşıyan, yolcuya ait para, kıymetli evrak, altın, gümüş, mücevher,
sanat eseri, süs eşyası ve diğer değerli eşyanın zıyaından veya hasarından sorumlu değildir;
meğerki, bu tür eşya taşıyana saklaması için verilmiş olsun. Bu durumda taşıyan, 1264 üncü
maddenin birinci fıkrası uyarınca daha yüksek bir sorumluluk sınırı kararlaştırılmamışsa,
1263 üncü maddenin üçüncü fıkrasında öngörülen sınırlar içinde sorumlu olur.
Madde 1261VI- Birlikte kusur
MADDE 1261- (1) Taşıyan, ölümüne, yaralanmasına, bagajının zayi olmasına veya
hasara uğramasına yolcunun kastının veya ihmalinin sebebiyet verdiğini ya da bunda etkisinin
bulunduğunu ispat ederse, mahkeme, taşıyanın kısmen veya tamamen sorumlu olmadığına
karar verebilir.
Madde 1262VII- Bedensel zarardan doğan sorumluluğun sınırı
MADDE 1262- (1) Yolcunun ölümü veya yaralanmasından dolayı taşıyanın 1256 ncı
madde gereğince sorumluluğu, hiçbir hâlde, her olay için yolcu başına 400.000 Özel Çekme
Hakkını geçemez; 1256 ncı maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi hükmü saklıdır.
Tazminat, irat şeklinde belirlenirse, ödenecek tazminatın anapara değerinin toplamı bu miktarı
aşamaz.
Madde 1263VIII- Bagaj ve araçların zıyaı veya hasarından doğan sorumluluğun sınırı
MADDE 1263- (1) Kabin bagajının uğradığı zıya veya hasardan dolayı taşıyanın
sorumluluğu, hiçbir hâlde, her taşıma için yolcu başına 2.250 Özel Çekme Hakkını aşamaz.
(2) Araçlar ve içlerinde veya üzerlerinde taşınan her çeşit bagajın uğradığı zıya ve
hasardan dolayı taşıyanın sorumluluğu, hiçbir hâlde, her taşıma için araç başına 12.700 Özel
Çekme Hakkını aşamaz.
(3) Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilenler dışındaki bagajın zıyaı veya hasarından
dolayı taşıyanın sorumluluğu, hiçbir hâlde, her taşıma için yolcu başına 3.375 Özel Çekme
Hakkını aşamaz.
(4) Taşıyan ve yolcu, taşıyanın sorumluluğuna, zararın tamamından indirilmek üzere
aracın uğrayacağı zıya veya hasar için 330 Özel Çekme Hakkı, diğer bagajın uğrayacağı zıya
veya hasar için de yolcu başına 149 Özel Çekme Hakkını aşmayacak bir muafiyetin
uygulanması hususunda anlaşabilirler.
Madde 1264IX- Sorumluluk sınırlarına ilişkin ortak hükümler
MADDE 1264- (1) Taşıyan ve yolcu, 1262 ve 1263 üncü maddelerde öngörülenden
daha yüksek sorumluluk sınırlarını aralarında açıkça ve yazılı olarak kararlaştırabilirler.
(2) 1262 ve 1263 üncü maddelerdeki sorumluluk sınırlarına, faiz alacakları ve
yargılama giderleri dâhil değildir.
Madde 1265X- Taşıyanın adamlarının savunmaları ve sorumluluk sınırları
MADDE 1265- (1) Taşıyanın veya fiilî taşıyanın adamları aleyhine bu Bölümde
düzenlenen zararlar dolayısıyla dava açılmışsa, bu kişiler, zararın görevlerini yerine
getirdikleri sırada meydana gelmiş olduğunu ispatlamak şartıyla, taşıyana ve fiilî taşıyana bu
Bölümde tanınan savunma imkânlarından ve sorumluluk sınırlarından yararlanabilirler.
Madde 1266XI- İstemlerin birleşmesi
MADDE 1266- (1) 1262 ve 1263 üncü maddelerde öngörülen sorumluluk sınırları,
yolcunun ölümü veya yaralanmasından yahut bagajının zıyaı veya hasarından kaynaklanan
bütün tazminat istemlerinin toplamına uygulanır.
(2) Bir fiilî taşıyan tarafından gerçekleştirilen taşımada, taşıyandan ve fiilî taşıyandan
ve bunların görevleri dâhilinde hareket eden adamlarından alınacak tazminatların toplamı, bu
Bölüm hükümlerine göre taşıyanın veya fiilî taşıyanın mahkûm edilebileceği en yüksek tutarı
aşamaz; şu kadar ki, bu kişilerden hiçbiri kendisine uygulanacak sorumluluk sınırını aşan bir
tutardan sorumlu tutulamaz.
(3) Taşıyanın veya fiilî taşıyanın adamlarının, 1265 inci maddeye göre 1262 ve 1263
üncü maddelerde öngörülen sorumluluk sınırlarından yararlandıkları bütün durumlarda,
taşıyandan ve yerine göre fiilî taşıyandan ve bunların adamlarından alınacak tazminatların
toplamı bu sınırları aşamaz.
Madde 1267XII - Sorumluluğu sınırlandırma hakkının kaybı
MADDE 1267- (1) Zarara, böyle bir zarara sebep olmak kastıyla veya pervasızca bir
davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinci ile işlenmiş bir fiilinin
veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyan, 1262 ve 1263 üncü maddelerle 1264
üncü maddenin birinci fıkrasında öngörülen sorumluluk sınırlarından yararlanamaz.
(2) Zarara, böyle bir zarara sebep olmak kastıyla veya pervasızca bir davranışla ve
böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinci ile işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin
sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyanın veya fiilî taşıyanın adamları, birinci fıkrada belirtilen
sorumluluk sınırlarından yararlanamaz.
Madde 1268XIII- İstemlerin dayanağı
MADDE 1268- (1) Yolcunun ölümünden, yaralanmasından, bagajının zıyaı veya
hasarından dolayı, taşıyana veya fiilî taşıyana karşı, yalnızca bu Bölüm hükümleri uyarınca
tazminat davası açılabilir.
Madde 1269XIV- Bagajın zıyaı veya hasara uğradığının bildirimi
MADDE 1269- (1) Yolcu, bagajın zıyaı veya hasarını;
a) Haricen belli ise, kabin bagajının indirilmesinden önce veya indirilirken, diğer
bagajın tesliminden önce veya teslimi sırasında,
b) Haricen belli değilse, bagajın indirilmesinden veya tesliminden ya da teslim
edilmesi gereken tarihten itibaren onbeş gün içinde,
taşıyana veya temsilcisine yazılı olarak bildirir.
(2) Yolcu bu bildirimi yapmamışsa, aksi ispat edilene kadar, bagajı iyi hâlde aldığı
kabul edilir.
(3) Bagajın durumu, teslimi sırasında bir ortak inceleme veya tespit işlemine konu
olmuşsa, yazılı bildirime gerek yoktur.
Madde 1270XV- Zamanaşımı
MADDE 1270- (1) Yolcunun ölümünden ve bedensel zararından ilgilisi lehine doğan
bütün tazminat istemleri on yılda zamanaşımına uğrar.
(2) Yolcu taşıma sözleşmesinden doğan, bagajın zıyaa veya hasara uğramasından doğan
alacaklar dâhil olmak üzere, diğer bütün alacaklar, iki yılda zamanaşımına uğrar. Bu süre;
a) Bagajın zıyaı veya hasarı hâlinde, hangisi daha sonra vukubulmuş ise yolcunun
gemiden indiği veya inmesi gereken tarihten,
b) Diğer bütün alacaklarda muaccel oldukları tarihten,
itibaren işlemeye başlar.
(3) Birinci ile ikinci fıkralarda belirlenen zamanaşımı süreleri, tazminat istemi
doğduktan sonra, taşıyanın yazılı beyanı veya tarafların yazılı anlaşmasıyla uzatılabilir.
Madde 1271XVI- Emredici hükümler
MADDE 1271- (1) Yolcunun ölümü veya yaralanması sonucunu doğuran olaydan
veya bagajın zıyaa veya hasara uğramasından önce yapılmış olan sözleşmelerde yer alan, bu
Bölüm hükümlerine göre sorumlu herhangi bir kişinin sorumluluğunu kaldıran veya 1263
üncü maddenin dördüncü fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, bu Bölümde öngörülen
sorumluluk sınırlarını indiren veya taşıyana veya fiilî taşıyana düşen ispat yükünün yerini
değiştiren her şart hükümsüzdür. Şartın hükümsüzlüğü, taşıma sözleşmesinin geçersizliği
sonucunu doğurmaz.
(2) Tazminat istemi doğmadan önce yapılan yetki ve tahkim sözleşmeleri geçerli değildir.
BEŞİNCİ KISIM
Deniz Kazaları
BİRİNCİ BÖLÜM
Müşterek Avarya
A) Genel hükümler
Madde 1272I- Tanım
MADDE 1272- (1) Ortak bir deniz sergüzeştine atılmış olan gemiyi, yükü, diğer
eşyayı ve navlunu birlikte tehdit eden bir tehlikeden onları korumak amacıyla ve makul bir
hareket tarzı oluşturacak şekilde, bile bile olağanüstü bir fedakârlık yapılması veya olağanüstü
bir gidere katlanılması hâlinde “müşterek avarya hareketi” var sayılır ve bu hareketin
doğrudan doğruya sonucu olan zarar ve giderler müşterek avarya olarak kabul edilir.
(2) Müşterek avaryadan sayılacak bir giderin yapılmaması için göze alınan her fazla
gider de, başka ilgililer bu fazla giderlerden faydalansalar bile, önlenmiş olan giderin tutarına
kadar, müşterek avarya garamesine girer.
(3) Müşterek avarya garamesine giren zarar ve giderler gemi, yük, navlun ve diğer
eşya arasında bu Bölüm hükümlerine göre paylaşılır.
Madde 1273II- Uygulanacak kurallar
MADDE 1273- (1) Taraflarca başka bir husus kararlaştırılmamış olduğu takdirde,
müşterek avarya garamesi, Milletlerarası Denizcilik Komitesi tarafından hazırlanarak, bu madde
hükmüne göre Türkçe’ye çevrilip yayımlanmış olan en son tarihli York-Anvers Kurallarına
tabidir.
(2) York-Anvers Kurallarının çevirisi, Sigortacılık Genel Müdürlüğü ile Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından kurulacak bir ihtisas komitesince hazırlanır ve
çevrilen orijinal metin ile birlikte Resmî Gazetede yayımlanarak ilan edilir. Milletlerarası
Denizcilik Komitesi tarafından, York-Anvers Kurallarında yapılacak değişiklikler de aynı
yöntemle Türkçe’ye çevrilip ilgili müsteşarlıklarca resen veya gerçek ve tüzel kişilerin
başvurusu üzerine yayımlanır.
B) Borçlular ve teminat
Madde 1274I- Garame paylarının borçluları
MADDE 1274- (1) Müşterek avarya garame paylarının kişisel borçluları, garameye
girecek olan geminin müşterek avarya hareketinin meydana geldiği andaki donatanı, navlunun
boşaltma tarihindeki alacaklısı ve diğer eşyanın boşaltma tarihindeki malikidir.
(2) Garameye girecek eşyanın gönderileni, eşyayı teslim alırken bunlara bir garame payı
düşmüş olduğunu biliyor ise, bu pay için eşya teslim edilmiş olmasaydı o eşyanın paraya
çevrilmesi hâlinde garame payı ne oranda ödenecek idiyse o oranda eşyanın teslim zamanındaki
değerine kadar şahsen sorumludur.
II- Alacaklıların rehin hakları
Madde 12751. Genel olarak
MADDE 1275- (1) Alacaklılar, gemi üzerinde gemi alacaklısı hakkına, garameye
girecek eşya üzerinde Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca hapis
hakkına ve navlun üzerinde aynı Kanunun 954 ilâ 961 inci maddeleri uyarınca alacak rehnine
sahiptirler.
Madde 12762. Gemiye düşen garame payı için teminat
MADDE 1276- (1) Geminin 1279 uncu maddeye göre zararın tespiti ve paylaştırılması
gereken limandan ayrılabilmesi için, gemiye düşen garame paylarına karşılık olarak yükle
ilgililere teminat gösterilmesi zorunludur.
Madde 12773. Hapis hakkının kullanılması
MADDE 1277- (1) Kaptan, garame payları ödenmedikçe veya 1201 inci madde
gereğince, bunlar için teminat gösterilmedikçe garameye iştirak edecek eşyayı teslim edemez;
ederse kendisi de bu paylardan şahsen sorumlu tutulur.
(2) Kaptanın hareket tarzını donatan emretmişse 1089 uncu maddenin ikinci ve üçüncü
fıkraları uygulanır.
(3) Alacaklıların garameye giren eşya üzerindeki hapis hakkı, alacaklılar adına taşıyan
tarafından 1201 inci madde hükümlerine göre kullanılır.
C) Dispeç
I - Genel olarak
Madde 12781. Yaptırma yükümlülüğü
MADDE 1278- (1) Donatan gecikmeksizin dispeçi yaptırmakla yükümlüdür; bu
yükümlülüğünü yerine getirmezse ilgililerin her birine karşı sorumlu olur.
(2) Dispeç süresinde yaptırılmazsa, sigortacı da dâhil olmak üzere, ilgililerden
herhangi biri bunun yapılmasını istemeye ve yaptırmaya yetkilidir.
(3) Dispeçin yapılması istemi, olayın müşterek avarya sayılmayacağı ileri sürülerek
dispeççi tarafından reddedilirse, dispeçin yapılmasının gerekip gerekmediğine, sigortacı da
dâhil olmak üzere, ilgililerden herhangi birinin başvurması üzerine 1279 uncu maddede yazılı
yerdeki mahkemece karar verilir. Mahkeme dosya üzerinde veya sigortacı da dâhil olmak
üzere ilgilileri dinleyerek bu hususta karar verir. Bu hâlde basit yargılama usulü uygulanır.
Madde 12792. Yapılacağı yer
MADDE 1279- (1) Zararın tespiti ve paylaştırılması varma yerinde, eğer buraya
varılmazsa yolculuğun bittiği limanda yapılır.
Madde 12803. Dispeççi
MADDE 1280- (1) Dispeç, ilgililerin oybirliğiyle atayacakları bir veya birden fazla
dispeççi tarafından yapılır. Oybirliği sağlanamazsa, dispeççiyi veya dispeççileri, dispeçin
yapılacağı yer mahkemesi atar.
(2) İlgililerden her biri dispeçin yapılması için gereken ve elinde bulunan belgeleri,
özellikle çarter partileri, konişmento ve faturaları, dispeççiye vermekle yükümlüdür.
(3) Dispeççinin istemi üzerine mahkeme, ellerinde bulunan ve kanunen ibrazla
yükümlü oldukları belgeleri dispeççiye teslim etmelerini, onları elinde bulunduranlara
emreder.
(4) Dispeççi, ilgililerin dispeçi incelemelerine izin ve istemleri üzerine giderlerini
ödemeleri şartıyla, bir örnek vermekle yükümlüdür.
II- Dispeçin onaylanmasını isteme hakkı ve dispeçe itiraz
Madde 12811. Duruşma
MADDE 1281- (1) Sigortacılar dâhil olmak üzere ilgililer, 1279 uncu maddede yazılı
yerdeki mahkemeden dispeçin onaylanmasını isteyebilecekleri gibi avarya türüne veya
hesaplarına itiraz da edebilirler.
(2) Dilekçede duruşmaya çağrılacak olan ilgililerin ad ve soyadları bildirilir.
(3) Dilekçe üzerine mahkeme, dispeççiden, dispeç ile istemleri ispatlayan belgeleri
ister; bu belgelerin tamamlanmasına gerek görülürse, ibrazını onları elinde bulunduranlara
emreder.
(4) İlgililerin hepsi duruşmaya çağrılır. Çağrıda, dispeç ile istemleri ispatlayan
belgelerin mahkeme kaleminde incelenebileceği ve çağrılanın daha önce de dispeçe karşı
mahkemede itirazda bulunabileceği, belirli günde gelmediği takdirde dispeçe onay vermiş
sayılacağı yazılır. Çağrının duruşma gününden en az onbeş gün önce ilgililere tebliğ edilmesi
gerekir.
(5) Dispeç raporuna itirazın, en geç ilk celsede, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak
şekilde açık ve etraflı olarak yapılması zorunludur. Haklı sebepler dolayısıyla bu mümkün
olmazsa, hâkim ilgiliye itirazını bildirmek üzere bir defalık uygun bir süre verir. İlk oturumda
veya en geç hâkim tarafından verilecek süre içinde gereği gibi açık ve ayrıntılı şekilde
bildirilmemiş olan itiraz yapılmamış sayılır.
Madde 12822. Dispeçin onaylanması
MADDE 1282- (1) Belirlenen günde hazır bulunanlarla duruşma yapılır. Dispeçe
karşı, duruşmada veya daha önce bir itiraz yapılmamış olduğu takdirde dispeç onaylanır.
İtiraz yapılmışsa ilgililer dinlenir. İtirazın yerinde olduğu görülür veya başka surette bir
anlaşmaya varılırsa dispeç buna göre düzeltilerek onaylanır.
(2) İtirazın hemen karara bağlanması imkânının bulunmaması hâlinde, dispeç
raporunun itirazın kapsamı dışında kalan kısımları, ayrı bir kararla onaylanır ve itiraz edilen
kısım hakkında duruşmaya devam olunur.
Madde 12833. Uygulanacak usul hükümleri
MADDE 1283- (1) 1281 ve 1282 nci madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla,
dispeçin onaylanmasında ve itirazların incelenmesinde basit yargılama usulü hükümleri
uygulanır.
Madde 12844. Dispeç raporunun onaylanması hakkındaki kararın hükmü
MADDE 1284- (1) Dispeç raporunun onaylanması hakkındaki kararın kesinleşmesiyle
bu karar, raporda gösterilen alacakların ödetilmesi için verilmiş bir ilam niteliğini kazanır. Şu
kadar ki, itiraza uğramamış bir raporun onaylanması kararı kesinleşmeden önce de bu niteliğe
sahiptir.
(2) Raporun onayına ait ilam, onay istemi üzerine yapılan duruşmaya usulüne göre
çağrılmış olmayan ilgililer aleyhine hiçbir sonuç doğurmaz.
Madde 1285D) Zamanaşımı
MADDE 1285- (1) Müşterek avarya garame payı alacakları bir yılda zamanaşımına
uğrar.
(2) Zamanaşımı, geminin 1279 uncu maddede belirtilen yere vardığı tarihten itibaren
işlemeye başlar.
İKİNCİ BÖLÜM
Çatma
Madde 1286A) Uygulama alanı
MADDE 1286- (1) Bu Bölüm hükümleri, iki veya daha çok geminin çarpışması
“çatma” sonucu gemilere ve gemilerde bulunan insanlara veya eşyaya verilen zararın tazmini
hakkında uygulanır.
(2) Geminin, bir manevrayı yapmak veya yapmamak yahut seyir kurallarına uymamak
suretiyle başka bir gemiye veya gemide bulunan insanlara veya eşyaya çatma olmaksızın
zarar vermesi hâlinde de, çatma hakkındaki hükümler uygulanır.
Madde 1287B) Kusursuz çatma
MADDE 1287- (1) Çatma, umulmayan bir hâl veya mücbir sebep yüzünden meydana
gelmiş veya neden ileri geldiği anlaşılamamışsa, çarpışan gemilerin veya gemilerde bulunan
insanların yahut eşyanın çatma yüzünden uğradıkları zarara, o zarara uğrayan kişi katlanır.
(2) Birinci fıkrada sayılan hâller gemilerin hepsi veya onlardan biri, kaza anında
demirdeyken meydana gelirse birinci fıkra hükmü uygulanır.
C) Kusurlu çatma
Madde 1288I- Bir tarafın kusuru
MADDE 1288- (1) Çatma, gemilerden birinin donatanının veya gemi adamlarının
kusurundan ileri gelmişse, zararı o geminin donatanı tazmin etmek zorundadır.
II- Ortak kusur
Madde 12891. Eşya zararı
MADDE 1289- (1) Çatma, çarpışan gemilerin donatanlarının veya gemi adamlarının
kusurlarından ileri gelmişse, bu gemilerin donatanları, çatma yüzünden gemilerin veya
gemide bulunan eşyanın uğradıkları zarardan kusurlarının ağırlığı oranında sorumludur.
Bununla beraber, duruma göre, bu oranın saptanması mümkün olmaz veya tarafların aynı
derecede kusurlu olduğu ortaya çıkarsa, taraflar eşit oranda sorumlu tutulurlar. Bu tazminat
istemleri bakımından, donatanların üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu müteselsil değildir.
(2) Çatma, gemi adamlarının geminin sevkine veya başkaca teknik yönetimine ait bir
hareketinin sonucu olduğu takdirde, donatan, kendi gemisinde taşınan yükün ilgililerine karşı
1062 nci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 1180 inci maddenin birinci fıkrasının
birinci cümlesi hükümleri uyarınca sorumlu olmaz. Bu sorumsuzluk hâli sebebiyle kendi
donatanından tazminat elde edemeyen yük ilgilisi, söz konusu zarar için diğer kusurlu
donatanların birinden yabancı bir hukuka göre tazminat alırsa, bu ödemeyi yapan donatanın
fazladan ödemek zorunda kaldığı kısım için sorumsuzluk hâlinden yararlanan donatana rücu
etmesi hâlinde, kendisine rücu edilen donatan, o yük ilgilisine aynı oranda rücu hakkına sahiptir.
Madde 12902. Bedensel zarar
MADDE 1290- (1) Çatma, çarpışan gemilerin donatanlarının veya gemi adamlarının
kusurlarından ileri gelmişse, bu gemilerin donatanları, gemilerde bulunan kişilerin çatma
yüzünden ölümünden veya yaralanmasından yahut sağlığının bozulmasından doğan zararlardan
müteselsilen sorumludur. Bununla beraber, duruma göre bu oranın tespiti mümkün olmaz veya
tarafların aynı derecede kusurlu olduğu ortaya çıkarsa, taraflar eşit oranda sorumlu olurlar.
(2) Donatanların birbirine rücuunda, her donatan, kusurunun ağırlığı oranında sorumludur.
Madde 1291III - Kılavuzun kusuru
MADDE 1291- (1) Gemi, zorunlu danışman kılavuz veya isteğe bağlı kılavuz
tarafından sevk edilirken onun kusurundan ileri gelen çatmadan geminin donatanı sorumludur.
(2) Gemi zorunlu sevk kılavuzu tarafından sevk edilirken onun kusurundan ileri gelen
çatmadan geminin donatanı sorumlu değildir.
Madde 1292D) Dava öncesi delil tespiti
MADDE 1292- (1) Dava öncesi yaptırılacak delil tespitlerinde, çatmanın meydana
geldiği yerde deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, bulunmadığı
takdirde asliye ticaret mahkemesi, o da yoksa ticaret davalarına bakmakla görevli asliye
hukuk mahkemesi yetkilidir.
(2) Çatmaya karışan her geminin kaptanı veya onun temsilcisine tespit yapılacağı bildirilir.
(3) Tespit raporunda, çatmaya karışan gemilerin kusur oranları belirtilmez.
Madde 1293E) Şekil şartı yokluğu
MADDE 1293- (1) Çatma sonucu uğranılan zararın tazmini için açılacak davalar
öncesinde bir ihtar düzenlenmesine veya başkaca bir şekil şartının yerine getirilmesine gerek
yoktur.
Madde 1294F) Karine yokluğu
MADDE 1294- (1) Çatmada kusurun saptanmasında herhangi bir karine dikkate
alınmaz.
Madde 1295G) Kaptanın yardım görevi ve yerine getirilmemesinden donatanın sorumsuzluğu
MADDE 1295- (1) Bir çatmadan sonra her geminin kaptanı, kendi gemisini, gemi
adamlarını ve yolcularını ciddi bir tehlikeye atmadan mümkün olması şartıyla, diğer gemiye,
gemi adamlarına ve yolculara yardımla yükümlüdür.
(2) Ayrıca kaptan, mümkünse, diğer gemiye kendi gemisinin adını, bağlama limanını,
geldiği ve gideceği limanları bildirmekle yükümlüdür.
(3) Kaptanın, sadece bu maddede öngörülen yükümlülüğünü ihlal etmesinden dolayı
donatan sorumlu olmaz.
Madde 1296H) Saklı tutulan hükümler
MADDE 1296- (1) Donatanın sorumluluğunun sınırlandırılmasına ilişkin hükümler
saklıdır. Bu Bölümde yer alan hükümler, taşıma sözleşmelerinden ve diğer her türlü
sözleşmelerden doğan borçları etkilemez.
Madde 1297İ) Zamanaşımı
MADDE 1297- (1) Çatmaya dayanan her türlü tazminat istemi, çatmanın meydana
geldiği günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.
(2) 1289 uncu maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesine veya 1290 ıncı maddenin
ikinci fıkrasına göre, donatanların birbirine karşı olan rücu hakları, ödemenin yapıldığı
tarihten başlayarak bir yıl içinde zamanaşımına uğrar.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kurtarma
A) Eşya kurtarma
Madde 1298I- Kurtarma faaliyeti
MADDE 1298- (1) Seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış bulunan su aracı
veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan her fiil veya hareket, kurtarma faaliyeti oluşturur
ve onun hakkında bu Bölüm hükümleri uygulanır.
(2) “Su aracı” teriminin kapsamına, her türlü gemi ve seyrüsefere elverişli yapı girer;
“eşya” terimi ise, kıyıya sürekli ve iradi olarak sabitlenmiş olmayan her türlü şey ile hak
kazanılmış olmayan navlun alacağını ifade eder.
(3) “Eşya” terimine;
a) Deniz yataklarındaki mineral kaynakların keşfi, çıkartılması veya işlenmesi
amacıyla kullanıldıkları sürece sabit veya yüzer platformlar ile açık deniz sondaj birimleri,
b) Deniz yatağında bulunan prehistorik, arkeolojik veya tarihi değeri olan kültür
eserleri,
girmez.
(4) “Kurtarma faaliyeti” terimine;
a) Su aracının malikinin veya kaptanının yahut araçta bulunmayan ve bulunmuş
olmayan eşyanın malikinin açık ve makul olarak karşı koymasına rağmen yürütülen faaliyetler,
b) Tehlike altında bulunan araçta çalıştırılan kişiler tarafından yürütülen faaliyetler,
c) Tehlike doğmadan önce kurulmuş bir sözleşmenin ifası amacıyla yapılan veya
yapılması gereken hizmetler,
girmez.
Madde 1299II- Diğer hâller
MADDE 1299- (1) Bu Bölüm hükümleri;
a) Kurtaranın, mevzuat gereğince kurtarma yükümlüğünün bulunması,
b) Kurtarma faaliyetinde bulunan aracın, kurtarılan araçla aynı malike ait olması,
hâllerinde de uygulanır.
III- Kurtarma sözleşmesi
Madde 13001. Sözleşme yapma yetkisi
MADDE 1300- (1) Kaptan, aracın kurtarılması için malik adına kurtarma sözleşmesi
yapmaya yetkilidir. Bu yetkinin kapsamına, yetkili mahkemeyi veya tahkimi kararlaştırmak
da girer.
(2) Aracın maliki ve kaptanı, araçta bulunan şeylerin malikleri adına kurtarma
sözleşmesi yapmaya yetkilidir. Bu yetkinin kapsamına, yetkili mahkemeyi veya tahkimi
kararlaştırmak da girer.
Madde 13012. Sözleşmenin uyarlanması veya iptali
MADDE 1301- (1) Kurtarma sözleşmesi, yanlış yönlendirme veya tehlikenin etkisi
altında yapılmış ve kabul edilen şartlar hak ve nasafet ilkelerine aykırı bulunmuş yahut
kurtarma ücreti, yapılan hizmetlerle aşırı derecede oransız bulunmuşsa, istem üzerine
sözleşme mahkeme tarafından mevcut şartlara uyarlanabilir yahut iptal olunabilir.
Madde 13023. Emredici hükümler
MADDE 1302- (1) Bu Bölüm hükümleri, bir kurtarma sözleşmesi ile açıkça veya
zımnen değiştirilebilir.
(2) Kurtarma sözleşmesinin uyarlanması veya iptali hakkındaki hükümler ile, çevre
zararının önlenmesi ve sınırlandırılması için gerekli özeni gösterme yükümlülüğüne ilişkin
düzenlemeler sözleşmeyle değiştirilemez.
Madde 1303IV- Tarafların yükümlülükleri
MADDE 1303- (1) Kurtaran, tehlike altındaki aracın veya diğer eşyanın malikine
karşı;
a) Kurtarma faaliyetini gerekli özenle yerine getirmekle,
b) Bu yükümlülüğünü yerine getirirken, çevre zararının önlenmesi ve sınırlandırılması
için gerekli olan özeni göstermekle,
c) Hâlin gereğine göre makul bir hareket tarzı sayılabileceği ölçüde başka
kurtaranlardan yardım istemekle,
d) İstemin makul olmadığı anlaşıldığı takdirde, alacağı kurtarma ücretinin miktarını
değiştirmemek kaydıyla, tehlike altındaki aracın maliki veya kaptanı ya da eşyanın maliki
tarafından makul olarak istenmesi hâlinde başka kurtaranların müdahalesini kabul etmekle,
yükümlüdür.
(2) Tehlike altındaki aracın maliki ve kaptanı veya diğer eşyanın maliki, kurtarana
karşı;
a) Kurtarma faaliyeti sırasında, kurtaranla her bakımdan işbirliği yapmakla,
b) Bu yükümlülüğü yerine getirirken, çevre zararının önlenmesi ve sınırlandırılması
için gerekli özeni göstermekle,
c) Kurtaran makul bir istemde bulunduğunda, emniyet altına alınmış olan aracı veya
diğer eşyayı, teslim almakla,
yükümlüdür.
(3) Bu Bölüm hükümlerinin uygulanmasında “çevre zararı”; kirlenme, bulaşma,
yangın, patlama veya benzeri önemli olayların, kıyı sularında ve ona bitişik bölgelerde insan
sağlığına veya deniz canlılarına ya da kaynaklarına verdiği ağır maddi zararı ifade eder.
V- Kurtaranın hakları
1. Kurtarma ücreti
Madde 1304a) İlkeler
MADDE 1304- (1) Faydalı bir sonuç vermiş olan her türlü kurtarma faaliyeti,
kurtarma ücreti istemine hak kazandırır.
(2) Bu Bölümde aksi yazılı olmadıkça, faydalı sonuç vermeyen kurtarma faaliyeti için
kurtarma ücretini isteme hakkı doğmaz.
(3) Kurtarma ücreti, kurtarılan eşyanın kurtarılma sonrasındaki değerini geçemez. Bu
kuralın uygulanmasında, ödenmesi gerekebilecek faiz ve yargılama giderleri dikkate alınmaz.
Madde 1305b) Ücretin belirlenmesi
MADDE 1305- (1) Kurtarma ücreti taraflarca belirlenmemişse veya kararlaştırılan
ücretin 1301 inci maddeye göre mahkeme tarafından mevcut şartlara uyarlanması istenmişse,
ücret, kurtarma faaliyetini özendirecek bir anlayışla, sıralama dikkate alınmaksızın aşağıdaki
kıstaslar gözetilerek belirlenir:
a) Aracın ve diğer eşyanın kurtarıldıktan sonraki değeri.
b) Çevre zararının önlenmesi veya sınırlandırılması için kurtaranın gösterdiği çaba ve
beceri.
c) Kurtaran tarafından elde edilen başarının derecesi.
d) Kurtarılan aracın ve içindeki insanların ve eşyanın karşılaştıkları tehlike ile
kurtarmaya katılmış olanların kendileri ve araçları için göze aldıkları tehlikenin niteliği ve
büyüklüğü.
e) Aracın, diğer eşyanın ve insan hayatının kurtarılması için kurtaranın gösterdiği çaba
ve beceri.
f) Kurtaranın harcadığı zaman, yaptığı giderler ve uğradığı zarar.
g) Kurtaranın yüklendiği sorumluluk rizikosu ve kurtaran ile teçhizatının uğradığı
diğer rizikolar.
h) Verilen hizmetlerin ne kadar çabuk sağlandığı.
i) Kurtarma faaliyetine ayrılmış araçların ve diğer teçhizatın kullanıma hazır
bulundurulmuş ve fiilen kullanılmış olması.
j) Kurtaranın teçhizatının, kurtarmaya hazır olması, etkinliği ile değeri.
(2) Resmî kurumların giderleri ve harçları ile kurtarılan şeyler için ödenmesi gereken
gümrük resimleri ve diğer resimlerle bu şeylerin saklanması, korunması, değerlerinin
biçilmesi ve satılması amaçlarıyla yapılan giderler, kurtarma ücretine girmez.
(3) Kurtarma ücreti para olarak saptanır. Aksi kararlaştırılmadıkça ücret, kurtarılan
şeylerin değerlerinin bir yüzdesi olarak belirlenemez.
Madde 1306c) Borçlular
MADDE 1306- (1) Kurtarma ücretinin borçluları, kurtarılan aracın ve diğer eşyanın
kurtarma faaliyetinin tamamlandığı andaki malikleridir.
(2) Kurtarma ücreti, kurtarılan aracın maliki ve diğer eşyanın malikleri arasında
kurtarılan değerler oranında paylaşılır. Kurtarma ücretinin borçluları arasında teselsül yoktur.
Madde 1307d) Gönderilenin sorumluluğu
MADDE 1307- (1) Gönderilen, eşyayı teslim alırken onlar için kurtarma ücreti
ödeneceğini biliyor ise, eşya teslim edilmiş olmasaydı, bunların paraya çevrilmesi hâlinde
ücret ne oranda ödenecek idiyse o oranda ücret alacaklılarına karşı şahsen sorumlu tutulur.
(2) Teslim edilen eşyayla birlikte başka şeyler de kurtarılmış olursa, gönderilenin
sorumluluğu, giderlerin bütün şeyler arasında pay edilmesi hâlinde teslim edilen eşyaya
düşecek miktarı geçemez.
e) Ücretin paylaştırılması
Madde 1308aa) Tek ücret
MADDE 1308- (1) Kurtarma faaliyetine sebep olan tehlikenin başladığı andan 1303
üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca eşyanın geri verilmesinin istendiği ana
kadar yapılan her türlü kurtarma faaliyeti için tek ücret belirlenir. Bu faaliyetlere katıldığı için
kurtarma ücretinden pay isteyen herkes, payını, bu toplam ücretin içinden alır.
(2) Kurtarma ücretinden pay alınması için birden çok dava açılırsa, davalar, tekel
sahibi kurtaranın, yoksa kurtarma sözleşmesini yapmış olan kurtaranın, o da yoksa en fazla
kurtarma gemisi ile, yoksa en fazla teçhizatı ile katılmış olan kurtaranın açtığı dava dosyası ile
birleştirilir. Bu dava hakem önünde görülüyorsa, dosyaların tümü, bir mahkemede açılan ilk
dava ile birleştirilir ve mahkeme, hakem önünde açılan davada kurtarma ücretinin kesin
hükümle belirlenmesini bekletici sorun yapar. Davaya bakan mahkeme, aynı dava içinde,
ücretin nasıl paylaştırılacağına da karar verir.
Madde 1309bb) Birden çok kurtaran arasında
MADDE 1309- (1) Kurtarma ücreti birden çok kurtaran arasında 1305 inci maddedeki
kıstaslar dikkate alınarak kurtarma faaliyetine katıldıkları oranda paylaştırılır.
Madde 1310cc) Gemi adamlarına ve kurtaranın diğer adamlarına verilecek pay
MADDE 1310- (1) Bir araç veya diğer eşya, bir başka gemi tarafından kurtarılırsa,
kurtaran geminin donatanı, alacağı kurtarma ücretinden, kurtarma yüzünden geminin uğradığı
zararla yapılan giderleri ayırdıktan sonra, kurtaran geminin kaptanına ve diğer gemi adamlarına
1305 inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen kıstasları dikkate alarak pay verir.
(2) Donatan, kurtarma faaliyeti biter bitmez, kaptanın ve diğer gemi adamlarının
payını gösteren bir cetvel hazırlar ve bu cetveli onlara yazılı olarak bildirir.
(3) Pay cetveline karşı, cetvelin bildirilmesinden sonra Türkiye’de ilk varılan yerdeki
mahkemede o yere varma tarihinden itibaren onbeş gün içinde itiraz edilebilir.
(4) Mahkemece ilgililer dinlendikten sonra, pay cetveli aynen veya gereğinde
değiştirilerek onaylanır. Bu karar kesindir.
(5) Kurtarma faaliyetinin bu amaca tahsis edilmiş olan gemi veya römorkör tarafından
yapılması hâlinde de, birinci ilâ dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Kurtarma amacına
tahsis edilmiş gemi veya römorkörde görevli gemi adamları ve diğer kişiler, kurtarılan
eşyanın maliklerinden de kurtarma ücreti veya payı isteyemez.
(6) Kurtarma, gemi olmayan bir araçtan yapılmışsa, kurtarma ücreti, kurtaran ile onun
adamları arasında sözleşmeye göre, sözleşme yoksa kıyas yoluyla 1305 inci maddedeki
kıstaslar dikkate alınarak paylaştırılır.
Madde 1311f) Ücretten mahrumiyet
MADDE 1311- (1) Kurtaran, kurtarma faaliyetini kendi kusuruyla zorunlu kılmış
veya daha da güçleştirmiş yahut hileli davranış sayılan ya da dürüstlüğe sığmayan diğer
hareketlerde bulunmuş ise, kurtarma ücretinden tamamen veya kısmen mahrum bırakılabilir.
Madde 13122. Özel tazminat
MADDE 1312- (1) Bir kurtaran, çevre zararı tehdidi oluşturan bir araç veya onun
içindeki eşya için kurtarma faaliyetinde bulunmuş, ancak bu madde uyarınca hesaplanacak
özel tazminata en azından denk bir kurtarma ücretine 1305 inci madde uyarınca hak
kazanmamışsa, kurtarma faaliyeti için bu madde kapsamında yapmış olduğu giderleri özel
tazminat olarak malikten isteyebilir. Özel tazminata hükmedebilmek için mahkemenin veya
hakem kurulunun, 1305 inci maddeye göre belirlenecek kurtarma ücretini, kurtarılan şeylerin
en yüksek değerine kadar yükseltmiş olması gerekmez.
(2) Kurtaran, birinci fıkranın birinci cümlesinde belirtilen şartlar altında, kurtarma
faaliyeti ile çevre zararını önlemiş veya sınırlandırmış ise, malik tarafından birinci fıkra
uyarınca kurtarana ödenecek özel tazminat, kurtaranın yaptığı giderlerin en çok yüzde
otuzuna kadar artırılabilir. Mahkeme veya hakem kurulu, 1305 inci maddenin birinci
fıkrasındaki kıstasları da göz önünde bulundurarak hak ve nasafet kurallarına uygun olduğuna
karar verirse, özel tazminatın miktarını daha da artırabilir; şu kadar ki, yapılacak artırım,
hiçbir hâlde kurtaranın giderlerinin yüzde yüzünü geçemez.
(3) Birinci ve ikinci fıkraların uygulanmasında “kurtaranın giderleri”, kurtarma
faaliyeti sırasında kurtaran tarafından yapılmış makul harcamaları ve kurtarma faaliyetinde
fiilen kullanılan ve kullanılması makul olan teçhizat ve personel için, 1305 inci maddenin
birinci fıkrasının (h), (i) ve (j) bentlerindeki kıstaslar gözetilerek belirlenecek uygun bir tutarı
ifade eder.
(4) Bu maddeye göre hesaplanacak özel tazminatın toplamı, kurtaranın 1305 inci
madde uyarınca alabileceği kurtarma ücretini aştığı takdirde ve oranda ödenir.
(5) Kurtaran, ihmali nedeniyle çevre zararını önleyememiş veya sınırlandıramamış ise,
bu maddede belirtilen tazminattan tamamen veya kısmen mahrum bırakılabilir.
(6) Bu madde hükümleri, donatanın rücu haklarına halel getirmez.
(7) Bu madde uyarınca yapılacak ödemeler, müşterek avarya paylaştırmasına girmez.
Madde 13133. Faiz
MADDE 1313- (1) Kurtaranın bu Bölümde düzenlenen alacaklarına, kurtarılan
şeylerin 1303 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca teslim alınmaları gereken
tarihten ve eşya teslim edilemiyorsa özel tazminat bakımından kurtarma faaliyetinin
sonuçlandığı tarihten başlayarak faiz yürütülür. Faizle ilgili diğer hususlarda genel hükümler
uygulanır.
Madde 13144. Ödeme zamanı ve teminat
MADDE 1314- (1) Kurtarılan şeyler 1303 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi
uyarınca teslim alınırken, borçlular, kurtaranın bu Bölümde düzenlenen alacaklarından kendi
paylarına düşen paraları ödemek veya kurtaranın istemi üzerine bu paralar için faizi ve
yargılama giderlerini de kapsayacak şekilde teminat göstermek zorundadır.
Madde 13155. Rehin hakları
MADDE 1315- (1) Kurtarma ücreti alacaklarından dolayı kurtaran, kurtarılan gemi
üzerinde gemi alacaklısı hakkını ve kurtarılan diğer eşya üzerinde Türk Medenî Kanununun
950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca hapis hakkını haizdir.
(2) Kurtarılan aracın maliki, kurtarılan eşyanın malikinin kendi borcu, faizi ve
giderleri için yeterli teminat vermesi hususunda elinden gelen her türlü çabayı göstermekle
yükümlüdür.
(3) Kurtarılan araç ve diğer eşya, kurtaranın rızası olmaksızın, kurtarma faaliyetinin
tamamlanmasından sonra ilk olarak varılan liman veya yerden, kurtaranın alacakları için
yeterli teminat gösterilinceye kadar uzaklaştırılamaz.
Madde 13166. Avans
MADDE 1316- (1) Kurtaranın alacakları hakkında karar vermeye yetkili olan
mahkeme veya hakem kurulu, kurtarana bir ara kararı ile durumun gereklerine göre uygun bir
miktar avans ödenmesine karar verebilir. Kurtaranın avansı alabilmesi, teminat göstermesine
bağlanabilir. Avans ödenmesi hâlinde, 1314 üncü maddede düzenlenen teminat miktarı da bu
oranda indirilir.
B) İnsan kurtarma
Madde 1317I- Kaptanın yükümlülüğü
MADDE 1317- (1) Her kaptan, aracını ve araçta bulunan kişileri, ciddi bir tehlikeyle
karşı karşıya bırakmadan, denizde kaybolma tehlikesi altında bulunan her insana yardım
etmek zorundadır.
(2) Aracın maliki, kaptanın sadece bu yükümlülüğünü ihlal etmesinden dolayı sorumlu
olmaz.
Madde 1318II- Ücret
MADDE 1318- (1) Kurtarılan kişilerin kurtarma ücreti ödeme borcu yoktur.
(2) Kurtarmayı gerektiren kaza sırasında, sadece insan kurtarmış olan bir kurtaran,
aracın veya diğer eşyanın kurtarılması veya çevre zararının önlenmesi veya sınırlandırılması
için faaliyet göstermiş olan kurtarana takdir edilen ücret ve özel tazminattan uygun bir pay
istemeye hak kazanır.
Madde 1319C) Zamanaşımı
MADDE 1319- (1) Bir sözleşmeye dayanıp dayanmadığına bakılmaksızın, kurtarma
faaliyeti ile enkazın kaldırılmasından doğan bütün alacaklar iki yılda zamanaşımına uğrar.
(2) Bu süre kurtarma faaliyetinin sona erdiği tarihten ve enkazın kaldırılması
giderlerinden doğan alacaklar için enkaz kaldırma işinin tamamlandığı tarihten itibaren
işlemeye başlar.
(3) Kendisine karşı istemde bulunulan kişi, zamanaşımı süresi içinde istemde bulunana
yapacağı bir beyanla bu süreyi bir veya birden çok kez uzatabilir.
ALTINCI KISIM
Gemi Alacakları
Madde 1320A) Gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar
MADDE 1320- (1) Geminin malikine, kiracısına, yöneticisine veya işletenine karşı
doğmuş olan aşağıdaki alacaklar sahiplerine “gemi alacaklısı hakkı” verir:
a) Ülkelerine getirilme giderleri ve onlar adına ödenmesi gereken sosyal sigorta
katılma payları da içinde olmak üzere, gemi adamlarına, gemide çalıştırılmakta olmaları
dolayısıyla ödenecek ücretlere ve diğer tutarlara ilişkin istem hakları.
b) Geminin işletilmesi ile doğrudan doğruya ilgili olarak karada veya suda meydana
gelen can kaybı veya diğer bedensel zararlardan doğan alacaklar.
c) Kurtarma ücreti.
d) Liman, kanal, diğer su yolları, karantina ve kılavuzluk için ödenecek resimler.
e) Gemide taşınan eşya, konteynerler ve yolcuların eşyalarına gelecek olan zıya veya
hasar dışında, geminin işletilmesinin sebep olduğu maddi zıya veya hasardan doğan ve haksız
fiile dayanan alacaklar.
f) Müşterek avarya garame payı alacakları.
(2) Birinci fıkranın (b) ve (e) bentlerinde yazılı alacaklar;
a) Deniz yolu ile petrol veya diğer tehlikeli ya da zararlı maddelerin taşınması ile
bağlantılı olarak ortaya çıkıp da milletlerarası sözleşmelere yahut millî mevzuata göre
kusursuz sorumluluk ve zorunlu sigorta ile ya da diğer yollardan teminat altına alınması
öngörülen zararların,
b) Radyoaktif maddelerden veya radyoaktif maddelerin zehirli ya da patlayıcı
maddeler veya nükleer yakıt yahut radyoaktif ürünler ya da atıklardan oluşan diğer tehlikeli
maddeler ile bileşiminden kaynaklanan zararların,
sonucunu oluşturdukları veya bu zararlardan doğdukları takdirde, sahiplerine gemi
alacaklısı hakkı vermezler.
(3) Türkiye’de yargı yoluyla ileri sürülen bir alacağın gemi alacaklısı hakkı verip
vermediği, Türk hukuku uyarınca belirlenir.
B) Gemi alacağının verdiği kanuni rehin hakkı
Madde 1321I- Kapsamı
MADDE 1321- (1) Gemi alacağı, sahibine, gemi ve eklentisi üzerinde kanuni rehin
hakkı verir.
(2) Gemi malikinin mülkiyetinde bulunmayan eklentiler rehnin kapsamına girmez. Bir
sigorta sözleşmesine göre donatana ödenecek sigorta tazminatı rehnin kapsamında değildir.
(3) Rehin, geminin zıyaı veya hasara uğramasından dolayı donatanın üçüncü kişilere
karşı sahip olduğu tazminat istemini de kapsar. Müşterek avarya hâllerinde feda edilen veya
hasara uğrayan şeyler için verilen tazminat, gemi alacaklıları için, tazminatın karşılık olduğu
şeyler yerine geçer.
(4) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişilerine ait olup,
denizde menfaat sağlamak amacına tahsis edilmeyen veya fiilen böyle bir amaçla
kullanılmayan gemiler üzerinde kanuni rehin hakkı doğmaz. Şu kadar ki, bu tüzel kişiler,
gemi alacaklılarına karşı gemi ve eklentisinin, alacakların doğduğu yolculuk sonundaki değeri
gemi alacaklıları arasında kanuni sıralarına göre paylaştırılmış olsa idi, alacaklılara düşecek
miktar ne idi ise, o alacaklılara karşı o oranda öncelikle sorumlu olurlar.
(5) Gemi alacağının verdiği kanuni rehin hakkı, gemiye zilyet olan herkese karşı ileri
sürülebilir.
Madde 1322II - Temin ettiği alacaklar
MADDE 1322- (1) Gemi alacaklılarının rehin hakkı ana parayı, faizi, takip ve
yargılama giderlerini aynı surette temin eder.
(2) Gemi bir donatma iştiraki tarafından işletildiği takdirde gemi alacaklarına, bir tek
donatanın mülkiyetindeymiş gibi karşılık oluşturur.
Madde 1323III- Önceliği
MADDE 1323- (1) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a) ilâ (e) bentlerinde yazılı
gemi alacaklılarının sahip olduğu kanuni rehin hakkı, gemi üzerinde tescil edilmiş veya
edilmemiş olan bütün kanuni ve akdî rehin haklarıyla ayni yükümlülüklerden önce gelir.
(2) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde yazılı gemi alacaklılarının haiz
bulundukları kanuni rehin hakkı, gemi üzerinde tescil edilmiş veya edilmemiş olan bütün
kanuni ve akdî rehin haklarıyla ayni yükümlülüklerden sonra gelir.
(3) Karaya oturmuş veya batmış bir geminin, seyrüsefer güvenliği veya deniz çevresinin
korunması amacıyla kamu kurumları tarafından kaldırılması hâlinde, bunun giderleri, bütün
gemi alacaklarından önce ödenir.
Madde 1324IV- Sırası
MADDE 1324- (1) Gemi alacağının hakkının verdiği kanuni rehin haklarının sırası,
1320 nci maddede gemi alacaklısı hakkı verdiği açıklanan alacakların sırasına göre belirlenir;
şu kadar ki, 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde sayılan gemi alacaklıları
hakkında 1323 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü saklıdır.
(2) Yalnız kurtarma ücreti alacağının verdiği kanuni rehin hakkı, bu alacağın
doğumuna sebebiyet veren faaliyetin yapıldığı tarihten evvel gemi üzerinde doğmuş olan
bütün diğer rehin haklarından önce gelir. Kurtarma ücreti alacağının verdiği kanuni rehin
haklarından sonra doğanlar, evvel doğanlardan önce gelir; bu hükmün uygulanmasında her bir
kurtarma faaliyetinin sona erdiği tarih esastır.
(3) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (d) ve (e) bentlerinde öngörülen gemi
alacakları kendi aralarında eşit hakka sahiptirler.
Madde 1325V- Devri ve intikali
MADDE 1325- (1) Gemi alacağının devri veya intikali ile bu alacağın verdiği kanuni
rehin hakkı da devredilmiş veya intikal etmiş olur.
Madde 1326VI- Düşmesi
MADDE 1326- (1) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a) ilâ (e) bentlerinde sayılan
gemi alacaklılarının sahip oldukları rehin hakkı, gemi alacağının doğduğu tarihten itibaren
geçecek bir yılın sonunda düşer; meğerki, bu sürenin geçmesinden evvel gemi ihtiyaten
haczedilmiş ve bunun sonucunda cebrî icra yolu ile satılmış olsun. Bu bir yıllık süre;
a) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan alacaklar bakımından,
alacaklının gemiden ayrılması tarihinde,
b) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (b) ilâ (e) bentlerinde sayılan alacaklar
bakımından, kanuni rehin hakkıyla teminat altına alınan alacakların doğduğu tarihte,
işlemeye başlar.
(2) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde sayılan gemi alacaklılarının
sahip olduğu rehin hakkı;
a) Geminin, zararın tespitinin ve paylaştırılmasının yapılacağı varma yerine ve eğer
gemi buraya varmazsa yolculuğun bittiği limana vardığı günden itibaren işleyecek altı ay
içinde; gemi cebrî icra yoluyla satışla sonuçlanacak şekilde ihtiyaten haczedilmemişse altı
ayın geçmesiyle,
b) Geminin iyiniyetli bir üçüncü kişiye satılması hâlinde, alıcının gemiyi, sicil yeri
hukukuna uygun olarak kendi adına tescil ettirdiği günden itibaren işleyecek altmış günün
sonunda,
düşer. Bu sürelerin ikisi de işlemeye başlamışsa, rehin hakkı ilk sürenin dolmasıyla
düşer.
(3) Geminin ihtiyati haczinin hukuken caiz olmadığı zaman aralığı, bu sürelerin
hesabında dikkate alınmaz. Diğer sebeplerden sürenin durması veya kesilmesi söz konusu
değildir.
Madde 1327VII- Zamanaşımı
MADDE 1327- (1) Bu Kanundaki ve diğer kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak
kaydıyla, 1326 ncı maddede yazılı süre, alacaklının, borçluya yönelik kişisel istem haklarına
da uygulanır.
YEDİNCİ KISIM
Sorumluluğun Sınırlanması ve Petrol Kirliliği Zararının Tazmini
A) Deniz alacaklarına karşı sorumluluğun sınırlanması
Madde 1328I- Kural
MADDE 1328- (1) Deniz alacaklarından doğan sorumluluk, 4/6/1980 tarihli ve 17007
sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 19/11/1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin
Sınırlanması Hakkında Milletlerarası Sözleşme ile bu Sözleşmeyi değiştiren 2/5/1996 tarihli
Protokol veya onun yerine geçmek üzere hazırlanarak Türkiye Cumhuriyeti tarafından kabul
edilen milletlerarası sözleşmelere göre sınırlanabilir.
(2) 1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlanması Hakkında
Milletlerarası Sözleşmenin 20 ve 21 inci maddeleri ile 1996 tarihli Protokolün 8 inci maddesi
uyarınca yapılacak değişikliklerin, Türkiye Cumhuriyeti bakımından yürürlüğe girdikleri
tarihten başlayarak, bu madde, anılan değişiklikleri de içine alacak şekilde uygulanır.
(3) Bu Kısımda geçen “1976 tarihli Sözleşme” ibaresi, “19/11/1976 tarihli Deniz
Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlanması Hakkında Milletlerarası Sözleşme”yi, 2/5/1996
tarihli Protokolü ve bu Sözleşmeye ilişkin değişikliklerden Türkiye Cumhuriyeti bakımından
yürürlüğe girmiş olanları topluca ifade eder.
Madde 1329II- Yabancılık unsuru taşımayan hâller
MADDE 1329- (1) 1328 inci madde, 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası
Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında
yabancılık unsuru taşımayan hâllerde de uygulanır.
Madde 1330III- Uygulama alanının genişletilmesi
MADDE 1330- (1) 1328 inci madde, aşağıdaki hâllerde de uygulanır:
a) 1976 tarihli Sözleşmenin 15 inci maddesinin birinci paragrafının ikinci cümlesinde
sayılan kişiler, bir Türk mahkemesinde sorumluluklarını sınırlamak istediklerinde.
b) 1976 tarihli Sözleşmenin 15 inci maddesinin ikinci paragrafının (a) bendinde
sayılan gemiler hakkında.
c) 1976 tarihli Sözleşmenin 15 inci maddesinin ikinci paragrafının (b) bendinde
sayılan gemiler hakkında, 1332 nci maddede öngörülen sınırlar dâhilinde.
d) 1976 tarihli Sözleşmenin 15 inci maddesinin dördüncü paragrafında sayılan gemiler
hakkında, 1333 üncü maddede öngörülen sınırlar dâhilinde.
(2) Alacaklı, birinci fıkranın (a) bendinde söz konusu olan kişinin ülkesinde
sorumluluğun sınırlanmasının caiz olmadığını ispat ederse, sorumluluk Türkiye’de
sınırlanamaz. Alacaklı o kişinin ülkesinde 1976 tarihli Sözleşmeye göre daha yüksek bir
sorumluluk sınırının uygulandığını ispat ederse, 1976 tarihli Sözleşme, o yüksek sınır esas
alınarak uygulanır.
Madde 1331IV- Sözleşmenin uygulanmayacağı alacaklar
MADDE 1331- (1) 1976 tarihli Sözleşmenin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve
(e) bentleri ile 3 üncü maddesinde sayılan alacaklara karşı sorumluluk sınırlandırılamaz.
Madde 1332V- Üçyüz tonilatodan küçük gemiler
MADDE 1332- (1) 1976 tarihli Sözleşmenin 15 inci maddesinin ikinci paragrafının
(b) bendinde sayılan gemiler için, aynı Sözleşmenin 6 ncı maddesinin birinci paragrafının (b)
bendi uyarınca hesaplanacak sorumluluk sınırı 83.500 Özel Çekme Hakkıdır. Diğer hâllerde,
1976 tarihli Sözleşmenin öngördüğü sorumluluk sınırları geçerlidir.
Madde 1333VI- Sondaj işlemi gemileri
MADDE 1333- (1) Sınırlamaya esas olan alacağın, geminin sondaj işlemi için
kullanılmak üzere sondaj yerinde bulunduğu sırada doğmuş olması şartıyla, 1976 tarihli
Sözleşmenin 15 inci maddesinin dördüncü paragrafında sayılan gemiler hakkında aşağıdaki
sorumluluk sınırları uygulanır:
a) 1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin birinci paragrafının (a) bendinde sayılan
alacaklar için 32.000.000 Özel Çekme Hakkı.
b) 1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin birinci paragrafının (b) bendinde sayılan
alacaklar için 20.000.000 Özel Çekme Hakkı.
Madde 1334VII- Öncelik
MADDE 1334- (1) Ölüm ve yaralanmadan doğan alacakların, 1976 tarihli Sözleşmenin
6 ncı maddesinin ikinci paragrafı uyarınca sahip oldukları hakların ihlal edilmemesi kaydıyla,
aynı maddenin üçüncü paragrafında sayılan alacaklar, birinci paragrafının (b) bendinde yazılı
diğer alacaklara oranla önceliklidir.
(2) Bu öncelik, paylaştırmada aşağıdaki sıra izlenerek gerçekleştirilir:
a) 1976 tarihli Sözleşmenin 6 ncı maddesinin birinci paragrafının (b) bendinde sayılan
alacaklarla, ikinci paragrafında yazılı alacakların arasındaki paylaştırma oranı belirlenir.
b) Bu oranlara göre, ikinci paragrafta yazılı alacaklara düşen paylar belirlenir.
c) Fondan, bu paylar ve üçüncü paragrafta sayılan öncelikli alacaklar ödenir.
d) Bakiyeden, birinci paragrafın (b) bendinde yazılı diğer alacaklar ödenir.
e) Fon, ikinci paragrafta yazılı alacaklara düşen payları ve üçüncü paragrafta yazılı
öncelikli alacakları karşılamaya yetmezse, fonun tamamı bu alacaklılar arasında garameten
paylaştırılır.
Madde 1335VIII - Fon kurmadan sorumluluğun sınırlanması
MADDE 1335- (1) 1976 tarihli Sözleşmenin 10 uncu maddesi uyarınca, fon
kurulmadan da sorumluluğu sınırlama hakkı ileri sürülebilir.
B) Petrol kirliliği zararı hakkında özel hükümler
Madde 1336I - Kural
MADDE 1336- (1) 24/7/2001 tarihli ve 24472 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan
27/11/1992 tarihli Petrol Kirliliğinden Doğan Zararın Hukuki Sorumluluğu ile İlgili
Uluslararası Sözleşmenin 1 inci maddesinin altıncı paragrafında tanımlanan “kirlenme zararı”
hakkında bu Sözleşme ve 18/7/2001 tarihli ve 24466 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan
27/11/1992 tarihli Petrol Kirliliği Zararının Tazmini İçin Bir Uluslararası Fonun Kurulması
ile İlgili Uluslararası Sözleşme hükümleri uygulanır. Bu sözleşmelerin doğrudan veya bu
Kanun uyarınca uygulandıkları hâllerde, mevzuatın, bu sözleşmelerde düzenlenen hususlara
ilişkin diğer hükümleri uygulanmaz.
(2) 27/11/1992 tarihli Petrol Kirliliğinden Doğan Zararın Hukuki Sorumluluğu ile
İlgili Uluslararası Sözleşmenin Nihai Maddelerinin 14 ve 15 inci maddeleri ile 27/11/1992
tarihli Petrol Kirliliği Zararının Tazmini İçin Bir Uluslararası Fonun Kurulması ile İlgili
Uluslararası Sözleşmenin Nihai Maddelerinin 32 ve 33 üncü maddeleri uyarınca yapılacak
değişikliklerin Türkiye Cumhuriyeti bakımından yürürlüğe girdikleri tarihten başlayarak, bu
madde, anılan değişiklikleri de içine alacak şekilde uygulanır.
(3) Bu Kısımda geçen;
a) “1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi” ibaresi “27/11/1992 tarihli Petrol Kirliliğinden
Doğan Zararın Hukuki Sorumluluğu ile İlgili Uluslararası Sözleşme”yi ve bu Sözleşmeye
ilişkin değişikliklerden Türkiye Cumhuriyeti bakımından yürürlüğe girmiş olanları,
b) “1992 tarihli Fon Sözleşmesi” ibaresi “27/11/1992 tarihli Petrol Kirliliği Zararının
Tazmini İçin Bir Uluslararası Fonun Kurulması ile İlgili Uluslararası Sözleşme”yi ve bu
Sözleşmeye ilişkin değişikliklerden Türkiye Cumhuriyeti bakımından yürürlüğe girmiş
olanları,
topluca ifade eder.
Madde 1337II - Yabancılık unsuru taşımayan hâller
MADDE 1337- (1) 1992 tarihli Sorumluluk ve Fon Sözleşmeleri, Milletlerarası Özel
Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında
yabancılık unsuru taşımayan hâllerde de uygulanır.
Madde 1338III - Uygulama alanının genişletilmesi
MADDE 1338- (1) 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin I inci maddesinin altıncı
paragrafında tanımlanan bir “kirlenme zararı”, aynı Sözleşmenin III üncü maddesinin
dördüncü paragrafında sayılan kişilerden başkalarına karşı ileri sürülürse, bu kişiler
sorumluluklarını, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin V inci maddesinin kıyasen
uygulanması suretiyle sınırlayabilirler. Sorumluluk sınırının hesabında, aynı Sözleşmenin I
inci maddesinin altıncı paragrafında tanımlanan geminin tonajı esas alınır.
(2) 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin I inci maddesinin altıncı paragrafının (a)
bendinde tanımlanan bir “kirlenme zararı”, aynı Sözleşmenin II nci maddesinin (a) bendinde
belirlenen yerlerin dışında meydana gelmişse, sorumlu tutulan kişi, sorumluluğunu, 1992 tarihli
Sorumluluk Sözleşmesinin V inci maddesinin kıyasen uygulanması suretiyle sınırlayabilir.
(3) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca sorumlu tutulan kişi, 1992 tarihli Sorumluluk
Sözleşmesinin VII nci maddesinin sekizinci paragrafında tanımlanan türde bir sigorta
yaptırmışsa, aynı Sözleşmenin VII nci ve VIII inci maddeleri kıyasen uygulanır.
(4) Bu maddeye göre kurulan fon, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin doğrudan
uygulanması suretiyle kurulabilecek bir fondan bağımsızdır.
Madde 1339IV – Davanın ihbarı ve davaya müdahale
MADDE 1339- (1) 1992 tarihli Fon Sözleşmesinin 7 nci maddesinin dördüncü ve
altıncı paragraflarına dayanarak “1992 Uluslararası Petrol Kirliliğinden Doğan Zararların
Tazminat Fonu”nun, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 49 uncu maddesi uyarınca
ihbar üzerine veya aynı Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca müdahale yoluyla davaya
katılması için, bu istemini içeren bir dilekçeyi mahkemeye vermesi yeterlidir; ayrıca
mahkemenin veya tarafların kabulü veya onayı aranmaz.
Madde 1340V - Yabancı hukukun uygulanması
MADDE 1340- (1) 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin I inci maddesinin altıncı
paragrafının (a) bendinde tanımlanan bir “kirlenme zararı”;
a) Aynı Sözleşmenin II nci maddesinin (a) bendinde belirlenen yerlerin dışında
meydana gelmişse,
b) Aynı Sözleşmeye taraf olan bir ülkenin bayrağını taşıyan bir gemiden
kaynaklanmışsa,
c) Türkiye’de dava yoluyla ileri sürülmüşse,
Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca uygulanacak
yabancı hukukun, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesine aykırı olan hükümleri uygulanmaz.
Böyle bir hâlde, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi doğrudan geçerli olur.
C) Sözleşmelere ilişkin ortak hükümler
Madde 1341I - Kılavuzlar için sorumluluk sınırı
MADDE 1341- (1) 1976 tarihli Sözleşmede belirlenen sorumluluk sınırları,
kılavuzlara doğrudan yöneltilen bütün istemler için toplam 1.500 Özel Çekme Hakkıdır.
(2) 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin III üncü maddesinin beşinci paragrafına
göre malik tarafından kılavuza yöneltilebilecek rücu istemlerinde sorumluluk sınırı toplam
1.500 Özel Çekme Hakkıdır.
(3) Bu maddenin uygulamasında kılavuz terimi, gemide veya herhangi başka bir
yerden gemiye kılavuzluk hizmeti veren kişiyi veya kişileri ve bu kişi veya kişilerin
fiillerinden sorumlu olan bütün gerçek ve tüzel kişileri kapsar.
Madde 1342II - Kişisel sorumlulukta fon kurulması
MADDE 1342- (1) 1976 ve 1992 tarihli sözleşmeler uyarınca sorumluluğunu
sınırlama hakkına sahip olan bir tüzel kişinin veya adi şirketin yahut donatma iştirakinin adına
fon kurulmazsa, tüzel kişinin veya adi şirketin yahut donatma iştirakinin o borcundan ötürü
şahsen sorumlu tutulabilecek her kişi, fon kurarak sorumluluğunu sınırlayabilir. Fonun,
toplam sorumluluk sınırı üzerinden kurulması şarttır; fon kuran kişinin, tüzel kişideki veya adi
şirketteki yahut donatma iştirakindeki pay oranı dikkate alınmaz. Bu madde uyarınca kurulan
bir fon, 1976 ve 1992 tarihli sözleşmeler uyarınca kurulmuş bir fon hükmündedir.
Madde 1343III - Sınırlama hakkını kaldıran kusur
MADDE 1343- (1) 1976 tarihli Sözleşmenin 4 üncü maddesinin ve 1992 tarihli
Sorumluluk Sözleşmesinin V inci maddesinin ikinci paragrafının uygulanmasında, aşağıdaki
kişilerin kusuru dikkate alınır:
a) Gerçek kişilerde, her bir gerçek kişinin kusuru.
b) Tüzel kişilerde, Türk Medenî Kanununun 50 nci maddesi uyarınca eylem ve işleriyle
tüzel kişiyi borç altına sokan organların kusuru ve organı oluşturan kişilerin kusurları.
c) Adi şirketlerde şirket ortaklarının kusuru.
d) Donatma iştirakinde, paydaş donatanların ve gemi müdürünün kusuru.
e) Yukarıda sayılan kişileri, genel veya özel bir yetkiye dayanarak temsil eden kişilerin
kusuru.
(2) Tüzel kişinin, adi şirketin ve donatma iştirakinin sınırlama hakkının kalkmasına
kusuruyla sebep olan kişiler, kişisel sorumluluklarını sınırlayamaz.
Madde 1344IV - Kanuni halefiyet
MADDE 1344- (1) 1976 tarihli Sözleşmenin 12 nci maddesinin üçüncü paragrafında
ve 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin V inci maddesinin altıncı paragrafında belirtilen
ödemeleri yapan kişiler, kendisine ödeme yapılan kişinin haklarına, yapılan ödeme oranında
halef olur.
Madde 1345V - Alacakların teminatı
MADDE 1345- (1) Bir alacağın, 1976 veya 1992 tarihli sözleşmeler uyarınca kurulan
fonlara gireceği, fonun kurulduğu mahkeme tarafından kabul edildiği anda, o alacağa ilişkin
bütün ayni ve şahsî teminatlar sona erer. Bu ayni ve şahsî teminatların, o alacağa sağladığı
öncelikler, fon paylaştırmasında dikkate alınmaz.
Madde 1346VI - Diğer alacaklılar
MADDE 1346- (1) 1976 veya 1992 tarihli sözleşmeler uyarınca kurulan fonlar,
yalnız, haklarında sınırlı sorumluluk ileri sürülebilecek olan alacakların ödenmesinde
kullanılabilir. Fon kurulması yoluyla sorumluluğunu sınırlayan kişinin diğer alacaklıları,
hiçbir şekilde bu fonlara başvuramaz. Fonların paylaştırılmasından sonra bir bakiye kalırsa,
fonu kuran kişinin diğer alacaklıları, bu bakiyeyi takip edebilir.
Madde 1347VII - Faiz
MADDE 1347- (1) 1976 veya 1992 tarihli sözleşmeler uyarınca sorumluluğun
sınırlanmasının mahkemece kabul edildiği durumlarda, fona giren alacakların, sözleşmelerde
belirtilen sınırları aşan kısmı için faiz işletilemez.
(2) Bu Kanun uyarınca kurulan fonların, paylaştırma sonuna kadar faiz getiren bir
hesapta tutulması zorunludur.
Madde 1348VIII - Görevli ve yetkili mahkeme
MADDE 1348- (1) 1976 ve 1992 tarihli sözleşmeler uyarınca fon kurulması
konusunda görevli mahkeme, deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret
mahkemesi, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde bu işle görevlendirilmiş asliye ticaret
mahkemesi, o da yoksa, fonun miktarına bakılmaksızın, bu işle görevlendirilmiş asliye hukuk
mahkemesidir.
(2) 1976 ve 1992 tarihli sözleşmeler uyarınca fon kurulması konusunda, bir Türk
Gemi Siciline kayıtlı olan gemilerde, o gemi sicilinin gözetimi altında tutulduğu mahkeme,
sicile kayıtlı olmayan Türk gemilerinde malikin yerleşim yeri mahkemesi, yabancı gemilerde
ise, deniz ticareti işlerine bakmakla görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yetkilidir.
Madde 1349IX - Yargılama ve takip giderleri
MADDE 1349- (1) Yargılama ve takip giderleri için sorumluluk sınırlanamaz; bir fon
kurulmuş olsa bile, davalı veya takip borçlusu, bu giderleri ayrıca ödemek zorundadır.
SEKİZİNCİ KISIM
Cebrî İcraya İlişkin Özel Hükümler
Madde 1350A) Uygulanacak hukuk
MADDE 1350- (1) Bir geminin ihtiyaten veya icraen haczi, cebrî icra yoluyla satışı ve
mülkiyetin intikali de dâhil olmak üzere bu satışın sonuçları ve cebrî icraya ilişkin diğer bütün
işlem ve tasarruflar, geminin bu işlem ve tasarrufların yapıldığı sırada bulunduğu ülkenin
hukukuna tabidir. Şu kadar ki, Türk bayraklı bir geminin yurt dışında cebrî icra yoluyla satışı
hâlinde, artırmayı yapan kurum veya ilgililer tarafından, bu satıştan en az otuz gün önce
artırmanın;
a) Geminin kayıtlı olduğu Türk Gemi Siciline,
b) Geminin sicile kayıtlı malikine,
c) Gemi siciline tescil edilmiş diğer hakların ve alacakların sahiplerine,
bildirilmesi veya gideri ilgililer tarafından karşılanmak şartıyla bir internet haber
sitesi ve tirajı ellibin üzerinde olan ve Türkiye düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden
biriyle ilan edilmesi zorunludur. Bu bildirim veya ilan yapılmaksızın geminin yurt dışında
cebrî icra yoluyla satışı hâlinde kaydı silinemez ve gemi üzerinde Türk Gemi Siciline kayıtlı
haklar ve alacaklar saklı kalır.103
Madde 1351B) Tamamlayıcı hükümler
MADDE 1351- (1) Bu Kısımda özel olarak düzenlenmeyen hususlarda, İcra ve İflas
Kanunu hükümleri, 936 ncı madde ile 937 nci maddenin birinci fıkrasında öngörüldüğü
şekilde uygulanır.
C) Gemiler hakkında
I - İhtiyati haciz
Madde 13521. Deniz alacakları
MADDE 1352- (1) “Deniz alacağı”; aşağıda sayılan hususların birinden veya
birkaçından doğan istem anlamına gelir:
a) Geminin işletilmesinin sebep olduğu zıya veya hasar.
b) Geminin işletilmesi ile doğrudan doğruya ilgili olarak karada veya suda meydana
gelen can kaybı veya diğer bedensel zararlar.
c) Kurtarma faaliyeti veya her türlü kurtarma sözleşmesi, çevre zararı tehdidi oluşturan
bir gemi veya gemideki eşya ile ilgili kurtarma faaliyeti için ödenecek özel tazminat.
d) Çevreye, kıyı şeridine veya bunlara ilişkin menfaatlere gemi ile verilen zarar ya da
zarar verme tehdidi; bu zararı önlemek, sınırlandırmak veya ortadan kaldırmak için alınan
önlemler; bu zarar karşılığı ödenecek tazminat; çevrenin eski duruma getirilmesi için fiilen
alınan veya alınacak olan makul önlemlerin giderleri; bu zarar ile bağlantılı olarak üçüncü
kişilerin uğradığı veya uğrayabileceği kayıplar ve bu bentte belirtilenlere benzer nitelikteki
zararlar, giderler veya kayıplar.
e) Geminin içinde bulunan veya bulunmuş olan şeyler de dâhil olmak üzere, batmış,
enkaz hâline gelmiş, karaya oturmuş veya terkedilmiş olan bir geminin yüzdürülmesi,
kaldırılması, çıkartılması, yok edilmesi veya zararsız hâle getirilmesi için yapılan giderler ve
harcamalar ile terk edilmiş bir geminin korunması ve gemi adamlarının iaşesi ile ilgili giderler
ve harcamalar.
f) Bir çarter parti düzenlenmiş olup olmadığına bakılmaksızın, geminin kullanılması
veya kiralanması amacıyla yapılmış her türlü sözleşme.
g) Bir çarter parti düzenlenmiş olup olmadığına bakılmaksızın, gemide eşya veya
yolcu taşınması amacıyla yapılmış her türlü sözleşme.
13/10/2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle; bu fıkraya “şartıyla” ibaresinden
sonra gelmek üzere “bir internet haber sitesi ve” ibaresi eklenmiştir.
h) Gemide taşınan, bagaj dâhil, eşyaya gelen veya bu eşyaya ilişkin zıya veya hasar.
i) Müşterek avarya.
j) Römorkaj.
k) Kılavuzluk.
l) Geminin işletilmesi, yönetimi, korunması veya bakımı için sağlanan eşya, malzeme,
kumanya, yakıt, konteynerler dâhil teçhizat ve bu amaçlarla verilen hizmetler.
m) Geminin yapımı, yeniden yapımı, onarımı, donatılması ya da geminin niteliğinde
değişiklik yapılması.
n) Liman, kanal, dok, iskele ve rıhtım, diğer su yolları ile karantina için ödenecek
resimlerle diğer paralar.
o) Ülkelerine getirilme giderlerini ve onlar adına ödenmesi gereken sosyal sigorta
katılma paylarını da içererek, gemi adamlarına, gemide çalışmaları dolayısıyla ödenecek
ücretlerle, onlara ödenmesi gereken diğer tutarlara ilişkin istemler.
p) Gemi için alınmış krediler dâhil olmak üzere, geminin veya malikinin adına
yapılmış harcamalar.
r) Geminin maliki tarafından veya onun hesabına ödenecek, karşılıklı sigorta aidatları
da dâhil sigorta primleri.
s) Geminin maliki tarafından veya onun hesabına gemiye ilişkin olarak ödenecek her
türlü komisyon, brokaj veya acente ücretleri.
t) Geminin mülkiyeti veya zilyetliğine ilişkin her türlü uyuşmazlık.
u) Geminin ortak malikleri arasında çıkan, geminin işletilmesine ya da gemiden
sağlanan hasılata ilişkin her türlü uyuşmazlık.
v) Gemi rehni, gemi ipoteği veya gemi üzerinde aynı nitelikteki ayni bir yükümlülük.
y) Geminin satışına ilişkin bir sözleşmeden kaynaklanan her türlü uyuşmazlık.
Madde 13532. İhtiyati haciz isteyebilme hakkı
MADDE 1353- (1) Deniz alacaklarının teminat altına alınması için, geminin sadece
ihtiyati haczine karar verilebilir. Bu alacaklar için gemi üzerine ihtiyati tedbir konulması veya
başka bir surette geminin seferden menedilmesi istenemez.
(2) Akdî veya kanuni bir rehin ile teminat altına alınmış deniz alacakları hakkında da
birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Deniz alacaklarından başka alacaklar için gemi hakkında ihtiyati haciz kararı verilemez.
(4) Alacağın, 1352 nci maddede sayılan bir deniz alacağı olması, ihtiyati haciz
sebebidir.
(5) Vadesi gelmemiş deniz alacaklarında, İcra ve İflas Kanununun 257 nci maddesinin
ikinci fıkrasında öngörülen şartlar gerçekleştiği takdirde geminin ihtiyati haczi istenebilir.
3. Yetkili mahkeme
a) İhtiyati haciz kararı bakımından
aa) Dava açılmadan önce
Madde 1354aaa) Türk Bayraklı gemiler
MADDE 1354- (1) Türk Bayraklı gemiler hakkında ihtiyati haciz kararı sadece,
geminin demir attığı, şamandıraya veya tonoza bağlandığı, yanaştığı veya kızağa alındığı yer
mahkemesi ya da aşağıda gösterilen mahkemeler tarafından verilebilir:
a) Bir Türk Gemi Siciline kayıtlı gemilerde, sicil yeri mahkemesi.
b) Sicile kayıtlı olmayan gemilerde malikin yerleşim yeri mahkemesi.
c) 941 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca tutulan özel sicile kayıtlı gemilerde
kiracının yerleşim yeri mahkemesi.
Madde 1355bbb) Yabancı bayraklı gemiler
MADDE 1355- (1) Türkiye’de yabancı bayraklı gemiler hakkında ihtiyati haciz
kararı, sadece, geminin demir attığı, şamandıraya veya tonoza bağlandığı, yanaştığı ya da
kızağa alındığı yer mahkemesi tarafından verilir.
ccc) Yetkiye, tahkime ve esasa uygulanacak hukuka ilişkin bir anlaşmanın varlığı
hâlinde Türk mahkemesinin yetkisi
Madde 1356
MADDE 1356- (1) İlgili sözleşmeye konulmuş bir yetki veya tahkim kaydına ya da
ayrıca yapılmış olan bir yetki yahut tahkim sözleşmesine göre, hakkında ihtiyati haciz kararı
uygulanacak olan deniz alacağının esası hakkında hüküm vermeye bir hakem kurulu veya
yabancı mahkeme yetkili olsa yahut deniz alacağının esasına yabancı bir devletin hukuku
uygulansa bile, 1354 ve 1355 inci maddelere göre yetkili olan mahkemeler, bir deniz alacağı
için teminat elde edilmesini sağlamak üzere ihtiyati haciz kararı vermeye yetkilidir.
Madde 1357bb) Dava açıldıktan sonra
MADDE 1357- (1) Bir deniz alacağı hakkında, yurt içinde mahkemede dava
açıldıktan sonra, ihtiyati haciz kararı, sadece davayı gören mahkemeden istenebilir.
(2) Bir deniz alacağı hakkında, hakem önünde veya yurt dışındaki bir mahkemede
dava açılmışsa, kesin hüküm verilinceye kadar ihtiyati haciz kararı, sadece 1354 ve 1355 inci
maddelere göre yetkili olan mahkemeden istenebilir.
Madde 1358cc) İtirazlar ve değişiklik istemleri
MADDE 1358- (1) Yokluğunda ihtiyati haciz kararı verilmiş olan kişilerin itirazları
hakkında karar vermeye;
a) Esas hakkında dava açılmadan önce, ihtiyati haciz kararını vermiş olan mahkeme,
b) Esas hakkında Türkiye’de dava açılmışsa, bu mahkeme,
c) Esas hakkında hakem önünde veya yurt dışındaki bir mahkemede dava açılmışsa,
ihtiyati haciz kararını veren mahkeme,
yetkilidir.
(2) Birinci fıkrada sayılan mahkemeler, ihtiyati haciz kararının değiştirilmesi, istihkak
iddiaları, tarafların yatırdıkları teminatların artırılması veya azaltılması, türünün değiştirilmesi
veya iptali hususlarında yapılacak başvurular hakkında karar vermeye de yetkilidir.
Madde 1359b) Esas hakkında
MADDE 1359- (1) 1354 ve 1355 inci maddeler uyarınca deniz alacakları hakkında
ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili olan mahkeme, deniz alacağının esasına ilişkin olarak
yapılmış bir yetki veya tahkim sözleşmesi yoksa, ihtiyati haczi tamamlamak üzere açılacak
dava hakkında ve ihtiyati haczi uygulayan icra dairesi de icra takibi hakkında yetkilidir.
Madde 1360c) Tenfiz hakkında
MADDE 1360- (1) Bir deniz alacağı için ihtiyati haciz kararı vermiş olan Türk
mahkemesi, o deniz alacağının esası hakkında verilmiş bir yabancı mahkeme veya yabancı
hakem kararının tenfizinde;
a) Tenfiz isteminin yapıldığı tarihte geminin o Türk mahkemesinin yargı çevresinde
bulunması veya
b) Geminin serbest bırakılması için 1370 ilâ 1372 nci maddeler uyarınca yatırılmış
teminatın, tenfiz isteminin yapıldığı tarihte mahkeme kasasında bulunması şartıyla,
yetkilidir.
Madde 1361d) Haksız ihtiyati haciz sebebiyle açılacak tazminat davası hakkında
MADDE 1361- (1) İhtiyati haciz kararı veren mahkeme, haksız çıkan alacaklı
aleyhine açılacak tazminat davasını da görmeye yetkilidir.
(2) Deniz alacağının esası hakkında yurtiçinde veya yurt dışında mahkemede veya
hakem önünde dava açılmışsa, bu davanın sonuçlanması, tazminat davası yönünden bekletici
sorun oluşturur.
Madde 13624. Alacaklı tarafından delil gösterilmesi
MADDE 1362- (1) Alacaklının, alacağının 1352 nci maddede sayılan deniz
alacaklarından olduğu ve parasal değeri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delil
göstermesi yeterlidir.
Madde 13635. Alacaklı tarafından teminat gösterilmesi
MADDE 1363- (1) Deniz alacağını teminat altına almak üzere ihtiyati haciz kararı
verilmesini isteyen alacaklının, 10.000 Özel Çekme Hakkı tutarında teminat vermesi zorunludur.
(2) Karşı taraf, aynı mahkemeden her aşamada teminat miktarının artırılmasını
isteyebilir. Bu istem değerlendirilirken, ihtiyati haciz sebebiyle geminin seferden
alıkonulduğu süre boyunca, gemi için yapılan günlük işletme giderleri ve ihtiyati haciz
dolayısıyla yoksun kalınan kazançlar dikkate alınır. Teminatın artırılmasına karar verilirse,
mahkeme, hangi sürede ek teminatın yatırılacağını da belirler. Ek teminat süresinde
yatırılmazsa, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.
(3) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan gemi alacaklıları teminat
yatırmak yükümlülüğünden muaftır.
(4) Alacaklı da aynı mahkemeden teminat miktarının azaltılmasını isteyebilir.
6. İhtiyati haczin yapılması
Madde 1364a) İhtiyati haciz kararının icrası
MADDE 1364- (1) Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren üç iş
günü içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki veya geminin bulunduğu yerdeki
icra dairesinden kararın infazını istemek zorundadır. Aksi hâlde, ihtiyati haciz kararı
kendiliğinden kalkar.
Madde 1365b) İhtiyati hacze başlama süresi
MADDE 1365- (1) İcra dairesi, istem üzerine derhâl ihtiyati haczi uygular.
(2) İhtiyati haciz, İcra ve İflas Kanununa göre gece ve resmî tatil sayılan zamanlarda
da yapılır.
Madde 1366c) Gemiye el konulması ve muhafaza tedbirleri
MADDE 1366- (1) İhtiyati haczine karar verilen bütün gemiler, bayrağı ve hangi
sicile kayıtlı oldukları dikkate alınmaksızın, icra müdürü tarafından seferden menedilerek
muhafaza altına alınır. Geminin ihtiyaten haczedilerek seferden menedildiği, kaptana veya
malike ya da malik olmayan donatana yahut bunların bir temsilcisine tebliğ edilir. Gemi,
tebligat yapılan kişiye yediemin sıfatıyla bırakılır. Yediemine, görevi ve Türk Ceza
Kanununun 289 uncu maddesinden doğan cezai sorumluluk dâhil olmak üzere, kanuni
sorumlulukları hatırlatılır.
(2) Haczi uygulayan memurun düzenleyeceği ihtiyati haciz tutanağında, geminin
adıyla belirtilmesi yeterlidir; değerinin yazılması gerekmez. Taraflardan birinin istemi
üzerine, geminin değeri icra mahkemesince saptanır; bu saptamaya dosyadan anlaşılan
ilgililer çağırılır.
(3) İcra müdürü, ihtiyati haciz kararını derhâl, geminin bulunduğu bölgeden sorumlu
sahil güvenlik komutanlığına veya emniyet teşkilatına, liman başkanlığına ve gümrük
idaresine bildirir.
(4) İcra müdürü, ihtiyati haciz kararını, kararın uygulanmasını izleyen ilk iş gününde
geminin kayıtlı olduğu sicile ve yabancı bayraklı gemilerde, geminin bayrağını taşıdığı
devletin en yakın konsolosluğuna bildirir.
Madde 1367d) Geminin seferde olması
MADDE 1367- (1) İhtiyati haciz kararı uygulanacağı sırada, gemi fiilen hareket etmiş
veya seferde bulunuyorsa, 1366 ncı maddenin ikinci ilâ dördüncü fıkralarında öngörülen
işlemlerden başka,
a) Türk Bayraklı gemilerde ihtiyati haciz kararı, malike, malik olmayan donatana ve
borçtan şahsen sorumlu bulunan kişiye tebliğ edilir ve deniz alacağı için on gün içinde
teminat verilmesi, aksi hâlde geminin izleyen ilk seferinde icra dairesine teslim olunması ihtar
olunur, geminin teslim edilmemesi hâlinde, fail hakkında Türk Ceza Kanununun 289 uncu
maddesine göre cezaya hükmolunur;
b) Yabancı bayraklı gemilerde ihtiyati haciz kararı, sahil güvenlik komutanlığının
yardımı alınarak, gemi Türk karasularını terkedinceye kadar uygulanabilir.
Madde 1368e) İhtiyati haczin kapsamı, geminin idaresi ve işletilmesi
MADDE 1368- (1) Bir geminin ihtiyati haczi, borçlunun o geminin işletilmesinden
elde ettiği geliri ve menfaatleri de kapsar.
(2) İcra dairesi, geminin idaresi ve işletilmesi ile bakımı ve korunması için gerekli her
türde önlemi alır.
Madde 13697. İhtiyati haciz hakkının kullanılması
MADDE 1369- (1) Hakkında deniz alacağı ileri sürülen her geminin ihtiyaten haczi;
a) Deniz alacağı doğduğunda geminin maliki olan kişi, ihtiyati haczin uygulandığı
sırada da bu borçtan sorumlu olup geminin maliki ise; veya
b) Deniz alacağı doğduğunda geminin kiracısı olan kişi, ihtiyati haczin uygulandığı
sırada da bu borçtan sorumlu olup geminin maliki ise; veya
c) Deniz alacağı gemi rehni, gemi ipoteği veya gemi üzerinde aynı nitelikteki bir ayni
yükümlülük ile teminat altına alınmış ise; veya
d) Uyuşmazlık geminin mülkiyetine veya zilyetliğine ilişkin ise; veya
e) Alacak, 1320 nci madde uyarınca gemi alacaklısı hakkı veriyorsa,
mümkündür.
(2) Birinci fıkrada sayılanların dışındaki gemilerin ihtiyati haczi; haczin uygulandığı
sırada gemiler bu deniz alacağından dolayı sorumlu olan bir kişiye ait ise ve alacak
doğduğunda bu kişi;
a) Üzerinde deniz alacağı doğmuş olan geminin maliki veya
b) Kiracısı veya tahsis olunanı ya da taşıtanı ise,
mümkündür.
(3) Geminin mülkiyetine veya zilyetliğine ilişkin uyuşmazlıklarda, sadece bu
uyuşmazlığın konusu olan gemi hakkında ihtiyati haciz kararı verilebilir.
8. Geminin serbest bırakılması
Madde 1370a) Geminin değerinin depo edilmesi
MADDE 1370- (1) İhtiyaten haczolunan gemi, istenildiği zaman icra dairesine teslim
edilmek ve bunu sağlamak amacıyla geminin değeri depo edilmek veya icra memuru
tarafından kabul edilecek taşınmaz rehni, gemi ipoteği veya itibarlı bir banka kefaleti
gösterilmek şartıyla borçluya ve gemi üçüncü kişi elinde iken ihtiyaten haczolunmuşsa, bir
taahhüt senedi alınarak, bu kişiye bırakılabilir.
(2) Geminin, üzerindeki ihtiyati haciz devam etmek kaydıyla serbest bırakıldığının,
1366 ncı maddede sayılan kurumlara bildirilmesi ve sicildeki ihtiyati hacze dair kaydın
korunması gereklidir.
(3) İhtiyati haczin devamı için açılan davanın sonunda, teminatın alacaklıya
ödenmesine karar verilse bile, teminat olarak yatırılan para icra veznesinden çekilene kadar
diğer deniz alacaklıları bu Kısım hükümlerine göre hacze katılabilir.
(4) 1352 nci maddenin (t) ve (u) bentlerinde sayılan deniz alacaklarının birinden
dolayı ihtiyaten haczedilmiş olan gemi hakkında, zilyedi olan kişinin yeterli teminatı vermesi
durumunda, gemi bu kişiye bırakılabilir.
(5) Bu Kitabın Yedinci Kısmı uyarınca uygulanması gereken milletlerarası sözleşmelerin
hükümleri saklıdır.
Madde 1371b) İhtiyati haczin kaldırılması
MADDE 1371- (1) Geminin maliki veya borçlu, geminin değerini geçmemek
kaydıyla, deniz alacağının tamamı, faizi ve giderler için yeterli teminat göstererek, ihtiyati
haczin kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu yetki, icra
mahkemesine geçer.
(2) Geminin ihtiyati haczinin kaldırıldığının, 1366 ncı maddede sayılan kurumlara
bildirilmesi ve ihtiyati hacze dair sicildeki kaydın silinmesi gereklidir.
(3) İhtiyati haczin devamı için açılan davanın sonunda, teminatın alacaklıya
ödenmesine karar verilmesi durumunda, bu teminat üzerine diğer deniz alacaklıları haciz
koyduramaz.
Madde 1372c) Tarafların anlaşması
MADDE 1372- (1) 1370 ve 1371 inci maddeler uyarınca verilecek teminatın tür ve
miktarı, alacaklı ile geminin maliki veya maliki olmayan donatanı arasında serbestçe
kararlaştırılabilir.
Madde 1373d) Saklı kalan haklar
MADDE 1373- (1) Geminin serbest bırakılması için teminat verilmesi, sorumluluğun
kabulü veya herhangi bir itiraz ve def’iden ya da sorumluluğun sınırlandırılması hakkından
vazgeçilmesi şeklinde yorumlanamaz.
Madde 1374e) Teminatın değiştirilmesi
MADDE 1374- (1) 1370 ilâ 1372 nci maddeler uyarınca teminat veren kişi her zaman,
bu teminatın miktarının azaltılması, türünün değiştirilmesi veya iptali için mahkemeye
başvurabilir.
Madde 13759. Yeniden veya aynı alacak için ihtiyati haciz
MADDE 1375- (1) Gemi, bir deniz alacağı için, yurt içinde veya yurt dışında ihtiyaten
haczedilmiş ve serbest bırakılmışsa veya o gemiyle ilgili olarak teminat alınmışsa, aynı
geminin yeniden veya aynı alacak için ihtiyati haczi sadece;
a) Elde edilecek toplam teminat miktarının, geminin değerini aşmaması şartıyla, ilk
teminatın tür veya miktarı yetersiz ise; veya
b) İlk teminatı vermiş olan kişi, kendi borçlarını kısmen veya tamamen yerine
getirmez veya yerine getirmekten âciz olursa; veya
c) İhtiyaten haczedilen gemi veya ilk teminat; makul sebeplere dayanarak hareket eden
alacaklının istemiyle veya onayıyla yahut alacaklının serbest bırakılmayı engelleyecek makul
önlemleri alamaması sebebiyle serbest bırakılmış ise,
mümkündür.
(2) Aynı deniz alacağı için ihtiyati hacze konu olabilecek başka bir gemi;
a) Daha önce verilmiş olan teminatın tür veya miktarı yetersizse; veya
b) Birinci fıkranın (b) veya (c) bentleri uygulama alanı buluyorsa,
ihtiyaten haczedilebilir.
(3) Geminin hukuka aykırı yollarla, ihtiyati hacizden kurtulması veya kaçması
hâllerinde, gemi, birinci ve ikinci fıkralar anlamında serbest bırakılmış sayılmaz.
Madde 137610. İhtiyati haczi tamamlayan işlemler
MADDE 1376- (1) İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci ve ikinci
fıkralarında öngörülen süreler, gemilerin ihtiyati haczinde bir ay olarak uygulanır.
II - Rehinli alacakların takibi
Madde 13771. Fer’ilik ilkesi
MADDE 1377- (1) Gemi üzerinde, kanun veya sözleşme uyarınca doğan veya
mahkemece tesciline karar verilen bütün rehin ve hapis hakları, teminat altına alınan alacaktan
ayrı ve bağımsız olarak yargılama veya icra konusu yapılamaz.
(2) Birinci fıkrada belirtilen rehin ve hapis haklarının, rehnin paraya çevrilmesi
yoluyla ilamlı takip konusu yapılabilmeleri için, hem alacağın hem de rehin veya hapis
hakkının, ilam veya ilam niteliğindeki belgelerde veya gemi sicil müdürlüğünde düzenlenmiş
gemi ipoteği sözleşmesinde tespit edilmiş olması şarttır.
Madde 13782. İflas yoluyla takip hakkı
MADDE 1378- (1) Gemi üzerinde, akdî veya kanuni bir rehin hakkı bulunsa bile,
alacaklı iflas yoluyla takip yapabilir.
Madde 13793. Diğer takip yolları
MADDE 1379- (1) Gemi üzerinde kanuni bir rehin hakkına sahip olan alacaklılar,
haciz yolu ile veya kambiyo senetleri hakkındaki özel usullere göre takip yapabilirler; bu
takdirde kanuni rehin hakkından feragat etmiş olurlar.
4. Rehinli alacaklıların takip hakkı
Madde 1380a) Kanuni rehin hakkı sahiplerinin
MADDE 1380- (1) Gemi alacaklıları ile alacakları gemi üzerinde hapis hakkı ile
temin edilmiş olan alacaklılar, ihtiyati haczi tamamlamak veya alacağı doğrudan takip etmek
için taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilirler. Bu hüküm, Türk ve yabancı
bayraklı bütün gemilere uygulanır.
Madde 1381b) İpotek sahiplerinin
MADDE 1381- (1) Akdî veya kanuni gemi ipoteği alacaklıları, ipoteğin paraya
çevrilmesi yoluyla takip yapabilirler. Bu hüküm, Türk ve yabancı bayraklı bütün gemilere
uygulanır.
III - Cebrî satış
Madde 13821. Haciz
MADDE 1382- (1) Türk ve yabancı bayraklı bütün gemilerin kesin haczinde, ihtiyati
hacze ilişkin 1364 ilâ 1368 inci maddeler uygulanır.
(2) Gemilerin icra yoluyla haczinde, alacağın 1352 nci maddede sayılan deniz
alacaklarından olması şartı aranmaz.
Madde 13832. Paraya çevirme
MADDE 1383- (1) Bir sicile kayıtlı olan Türk ve yabancı bayraklı gemiler, İcra ve
İflas Kanununun taşınmazların satışına ilişkin hükümlerine göre, bir sicile kayıtlı olmayan
Türk ve yabancı bayraklı gemiler ise, aynı Kanunun taşınırların satışına ilişkin hükümleri
uyarınca paraya çevrilirler.
Madde 13843. Yabancı sicile kayıtlı gemilerin satışı için hazırlıklar
MADDE 1384- (1) Yabancı bir sicile kayıtlı geminin satışı istenildiğinde, icra
müdürü, o geminin bayrağını taşıdığı devletin konsolosluğuna bu hususu bildirir ve
mükellefiyetler listesinin hazırlanmasını gerçekleştirmek için geminin sicil kaydını ister.
Alacaklı da, sicil kaydının onaylı bir suretini icra dairesine sunabilir. Bu durumda, hangi kayıt
önce gelirse, liste o kayda göre hazırlanır.
(2) İcra ve İflas Kanununun 126 ncı maddesi uyarınca yapılacak ilanın, icra müdürü
veya ilgililer tarafından;
a) Geminin kayıtlı olduğu sicil devletinde, gemi sicilini tutmakla yükümlü olan
makama,
b) Tescil edilmiş akdî rehin alacaklılarına,
c) İcra dairesine bildirilmiş olmaları kaydıyla kanuni rehin alacaklılarına,
d) Geminin sicile kayıtlı malikine,
bildirilmesi veya gideri ilgililer tarafından karşılanmak şartıyla bir internet haber sitesi
ve tirajı ellibin üzerinde olan ve sicilin fiilen tutulduğu ülke düzeyinde dağıtımı yapılan
gazetelerden biriyle ilan edilmesi zorunludur.104
(3) İkinci fıkrada belirtilen yazılı bildirim, iadeli taahhütlü mektupla, bildirimin
muhataba ulaştığını doğrulayan elektronik iletişim araçlarıyla veya başkaca uygun bir yol ve
araçla yapılır.
Madde 13854. Artırmanın ilanı
MADDE 1385- (1) İcra ve İflas Kanununun 126 ncı maddesi uyarınca yapılacak ilan,
bir internet haber sitesi ve tirajı ellibin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan
gazetelerden biriyle ve ayrıca yurt dışında dünya çapında dağıtımı yapılan denizcilikle ilgili
günlük bir gazetede yayımlanır.105
(2) İlanda, ipotek alacaklısının rızasıyla alıcı tarafından yüklenilenler dışında, geminin
bütün ayni ve kişisel haklardan, külfetlerden ve sınırlandırmalardan arınmış olarak satılacağı
bildirilir.
Madde 13865. Vaktinden evvel satış
MADDE 1386- (1) Türk ve yabancı bayraklı gemilerde, malik aynı zamanda deniz
alacağının kişisel borçlusu ise, malikin istemiyle de satış yapılabilir.
(2) Geminin değeri hızla düşer veya korunması fazla masraflı olur, özellikle de yeni
gemi alacaklarının doğmasına veya sayılarının artmasına yol açarsa, icra müdürü veya
alacaklı, ihtiyaten veya kesin olarak haczedilmiş Türk veya yabancı bayraklı geminin
vaktinden evvel satılması için icra mahkemesine başvurabilir. İcra mahkemesi, dosyadan
anlaşılan ilgililerin görüşünü aldıktan sonra bu hususu karara bağlar. Bu karara karşı kanun
yolu açıktır. Başvurulan mahkeme bu başvuruyu öncelikle inceler. Kanun yoluna başvurma,
satış kararının uygulanmasını durdurur.
(3) Gemi veya içindeki eşya; insan, eşya ve çevre güvenliği açısından tehlike
gösterirse, icra müdürü veya liman başkanı, ihtiyaten veya kesin olarak haczedilmiş Türk
veya yabancı bayraklı geminin vaktinden evvel satılması için icra mahkemesine başvurabilir.
Bu başvuru hakkında ikinci fıkra hükümleri uygulanır; ancak, kanun yoluna başvurma, satış
kararının uygulanmasını durdurmaz.
(4) İcra müdürlüğü satış bedelini, hak sahipleri adına, üçer aylık vadeli hesaba
dönüştürerek, paylaştırma aşamasına kadar nemalandırmak amacıyla icra mahkemesince
belirlenecek bankaya yatırır.
6. Pazarlık suretiyle satış
13/10/2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle; bu fıkraya “şartıyla” ibaresinden
sonra gelmek üzere “bir internet haber sitesi ve” ibaresi eklenmiştir.
13/10/2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle; bu fıkraya “ilan,” ibaresinden
sonra gelmek üzere “bir internet haber sitesi ve” ibaresi eklenmiştir.
Madde 1387
MADDE 1387- (1) Bütün ilgililer ister veya 1386 ncı maddede gösterilen hâller
gerçekleşirse, gemi pazarlık suretiyle satılabilir.
Madde 13887. Satış ve ihalenin sonucu
MADDE 1388- (1) Alıcı, icra dairesi tarafından gemi kendisine ihale edildiği veya
satıldığı anda, geminin mülkiyetini iktisap eder.
(2) Satış bedeli icra dairesine ödendiği anda, ipotek alacaklısının rızasıyla alıcı
tarafından yüklenilenler dışında, gemi üzerindeki bütün ayni ve kişisel haklar, külfetler ve
sınırlandırmalar sona erer. 1386 ncı maddenin dördüncü fıkrası hükmü burada da uygulanır.
(3) Bu madde, bayrağı ve sicile kayıtlı olup olmadığı dikkate alınmaksızın bütün
gemiler hakkında geçerlidir.
8. Sıra cetveli
Madde 1389a) İlkeler
MADDE 1389- (1) Türk veya yabancı bayraklı bir gemi, cebrî icra yoluyla
satıldığında, satış tutarı bütün alacaklıların alacağını ödemeye yetmezse, icra dairesi,
alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Alacaklar bu cetvele 1390 ilâ 1397 nci maddelerde
belirtilen sıra ile kaydedilir.
(2) Bir donatanın iflası hâlinde birden çok gemisi paraya çevrilirse, 1390 ilâ 1397 nci
maddelerde belirtilen sıralama her gemi için ayrı ayrı yapılır ve o sıraya göre ödemede
bulunulur.
(3) Bir sıradaki alacaklılar, alacaklarını tamamen almadıkça, sonra gelen sıradaki
alacaklılara ödemede bulunulmaz.
(4) Sıra cetvelinin birinci ilâ yedinci sıralarına kabul edilen alacaklılar, alacaklarının
tamamını tahsil edemezse, borçlunun kalan malvarlığına başvururken bir öncelikten
yararlanamazlar.
Madde 1390b) Birinci sıra
MADDE 1390- (1) Sıra cetvelinin birinci sırasına, geminin haczi tarihinden ödemelerin
yapıldığı tarihe kadar;
a) Geminin haczinden, hacizde geçen süre boyunca geminin bakımı ve korunmasıyla
gemi adamlarının iaşelerinden, geminin paraya çevrilmesinden, satış tutarının
paylaştırılmasından doğan giderler ve harcamalar,
b) 1320 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan alacaklardan hacizde
geçen süreye ilişkin olanlar,
kaydedilir.
(2) Birinci fıkrada sayılan alacakların sahipleri, kendi aralarında eşit hakka sahiptir.
Madde 1391c) İkinci sıra
MADDE 1391- (1) Sıra cetvelinin ikinci sırasına, satılan gemi karaya oturmuş veya
batmış iken, seyrüsefer emniyeti veya deniz çevresinin korunması amacıyla kamu kurumları
tarafından kaldırılmışsa, bu kaldırmanın giderleri kaydedilir.
Madde 1392d) Üçüncü sıra
MADDE 1392- (1) Sıra cetvelinin üçüncü sırasına, 1320 nci maddenin birinci
fıkrasının (a) ilâ (e) bentlerinde düzenlenmiş olan gemi alacaklılarından 1390 ıncı maddeye
girmeyenler kaydedilir.
(2) Birinci fıkrada sayılan alacaklar, 1324 üncü maddede gösterilen sıraya tabidir.
Madde 1393e) Dördüncü sıra
MADDE 1393- (1) Sıra cetvelinin dördüncü sırasına, gemi, cebrî icra yoluyla satış
sırasında bir tersanenin zilyetliğinde bulunuyorsa, tersane sahibinin, 1013 üncü madde
uyarınca kanuni ipotekle veya Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesi uyarınca hapis
hakkıyla teminat altına alınmış alacakları kaydedilir.
Madde 1394f) Beşinci sıra
MADDE 1394- (1) Sıra cetvelinin beşinci sırasına, takip konusu gemiye ilişkin
gümrük resmi ile diğer vergiler kaydedilir.
Madde 1395g) Altıncı sıra
MADDE 1395- (1) Sıra cetvelinin altıncı sırasına, akdî veya kanuni bir rehin hakkı ile
teminat altına alınmış olup da 1390 ilâ 1394 üncü maddelere girmeyen alacaklar kaydedilir.
(2) Birinci fıkrada sayılan alacaklar, her alacağı teminat altına alan rehin hakkını
düzenleyen kanunda gösterilen sıraya tabidir.
Madde 1396h) Yedinci sıra
MADDE 1396- (1) Sıra cetvelinin yedinci sırasına, 1352 nci maddede sayılan deniz
alacaklarından 1390 ilâ 1395 inci maddelere girmeyen alacaklar kaydedilir.
(2) Birinci fıkrada sayılan alacakların sahipleri, kendi aralarında eşit hakka sahiptir.
Madde 1397i) Sekizinci sıra
MADDE 1397- (1) Sıra cetvelinin sekizinci sırasına, İcra ve İflas Kanununun 206 ncı
maddesinin dördüncü fıkrasında sıralanan alacaklar kaydedilir.
(2) Birinci fıkrada sayılan alacakların sahipleri, kendi aralarında eşit hakka sahiptir.
D) Eşya hakkında
Madde 1398I - Hapis hakkı için defter tutulması
MADDE 1398- (1) İcra ve İflas Kanununun 270 ve 271 inci maddeleri, bu Kanun
hükümleri uyarınca eşya üzerinde doğan hapis hakkının paraya çevrilmesinde de uygulanır.
(2) İcra ve İflas Kanununun 270 inci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen süre,
eşya üzerinde doğan hapis haklarının paraya çevrilmesinde onbeş gündür.
(3) Eşya üzerinde doğan hapis hakları, teminat altına alınan alacaktan ayrı ve bağımsız
olarak yargılama veya icra konusu yapılamaz.
Madde 1399II - İlamlı icra
MADDE 1399- (1) Hapis hakkıyla teminat altına alınan alacak, bir ilama veya ilam
niteliğindeki belgeye dayanıyorsa, alacaklı, defterin tutulmasından başlayarak onbeş gün
içinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapar. Şu kadar ki, takip konusu
ilamda veya ilam niteliğindeki belgede hapis hakkı da belirtilmemişse, borçlu hapis hakkına
itiraz edebilir. Bu durumda, İcra ve İflas Kanununun 147 nci maddesinin birinci fıkrasının (2)
numaralı bendi uygulanır.
Madde 1400III - İlamsız icra
MADDE 1400- (1) Hapis hakkıyla teminat altına alınan alacak, bir ilama veya ilam
niteliğindeki belgeye dayanmıyorsa, alacaklı, defterin tutulmasından başlayarak onbeş gün
içinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip yapar. Borçlu, alacağa veya
hapis hakkına veya her ikisine birden itiraz edebilir. Bu itiraz hakkında İcra ve İflas
Kanununun 147 nci maddesi uygulanır.
ALTINCI KİTAP
Sigorta Hukuku
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
A) Sigorta sözleşmesi
I - Temel kavramlar
Madde 14011. Tanım
MADDE 1401- (1) Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para
ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde
bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında
gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı
yükümlendiği sözleşmedir.
(2) Ruhsatsız bir şirket ile onun bu durumunu bilerek yapılan sigorta sözleşmeleri
hakkında Türk Borçlar Kanununun 604 ve 605 inci maddeleri uygulanır. Türkiye’de yerleşik
olmayan sigorta şirketleriyle kurulan sigorta sözleşmelerinde bu hüküm uygulanmaz.
Madde 14022. Karşılıklı sigorta
MADDE 1402- (1) Birden çok kişinin birleşerek, içlerinden herhangi birinin, belli bir
rizikonun gerçekleşmesi durumunda doğacak zararlarını tazmin etmeyi borçlanmaları
karşılıklı sigortadır. Karşılıklı sigorta faaliyeti ancak kooperatif şirket şeklinde yürütülebilir.
Madde 14033. Reasürans
MADDE 1403- (1) Sigortacı, sigorta ettiği menfaati, dilediği şartlarla, tekrar sigorta
ettirebilir.
(2) Reasürans, sigortacının, sigorta ettirene karşı borç ve yükümlülüklerini ortadan
kaldırmaz; sigorta ettirene, tekrar sigorta yapana karşı, doğrudan dava açmak ve istemde
bulunma haklarını vermez.
Madde 14044. Geçerli olmayan sigorta
MADDE 1404- (1) Sigorta ettirenin veya sigortalının, kanunun emredici hükümlerine,
ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı bir fiilinden doğabilecek bir zararını teminat
altına almak amacıyla sigorta yapılamaz.
II - Hükümler
Madde 14051. Sözleşmenin yapılması sırasında susma
MADDE 1405- (1) Sigortacı ile sigorta sözleşmesi yapmak isteyen kişinin,
sözleşmenin yapılması için verdiği teklifname, teklifname tarihinden itibaren otuz gün içinde
reddedilmemişse sigorta sözleşmesi kurulmuş sayılır.
(2) Teklifnamenin verilmesi sırasında yapılmış ödemeler, sözleşmenin yapılmasından
sonra prim olarak kabul edilir veya ilk prime sayılır. Bu ödemeler, sözleşme yapılmadığı
takdirde, kesinti yapılmadan, faiziyle birlikte geri verilir.
(3) 1483 üncü madde hükmü saklıdır.
2. Temsil
Madde 1406a) Genel olarak
MADDE 1406- (1) Bir kişi, diğer bir kişinin adına onu temsilen sigorta sözleşmesi
yapabilir; temsilci yetkisiz ise ilk sigorta döneminin primlerinden sorumlu olur.
(2) Adına sigorta sözleşmesi yapılan kişi, rizikonun gerçekleşmesinden önce veya
1458 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, riziko gerçekleşince de sözleşmeye sonradan
icazet verebilir.
(3) Başkasının adına yapıldığı anlaşılmayan veya yetkisiz yapılan sözleşme, menfaati
bulunması şartıyla, temsilci adına yapılmış sayılır.
Madde 1407b) Talimat bulunmaması
MADDE 1407- (1) Temsilci, sigorta ettiren tarafından, sigorta şartlarıyla ilgili
herhangi bir talimat verilmemişse, sigorta sözleşmesini, sözleşmenin yapıldığı yerdeki mutat
şartlara göre yapar.
Madde 14083. Sigorta menfaatinin yokluğu
MADDE 1408- (1) Sigorta sözleşmesinin yapılması anında, sigortalanan menfaat
mevcut değilse, sigorta sözleşmesi geçersizdir. Sözleşmenin yapıldığı anda varolan menfaat,
sözleşmenin süresi içinde ortadan kalkarsa, sözleşme o anda geçersiz olur.
(2) 1470 inci madde hükmü saklıdır.
Madde 14094. Sigortanın kapsamı
MADDE 1409- (1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden
doğan zarardan veya bedelden sorumludur.
(2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta
teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.
Madde 14105. Sigorta süresi
MADDE 1410- (1) Süre, sözleşmeyle kararlaştırılmamış ise, taraf iradeleri, yerel
teamül ile hâl ve şartlar göz önünde bulundurularak, mahkemece belirlenir.
Madde 14116. Sigorta dönemi
MADDE 1411- (1) Prim daha kısa zaman dilimlerine göre hesaplanmamış ise bu
Kanuna göre sigorta dönemi bir yıldır.
Madde 14127. Sigorta ettiren dışındakilerin bilgisi ve davranışı
MADDE 1412- (1) Kanunda sigorta ettirenin bilgisine ve davranışına hukuki sonuç
bağlanan durumlarda, sigortadan haberi olması şartı ile sigortalının, temsilci söz konusu ise
temsilcinin, can sigortalarında da lehtarın bilgisi ve davranışı da dikkate alınır.
8. Fesih ve cayma
Madde 1413a) Olağanüstü durumlarda fesih
MADDE 1413- (1) Sigortacının, konkordato ilan etmesi, ilgili sigorta dalına ilişkin
ruhsatının iptâl edilmesi veya sözleşme yapma yetkisinin kaldırılması gibi hâllerde; sigorta
ettiren, bu olguları öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sigorta sözleşmesini feshedebilir.
(2) Primlerin tamamını ödememişken sigorta ettiren konkordato ilan etmişse, sigortacı,
bunu öğrendiği tarihten itibaren, bir aylık bildirim süresine uyarak, sigorta sözleşmesini
feshedebilir.
(3) Zorunlu sigortalar ile prim ödemesinden muaf hâle gelmiş can sigortalarına ikinci
fıkra uygulanmaz.
Madde 1414b) Sigorta priminin artırılmasında fesih
MADDE 1414- (1) Sigortacı, sigorta teminatının kapsamında değişiklik yapmadan,
ayarlama şartına dayanarak primi yükseltirse, sigorta ettiren, sigortacının bildirimini aldığı
tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeyi feshedebilir.
Madde 1415c) Kısmi fesih ve cayma
MADDE 1415- (1) Sigortacının sigorta sözleşmesini, bazı hükümlerine ilişkin olarak
feshetmesi veya ondan cayması haklı sebeplere dayanıyorsa ve sigortacının sözleşmeyi geri
kalan hükümlerle, aynı şartlarla yapmayacağı durumdan anlaşılıyorsa, sigortacı sözleşmenin
tamamını feshedebilir veya ondan cayabilir.
(2) Sigortacı, sözleşmeyi kısmen feshetmiş veya ondan caymışsa, sigorta ettiren
sözleşmenin tamamını feshedebilir veya ondan cayabilir.
Madde 14169. Tebliğler ve bildirimler
MADDE 1416- (1) Sigorta ettiren tarafından yapılacak tebliğler ve bildirimler
sigortacıya veya sözleşmeyi yapan ya da yapılmasına aracılık eden acenteye; sigortacı
tarafından yapılan tebliğler ve bildirimler ise, sigorta ettirenin veya gerektiğinde sigortalının
ya da lehtarın sigortacıya bildirilmiş son adreslerine yapılır.
10. Olağanüstü durumlar
Madde 1417a) Tarafların aczi, takibin semeresiz kalması
MADDE 1417- (1) Sigorta ettiren, aciz hâline düşen veya hakkında yapılan takip
semeresiz kalan sigortacıdan, taahhüdünün yerine getirileceğine ilişkin teminat isteyebilir. Bu
istemden itibaren bir hafta içinde teminat verilmemiş ise sigorta ettiren sözleşmeyi feshedebilir.
(2) Primin ödenmesinden önce acze düşen, iflas eden veya hakkında yapılan takip
semeresiz kalan sigorta ettirene, sigortacının istemiyle, aynı şartlarla, birinci fıkra hükmü
uygulanır.
Madde 1418b) Sigortacının iflası
1 atıf
MADDE 1418- (1) Sigortacının iflası hâlinde sigorta sözleşmesi sona erer.
Sigortacının iflasından önce ödenmeyen tazminatlar, özel hükümler saklı kalmak kaydıyla,
önce 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu gereğince sigortacı tarafından
ayrılması gereken teminatlardan, sonra iflas masasından karşılanır.
(2) Hak sahipleri iflas masasına İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinin dördüncü
fıkrasında düzenlenen üçüncü sırada katılır.
Madde 141911. Prim iadesi
MADDE 1419- (1) Sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde, Kanunda aksi
öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir.
Madde 142012. Zamanaşımı
MADDE 1420- (1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel
olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta
tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten
itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
(2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.
III - Tarafların borç ve yükümlülükleri
1. Sigortacının borç ve yükümlülükleri
a) Rizikoyu taşıma yükümlülüğü
Madde 1421aa) Genel olarak
MADDE 1421- (1) Aksine sözleşme yoksa, sigortacının sorumluluğu primin veya ilk
taksidinin ödenmesi ile başlar; kara ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda,
sigortacı, sözleşmenin yapılmasıyla sorumlu olur.
(2) 1430 uncu madde hükmü saklıdır.
Madde 1422bb) İmkânsızlık
MADDE 1422- (1) Sigortacının sorumluluğu başlamadan, sigorta ettirenin,
sigortalının ve can sigortalarında ayrıca lehtarın, fiilleri ve etkileri olmaksızın rizikonun
gerçekleşmesi imkânsızlaşmışsa, sigortacı prime hak kazanamaz.
Madde 1423b) Aydınlatma yükümlülüğü
MADDE 1423- (1) Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce,
gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm
bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri,
gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca,
poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli
sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar.
(2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin
yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış
olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir.
(3) Hazine Müsteşarlığı, çeşitli ülkelerin ve özellikle Avrupa Birliğinin düzenlemelerini
dikkate alarak, tüketiciyi aydınlatma açıklamasının şeklini ve içeriğini belirler.
c) Sigorta poliçesi verme yükümlülüğü
Madde 1424aa) Genel olarak
MADDE 1424- (1) Sigortacı; sigorta sözleşmesi kendisi veya acentesi tarafından
yapılmışsa, sözleşmenin yapılmasından itibaren yirmidört saat, diğer hâllerde onbeş gün
içinde, yetkililerce imzalanmış bir poliçeyi sigorta ettirene vermekle yükümlüdür. Sigortacı
poliçenin geç verilmesinden doğan zarardan sorumludur.
(2) Sigorta ettiren poliçesini kaybederse, gideri kendisine ait olmak üzere, yeni bir
poliçe verilmesini sigortacıdan isteyebilir.
(3) Poliçenin verilmediği hâllerde, sözleşmenin ispatı genel hükümlere tabidir.
Madde 1425bb) İçerik
MADDE 1425- (1) Sigorta poliçesi, tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümler
ile genel ve varsa özel şartları içerir, rahat ve kolay okunacak biçimde düzenlenir.
(2) Poliçenin ve zeyilnâmenin eklerinin içeriği teklifnameden veya kararlaştırılan
hükümlerden farklıysa, anılan belgelerde yer alıp teklifnameden değişik olan ve sigorta
ettirenin, sigortalının ve lehtarın aleyhine öngörülmüş bulunan hükümler geçersizdir.
(3) Kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, genel şartlarda sigorta ettirenin,
sigortalının veya lehtarın lehine olan bir değişiklik hemen ve doğrudan uygulanır. Ancak, bu
değişiklik ek prim alınmasını gerektiriyorsa, sigortacı değişiklikten itibaren sekiz gün içinde
prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının sekiz gün içinde kabul edilmemesi hâlinde
sözleşme eski genel şartlarla devam eder.
Madde 1426d) Giderleri ödeme borcu
MADDE 1426- (1) Sigortacı, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar tarafından, rizikonun,
tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul
giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, ödemek zorundadır.
(2) Eksik sigortanın yapıldığı hâllerde 1462 nci madde hükmü kıyas yolu ile uygulanır.
e) Tazminat ödeme borcu
Madde 1427aa) Genel olarak
MADDE 1427- (1) Aynen tazmine ilişkin sözleşme yoksa sigorta tazminatı nakden
ödenir.
(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla
ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları
bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel
olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı
inceleme gecikmiş ise süre işlemez.
(3) Araştırmalar, 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan başlayarak üç ay içinde
tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere, tarafların
mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre
süratle tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin en az yüzde ellisini avans olarak öder.
(4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.
(5) Sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme
hükümleri geçersizdir.
Madde 1428bb) Kısmi tazminat ödemeleri
MADDE 1428- (1) Sorumluluk sigortası dışındaki sigortalarda, aksine sözleşme
yoksa, sigorta süresi içinde yapılan kısmi tazminat ödemeleri sigorta bedelinden düşülür.
(2) Kısmi zarar hâllerinde taraflar sigorta sözleşmesini feshedebilirler. Ancak,
sigortacı fesih hakkını, kısmi tazminat ödemesinden sonra kullanabilir.
Madde 1429cc) Rizikonun gerçekleşmesinde kusur
MADDE 1429- (1) Sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının,
lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden
kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödenmesini
sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun
gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve
aldığı primleri geri vermez.
(2) 1495, 1503 ve 1504 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü saklıdır.
2. Sigorta ettirenin borç ve yükümlülükleri
a) Prim ödeme borcu
Madde 1430aa) Genel olarak
MADDE 1430- (1) Sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle
yükümlüdür. Aksine sözleşme yoksa sigorta primi peşin ödenir. Özel kanunlardaki hükümler
saklıdır.
(2) Sigorta primi nakden ödenir. İlk taksidin nakden ödenmesi şartıyla, sonraki primler
için kambiyo senedi verilebilir; bu hâlde, ödeme kambiyo senedinin tahsili ile gerçekleşir.
(3) Sigorta ettiren, sigortacının sorumluluğu başlamadan önce, kararlaştırılmış primin
yarısını ödeyerek sözleşmeden cayabilir. Sözleşmeden kısmi cayma hâlinde, sigorta ettirenin
ödemekle yükümlü olduğu prim, cayılan kısma ilişkin primin yarısıdır.
Madde 1431bb) Ödeme zamanı
MADDE 1431- (1) Sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa
ilk taksidin, sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir.
Karada ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda sigorta primi, poliçe henüz
düzenlenmemiş olsa bile, sözleşmenin yapıldığı anda ödenir.
(2) İzleyen taksitlerin ödeme zamanı, miktarı ve priminin vadesinde ödenmemesinin
sonuçları, poliçe ile birlikte yazılı olarak sigorta ettirene bildirilir veya bu şartlar poliçe
üzerine yazılır.
(3) Sigorta priminin taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığı hâllerde, riziko gerçekleşince,
ödenecek tazminata veya bedele ilişkin primlerin tümü muaccel olur.
(4) Başkası lehine yapılan sigortada, prim borcu için sigorta ettirenin aleyhine yapılan
takip semeresiz kalmışsa, zarar sigortalarında sigortalı, can sigortalarında lehtar, bu durumun
sigortacı tarafından kendilerine bildirilmesi hâlinde, primi ödemeyi üstlenirlerse sözleşme bu
kişilerle devam eder; aksi hâlde, sigortacı sigorta ettirene karşı sahip olduğu hakları kullanır.
(5) Sigortacı prim alacağını, 1480 inci madde hükmü saklı kalmak üzere ödenecek
tazminattan veya bedelden düşebilir. Bu hâlde, Türk Borçlar Kanununun 129 uncu maddesi
hükmü sigorta sözleşmeleri hakkında uygulanmaz.
Madde 1432cc) Ödeme yeri
MADDE 1432- (1) Sigorta primi, sigorta ettirenin, sözleşmede gösterilen adresinde
ödenir. Sözleşmede başka bir ödeme yeri gösterilmiş olmasına rağmen, sigorta primi fiilen
sigorta ettirenin gösterdiği adreste ödenegelmekte ise, bu ödeme yerine ilişkin söz konusu şart
yok sayılır.
Madde 1433dd) Primin indirilmesi
MADDE 1433- (1) Primi etkileyen sebeplerde, rizikonun hafiflemesini gerektiren
değişiklikler meydana gelmişse, prim indirilir ve gereğinde geri verilir.
(2) Sözleşmede öngörülen yüksek primin, sigorta ettirenin, rizikoyu ağırlaştıran
sebeplere ilişkin olarak bildirdiği hususlardaki yanılmalardan kaynaklanması hâlinde birinci
fıkra hükmü geçerlidir.
Madde 1434ee) Temerrüt
MADDE 1434- (1) 1431 inci maddeye uygun olarak istenilen sigorta primini
ödemeyen sigorta ettiren mütemerrit olur.
(2) İlk taksidi veya tamamı bir defada ödenmesi gereken prim, zamanında
ödenmemişse, sigortacı, ödeme yapılmadığı sürece, sözleşmeden üç ay içinde cayabilir. Bu
süre, vadeden başlar. Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya
takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde, sözleşmeden cayılmış olunur.
(3) İzleyen primlerden herhangi biri zamanında ödenmez ise, sigortacı sigorta ettirene,
noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla on günlük süre vererek borcunu yerine
getirmesini, aksi hâlde, süre sonunda, sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını ihtar eder. Bu
sürenin bitiminde borç ödenmemiş ise sigorta sözleşmesi feshedilmiş olur. Sigortacının,
sigorta ettirenin temerrüdü nedeniyle Türk Borçlar Kanunundan doğan diğer hakları saklıdır.
(4) Bir sigorta dönemi içinde sigorta ettirene iki defa ihtar gönderilmişse sigortacı,
sigorta döneminin sonunda hüküm doğurmak üzere sözleşmeyi feshedebilir. Can
sigortalarında indirime ilişkin hükümler saklıdır.
b) Beyan yükümlülüğü
aa) Sözleşmenin yapılmasında
Madde 1435aaa) Genel olarak
MADDE 1435- (1) Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya
bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya
bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik
şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı
veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.
Madde 1436bbb) Yazılı sorular
MADDE 1436- (1) Sigortacı sigorta ettirene, cevaplaması için sorular içeren bir liste
vermişse, sunulan listede yer alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene
hiçbir sorumluluk yüklenemez; meğerki, sigorta ettiren önemli bir hususu kötüniyetle
saklamış olsun.
(2) Sigortacı, liste dışında öğrenmek istediği hususlar varsa bunlar hakkında da soru
sorabilir. Söz konusu soruların da yazılı ve açık olması gerekir. Sigorta ettiren bu soruları
cevaplamakla yükümlüdür.
Madde 1437ccc) Bağlantı
MADDE 1437- (1) Tazminat ve bedel ödemelerinde, bildirilmeyen veya yanlış
bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasındaki bağlantı, 1439 uncu maddede
öngörülen kurallar uyarınca dikkate alınır.
Madde 1438ddd) Sigortacı tarafından gerçek durumun bilinmesi
MADDE 1438- (1) Bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir hususun ya da olgunun
gerçek durumu sigortacı tarafından biliniyorsa, sigortacı beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş
olduğunu ileri sürerek sözleşmeden cayamaz. İspat yükü sigorta ettirene aittir.
Madde 1439eee) Yaptırım
MADDE 1439- (1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış
bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden
cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi
hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru
sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu
değiştirmez.
(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan
yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut
rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan
indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile
gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu
ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki
oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.
Madde 1440fff) Caymanın şekli ve süresi
MADDE 1440- (1) Caymanın, sigorta ettirene bir beyanla yöneltilmesi şarttır.
(2) Cayma, onbeş gün içinde sigorta ettirene bildirilir. Bu süre sigortacının bildirim
yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlar.
Madde 1441ggg) Caymanın hükümleri
MADDE 1441- (1) Cayma hâlinde, sigorta ettiren kasıtlı ise, sigortacı rizikoyu
taşıdığı süreye ait primlere hak kazanır.
Madde 1442hhh) Cayma hakkının düşmesi
MADDE 1442- (1) Cayma hakkı aşağıdaki hâllerde kullanılamaz:
a) Cayma hakkının kullanılmasından açıkça veya zımnen vazgeçilmişse.
b) Caymaya yol açan ihlale sigortacı sebebiyet vermişse.
c) Sigortacı, sorularından bazıları cevapsız bırakıldığı hâlde sözleşmeyi yapmışsa.
Madde 1443bb) Teklifin yapılması ile kabulü arasındaki değişiklikleri beyan yükümlülüğü
MADDE 1443- (1) Teklifin yapılması ile kabulü arasındaki değişiklikler hakkında
sözleşmenin yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğüne ilişkin madde hükümleri kıyas yoluyla
uygulanır.
cc) Sözleşme süresi içinde
Madde 1444aaa) Genel olarak
MADDE 1444- (1) Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasından sonra, sigortacının izni
olmadan rizikoyu veya mevcut durumu ağırlaştırarak tazminat tutarının artmasını etkileyici
davranış ve işlemlerde bulunamaz.
(2) Sigorta ettiren veya onun izniyle başkası, rizikonun gerçekleşme ihtimalini artırıcı
veya mevcut durumu ağırlaştırıcı işlemlerde bulunursa yahut sözleşme yapılırken açıkça
riziko ağırlaşması olarak kabul edilmiş bulunan hususlardan biri gerçekleşirse derhâl; bu
işlemler bilgisi dışında yapılmışsa, bu hususu öğrendiği tarihten itibaren en geç on gün içinde
durumu sigortacıya bildirir.
Madde 1445bbb) Sigortacının hakları
MADDE 1445- (1) Sigortacı sözleşmenin süresi içinde, rizikonun gerçekleşmesi veya
mevcut durumun ağırlaşması ihtimalini ya da sözleşmede riziko ağırlaşması olarak kabul
edilebilecek olayların varlığını öğrendiği takdirde, bu tarihten itibaren bir ay içinde
sözleşmeyi feshedebilir veya prim farkı isteyebilir. Farkın on gün içinde kabul edilmemesi
hâlinde sözleşme feshedilmiş sayılır.
(2) Değişikliklerin yapılmasından önceki duruma dönüldüğü takdirde fesih hakkı
kullanılamaz.
(3) Süresinde kullanılmayan fesih ve prim farkını isteme hakkı düşer.
(4) Rizikonun artmasına, sigortacının menfaati ile ilişkili bir husus, sigortacının
sorumlu olduğu bir olay veya insanî bir görevin yerine getirilmesi ve hayat sigortalarında da
sigortalının sağlık durumunda meydana gelen değişiklikler sebep olmuşsa, birinci ilâ üçüncü
fıkra hükümleri uygulanmaz.
(5) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali belirlendiği ve
değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği saptandığı takdirde, söz konusu
ihlal tazminat miktarına veya bedele ya da rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte
ise, ihmalin derecesine göre, tazminattan veya bedelden indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı
hâlinde ise meydana gelen değişiklik ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacı
sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı veya bedeli ödenmez. Bağlantı yoksa,
sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta
tazminatını veya bedelini öder.
(6) Sigortacı, rizikonun gerçekleşmesinden önce, sigorta ettirenin beyan
yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiğini öğrenince, birinci fıkraya göre sözleşmeyi feshetse
bile, değişikliğin meydana geldiği sigorta dönemine ait prime hak kazanır.
(7) Sigortacıya tanınan feshin bildirim süresi veya feshin hüküm ifade etmesi için
verilen süre içinde, yapılan değişiklikle bağlantılı olarak rizikonun gerçekleşmesi hâlinde,
sigorta tazminatı veya bedeli ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oran dikkate
alınarak hesaplanır.
Madde 1446dd) Riziko gerçekleştiğinde
MADDE 1446- (1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu
gecikmeksizin sigortacıya bildirir.
(2) Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması,
ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan
veya bedelden indirim yoluna gidilir.
(3) Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse, ikinci fıkra
hükmünden yararlanamaz.
Madde 1447c) Bilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüğü
MADDE 1447- (1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca
veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve
sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde
sağlamak zorundadır. Ayrıca, sigorta ettiren, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre, rizikonun
gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle ve
kendisinden beklenen uygun önlemleri almakla yükümlüdür.
(2) Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek tutar artarsa, kusurun
ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır.
Madde 1448d) Zararı önleme, azaltma ve sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğü
MADDE 1448- (1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme
ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel
olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar
ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki
talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır. Birden çok sigortacının varlığı ve bunların
birbirlerine aykırı talimatlar vermeleri hâlinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın
azaltılması ve rücu haklarının korunması bakımından en uygun olanını dikkate alır.
(2) Bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun
ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır.
(3) Sigortacı sigorta ettirenin birinci fıkra gereğince yaptığı makul giderleri, bunlar
faydasız kalmış olsalar bile, sigorta tazminatından veya bedelinden ayrı olarak tazmin etmekle
yükümlüdür. Eksik sigortanın yapıldığı hâllerde 1462 nci madde hükmü kıyas yoluyla
uygulanır.
(4) Sigortacı, sigorta ettirenin istemi üzerine giderlerin karşılanması amacıyla gerekli
tutarı avans olarak ödemek zorundadır.
Madde 1449e) Sözleşmede öngörülen yükümlülüklerin ihlali
MADDE 1449- (1) Sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan
bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler
hariç olmak üzere, sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan
kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz.
(2) İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde
kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun.
(3) Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi
gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez.
Madde 1450B) Kanun hükümlerinin uygulama alanı
MADDE 1450- (1) Sosyal güvenlik kurumları ile yapılan sözleşmeler hakkında, kendi
kanunlarında aksine hüküm bulunmadıkça, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.
Madde 1451C) Sigorta sözleşmeleri hakkında uygulanacak hükümler
MADDE 1451- (1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde sigorta sözleşmesi
hakkında Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
Madde 1452D) Koruyucu hükümler
MADDE 1452- (1) 1404 ve 1408 inci madde hükümleriyle 1429 uncu maddenin
birinci fıkrasının ikinci cümlesine aykırı sözleşmeler geçersizdir.
(2) 1418 ve 1420 nci maddeler ile 1430 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı
sözleşme şartları geçersizdir.
(3) 1405, 1409, 1413 ilâ 1417, 1419, 1421, 1422 ilâ 1426 ncı maddeler, 1427 nci
maddenin ikinci ilâ beşinci fıkraları, 1428 inci madde, 1430 uncu maddenin birinci ve üçüncü
fıkraları, 1431 inci maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ve 1433 ilâ 1449 uncu
madde hükümleri, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu
Kanun hükümleri uygulanır.
İKİNCİ KISIM
Sigorta Türlerine İlişkin Özel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Zarar Sigortaları
A) Mal sigortaları
I - Menfaat ve kapsam
Madde 14531. Genel olarak
MADDE 1453- (1) Rizikonun gerçekleşmemesinde menfaati bulunanlar, bu
menfaatlerini mal sigortası ile teminat altına alabilirler.
(2) Rizikonun gerçekleşmesi sonucu doğan kazanç kaybı ile sigorta edilen malın
ayıbından doğan hasarlar, aksine sözleşme yoksa, sigorta kapsamında değildir. Mal bağlamında
kazancın, makul sınırı aşan kısmı sigorta edilemez.
(3) Mal sigortası niteliğindeki grup sigortalarında; mal girmesi veya çıkması sebebiyle
mal topluluğunda değişiklikler meydana gelmiş olsa bile, sözleşme bütün hükümleriyle
geçerlidir.
(4) Mal topluluğu için yapılan mal sigortası, topluluğa dâhil münferit parçaları da
kapsar.
Madde 14542. Başkası lehine sigorta
MADDE 1454- (1) Sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek
veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir.
Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve
onu dava edebilir.
(2) Üçüncü kişinin adının belirtildiği durumlarda, tereddüt hâlinde, sigorta ettirenin,
üçüncü kişinin temsilcisi olarak değil, kendi adına fakat üçüncü kişi lehine hareket ettiği
kabul edilir.
(3) Sözleşmede, sigortanın kimin menfaati için yaptırıldığı açık da bırakılabilir.
“Kimin olacaksa onun lehine” yapılan böyle bir sigortanın, üçüncü kişi lehine yaptırıldığı
anlaşılırsa, ikinci fıkra hükmü uygulanır.
Madde 14553. Müşterek menfaatlerin sigortası
MADDE 1455- (1) Bir malın veya o mala ilişkin bir hakkın yalnız bir kısmında
menfaat sahibi olan kişi, kendisine ait kısımdan fazlasını da sigorta ettirmişse, sigortanın bu
fazlaya ilişkin kısmı, sigorta ettirenle aynı menfaati olanlar lehine yapılmış sayılır.
4. Menfaat üzerinde sınırlamalar
Madde 1456a) Sınırlı ayni hak
MADDE 1456- (1) Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait
menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin
hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder.
(2) Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, ayni hak
sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez. Ayni
hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek yoktur.
Sigortalı menfaate konu malın tamiri veya eski hâline getirilmesi amacıyla ve teminat
gösterilmesi şartıyla, tazminat sigortalıya ödenebilir.
(3) İkinci fıkra hükmüne aykırı hareket eden sigortacı, sınırlı ayni hak sahipleri
ödemeye sonradan yazılı onay verdikleri takdirde, bunlara karşı sorumluluktan kurtulur.
(4) Sigortacı, sigorta ettirenin prim ödeme borcunda temerrüde düştüğünü ve prim
farkı istemi dolayısıyla sigorta ettirene ihtarda bulunduğunu, ayni hakkını kendisine bildirmiş
olan ve kendisi tarafından bilinen ayni hak sahiplerine de bildirir.
(5) Sigorta ettiren veya sigortacı tarafından sözleşme feshedildiğinde veya sözleşmeden
cayıldığında; sigortacı, fesih veya cayma bildirimi kendisi tarafından yapılmışsa, söz konusu
bildirim tarihinden, diğer hâllerde sözleşmenin sona ermesinden itibaren, onbeş gün içinde,
durumu sınırlı ayni hak sahiplerine bildirir. Sigorta sözleşmesi, ayni hak sahipleri yönünden
sözleşmenin sona ermesinden itibaren onbeş gün süre ile geçerli olur. Durumu öğrenen ayni hak
sahibi, bu onbeş gün içinde sözleşmeye devam edeceğini sigortacıya bildirmediği takdirde,
sigorta sözleşmesi, ayni hak sahibi için de geçersiz hâle gelir. Ayni hak sahibi sözleşmeye
devam etmek isterse, sigortacı haklı bir neden olmadığı sürece bu istemi reddedemez.
(6) Sigortacı, istem üzerine, sınırlı ayni hak sahibi olduğunu bildiren kişiye sigorta
koruması ile sigorta bedelinin miktarı hakkında bilgi verir.
(7) Hak sahipliğini sigortacıya bildiren sınırlı ayni hak sahibi hakkında da 1416 ncı
madde uygulanır.
(8) Bu madde hükümleri sigorta ettiren lehine kurulmuş sınırlı ayni haklar için
uygulanmaz.
Madde 1457b) Haciz
MADDE 1457- (1) Sigortalı mal haczedilirse, sigortacı, zamanında bilgilendirilmek
şartıyla, sigorta tazminatını icra müdürlüğüne ödeyerek borcundan kurtulur. Bir malın
haczinde, icra memuru, borçludan söz konusu malların sigortalı olup olmadığını, sigortalı ise,
hangi sigortacı tarafından sigorta edildiğini sorar; haczedilen malın sigortalı olduğunu
öğrendikten sonra, sigorta tazminatının diğer bir bildirime kadar ancak icra müdürlüğüne
ödenilmesiyle borçtan kurtulacağını sigortacıya ihtar eder.
Madde 1458II - Geçmişe etkili sigorta
MADDE 1458- (1) Sigorta, sigorta koruması sözleşmenin yapılmasından önceki bir
tarihten itibaren sağlanacak şekilde yapılabilir. Ancak, rizikonun gerçekleştiği veya
gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalkmış olduğu, sözleşmenin yapılması sırasında, sigortacı
ile sigorta ettiren ve sigortadan haberi olmak şartıyla, sigortalı tarafından biliniyorsa sözleşme
geçersizdir. Rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığının sigorta
ettiren veya sigortalı tarafından bilinip sigortacı tarafından bilinmediği durumlarda, sigortacı
sözleşme ile bağlı olmamakla birlikte, ödenmesi gereken primin tamamına hak kazanır.
III - Tazminat ilkesi
Madde 14591. Genel olarak
MADDE 1459- (1) Sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder.
Madde 14602. Sigorta değeri
MADDE 1460- (1) Sigorta değeri sigorta olunan menfaatin tam değeridir.
Madde 14613. Sigorta bedeli
MADDE 1461- (1) Sigortacının sorumluluğu sigorta bedeli ile sınırlıdır. Sigorta
bedeli, rizikonun gerçekleştiği andaki sigortalı menfaatin değerini aşsa bile, sigortacı
uğranılan zarardan fazlasını ödemez.
(2) Aynen tazmini öngören yeni değer sigortaları hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.
4. Hükümleri
Madde 1462a) Eksik sigorta
MADDE 1462- (1) Sigorta bedeli, sigorta değerinden az olduğu takdirde, sigorta
edilmiş menfaatin bir kısmının zarara uğraması hâlinde sigortacı, aksine sözleşme yoksa,
sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre tazminat öder.
Madde 1463b) Aşkın sigorta
MADDE 1463- (1) Sigorta bedeli sigorta olunan menfaatin değerinin üstünde ise, aşan
kısım geçersizdir. Bu sebeple, sigorta bedeli ile sigorta priminin onu karşılayan kısmı indirilir
ve tahsil edilmiş fazla prim geri verilir.
(2) Sigorta ettirenin, mali çıkar sağlamak amacıyla kötüniyetle yaptığı aşkın sigorta
sözleşmesi geçersizdir. Sözleşme yapılırken geçersizliği bilmeyen sigortacı, durumu
öğrendiği sigorta döneminin sonuna kadar prime hak kazanır.
Madde 1464c) Takseli sigorta
MADDE 1464- (1) Taraflar sözleşme ile sigorta değerini belirli bir para olarak
belirlemişlerse, bu para taraflar arasında, sigorta değeri için esas olur.
(2) Takse esaslı şekilde fahiş ise, sigortacı taksenin indirilmesini isteyebilir. Umulan
kazanç takselenmiş ise, taksenin sözleşme yapıldığı sırada ticari tahminlere göre elde edilmesi
mümkün görülen kazancı aşması hâlinde sigortacı bunun indirilmesini isteyebilir.
d) Birden çok sigorta
Madde 1465aa) Kural
MADDE 1465- (1) Aynı menfaatin, aynı rizikolara karşı, aynı süre için, birden çok
sigortacıya, aynı veya farklı tarihlerde sigorta ettirilmesi hâlinde sigorta ettirene sigorta
bedelinden daha fazlası ödenmez.
(2) Birden çok sigortada, sigorta ettiren, sigortacılardan herbirine hem rizikonun
gerçekleştiğini hem de aynı menfaat için yapılan diğer sigortaları bildirir. Bu hükme aykırılık
hâlinde 1446 ncı madde hükmü uygulanır.
Madde 1466bb) Müşterek sigorta
MADDE 1466- (1) Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı
süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin
hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde
sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında
sorumlu olur.
(2) Sözleşmelere göre sigortacılar müteselsilen sorumlu oldukları takdirde, sigortalı,
uğradığı zarardan fazla bir para isteyemeyeceği gibi, sigortacılardan her biri yalnız kendi
sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu bedele kadar sorumlu olur. Bu hâlde ödemede
bulunan sigortacının diğer sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkı, sigortacıların sigortalıya
sözleşme hükümlerine göre ödemek zorunda oldukları bedeller oranındadır.
Madde 1467cc) Çifte sigorta
MADDE 1467- (1) Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya
farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez; sigorta
ettirilmişse, sigorta ancak aşağıdaki hâl ve şartlarda geçerli sayılır:
a) Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde, sigorta sözleşmeleri aynı
zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta bedeli, 1466 ncı maddede
gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir.
b) Sigorta ettiren, önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya devir veya o
haklardan feragat etmişse; bu takdirde, devir veya feragatin ikinci sigorta poliçesine yazılması
şarttır; yazılmazsa ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır.
c) Sonraki sigortacının, ancak önceki sigortacının ödemediği tazminattan sorumluluğu
şart kılınmış ise; bu hâlde önceden yapılmış olan sigortanın ikinci sigorta poliçesine yazılması
gerekir; yazılmazsa, ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır.
Madde 1468dd) Kısmi sigorta
MADDE 1468- (1) Sigorta olunan menfaatin değeri önceki sözleşmeyle tamamen
teminat altına alınamamışsa bu menfaat, geri kalan değerine kadar bir veya birkaç defa daha
sigorta ettirilebilir. Bu takdirde, o menfaati sonradan sigorta eden sigortacılar, bakiyeden
dolayı sözleşmenin yapılış tarihleri sırasıyla sorumlu olurlar. Aynı günde yapılmış olan
sözleşmeler, aynı anda yapılmış sayılır.
Madde 1469e) Sigortacının sigortalanan menfaati inceleyebilmesi
MADDE 1469- (1) Sigortacı, sigorta süresi içinde sigortalı menfaatin değerini
inceleyebilir.
Madde 1470IV - Sigorta edilen menfaatin sahibinin değişmesi
MADDE 1470- (1) Sigorta edilen menfaatin sahibinin değişmesi hâlinde, aksine
sözleşme yoksa, sigorta ilişkisi sona erer.
Madde 1471V - Zarar gören mal ve zararın gerçekleştiği yerde değişiklik yapmama
MADDE 1471- (1) Sigorta ettiren, hasarın saptanmasından önce, hasar konusu yerde
ve malda, hasar sebebinin veya zarar miktarının belirlenmesini güçleştirecek veya
engelleyecek bir değişiklik yapamaz; meğerki, bu değişiklik sigortacının onayı veya zararı
azaltma amacı ile yapılmış olsun.
(2) Bu yükümlülüğün kusurlu ihlalinde, ihlal ile zarar arasında illiyet bulunması
şartıyla, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirime gidilir.
Madde 1472VI – Halefiyet
MADDE 1472- (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının
yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu
hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip
başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı
uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam
ettirebilir.
(2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde
davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı
kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur.
B) Sorumluluk sigortaları
I - Genel hükümler
Madde 14731. Sözleşmenin konusu ve kapsamı
MADDE 1473- (1) Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm
yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde
gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta
sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.
(2) Sigorta, sigortalının işletmesi ile ilgili sorumluluğu için yaptırılmışsa, sözleşmede
aksine hüküm yoksa bu sigorta, sigortalının temsilcisi ile işletmenin veya işletmenin bir
kısmının yönetiminde, denetiminde ve işletmede çalıştırılan kişilerin sorumluluğunu da
karşılar. Bu durumda sigorta bu kişilerin lehine yapılmış sayılır.
Madde 14742. Hukuki koruma
MADDE 1474- (1) Sigortalı aleyhine bir istem ileri sürüldüğünde, isteme ilişkin
makul giderler sigortacı tarafından karşılanır; sigorta bedelini aşan giderlerin ödenebilmesi
için sözleşmede hüküm bulunmalıdır.
(2) Sigortacı, sigortalının istemi üzerine, giderler için avans vermek zorundadır.
Madde 14753. Bildirim yükümlülüğü
MADDE 1475- (1) Sigortalı sorumluluğunu gerektirecek olayları, on gün içinde,
sigortacıya bildirir.
(2) Sigortalı kendisine yöneltilen istemi, aksi kararlaştırılmamışsa derhâl sigortacıya
bildirir. Bu bildirim üzerine veya zarar görenin sigortacıya doğrudan başvurması hâlinde 1427
nci madde uygulanır.
(3) Bildirim yükümlülüğünün ihlali hâlinde, 1446 ncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkra
hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.
Madde 14764. Sigortacının yardımları
MADDE 1476- (1) Sigortacı, 1475 inci maddeye uygun olarak bildirimde bulunulması
tarihinden itibaren beş gün içinde, zarara uğrayanın istemleriyle ilgili olarak ve sigortalının
adına, fakat sorumluluk ve tüm giderler kendisine ait olmak üzere, gerekli hukuki işlemlerin
gerçekleştirilip, kararların alınmasını ve ayrıca savunmaya yardımda bulunmayı üstlenip
üstlenmeyeceğini sigortalıya bildirir; aksi hâlde bu maddenin dördüncü fıkrası uygulanır.
(2) Birinci fıkrada belirlenen sürenin sonuna kadar yapılması zorunlu işlemleri
sigortalı yürütür.
(3) Sigortacı birinci fıkra anlamında üstlenmede bulunmuşsa, sigortalının hak ve
menfaatlerini gözetir.
(4) Sigortacı bildirimde bulunmamışsa, sigortalı aleyhine kesinleşen tazminatı öder.
Ancak, sigortalının sigortacının onayını almadan yaptığı sulh sözleşmesi, bildirimden itibaren
onbeş gün içinde onay verilmemişse, sigortacıya karşı geçersizdir; sigortacı haklı olmayan
sebeplerle sulhe onay vermekten kaçınamaz.
Madde 14775. Kasten neden olma
MADDE 1477- (1) Sigortacı, sigortalının, sorumluluk konusu olayı kasten
gerçekleştirmesinden doğan zararlardan sorumlu olmaz.
Madde 14786. Doğrudan dava hakkı
MADDE 1478- (1) Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının
tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan
sigortacıdan isteyebilir.
Madde 14797. Sigortacının zarar görenden bilgi alma hakkı
MADDE 1479- (1) Sigortacı, zarara sebep olan olayın ve zarar miktarının
belirlenmesi amacıyla, zarar görenden bilgi isteyebilir. Zarar gören, sağlanması ihtimali
bulunan ve istenilmesi haklı görülebilecek ilgili tüm belgeleri sigortacıya vermek zorundadır.
Zarar görenin bu zorunluluğa uymaması hâlinde, durumun zarar görene yazılı bildirilmiş
olması kaydıyla, sigortacının sorumluluğu, zorunluluk yerine getirilmiş olsaydı ödemek
zorunda kalacağı miktarla sınırlıdır.
Madde 14808. Takas
MADDE 1480- (1) Sigortacı, zarar görene ödeyeceği sigorta tazminatını, sigorta
sözleşmesinden doğan alacakları ile takas edemez.
Madde 14819. Halefiyet
MADDE 1481- (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı
yerine geçer. Sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu
hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur.
(2) Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya
diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı gereğince, sigortalısına yaptığı ödemeyi
ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.
(3) Sigortalı veya zarar gören, birinci fıkra gereğince sigortacıya geçen haklarını ihlal
edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur.
Madde 148210. Zamanaşımı
MADDE 1482- (1) Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu
olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar.
II - Zorunlu sorumluluk sigortaları
Madde 14831. Sözleşme yapma zorunluluğu
MADDE 1483- (1) Sigortacılar, diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere,
faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamazlar.
Madde 14842. Zarar görenle ilişkide ifa yükümlülüğü
MADDE 1484- (1) Sigortacı, sigortalıya karşı ifa borcundan tamamen veya kısmen
kurtulmuş olsa da, zarar gören bakımından ifa borcu, zorunlu sigorta miktarına kadar devam
eder.
(2) Sigorta ilişkisinin sona ermesi, zarar görene karşı ancak, sigortacının sözleşmenin
sona erdiğini veya ereceğini yetkili mercilere bildirmesinden bir ay sonra hüküm doğurur.
(3) Zarar, sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılandığı ölçüde sigortacının
sorumluluğu sona erer.
Madde 1485III - Sorumluluk sigortalarına uygulanacak hükümler
MADDE 1485- (1) Sorumluluk sigortalarına genel hükümlerle birlikte, 1454 üncü ve
1458 inci maddeler, 1466 ncı maddenin birinci fıkrası ve 1471 inci madde de uygulanır.
Madde 1486C) Koruyucu hükümler
MADDE 1486- (1) 1453 üncü maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 1458 inci
maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 1459 ve 1461 inci maddeler, 1463 üncü maddenin
birinci fıkrası, 1472 ve 1477 nci madde hükümlerine aykırı yapılan sözleşmeler geçersizdir.
(2) 1456 ncı maddenin birinci fıkrası, 1465 ilâ 1468, 1479, 1480, 1482, 1484 ve 1485
inci madde hükümlerine aykırı sözleşme şartları geçersizdir.
(3) 1471 inci maddenin ikinci fıkrası, 1474 ilâ 1476 ncı madde hükümleri sigortalı
aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri uygulanır.
İKİNCİ BÖLÜM
Can Sigortaları
A) Hayat sigortası
Madde 1487I - Tanım
MADDE 1487- (1) Hayat sigortası ile sigortacı, belli bir prim karşılığında, sigorta
ettirene veya onun belirlediği kişiye, sigortalının ölümü veya hayatta kalması hâlinde, sigorta
bedelini ödemeyi üstlenir.
(2) Hayatı sigorta edilen kimse, ilk primin ödenmesinden önce ölmüşse sigorta
sözleşmesi geçersizdir.
Madde 1488II - Tontin
MADDE 1488- (1) Birden çok kişi tarafından verilen katkı payları ile oluşturulan
varlıkların, belirli bir tarihte hayatta kalanlar ve ölenin önceden belirlemiş olması hâlinde,
lehtarlar arasında paylaştırılması ilkesi uyarınca tontinler kurulabilir.
Madde 1489III - Sözleşmeden cayma
MADDE 1489- (1) Sigorta ettiren, sigortacının kendisine cayma hakkını kullanabileceğini
bildirmesinden itibaren onbeş gün içinde sözleşmeden cayabilir. Bilgilendirmenin yapıldığı
sigortacı tarafından ispatlanır. Bilgilendirme yapılmamışsa cayma hakkı ilk primin ödenmesinden
bir ay sonra sona erer.
(2) 1430 uncu madde hükmü saklıdır.
Madde 1490IV - Hayatı sigorta edilecek kişi
MADDE 1490- (1) Sigorta ettiren, kendisinin veya başkasının hayatını, ölüm veya
hayatta kalma ihtimallerine karşı sigorta ettirebilir.
(2) Başkasının hayatı üzerine sigorta yapılabilmesi için, o kişinin hayatının devamında
lehtarın menfaatinin bulunması şarttır. Ayrıca, ölüm ihtimaline karşı yapılan sigortalarda, sigorta
bedelinin mutat cenaze giderlerini aşması hâlinde sigortalının veya varsa kanuni temsilcisinin
yazılı izni gerekir. Sigortalı onbeş yaşından büyükse kanuni temsilcinin dışında ayrıca onun da
izni alınır. İzin olmadan yapılan sözleşme, icazet verilmediği takdirde geçersizdir.
(3) Kanuni temsilcinin lehtar olarak atadığı veya kendisinin sigorta ettiren olduğu
durumlarda, kanuni temsilcinin iznin verilmesinde sigortalıyı temsil yetkisi yoktur.
(4) Menfaat şartının sözleşmenin yapılmasından sonra ortadan kalkması hâlinde
sözleşme o andan itibaren geçersiz hâle gelir; ancak, sigorta ettirene iştira değeri ödenir.
Madde 1491V - Sigorta değeri
MADDE 1491- (1) Bir kimsenin hayatı bir veya birkaç sigortacı tarafından çeşitli
bedeller üzerine sigorta ettirilebilir.
(2) Ödenecek bedelin lehtarın maddi menfaatinden daha fazla olduğu durumlarda,
aşan kısım sigortalının lehine yapılmış sayılır.
(3) 1472 nci madde hükmü hayat sigortalarında uygulanmaz. Hayat sigortası
sözleşmesi gereği, sigorta şirketinden kararlaştırılan sigorta bedelini tahsil eden sigorta ettiren
ve mirasçıları ile rizikoya muhatap olan kişilerin mirasçılarının, rizikonun gerçekleşmesine
neden olan üçüncü kişiye karşı sahip olduğu tazminat alacağını sigorta şirketine temlik
etmeleri geçersizdir.
Madde 1492VI - Doktor incelemesi
MADDE 1492- (1) Sigorta ettiren ile sigortacı arasında, sigorta edilecek kişinin
doktor incelemesinden geçmesi kararlaştırılmış olsa bile, sigortacı sigortalanacak kişiyi bu
incelemeyi yaptırmaya zorlayamaz.
VII - Lehtar
Madde 14931. Atanması ve değiştirilmesi
MADDE 1493- (1) Sigorta ettiren, 1490 ıncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları saklı
kalmak üzere, gerçek ya da tüzel kişi lehine sigorta sözleşmesi yapabilir.
(2) Sigorta ettiren, atadığı lehtarı sigortacıya bildirir.
(3) Lehtarın sigortacıya bildirilmemiş olması hâlinde, sigortacı iyiniyetle yaptığı
ödeme ile borcundan kurtulur.
(4) Sigorta ettiren, değiştirme hakkından vazgeçtiğini sigorta poliçesine yazdırmakla
beraber sigorta poliçesini lehtara teslim etmişse, o kişiyi değiştiremez. Tereddüt hâlinde,
sigorta ettirenin lehtarı değiştirme hakkını saklı tuttuğu kabul edilir. Sigorta ettirenin lehtarı
değiştirme hakkından açıkça vazgeçtiği ve sigorta poliçesinin lehtara verildiği hâllerde bile,
mirasçılıktan çıkarma veya hibeden rücu hâlleri gerçekleşmiş yahut ilgililer arasında o kişinin
lehtar olarak atanmasına ilişkin sebep ortadan kalkmış ise lehtar değiştirilebilir.
(5) Lehtar atanması ve lehtar değişiklikleri sigortacının iznine bağlı değildir.
(6) Lehtarın değiştirilemeyeceği durumlarda, sigorta ettiren tarafından ayrılma ve
ödünç alma hakları kullanıldığı takdirde, ödenecek tutar üzerinde lehtar hak sahibi olduğu
gibi, rizikonun gerçekleşmesinden önce sigortacının iflası sonucu ödenecek miktar üzerinde
de, aksi kararlaştırılmadıkça, lehtar hak sahibidir.
(7) Sigortacıdan edimi istem ve tahsil yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça, lehtara aittir.
Madde 14942. Lehtar atanmasına ilişkin yorum kuralı
MADDE 1494- (1) Ölüm rizikosuna karşı yapılmış sigortalarda, birden fazla kişi
payları belirtilmeksizin lehtar olarak atanmışsa, sigorta bedeli üzerinde hepsi eşit oranda hak
sahibidir. Hak sahiplerinden biri tarafından alınmayan pay, diğerlerinin payına eklenir.
Mirasın reddi veya mirastan vazgeçme lehtarın hakkı üzerinde etkili olmaz.
(2) Ölüm rizikosuna karşı yapılan sigortalarda lehtar belirtilmemişse, sözleşmenin
sigorta ettirenin mirasçıları lehine, yaşama ihtimaline karşı yapılmış sigortalarda ise sigortalı
lehine yapıldığı kabul olunur.
Madde 1495VIII - Sigorta ettiren lehine hak
MADDE 1495- (1) Lehtarın, sigortacıya karşı, istem hakkını kazanamaması hâlinde,
bu hak sigorta ettirene, onun da ölmüş olması hâlinde, mirasçılarına geçer.
Madde 1496IX - Grup sigortaları
MADDE 1496- (1) En az on kişiden oluşan, sigorta ettiren tarafından, belirli kıstaslara
göre kimlerden oluştuğunun belirlenebilmesi imkânı bulunan bir gruba dâhil kişiler lehine, tek
bir sözleşme ile sigorta yapılabilir. Sözleşmenin devamı sırasında gruba dâhil herkes
sigortadan, grup sigortası sözleşmesi sonuna kadar yararlanır. Sözleşmenin yapılmasından
sonra grubun on kişinin altına düşmesi sözleşmenin geçerliliğini etkilemez.
(2) Grupta yer alan her kişiye poliçe içeriğini özetleyen bir belge verilir.
(3) Grup sigortalarında lehtarı atama hakkı, aksi kararlaştırılmamışsa, grupta yer alan
kişiye aittir.
(4) Sözleşme süresi içinde gruptan ayrılma hâlinde grup sigortası ile sağlanan teminat,
aksi kararlaştırılmamışsa, sigorta ettiren, sigortalı veya lehtar tarafından bireysel olarak
devam ettirilebilir. Sigortalı veya lehtarın sözleşmeye bireysel olarak devam etmesi ancak
sigorta ettiren sıfatıyla olur. Bu kişiler geçmiş günlere ait kendilerine düşen prim
borçlarından, önceki sigorta ettirenle birlikte sorumludur.
(5) Grup sigortalarında ayrılma, ödünç alma, indirme, bildirim yükümlülüğü ve ilgili diğer
konular Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlık tarafından çıkartılacak yönetmelikle
düzenlenir.
X - Beyanlar
Madde 14971. Yanlış yaş beyanı
MADDE 1497- (1) Sigortalının sözleşmenin yapılması sırasında yaşının yanlış
bildirilmesi sonucu prim düşük belirlenmişse, sigorta bedeli, gerçek yaşa göre alınması
gereken primin, belirlenen prime olan oranına göre ödenir. İndirimden önce riziko gerçekleşip
sigorta bedeli ödenmiş ise sigortacı ödediği fazla kısmın geriye verilmesini faiziyle birlikte
isteyebilir.
(2) Gerçek yaşa göre fazla prim ödenmesi hâlinde, sigorta bedeli ödenen prime göre
artırılır. Artırımdan önce sigorta bedeli ödenmiş ise eksik kısım sigortacı tarafından
tamamlanır.
(3) Sigortacı, yanlış yaş bildirimi sebebiyle sadece gerçek yaşın, sözleşmenin yapıldığı
sırada teknik esaslara göre belirlenen sınırlar dışında kalması hâlinde, sözleşmeden cayabilir.
Madde 14982. Sözleşmenin yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğünün ihlali
MADDE 1498- (1) Sigortacı, yenilemeler de dâhil olmak üzere, sözleşmenin
yapılmasından itibaren beş yıl geçmişse, sigorta ettirenin sözleşmenin yapılması sırasında
beyan yükümlülüğünü ihlal etmiş olması nedeniyle sözleşmeden cayamaz, sadece prim farkı
isteyebilir; meğerki, beyan yükümlülüğü kasıtlı bir şekilde ihlal edilmiş olsun. Sigorta ettiren,
prim farkını ödemeyi kabul etmezse sigortacı, riziko gerçekleştiğinde ödenen primle
ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta bedelini öder. Ancak, risk artışı
beyan yükümlülüğünün ihlali nedeniyle sigortacının teknik esaslarına göre saptanan
sınırlarının dışında kalmışsa, sigortacı sözleşmeden cayabilir. Yenilenen sözleşmelerde bu
süre, ilk sözleşmenin yapıldığı tarihten başlar.
Madde 14993. Sözleşmenin devamı sırasındaki beyan yükümlülüğünün ihlali
MADDE 1499- (1) Sigortacı, rizikonun artmasından itibaren, yenilemeler de dâhil
olmak üzere beş yıl geçmişse, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olması
nedeniyle sözleşmeyi feshedemez; sadece prim farkı isteyebilir; meğerki, beyan yükümlülüğü
kasıtlı bir şekilde ihlal edilmiş olsun. Sigorta ettiren prim farkını ödemeyi kabul etmezse, riziko
gerçekleştiğinde sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate
alarak, sigorta bedelini öder. Ancak, beyan yükümlülüğünün ihlali nedeniyle riziko artışı, teknik
esaslara göre tespit edilen sınırlar dışında kalmış ise, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir.
Madde 1500XI - Sigortadan ayrılma
MADDE 1500- (1) Sigorta ettiren, en az bir yıldan beri yürürlükte bulunan ve bir
yıllık primi ödenmiş olan sigorta sözleşmelerinde, istediği zaman sözleşmeyi sona erdirerek
sigortadan ayrılabilir. Ayrılma değeri, ayrılmanın istenildiği andaki genel kabul görmüş
aktüerya kurallarına uygun bir biçimde hesaplanan değerdir.
(2) Yaşama ihtimaline karşı yapılan sigortalarda, sigortacıdan ayrılma değerinin
istenilebilmesi için sigortalının sağlıklı olduğunu ispat etmesi gerekir.
Madde 1501XII - Ödünç verme
MADDE 1501- (1) En az bir yıldan beri yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi
ödenmiş olan sigorta sözleşmelerinde, sigorta ettirenin istemesi hâlinde sigortacı, istem
anındaki, genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun bir biçimde hesaplanan değer
üzerinden sigortalıya ödünç para vermek zorundadır.
Madde 1502XIII - Prim ödenmesinden muaf sigorta
MADDE 1502- (1) En az bir yıldan beri yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi
ödenmiş olan sigorta sözleşmelerinde, sigorta ettiren daha sonra prim ödeme borcunu yerine
getirmezse, sigortacı bu sebeple sözleşmeyi feshedemez ve prim isteyemez. Bu hâlde sigorta,
prim ödenmesinden muaf sigortaya dönüşür. Prim ödenmesinden muaf sigortada, sigorta
bedeli ödenen primle sözleşme uyarınca ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre ödenir.
Madde 1503XIV - İntihar
MADDE 1503- (1) Sigortalı, yenilemeler de dâhil olmak üzere, en az üç yıldan beri
devam eden ve ölüm ihtimaline karşı yapılan bir sözleşmede, bu süre geçtikten sonra intihar
ederse veya intihara teşebbüs sonucu ölürse, sigortacı sigorta bedelini ödemekle yükümlüdür.
(2) Sigortalının intiharı veya intihara teşebbüsü sonucu ölümü, akli melekelerindeki
bir rahatsızlık sebebiyle üç yıldan önce gerçekleşmiş ise sigortacı sigorta bedelini ödemek
zorundadır.
Madde 1504XV - Sigorta ettiren veya lehtarın sigortalıyı öldürmesi
MADDE 1504- (1) Sigorta ettiren, sigorta bedelini ödeme borcunun doğmasını
sağlamak amacıyla sigortalıyı öldürür veya öldürülmesinde suç ortaklığı ederse, sigortacı
bedel ödeme borcundan kurtulur.
(2) Lehtar, sigortalıyı öldürmüş veya onun öldürülmesinde herhangi bir şekilde suç
ortaklığı etmişse, sigorta bedelinden mahrum kalır ve bu bedel ölenin mirasçılarına ödenir.
Madde 1505XVI - Lehtarın sigorta ettirenin yerine geçmesi
MADDE 1505- (1) Sigorta ettiren lehine sigorta sözleşmesinden doğan alacaklar
ihtiyaten veya kesin olarak haczedilirse ya da sigorta ettiren hakkında iflasın açılmasına karar
verilirse, adı belirtilerek gösterilmiş olan lehtar, sigorta sözleşmesine sigorta ettirenin onayı
ile onun yerine taraf olabilir.
(2) Lehtar, sözleşmeye taraf olursa, sözleşmenin sigortacı tarafından feshi hâlinde,
haczi uygulatan alacaklının veya iflas masasının alacaklarını, sigorta ettirenin sigortacıdan
isteyebileceği miktara kadar karşılamakla yükümlüdür.
(3) Sözleşmede lehtar hiç veya adı belirtilerek gösterilmemişse, birinci fıkrada
açıklanan hak, sigorta ettirenin eşine ve çocuklarına geçer.
(4) Lehtarın veya eş ve çocuklarının, sigorta ettirenin yerine sözleşmeye taraf
olabilmeleri için, sigortacıya bildirimde bulunmaları şarttır. Lehtarın veya eş ve çocuklarının
haczi öğrendikleri veya iflasın açıldığı tarihten başlayarak, bir ay içinde bildirim yapmamaları
hâlinde, birinci fıkrada açıklanan hak düşer.
Madde 1506XVII - Sigortacının iflası
MADDE 1506- (1) Sigortacının iflasının açıldığı tarihte, bir yıldan uzun süreli
sigortalarda, riziko gerçekleşmemiş veya gerçekleşmiş fakat bedel ödenmemişse, ilk hâlde
iflasın açıldığı, ikincisinde ise rizikonun gerçekleştiği andaki matematik karşılıklar hak
sahiplerine ödenir. Rizikonun gerçekleştiği durumlarda, matematik karşılıkları aşan kısım,
sigortacının teminatından karşılanır; açık kalan miktar garameye girer.
B) Kaza sigortası
Madde 1507I - Genel olarak
MADDE 1507- (1) Kaza sigortası, belli bir prim karşılığında, sigortalının uğrayacağı
kaza sonucu ölüm, geçici veya sürekli engellilik ya da işgöremezlik hâlleri için sigorta
teminatı sağlar. Ölüm, ani olarak veya kaza tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde
gerçekleşmiş ise sigorta bedeli sigorta ettirene yahut onun tarafından belirlenmiş kişiye; geçici
ve sürekli engellilik veya işgöremezlik hâllerinde ise sigortalıya ödenir.106
(2) Geçici olarak çalışma gücünden mahrum kalan sigortalıya, poliçede yazılı süre ile
sınırlı olmak üzere, mahrumiyetin devam ettiği süre için günlük hesabıyla tazminat verilir.
Madde 1508II – Tedavi giderleri
MADDE 1508- (1) Sigortacı, aksi kararlaştırılmamışsa, poliçede yazılı bedelden
başka, sigortalının yaptığı tedavi giderlerini de ödemekle yükümlüdür.
Madde 1509III - Sigortalı
MADDE 1509- (1) Kazaya karşı sigorta, sigorta ettirenin veya başkasının uğrayabileceği
kazalara karşı yapılabilir.
Madde 1510IV - Uygulanacak hükümler
MADDE 1510- (1) Hayat sigortalarında sigortalıyı düzenleyen 1490 ıncı maddenin
ikinci ilâ dördüncü fıkraları, kaza sonucu ölüm rizikosu için yapılan sigortalarda da uygulanır.
(2) Hayat sigortalarına ilişkin diğer hükümler, kaza sigortası hakkında da kıyas
yoluyla uygulanır.
(3) Gerçek zararın sigortacı tarafından karşılanması öngörülmüş ise, zarar sigortalarına
ilişkin hükümler, kıyas yoluyla kaza sigortası hakkında da uygulanır.
C) Hastalık ve sağlık sigortası
Madde 1511I - Sigortanın yaptırılması
MADDE 1511- (1) Hastalık ve sağlık sigortaları, sigortalı lehine yapılabilir; hastalık
sigortalarında lehtar da belirlenebilir.
II - Teminatlar
Madde 15121. Sigorta teminatı
MADDE 1512- (1) Sigortacı, hastalık sigortası ile sözleşmede öngörülen
hastalıklardan birinin veya birkaçının, sözleşme süresi içinde gerçekleşmesi veya ortaya
çıkması hâli için sigorta teminatı sağlar. Sözleşmede birden çok hastalık sigorta teminatına
bağlanmışsa, hastalıklardan birinin gerçekleşmesi veya ortaya çıkması hâlinde bedel ödenir ve
sözleşme sona erer. Teminatın, aksi kararlaştırılmamışsa, hastalıklardan sadece birinin
gerçekleşmesi hâli için verildiği kabul edilir.
25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sakatlık”
ibareleri “engellilik” şeklinde değiştirilmiştir.
Madde 15132. Sağlık sigortası teminatları
MADDE 1513- (1) Sağlık sigortası ile sigortacı;
a) Hastalık sonucu gerekli hâle gelen ilaç dâhil, her türlü tıbbi bakım, gebelik ve
doğum, hastalıkların erken tanısına yönelik, ayaktaki incelemeler de içinde olmak üzere,
sözleşmede kararlaştırılan giderleri,
b) Tedavinin tıbben yatarak yapılmasının gerekli olduğu durumlarda günlük hastane
giderleri,
c) Sigortalının, hastalık sonucu çalışamaması nedeniyle elde edemediği kazançlar için
kararlaştırılan günlük iş görememe parası,
d) Sigortalı, bakıma ihtiyaç duyar duruma geldiği takdirde, bakım nedeniyle doğan
giderler veya kararlaştırılan gündelik bakım parası,
için teminat verir.
(2) Teminat, aksi kararlaştırılmamışsa, birinci fıkradaki tutarların tümünü kapsar.
Madde 1514III - Sigorta değeri
MADDE 1514- (1) Sigortalının sağlığı, hastalık sigortaları ile meblağ sigortası
şeklinde düzenlenen sağlık sigortalarında bir veya birkaç sigortacı tarafından, çeşitli
bedellerle sigorta ettirilebilir.
(2) Ödenecek bedelin menfaatten fazla olduğu durumlarda, aşan kısım sigortalının
lehine yapılmış sayılır.
Madde 1515IV - Hastalık sigortasında lehtar
MADDE 1515- (1) Lehtarı belirleyerek başkasının hastalığı üzerine sigorta
yapılabilmesi için, o kimse ile lehtar arasında bir menfaat ilişkisinin bulunması şarttır. Ayrıca
sigortalının yazılı izni gerekir. Sigortalının kanuni temsilcisinin bulunduğu durumlarda, yazılı
izin kanuni temsilci tarafından verilir. Sigortalı onbeş yaşını doldurmuşsa, ayrıca onun da izni
alınır; aksi takdirde yapılan sözleşme geçersizdir.
(2) Kanuni temsilcinin, lehtar olarak belirlendiği veya sigorta ettiren olduğu hâllerde,
iznin verilmesinde sigortalıyı temsil yetkisi yoktur.
(3) Sigorta ettiren, belirlediği lehtarı sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu
yükümlülük yerine getirilmediği takdirde, sigortacı iyiniyetle yaptığı ödeme ile borcundan
kurtulur.
(4) Lehtarın belirtilmediği hâllerde, sigortanın sigortalı lehine yapıldığı kabul edilir.
Madde 1516V - Bekleme süresi
MADDE 1516- (1) Bekleme sürelerini öngören sigorta sözleşmelerinde, bekleme
süresinin üst sınırı Hazine Müsteşarlığınca veya Müsteşarlığın uygun göreceği bir kurum
tarafından belirlenir.
Madde 1517VI - Yeni doğan bebeğin ve evlat edinilenin sigorta kapsamında olması
MADDE 1517- (1) Doğum sırasında, ana babadan biri için yaptırılmış bir hastalık veya
sağlık sigortasının bulunması hâlinde, aksi kararlaştırılmamışsa, doğumun tamamlanmasından
itibaren bebek, ek prim olmaksızın sigortanın kapsamına girer. Ancak, bunun için doğumun en
geç iki ay içinde sigortacıya bildirilmesi gerekir.
(2) Evlat edinilen küçükler hakkında da birinci fıkra hükmü uygulanır.
Madde 1518VII - Bilgi isteme hakkı
MADDE 1518- (1) Sigortacı, ifa yükümlülüğünü incelerken, ilgili kişinin veya onun
kanuni temsilcisinin istemesi hâlinde, bunlar tarafından belirlenen doktora, teminat
kapsamındaki hastalığın gerçekleşip gerçekleşmediği ve tıbbi tedavi uygulanmasının
gerekliliği konusunda aldığı rapor hakkında bilgi ve rapor üzerinde inceleme imkânı vermek
zorundadır.
Madde 1519VIII - Hastalık ve sağlık sigortasına uygulanacak diğer hükümler
MADDE 1519- (1) Hayat sigortalarına ilişkin hükümler 1497 ve 1504 üncü madde
hükümleri dışında hastalık sigortasına da uygulanır. Ancak hastalık sigortasına 1503 üncü
maddenin uygulanabilmesi, sözleşmede öngörülen rizikonun intihara teşebbüs nedeniyle
gerçekleşmiş olmasına bağlıdır.
(2) Sigortalının uğradığı hastalık, ilaç ve tedavi giderleri için harcama yapılması gibi
gerçek zararların sigortacı tarafından karşılanması öngörülen sağlık sigortalarında ise, genel
hükümler dışında, zarar sigortalarına ilişkin hükümler ile 1500 ilâ 1502 nci madde hükümleri
sağlık sigortası hakkında da uygulanır.
Madde 1520IX - Koruyucu hükümler
MADDE 1520- (1) 1487 nci maddenin ikinci fıkrası, 1490 ıncı maddenin ikinci
fıkrasının ilk cümlesi ile dördüncü fıkrası, 1504 üncü madde ve 1515 inci maddenin birinci
fıkrasının birinci cümlesi hükümlerine aykırı sözleşmeler geçersizdir.
(2) 1490 ıncı maddenin üçüncü fıkrası, 1491 inci maddenin ikinci fıkrası, 1496 ncı
maddenin birinci fıkrası, 1506 ncı madde, 1507 nci maddenin birinci fıkrası, 1510 uncu
madde, 1511 inci madde, 1514 üncü maddenin ikinci fıkrası, 1515 inci maddenin birinci
fıkrasının ikinci cümlesi ile ikinci fıkrası, 1518 inci madde ve 1519 uncu madde hükümlerine
aykırı sözleşme şartları geçersizdir.
(3) 1489 uncu madde, 1490 ıncı maddenin ikinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri,
1492 nci madde, 1497 ilâ 1503 üncü maddeler, 1515 inci maddenin birinci fıkrasının
dördüncü cümlesi ve 1517 nci madde hükümleri sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine
değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri uygulanır.
SON HÜKÜMLER
Madde 1521A) Şirket davalarında yargılama usulü
MADDE 1521- (1) Ticaret şirketlerinde, ortakların veya pay sahiplerinin şirketle veya
birbirleriyle şirket ortaklığından veya pay sahipliğinden kaynaklanan davalarda veya şirketin
yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri, müdürleri, tasfiye memurları ya da denetçilerine karşı
açılacak davalarda basit yargılama usulü uygulanır.
Madde 1522B) Ölçeklerine göre işletmeler
MADDE 1522- (Değişik: 26/6/2012-6335/33 md.)
(1) Küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri tanımlayan ölçütler, Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun görüşleri
alınarak, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yönetmelikle düzenlenir. Yönetmelik,
Resmî Gazetede yayımlanır. Bu ölçütler bu Kanunun ilgili tüm hükümlerine uygulanır.
Madde 1523C) Ölçeklerine göre sermaye şirketleri
MADDE 1523- (1) Bu Kanunun 1522 nci maddesine istinaden belirlenen küçük ve
orta ölçekli işletme ölçütleri, sermaye şirketleri için de geçerlidir. Bu ölçütlerin üzerindeki
sermaye şirketleri ise büyük sermaye şirketi sayılır.
(2) Küçük ve orta ölçekli olsalar dahi, aşağıdaki şirketler büyük sermaye şirketi sayılırlar:
a) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
b) Esas faaliyet konularından biri, varlıkları güvenilir kişi sıfatıyla geniş bir kitle adına
muhafaza etmek olan bankalar, yatırım bankaları, sigorta şirketleri, emeklilik şirketleri ve
benzerleri.
(3) Birinci fıkraya göre belirlenen büyüklük ölçütleri, bilanço günü itibarıyla, birbirini
izleyen iki faaliyet döneminde aşılmışsa veya bu ölçütlerin altında kalınmışsa şirketin
büyüklük yönünden konumu değişir.
(4) Tür değiştirme hâlinde ve yeni kuruluş şeklindeki birleşmelerde, şirketin konumu,
tür değiştirmenin veya birleşmenin gerçekleşmesinden sonraki ilk bilanço gününde, birinci ve
ikinci fıkralarda yer alan şartlara göre belirlenir.
(5) İşçi sendikalarının ve diğer kanunlarda öngörülmüş bulunan yetkililerin ve kişilerin
bu konuda bilgi alma hakları saklıdır.
D) Elektronik işlemler ve bilgi toplumu hizmetleri
Madde 1524I - İnternet sitesi
MADDE 1524- (Değişik: 26/6/2012-6335/34 md.)
(1) 397 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca denetime tabi olan sermaye şirketleri,
kuruluşlarının ticaret siciline tescili tarihinden itibaren üç ay içinde bir internet sitesi açmak ve
bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına
özgülemek zorundadır. İnternet sitesinde yayımlanacak içerikler, bu Kanunda belli bir süre
belirtilmiş ise bu süre içinde, belirtilmemiş ise içeriğin dayandığı işlemin veya olgunun
gerçekleştiği tarihten, tescil veya ilana bağlandığı durumlarda ise tescil veya ilanın yapıldığı
tarihten itibaren en geç beş gün içinde, şirketin kuruluşundan internet sitesi açılıncaya kadar
geçen sürede yayımlanması gereken içerikler de bu sitenin açıldığı tarihte siteye konulur.
(2) Birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklere uyulmaması, ilgili kararların iptal
edilmesinin sebebini oluşturur, Kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının doğmasına yol açar ve
kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna neden olur. Cezai
hükümler saklıdır.
(3) İnternet sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmış bölümü herkesin erişimine
açıktır. Erişim hakkının kullanılması, ilgili olmak veya menfaati bulunmak gibi kayıtlarla
sınırlandırılamayacağı gibi herhangi bir şarta da bağlanamaz. Bu ilkenin ihlali hâlinde herkes
engelin kaldırılması davasını açabilir.
(4) İnternet sitesinin bu maddenin amaçlarına özgülenmiş kısmında yayımlanan
içeriğin başına tarih ve parantez içinde “yönlendirilmiş mesaj” ibaresi konulur. Bu ibare ancak
bu Kanuna ve bu fıkrada anılan yönetmeliğe uyulmak suretiyle değiştirilebilir. Özgülenen
kısımda yer alan bir mesajın, yönlendirildiği karinedir. Sitenin, bir numara altında tescili ve
ilgili diğer hususlar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından bir yönetmelikle düzenlenir.
(5) Bu Kanun ve ilgili diğer kanunlarda veya idari düzenlemelerde daha uzun bir süre
öngörülmedikçe, şirketin internet sitesine konulan bir içerik, üzerinde bulunan tarihten
itibaren en az altı ay süreyle internet sitesinde kalır, aksi hâlde konulmamış sayılır.
(6) İnternet sitesiyle ilgili olarak bu Kanunun ilgili maddelerinde ve bu maddede
öngörülen düzenlemeler denetime tabi olmayan sermaye şirketleri hakkında uygulanmaz.
Madde 1525II - Beyanlar, belgeler ve senetler
MADDE 1525- (1) Tarafların açıkça anlaşmaları ve 18 inci maddenin üçüncü fıkrası
saklı kalmak şartıyla, ihbarlar, ihtarlar, itirazlar ve benzeri beyanlar; fatura, teyit mektubu,
iştirak taahhütnamesi, toplantı çağrıları ve bu hüküm uyarınca yapılan elektronik gönderme ve
elektronik saklama sözleşmesi, elektronik ortamda düzenlenebilir, yollanabilir, itiraza
uğrayabilir ve kabul edilmişse hüküm ifade eder.
(2) Kayıtlı elektronik posta sistemine, bu sistemle yapılacak işlemler ile bunların
sonuçlarına, kayıtlı posta adresine sahip gerçek kişilere, işletmelere ve şirketlere, kayıtlı
elektronik posta hizmet sağlayıcılarının hak ve yükümlülüklerine, yetkilendirilmelerine ve
denetlenmelerine ilişkin usul ve esaslar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından bir
yönetmelikle düzenlenir. Yönetmelik bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren beş ay içinde
yayımlanır.
Madde 1526III - Güvenli elektronik imza
MADDE 1526- (1) Poliçe, bono, çek, makbuz senedi, varant ve kambiyo senetlerine
benzeyen senetler güvenli elektronik imza ile düzenlenemez. Bu senetlere ilişkin kabul, aval
ve ciro gibi senet üzerinde gerçekleştirilen işlemler güvenli elektronik imza ile yapılamaz.
(2) Konişmentonun, taşıma senedinin ve sigorta poliçesinin imzası elle, faksimile
baskı, zımba, ıstampa, sembol şeklinde mekanik veya elektronik herhangi bir araçla da
atılabilir. Düzenlendikleri ülke kanunlarının izin verdiği ölçüde bu senetlerde yer alacak
kayıtlar el yazısı, telgraf, teleks, faks ve elektronik diğer araçlarla yazılabilir, oluşturulabilir,
gönderilebilir.
(3) Ticaret şirketleri ile gerçek ve tüzel kişi diğer tacirlere ilişkin olarak, bu Kanunun
zorunlu tuttuğu bütün işlemler elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile de yapılabilir.
Bu işlemlerin dayanağı olan belgeler de aynı usulle elektronik ortamda düzenlenebilir. Zaman
unsurunun belirlenmesi gereken ve yönetmelikte düzenlenen hâllerde güvenli elektronik
imzaya eklenen zaman damgasının tarihi, diğer hâllerde merkezî veri tabanı sistemindeki tarih
esas alınır.107
(4) Şirket adına imza yetkisini haiz kişiler şirket namına kendi adlarına üretilen
güvenli elektronik imzayla imza atabilirler. Bu durumda, kullanılacak nitelikli elektronik
sertifikalarda sertifika sahibi alanı içerisine, sertifika sahibinin ismiyle birlikte temsil ettiği
tüzel kişinin de ismi yazılır. Bu husus tescil ve ilan edilir.
(5) Bu maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının uygulanmasına ilişkin usul ve
esaslar 26 ncı maddede düzenlenen yönetmelikte gösterilir.108
IV - Elektronik ortamda kurullar
Madde 15271. İlkeler
MADDE 1527- (1) Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede düzenlenmiş olması
şartıyla, sermaye şirketlerinde yönetim kurulu ve müdürler kurulu tamamen elektronik
ortamda yapılabileceği gibi, bazı üyelerin fiziken mevcut bulundukları bir toplantıya bir kısım
üyelerin elektronik ortamda katılması yoluyla da icra edilebilir. Bu hâllerde Kanunda veya
şirket sözleşmesinde ve esas sözleşmede öngörülen toplantı ile karar nisaplarına ilişkin
hükümler aynen uygulanır.
(2) Kollektif, komandit, limited ve sermayesi paylara bölünmüş şirketlerde, şirket
sözleşmesinde ve esas sözleşmede öngörülerek elektronik ortamda ortaklar kuruluna ve genel
kurula katılma, öneride bulunma ve oy verme, fizikî katılımın, öneride bulunmanın ve oy
vermenin bütün hukuki sonuçlarını doğurur.
(3) Birinci ve ikinci fıkrada öngörülen hâllerde, elektronik ortamda oy kullanabilmek
için, şirketin bu amaca özgülenmiş bir internet sitesine sahip olması, ortağın bu yolda istemde
bulunması, elektronik ortam araçlarının etkin katılmaya elverişliliğinin bir teknik raporla
ispatlanıp bu raporun tescil ve ilan edilmesi ve oy kullananların kimliklerinin saklanması şarttır.
(4) Birinci ve ikinci fıkrada anılan şirketlerde esas sözleşme veya şirket sözleşmesi
gereği şirket yönetimi, bu yolla oy kullanmanın bütün şartlarını gerçekleştirir ve ortağa
gerekli bütün araçları sağlar.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tüzükte” ibaresi
“yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tüzükte” ibaresi
“yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.
(5) (Değişik: 26/6/2012-6335/35 md.) Anonim şirketlerde genel kurullara elektronik
ortamda katılma, öneride bulunma, görüş açıklama ve oy verme, fizikî katılmanın ve oy
vermenin bütün hukuki sonuçlarını doğurur. Bu hükmün uygulanması esasları Gümrük ve
Ticaret Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle düzenlenir. Yönetmelikte, genel kurula
elektronik ortamda katılmaya ve oy vermeye ilişkin esas sözleşme hükmünün örneği yer alır.
Anonim şirketler yönetmelikten aynen aktarılacak olan bu hükümde değişiklik yapamazlar.
Yönetmelik ayrıca oyun gerçek sahibi veya temsilcisi tarafından kullanılmasını sağlayan
kurallar ile 407 nci maddenin üçüncü fıkrasında öngörülen Bakanlık temsilcilerinin bu hususa
ilişkin yetkilerini içerir. Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte genel kurullara
elektronik ortamda katılma ve oy kullanma sisteminin uygulanması pay senetleri borsaya kote
edilmiş şirketlerde zorunlu hâle gelir.
(6) Birinci ilâ dördüncü fıkra hükümleri çerçevesinde oyun gerçek sahibi tarafından
kullanılmasına ve uygulamaya ilişkin kurallar ile pay sahibinin temsilcisine internet sitesi
aracılığıyla talimat vermesi esas ve usulleri Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak bir
tebliğle düzenlenir.109
Madde 15282. Uygulama kuralları
MADDE 1528- (1) Elektronik ortamı kullanmak isteyen ortaklar, pay sahipleri ve
yönetim kurulu üyeleri elektronik posta adreslerini şirkete bildirirler.
Madde 1529E) Kurumsal yönetim ilkeleri
MADDE 1529- (1) Halka açık anonim şirketlerde kurumsal yönetim ilkeleri, yönetim
kurulunun buna ilişkin açıklamasının esasları ve şirketlerin bu yönden derecelendirme kural
ve sonuçları Sermaye Piyasası Kurulu tarafından belirlenir.
(2) Sermaye Piyasası Kurulunun uygun görüşü alınmak şartıyla, diğer kamu kurum ve
kuruluşları, sadece kendi alanları için geçerli olabilecek kurumsal yönetim ilkeleriyle ilgili,
ayrıntıya ilişkin sınırlı düzenlemeler yapabilirler.
Madde 1530F) Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları
MADDE 1530- (1) Aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, ticari hükümlerle
yasaklanmış işlemler ve şartlar batıldır. Ancak, sözleşme uyarınca yerine getirilmesi gereken
edimler için kanunun veya yetkili makamların koymuş olduğu en yüksek sınırı aşan
sözleşmeler en yüksek sınır üzerinden yapılmış sayılır; sınırı aşan edimler hata ile yerine
getirilmiş olmasa bile, geri alınır. Bu sınırlarda, Türk Borçlar Kanununun 27 nci maddesinin
ikinci fıkrasının ikinci cümlesi uygulanmaz.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yönetmelikle”
ibaresi “tebliğle” şeklinde değiştirilmiştir.
(2) Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı,
kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu,
gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya
belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer.
(3) Mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme
süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır.
(4) Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci
fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit
sayılır ve alacaklı faize hak kazanır:
a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden
otuz günlük sürenin sonunda.
b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin
teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda.
c) Borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya hizmetin tesliminden önce
almışsa, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden otuz günlük sürenin sonunda.
d) Kanunda veya sözleşmede, mal veya hizmetin kabul veya gözden geçirme usulünün
öngörüldüğü hâllerde, borçlu, faturayı veya eş değer ödeme talebini, kabul veya gözden
geçirmenin gerçekleştiği tarihte veya bu tarihten daha önce almışsa, bu tarihten sonraki otuz
günlük sürenin sonunda; şu kadar ki, kabul veya gözden geçirme için sözleşmede öngörülen
süre, mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz günü aşıyor ve bu durum alacaklının
aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, kabul veya gözden geçirme süresi mal veya hizmetin
alınmasından itibaren otuz gün olarak kabul edilir.
(5) Sözleşmede öngörülen ödeme süresi, faturanın veya eş değer ödeme talebinin veya
mal veya hizmetin alındığı veya mal veya hizmetin gözden geçirme ve kabul usulünün
tamamlandığı tarihten itibaren en fazla altmış gün olabilir. Şu kadar ki, alacaklı aleyhine ağır
bir haksız durum yaratmamak koşuluyla ve açıkça anlaşmak suretiyle taraflar daha uzun bir
süre öngörebilirler. Ancak alacaklının küçük yahut orta ölçekli işletme (KOBİ) veya tarımsal
ya da hayvansal üretici olduğu veya borçlunun büyük ölçekli işletme sıfatını taşıdığı hâllerde,
ödeme süresi, altmış günü aşamaz.
(6) Gecikme faizi ödenmeyeceğini veya ağır derecede haksız sayılabilecek kadar az
faiz ödeneceğini, alacaklının geç ödeme dolayısıyla uğrayacağı zarardan borçlunun sorumlu
olmayacağını veya sınırlı bir şekilde sorumlu tutulabileceğini öngören sözleşme hükümleri
geçerizdir. Geçersizlik durumunda yedinci fıkra uygulanır.
(7) Bu madde hükümleri uyarınca alacaklıya yapılan geç ödemelere ilişkin temerrüt
faiz oranının sözleşmede öngörülmediği veya ilgili hükümlerin geçersiz olduğu hâllerde
uygulanacak faiz oranını ve alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim
tutarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası her yıl ocak ayında ilan eder. Faiz oranı,
4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda öngörülen
ticari işlere uygulanacak gecikme faizi oranından en az yüzde sekiz fazla olmalıdır.110
Bu fıkrada yer alan faiz oranları ve alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari
giderim tutarı ile ilgili olarak 2/1/2026 tarihli ve 33125 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliğine bakınız.
(8) Mal veya hizmet bedelinin taksitle ödenmesinin öngörüldüğü durumlarda, bu
maddenin ödeme sürelerini düzenleyen hükümleri birinci taksit bakımından uygulanır. Her bir
taksit tutarının ödenmeyen kısmı yedinci fıkrada öngörülen oranda gecikme faizine tabidir.
Alacaklının küçük veya orta ölçekli işletme veya tarımsal veya hayvansal üretici olup
borçlunun büyük ölçekli işletme olduğu hâllerde taksitle ödemeyi öngören sözleşme
hükümleri geçersizdir.
Madde 1531G) “Şirket” ve “ortaklık” terimlerinin kanuniliği
MADDE 1531- (1) Bu Kanuna göre “ortaklık”, “kollektif ortaklık”, “komandit
ortaklık”, “anonim ortaklık”, “sermayesi paylara bölünmüş komandit ortaklık”, “limited
ortaklık” ve “kooperatif ortaklık” terimleri, sırasıyla “şirket”e, “kollektif şirket”e, “komandit
şirket”e, “anonim şirket”e, “sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket”e, “limited şirket”e ve
“kooperatif şirket”e eş anlamda kanuni terimlerdir ve bu terimler birbirleri yerine kullanılabilir.
Madde 1532H) Ticaret sicili harçları
MADDE 1532- (1) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun hükümleri
uyarınca tahsil edilen ticaret sicili harçlarının red ve iadeler düşüldükten sonra kalan tutarının
yüzde yirmibeşi ticaret sicilini tutmakla görevli odaya kaydedilmek üzere aktarılır.
Madde 1533İ) Yürürlükten kaldırılan hükümler
MADDE 1533- (1) 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlükten
kaldırılmıştır.
Geçici Madde 1
GEÇİCİ MADDE 1- (Değişik: 26/6/2012-6335/36 md.)
(1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından belirlenen
Türkiye Muhasebe Standartları;
a) Türkiye Muhasebe Standartları, Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS)
ve yorumlarından,
b) Kurum tarafından değişik işletme büyüklükleri, sektörler ve kâr amacı gütmeyen
kuruluşlar için belirlenen standartlar ve diğer düzenlemelerden,
oluşur.
(2) Aşağıda sayılanlar TMS/TFRS ve yorumlarını uygulamakla yükümlüdür:
a) 1534 üncü maddenin ikinci fıkrasının (b) ilâ (e) bentlerindeki sermaye şirketleri.
b) TMS/TFRS ve yorumlarını uygulamayı tercih edenler.
(3) Aşağıda sayılanlar birinci fıkranın (b) bendine göre belirlenen standart ve
düzenlemeleri uygulamakla yükümlüdür:
a) İkinci fıkranın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalan ve işletme yönetiminde yer
almayan işletme sahipleri, işletmeye borç verenler ve kredi derecelendirme kuruluşları gibi
dış kullanıcılar için genel amaçlı finansal tablo düzenleyen işletmeler.
b) TMS/TFRS’yi uygulamayı tercih eden KOBİ tanımındaki işletmelerden tekrar
KOBİ/TFRS uygulamasına dönmek isteyen işletmeler.
(4) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, değişik işletme
büyüklükleri, sektörler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar itibarıyla Türkiye Muhasebe
Standartlarından muaf olacakları tespit etmeye veya bunlar için ayrı düzenlemeler yapmaya
yetkilidir.
(5) Türkiye Muhasebe Standartları (TMS/TFRS ve yorumları ile KOBİ/TFRS) ve
kavramsal çerçevede belirlenen ilkeler bu Kanunun finansal tablolara ve raporlamaya ilişkin
hükümleri ile ilgili diğer hükümlerine de uygulanır.
Geçici Madde 2
GEÇİCİ MADDE 2- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
Geçici Madde 3
GEÇİCİ MADDE 3- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
Geçici Madde 4
GEÇİCİ MADDE 4- (1) Herhangi bir ticaret şirketi veya kooperatif bu Kanunun
yayımı tarihinden itibaren iki yıl içinde eski türlerine dönmeleri hâlinde aşağıdaki hükümlere
tabi olurlar:
(2) Bu hâlde, bu Kanunun tür değiştirmeye ve nisaplara ilişkin hükümleri uygulanmaz,
aşağıdaki nisaplar geçerli olur:
a) Eski türüne dönecek şirket, kollektif, komandit ve sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirket ise, tür değiştirmeyle ilgili tüm kararlar bütün ortakların çoğunluğu ile alınır.
b) Eski türüne dönecek şirket anonim şirket ise, tür değiştirme ile ilgili bütün kararlar
için, yönetim kurulu bütün üyelerin çoğunluğuyla ve genel kurul sermayenin en az yüzde
ellisini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığı ile toplanır. Birinci
toplantıda bu nisaba ulaşılamazsa, ikinci toplantıda toplantı nisabı sermayenin üçte biridir. Bu
hâlde kararlar yönetim kurulunda hazır bulunan üyelerin çoğunluğuyla, genel kurulda ise
toplantıda mevcut oyların çoğunluğuyla alınır.
c) Eski türüne dönüşecek şirket limited şirket ise tür değiştirmeye ilişkin tüm kararlar
sermayenin en az yüzde ellisine sahip ortakların çoğunluğunun kararıyla alınır.
d) Eski türüne dönüşecek şirket bir kooperatif ise, tür değiştirmeye ilişkin kararlar
kooperatif ortaklarının en az çoğunluğunun genel kurulda temsil edilmesi şartıyla, toplantıda
mevcut ortakların çoğunluğuyla alınır.
(3) Şirket sözleşmesinde, esas sözleşmede veya ana sözleşmede ya da herhangi bir
sözleşmede yer alan bir veto hakkı, bu madde hükümlerine göre verilecek tür değiştirme
kararlarında geçerli olmaz. Kamu kuruluşlarına tanınan altın paydan doğan haklar saklıdır.
(4) Diğer tür değiştirme işlemleri 6762 sayılı Kanuna göre yapılır.
Geçici Madde 5
GEÇİCİ MADDE 5- (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.)
Geçici Madde 6
GEÇİCİ MADDE 6- (Değişik: 26/6/2012-6335/37 md.)
(1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından belirlenen
şirketler 1/1/2013 tarihinde veya özel hesap dönemi dolayısıyla daha sonraki bir tarihte
başlayacak hesap dönemi için, münferit ve konsolide finansal tablolarının düzenlenmesinde,
Türkiye Muhasebe Standartlarını uygulamak zorundadır. Geçiş döneminde hazırlanacak
finansal tablolara ilişkin olarak Türkiye Muhasebe Standartlarında yer alan hükümler
uygulanır.
(2) 400 üncü maddede öngörülen denetçi, 397 nci maddenin dördüncü fıkrasına göre
denetime tabi tutulan şirketlerin yetkili organı tarafından en geç 31/3/2013 tarihine kadar
seçilir. Seçim ile birlikte 6762 sayılı Kanuna göre görev yapan denetçinin görevi sona erer.
397 nci maddenin dördüncü fıkrasına göre denetime tabi olmayan şirketlerin 6762 sayılı
Kanuna göre görev yapan denetçilerinin görevi de 31/3/2013 tarihinde sona erer. Bu tarihe
kadar 6762 sayılı Kanuna göre görev yapan denetçi veya denetçilerin herhangi bir sebeple
vazifelerinin sona ermesi hâlinde 6762 sayılı Kanunun 351 inci maddesi uygulanır.
31/12/2012 tarihinde veya özel hesap dönemi dolayısıyla daha sonraki bir tarihte sona erecek
olan dönemin bilançosu, 6762 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 6762 sayılı Kanun
hükümlerine göre seçilmiş bulunan denetçi tarafından denetlenir. 1/1/2013 tarihini taşıyan
veya özel hesap dönemi dolayısıyla daha sonraki bir tarih itibarıyla çıkarılmış bulunan açılış
bilançosu, bu Kanuna göre seçilmiş denetçi tarafından ve bu Kanun hükümleri uyarınca
denetlenir. Bu Kanun hükümlerine göre seçilen denetçi, denetimini bu Kanun hükümlerine
göre yapar. Ancak, denetçi bu Kanunun 402 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, geçmiş
yıla ait finansal tablolar ile gerekli karşılaştırmayı yapabilmek için, 6762 sayılı Kanuna veya
diğer mevzuata göre hazırlanan finansal tablolara raporunda yer verir. Bu fıkra hükümleri
uyarınca görevleri ve organ sıfatları son bulan denetçinin veya denetçilerin, 6762 sayılı
Kanuna göre toplantıya çağırdıkları genel kurullar toplanır ve azlık, 6762 sayılı Kanunun 367
nci maddesine göre görevleri sona eren denetçilere başvurmuşsa, o usule devam olunur.
(3) Bu fıkranın yürürlük tarihinden önce ilgili mevzuatları uyarınca seçilmiş bağımsız
denetim kuruluşlarının denetimde geçen süreleri 400 üncü maddenin ikinci fıkrasında
belirtilen sürelerin hesaplanmasında dikkate alınır.
Geçici Madde 7(4) (Mülga: 4/7/2012-6353/64 md.)
GEÇİCİ MADDE 7- (Ek: 26/6/2012-6335/38 md.)
(1) 1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve
limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili
kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.111
10/9/2014 tarihli 6552 sayılı Kanunun 133 üncü maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer
alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde” ibaresi “1/7/2015 tarihine
kadar” olarak değiştirilmiştir.
a) 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun
Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler.
b) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine kadar münfesih olan
anonim ve limited şirketler.112
c) Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan
kooperatifler.
d) Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları
yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler.
e) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak
genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula
tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler.
(2) Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya
kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.
(3) Bu madde kapsamındaki şirket ve kooperatifler; ilgili ticaret sicili müdürlüğünce
resen veya herhangi bir kişi, kurum veya kuruluş tarafından kanıtlarıyla birlikte yapılacak
bildirimleri de kapsayacak şekilde, ticaret sicili kayıtları üzerinden yapılacak incelemeyle
tespit edilir.
(4) Ticaret sicili müdürlüklerince;
a) Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son
adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş
kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi
Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren
otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu
hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz
olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet
sitesinde aynen yayımlanır.
b) 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında
bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya
denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun
bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın
silineceği, (…)113 açıkça yazılır.
c) Bu fıkranın (b) bendinde belirtilen şirketler dışında kalan kapsam dâhilindeki diğer
münfesih şirketler ile kooperatiflerden ayrıca, faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları
hâlinde münfesih olma nedenini ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin
10/9/2014 tarihli 6552 sayılı Kanunun 133 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “yürürlük
tarihinden itibaren iki yıl içinde” ibaresi “1/7/2015 tarihine kadar” olarak değiştirilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 10/9/2025 tarihli ve E.: 2025/31, K.: 2025/183 sayılı Kararı ile bu fıkrada
yer alan “şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra
Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu” ibaresi iptal edilmiştir.
bildirilmesi istenir.
(5) a) Tasfiye memuru olarak; şirket veya kooperatifin ortaklarından herhangi biri,
ticaret siciline kayıtlı en son yetkilileri ya da bunların belirleyecekleri üçüncü şahıslar
bildirilebilir. Tasfiye memuru olarak başka ortak veya yönetici tarafından bildirilen ortak veya
yöneticiler ile üçüncü şahısların bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyan da bildirime
eklenir. Üçüncü şahısların tasfiye memuru olarak tescil edilebilmeleri ortakların veya
yöneticilerin hiçbirinin tasfiye memuru olarak bildirilmemiş olmasına bağlıdır.
b) Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içinde tasfiye
memurlarını bildiren şirket ve kooperatiflerin, tasfiye memurları ve tasfiye adresi, ilgili ticaret
sicili müdürlüğü tarafından tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve ilgili odanın
internet sitesinde ilan edilir.
c) Bu ilanda; şirket veya kooperatifin alacaklıları, alacaklarını kanıtlarıyla birlikte ilan
tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurlarına bildirmeye davet edilir. Ayrıca ilanda,
şirket veya kooperatifin mevcut malvarlığı ile alacak ve borçlarını gösterir listenin; belgeleri
ile birlikte ilan tarihinden itibaren bir ay içinde, anonim şirket veya kooperatifin yönetim
kurulu, kurulun bir veya birkaç üyesi, denetçileri, limited şirketlerde ise müdür veya müdürler
tarafından ilgili tasfiye memuruna verilmesi ihtar edilir.
d) Bu fıkra gereğince yapılacak ilan, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış
tebligat yerine geçer.
(6) a) Tasfiye memurları, alacaklıların alacaklarını bildirmeleri için öngörülen sürenin
sonunda şirketin veya kooperatifin durumunu gösteren bir bilanço hazırlar ve tasfiyeyi altı ay
içinde sonuçlandırır. Gerekli hâllerde bu süreyi aşmamak üzere, Gümrük ve Ticaret
Bakanlığınca bir defaya mahsus olmak üzere ek süre verilebilir.
b) Tasfiye memurlarınca hazırlanan bilançoya göre şirket veya kooperatifin
borçlarının varlığından fazla olması hâlinde tasfiye memurları durumu derhal alacaklılara
bildirerek şirket veya kooperatifin iflasına karar verilmesi için mahkemeye başvuruda
bulunmalarını ister. Bildirimde ayrıca, bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde şirket veya
kooperatifin iflası için mahkemeye müracaat edildiğinin bildirilmemesi hâlinde kaydın
silineceği ihtar olunur. Alacaklıların başvurusu üzerine mahkeme iflasın açılmasına karar
verir ve tasfiye İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Süresi içinde şirket veya
kooperatifin iflası için mahkemeye müracaat edildiğinin bildirilmemesi hâlinde tasfiye
memurlarının başvurusu üzerine ilgili şirket veya kooperatifin unvanı ticaret sicilinden silinir
ve bu durum Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.
(7) Bu madde hükümlerine göre yapılacak tasfiye işlemlerinde, ilgili kanunların veya
esas sözleşmelerin genel kurul kararı alınmasını zorunlu kılan hükümleri uygulanmaz.
(8) Bu madde kapsamında tasfiye memurlarınca düzenlenecek son ve kati bilançonun
ticaret sicili müdürlüğüne verilmesi ile tasfiye sona ermiş kabul edilir ve şirketin unvanı
ticaret sicilinden silinerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. İflasına karar verilen
şirket veya kooperatifin ise iflas işlemlerinin tamamlandığının bildirilmesi üzerine şirketin
veya kooperatifin unvanı ticaret sicilinden silinir ve bu durum Türkiye Ticaret Sicili
Gazetesinde ilan edilir.
(9) Tasfiye memurlarına beşinci fıkranın (c) bendinde belirtilen bilgi ve belgelerin
verilmemesi veya tasfiye memurlarınca da bu bilgi ve belgelere erişilememesi hâlinde durum
ticaret sicili müdürlüğüne bildirilerek, başka bir işleme gerek kalmaksızın unvan silinir ve
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.
(10) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış şirket
veya kooperatiflerin genel kurullarının, kanunun öngördüğü asgari süre ve şartlara uygun
olarak toplantıya çağrılmış olmasına rağmen iki defa üst üste toplanamaması ve bu durumun
tevsik edilmesi kaydıyla tasfiye memuru tarafından son ve kati bilançonun ticaret sicili
müdürlüğüne tevdi edilmesi ile tasfiye sona ermiş kabul edilir ve unvan ticaret sicilinden
silinerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.
(11) Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen, süresi içinde cevap
vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hâle
getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirket ve
kooperatiflerin unvanı ticaret sicilinden resen silinir. Resen unvanı silinen şirket ve
kooperatifler, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir.
(12) Altıncı fıkranın (b) bendi, dokuzuncu fıkra ve onbirinci fıkra uyarınca ticaret
sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin borçları, unvanlarının silinmesine
engel teşkil etmez. Ancak, ticaret sicilinden kaydı silinen anonim şirketler ve kooperatiflerin
kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından
doğan sorumlulukları, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun kapsamında devam eder.
(13) Bu madde uyarınca yapılacak tescil ve kayıt silme işlemleri her türlü harçtan, bu
işlemler için düzenlenecek kağıtlar damga vergisinden müstesnadır.
(14) Bu madde kapsamında Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanacak olan
ilanlardan ücret alınmaz.
(15)
Bu
maddede
düzenlenmeyen
hususlarda
ilgili
kanun
ve
esas
sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. (İptal ikinci ve üçüncü cümle:
Anayasa Mahkemesinin 10/9/2025 tarihli ve E.: 2025/31, K.: 2025/183 sayılı Kararı ile.)
Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin
hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır.
Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri
bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…)114 mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin
ihyasını isteyebilir.
(Ek
cümle:23/5/2024-7511/16
md.)
(İptal
cümle:
Anayasa
Mahkemesinin 10/9/2025 tarihli ve E.: 2025/31, K.: 2025/183 sayılı Kararı ile.)
(16) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu maddenin uygulanmasına ilişkin düzenlemeleri
Anayasa Mahkemesinin 22/6/2023 Tarihli ve E: 2023/33, K: 2023/117 Sayılı Kararı ile bu cümlede
yer alan “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” ibaresi iptal edilmiştir.
yapmaya yetkilidir.
Geçici Madde 8
GEÇİCİ MADDE 8- (Ek: 26/6/2012-6335/38 md.)
(1) 1524 üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan denetime tabi
sermaye şirketlerinden internet sitesine sahip olanlar söz konusu maddenin yürürlüğünden
itibaren üç ay içinde internet sitelerinin belli bir bölümünü 1524 üncü maddedeki içeriklerin
yayımlanmasına özgülemek, internet sitesi olmayanlar ise aynı süre içinde internet sitesi
açmak ve bu sitenin belli bir bölümünü anılan maddedeki içeriklerin yayımlanmasına
özgülemek zorundadır.
Geçici Madde 9
GEÇİCİ MADDE 9- (Ek: 26/6/2012-6335/38 md.)
(1) Bu Kanunun göreve ilişkin hükümleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce
açılmış olan davalarda uygulanmaz. Bu davalar, açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan Kanun
hükümlerine tabidir.
Geçici Madde 10
GEÇİCİ MADDE 10 – (Ek: 10/9/2014-6552/134 md.)
14/2/2014 tarihine kadar Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre yapılması gereken
sermaye artırımlarını herhangi bir nedenle yapmamış olan şirketler hakkında asgari sermaye
şartını bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde yapmaları hâlinde fesih işlemi
uygulanmaz. Sermaye artırımında bulunmaması nedeniyle ticaret sicili kaydı silinenlerin de
bu süre içinde sermaye artırımı için başvurmaları hâlinde kayıtları resen yeniden oluşturulur.
Geçici Madde 11
GEÇİCİ MADDE 11 – (Ek: 15/7/2016-6728/72 md.)
(1) 31/12/2016 tarihinden sonra bankalarca çek hesabı sahiplerine 780 inci maddeye
bu Kanunla eklenen hüküm gereğince bulunması gereken karekod ve seri numarası
unsurlarını içermeyen çek yaprağı verilemez. 31/12/2016 tarihinden önce basılan çeklerde bu
unsurlar aranmaz.
Geçici Madde 12
GEÇİCİ MADDE 12- (Ek:6/12/2018-7155/21 md.)
(1) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin
yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile
Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.
Geçici Madde 13
GEÇİCİ MADDE 13 – (Ek:16/4/2020-7244/12 md.)
(1) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesinin 1/6/2023 tarihli ve E: 2020/56, K:
2023/108 sayılı Kararı ile.) Devlet, il özel idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel
kişilerinin ve sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait fonların, doğrudan veya
dolaylı olarak sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip olduğu şirketler hakkında bu
fıkra hükmü uygulanmaz. Bu fıkrada belirtilen süreyi üç ay uzatmaya ve kısaltmaya
Cumhurbaşkanı yetkilidir.115
(2) Genel kurulca 2019 yılı hesap dönemine ilişkin kâr payı dağıtımı kararı alınmış
ancak henüz pay sahiplerine ödeme yapılmamışsa veya kısmi ödeme yapılmışsa, 2019 yılı net
dönem kârının yüzde yirmi beşini aşan kısma ilişkin ödemeler birinci fıkrada belirtilen
sürenin sonuna kadar ertelenir.
(3) Bu maddenin kapsamına giren sermaye şirketlerine ilişkin uygulamaya (…)116 dair
usul ve esasları belirlemeye, Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşünü almak suretiyle Ticaret
Bakanlığı yetkilidir.
Geçici Madde 14
GEÇİCİ MADDE 14 – (Ek:27/12/2020-7262/34 md.)
(1) Hamiline yazılı pay senedine sahip olanlar, 31/12/2021 tarihine kadar Merkezi
Kayıt Kuruluşuna bildirilmek üzere pay senetleri ile birlikte anonim şirkete başvurur. Başvuru
üzerine anonim şirket yönetim kurulu, beş iş günü içinde hamiline yazılı pay sahipleri ile
sahip oldukları paya ilişkin bilgileri Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirir. Pay sahipleri anonim
şirkete başvurmazsa bu Kanundan doğan paya bağlı haklarını gerekli başvuru yapılıncaya
kadar kullanamaz.
(2) Birinci fıkra uyarınca başvuruda veya bildirimde bulunmayanlar 562 nci maddenin
onüçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılır.
Geçici Madde 15
GEÇİCİ MADDE 15- (Ek:23/5/2024-7511/17 md.)
(1) Sermayeleri en az sermaye tutarının altında olan anonim ve limited şirketler,
sermayelerini 31/12/2026 tarihine kadar 332 nci ve 580 inci maddelerde öngörülen tutarlara
yükseltirler, aksi halde infisah etmiş sayılırlar. Çıkarılmış sermayesi en az iki yüz elli bin
Türk lirası olan kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim
şirketler ise başlangıç sermayeleri ile çıkarılmış sermayelerini anılan tarihe kadar beş yüz bin
Türk lirasına yükseltmedikleri takdirde, bu sistemden çıkmış sayılırlar.
(2) Sermayenin 332 nci ve 580 inci maddelerde öngörülen tutarlara yükseltilmesi için
yapılacak genel kurul toplantılarında toplantı nisabı aranmaz, kararlar toplantıda mevcut
oyların çoğunluğu ile alınır ve bu kararlar aleyhine imtiyaz kullanılmaz.
(3) Ticaret Bakanlığı, birinci fıkrada yazılı süreyi birer yıl olarak en çok iki defa
uzatabilir.
Yürürlük117
18/9/2020 tarihli ve 31248 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2948 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı
ile bu fıkrada belirtilen sürenin üç ay uzatılmasına karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 1/6/2023 Tarihli ve E: 2020/56, K: 2023/108 Sayılı Kararı ile bu
fıkrada yer alan "… istisnalar ile..." ibaresi iptal edilmiştir.
26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 39 uncu maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer
alan “; geçici 2 nci ve geçici 3 üncü maddeler ise bu Kanunun yayımı ile birlikte” ibaresi ile üçüncü
fıkrasında yer alan “Küçük ve orta ölçekli sermaye şirketleri ile” ibaresi madde metninden
çıkarılmıştır.
Madde 1534
1 atıf
MADDE 1534 - (1) Kenar başlıkları metne dâhil olan bu Kanun 1/7/2012 tarihinde;
(…)117 yürürlüğe girer. 1524 üncü madde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir
yıl sonra yürürlüğe girer. Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanun hükümleri saklıdır.
(2) Bu Kanunun Türkiye Muhasebe Standartları ile ilgili hükümlerinin yürürlüklerine
aşağıdaki hükümler uygulanır. Bu Kanun;
a) (Mülga: 26/6/2012-6335/39 md.)
b) Sermaye Piyasası Kanununa göre, ihraç ettikleri sermaye piyasası araçları borsada
veya teşkilatlanmış diğer bir piyasada işlem gören şirketler, aracı kurumlar, portföy yönetim
şirketleri ve konsolidasyon kapsamına alınan diğer işletmeler,
c) Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan bankalar ile bağlı
ortaklıkları,
d) 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda tanımlanan sigorta ve
reasürans şirketleri,
e) 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi
Kanununda tanımlanan emeklilik şirketleri,
bakımından 1/1/2013 tarihinde yürürlüğe girer.
(3) (…)117 bu maddenin ikinci fıkrasında sayılanlar dışında kalan her ölçüdeki gerçek
ve tüzel kişi tacirler için yayımlanan ve yayımlanacak olan özel Türkiye Muhasebe
Standartları 1/1/2013 tarihinde yürürlüğe girer.
(4) Bu Kanunun anonim şirketlerin denetlenmesine ilişkin 397 ilâ 406 ncı maddeleri
1/1/2013 tarihinde yürürlüğe girer.
(5) (Ek: 26/6/2012-6335/39 md.) 39 uncu maddenin ikinci fıkrasının ikinci, üçüncü ve
dördüncü cümleleri 1/1/2014 tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 1535Yürütme
1 atıf
MADDE 1535- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
6102 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA
ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ
TARİHLERİNİ GÖSTERİR TABLO
Değiştiren Kanunun/
KHK’nin veya İptal Eden
Anayasa Mahkemesi
Kararının Numarası
6102 Sayılı Kanunun Değişen
veya İptal Edilen Maddeleri
Yürürlüğe Giriş Tarihi
6273
3/2/2012
6335
4, 5, 24, 25, 26, 27, 33, 35, 38, 39,
51, 64, 65, 84, 88, 138, 139, 145,
147, 148, 149, 156, 157, 166, 169,
170, 171, 174, 175, 186, 187, 188,
193, 207, 210, 310, 336, 341, 343,
349, 351, 353, 354, 358, 359, 376,
395, 398, 397, 400, 401, 403, 404,
407, 408, 422, 431, 457, 458, 461,
462, 469, 470, 471, 472, 473, 478,
479, 505, 524, 525, 526, 528, 552,
553, 554, 562, 563, 585, 586, 587,
605, 615, 616, 628, 635, 642, 644,
832, 1522, 1523, 1524, 1526, 1527,
Geçici Madde 1, Geçici Madde 2,
Geçici Madde 3, Geçici Madde 5,
Geçici Madde 6, Geçici Madde 7,
Geçici Madde 8, Geçici Madde 9,
1534 ve ibare değişiklikleri
1/7/2012
6353
Geçici Madde 6
12/7/2012
1/1/2013 tarihinden geçerli
olmak üzere 11/4/2013
359, 397, 400, 635
11/4/2013
6462
1507
3/5/2013
6495
2/8/2013
6552
371,629, Geçici Madde 7, Geçici
Madde 10
11/9/2014
6728
40, 184, 189, 212, 215, 335, 336,
339, 345, 349, 457, 543, 545, 562,
586, 566, 575, 585, 587, 780, 781,
Geçici Madde 11
9/8/2016
6455
Değiştiren Kanunun/
KHK’nin veya İptal Eden
Anayasa Mahkemesi
Kararının Numarası
6102 Sayılı Kanunun Değişen
veya İptal Edilen Maddeleri
Yürürlüğe Giriş Tarihi
KHK/691
22/6/2017
KHK/694
24, 25
25/8/2017
KHK/696
401, 403
24/12/2017
7069
8/3/2018
7078
24, 25
8/3/2018
7079
401, 403
8/3/2018
40, 64, 428, 430, 431
10/3/2018
575, 585, 587
15/3/2018
4, 377, 634
15/3/2018
KHK/700
11, 26, 46, 332, 397, 476, 580,
953, 994
24/6/2018 tarihinde birlikte
yapılan Türkiye Büyük Millet
Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı
seçimleri sonucunda
Cumhurbaşkanının andiçerek
göreve başladığı tarihte
(9/7/2018)
7155
5/A, Geçici Madde 12
1/1/2019
7244
Geçici Madde 13
17/4/2020
7251
28/07/2020
31/12/2020
7262
415, 417, 426, 486, 489, 562,
Geçici Madde 14
1/4/2021
7263
40, 373
3/2/2021
7339
26/10/2021
7341
6/11/2021
7408
4/6/2022
7417
5/7/2022
5/4/2023
5/A
1/9/2023
7418
1000, 1350, 1384, 1385
1/4/2023
Anayasa Mahkemesinin 1/6/2023
Geçici Madde 13
1/8/2023
7099
7101
7445
Değiştiren Kanunun/
KHK’nin veya İptal Eden
Anayasa Mahkemesi
Kararının Numarası
6102 Sayılı Kanunun Değişen
veya İptal Edilen Maddeleri
Yürürlüğe Giriş Tarihi
Geçici Madde 7
15/9/2023
3/4/2024
tarihli ve E: 2020/56, K: 2023/108
sayılı Kararı
Anayasa Mahkemesinin
22/6/2023 Tarihli ve E: 2023/33,
K: 2023/117 Sayılı Kararı
Anayasa Mahkemesinin
18/1/2024 Tarihli ve E: 2021/28,
K: 2024/11 Sayılı Kararı
7511
7519
366, 375, 392, Geçici Madde 7, Geçici
Madde 15
1259
Geçici Madde 7
29/5/2024
9/7/2024
23/12/2025
Anayasa Mahkemesinin
15 inci fıkra altıncı cümle
10/9/2025 tarihli ve E.: 2025/31,
Geçici Madde 7
yayımlanmasından başlayarak
K.: 2025/183 Sayılı Kararı
4 üncü fıkra,
dokuz ay
15 inci fıkra ikinci ve üçüncü cümle
(23/9/2026)
8/5/2026
Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025
tarihli ve E.: 2024/208, K.:
2025/122 Sayılı Kararı